SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/3937 E. 2025/3961 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/3937

Karar No

2025/3961

Karar Tarihi

22 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3937 E. , 2025/3961 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3937
Karar No : 2025/3961

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) :1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ :1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
3- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesi'nin 12/10/2020 tarih ve E:2019/3027, K:2020/3591 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, ... Sınır Kapısı'nda meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybeden ...'nın yakınları olan davacılar tarafından, olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı iddia edilen manevi zararlara karşılık, anne ... için 100.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL, kardeşleri ..., ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren artan oranlarda işletilecek avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, Cilvegözü Sınır Kapısı ile Bab-el Havva Sınır Kapısı arasında 2900 metrelik bağlantı yolunun bulunduğu, Bab-el Sınır Kapısı'ndan çıkan Suriyelilerin bağlantı yolunu geçerek (tampon bölge) Cilvegözü Sınr Kapısı'na geldikleri, ... tarihindeki olayın Cilvegözü Sınır Kapısı'nın Suriye tarafındaki (tampon bölge) alanda Suriye'den gelen bir aracın patlatılması sonucu meydana geldiği, patlamanın olduğu alanın gümrük kapısının Suriye tarafında fakat Türkiye siyasi sınırları içinde 1. derece askeri yasak bölgede cereyan ettiğinin anlaşıldığı, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanunun, Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Yönetmeliğin ve Cilvegözü Sınır Kapısı Bağlantı Yolu Güvenlik Protokolünün ilgili maddeleri uyarınca 1. derece askeri yasak bölge içinde yer alan bağlantı yolunda (tampon bölge) suç teşkil eden eylemleri önlemek ve suçluları yakalamakla yükümlü olan kurum Milli Savunma Bakanlığının olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarını sosyal risk ilkesine göre tazmin etmesinin sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet gereği olduğu, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları ile yeniden düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda muhtelif Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyon kararlarında Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, Suriyedeki iç karışıklıklar nedeniyle Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyasının Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiğinin de dosya muhteviyatından anlaşıldığı, uyuşmazlıkta, gerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün yazıları, gerekse anılan karar uyarınca alınan Güvenlik Komisyon kararlarına rağmen, patlamanın meydana geldiği 11/02/2013 tarihinde Türk vatandaşı müteveffa ...'nın tampon bölge sınırlarında bulunduğu, Türk vatandaşlarının Suriye sınırına geçişini engellemekle yükümlü olan Gümrük idaresinin olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarının sosyal risk ilkesine göre tazmin edilmesi gerektiği, olayda, patlamanın meydana geldiği tampon bölgenin (Bağlantı Yolu Kızlar Sarayı Mevki) Kara Kuvvetleri Komutanlığının sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından, İçişleri Bakanlığına izafe edilebilecek herhangi bir kusur/kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir husus bulunmadığı, öte yandan, davalı idarelere verilen tazminat talep dilekçelerinde müteveffa ...'nın olay tarihinden 3-4 ay öncesine kadar sınır kapısında simit sattığı ve dürümcü yanında garson olarak çalıştığı için Cilvegözü sınır kapısında bulunduğu belirtilmekte ise de, dava dosyasına bu durumu tevsik edici herhangi bilgi belge sunulmadığı, anılan bölgeye Türk vatandaşlarının giriş çıkışının yasaklandığı, bu bölgede müteveffanın bu kararlara aykırı hareket ederek patlamanın meydana geldiği bölgede bulunmasında (01/04/1998 doğum tarihli müteveffa ...'nın olay tarihi itibarıyla 18 yaşından küçük olması nedeniyle) anne-babanın velayet sorumluluğu da dikkate alındığında müterafik kusurlu oldukları, ancak bu durumun davalı idarelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı sonuç ve kanaatine varılarak manevi tazminat istemlerinin Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı yönünden kısmen kabulüne, davacılardan baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 160.000,00 TL manevi tazminatın müştereken davalı idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı'nca davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin İçişleri Bakanlığı yönünden, fazlaya ilişkin manevi tazminat ve faiz talebinin ise Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı yönüyle reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesince, 11/02/2013 tarihinde Cilvegözü Sınır Kapısı'nın bağlantı yolu olarak adlandırılan Suriye ve ülkemiz sınır kapıları arasında yer alan tampon bölgede Suriye sınır kapısından giren kişiler tarafından araca gizlenen bombanın patlatılması neticesinde meydana gelen olayın bir terör olayı olduğu, olay öncesinde olaya ilişkin olarak emniyet ve davalı idarelere herhangi bir ihbar, istihbari bilgi, belgenin ulaşmadığı, Mahkeme ve Dairemiz tarafından yapılan ara karar cevaplarına göre davalı idarelerce herhangi bir personel hakkında idari tahkikat ve soruşturmada yürütülmediği görüldüğünden olayda davalı idarelerin hizmet kusuru / kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, dava konusu olayın bir terör olayı olduğu, terör olaylarında kişilerin salt toplumun bireyi olması nedeniyle uğradıkları özel ve olağandışı zararlarının tazmini yönünde sosyal risk ilkesinin 5233 sayılı Kanun ile yasalaştığı ve doğan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mahkeme kararında her ne kadar netice itibarıyla manevi tazminat istemi hakkında sosyal risk ilkesine dayalı olarak tazminat belirlense de , dava konusu olayın terör olayı olup olmadığı ve kapsamının 5233 sayılı Kanun kapsamında belirlenmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde düzenlenen kişilerin kendi kasıtları sonucu oluşan zararların bu Kanun kapsamında olmadığı hükmü gereği yapılan inceleme neticesinde; Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları ile Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik yeni düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyonunda da Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, bu sebeple yasak bölgeye Türk vatandaşlarının girmesinin engellenmesi amacıyla Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyalarının tampon bölgede Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiği, Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 17/02/2016 tarihli yazısına göre davacılar murisinin yolcu kayıt sisteminde giriş/çıkışlarına ilişkin kayıt bulunmadığı yani davacılar murisinin sınır kapısından olayın meydana geldiği tampon bölgeye geçiş yapmadığı, dava konusu olayın meydana geldiği yere kaçak ve hukuk dışı yollarla girdiği, bu nedenle davacılar murisinin kendi kastıyla dava konusu olaydan zarar gördüğü, ancak müteveffanın 18 yaşından küçük olması nedeniyle müteveffanın çalışma yeri ve koşullarını bilen ve bu şekilde çalışmasına izin veren davacı anne ve babanın sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle davacıların manevi tazminat taleplerinin sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanmasının hakkaniyete aykırı olduğu, dava konusu olayın terör olayı olmasına rağmen davacı anne ve babanın müteveffa küçüğü koruma ve gözetme yükümlülüklerine aykırı davranışları nedeniyle olaydan zarar gördükleri bu durumun ise idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı, davacıların tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken tazminat taleplerinin kısmen kabulü yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR_DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın kusurlu olmasının idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kadırmadığı, olayın meydana geldiği yerin Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının sorumluluk sahası olduğu, olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY_TETKİK_HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire kararı kaldırılarak temyize konu kararın gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/3027, K:2020/3591 sayılı kararı kaldırılarak, davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY :
... tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybeden ...'nın yakınları olan davacılar tarafından, olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı iddia edilen manevi zararlara karşılık manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
... tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacılar tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu yakınlarının vefatı nedeniyle oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu/kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya özgü istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
Dava dosyası ile aynı saldırı nedeniyle açılan diğer dava dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği açıktır.
Bu duruma göre, oluşan zararda idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem, eylem ya da faaliyeti olmadığı görülmekte olup, uyuşmazlığın genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince karara bağlanması gerekmektedir.
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Belirtildiği üzere, sosyal risk ilkesi kapsamında manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken olayda davalı Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının hizmet kusuru ve müteveffanın müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de temyizen incelenen karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemlerinin REDDİNE,
2\. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3\. Davacılar tarafından karar düzeltme aşamasında yapılan yargılama giderinin davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı tarafından davacılara ödenmesine, temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine,
4\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 22/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim