SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/4473 E. 2025/2395 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/4473

Karar No

2025/2395

Karar Tarihi

6 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4473 E. , 2025/2395 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4473
Karar No : 2025/2395

DAVACI : ...'ye vesayeten ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...

DAVANIN_KONUSU:
a. 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in;
1- 4. maddesinin,
2- 9. maddesinin,
3- 14. maddesinin,
4- 16. maddesinin,
5- 17. maddesinin,
6- 31. maddesinin,
7- 41. Maddesinin, iptaline,
b. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 89. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına,
karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Anayasa'ya aykırılık iddiası bakımından 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 1. fıkrası yönünden, iyi hâl değerlendirmesinde esas alınacak kıstasların subjektif, göreceli ve soyut bir şekilde belirtildiği, örneğin, tekrar suç işleme, mağdura ve başkalarına zarar verme durumunun objektif bir şekilde nasıl tespit edileceğinin ne ilgili Kanun maddesinde ne de Yönetmelik'te belirtilmediği, ayrıca iyi hâl değerlendirmesinde, hükümlülerin haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadıkları kıstasına yer verilmesine rağmen, bunun tespitinin nasıl yapılacağının, iyi niyetten kastın ne olduğunun objektif bir şekilde tespit edilmediği, kişinin ceza infaz kurumunda konulan kurallara uymamasının yaptırımının İnfaz Kanunu uyarınca disiplin cezası olduğu, disiplin cezası yanında iyi hâlli olmadığının da belirtilmesinin mükerrer cezalandırma olduğu; Anayasa'ya aykırılık iddiası bakımından 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 2. fıkrası yönünden, söz konusu kanun metninin açıkça öngörülemez olduğu gibi belirlenebilir de olmadığı, ayrıca ülkemiz ceza infaz kurumlarının hiçbirinde hükümlülerin iyileştirilmesi ve ceza sonrası sosyal hayata hazırlanması için uygulanan bir eğitim, öğretim programının fiilen mevcut olmadığı, hükümlünün kitap okuma alışkanlığının iyi hâl değerlendirmesinde dikkate alınmasının da hukuka aykırı olduğu, İnfaz Kanunu'nda kurum kütüphanesinden yararlanma hakkının tutuklu ve hükümlülerin kendi takdirine bırakıldığı, ayrıca kitap okuma alışkanlığının belirsiz olduğu, iyi hal değerlendirmesinde esas alınan kıstaslardan biri olarak da infaz kurumundan alınan sertifikaların sayıldığı; ancak hâlihazırda sertifika almak için hükümlünün ceza infaz kurumlarında yapılan iyileştirme ve destek programlarına dahil olması veya ceza infaz kurumunun spor, kültürel aktiviteleri ve benzeri gibi etkinliklerine katılımının şart olduğu; ancak ceza infaz kurumlarının hiçbirisinde hükümlüler hakkında iyileştirme ve destekleyici program uygulanmadığı, öte yandan, idare ve gözlem kurulunun kişinin işlediği suçtan pişman olup olmadığını tespit etme yetkisinin olmadığı, etkin pişmanlık gösterme durumunun hükümlünün cezasının infazı aşamasında değil şüpheli/sanık olarak yargılama aşamasında dikkate alınacak bir ceza hukuku kurumu olduğu, 5275 sayılı Kanun’un hiçbir hükmünde, hükümlülerin etkin pişmanlık değerlendirmesinin yapılacağına ilişkin düzenlemenin olmadığı, ayrıca kişinin pişmanlık gösterip göstermediğinin hangi objektif kriterler dikkate alınarak tespit edileceğinin de düzenlenmediği; Anayasa'ya aykırılık iddiası bakımından 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. fıkrası yönünden, bazı suçlar yönünden idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı ya da Cumhuriyet başsavcısının belirlediği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık etmesi zorunluluğunun getirildiği; ancak bu durumun hukuka aykırı olduğu, savcılık makamının iddia makamı olduğu, bu durumun kurulun değerlendirmesini tarafsız ve objektif şekilde yapmasını engelleyecek nitelikte olduğu; Anayasa'ya aykırılık iddiası bakımından 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 6. fıkrası yönünden, yasallık ve kanunun geçmişe yürümemesi ilkesine aykırı olduğu, 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinde koşullu salıvermeden yararlanacaklar ve koşullu salıverme kararı geri alınacakların açıkça sayıldığı, söz konusu maddede idare ve gözlem kurulu kararı ile iyi hâlli olmadığı tespit edilenlerin koşullu salıvermeden yararlanamayacaklarına yönelik bir düzenlemenin bulunmadığı, idari bir kurul olan idare ve gözlem kuruluna yargı makamlarının verebileceği kararları alma yetkisi verildiği, sonuç olarak Kanun'un 89. maddesinin, hukuk devleti, kanun önünde eşitlik, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine aykırı olduğu; dava konusu Yönetmelik ile hükümlülerin iyi hâl değerlendirmelerinde ceza infaz kurumları bünyesinde oluşturulan idare ve gözlem kurullarına sınırsız ve keyfi bir yetki verildiği, birçok hükümlünün koşullu salıverilme tarihi gelmesine rağmen mahkeme kararı olmadan idare ve gözlem kurullarının kararı ile tahliye olmadığı, Yönetmelik'in hükümlülerin kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarını keyfi bir şekilde engellediği, Yönetmelik'in 01/01/2021 tarihinde yürürlüğe girdiği; ancak suç tarihi 29/12/2020 tarihinden önce olan hükümlülere uygulanarak koşullu salıverme süresinin uzatılmasının hukuka aykırı olduğu, yine Yönetmelik'in normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, özellikle İnfaz Kanunu’nda yer alan birçok hükmün bu Yönetmelik karşısında uygulama kabiliyetinin kalmadığı; temel hak ve hürriyetlere ilişkin düzenlemelerin kanun ile yapılması gerektiği, kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkının yönetmelik ile sınırlandırılamayacağı, ayrıca Yönetmelik'in öngörülebilir ve belirlenebilir olmadığı, kurula geniş, sınırsız keyfi bir takdir yetkisi verildiği, iyi hal değerlendirmesinde esas alınacak kriterlerin objektif şekilde belirlenmediği, 5275 sayılı Kanun’da disiplin cezalarının düzenlendiği, bu disiplin cezalarının tekrar değerlendirilmesine ilişkin Yönetmelik'te yer verilen yetki ile mükerrer cezalandırma durumunun ortaya çıktığı; Yönetmelik'in 4. maddesi yönünden, hükümlüler hakkında uygulanacak infaz rejiminin türünü belirleme görevinin yargısal bir yetki olduğu; ancak, gözlem ve sınıflandırma merkezlerine bu madde ile yargısal makam rolünün atfedildiği; Yönetmelik'in 9. maddesi yönünden, hükümlülerin altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağının belirtilmesinin bazı suçlar açısından koşullu salıvermeyi imkansız hâle getirdiği, değerlendirmenin altı ayda bir değil, kesinleşen hapis cezası üzerinden sabit bir oran belirlenerek yapılması gerektiği, ilk gözlem süresinin 60 güne kadar olması ve kişinin bu sürede tek kişilik odada kalmasının da hakkaniyete aykırı olduğu; Yönetmelik'in 14. maddesi yönünden, idare ve gözlem kurulunun görevlerinin düzenlendiği söz konusu maddenin hukuka aykırı olduğu, anılan kurulun iyi hâl değerlendirme yetkisi ile ayrıca koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, açık ceza infaz kurumuna ayrılma yönünden de karar almasının söz konusu kurulun mahkeme veya hâkimlik yetkisini gasp etmesi olduğu; Yönetmelik'in 16. maddesi yönünden, iyi hâl değerlendirmesinin cezaevi idaresinin keyfiliğine bırakıldığı, ayrıca 1. ve 2. fıkralarında düzenlenen iyi hâl değerlendirmesinde esas alınacak kriterlerin subjektif, göreceli, muğlak ve belirsiz olduğu; Yönetmelik'in 17. maddesi yönünden, iyi hâlli olmadığı değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirme süresinin 6 aydan az 1 yıldan fazla olmayacağının düzenlendiği, bu durumun her infaz kurumunda hükümlülerin değerlendirme sürelerinde farklılığa sebep olabileceği, eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve açıkça keyfi bir durum ortaya çıkardığı, aynı maddenin 4. fıkrasının da hukuka aykırı olduğu, hükümlüye tebliğ edilen kararda kararı veren üyelerin isimlerinin dahi belirtilmemesi hâlinde kurulun gerçekten toplanıp toplanmadığı, toplanmışsa yetkili kişilerden oluşup oluşmadığının bilinemeyeceği; Yönetmelik'in 31. maddesi yönünden, hükümlü hakkında verilen disiplin cezası kaldırılmış olsa dahi, Yönetmelik düzenlemesi uyarınca, kaldırılan bir disiplin cezasının iyi hâl değerlendirmesine konu yapılmasının, eksi puan olarak değerlendirilmesinin hukukla bağdaşır bir yanının olmadığı; Yönetmelik'in 41. maddesi yönünden, söz konusu maddenin muğlaklığa sebebiyet verdiği, 01/01/2021 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 3. fıkrası gereği yürürlükten kalkan Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı yönünde bir belirleme olmadığı, dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI: 5275 sayılı Kanun’un 89. maddesine yönelik olarak, maddenin önceki hâlinde sadece koşullu salıverme bakımından iyi hâlin belirlenmesinin esas alındığı, infazın tüm aşamaları bakımından iyi hâl değerlendirmesi yapılmasına ilişkin düzenleme yapılmadığı, anılan maddede yapılan değişiklik ile infazın tüm aşamalarında hükümlülerin tutum ve davranışlarının iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere değerlendirilmesi ve buna göre belirli hak ve imkanlardan faydalanabilmelerinin ve hükümlülerin ceza infaz kurumunda kaldıkları tüm süreler bakımından bir değerlendirme yapılarak buna göre haklarında işlem tesis edilmesinin amaçlandığı, hükümlülerin iyi hâl değerlendirmelerinin öznel yargılara göre değil, ilgili mevzuatta belirtilen usûl ve esaslara göre yapıldığı, Kanun ile belirlenen kriterlerin, hükümlülerin tahliyesini önlemeye yönelik değil, tahliye öncesinde yapılması gereken iyi hâl değerlendirmesinin objektif esaslara göre yapılmasını sağlamaya yönelik olduğu, toplam 50 adet değerlendirme kriterinin bulunduğu, hükümlülerin bu kriterlerde gösterdikleri gelişimin yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servisleri tarafından objektif olarak raporlandığı, bu servisler tarafından hazırlanan raporların idare ve gözlem kurullarının iyi hâlin belirlenmesine dair kararlarına dayanak oluşturduğu; Kanun maddesi ile iyi hâlin belirlenmesine dair temel kriterlerin belirlendiği, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 1. fıkrasında sayılan kriterlerin, ilk anda genel ve nesnel olmayan kriterler gibi görünse de aynı maddenin 2. fıkrasında somut, ölçülebilir birtakım kriterlerin sayıldığı, dava konusu Yönetmelik ile de bu değerlendirme kriterlerinin daha somut, nesnel, ölçülebilir, puanlanabilir bir şekilde açıklandığı, idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usûl ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirmeye tabi tutulma sürelerinin de belirlendiği, düzenlemenin bu yönüyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde olumsuz değerlendirmelere konu olan otomatikleşmiş iyi hâl değerlendirmeleri sorununu çözdüğü; ceza infaz kurumlarında hükümlülerin iyileştirilmesi ve salıverilme sonrasına hazırlanması için eğitim programlarının uygulanmadığı iddia edilmekle birlikte; eğitim ve iyileştirme çalışmalarının yaygınlaştırılması ve niteliğinin arttırılması amacıyla da kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği protokolleri yapıldığı, Yönetmelik'in uygulamaya girdiği tarih öncesinde yoğun bir şekilde uygulanan eğitim ve iyileştirme programlarının yeni dönem ile birlikte bütün taraflar açısından daha planlı, amaçlı, uygulanabilir, ölçülebilir bir nitelik kazandığı; Yönetmelik'in, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hazırlandığı, bu yönüyle Anayasa’nın 124. maddesine aykırılık olmadığı, Yönetmelik hükümleri ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5275 sayılı Kanun ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin uygulanamaz hâle gelen bir maddesinin olmadığı; doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrılanlar hakkında iyi hâl değerlendirilmesi yapılamayacağı iddiası yönünden, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılması, açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılması ya da kapalı veya açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün doğrudan koşullu salıverilmesi aşamasında idare ve gözlem kurulunca iyi hâl değerlendirmesi yapıldığı, ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümlerine bakıldığında da iddia edildiği gibi doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrılanlar hakkında iyi hâl değerlendirmesi yapılamayacağı, sadece kapalı ceza infaz kurumlarından açık ceza infaz kurumlarına ayrılanlar için iyi hâl değerlendirmesi yapılabileceği yönünde bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığı; koşullu salıvermenin engellendiği iddiası yönünden, iyi hâl değerlendirmelerinde iyi hâlli olmadığına karar verilen hükümlülerin koşullu salıverilmelerinin engellendiği iddia edilmekte ise de “iyi hâlli olduğu” tespit edilen, yani infaz hukukunun aradığı ön koşulu yerine getirdiği tespit edilen hükümlünün salıverileceği, aksi uygulamaların, adı üstünde “koşullu” yapılması gereken salıvermenin otomatikleşmesi ve evrensel infaz hukukunun en temel kurumlarından biri olan “koşullu salıverilme” kurumunun göz ardı edilmesi anlamına geleceği, yeniden değerlendirme süresinin altı aydan az, bir yıldan fazla olamayacağı şeklindeki düzenlemenin koşullu salıverilmenin geri alınması değil, yasanın aradığı iyi hâllilik koşulunun sağlanamaması durumunda; hükümlüye bu koşulu sağlamak üzere ek süre verilmesi niteliğinde bir uygulama olduğu ve yurt dışı uygulamalarıyla da örtüştüğü; idare ve gözlem kurulunun koşullu salıvermenin engellenmesi yönünde karar veremeyeceği iddiası yönünden, idare ve gözlem kurulunun iyi hâl değerlendirmesi yapması, yapılan değerlendirme sonunda iyi hâlli olmadığına karar verilen hükümlülerin de doğal olarak açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestliğe ayrılma ve koşullu salıverilme imkanından bir süre daha yararlanamamasının bu değerlendirmenin doğal sonucu olduğu, aksi hâlde yapılan değerlendirmenin bir anlamı olmayacağı, söz konusu iddianın hukuki dayanaktan ve mantık ilkelerinden yoksun bir iddia olduğu, hukuki açıdan konuya bakıldığında ise cezalandırmanın yargısal bir konu, infazın ise idari bir konu olduğu, idare ve gözlem kurulunun da idari bir süreç olan infaza ilişkin kararlar alan bir kurul olduğu, bu kurulun infaz sürecine ilişkin kararlarının ise infaz hâkimliğinin ve akabinde ağır ceza mahkemesinin denetimine tabi olduğu, bu sebeple kurulun yargının alanına giren yetkiler kullandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı; geriye yürümezlik iddiası yönünden, davaya konu Yönetmelik'te, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde yer alan istisnai durumlar (hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverme ve tekerrür hükümleri) söz konusu olmayıp infaz rejiminin işleyişine dair düzenlemeler öngörüldüğü, bu infaz düzenlemelerinin de derhal uygulanacağının izahtan vareste olduğu, “geriye yürüme yasağı” ilkesinin konusunun suç ve ceza kavramları olduğu, infaz uygulamalarının bu ilkenin konusu olmadığı; gözlem kurullarının yetki aşımı yaptığı iddiası yönünden, idare ve gözlem kurullarının mevzuatta sayılan görev ve sorumlulukları yerine getiren bir kurul olduğu, aldığı hiçbir kararın konusunun ceza ve cezalandırma olmadığı, ayrıca idare ve gözlem kurullarınca alınan kararların 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 5. maddesi gereğince işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğinin denetimine tabi olduğu, infaz hâkiminin kararlarına karşı ise şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna başvurulabileceği; idare ve gözlem kurullarının keyfi karar aldığı iddiası yönünden, idare ve gözlem kurullarının, 5275 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik’in 16. maddesi uyarınca en az (12) farklı unvana sahip üyeden oluşan, yasaların kendisine verdiği görevleri yerine getiren, bu amaçla (50) farklı kritere dayalı olarak objektif değerlendirmeler yapan, kararları yargı denetimine tabi olan kurullar olduğu, kurullar tarafından yapılan değerlendirmelerin, hükümlünün ceza süresini etkileyen değerlendirmeler değil, yalnızca infaz sürecine dair değerlendirmeler olduğu, ayrıca, ilgili infaz mevzuatına bakıldığında; açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz etme ve ceza infaz kurumlarından koşullu salıverilmenin bir hak değil, hükümlüye sunulan bir fırsat olduğu, hükümlünün, kendisine sunulan bu fırsatı değerlendirmesi ve hakkında iyi halli olduğu yönünde bir karar verilmesi durumunda bu fırsattan yararlanabileceği, yine, idare ve gözlem kurullarının yasaların kendilerine yüklediği görev ve sorumluluklar doğrultusunda ve yasalar ile belirlenen usul ve esaslara göre görev yaptığı ve kararlar aldığı, bu itibarla; keyfi bir karar alınması ve hükümlü hakkında verilen “iyi hâlli olmadığı” yönündeki kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının yerinde olmadığı, Yönetmelik'in ve dava konusu edilen kısımlarının hukuka ve mevzuata uygun olduğu düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin 4, 9, 14, 16, 17, 31 ve 41'inci maddelerinin iptali istemiyle açılmış olup; söz konusu düzenlemelere dayanak alınan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 89'uncu maddesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 13'üncü maddesinde, "Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır. Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir.
" hükmüne, 89'uncu maddesinde ise, "Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur. Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır. Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır. İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır. Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez. İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlere dayanılarak hazırlanan Gözlem Ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin "Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin oluşturulması" başlıklı 4'üncü maddesinde, "5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen esaslar dâhilinde hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmaları ile durumlarına uygun infaz rejimini belirlemek üzere gözlem ve sınıflandırma merkezleri oluşturulur. Hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde, olmaması hâlinde Bakanlıkça belirlenen ve uygun görülen yerlerdeki kapalı ve açık ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir." hükmüne ; "Hükümlülerin gözlemlenmesi" başlıklı 9'uncu maddesinde "Hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odalarda yapılır. Ancak, ceza infaz kurumunun tek kişilik odası bulunmaması veya sınırlı sayıda olması durumunda bu gözlem, tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir. Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulan hükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gerekli tedbirler alınır. İlk gözlem süresi altmış günü geçemez. Hükümlü, ilk gözlem sonunda yapılan yerleştirme işlemlerine müteakiben kurumda kaldığı süre boyunca gözlemlenir ve gösterdiği gelişim en geç altı ayda bir idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilir. Ancak bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre altmış günden az olan hükümlüler hakkında ilk gözlem kararı alınmaz." hükümlerine yer verilmiş; 14'üncü maddesinde, "İdare ve gözlem kurulunun görevleri" sayılmış, 16'ncı maddesinde, "Kurulun inceleme ve değerlendirme esasları" belirlenmiş, 17'nci maddesinde "Kurul kararları" sayılmış, 31'inci maddesinde "Gelişim değerlendirme sistemi" ile puanlama açıklanmış ve 41'inci maddesinde de, düzenlemenin yürürlük tarihi belirtilmiştir.
5275 sayılı Kanunun yukarıda metnine yer verilen 89'uncu maddesinde, Hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacakları, yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı, Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği, ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişinin katılacağı, Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümlerinin uygulanacağı, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyeceği düzenlenmiş, İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Yönetmeliğin Kanun maddesinde ifade edilen iyi halin belirlenmesine dair usul ve esasları belirlemek üzere çıkarıldığı, ilgili mevzuatta belirtilen usul ve esaslara hükümlülerin değerlendirilmesinin göre yapıldığı, 5275 sayılı Kanunun 89'uncu maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 16'ncı maddesine göre; hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre bir gelişim gösterip göstermediği konularında değerlendirmeye tabi tutulacağı, yapılan değerlendirmelerde ise hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile sosyal-kültürel ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, sosyal ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, kurallara uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı, yasa ile belirlenen bu kriterlerin hükümlülerin tahliye öncesinde yapılması gereken iyi hâl değerlendirmesinin objektif esaslara göre yapılmasını sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmakta olup, düzenlemenin dayanağı mevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemelerde üst norma, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/05/2025 tarihinde, davacı vekili Av....'ın 04/05/2025 tarihli dilekçe ile mazeret bildirdiği, davacının gelmediği, davacıyı temsilen gelen de olmadığı, davalı Adalet Bakanlığını temsilen Av. ... ve Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görüldü, davacı vekilinin mazereti yerinde görülmeyerek açık duruşmaya başlandı. Hazır olan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır olan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in 4., 9., 14., 16., 17., 31. ve 41. maddelerinin iptaline ve bu düzenlemelerin dayanağı olan 29/12/2004 tarih ve 25885 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 89. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
5275 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ilk hâlinde “Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması” düzenlenmiş ve bu madde uyarınca iyi hâlin saptanmasında "toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması" gerektiği hüküm altına alınmıştır. Hükümlünün ceza infaz kurumunda iyi hâlinin devam edip etmediği bu madde esas alınmak suretiyle belirlenmekle birlikte; bu maddede iyi hâlin ne anlama geldiğinin açık olmaması nedeniyle, hükümlüler hakkındaki değerlendirmeler mülga Mülga Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük uyarınca yapılmıştır.
Mülga Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 40. maddesinde, koşullu salıvermeye ve uygulanacak infaz rejimine esas teşkil edecek iyi hâl kararını almanın idare ve gözlem kurulunun görev ve yetkisinde olduğu; 42. maddesinde de, iyi hâlin tespitinde görüş bildirmenin disiplin kurulunun görev ve yetkisinde olduğu belirtilmiş; 133. maddesinin koşullu salıvermede iyi hâlin saptanmasına yönelik olan 1. fıkrasında, “Hükümlünün, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, kurumların düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare ve gözlem kurulunca saptanmış bulunması gerekir.” düzenlemesi yer almıştır.
Bu dönemde, hükümlünün iyi hâlli olup olmadığına yönelik değerlendirme yapılırken başvurulacak yasal düzenlemeler ve bunların uygulanmasını gösteren alt düzenlemelerde kapsamlı bir hukuk kuralının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5275 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen 7242 sayılı Kanun'la değişik 89. maddesi ile birlikte daha kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmıştır. 89. maddenin 1. fıkrasında, "iyi hal" kavramının tanımı yapılmış, bu kapsamda hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı öngörülmüş; 2. fıkrasında ise, iyi hal değerlendirmesinde esas alınacak kriterler belirlenmiş, buna göre birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı (burada kasıt etkin pişmanlık değildir), ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.
Böylelikle, eski Kanun hükmündeki belirsizlik ve eksiklikler giderilerek iyi hal kavramının anlam, kapsam ve değerlendirme esasları objektif bir biçimde belirlenmiş, hükümlülerin değerlendirilmesi sürecinde bu kriterlere göre somut tespitin olabildiğince tarafsız bir şekilde yapılabilmesinin hukuki zemini hazırlanmış ve bu hususlar kanun güvencesi altına alınmıştır. Bu nedenle, anılan fıkralarda Anayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.
Maddenin 3. ve 4. fıkralarında, Cumhuriyet başsavcısının veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği idare ve gözlem kurulunun yapısına yönelik kurallara yer verilmiştir. 529 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinin Kuruluş ve İdaresine Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde belirtildiği üzere, ceza infaz kurumlarının en üst amiri müdür olmakla birlikte Cumhuriyet Başsavcısı, ceza infaz kurumları ve personeli üzerinde her türlü denetim ve gözetim yetkisine sahip olup bu yetkilerini, kendi sorumluluğu altındaki iş bölümünde cezaevi yönetimi ile görevlendireceği Cumhuriyet savcısı aracılığıyla da kullanabilmekte; kurum müdürü, kurumun yönetiminden sıralı amirleri olan kurum Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet Başsavcısı ve Bakanlığa karşı sorumlu bulunmaktadır.
Dolayısıyla, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında yer alan ve mahkumiyet süresi ve/veya suç tipleri bakımından daha tehlikeli olarak kabul edilen hükümlüler yönünden yapılacak iyi hal değerlendirmesine ilişkin kurul toplantısına, ceza hukukçusu olan, ceza infaz kurumu ile personelini denetim ve gözetim yetkisi bulunan, mesleki bilgi ve tecrübeye sahip Cumhuriyet savcısının katılmasının öngörülmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Maddenin 5. fıkrasında, kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Anılan fıkranın da maddenin düzenleniş amacının doğal bir sonucu olduğu ve hukuki belirsizliğin giderildiği dikkate alındığında Anayasa'ya aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Maddenin 6. fıkrasına ise açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin bir yılı geçemeyeceği kural altına alınmıştır. Hükümlülerin Kanun'un verdiği haktan yararlanabilmesinin önünün tamamen kapanmaması amacıyla yeniden değerlendirmeye tabi tutulacakları öngörülmüş, söz konusu yeniden değerlendirme için de objektif ve makul bir azami süre belirlenmiştir.
Öte yandan, kurula verilen görev ve yetkilerin yargısal makamlara ait olduğu, Kanun hükmüyle fonksiyon gaspına neden olunduğu ileri sürülmüş ise de; öncelikle belirtmek gerekir ki, yargı işlevi, hukuksal uyuşmazlıkların veya hukuka aykırılık savlarının yargısal yöntemlerle çözülerek kesin hükme bağlanmasıdır (Gözübüyük Şeref - Tan Turgut, İdare Hukuku Genel Esaslar, C.I, Turhan Kitabevi, Ankara 2001, s.8). Bir makamın yargı organı olarak kabul edilebilmesi için, kanun ile kurulması, yargısal yöntemler kullanması ve yargıç güvencesine sahip olan üyelerden oluşması gerekmektedir (Giritli İsmet- Bilgen Pertev - Akgüner Tayfun, İdare Hukuku, Der Yayınevi, İstanbul 2001, s.803).
Uyuşmazlıkta ise, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere, kanun koyucunun, ceza infaz kurumları nezdinde bir idari kurul olarak teşekkül edecek idare ve gözlem kurullarına, kişi hakkında ceza tayin edilmesi ya da denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazı (5275 s.K.m.105) veya koşullu salıverilme (5275 s.K.m.107) gibi mutlak surette yargı yetkisine dahil bir konuda karar verme yetkisi devretmediği, yalnızca hakkında mahkumiyet kararı bulunan hükümlünün sevk edildiği ceza infaz kurumunda azami 60 günlük bir gözlem süresine tabi tutularak durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve buna göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimine tabi tutulmaları, dolayısıyla sınıflandırılmaları ve gruplandırılmaları, ayrıca (açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı veya koşullu salıverilme gibi yararlanılması iyi hale bağlı hak ve olanaklar yönünden yalnızca) iyi halli olup olmadıklarının saptanması konularında "idari karar" tesis etme yetkisi tanıdığı, (açık ceza infaz kurumuna ayrılma kararı, belirli hükümlüler hariç tek başına idare ve gözlem kurulunca verilebilmektedir) bahse konu idari kararların hukuki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine ve adı geçen kurulun da uyuşmazlığı yargısal yöntemlerle çözdüğünden söz edilmesine olanak bulunmadığı gibi esasen bu kararların 4675 sayılı Kanun uyarınca iki aşamalı olmak üzere yargısal denetime de tabi olduğu, ayrıca kanun koyucunun nispeten önemli ve nitelikli bulduğu durumlar (5275 s.K.m.14/4, 14/5-c vb.) bakımından kurul kararını tek başına yeterli görmeyip infaz hakiminin onayını aradığı, bu suretle idari mekanizmanın yargısal onayla tekemmülünü sağladığı, öte yandan kurulca verilecek idari kararlar sonucunda hükümlülerin bazı ek olanaklardan (açık ceza infaz kurumuna ayrılma, koşullu salıverilme vb.) yararlanamamasının Anayasanın 19. maddesi kapsamında hukuka uygunluk sebepleri arasında yer aldığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelikle düzenlenen "idare ve gözlem kurulu"na ait görev ve yetkilerin yargısal değil yönetsel nitelikte olduğu, dolayısıyla bu görev ve yetkileri veren Kanun hükmü ile dava konusu Yönetmelikte, Anayasaya aykırılık ve fonksiyon gasbı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Maddenin 7. fıkrasında, idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usûl ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir. Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca madde kapsamındaki görevleri koordine etmekle yükümlü davalı idareye yönetmelik ile düzenlenme yapması hususunda yetki veren fıkrada Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu nedenlerle, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istemi ciddi görülmemiştir.
İlgili Mevzuat:
09/11/1982 tarihli ve 17863 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;
"II. Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde,
"Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne;
"IX. Yargı yetkisi" başlıklı 9. maddesinde,
"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." hükmüne;
"X. Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde,
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
...
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." hükmüne;
"II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde,
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne;
"I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde,
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
..." hükmüne;
"III. Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlıklı 19. maddesinde,
Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
...
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir." hükmüne;
"A. Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde,
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne;
"C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde,
"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez." hükmüne yer verilmiştir.
29/12/2004 tarih ve 25685 sayılı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un;
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
(1) Bu Kanunun amacı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir." hükmüne;
"İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." hükmüne;


"İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." hükmüne;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezleri" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin durumlarına uygun kurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırma merkezlerince yapılır.
(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmelikte gösterilir." hükmüne;
"Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması" başlıklı 23. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:
a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler.
b) Bu merkezlerde; mümkün olduğunca kriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukuku alanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlî tıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurum görevlileri bulundurulur.
c) Kadın, çocuk ve genç hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya bunların noksanlığı hâlinde kadın, çocuk ve kadın ve erkek gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir.
d) Hükümlülerin gözlemleri, gözlem kurulunca kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır. Ancak kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olması durumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.
e) Ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, haklarında uygulanacak rejimi ve gönderilmeleri gereken infaz kurumunu ve bu maksatla kişisel ve sosyal özelliklerini belirlemek için Kanunda gösterilen esaslar uyarınca gözleme tâbi tutulurlar. Gözlem süresi altmış günü geçemez.
f) Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre gerektiğinde gözleme tâbi tutulmayabilir.
g) Gözlem sonunda, gözlem merkezi hükümlüye ait dosyayı görüşü ile birlikte Adalet Bakanlığına gönderir. Gözlem sonucuna göre hükümlünün gönderileceği infaz kurumu Bakanlıkça belirlenir. Ancak, yapılan gözlem ve sınıflandırma sonunda idare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya o yer Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı diğer ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunan hükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmez ve cezalarının infazına, bulundukları veya Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilecekleri bağlı ceza infaz kurumlarında devam olunur.
(2) (Mülga)
(3) Kısa süreli hapis cezaları, Kanunda gösterilen esaslara göre infaz olunur." hükmüne;
"Hükümlülerin gruplandırılması" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) Hükümlüler;
a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,
b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,
c) Tehlike hâli taşıyanlar,
d) Terör suçluları,
e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular,
gibi gruplara ayrılırlar.
(2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar." hükmüne;
"Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" başlıklı 89. maddesinde,
"(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.
(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.
(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.
(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.
(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmüne;
"Yönetmelikler" başlıklı 121. maddesinde,
"(1) Bu Kanun gereğince çıkarılması gereken yönetmelikler, Cumhurbaşkanı veya ilgili bakanlıklar tarafından çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 13. ve 89. maddeleri dayanak alınarak hazırlanan, 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmeliğin amacı, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve çalışmaları ile infaz sürecinin her aşamasında hükümlüler hakkında yapılması gereken gözlem ve sınıflandırma ile uygulanan iyileştirme programlarına göre iyi hâl değerlendirmelerinin yapılmasına dair usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmalarının yapılması, durumlarına uygun kurumlara dağıtılması ve uygulanan iyileştirme faaliyetleri ile tutum ve davranışları sonucunda haklarında iyi hâl değerlendirmelerinin yapılması ile ilgili hükümleri kapsar." düzenlemesine;
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Artık dönem: Hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilme tarihi itibarıyla altı aylık son değerlendirme döneminin tamamlanmadığı dönemleri,
...
c) Bireyselleştirme: Hükümlünün kendisini tanıması, anlaması, bireysel özelliklerinin, ilgi ve yeteneklerinin farkına varması, kendine ilişkin kararlar ve sorumluluklar alması, beklentiler oluşturması sürecini kapsayan çalışmaların bütününü,
ç) Ceza infaz kurumu: Kapalı, yüksek güvenlikli kapalı, kadın kapalı, çocuk kapalı, gençlik kapalı, açık ceza infaz kurumları ile gözlem ve sınıflandırma merkezleri ve çocuk eğitimevlerini,
d) Değerlendirme dönemi: Hükümlünün ceza infaz kurumuna kabulü sonrasında idare ve gözlem kurulunca ilk gözlem kararının alındığı tarih ile başlayan her bir altı aylık dönemi,
...
f) Gelişim değerlendirme raporu: Hükümlünün tanınması, davranışlarının değerlendirilerek hakkında uygulanacak rejimin belirlenmesi, kişinin durumuna uygun ceza infaz kurumuna ayrılması, infazın bireyselleştirilmesi, iyileştirme programlarına katılması, hükümlülük süresi içerisinde davranışlarının izlenmesi ve hükümlü hakkındaki iyi hâl değerlendirmesine dayanak oluşturması amacıyla ceza infaz kurumunda kalma süresi altı aydan fazla olan hükümlüler hakkında düzenlenen ve gelişim puanlamasını içeren belgeyi,
g) Gözlem: Hakkında uygulanacak infaz rejiminin ve iyi hâlliliğin belirlenebilmesi amacıyla gerekli inceleme, araştırma ve değerlendirmenin yapılabilmesi için hükümlünün izlenmesini,
ğ) Gözlem ve sınıflandırma merkezi: Hükümlülerin gözlem, sınıflandırma ve değerlendirmelerinin yapıldığı merkezleri veya ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerini,
h) Gözlem değerlendirme raporu: Hükümlünün tanınması, davranışlarının değerlendirilerek hakkında uygulanacak rejimin belirlenmesi, kişinin durumuna uygun ceza infaz kurumuna ayrılması, infazın bireyselleştirilmesi, iyileştirme programlarına katılması, hükümlülük süresi içerisinde davranışlarının izlenmesi ve hükümlü hakkındaki iyi hâl değerlendirmesine dayanak oluşturması amacıyla ceza infaz kurumunda kalma süresi altı aydan az olan hükümlüler hakkında düzenlenen ve puanlama içermeyen belgeyi,
ı) İdare ve gözlem kurulu: 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ile 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde belirtilen üyelerden oluşan kurulları,
i) İyi hâllilik: Hükümlü hakkında ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığına ilişkin olarak yapılacak işlemlerde; katıldığı eğitim-öğretim ve iyileştirme programları ile sosyal ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu, aldığı ödüller ve disiplin cezaları dikkate alınmak suretiyle idare ve gözlem kurulunca yapılan ve iyileşme düzeyini gösteren değerlendirmeyi,
j) İyileştirme: Hükümlülerin, ceza infaz kurumuna girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak, eğitim-öğretim, sağlık, psiko-sosyal hizmetler ile meslek edindirme, bireyselleştirilme ile toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak programların tümüyle; hükümlüde, kanunlara saygılı olarak yaşama düşünce ve duygusunun yerleşmesi, ailesine ve topluma karşı sorumluluk geliştirmesi, toplum yaşamına uyması, geçimini sağlayabilmesi konularında uygulanacak rejim, önlem ve yöntemleri,
k) Kurul: İdare ve gözlem kurullarını,
l) Sınıflandırma: Hükümlülerin suç türleri, hükümlülük süreleri, yaşları, zihinsel ve bedensel durumları, örgütsel konumları gibi özellikleri dikkate alınarak gruplandırılmasını,
...
ifade eder." düzenlemesine;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin oluşturulması" 4. maddesinde,
"(1) 5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen esaslar dâhilinde hükümlülerin gözlem ve sınıflandırmaları ile durumlarına uygun infaz rejimini belirlemek üzere gözlem ve sınıflandırma merkezleri oluşturulur.
(2) Hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde, olmaması hâlinde Bakanlıkça belirlenen ve uygun görülen yerlerdeki kapalı ve açık ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir." düzenlemesine;
"Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görevleri" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) Gözlem ve sınıflandırma merkezi; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel ve zihinsel sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ile ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri, suç türlerinin belirlenerek durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını; işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına, kapalı ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine dair değerlendirmeleri yapmakla görevlidir.
(2) Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde; sosyal, tıbbi, kriminolojik, psiko-teknik, psikiyatri ve ceza hukuku bakımından veya gerekli görülecek konularda her türlü inceleme yapılır." düzenlemesine;
"Hükümlülerin gözlemlenmesi" başlıklı 9. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odalarda yapılır. Ancak, ceza infaz kurumunun tek kişilik odası bulunmaması veya sınırlı sayıda olması durumunda bu gözlem, tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.
(2) Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulan hükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gerekli tedbirler alınır.
(3) İlk gözlem süresi altmış günü geçemez.
(4) Hükümlü, ilk gözlem sonunda yapılan yerleştirme işlemlerine müteakiben kurumda kaldığı süre boyunca gözlemlenir ve gösterdiği gelişim en geç altı ayda bir idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilir. Ancak bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre altmış günden az olan hükümlüler hakkında ilk gözlem kararı alınmaz." düzenlemesine;
"Hükümlülerin ilk gözleme tabi tutulmaması" başlıklı 10. maddesinde,
"(1) Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre, idare ve gözlem kurulu kararıyla gerektiğinde ilk gözleme tâbi tutulmayabilir.
(2) Kısa süreli hapis cezaları, 5275 sayılı Kanunda gösterilen esaslara göre infaz olunur." düzenlemesine;
"İdare ve gözlem kurulunun oluşumu" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) İdare ve gözlem kurulu; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde sayılan görevlilerden oluşur.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iyi hâl değerlendirmesi yapacak olan kurula Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Bu kurula birinci fıkrada sayılan üyelerin yanı sıra Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından görevlendirilen birer uzman da katılır. Bu bakanlıkların ilçe teşkilatında uzman bulunmaması durumunda il teşkilatında görevli bir uzmanın görevlendirmesi sağlanır.
(3) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu üyeleri belirlenirken, birden fazla ceza infaz kurumunun bulunduğu il ve ilçelerdeki iş yoğunluğu da dikkate alınarak, her ceza infaz kurumu için ayrı bir Cumhuriyet savcısı, izleme kurulu üyesi ve uzmanın görevlendirilmesi sağlanabilir.
(4) İdare ve gözlem kurulu, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkilerini kullanır." düzenlemesine;
"İdare ve gözlem kurulunun görevleri" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) İdare ve gözlem kurulu; mevzuatta verilen diğer görevlerinin yanında hükümlünün kademeli olarak toplumla bütünleştirilmesi ile ilgili aşağıda sayılan görevleri yapar:
a) Hükümlüleri sınıflandırır.
b) Hükümlüleri gruplandırır.
c) Hükümlülerin durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarına karar verir.
ç) Uygulanacak infaz ve iyileştirme rejimini saptar.
d) Mevzuatta iyi hâlliliğin arandığı diğer durumlar ile ilgili değerlendirmeleri yapar.
e) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün hükümlüler hakkındaki ara değerlendirmeleri en geç altı ayda bir yapar.
f) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmeye veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmeye esas iyi hâl değerlendirmelerini yapar.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu; toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların; açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle kalan cezalarının infazına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta iken koşullu salıverilme hariç olmak üzere ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmelerine ilişkin iyi hâl değerlendirmelerini yapar.
(3) Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı, izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzmanlar, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazından sonra koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak değerlendirmeye katılmaz.
(4) Toplama kararı alınarak infaz edilmekte olan ilamlara konu suçlardan birinin, ikinci fıkrada sayılan suçlardan biri olması ve toplam ceza miktarının da on yılın altında olması durumunda, bu hükümlü hakkındaki iyi hâl değerlendirmesi 13 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen idare ve gözlem kurulu tarafından yapılır." düzenlemesine;
"Kurulun toplanma usûlü" başlıklı 15. maddesinde,
"(1) Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde belirtilen idare ve gözlem kurulu her zaman toplanabilir.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu, 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında sayılan konularda değerlendirme yapmak üzere süre belgesindeki muhtemel tarihe göre; açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına, kalan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ya da ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilmesine en fazla bir ay kala toplanır. Kurul, kurul başkanının daveti ile her zaman toplanabilir.
(3) Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendirdiği Cumhuriyet savcısının katılamaması halinde, ikinci fıkra kapsamındaki toplantılar yapılmaz ve toplantı için yeni bir tarih belirlenir.
(4) Birinci fıkra kapsamındaki idare ve gözlem kurulunun oluşturulmasına imkân bulunmayan ceza infaz kurumlarında, bu kurul o yer Cumhuriyet savcısının başkanlığında, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinde sayılan görevlilerden kurumda mevcut olanların katılımıyla oluşturulur.
(5) İkinci fıkra kapsamındaki idare ve gözlem kurulunun oluşturulmasına imkân bulunmayan ceza infaz kurumlarında bu kurul, o yer Cumhuriyet başsavcılığınca en yakın ceza infaz kurumunda görevli olan idare ve gözlem kurulu üyelerinden ihtiyaç duyulan üyelerin görevlendirilmesiyle oluşturulur.
(6) İdare ve gözlem kurulları, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Ancak karar yeter sayısı hiçbir zaman üye tam sayısının üçte birinden az olamaz. Oylarda eşitlik olması halinde başkanın bulunduğu tarafa üstünlük tanınır. Kurul başkanı oyunu en son kullanır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz." düzenlemesine;
"Kurulun inceleme ve değerlendirme esasları" başlıklı 16. maddesinde,
"(1) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda; ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında; idare ve gözlem kurulu tarafından, iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Yapılan değerlendirmede; infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı eğitim-öğretim, psiko-sosyal yardım ve destek programları ile sosyal ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu, yükümlülüklerine riayeti, kurum güvenlik ve düzenine katkısı, aldığı disiplin cezaları ve ödüller dikkate alınır.
(3) Bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre, altı aydan fazla olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gelişim değerlendirme raporu” düzenlenir. Ancak açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilme tarihi öncesindeki son dönemin artık dönem olması durumunda, bu artık döneme ait değerlendirme ilgili servislerce düzenlenen gözlem değerlendirme raporuna göre yapılır.
(4) Bulunduğu ceza infaz kurumunda kalacağı süre 60 günden fazla, altı aydan az olan hükümlüler hakkında yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal yardım ile güvenlik ve gözetim servislerince “gözlem değerlendirme raporu” düzenlenir. Ancak ceza infaz kurumunda kalma süresi 60 günden az olan hükümlü hakkında yalnızca yönetim ve psiko-sosyal yardım servisi tarafından gözlem değerlendirme raporu düzenlenir.
(5) İdare ve gözlem kurulu; hükümlü hakkındaki değerlendirmesini yaparken, gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları, risk değerlendirme raporu ile infaz dosyalarındaki tüm bilgi ve belgelere göre karar verir. Kurullar bu değerlendirme sırasında talebi üzerine veya re’sen hükümlü ile mülakat yapabilir.
(6) İdare ve gözlem kurulu; açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme ya da koşullu salıverilme öncesindeki değerlendirmenin yapıldığı son toplantıda hükümlü hakkında inceleme ya da araştırma yapılmasına veya rapor tanzim edilmesine karar verebilir." düzenlemesine;
"Kurul kararları" başlıklı 17. maddesinde,
"(1) Kurul kararları gerekçeli olarak yazılır; karara karşı başvuru yolu, mercii, süresi ve şekli kararda açıkça belirtilir.
(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye dair değerlendirmede hükümlünün iyi hâlli olmadığına karar verilmesi durumunda, hükümlü hakkında yapılacak bir sonraki değerlendirme tarihi kararda açıkça belirtilir. Yeniden değerlendirme süresi üç aydan az, bir yıldan fazla olamaz. Hakkında olumsuz karar verilen hükümlü hakkında psiko-sosyal yardım servisi ile eğitim ve öğretim servisince hazırlanan iyileştirme planı revize edilerek hükümlüye tebliğ edilir.
(3) İdare ve gözlem kurulunun, açık ceza infaz kuruma ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye esas olumlu iyi hal değerlendirmesini içeren gerekçeli kararı; 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin onbirinci fıkrasında yazılı “gerekçeli rapor” ile ilgili yönetmeliklerde belirtilen “değerlendirme raporu” ve “iyi hal kararı” yerine geçer.
(4) İdare ve gözlem kurulu kararının hükümlüye tebliğ edilen nüshasında karar tarihi, numarası, “ASLI GİBİDİR” kaşesi ve kurum mührü ile ismi yazılmaksızın sekretaryada görevli bir personelin ıslak imzası yer alır; kurul başkanı, kurul üyeleri, sekretarya personeli ile raporları hazırlayan görevlilerin adı, soyadı, sicil ve unvan bilgileri yer almaz. Bu tebliğ işlemi, teknik altyapının kurulu olduğu kurumlarda elektronik ortamda yapılabilir." düzenlemesine;
"Örgütsel durumları nedeniyle gruplandırma" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) 19 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen suçlular ayrıca;
a) Örgüt lideri olanlar,
b) Aktif örgüt üyesi olanlar,
c) Örgütten ayrılanlar,
ç) Tarafsız olanlar,
şeklinde gruplandırmaya tâbi tutulurlar." düzenlemesine;
"Risk değerlendirme ölçeği" başlıklı 30. maddesinde,
"(1) Hükümlü hakkında hazırlanacak iyileştirme programlarına, yapılacak iyi hâl değerlendirmelerine ve salıverilme sonrasına dair değerlendirmelere esas olmak üzere, nesnel bir risk değerlendirme ölçeği geliştirilerek hükümlülere uygulanır ve sonuçları risk değerlendirme raporunda gösterilir.
(2) Bu risk değerlendirme ölçeği her iki değerlendirme dönemi sonunda tekrarlanır ve yeni duruma göre, uygulanan iyileştirme programları güncellenir. Gerekli görülmesi halinde risk değerlendirme ölçeği altı aylık dönemler sonunda da uygulanabilir.
(3) Bu risk değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve uygulanmasındaki usul ve esaslar Genel Müdürlükçe belirlenir." düzenlemesine;
"Gelişim değerlendirme sistemi" 31. maddesinde,
"(1) Hükmün infazına başlanması ile birlikte, ceza infaz kurumlarında bulunduğu süre içerisindeki tutum ve davranışları, kurum düzeni ve güvenliğine katkısı, yükümlülüklerini yerine getirmesi ile yürütülen iyileştirme ve topluma kazandırma programlarına katılımı sonucunda hükümlünün gösterdiği gelişim ölçülerek puanlanır. Bu amaçla hükümlülerin;
a) Katıldıkları eğitim-öğretim faaliyetleri, psiko-sosyal yardım programları, destekleyici programlar ile infaz sürecindeki tutum ve davranışları “artı puan”,
b) Aldığı disiplin cezaları “eksi puan”,
şeklinde puanlanarak iyi hâl değerlendirmesine esas “gelişim puanı” belirlenir.
(2) Puanlama; yönetim servisi, eğitim ve öğretim servisi, psiko-sosyal yardım servisi ile güvenlik ve gözetim servisi tarafından yapılır.
(3) Hangi tutum ve davranışlara ne kadar puan verileceği, ölçme ve değerlendirme kriterleri, değerlendirmeye esas eşik puanlar, değerlendirme raporlarının şekli, kullanılacak program ve formlar ile puanlama sonucuna göre yapılacak değerlendirmenin başlayacağı tarih Genel Müdürlükçe belirlenir." hükmüne;
"Gelişim puanlaması" başlıklı 32. maddesinde,
"(1) Hükümlü her değerlendirme dönemi içerisinde gözlemlenir, iyileştirme planına göre gelişimi ve gözlemler UYAP’ın ilgili bölümlerine kaydedilir.
(2) Hükümlü hakkında idare ve gözlem kurulunca altı ayda bir yapılacak değerlendirme öncesinde, UYAP’a kaydedilen bilgiler ve dönem içerisinde yapılan gözlemler dikkate alınarak gelişim değerlendirme raporları hazırlanır.
(3) Gelişim değerlendirme raporlarında hükümlünün infaz sürecindeki tutum ve davranışları ile iyileştirme planına göre gösterdiği gelişim puanlanır ve servis puanı bulunur.
(4) İki suret olarak düzenlenen gelişim değerlendirme raporunun bir sureti serviste muhafaza edilir, bir sureti işlemin ikmali için idare ve gözlem kurulu sekretaryasına gönderilir.
(5) Yönetim, eğitim ve öğretim, psiko-sosyal, güvenlik ve gözetim servislerince verilen servis puanları toplamının değerlendirme raporu sayısına bölümü ile dönem puanı hesaplanır. İdare ve gözlem kurulu sekretaryası tarafından hazırlanan dönem puanı icmal tablosu ilgilinin gözlem ve değerlendirme dosyasında saklanır.
(6) Ceza infaz kurumundan ayrılmaya ilişkin iyi hâl değerlendirmesinin yapılacağı son idare ve gözlem kurulu toplantısı öncesinde, o güne kadar alınan dönem puanları toplamının, toplam değerlendirme dönemi sayısına bölümü ile hükümlünün gelişim puanı belirlenir.
(7) Gelişim puanı;
a) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma aşamasında yapılan iyi hâl değerlendirmesinde,
b) Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılma aşamasında yapılan iyi hâl değerlendirmesinde,
c) Kapalı ya da açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmaksızın koşullu salıverilmesi amacıyla yapılan iyi hâl değerlendirmesinde,
iyi hâl kriteri olarak esas alınır.
(8) İdare ve gözlem kurulu, ara değerlendirme dönemleri sonunda gözlem ve değerlendirme dosyasındaki bilgi ve belgeler ile dönem puanını esas alarak değerlendirme yapar. Kurulların iyi hâl değerlendirmesi yapmasından sonra, işlemlerin sonuçlanmasına kadar geçen süre içindeki olumlu ya da olumsuz davranışları bir sonraki dönem değerlendirilir.
(9) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan ve gelişim puanı Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanı aşan ve erken iyileşme gösterdiği kanaatine varılan iyi halli hükümlü hakkında idare ve gözlem kurulu tarafından, kapalı ceza infaz kurumunda kalması gereken toplam sürenin onda birine kadar daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma kararı verilebilir. Erken iyileşmeye bağlı olarak, erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ile ilgili esas ve usuller Genel Müdürlükçe gösterilir." düzenlemesine;
"Gelişimi puanlama esasları" başlıklı 33. maddesinde,
"(1) Ceza infaz kurumlarında kalacağı toplam süre altı aydan daha az olanlar ile artık dönem içinde olanlar hakkında gelişim puanlaması yapılmaz.
(2) Çocuk ve 70 yaş üzeri hükümlülere ceza puanı verilmez.
(3) 31 ve 32 nci maddelere göre yapılan hesaplama sonucunda, gelişim puanı Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanın altında olan hükümlü hakkında;
a) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma,
b) Kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz etme,
c) Ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilme,
işlemlerine yönelik iyi hâl kararı verilmez.
(4) İyi hâl kararı için gerekli olan ve Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanı aşamayan hükümlü hakkında idare ve gözlem kurulunca bir araştırma yapılarak; bu durumun mücbir sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ya da hastalık, yaşlılık, personel yetersizliği gibi makul bir nedeni olup olmadığı belirlenir. Makul bir nedenin bulunması durumunda, hükümlüye verilen gelişim puanının Genel Müdürlükçe belirlenen eşik puanı aşması şartı aranmaz. Bu hükümlü hakkında, mevzuatta aranan diğer iyi hâl kriterlerine göre değerlendirme yapılır.
(5) Verilen ceza puanları, disiplin cezası kaldırılmış olsa bile silinmez. Bir disiplin cezası için verilen ceza puanı, tüm infaz süresinde yalnızca bir kez hesaplamaya dâhil edilir.
(6) Olumlu bir davranışı nedeniyle puan verilen hükümlüye, bu davranışı karşılığında aldığı ödül için ayrıca bir puan verilmez.
(7) Tutuklular iyileştirme programlarına katılmaya zorlanamaz; ancak iyileştirme programlarına katılmaları yönünde teşvik edilir. Hükümlülere uygulanan iyileştirme programlarına gönüllü olarak katılan tutuklulara ait bilgiler UYAP’ın ilgili bölümlerine kaydedilir. Tutukluluğun altı aydan fazla sürmesi durumunda, UYAP’ın ilgili bölümlerine kaydedilen bu bilgiler ile tutum ve davranışlarına göre servis ve dönem puanları belirlenerek gelişim değerlendirme raporları tanzim edilir. Tutuklu iken düzenlenen bu raporlar, ilgilinin hükümlülüğünde değerlendirilmek üzere gözlem ve değerlendirme dosyasında saklanır.
(8) Hükümlünün daha önce kaldığı ceza infaz kurumlarınca verilen dönem puanları, en son bulunduğu ceza infaz kurumu tarafından birleştirilir ve açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilme öncesindeki değerlendirmeye esas gelişim puanı bulunur." düzenlemesine;
"Gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları" başlıklı 34. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin, gözlem sonucu gönderildikleri çocuk eğitimevleri ile açık ceza infaz kurumları dâhil tüm ceza infaz kurumlarında ilgili servislerce gözlem değerlendirme raporları ile en geç altı ayda bir gelişim değerlendirme raporlarının düzenlenmesine devam edilir. Bu değerlendirme raporları, gözlem ve değerlendirme dosyasında muhafaza edilir.
(2) Bu amaçla;
a) Yönetim servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, iyileştirmeden sorumlu ikinci müdür tarafından,
b) Eğitim ve öğretim servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, öğretmen tarafından,
c) Psiko-sosyal yardım servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog veya çocuk gelişimi uzmanı tarafından,
ç) Güvenlik ve gözetim servisi gözlem değerlendirme raporu ile gelişim değerlendirme raporu, sorumlu infaz ve koruma başmemuru tarafından,
Genel Müdürlükçe belirlenen formata uygun olarak düzenlenir." şeklindeki kurallara;
"Gözlem ve değerlendirme dosyası" başlıklı 35. maddesinde,
"(1) Hükümlülere ait gözlem değerlendirme ve gelişim değerlendirme raporları, icmal tabloları, risk değerlendirme raporları, idare ve gözlem kurulu kararları, ilâm örneği, süre belgesi ve sair belgeler tarih sırasına göre dosyalanır.
(2) Gözlem ve değerlendirme dosyası ile infaz dosyası, kurul sekretaryası tarafından idare ve gözlem kuruluna sunulur.
"Hükümlünün durumunun değerlendirilmesi" başlıklı 36. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infaz edilmesine ve ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmelerine ilişkin talebi üzerine, ilgili talebin mevzuatta belirtilen süre ve kaldırılmamış disiplin cezasının bulunmaması gibi şartları taşıyıp taşımadığı idare tarafından araştırılır, gerekli şartları taşımayan talep reddedilerek hükümlüye tebliğ edilir.
(2) Talebin bulunması, süre şartını sağlaması ve kaldırılmamış disiplin cezası bulunmaması gibi mevzuatta belirtilen şekil şartlarını taşıyan dosyalar; idare ve gözlem kurulu sekretaryası tarafından işleme alınarak ilgili hakkında gözlem ve değerlendirme dosyası hazırlanır. Dosyanın 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenerek müteakip işlemlerin ikmali sağlanır." düzenlemesine;
"Karar sonrası işlemler ve karar sonrasında iyi hâlin ortadan kalkması" başlıklı 37. maddesinde,
"(1) Kurulun, hükümlünün iyi hâlli olduğuna karar verdiği tarih ile işlem tarihi arasında geçen sürede iyi hâli etkileyen başkaca bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, günü geldiğinde diğer işlemlerin ikmaline idarece devam edilir. Karar tarihi ile işlem tarihi arasında iyi hâli ortadan kaldıran herhangi bir disiplin eyleminin gerçekleşmesi durumunda, idare ve gözlem kurulu derhal toplanarak hükümlü hakkındaki iyi hâl kararı kaldırılır ve disiplin soruşturmasının neticelenmesi, şayet bir disiplin cezası verilmiş ise infazının yapılması ve mevzuatta belirtilen kaldırılma sürelerinin geçmesi beklenir. Bu sürecin sonunda hükümlü hakkında yeniden değerlendirme yapılır." düzenlemesine;
"Mevzuatta iyi hâlin arandığı diğer durumlar" başlıklı 38. maddesinde,
"(1) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezayı denetimli serbestlik tedbiri kapsamında infaz etme veya ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverme gibi kurumdan ayrılma aşamalarında, bu işlemlere münhasıran yapılan değerlendirme sonunda verilen olumsuz iyi hâl kararı;
a) Aksi yönde açık bir karar alınmadığı sürece, idare ve gözlem kurulunun eğitim, çalıştırma, nakil, özel izin ve benzeri işlemler için geçmişte vermiş olduğu iyi hâlliliğe dair değerlendirmelerine tesir etmez.
b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade nedenlerinden biri gerçekleşmeden ve idare tarafından bu yönde açık bir karar alınmadan, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna iade nedeni sayılamaz." düzenlemesine;
"Kararlara karşı başvuru" başlıklı 39. maddesinde,
"(1) İlgililer, ceza infaz kurumu idaresi ile idare ve gözlem kurulunun bu Yönetmelikte belirtilen kararlarına karşı, 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununun 5 ve 6 ncı maddelerinde yazılı usul ve esaslar çerçevesinde şikâyet ve itirazda bulunabilir." düzenlemesine;
"Yürürlük" başlıklı 41. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik 1/1/2021 tarihinde yürürlüğe girer." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Dava Konusu Yönetmelik'in 4. Maddesinin İncelenmesi:
Anılan madde, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin oluşturulma esaslarını düzenlemiştir.
5275 sayılı Kanun'un 13. ve 23. maddelerinde, hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılmalarının, buna bağlı olarak durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarının, tabi olacakları infaz ve iyileştirme rejiminin gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde, bunların bulunmaması hâlinde ise kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, işbu kararın Anayasa'ya aykırılık iddialarının incelendiği kısmında aktarılan gerekçelerle idare ve gözlem kuruluna verilen görev ve yetkilerin yargısal fonksiyona dahil olduğu yolundaki davacı iddiaları da yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, Kanun hükmünün tekrarı mahiyetindeki Yönetmelik kuralında davacı iddiaları yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

2- Dava Konusu Yönetmelik'in 9. Maddesinin İncelenmesi:
Anılan maddede, hükümlülerin ceza infaz kurumuna ilk kabulü esnasında sınıflandırmaya ve uygulanacak infaz rejiminin belirlenmesine esas olacak gözlem yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlara, alınacak tedbirlere, gözlemin ne kadar sürede tamamlanması gerektiğine yönelik kurallara yer verilmiştir.
Hükümlünün ilk aşamada sağlıklı bir şekilde gözlemlenebilmesi ve sonrasında sınıflandırmaya tabi tutulması için hükümlünün dış faktörlerden etkilenmemesi ve bireysel özelliklerini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmesi gerekmektedir. Nitekim, 5275 sayılı Kanun'un 23. maddesinin gerekçesinde, "(...)Gözlem sırasında hata payını en aza indirgeyebilmek için, hükümlülerin etkilerden arındırılarak incelenebilmelerini olanaklı kılmak üzere tek kişilik odalarda işlemlere tâbi tutulmaları öngörülmüştür. (...)Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile uyum sağlaması yönünden gözlem süresi altmış günle sınırlı tutulmuştur." açıklamasına yer verilmiştir.
Bu nedenle, hükümlünün infaz kurumuna kabulü itibarıyla, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde ve tek kişilik odada veya tek kişilik oda yoksa merkezin özel bir kısmında tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Esasen bu durum, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygunluk sebepleri arasında yer aldığından, hükümlünün temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması, soyutlanması anlamına gelmemesinin yanında ayrıca hükümlünün lehine bir uygulama niteliğinde olduğu görülmektedir.

3- Dava Konusu Yönetmelik'in 14. Maddesinin İncelenmesi:
Davacı tarafından, idare ve gözlem kurulunun görevlerinin düzenlendiği söz konusu maddeyle, anılan kurula iyi hâl değerlendirme yetkisinin yanı sıra koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, açık ceza infaz kurumuna ayrılma yönünden de karar alma yetkisi verilmesinin mahkeme veya hâkimlik yetkisinin gaspı niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yargı işlevi, hukuksal uyuşmazlıkların veya hukuka aykırılık savlarının yargısal yöntemlerle çözülerek kesin hükme bağlanmasıdır (Gözübüyük Şeref - Tan Turgut, İdare Hukuku Genel Esaslar, C.I, Turhan Kitabevi, Ankara 2001, s.8). Bir makamın yargı organı olarak kabul edilebilmesi için, kanun ile kurulması, yargısal yöntemler kullanması ve yargıç güvencesine sahip olan üyelerden oluşması gerekmektedir (Giritli İsmet- Bilgen Pertev - Akgüner Tayfun, İdare Hukuku, Der Yayınevi, İstanbul 2001, s.803).
Davacının iddiasına konu olan, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. fıkrasına göre oluşturulan kurula verilen belirli suç tiplerinden veya uzun süreli hapis cezalarıyla mahkum olanlar hakkında "açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına, koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirme" yapma yetkisinin, yalnızca bu haklardan yararlanmaya esas alınacak iyi hali belirleme ve ilgili haktan yararlanabileceğini tespit ile sınırlı olduğu, tek başına icrai bir karar alma yetkisini içermediği, nitekim 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen hükümlüler yönünden açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya ilişkin kurul kararının infaz hakiminin onayından sonra uygulanacağının kurala bağlandığı (diğer hükümlüler yönünden 3. fıkrası uyarınca idare ve gözlem kurulu kararı yeterlidir); yine 105/A maddesinin 1. fıkrasında ve 107. maddesinin 11. fıkrasında kurulun, hükümlünün denetimli serbestlik ile koşullu salıverilmeye yönelik iyi halini tespite ilişkin karar verme (raporlama) görev ve yetkisinin bulunduğunun, konu hakkındaki nihai kararın infaz hakimince verileceğinin açıkça belirtildiği görülmektedir. Esasen bu husus, dava konusu kuralın 2. fıkrasında da 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. fıkrası uyarınca toplanan kurulun "iyi hal" değerlendirmesi yapmakla yetineceğinin belirtilmesi suretiyle kabul edilmiştir.
Bu itibarla, işbu kararın Anayasa'ya aykırılık iddialarının incelendiği kısmındaki gerekçelere ilaveten yukarıdaki gerekçelerle de davacı iddiası yerinde görülmemiş ve düzenlemeler hukuka uygun bulunmuştur.
Ayrıca, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcısının veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere belirli başlıklara ayrılan objektif kriterlere göre yapılan bu değerlendirmenin yargısal bir faaliyet olmadığı, idari bir sürecin sonucunda verilen bir karar olduğu, kurulca verilen kararların 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca, yargısal denetime tabi olduğu, idare ve gözlem kurulu kararının infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesince denetlendiği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

4- Dava Konusu Yönetmelik'in 16. Maddesinin İncelenmesi:
Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Kanun koyucu, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 1. fıkrasında, "iyi hal" kavramından ne anlaşılması gerektiğini ve iyi hal değerlendirmesinin yapılacağı azami süre aralığını; 2. fıkrasında da, iyi hal değerlendirmesinde esas alınacak "kriterleri" belirlemiş; ayrıca anılan Kanun'un muhtelif maddelerinde de iyi hale bağlı olarak kazanılacak hak ve yararlanılacak olanakları belirlemiştir. Dolayısıyla, hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına göre aralarında bir tasnif ve ayrım yapılması, doğrudan doğruya kanun koyucunun emredici iradesinin sonucudur.
Dava konusu Yönetmelik maddesinde, idare ve gözlem kurulunun inceleme ve değerlendirme esaslarının, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin ilk iki fıkrasıyla uyumlu şekilde düzenlendiği görülmektedir. Anılan maddenin diğer fıkralarında ise, gelişim değerlendirme raporu veya gözlem değerlendirme raporunun hazırlanma koşul ve prosedürlerine yer verilmiş, idare ve gözlem kurulunun bu raporlar ve diğer tüm bilgi ve belgelere göre ne şekilde karar vereceği düzenlenmiştir.
Buna göre, dava konusu maddenin, dayanağı Kanun metnine uygun olarak düzenlendiği gibi, idare ve gözlem kurulunun karar verirken hangi hususları gözeteceğini ayrıntılı bir şekilde de düzenlediği, bu itibarla davacının kurula keyfi hareket etme imkanı verildiği iddiasının aksine objektif esaslar getiren düzenlemeler olduğu, ayrıca hükümlülerin gerçek ve somut durumlarına göre iyi hal uygulamasına tabi tutulmasının infazın temel amacına da uygun düştüğü ve infaz kurumlarının güvenlik ve düzeni ile diğer hükümlülerin güvenliğinin sağlanması bakımından da hizmetin gereği olduğu anlaşılmaktadır.
5- Dava Konusu Yönetmelik'in 17. Maddesinin İncelenmesi:
Davacı tarafından, iyi hâlli olmadığı değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirme süresinin 6 aydan az 1 yıldan fazla olmayacağının düzenlendiği, bu durumun her infaz kurumunda hükümlülerin değerlendirme sürelerinde farklılığa sebep olabileceği, eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve açıkça keyfi bir durum ortaya çıkardığı, aynı maddenin 4. fıkrasının da hukuka aykırı olduğu, hükümlüye tebliğ edilen kararda kararı veren üyelerin isimlerinin dahi belirtilmemesi hâlinde kurulun gerçekten toplanıp toplanmadığı, toplanmışsa yetkili kişilerden oluşup oluşmadığının bilinemeyeceği ileri sürülmüştür.
5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 6. fıkrasında, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin bir yılı geçemeyeceği kural altına alınmış; 7. fıkrasında da, tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirmeye tabi tutulma sürelerinin yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Yönetmelik'in 17. maddenin 2. fıkrası Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihte "Açık ceza infaz kuruma ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye dair değerlendirmede hükümlünün iyi hâlli olmadığına karar verilmesi durumunda, hükümlü hakkında yapılacak bir sonraki değerlendirme tarihi kararda açıkça belirtilir. Yeniden değerlendirme süresi altı aydan az, bir yıldan fazla olamaz. Hakkında olumsuz karar verilen hükümlü hakkında psiko-sosyal yardım servisi ile eğitim ve öğretim servisince hazırlanan iyileştirme planı revize edilerek hükümlüye tebliğ edilir." şeklinde düzenlenmiştir. 10/11/2021 tarih ve 31655 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve dava konusu Yönetmelik'te değişiklik içeren Yönetmelik ile "kuruma" şeklinde yazım hatası "kurumuna" şeklinde; yeniden değerlendirme süresinin altı aydan az olamayacağına ilişkin kısmı "üç ay" olarak değiştirilmiştir. Bununla birlikte, anılan değişikliklerin, davacının hukuka aykırılık iddialarını ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı anlaşıldığından, iptal isteminin konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak esasının incelenmesine geçilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat kurallarından anlaşılacağı üzere, Kanun'da yeniden değerlendirme süresinin yalnızca üst sınırı belirlenmiş; alt sınırın belirlenmesi ise yönetmeliğe bırakılmıştır. Davalı idare de kendisine verilen bu yetkiyi dava konusu 2. fıkra ile kullanarak asgari süre aralığını, Kanun'daki üst sınırı aşmadan ve her hükümlü için objektif ve eşit olacak şekilde 6 ay (bilahare 3 ay) olarak tespit etmiştir. Bu durumda, davacının iddialarının hukuki dayanağının olmadığı ve dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Maddenin 4. fıkrasında ise, kurul kararının hükümlüye tebliğ edilecek nüshasının içeriğine yönelik belli şekil şartlarına yer verilmiştir. Bunlardan birisi de idare ve gözlem kurulu üyelerinin ad ve soyadının kararda yer almaması gerektiğidir. Anılan üyelerin kişisel güvenliği gözetilerek getirilen kuralda da hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının ileri sürdüğü hususlar çerçevesinde yapılan değerlendirmeye göre dava konusu fıkrada da hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
6- Dava Konusu Yönetmelik'in 31. Maddesinin İncelenmesi:
Yönetmelik'in 31. maddesinde gelişim değerlendirme sistemi düzenlenmiştir. Hükmün infazına başlanması ile birlikte, ceza infaz kurumlarında bulunduğu süre içerisindeki tutum ve davranışları, kurum düzeni ve güvenliğine katkısı, yükümlülüklerini yerine getirmesi ile yürütülen iyileştirme ve topluma kazandırma programlarına katılımı sonucunda hükümlünün gösterdiği gelişimin ölçülerek puanlanacağı; hükümlülerin katıldıkları eğitim-öğretim faaliyetleri, psiko-sosyal yardım programları, destekleyici programlar ile infaz sürecindeki tutum ve davranışlarının “artı puan”; aldığı disiplin cezalarının “eksi puan” şeklinde puanlanarak bu iki puanın toplanması sonucu iyi hâl değerlendirmesine esas “gelişim puanı”nın belirleneceği kural altına alınmıştır.
Davacı tarafından ise, hükümlü hakkında verilen disiplin cezası kaldırılmış olsa dahi, Yönetmelik düzenlemesi uyarınca, kaldırılan bir disiplin cezasının iyi hâl değerlendirmesine konu yapılmasının, eksi puan olarak değerlendirilmesinin hukukla bağdaşır bir yanının olmadığı, aynı fiil nedeniyle iki kez yaptırım uygulanmış olduğu, temel hak ve özgürlüklerin kanun yerine yönetmelikle sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, hükümlünün aldığı disiplin cezası puanlamaya olumsuz etki etmektedir. Hükümlü hakkında verilen ve 5275 sayılı Kanun'un 89. Maddesinde iyi halin tespitinde esas alınacağı belirtilen "ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı"nı gösteren disiplin cezalarının uygulandıktan sonra puanlamada esas alınmasında dayanak Kanun'un lafzına ve amacına herhangi bir aykırılık bulunmadığı, puanlamanın disiplin suçuna yönelik bir ceza mahiyetinde değil, disiplin cezasına bağlı bir hak mahrumiyeti niteliğinde olduğu, bu hususun da bizzat kanun koyucu tarafından düzenlendiği; dolayısıyla davacının iddialarının yersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafından, bu maddenin iptaline karar verilmesi istenilirken, verilen ceza puanlarının, disiplin cezası kaldırılmış olsa dahi silinmeyeceği ve iyi hal değerlendirmesinde dikkate alınacağı yolundaki kuralın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; bahse konu düzenlemenin bu maddede değil 33. maddenin 5. fıkrasında yer aldığı ve davacının bu maddeye yönelik iptal isteminin bulunmadığı anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi gereği söz konusu iddia, iptaline karar verilmesi istenilen madde bağlamında incelenmemiştir.
Ayrıca, 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere belirli başlıklara ayrılan objektif kriterler çerçevesinde ilgili servislerce yapılan puanlamalara, tespitlere ve diğer bilgi ve belgelere göre bir değerlendirme yapılacağı, kurul tarafından yapılan bu değerlendirmenin yargısal bir faaliyet olmadığı, idari bir sürecin sonucunda verilen bir karar olduğu, servislerce yapılan puanlamaların ve kurulca verilen kararların 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca, yargısal denetime tabi olduğu, ilgililere şikayet hakkı tanındığı, idare ve gözlem kurulu kararının infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesince denetlendiği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemelerde bu yönüyle de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.




7- Dava Konusu Yönetmelik'in 41. Maddesinin İncelenmesi:
Anılan madde uyarınca bu Yönetmelik 01/01/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Davacı tarafından, söz konusu maddenin muğlaklığa sebebiyet verdiği, 01/01/2021 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 3. fıkrası gereği yürürlükten kalkan Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı yönünde bir belirleme olmadığı ileri sürülmektedir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde,
"(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
(3) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağının temel kural olduğu, "geriye yürümezlik ilkesinin" infaz rejimine yönelik düzenlemeleri kapsamadığı, dava konusu Yönetmelik'in ise hükümlülerin gözlemlenmesi, sınıflandırılması ve iyi hâlli olup olmadığının tespit edilmesine yönelik düzenlemeler içerdiği, bir başka deyişle infaz rejiminin derhal uygulanması gerektiğine yönelik kuralın istisnasını oluşturmadığı dikkate alındığında, Yönetmelik'in yürürlüğe gireceği tarihi belirleyen söz konusu maddede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim