Danıştay danistay 2021/4274 E. 2025/1889 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/4274
2025/1889
8 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4274
Karar No : 2025/1889
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... (müteveffa) mirasçıları;
2-...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını müteveffa ...'nun İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesindeki tedavi sürecinde davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle beyninin oksijensiz kalması sonucu yatağa bağımlı hale geldiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 5.000,00 TL bakıcı gideri, 5.000,00 TL iş gücü kaybı, ... için 5.000,00 TL tedavi, yol ve yemek giderleri, ... için 6.000,00 TL döner sermaye ek ödemesi alacağı, davacılardan her biri için ayrı ayrı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi, ... için 400,000 TL, ... için 200,000,00 TL, ... için 150.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL olmak üzere toplam 900.000,00 TL manevi tazminatın olayın gerçekleştiği 29/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile ... tarih ve ... sayılı Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla idarenin tazminatla sorumlu tutulabilmesi için gereken şartların gerçekleşmediği sonucuna varıldığından davacıların tazminat istemi yerinde görülmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, yakınları ...'na kan kusma şikayetiyle başvurduğu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesinde entübasyon yapılmadığı, yaklaşık 2,5 saat sonra geç tomografi çekildiği ve bu durumun sonuca etkili olup olmadığı Mahkemece sorulmasına rağmen anılan hususun cevapsız bırakıldığı, acil serviste 8-9 saat bekletilerek sevk edilmediği, girişimsel radyolojiden sonuç alınamadığı, ihmalkar ve özensiz davranıldığı, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakını müteveffa ...'nun 04/06/2008 tarihinde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine göğüs ağrısı, öksürük ve balgamda kan şikayetleriyle başvurduğu, yapılan tetkiklerinde sağ akciğer alt lob superior segmentinden medial bazal segmentine uzanan subsegmenter atelektazi sahası saptandığı, 17/06/2008 tarihinde VAMLA, sağ torakoskopik eksplorasyon, sağ lateral torakotomi ile dekortikasyon, mediastinal lenf nodu örneklemesi yapıldığı, hastanın salah olarak taburcu edildiği, 29/05/2015 tarihinde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi acil cerrahi bölümüne ağızda kanama, öksürük ile kanlı kusma şikayetiyle getirildiği, tetkiklerinin istenildiği, hemoptizi ön tanısıyla acil dahiliyeye gönderildiği, dahiliye poliklinik müşahede kartında; ağızdan kan gelmesi şikayetiyle gönderildiği, 2009 yılında beri tekrarlayan hemoptizileri olduğu, bugün akşam saat 08.00 de hemoptizisi başladığı, akciğerde vasküler anamoli, rutin tanısı almakta, birkaç gündür almamış, akciğer operasyon ? (hastalığına dair herhangi bir tahlil evrak yok), genel durumu orta, koopere, oryante, SS normal, Tansiyon 130/80, sağ bazalda ve orta loblarda raller mevcut olduğu hususunun yer aldığı, hastanın hemoptizisinin devam etmesi üzerine radyolojinin arandığı, hemopitizisinde artış olduğunun belirtildiği, hastanın hemoptizisinin devam etmesi, nefes darlığında artış ve takiplerinin olması üzerine yoğun bakım ünitesine haber verildiği ve hasta resüsitasyon odasına alındığı, solunum sıkıntısının artması ve desatüre olması üzerine aspire edildiği, ambu ile solunum desteği sağlandığı, solunum sıkıntısı derinleşen ve O2 satürasyonununda giderek daha da düşüş olan hastaya aspirasyonun sık aralıklarla yapıldığı, ambu + O2 verildiği, entübe edildiği, hastaya Prednol 80 mg yapıldığı, bu sırada kardiak arrest geliştiği, yaklaşık 10-15 dakika süreyle CPR yapıldığı, satürasyon O2%95-97 seyrettiği, tansiyon 140/80mmHg, yoğunbakım ünitesinde yer olmadığı için hastanın dış merkez yoğun bakım ünitesine transfer edildiği, tedavisi devam etmekte iken, davacılar vekili tarafından, ...'nun tedavi sürecinde ihmalkar, özensiz, yönetim organizasyonu hataları, hizmet kusuru nedeniyle beyninin oksijensiz kalması sonucu derin koma halinde yatağa bağımlı kalması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; -özetle- "dosyadaki bilgi ve belgelere göre 29.05.2015 günü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi acil cerrahi bölümüne hasta ...'nun ağızda kanama ve öksürük ile kanlı kusma şikayetiyle getirildiği, muayenesinin yapıldığı tetkiklerinin istenildiği, TA:160/70 mmHg, NDS:96, ateş37 derece, Hb.14.2, Hct:43,7, iştahsızlık olmadığı, bulantı kusma olmadığı, gaz gaita+/+, BS:+/+ kan gazlarında PH:7.35, PCO2:43,6, PO2:31,3, SO258,5 , Lak:2,2, ABE:-44, HCO3:23,4, Hemoptizi ön tanısıyla acil dahiliyeye gönderildiği, dahiliye poliklinik müşahede kartında; ağızdan kan gelmesi şikayetiyle gönderildiği, 2009 yılından beri tekrarlayan hemoptizilerin olduğu, o gün akşam 08:00 hemoptizi başladığı, akciğerde vasküler anomali , rutin tanısı almakta, birkaç gündür almamış, akciğer operasyon (hastalığına dair herhangi bir tahlil evrakı yok) muayenesinin yapıldığı, genel durumu orta, koopere, oryante, SS normal, tansiyon 130/80, sağ bazalda ve orta loblarda raller mevcut olduğu, çekilen toraks BT raporunda sağ akciğer alt lobda yaygın sentrasiner infiltrasyon olduğu, sağ akciğer alt lob perterobazal segmentte akelektazik alan, kontrol toraks BT raporunda; mediastende paratreal ve prekarinal alanlarda büyüğü 1.5x1.2 cm boyutunda olmak üzere birkaç adet lenf nodu, ayrıca sağda internal mammarian zincirde 8 mm olmak üzere bir kaç adet lenf nodu sağda en geniş yerinde 10x8 cm ölçülen loküle plevral effüzyon, effüzyonun enteriorunda berisinde hava bronkogramı izlenen akelektazik alan, ancak ıv kontrast verilmediğinden kitle lezyon ekarte edilemediği, akciğer parankim değerlendirmesinde; biletarel akciğerlerde aktif infiltratif lezyon izlenmediği, üst batından geçen kesitlerde ; belirgin patolojik özellik saptanmadığı şeklinde kayıt olduğu, hastanın hemoptizisinin devam etmesi üzerine radyoloji arandığı, hemoptizisi artış olduğunun belirtildiği, hastanın hemoptizisinin devam etmesi , nefes darlığında artış ve takiplerinin olması üzerine yoğun bakım ünitesine haber verildiği ve hasta resüsitasyon odasına alındığı, solunum sıkıntısının artması ve desatüre olması üzerine aspire edildiği, ambu ile solunum desteği sağlandığı, solunum sıkıntısı derinleşen ve O2 satürasyonunda giderek daha da düşüş olan hasta aspirasyon sık aralıklarla yapıldığı, +O2 verildiği, entübe edildiği, hastaya prednol 180 mg yapıldığı, bu sırada kardiak arrest geliştiği, yaklaşık 10-15 dakika süreyle CPR yapıldığı, satürasyon O2%95-97 seyrettiği, tansiyon 140/80 mmHg yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için hasta dış merkez yoğun bakım ünitesine transfer edildiği cihetle kişiye zamanında ve uygun tedavi verildiği, gerekli tüm tetkiklerin istendiği, sevk koşullarının sağlandığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda olayda hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Hükme esas alınan raporda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre 29/05/2015 günü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi acil cerrahi bölümüne hasta ...'nun ağızda kanama ve öksürük ile kanlı kusma şikayetiyle getirildiği, muayenesinin yapıldığı tetkiklerinin istenildiği, "hemoptizi" ön tanısıyla acil dahiliyeye gönderildiği, hastanın hemoptizisinin devam etmesi üzerine radyolojinin arandığı, hemoptizisi artış olduğunun belirtildiği, hastanın hemoptizisinin devam etmesi , nefes darlığında artış ve takiplerinin olması üzerine yoğun bakım ünitesine haber verildiği ve hastanın resüsitasyon odasına alındığı, solunum sıkıntısının artması ve desatüre olması üzerine aspire edildiği, ambu ile solunum desteği sağlandığı, solunum sıkıntısı derinleşen ve O2 satürasyonunda giderek daha da düşüş olan hastanın aspirasyonunun sık aralıklarla yapıldığı, +O2 verildiği, entübe edildiği, hastaya prednol 180 mg yapıldığı, bu sırada kardiak arrest geliştiği, yaklaşık 10-15 dakika süreyle CPR yapıldığı, satürasyonun O2%95-97 seyrettiği, tansiyon 140/80 mmHg yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için hasta dış merkez yoğun bakım ünitesine transfer edildiği cihetle kişiye zamanında ve uygun tedavi verildiği, gerekli tüm tetkiklerin istendiği, sevk koşullarının sağlandığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; davacılar tarafından temyiz dilekçesinde, yakınları ...'na kan kusma şikayetiyle başvurduğu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesinde entübasyon yapılmadığı, yaklaşık 2,5 saat sonra geç tomografi çekildiği ve bu durumun sonuca etkili olup olmadığı Mahkemece sorulmasına rağmen anılan hususun cevapsız bırakıldığı, acil serviste 8-9 saat bekletilerek sevk edilmediği, girişimsel radyolojiden sonuç alınamadığı, ihmalkar ve özensiz davranıldığı, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu hususlarının ileri sürüldüğü, bununla birlikte dosya incelendiğinde davacıların yakını ...'nun hastalığı ile ilgili olarak durumunun Göğüs Hastalıkları uzmanına konsülte edilmediği ve bu hususun hastalığa seyri ve etkisinin aydınlığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, Göğüs Hastalıkları uzmanının da yer aldığı Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden tarafların iddialarının dikkate alındığı, davacıların yakınları ...'na kan kusma şikayetiyle başvurduğu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesinde entübasyon yapılmadığı, yaklaşık 2,5 saat sonra geç tomografi çekildiği ve bu durumun sonuca etkili olup olmadığı Mahkemece sorulmasına rağmen anılan hususun cevapsız bırakıldığı, acil serviste 8-9 saat bekletilerek sevk edilmediği, girişimsel radyolojiden sonuç alınamadığı, ihmalkar ve özensiz davranıldığı, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarının, bununla birlikte davacıların yakını ...'nun hastalığı ile ilgili olarak durumunun Göğüs Hastalıkları uzmanına konsülte edilmediği görüldüğünden bu hususun hastalığa seyri ve etkisi hususlarının yeniden incelendiği, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2 ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.