SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/4004 E. 2025/2461 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/4004

Karar No

2025/2461

Karar Tarihi

8 Mayıs 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4004 E. , 2025/2461 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4004
Karar No : 2025/2461

DAVACI : ...Turizm Petrol İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av....

2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU: 28/04/2021 tarih ve 31468 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 3. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :Davacı tarafından, göz sağlığı alanında faaliyette bulunan özel sağlık kuruluşu sahibi olduğu, dava konusu düzenleme ile aylık kota uygulaması yerine günlük kota uygulamasına geçilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu durumun ciddi hak kayıplarına sebebiyet verdiği, söz konusu değişikliğin büyükşehir nüfus yoğunluğuna göre düzenlendiği, büyükşehirlerde günlük hasta yoğunluğu değişmezken, küçük yerlerde haftanın belirli günlerinde köy ve ilçelerden merkezlere hasta yoğunluğu yaşandığı, dolayısıyla günlük kota aşımının söz konusu olacağı, bu nedenle dava konusu düzenlemenin küçük yerlerde faaliyet göstermekte olan sağlık kuruluşları için telafisi imkânsız zararlara neden olacağı, anılan uygulamanın sadece göz hastalıklarına özgülendiği, Sağlık Uygulama Tebliğinde davalı idarenin herhangi bir cerrahi disiplinde ameliyat için harcanan süreyi, muayene süresi için parametre olarak kullanmazken göz branşında hangi ilmi ve tıbbi gerekçelerle kullandığının anlaşılamadığı, bu konuda yetkili olan Sağlık Bakanlığının cerrahi branşlarda ameliyat süreleri ile ilgili usul ve esasları belirlemediği, bu açıdan bakıldığında da dava konusu düzenlemenin göz branşı bakımından haksızlığa ve eşitsizliğe yol açacağı ileri sürülerek dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMALARI:Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun'un 63. maddesinde Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile belirlenen sağlık hizmetlerinin türlerinin, miktarlarının ve kullanım sürelerinin, ödeme usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak belirleneceği öngörülmüşse de, nihayetinde Bakanlığın yetkisinin bir hazırlık işlemi olan görüş bildirmekten ibaret olduğu, işlemin tesisi hususunda nihai yetkinin Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğu, dolayısıyla Sağlık Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Sosyal Güvenlik Kurumu husumetiyle görülmesi gerektiği, ayrıca dava konusu düzenleme ile göz hastalıkları branşında ayaktan yapılan başvurularda özel sağlık hizmeti sunucuları için günlük muayene sınırı belirlendiği, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından Kurumca ödenecek bedellerin belirlendiği, anılan Komisyonun nihai karar verme yetkisi bulunduğu, göz hastalıkları branşından bazı işlemlerin bir hekim tarafından günde kaç adet yapılabileceğinin tespiti amacıyla çalışma yapıldığı, yapılan bu çalışma neticesinde belirlenen işlem sürelerine göre hasta sayısının belirlendiği, dava konusu düzenlemeye ilişkin görüş yazılarının Sosyal Güvenlik Kurumuna iletildiği, anılan düzenleme ile, tıp bilimlerinin genel ilkeleri, hastaya ayrılması gereken süre ve hekimin çalışma zamanı göz önünde bulundurularak bir hekim tarafından bir günde bakılabilecek hasta sayısının belirlendiği, böylece yersiz muayene işlemlerinin önlenmesi ve hastaya gerekli zamanın ayrılmasının sağlanmasının amaçlandığı, haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, Kurumca finansmanı sağlanan ilaçların, raporlama ve reçeteleme kriterleri ile ödeme usul ve esaslarının, 5510 sayılı Kanun'un 63. ve 72. maddesi hükümleri doğrultusunda kurulan komisyonlarda klinik ve teknik veriler kullanılmak ve kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri dikkate alınmak suretiyle konusunda uzman ilgili branş hekimlerinin görüşleri de alınarak değerlendirilmekte olduğu, alınan kararların Sağlık Uygulama Tebliği ile yayımlandığı, Sağlık Uygulama Tebliğinin Kurumun tek taraflı yaptığı bir düzenleme olmadığı, ilgili tüm tarafların uzlaşısıyla hazırlanan bir tebliğ olduğu, sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesinde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunda Sağlık Bakanlığından üye görevlendirilmesi esnasında konusunda yetkin ve Bakanlıkça belirli düzeyde yetkili kişilerin görevlendirilmesi talep edildiğinden Kanunda şekil şartı belirlenmemiş olan Sağlık Bakanlığından görüş alma hususunun yerine getirildiği, öte yandan, düzenleme hakkında Sağlık Bakanlığına görüş sorulduğu, cevabi yazı kapsamında da düzenleme yapıldığı, Sağlık Uygulama Tebliği ile getirilen dava konusu düzenlemenin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI:...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 28/04/2021 tarihli, 31468 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 3. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi başlıklı 63. maddesinin 6518 sayılı Kanunun 81. maddesiyle değişik 2. fıkrasında; Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile maddede belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, komisyonların çalışma usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği öngörülmüştür.
5510 sayılı Kanunun "Sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesi" başlıklı 72. maddesinin 5754 sayılı Kanunun 44. maddesi ile değişik 1. fıkrasında; Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu, 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili kılınmış, Komisyon tarafından alınan kararlar ise Sağlık Uygulama Tebliği ile yayımlanmaktadır.
Uyuşmazlıkta, göz sağlığı alanında faaliyette bulunan özel sağlık kuruluşu niteliğinde olan davacı tarafından, dava konusu edilen düzenleme ile aylık kota uygulaması yerine günlük kota uygulamasına geçilmesinin, ciddi hak kayıplarına sebebiyet verdiği, büyükşehirlerde günlük hasta yoğunluğu değişmezken, küçük yerlerde haftanın belirli günlerinde köy ve ilçelerden merkezlere hasta yoğunluğu yaşandığından günlük kota aşımının söz konusu olacağı, bu uygulamanın sadece göz hastalıklarına özgülendiği, Sağlık Uygulama Tebliğinde göz branşı diğer cerrahi branşlara göre haksızlık ve eşitsizlik yol açacağı ileri sürüldüğü, davalı idareler tarafından ise; dava konusu düzenleme ile göz hastalıkları branşında ayaktan yapılan başvurularda özel sağlık hizmeti sunucuları için günlük muayene sınırı ve Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından Kurumca ödenecek bedellerin belirlendiği, Sağlık Bakanlığı tarafından göz hastalıkları branşından bazı işlemlerin bir hekim tarafından günde kaç adet yapılabileceğinin tespiti amacıyla çalışma yapıldığı, yapılan bu çalışma sonucu belirlenen işlem sürelerine göre hasta sayısının belirlendiği, dava konusu düzenlemeye ilişkin görüş yazılarının davalı Sosyal Güvenlik Kurumuna iletildiği, bu görüş yazısı kapsamında düzenleme yapıldığı, Sağlık Uygulama Tebliği ile getirilen dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olmadığı savunulmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın diğer davalı Sağlık Bakanlığı'na gönderdiği 26/01/2018 tarihli, 1.351.471 sayılı yazıda; Kurumları tarafından yapılan incelemeler kapsamında göz hastalıkları branşında yapılan bazı işlemlerin sağlık hizmet sunucuları tarafından çık sık fatura edildiğinin tespit edildiği, ileride gerçekleşebilecek suistimallerin önüne geçilmesi amacıyla göz hastalıkları branşında Sağlık Uygulama Tebliği eklerinde yer alan yazı ekindeki işlemler için, bilimsel veriler ışığında bir göz hastalıkları uzmanının bir günde hangi ameliyat ya da operasyondan en fazla kaç adet yapabileceğine dair kıstaslar getirilerek sayı sınırlamasına gidilmesi konusunu içeren yazı üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından konunun değerlendirilerek sürelerin belirlenmesi amacıyla göz hastalıkları uzmanları ve akademisyenlerden oluşturulan bir Komisyona söz konusu işlemler için gerekli sürelerin -vakanın işleme/operasyona hazırlanma süresinin işlem sürelerine katılmadan- dakika cinsinden belirlenerek davalı Kuruma ekli tablo halinde ... tarihli, E... sayılı yazı ile gönderildiği, Kurum'un konu hakkındaki ikinci yazısı üzerine de Sağlık Bakanlığı'nın ... tarihli, E... sayılı yazısı ile tablonun aynı esasları içerecek şekilde iletilmesinden sonra dava konusu düzenleyici işlemin çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, konusunda uzman olan hekimler ile akademisyen hekimler tarafından tıp bilimlerinin genel ilkeleri, hastaya ayrılması gereken süre ve hekimin çalışma zamanı göz önünde bulundurularak, başka bir ifadeyle, bilimsel veriler ışığında göz branşında bir göz hastalıkları uzmanı başına, günlük çalışma süresi içinde, bir gün ölçeğinde, dakika cinsinden göz işlemlerine ilişkin limitlerin ayrı ayrı belirlenmesi ve buna dayanılarak Sağlık Uygulama Tebliği'nde bu yönde değişiklik yapılması yoluna gidildiği, uygulamayı yapan hekim, vaka, işlem/operasyon üçlüsü yönünden objektif bir yöntem izlendiği görülmektedir.
Bu durumda, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu dışında ve belirleyiciliği olmadan, Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan konusunda uzman hekim ve akademisyen hekimler arasında oluşturulan bilimsel bir komisyon tarafından yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde tesis edilen dava konusu düzenlemede hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
Dava dilekçesindeki, hastaların bulundukları yerleşmeler ve hareketliliklerinden bahisle günlük değil aylık olarak vakaya ait işlem/operasyon sayısının belirlenmesi gerektiği yolundaki iddia bilimsel ve tıbbi bir esasa dayanmadığından itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nde, 28/04/2021 tarih ve 31468 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 3. maddesi ile yapılan değişiklikler çerçevesinde, Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş, yapılan değişikliğin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Tebliğ'in 28/04/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, 60 günlük dava açma süresinin son günü olan (27/06/2021 tarihinin Pazar gününe rastlaması nedeniyle) 28/06/2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmekte olup, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dava konusu düzenlemelerin dayanağını oluşturan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi" başlıklı 63. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu belirtildiğinden davalı Sağlık Bakanlığının husumet itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usûl ve esaslara yer verilmiş; ikinci fıkrasında, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu; ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınmasının (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı; Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, Komisyonların çalışma usûl ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmış; 72. maddesinde, 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği, 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamağı, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonları, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmamasını, kanıta dayalı tıp uygulamalarını, maliyet-etkililik ölçütlerini ve genel sağlık sigortası bütçesini dikkate almak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş; 107. maddesinde ise, Kuruma yönetmelik ile düzenleme yapmak için genel bir yetki verilmiştir.
Anılan Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (kk) bendinde, "Tebliğ, Kanun'un genel sağlık sigortasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasını içeren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği" olarak tanımlanmış; 45. maddesinin 1. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin, Kanunun 63. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerine göre Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin neler olduğunu, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile ödeme usul ve esaslarını, Kanunun 63. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre sağlanacak sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, Kurumca finansmanının sağlanmasına ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslarını, Kanunun 65. maddesi gereği ödenecek yol gideri, gündelik ve refakatçi giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esaslarını, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu kararlarını, Kurumca uygun görülen diğer hususları kapsayacağı kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun; finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen ödenecek bedelleri göstermek amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğini yayımlamaya yetkili olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finansmanı sağlanacak sağlık hizmetinin teşhis ve tedavi yöntemleri, türleri, miktarları ve ödeme usul ve esasları belirlenirken Sağlık Bakanlığının görüşünün alınması; ayrıca Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde sayılan, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, mâliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi gibi kriterlerin dikkate alınması suretiyle karar verilmesi yasal bir zorunluluktur.
28/04/2021 tarih ve 31468 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 3. maddesi ile; 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrası, "Göz hastalıkları branşında ayaktan başvurularda özel sağlık hizmeti sunucuları için günlük muayene sınırı acil servis/polikliniğe başvurular hariç olmak üzere, sağlık hizmeti sunucusundaki sözleşme kapsamında çalışan hekimlerin çalışma saatlerinin 4,5 ile çarpılması ile bulunur. Küsuratlı rakamlar üste tamamlanır. Her bir hekim için günlük muayene sayısı her halükârda 45’i geçemez. SUT eki EK-2/B Listesindeki 617340, 617341, 617342 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P617340, P617341, P617342 kodlu işlemlerin yapılması halinde her bir işlem için hekim çalışma saatinden 30 dakika düşülerek yeni günlük muayene sayısı hesaplanır. SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerin yapılması halinde ise her bir işlem için hekim çalışma saatinden 60 dakika düşülerek yeni günlük muayene sayısı hesaplanır. SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerden bir göz hastalıkları uzman hekimi günlük en fazla toplam 8 adet, bir sağlık hizmeti sunucusu ise en fazla toplam 16 adet Kuruma fatura edebilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu düzenlemelerin, Kurum tarafından yapılan incelemeler kapsamında göz hastalıkları branşındaki bazı işlemlerin sağlık hizmeti sunucuları tarafından çok sık fatura edildiğinin tespit edilmesi üzerine, olası bir kötüye kullanımı engellemek ve Kurum bütçesini en etkin ve verimli şekilde kullanmak amacıyla getirildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu 4. fıkrada, Kurum ile sözleşmeli özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında yapılan işlemler bakımından hem sözleşme kapsamında çalışan hekim hem de özel sağlık hizmeti sunucuları için günlük muayene kotası (sayı sınırı) getirildiği ve bazı işlemlerin bu kotada eksilmeye neden olacağının öngördüldüğü, ayrıca hem hekimler hem de özel sağlık hizmeti sunucuları için belirli işlemler yönünden fatura sayısı sınırı konulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirket tarafından, dava konusu düzenleme ile aylık kota uygulaması yerine günlük kota uygulamasına geçilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu durumun ciddi hak kayıplarına sebebiyet verdiği, anılan uygulamanın sadece göz hastalıklarına özgülendiği, Sağlık Uygulama Tebliğinde davalı idarenin herhangi bir cerrahi disiplinde ameliyat için harcanan süreyi, muayene süresi için parametre olarak kullanmazken göz branşında hangi ilmi ve tıbbi gerekçelerle kullandığının anlaşılamadığı ileri sürülmüştür.
Dava dosyasının incelenmesinden, Sağlık Bakanlığınca dava konusu düzenlemelere ilişkin olarak göz hastalıkları branşından bazı işlemlerin bir hekim tarafından günde kaç adet yapılabileceğinin tespiti amacıyla bir komisyon kurulmak suretiyle çalışma yapılarak diğer davalı Sosyal Güvenlik Kurumuna iletildiği, bu kapsamda tespit edilen işlem süreleri baz alınarak göz işlemleri için günlük sınırlama getirilebileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, Sağlık Bakanlığı tarafından göz hastalıkları uzmanlarından oluşturulan komisyonca bilimsel veriler ışığında bir göz hastalıkları uzmanının bir günde yapabileceği işlem sayısının tespiti üzerine davalı Kurumca bu veriler doğrultusunda gerek hekim gerekse sağlık kuruluşu yönünden sayı sınırlamasına gidilerek özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında yapılan işlemler bakımından günlük muayene kotası (sayı sınırı) getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, aynı fıkrada SUT eki EK-2/B Listesindeki 617340, 617341, 617342 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P617340, P617341, P617342 kodlu işlemlerin yapılması halinde her bir işlem için hekim çalışma saatinden 30 dakika düşülerek yeni günlük muayene sayısı hesaplanacağı; SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerin yapılması halinde ise her bir işlem içinhekim çalışma saatinden 60 dakika düşülerek yeni günlük muayene sayısı hesaplanacağı; SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerden bir göz hastalıkları uzman hekiminin günlük en fazla toplam 8 adet, bir sağlık hizmeti sunucusunun ise en fazla toplam 16 adet Kuruma fatura edebileceği de düzenlenmiş; Sağlık Bakanlığınca, göz hastalıkları uzmanlarından oluşturulan komisyon çalışmasında, yukarıda sayma suretiyle sayılan SUT kodlu işlemlerin cerrahi müdahale (ameliyat) işlemi olduğundan uygulama sürelerinin, göz hastalıkları branşında yer alan diğer işlemlerin olağan uygulama sürelerinden daha uzun süreceği belirtilmiş olup, anılan SUT kodlu işlemlerin hastaya uygulanması halinde muayene kotasının yukarıda belirtilen şekilde hesaplanarak yeni günlük muayene sayısının hesaplanmasının sağlık ve tedavi hizmetinin gereği gibi sunulmasının sağlanmasına yönelik olduğu ve bu haliyle hukuka uygun bulunduğu değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrası yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından, sadece göz hastalıkları branşı için muayene kotası getirilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, dava konusu düzenleme ile uygulamada göz hastalıkları branşında yapılan işlemlerin faturalandırılması aşamasında gerçekleşen suistimallerin önüne geçilerek kamu kurumunun zarara uğratılmasının önlenmesinin amaçlandığı, bu nedenle muayene kotasının diğer branşlar için yapılmamış olması, söz konusu düzenlemeyi hukuka aykırı hale getirmeyeceğinden iptali istenen düzenlemede eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, söz konusu değişikliğin büyükşehir nüfus yoğunluğuna göre düzenlendiği, büyükşehirlerde günlük hasta yoğunluğu değişmezken, küçük yerlerde haftanın belirli günlerinde köy ve ilçelerden merkezlere hasta yoğunluğu yaşandığı, dolayısıyla günlük kota aşımının söz konusu olacağı, bu nedenle dava konusu düzenlemenin küçük yerlerde faaliyet göstermekte olan sağlık kuruluşları için telafisi imkânsız zararlara neden olacağı ileri sürülmekte ise de, bilimsel veriler ışığında hekim ve sağlık kuruluşu yönünden sayı sınırlamasına gidildiği, davacının iddialarının ise bilimsel ve tıbbi esaslara dayanmadığı anlaşıldığından davacının iddialarına itibar edilmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim