Danıştay danistay 2021/4713 E. 2025/2979 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/4713
2025/2979
13 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4713
Karar No : 2025/2979
DAVACI : ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Valiliği / ...
DAVANIN_KONUSU : Akivades ürünü yetiştiricilik faaliyeti yürüten davacı şirket tarafından, İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu idari işlemi ile 22/08/2020 tarih ve 31221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (No:2020/20)'in 27. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, yapılan yetiştiricilik faaliyetinin avcılık faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen su ürünleri yetiştiriciliği belgesinde üretilen ürünler içerisinde akivadese yer verildiği, bir tür üretim faaliyeti içerisinde oldukları, nitekim kendilerine yetiştiricilik belgesi verildiği, akivades kum midyesi alanında ekstansif yetiştiricilik yaptığı, bu faaliyetin avcılık olarak değerlendirilmesi durumunda ekstansif yetiştiriciliğin anlamını yitireceği, dava konusu Tebliğ'in 27. maddesinin 3. fıkrasında akivades avcılığının yasak olduğu belirtilen tarihlerin anılan ürünün özellikleri göz önüne alındığında hatalı olduğu, akivadesin, üreme ve yumurtlama döneminin ağustos ayının ikinci periyodu ve eylül ayı olduğu, doğal kaynakların korunması, sürdürülebilirliğin sağlanması, üretimin ve popülasyonun devamı için yumurtlama dönemindeki bir ürünün hasat edilmesinin mümkün olmadığı, yasak tarihlerde akivadesin olgunlaştığı ve hasat edilebilir hale geldiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, akivades avcılığına ilişkin getirilen sınırlamaların denizsel ekosistemin ve stokların korunması ile sürdürülebilir işletilmesi için büyük önem arz ettiği, davacının gerçekleştirdiği “ekstansif yetiştiricilik” faaliyetinin suyun doğal verimine dayandığı, dışarıdan herhangi bir etken olmadan tamamen deniz alanında doğal stokların üremesi, gelişmesi ve toplanmasına bağlı bir üretim metodu olduğu, yetiştiricilik alanı dışında yapılan avcılıktan farkı bulunmadığı, yasaklı tarihlerde avcılık yapılması durumunda kaynakların azalması ve hatta yok olmasına neden olunacağı, ülkemiz denizlerinde akivadesin en çok ürediği ve bulunduğu bölgenin İzmir Körfezi olduğu, üreme dönemlerinin ise ilkbahar sonu ve yaz başı olduğu, yasaklı tarihlerde istihsale izin verilmesinin yetiştiricilik alanındaki kaynakların azalmasına, hatta yok olmasına neden olacağı savunulmaktadır.
Davalı İzmir Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir İli, Balçova İlçesi, ... İstihkam Mevkiinde bulunan 74.000 m2 yüzey alanına sahip tesiste, davalı idarece verilen yıllık 300 ton kapasiteli su ürünleri yetiştiricilik belgesi ile akivades yetiştiriciliği faaliyeti yürüten davacı şirketten, Çift Kabuklu Su Ürünleri Yetiştiriciliği Teknik Şartnamesi'ne, 22/08/2020 tarih ve 31222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'de (No: 2020/20) belirtilen "esaslara, zaman, boy ve ağırlık yasaklarına uyulması zorunludur" ibaresinin yeniden eklenmesinin ve anılan Tebliğ'in 27. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen zaman yasağına uyulmasının istenilmesine ilişkin İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı, "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu işleminin ve anılan işlemde bahsi geçen Tebliğ'in (No:2020/20) 27. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, tebliğ, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmaktadırlar.
İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa, düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenleyici işlemler ise; bir yönetmeliğin veya Bakanlar Kurulu kararının (Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin) uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla yönetmeliklerde veya Bakanlar Kurulu kararlarında (Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde) gösterilen usul ve yöntemleri "açıklayıcı" hükümler taşıyan, yeni bir yöntem ve usul getirmeyen; dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir.
1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Yetiştiricilik" başlıklı 13. maddesinde; "Su ürünleri yetiştiricilik tesisleri kurmak isteyenler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından izin almak zorundadır.
Su ürünleri yetiştiricilik tesislerine ilişkin izinler; bu tesislere ait projenin sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve ilmî bakımlardan mahzur taşımaması halinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilir.
Kurulacak yetiştiricilik tesisleri için 4 üncü maddenin son fıkrası hükümleri uygulanır. Yetiştiricilikle ilgili usul ve esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Genel yasaklar, tahdit ve mükellefiyetler" başlıklı 23. maddesinin (b) bendinde; "Sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve bilimsel yönlerden bölgeler, mevsimler, zamanlar, su ürünleri cinsleri, çeşitleri, ağırlık, irilik, büyüklük gibi vasıflar bakımından konulacak yasak, sınırlama ve yükümlülükler yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan 10/03/1995 tarih ve 22223 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yönetmeliği'nin "Genel Yasak, Sınırlama ve Yükümlülükler" başlıklı 16. maddesinin 14. fıkrasında; "Su ürünleri avcılığını düzenlemek üzere, sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, su kirliliği, istihsal yerleri, mevsimler, zamanlar, istihsal vasıtaları, avlanma yöntemleri, su ürünlerinin cinsleri, ağırlıkları ve büyüklükleri yönünden yasak, sınırlama ve yükümlülüklerin Bakanlıkça belirlenerek, Tebliğ şeklinde Resmi Gazete’de ilan edilir." hükmü yer almıştır.
22/08/2020 tarih ve 31221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'in "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Tebliğin amacı; 1/9/2020 - 31/8/2024 tarihleri arasında ticari amaçlı su ürünleri avcılığında uygulanmak üzere bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlar göz önüne alınarak su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir işletilmesinin sağlanması için su ürünleri avcılığına ilişkin yükümlülük, sınırlama ve yasakları düzenlemektir." hükmüne, dava konusu "Çift kabuklu yumuşakça avcılığı" başlıklı 27. maddesinin 3. fıkrasında; "Akivades ve kidonyanın; a) Bütün karasularımızda, 15 Nisan - 31 Ağustos tarihleri arasında avcılığı yasaktır. b) Saros Körfezinde; karasularımızın Çanakkale İli sınırları içerisinde (40° 19.095' N - 26° 13.256' E) ile (40° 33.439' N - 26° 44.845' E) koordinat noktaları arasında kalan kısmında akivades ve kidonya avcılığı yasaktır (Harita-56). c) Akivades avcılığında kullanılan eleklerde, elek göz açıklığı 24 mm'den, kidonya istihsalinde kullanılan eleklerde, elek göz açıklığı 30 mm'den küçük olamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, 1380 sayılı Kanun'un içeriğine yukarıda yer verilen 13. maddesinin dördüncü fıkrası ile 23. maddesinin (b) bendi incelendiğinde, sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve bilimsel yönlerden bölgeler, mevsimler, zamanlar, su ürünleri cinsleri, çeşitleri, ağırlık, irilik, büyüklük gibi vasıflar bakımından konulacak yasak, sınırlama ve yükümlülüklerin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmesine rağmen, bu hususların dava konusu Tebliğ ile düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, dava konusu Tebliğ'in konusunu teşkil eden, su ürünleri avcılığına ilişkin yükümlülük, sınırlama ve yasakların, 1380 sayılı Kanun'un anılan hükmü gereği Yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken Tebliğ ile düzenlenmesinde ve dolayısıyla Tebliğ esas alınarak tesis edilen bireysel işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin ve buna dayalı olarak tesis edilen anılan Tebliğ'in 27. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen zaman yasağına uyulmasının istenilmesine ilişkin İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı, "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu işleminin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İzmir ili, Balçova ilçesi, ... Mevkiinde bulunan 74.000 m2 yüzey alanına sahip tesiste, davalı idarece verilen 300 ton/yıl kapasiteli su ürünleri yetiştiricilik belgesi ile akivades ürünü yetiştiricilik faaliyeti yürüten davacı şirket tarafından, 2017 yılında yapılan başvuru üzerine “Çift Kabuklu Su Ürünleri Yetiştiriciliği Teknik Şartnamesi”nde yer alan su ürünleri avcılığını düzenleyen tebliğde belirtilen boy, ağırlık, zaman yasağı bölümü çıkartılarak yeniden düzenlenmesi talebi davalı Bakanlıkça uygun görülerek teknik şartnameden çıkarılmış.
Ancak İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu idari işlemi ile Çift Kabuklu Su Ürünleri Yetiştiriciliği Teknik Şartnamesi'ne, 22/08/2020 tarih ve 31222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (No: 2020/20)'de belirtilen "esaslara, zaman, boy ve ağırlık yasaklarına uyulması zorunludur" ibaresinin yeniden eklenmesi gerektiği hususu belirtilmiştir.
Bunun üzerine anılan işlemin ve işlemde yer verilen 22/08/2020 tarih ve 31221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (No:2020/20)'in 27. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 11/08/2024 tarih ve 32629 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünler Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2024/20)'in 52. maddesi ile dava konusu Tebliğ'in bir bütün olarak yürürlükten kaldırıldığı görülmekte ise de; yeni Tebliğ'in 28. maddesinin 3. fıkrasında dava konusu düzenlemelere koordinat değişiklikleri dışında aynen yer verildiği anlaşıldığından; uyuşmazlığın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği sonucuna varılarak işin esasına geçilmesi uygun görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği; 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan hükümlerin incelenmesinden; bir düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği gibi söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bir uygulama işleminin varlığı hâlinde, bu işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde birel veya düzenleyici işleme yahut her ikisine birden dava açılabileceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 02/04/2021 tarihli uygulama işleminin tarafına 03/05/2021 tarihinde tebliği üzerine davacının bakılan davayı, 02/07/2021 tarihinde, dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca 60 günlük yasal sürenin son gününde açtığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davalı Tarım ve Orman Bakanlığının süre itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun 22/07/2003 tarih ve 4950 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilen "Yetiştiricilik" başlıklı 13. maddesinde, "Su ürünleri yetiştiricilik tesisleri kurmak isteyenler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından izin almak zorundadır.
Su ürünleri yetiştiricilik tesislerine ilişkin izinler; bu tesislere ait projenin sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve ilmî bakımlardan mahzur taşımaması halinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilir.
Kurulacak yetiştiricilik tesisleri için 4 üncü maddenin son fıkrası hükümleri uygulanır.
Yetiştiricilikle ilgili usul ve esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına;
"Genel yasaklar, tahdit ve mükellefiyetler" başlıklı 23. maddesi, (b) bendinde, "Sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve bilimsel yönlerden bölgeler, mevsimler, zamanlar, su ürünleri cinsleri, çeşitleri, ağırlık, irilik, büyüklük gibi vasıflar bakımından konulacak yasak, sınırlama ve yükümlülükler yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.
10/03/1995 tarih ve 22223 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yönetmeliğinin "Genel Yasak, Sınırlama ve Yükümlülükler" başlıklı 16. maddesinde, su ürünleri avcılığının düzenlenmesine ilişkin genel yasak, sınırlama ve yükümlülükler belirtildikten sonra, su ürünleri avcılığını düzenlemek üzere, sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, su kirliliği, istihsal yerleri, mevsimler, zamanlar, istihsal vasıtaları, avlanma yöntemleri, su ürünlerinin cinsleri, ağırlıkları ve büyüklükleri yönünden yasak, sınırlama ve yükümlülüklerin Bakanlıkça belirlenerek, tebliğ şeklinde Resmi Gazete’de ilan edileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
29/06/2004 tarih ve 25507 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin 4. maddesinde, su ürünleri yetiştiriciliğinin, yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini; entansif yetiştiriciliğin, tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği; ekstansif yetiştiriciliğin, suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği ifade ettiği belirtilmiştir.
22/08/2020 tarih ve 31221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'in "Çift kabuklu yumuşakça avcılığı" başlıklı 27. maddesi, 3. fıkrasında, "Akivades ve kidonyanın;
a) Bütün karasularımızda, 15 Nisan - 31 Ağustos tarihleri arasında avcılığı yasaktır.
b) Saros Körfezinde; karasularımızın Çanakkale İli sınırları içerisinde (40° 19.095' N - 26° 13.256' E) ile (40° 33.439' N - 26° 44.845' E) koordinat noktaları arasında kalan kısmında akivades ve kidonya avcılığı yasaktır (Harita-56).
c) Akivades avcılığında kullanılan eleklerde, elek göz açıklığı 24 mm'den, kidonya istihsalinde kullanılan eleklerde, elek göz açıklığı 30 mm'den küçük olamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I- 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (No:2020/20)'in incelenmesi:
Bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, dayanaklarını üst düzeydeki kurallardan aldıkları kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar dayanağını Anayasadan, yönetmelikler ise dayanağını kanunlardan almaktadır. Dolayısıyla, bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
Nitekim, belirtilen hiyerarşinin, yönetmelikler bakımından ifadesi niteliğini taşıyan Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olmak (kanuni idare) ve dayanak üst normlara aykırı olmamak (normlar hiyerarşisi) kaydıyla, Anayasada belirtilen "yönetmelik" veya Anayasada adının zikredilmemesi sebebiyle "adsız düzenleyici işlem" olarak tanımlanan ve hiyerarşik olarak yönetmelikten alt düzeyde bulunan yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapma görev ve yetkisine sahiptir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, 1380 sayılı Kanun'un 13. maddesinin dördüncü fıkrası ile aynı Kanunun 23. maddesinin (b) bendine göre, su ürünleri yetiştiriciliğinin sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve bilimsel yönlerden bölgeler, mevsimler, zamanlar, su ürünleri cinsleri, çeşitleri, ağırlık, irilik, büyüklük gibi vasıflar bakımından konulacak yasak, sınırlama ve yükümlülüklerin davalı Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, belirtilen hususların dava konusu Tebliğ ile düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, dava konusu Tebliğ'in konusunu teşkil eden, su ürünleri avcılığına ilişkin yükümlülük, sınırlama ve yasakların, 1380 sayılı Kanun'un anılan hükmü gereği Yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken, Tebliğ ile düzenlenmesinde yetki ve şekil unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
II- İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu idari işleminin incelenmesi:
Uyuşmazlıkta, davacı şirketten, Çift Kabuklu Su Ürünleri Yetiştiriciliği Teknik Şartnamesi'ne, 22/08/2020 tarih ve 31222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2020/20)'de belirtilen "esaslara, zaman, boy ve ağırlık yasaklarına uyulması zorunludur" ibaresinin yeniden eklenmesinin ve anılan Tebliğ'in 27. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen zaman yasağına uyulmasının istenilmesine ilişkin dava konusu İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu işleminin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Uygulama işlemine dayanak olan dava konusu Tebliğ'in yukarıda izah edildiği şekilde hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden, Tebliğ esas alınarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu 22/08/2020 tarih ve 31221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No:2020/20)'in 27. maddesinin 3. fıkrasının İPTALİNE,
2\. İzmir Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı "Su Ürünleri Yetiştiriciliği" konulu idari işleminin İPTALİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 13/06/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Uyuşmazlıkta, 1380 sayılı Kanun'un 13. maddesinin dördüncü fıkrası ile, su ürünleri yetiştiriciliğine ilişkin hususlarda; 23. maddesinin (b) bendiyle de, sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve bilimsel yönlerden bölgeler, mevsimler, zamanlar, su ürünleri cinsleri, çeşitleri, ağırlık, irilik, büyüklük gibi vasıflar bakımından konulacak yasak, sınırlama ve yükümlülükler konusunda davalı Bakanlığa yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verildiği; davalı Bakanlıkça söz konusu yetki kapsamında çıkarılan Su Ürünleri Yönetmeliği'nde, su ürünleri avcılığı yapılabilecek alan, zaman ve sair şartların; içsulardaki istihsal durumu gibi fiili durumların düzenli ve su ürünleri avcılığı yapılabilecek alan, zaman ve sair şartların; içsulardaki istihsal durumu gibi fiili durumların düzenli ve sürekli olarak takibi suretiyle belirlenmesi ve mevcut kurallarda değişikliğe ihtiyaç duyulduğunun tespiti üzerine kamu yararı doğrultusunda ivedi olarak değiştirilmesi gerektiği gözetilerek, yönetmelikle genel çerçeve belirlendikten sonra konunun detaylarının Bakanlıkça yayımlanan ticari amaçlı su ürünleri avcılığına yönelik tebliğ ile düzenlenmesinin öngörüldüğü; dolayısıyla, fiili koşullara göre sürekli değiştirilmesi ihtiyacı bulunan, bu nedenle de yönetmelikle düzenlenmesi mümkün görülmeyen teknik detayların tebliğ ile düzenlenmesinde yetki ve şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmakta olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen Daire kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.