SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/4698 E. 2025/1990 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/4698

Karar No

2025/1990

Karar Tarihi

14 Nisan 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4698 E. , 2025/1990 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4698
Karar No : 2025/1990

DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...

DAVALI: ... Kurumu / ...
VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN_KONUSU: 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesine, 19/01/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile eklenen 13. fıkranın iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesiyle, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonunun kurulduğu, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 17. fıkrasında başvuru neticesinde hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin özel bir düzenleme bulunduğu, dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan bu Kanun'a aykırı olduğu, Kanun'un amacının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuran sigortalıların taleplerinin kısmen veya tamamen reddedilmesi hâlinde karşı tarafa ödenecek avukatlık ücretinin uyuşmazlık konusu miktarla karşılaştırıldığında yüksek kalabildiği durumlarda sigortalıları korumak amacıyla getirilmesine rağmen dava konusu Yönetmelik ile Kanun'da yer alan bu kuralın her iki taraf aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretini kapsar şekilde genişletildiği ve düzenlemenin dayanağı olan Kanun hükmüne aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI: Usûl yönünden, davanın süresinde açılmadığı, davacının daha önce işbu dava ile tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir başka dava daha açtığı, bu dava sonucunda Danıştay Onuncu Dairesince verilen süre aşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği, davanın süre ve kesin hüküm nedenleriyle reddi gerektiği; esas yönünden, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ''Tahkim'' başlıklı 30. maddesinin 17. fıkrasında, ''Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.'' kuralına yer verildiği, 23. fıkrasında ise, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hâllerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı hükmünün bulunduğu, tarafların hükmolunmasını istedikleri sonucun talep olarak kabul edildiği, dava konusu miktarın davacı tarafından belirlenmesinin sonucu değiştirmeyeceği, sigortacılık yapan kuruluşun da karşı tarafın haksız olduğunu iddia ederek kendi lehine hüküm kurulmasını talep ettiği, ''Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler'' şeklinde çoğul bir ifade kullanılarak talep kavramının tüm tarafları kapsayacak şekilde düzenlendiği belirtilerek dava konusu düzenlemenin hukuka ve üst normlara uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 17.08.2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanın Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesine, 19/1/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle eklenen 13. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 1. fıkrasında, "Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur." hükmüne, ''Sigortacılıkta Tahkim'' başlıklı 30. maddesinin 17. fıkrasında, ''Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu hükmün gerekçesinde, Sigorta Tahkim Komisyonuna genellikle düşük meblağlar için başvurulduğu, bu durumda talebi kısmen veya tamamen reddedilen taraf için, yargılama giderleri arasında yer alan avukatlık ücretinin uyuşmazlık konusu miktarla karşılaştırıldığında yüksek kalabildiği dikkate alınarak gerekli düzenlemenin yapıldığı belirtilmiş, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuran kişi, zararının giderilmesi talebinde bulunduğu gibi davalı konumunda bulunan sigortacılık yapan kuruluşların da bu başvurunun reddedilmesine yönelik bir talebinin bulunduğu, Kanun hükmünde ''Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler'' şeklinde çoğul bir ifade kullanıldığı dikkate alındığında, uyuşmazlığın tüm taraflarının bu hüküm kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
19/01/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle, Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkrada, ''Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.'' hükmüne yer verilmiş, dayanak alınan Yasada, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmış ve beşte bir oranı kabul edilmiştir.
Ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, farklı dava, takip ve bunların dışındaki hukuki yardımlarda konusuna ve mahkemesine göre Avukata ödenecek asgari ücret belirlenmiş olmakla, hem başvurucu konumunda bulunan kişiyi hem de davalı konumunda bulunan sigortacılık yapan kuruluşu kapsar şekilde bir vekalet ücretinin beşte birinin tespiti gerekmekte olup, bu itibarla yapılan düzenlemede Asliye Mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekalet ücretinin baz alınarak beşte bir oranına göre taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin öngörülmesinde, dayanağı mevzuat hükümlerine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 17/10/2019 tarih ve 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulduğu, 47 sayılı Kararname'nin geçici 2. maddesi uyarınca mülga Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili açılmış ve açılacak davalarda adı geçen Kurumun taraf sıfatını kazandığı anlaşıldığından, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı hasım mevkiinden çıkartılarak dava yalnızca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı husumeti ile görüldü, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacının itiraz eden vekili sıfatıyla bulunduğu uyuşmazlık dosyasında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin... tarih ve ... sayılı kararı ile Uyuşmazlık Hakem Heyetinin ... tarih ve... sayılı kararına karşı yapılan itiraz kabul edilerek anılan karar kaldırılmış ve yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş ve itiraz eden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrası ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17. maddesi uyarınca belirlenen maktu ücretin beşte birine karşılık gelen ücret kadar vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
Bunun üzerine anılan dosyanın vekili olan ve söz konusu kararın kendisine 28/06/2021 tarihinde tebliğ edildiğini belirten davacı tarafından, beşte bir oranında vekâlet ücretine hükmedilmesinin dayanağı olan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasının iptali istemiyle 29/07/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USÛL YÖNÜNDEN:
Davalı İdarenin Süre İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in dava konusu düzenlemesinin 19/01/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış olmasına karşın, davanın bu süreden çok sonra açıldığı ve süresinde olmadığı ileri sürülerek süre itirazında bulunulmuşsa da dava konusu düzenleme göz önünde bulundurularak, 6584 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrası ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17. maddesi uyarınca belirlenen maktu ücretin beşte birine karşılık gelen ücret kadar vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin uygulama işlemi niteliğindeki ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya 28/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bakılan davanın da bu tarihinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca altmış günlük dava açma süresi içinde 29/07/2021 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı İdarenin Kesin Hüküm İtirazının İncelenmesi:
Davalı idare tarafından, işbu davadan daha önceki bir tarihte, tarafları aynı olan ve aynı konuda, aynı nedenlerle davacı tarafından açılan dava sonucunda Danıştay Onuncu Dairesince verilen süre aşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği, bu hâli ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesinde yer alan kesin hüküm düzenlemesine aykırılık oluşacağından dava şartı yokluğundan işbu davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik'in 16. maddesinin 13. fıkrasının iptali istemiyle daha önce de 19/12/2019 tarihinde dava açılmış, bu dava, Dairemizin 2019/12766 sayılı esasına kaydedilmiş, dava dilekçesinde sigorta tahkim komisyonunda görülen uyuşmazlıklarda vekil sıfatıyla yer aldığına ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonunun ....E..., ....E..., ....E..., ....E... ve ....İ... sayılı kararları bildirilmiş; ancak bu kararların dosyaya sunulamaması üzerine Dairemizin 10/03/2020 tarihli ara kararıyla bu kararların örnekleri istenilmiş, ara kararı gereği anılan kararlar dosyaya sunulsa da bu kararların hiçbirinde davacının adının "vekil" olarak yer almadığı görüldüğünden, Dairemizce 09/09/2020 tarihinde verilen ikinci ara kararı ile davacı tarafından söz konusu kararlara ilişkin başvuruların vekil sıfatıyla takip edilip edilmediği hususunun aydınlatılması gerektiğinden bu dosyalara sunulan vekâletnamelerin ve anılan kararların tebliğ tarihlerine ilişkin bilgi ve belgelerin bir örneğinin gönderilmesi istenilmiş, davacı tarafından ara kararına cevaben sunulan vekâletnamelerde de davacının adının vekil sıfatıyla yer almadığının anlaşılması üzerine Dairemizin 23/12/2020 tarih ve E:2019/12766, K:2020/6882 sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacının itiraz eden vekili sıfatıyla bulunduğu uyuşmazlık dosyasında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin... tarih ve ... sayılı kararı ile Uyuşmazlık Hakem Heyetinin ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan itiraz kabul edilerek anılan karar kaldırılmış ve yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş ve itiraz eden kendisini vekil (davacı) ile temsil ettirdiğinden 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrası ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17. maddesi uyarınca belirlenen maktu ücretin beşte birine karşılık gelen ücret kadar vekâlet ücretine hükmedilmiş; bunun üzerine anılan dosyanın vekili olan ve söz konusu kararın kendisine 28/06/2021 tarihinde tebliğ edildiğini belirten davacı tarafından, beşte bir oranında vekâlet ücretine hükmedilmesinin dayanağı olan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, doktrinde, şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmaktadır.
Şekli anlamda kesin hüküm ile, görülmekte olan davanın şeklen sona ermesi, olağan kanun yollarının tüketilmesi ya da bulunmaması kastedilmektedir.
Maddi anlamda kesin hüküm ise; uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını; diğer bir anlatımla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ifade etmektedir. Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması halinde; tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Dava şartı yokluğu (ilk inceleme sorunları) nedeniyle davanın usul yönünden reddine ilişkin kararlar, uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapılmaksızın verildiğinden, maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla, bu şekilde usul yönünden reddedilen davaların, dava açma şartlarının oluşması halinde yeniden açılmasına hukuki engel bulunmamaktadır.
Buna göre uyuşmazlıkta, Dairemizin 23/12/2020 tarih ve E:2019/12766, K:2020/6882 sayılı kararının şekli anlamda kesinleştiği ve bu kararla sonuçlanan dava ile bakılan davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olduğu açıktır. Ancak E:2019/12766 sayılı dosyada, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen karar, esasa ilişkin bulunmaması nedeniyle kesin hüküm niteliği taşımadığından; bu kararın, bakılan dava bakımından bağlayıcı olduğunun, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamayacağının kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, işbu dava bakımından, daha önce verilen Daire kararının kesin hüküm teşkil etmeyeceği dikkate alındığında, davalı idarenin itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında,
"Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir." hükmüne;
"Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinde,
"(1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur.
...
(17) Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.
...
(21) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesine dayanılarak hazırlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmelik'le, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nda öngörülen tahkim sistemine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Adı geçen Yönetmelik'in 16. maddesine, 19/01/2016 tarihli Resmi Gazete nüshasında yayımlanan Yönetmelikle eklenen dava konusu 13. fıkrasında, "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinin, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Dava konusu düzenlemede, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurular neticesinde, tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olacağı hususuna yer verildiği görülmektedir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ''Sigortacılıkta Tahkim'' başlıklı 30. maddesinin 17. fıkrasında, ''Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.'' hükmü yer almaktadır.
Söz konusu kanun hükmünün gerekçesinde, Sigorta Tahkim Komisyonuna genellikle düşük meblağlar için başvurulduğu, bu durumda talebi kısmen veya tamamen reddedilen taraf için, yargılama giderleri arasında yer alan avukatlık ücretinin uyuşmazlık konusu miktarla karşılaştırıldığında yüksek kalabildiği dikkate alınarak gerekli düzenlemenin yapıldığı belirtilmiştir.
Sigortacılık Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükmünde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler'' şeklinde çoğul bir ifade kullanıldığı, Kanun'un gerekçesinde de "talebi kısmen veya tamamen reddedilen taraf" açıklamasına yer verildiği, bu çerçevede Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuran kişinin zararının giderilmesi yönünde talebinin bulunduğu gibi davalı konumundaki sigortacılık yapan kuruluşların da bu başvurunun reddedilmesini talep ettiği göz önünde bulundurulduğunda; Kanun hükmünün uyuşmazlığın tüm taraflarını kapsadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılacak başvuru neticesinde uyuşmazlığın her iki tarafı aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olacağına ilişkin dava konusu düzenlemede dayandığı mevzuat hükümlerine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, aynı düzenlemeye karşı açılan başka bir davada, davanın reddi yolunda verilen Dairemizin 01/10/2020 tarih ve E:2016/363, K:2020/3414 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/02/2022 tarih ve E:2021/899, K:2022/580 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim