Danıştay danistay 2021/4653 E. 2025/2265 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/4653
2025/2265
28 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4653
Karar No : 2025/2265
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Nak. Gıda Hay. Petrol Ür.
San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türkiye-Irak arasında uluslararası taşımacılık işi yapan davacı şirket tarafından, Şırnak ili, Silopi ilçesinde uygulanan sokağa çıkma yasağı sürecinde Habur Sınır Kapısı'nın giriş-çıkışlara kapatılması sebebiyle şirkete ait araçların çalıştırılamamasından dolayı uğranıldığı iddia edilen maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Şırnak Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; taşımacılık faaliyetinde bulunan davacı tarafından, talep olunan ticari faaliyet kapsamında mahrum kalınan kazanç ve muhtemel gelir kayıplarının karşılanması talep edilmiş ise de, bu zarar kalemlerinin 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamına girmediği ve muhtemel zarar niteliğinde olduğu, bu nedenle söz konusu zararların karşılanması talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, talep ettiği zararların açıkça 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklı zararlar niteliğinde olduğu iddiasıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Türkiye-Irak arasında uluslararası taşımacılık işi yapan davacı şirket tarafından, Şırnak ili, Silopi ilçesinde uygulanan sokağa çıkma yasağı sürecinde Habur Sınır Kapısı'nın giriş-çıkışlara kapatılması sebebiyle şirkete ait araçların çalıştırılamamasından dolayı uğranıldığı iddia edilen maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yapılan başvurunun, tazmini talep edilen zararların Kanun kapsamına girmediğinden bahisle reddine ilişkin Şırnak Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı ile davalı idare arasında Habur Sınır Kapısının- süresi dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamakla birlikte- belli bir süre terörle mücadele faaliyeti kapsamında kapatıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacının idareye başvuru dilekçesinde söz konusu sınır kapısının kapatılması sebebiyle, ticari faaliyet yürütülememesine rağmen katlanılan giderleri (işçilerin maaşları, SGK primleri, kredi borçları vs.) + süreç içerisinde uğradığı gelir kaybı zararının karşılanmasını talep ettiği, idarece dava konusu işlem ile bu talebin Kanun kapsamına girmediğinden bahisle reddedildiği, davacının dava dilekçesinde yine aynı zarar kalemlerinden bahsederek dava konusu işlemin iptalini istediği anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.", 5. maddesinde, ''Komisyonun görevleri şunlardır: a) Zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu hâlinde bu Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek. b) Kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları; zarar görenin değerlendirebileceği enkaz ve diğer yararlar; sigorta şirketlerince veya ilgili mevzuata göre kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kuruluşlarınca ödenen tazminatlar, tedavi ve cenaze giderlerinin zarar miktarından mahsup edilmesi suretiyle belirlenen ve 9 uncu veya 10 uncu maddelere göre yapılan nakdî veya aynî ödeme miktarını içeren sulhname tasarılarını hazırlamak. ...", 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar'', 8. maddesinin 1. fıkrasında, "7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir." hükümleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan davada, idare tarafından, bölücü terör örgütü mensuplarıyla daha etkili mücadele edilebilmesi ve bu süreçte vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla sokağa çıkma yasağı ilan edildiği görülmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali istemiyle açılan davada, davacı şirketin karşılanmasını istediği zarar kalemlerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı ve muhtemel zarar niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar" Kanun kapsamında karşılanabilecek zarar kalemlerinden biri olarak sayılmıştır. Mal varlığının, bir kişinin para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tümünü ifade ettiği dikkate alındığında, kişinin mülkiyetinde bulunanların yanı sıra zilyetliğinde bulunan taşınır veya taşınmaz eşya ile sözleşmeden ya da kanundan doğan haklarına ulaşamamasından kaynaklanan zararların da “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında yer aldığı sonucuna varılmaktadır. Bu sonuç, anılan Kanun maddesinin "amaçsal yorum" neticesinde ortaya çıkarılan anlamına da uygun düşecektir.
Bu açıdan, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, sokağa çıkma yasağı tedbiri veya terör eylemlerinin/olaylarının sebep ve tesiri ile mal varlıklarına ulaşamamaları, onları kullanamamaları, ticari faaliyetlerini sürdürememeleri sonucu uğradıkları zararların, 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca karşılanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, davacı şirketin, terörle mücadele nedeniyle yürütülen faaliyetler kapsamında alınan tedbir nedeniyle, ticari faaliyetini yürütememesinden kaynaklanan zararların 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacının talep ettiği zarar kalemlerinin muhtemel zarar niteliğinde olup olmadığı hususuna gelince, davacı şirket tarafından idareye başvuru dilekçesinde, ticari faaliyet yürütememesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı giderler olarak; işçilerin maaşları, SGK primleri, kredi borçları belirtilmiş, bu zararların karşılanması istenilmiş, ayrıca gelir kaybına karşılık davalı idareden maddi tazminat talebinde bulunulmuştur. Davacı tarafından, kalem kalem açıkça belirtilmemiş ise de, idareye başvuru dilekçesinin sonuç kısmından giderler+gelir kaybı= brüt zararın talep edildiği, brüt zararın da davacı tarafından gelir kaybı olarak isimlendirildiği dilekçeden anlaşılmaktadır.
Söz konusu zarar kalemlerin hesaplanmasında güçlükler yaşanması mümkün ise de, uğranılan zararın muhtemel zarar niteliğinde olmadığı açıktır. Bir başka ifadeyle, Anayasa Mahkemesinin 2019/37252 no.lu bireysel başvuru kararında da belirtildiği üzere, zararın miktarının tam olarak bilinmemesi muhtemel olduğu anlamına gelmez. Zararın hesaplanabilir olması, tazmin yükümlülüğünün doğması için yeterlidir.
Zarar Tespit Komisyonları, 5233 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle, zararın tespiti hususunda gerekli yetkilerle donatılmıştır.
Davacı şirketin sokağa çıkma yasağı sürecinde ticari faaliyet yürütememesine rağmen yaptığını iddia ettiği giderlerden, somut, kanıtlanabilir olanların karşılanması gerekmektedir.
Davacı şirketin, kazanç kaybından kaynaklanan maddi zararının karşılanması yönündeki talebinin ise, davacı şirketin sokağa çıkma yasağı ilan edildiği tarihten itibaren geriye doğru 5 yıllık net kazancını gösteren defter ve belgelerin ilgili kurumlardan getirtilip, kazanç durumunun netleştirilmesinin ardından, günün ekonomik koşulları da göz önünde bulundurularak beş yılın ortalaması alınarak, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak (yapılacak hesaplamada idarece yapılmış bir ödeme varsa bu miktarın, yeniden değerleme oranı esas alınarak güncellenmesi suretiyle mahsup edilmesi ), davacının kazanç kaybı zararı hesaplanmalıdır.
Komisyonun, maddi zarar kalemlerinin ispatında, ücret bordrosu, fatura, vergi beyannamesi gibi bilgi ve belgelerden yararlanabileceği açıktır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu durumda, Komisyon tarafından, davacı şirketin terörle mücadele amacıyla ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle ticari faaliyete devam edememesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı giderler ile kazanç kaybına ilişkin zararının, 5233 sayılı Kanun'un 8. maddesinde belirtildiği şekilde hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde belirlenmesi, zararın tamamının veya bir kısmının 5233 sayılı Kanun'un 5. maddesinde belirtilen farklı bir yöntemle karşılanıp karşılanmadığının araştırılması, karşılanan bir kısım varsa bu kısmın toplam maddi zarar miktarından düşülerek kalan tutarın davacıya ödenmesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.