Danıştay danistay 2021/4102 E. 2025/1921 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/4102
2025/1921
9 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4102
Karar No : 2025/1921
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Birliği Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 17/01/2009 doğumlu çocukları ...'un 12/06/2017 tarihinde, Şanlıurfa ili, Haliliye ilçesi, Havşanlı köyünden geçen sulama kanalına düşmesi sonucunda boğularak hayatını kaybettiğinden bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkemece alınan 15/03/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalı idarelerden DSİ Genel Müdürlüğünün, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanun'un 2. maddesinin (b) bendi uyarınca kanal üzerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almadığından hizmet kusurunun bulunduğu ve olayın meydana gelmesinde % 20 kusurlu olduğunun, davalı idarelerden Tektek Sulama Birliğinin ise 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun Amaç ve Kapsam başlıklı 1. maddesi uyarınca kanal üzerinde gerekli güvenlik önlemlerini sağlamadığından hizmet kusurunun bulunduğu ve olayın meydana gelmesinde % 20 kusurlu olduğunun, boğulma olayının gerçekleştiği alanın yerleşim yeri içerisinde ve meskun mahalde kaldığından, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5393 sayılı Belediyeler Kanunu kapsamında Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve Haliliye Belediyesinin kusurunun bulunmadığının, davacıların ise küçüğü koruma ve gözetme adına gerekli özeni göstermediğinden bu olayın meydana gelmesinde % 60 kusurlu olduğunun belirtildiği, buna göre davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ve davacıların da müterafik kusuru dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ve davacıların uğradığı maddi zararların tespit edilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalı idarelerin toplam % 40 kusur oranları dikkate alınarak hesaplama yapılan raporun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu olayda, boğulma olayının meydana geldiği yerin, köy yerleşim alanına yaklaşık 1000 metre mesafede, meskun mahal dışında olduğu, davalı idarelerin yürüttüğü hizmetin teknik özellikleri dikkate alındığında yerleşim alanları dışında davalı idarelerin önleyici tedbirleri alması beklenemeyeceğinden olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; boğulma olayının gerçekleştiği alanın, köy yerleşim alanına yaklaşık 1000 metre mesafede olsa da yakınlarının sulama kanalına düştüğü yerin tespitinin yapılmadığı, kanal ile ev arasında 500 metreden az bir mesafe olduğu, köy yerleşim yerinin toplu yerleşim yeri olmadığı, dağınık bir yerleşim yeri olduğu, bilirkişi raporunda idarelerin kusurlu olduğunun belirtildiği, idarelerin kusursuz sorumluluğunun da göz önünde bulundurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından; 17/01/2009 doğumlu çocukları ...'un 12/06/2017 tarihinde, misafirliğe gittiği Şanlıurfa ili, Haliliye ilçesi, Havşanlı köyünden geçen sulama kanalına düşmesi sonucunda boğularak hayatını kaybettiğinden bahisle, olayın meydana gelmesinde etrafında çit bulunmayan sulama kanalında gerekli önlemleri almayan davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek DSİ Genel Müdürlüğüne yapılan 08/08/2017 tarihli başvurunun reddi üzerine uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım / etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında, eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince alınan 15/03/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda; olayın meydana geldiği tahliye kanalının, Havşanlı köyü yerleşim yerinin yaklaşık 1000 mt doğusunda olduğu, olay yeri keşfinde ailenin ikametinin olayın meydana geldiği sulama kanalına yaklaşık 1000 metre mesafede bulunduğu, kanalda suyun keşif yapıldığı sırada durgun olduğu, sulamanın yapılmadığı, kanalın eninin yaklaşık 4 metre, derinliğinin 1 metre olduğu ve boğulma vakasının gerçekleştiği tarihte dava dosyasının içerisinde bulunan Jandarma tutanağında olay yerinde suyun akışkan olduğunun, tel örgü korumasının olmadığının, fakat "kanala girmek tehlikeli ve yasaktır" uyarı levhasının bulunduğunun belirlendiği, olay yerinin meskun mahalden 1000 mt uzakta kaldığı, kanalın kenarında olayla bağlantısı olabilecek şüphe çekici herhangi bir bulguya rastlanmadığı, bu bölgede ve çevresinde yapılan detaylı araştırmada çocuğa ait herhangi bir iz ya da emareye rastlanılmadığı belirtilerek davalı idarelerden DSİ Genel Müdürlüğünün, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanun'un 2. maddesinin (b) bendi uyarınca kanal üzerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almadığından hizmet kusurunun bulunduğu ve olayın meydana gelmesinde % 20 kusurlu olduğu, davalı idarelerden Tektek Sulama Birliğinin ise 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun Amaç ve Kapsam başlıklı 1. maddesi uyarınca kanal üzerinde gerekli güvenlik önlemlerini sağlamadığından hizmet kusurunun bulunduğu ve olayın meydana gelmesinde % 20 kusurlu olduğu, boğulma olayının gerçekleştiği alanın yerleşim yeri dışında ve gayri meskun mahalde kaldığından, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5393 sayılı Belediyeler Kanunu kapsamında Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve Haliliye Belediyesinin kusurunun bulunmadığı, davacı ailenin ise; küçüğü koruma ve gözetme adına gerekli özeni göstermediğinden bu olayın meydana gelmesinde % 60 kusurlu olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayın yaşandığı sulama kanalı insanlar ve özellikle çocuklar için risk taşıdığından can güvenliğini sağlayacak biçimde uyarıcı, koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmasının ilgili idarelerin üstlendikleri kamu hizmetinin doğal sonucu olduğu, dava konusu olayın gerçekleştiği yerde olay tarihinde kanalın etrafında tel örgü bulunmadığı, sadece kanal kapaklarının açık olduğu kısımdan itibaren az bir mesafe için tel çit çekili olduğu, her ne kadar davacıların çocuğunun cesedinin, misafir olduğu ikamete 1000 metre mesafede bulunduğu anlaşılmışsa da çocuğun kanala düştüğü yerin tespit edilemediği, cesedinin bulunduğu yerin meskun mahale uzaklığının 1000 metre olduğu, dosyada yer alan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan kusura ilişkin bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davalı idarelerin kanal çevresinde gerekli koruyucu ve önleyici tedbirleri alması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bununla beraber olay tarihinde 8 yaşında olan davacılar yakınının olayın meydana geldiği yerde misafir olduğu ve yaşı dikkate alındığında kanala düşerek hayatını kaybetmesinde bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babanın da kusuru olduğu tartışmasızdır.
Bu itibarla; dava konusu olayda davalı idarelerin de hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından davacıların müterafik kusuru da dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacılar tarafından İdare Mahkemesi kararının davanın kısmen reddine ilişkin kısmına karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmakta olup aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince iş bu bozma kararına uyulması halinde yeniden yapılacak yargılama sonucunda hükmedilecek tazminat miktarlarının İdare Mahkemesince hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarını geçemeyeceği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararı usule ve hukuka uygun olup, davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden söz konusu kararın onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.