Danıştay danistay 2021/207 E. 2025/2040 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/207
2025/2040
15 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/207
Karar No : 2025/2040
DAVACILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Kaymakamlığı / ...
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, soy isimlerindeki "O" harfinin, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun geçici 11. maddesi uyarınca düzeltilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair Bayraklı Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının kendilerine yönelik kısmı ile bu kararın dayanağı olan İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 08/01/2020 tarihli, 2020/2 sayılı ve "Ad ve Soyadı Değişikliği" konulu Genelgesinin 14. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacılar tarafından, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun Geçici 11. maddesinde doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler yönünden ayrık bir hüküm bulunmamasına rağmen dava konusu düzenleme ile mavi kart sahibi kişilerin kapsam dışı bırakıldıkları, Kanun'da olmayan sınırlamanın düzenleyici işlem ile getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları ile Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 14. maddesi gereğince haklı sebep halinde kapalı kayıtlar üzerinde düzeltme yapılmamasının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ya da özel hayata saygı hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracağının hüküm altına alındığı, diğer taraftan, davaya konu Genelge'nin 24. maddesinde “5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 14 üncü maddesi hükmü uyarınca kapalı kayıtlardaki hatalı yazılmış olan ad ve/veya soyadı il ve ilçe idare kurulu kararlarına dayanılarak 28/10/2016 tarihli ve 99484 sayılı talimat gereğince düzeltilecektir.” düzenlemesine yer verildiği, söz konusu talimat içeriğinden de anlaşılacağı üzere Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin kayıtlarında yer alan maddi hataların düzeltilmesi gerektiğinin talimatlandırıldığı, belirtilen sebeplerle dava konusu bireysel işlemde ve düzenleyici işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve anılan işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI :
I- Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 27. maddesinde, Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtlarının kapatılacağı ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulacaklarının düzenlendiği, dolayısıyla bu kişiler yabancı olarak kabul edildiklerinden Türk vatandaşlarına ait nüfus kayıtlarının tutulduğu aile kütüklerindeki kayıtları kapatılarak işlem yapılamaz duruma getirildiği, Türk vatandaşlığını kaybeden kişinin yeniden Türk vatandaşlığını kazanması halinde aile kütüğünde kapatılan kayıtların açılarak diğer devlet uyruğunda gerçekleştirdiği nüfus olaylarının nüfus kayıtlarına tescil edilmesinin sağlandığı, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni alarak Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları için "Mavi Kartlılar Kütüğü" oluşturulduğu, bu kişilerin uyrukları bulunduğu ülkelerdeki nüfus olaylarının (doğum, ölüm, evlenme, boşanma vb.) mavi kartlılar kütüğüne tescil edildiği, söz konusu nüfus olaylarına ilişkin ilgili ülke makamlarından temin edilen belgelere göre başkaca bir işleme gerek kalmaksızın mavi kartlılar kütüğünde gerekli değişiklikler yapılarak yabancı ülke kayıtları ile mavi kartlılar kütüğündeki kayıtların uyumlu olmasının sağlandığı, öte yandan davacıların 19/07/1996 tarihinde "..." soyadı ile Türk vatandaşlığını kaybettikleri dikkate alındığında, davacıların vatandaşı oldukları Almanya ülkesinin de taraf olduğu “Ad ve Soyadlarının Nüfus Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme"nin 2. ve 3. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca soyadı değişikliğinin öncelikle Almanya makamları önünde gerçekleştirilmesinde hukuken yarar olduğu, ayrıca aile kütüğü ve mavi kartlılar kütüğünün aynı kavramlar olmadığı, aile kütüğünde yer alan kaydın değiştirilmesi ve düzeltilmesi için 5490 sayılı Kanun’un 35 ve geçici 11. maddeleri uyarınca mahkeme kararı veya idare kurulu kararı gerekmekte iken, mavi kartlılar kütüğüne kayıtlı olan kişilerin uyruklarının bulunduğu ülke makamları önünde gerçekleştirdikleri ad ve soyad değişikliklerine ilişkin, ilgili ülke makamlarından temin edilen belgelerin usulüne uygun şekilde onay ve tasdik işlemleri yapılarak Türkçe tercümeleri ile birlikte ibraz edilmesi halinde mavi kartlılar kütüğünde ad ve soyadı değişikliğinin tescil edildiği, idare kurulunca ad ve soyadı değişikliğine yönelik başkaca bir karar alınmasının gerekmediği, dolayısıyla mavi kart hamili kişilere mavi kartlılar kütüğüne tescil işlemlerinde belirtildiği şekilde farklı hak ve kolaylıklar tanındığından mavi kart sahibi kişilerin davaya konu Genelge kapsamına alınmadıkları, yine tüm mavi kartlılar aynı uygulamadan faydalandığı için eşitlik ilkesine aykırı bir durumun mevcut olmadığı, diğer taraftan, davaya konu Genlgenin 8. ve 24. maddeleri uyarınca il/ilçe idare kurullarının kapalı nüfus kayıtlarında maddi hata sonucu oluşmuş ad ve/veya soyadlarına yönelik olarak karar vermesine imkan tanınmış ise de, davacıların nüfus kayıtlarında yapılan incelemede davacıların üstsoyunun “...” soyadını aldığı, bu soyadıyla nüfusa tescilinin yapıldığı, aile soyadında herhangi bir maddi hatanın bulunmadığı, davacıların ise “...” soyadı ile Türk vatandaşlıklarını kaybettikleri ve mavi kartlılar kütüğünde kayıtlarının oluşturulduğu, davacıların babalarının ise ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:..., K:... sayılı ve 29/04/1997 kesinleşme tarihli kararıyla “...” olan soyadını “...” olarak değiştirdiğinin tespit edildiği görülmekle birlikte; 5490 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince maddi hata kapsamı dışında mahkeme kararı olmaksızın nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasının mümkün olmadığı, yine 5490 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca Türk vatandaşı iken tutulan ve vatandaşlığın kaybı ile kapatılan aile kütüğüne maddi hataların düzeltilmesi dışında nüfus olaylarının tescilinin mümkün olmadığı, bu sebeple idare kurulları tarafından bu yönde karar alınmasının anılan Kanun maddesine aykırı olacağı, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin muhtelif kararlarında da “nüfus kayıtları kapalı olan kişilerin kişisel durumlarında meydana gelen değişikliklerin ancak kaydın yeniden açılmasıyla işlenebileceği, kapalı kayıttaki bilgileri değiştirecek mahiyette değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı” gerekçelerine yer verildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
II- Davalı Bayraklı Kaymakamlığı tarafından, davacıların 19/07/1996 tarihinden itibaren Türk vatandaşlığından çıktıkları ve 03/12/2012 tarihinde mavi kartlılar kütüğüne tescil edildiklerinin tespit edildiği, 5490 sayılı Kanun’un 14. maddesinde vatandaşlığın kaybı halinde nüfus kaydının kapatılacağı ve söz konusu kayıtlar üzerinde işlem yapılamayacağı hükmüne yer verildiği, davaya konu Genelge hükmünde mavi kartlılar kütüğündeki ad ve soyadlarının düzeltilmesine ilişkin taleplerin 5490 sayılı Kanun kapsamında olduğunun düzenlendiği, belirtilen kurallar doğrultusunda tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacıların, isimlerindeki yazım hatalarının düzeltilmesi talebiyle yapmış oldukları başvurunun reddine ilişkin Bayraklı Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 2020/2 sayılı Genelgesinin 14. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medenî durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukukî olayların belirlenip saptanması, bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veri tabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ile adres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamak amacıyla ve Türk vatandaşları, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları ile Türkiye'de bulunan yabancıların nüfus hizmetlerinin düzenlenmesine, yürütülmesine ve geliştirilmesine ilişkin esas ve usûl hükümleri kapsamak üzere hazırlanarak yürürlüğe konulan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun ''Tanımlar'' başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde, Mavi Kartlılar Kütüğünün, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin ve bunların altsoylarının kayıtlarının elektronik ortamda tutulduğu kütüğü ifade ettiğine işaret edilmiş; ''Kaydın kapatılması ve yeniden açılması'' başlıklı 14. maddesinde, ''(1) Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlât edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.
(2) Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir.'' hükmü yer almıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun ''Türk vatandaşlığından çıkmanın geçerliliği ve sonuçları'' başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında, çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile Türk vatandaşlığının kaybedileceği, Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtlarının kapatılacağı ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulacakları hükme bağlanmış, 28. maddesinde, ''(Değişik: 9/5/2012-6304/14 md.)(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır.
(2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler.
(3) Bu madde kapsamında bulunan kişiler, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamazlar. Ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilirler.
(4) Cumhurbaşkanı gerekli görmesi halinde üçüncü dereceden itibaren hangi dereceye kadar olan altsoyların bu maddede tanınan haklardan faydalanabileceğini belirleyebilir.
(5) Bu madde hükümlerinden yararlanacak olan altsoyun, üstsoyu ile soy bağını belgelendirmesi şarttır.
(6) Bu madde kapsamında bulunan kişilere, talepleri halinde bu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren Mavi Kart düzenlenir. Bu Kart, 21/2/1963 tarihli ve 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu kapsamındadır.
(7) Bu maddenin sağladığı hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Kartın ibraz edilememesi durumunda Kimlik Paylaşımı Sistemi aracılığıyla Mavi Kartlılar Kütüğünden alınacak kayıt örneği ve uyruğunda bulunulan devlet makamlarınca verilmiş kimlik bilgilerini gösteren belge ile işlem yapılır. Bu kişilerin kimlik bilgilerinde değişiklik olması durumunda uyruğunda bulunduğu devlet makamından alınmış eski ve yeni kimlik bilgilerini gösteren belgenin usulüne göre tasdik edilmiş Türkçe tercümesi ile birlikte ibrazı zorunludur.
(8) Bu madde kapsamında bulunan kişilere Bakanlığın tespit edeceği esaslar çerçevesinde kimlik numarası verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aranan yerlerde bu kimlik numarası kullanılır.
(9) Mavi Kartın düzenlenmesi ve dağıtılması ile Mavi Kartlılar Kütüğünün elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(10) Kamu kurum ve kuruluşları, bu madde hükümlerinin uygulanması amacıyla her türlü tedbiri alır ve gerekli düzenlemeleri yapar.'' hükmüne yer verilmiştir.
7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5490 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11 inci maddenin uygulamasında göz önünde bulundurulacak hususları içeren İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 2020/2 sayılı Genelgesinin dava konusu 14. maddesinde, ''Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin Mavi Kartlılar Kütüğündeki ad ve soyadlarının düzeltilmesine ilişkin talepleri bu Kanunun kapsamı dışındadır. Bu yoldaki talepler il ve ilçe idare kurullarınca reddedilecektir.'' düzenlemesi yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, doğumla Türk vatandaşı olan davacıların, Türk vatandaşlığından çıkma izni almak suretiyle 19/07/1996 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettikleri ve Almanya vatandaşı oldukları, soyadlarında sehven yazıldığını ileri sürdükleri bir harfin silinmesi talebiyle yaptıkları başvurularının İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 2020/2 sayılı Genelgesinin 14. maddesine dayanılarak Bayraklı Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 06/10/2020 tarihli dava konusu işlemi ile reddedilmesi üzerine bakılan davayı açtıkları anlaşılmıştır.
Bu durumda, Türk vatandaşlığından çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden davacıların anılan Yasa hükümleri gereği nüfus kayıtlarının kapatılarak işlem yapılamaz hale getirildiği ve Türk vatandaşlığını kaybedenler ile bunların altsoylarının kayıtlarının elektronik ortamda tutulduğu mavi kütüğe kayıtlarının yapıldığı dikkate alındığında dava konusu Genelge düzenlemesinde ve bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/04/2025 tarihinde, davacıları temsilen vekili Av. ...'ın geldiği, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığını temsilen Av. ...'ün geldiği, Bayraklı Kaymakamlığını temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca davacılardan ...'ya Bakanlar Kurulunun 21/03/1996 tarihli ve 7912 sayılı, diğer davacı kardeşi ...'ya Bakanlar Kurulunun 04/04/1996 tarihli ve 7987 sayılı kararıyla çıkma izni verilmiş, davacılar bu çıkma izni belgesini teslim aldıkları 19/07/1996 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlıklarını kaybetmiş ve Federal Almanya Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmişlerdir.
Bilahare davacılar, 03/12/2012 tarihinde Mavi Kartlılar Kütüğüne kaydolmuşlar ve kendilerine mavi kart verilmiştir.
Davacılar tarafından, soy isimlerinde bulunan “O” harfinin sehven yazıldığı, babaları Hüsnü ... tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava sonucunda, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla “O” harfinin çıkarılmasına karar verildiği, bu nedenle 5490 sayılı Nüfus Kanunu’nun geçici 11. maddesi uyarınca kendi soyadlarında bulunan “O” harfinin de kaldırılarak düzeltilmesi gerektiği belirtilerek Bayraklı Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğüne yapılan başvurunun, Bayraklı Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile İçişleri Bakanlığının 08/01/2020 tarihli, 2020/2 sayılı ve "Ad ve Soyadı Değişikliği" konulu Genelgesinin 14. maddesi gereğince reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne;
"Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde,
"Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." hükmüne;
"Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne;
"Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde,
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." hükmüne;
"Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinde, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. " hükmüne;
90\. maddesinin son fıkrasında ise, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonunca imzaya açılan, Türkiye tarafından 08/09/1962 tarihinde onaylanan ve 08/10/1962 tarihinde yürürlüğe giren 04/09/1958 tarihli ve IV Numaralı Ad ve Soyadlarının Değişikliğine İlişkin Sözleşme'nin 1. maddesinde,
"Kişilerin hallerindeki bir değişiklik veya bir yanlışlığın düzeltilmesi sonucunda vuku bulan değişmeler müstesna, bu Sözleşme, yetkili amme makamı tarafından verilmiş olan ad ve soyadlarının değişikliğine ilişkindir." düzenlemsine;
2\. maddesinde, "Her Âkit Devlet, diğer bir Âkit Devlet vatandaşlarının, bu kişilerin aynı zamanda kendi vatandaşı oldukları haller hariç, ad ve soyadlarının değişmesine müsaade etmeyeceğini taahhüt eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
29/04/2006 tarih ve 26153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun;
"Amaç" başlıklı 1.maddesinde,
"(1) Bu Kanunun amacı; kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medenî durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukukî olayların belirlenip saptanması, bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veri tabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ile adres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamaktır." hükmüne;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
" (1) Bu Kanun, Türk vatandaşları, (6304 s.K ile ek ibare) doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları ile Türkiye'de bulunan yabancıların nüfus hizmetlerinin düzenlenmesine, yürütülmesine ve geliştirilmesine ilişkin esas ve usûl hükümlerini kapsar." hükmüne;
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Bu Kanunda geçen; ...
m) (Ek: 9/5/2012-6304/11 md.) Mavi Kart: Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesinde belirtilen altsoylarına verilen ve söz konusu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren resmi belgeyi,
n) (Ek: 9/5/2012- 6304/11 md.) Mavi Kartlılar Kütüğü: Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoylarının kayıtlarının elektronik ortamda tutulduğu kütüğü, ..." hükmüne;
"Mavi Kartlıların kayıtları" başlıklı 8/A maddesinde,
"(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde belirtilen altsoyları, Genel Müdürlükçe elektronik ortamda tutulan Mavi Kartlılar Kütüğüne kaydedilir. Bu Kütüğe kaydedilenler, her türlü nüfus olaylarını yurt içinde nüfus müdürlüklerine, yurt dışında ise dış temsilciliklere beyan etmekle yükümlüdürler." hükmüne;
"Kaydın kapatılması ve yeniden açılması" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlât edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.
(2) Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir." hükmüne;
"Kayıt düzeltilmesi" başlıklı 35. maddesinde,
"(1) Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.
(2) Aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak tescil edilir, değiştirilir, boş bırakılır veya silinir."
"Nüfus davaları" başlıklı 36. maddesinde,
"(1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur:
a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (...) nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.
b) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.
c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder.
(2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır." hükmüne;
"Maddî hatalar" başlıklı 38. maddesinde,
"(1) Bu Kanunun 7 nci maddesinde sayılan aile kütüklerine tescil edilmesi gereken bilgilerden; dayanak belgesinde bulunduğu halde nüfus kütüklerine hatalı veya eksik olarak tescil edilen ya da hiç yazılmayan bilgiler veya mükerrer kayıtlar maddî hata kapsamında değerlendirilir. Bu tür maddî hatalar Genel Müdürlükçe ya da nüfus müdürlükleri tarafından düzeltilir veya tamamlanır." hükmüne;
7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5490 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddesinde,
"(1) Kişinin üç yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan, toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir. İl ve ilçe idare kurullarının vereceği karar kesindir. Soyadı değiştirilen erkek ise kendisi ile birlikte varsa karısının ve müracaat tarihinde ergin olmayan çocuklarının da soyadları düzeltilir. Soyadı değiştirilen kadın ise kendisi ile birlikte ergin olmayan evlilik dışı çocukları varsa onların da soyadları düzeltilir. Bu maddede belirlenen sürenin bir katına kadar uzatılmasında Cumhurbaşkanı yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığından çıkmanın geçerliliği ve sonuçları" başlıklı 27. maddesinde,
"(1) Çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile Türk vatandaşlığı kaybedilir. Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılır ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulurlar." düzenlemesi;
"Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar" başlıklı 28. maddesinde,
"(Değişik: 9/5/2012-6304/14 md.) (1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır.
(2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler.
(3) Bu madde kapsamında bulunan kişiler, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamazlar. Ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilirler.
(6) Bu madde kapsamında bulunan kişilere, talepleri halinde bu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren Mavi Kart düzenlenir. Bu Kart, 21/2/1963 tarihli ve 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu kapsamındadır.
(7) Bu maddenin sağladığı hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Kartın ibraz edilememesi durumunda Kimlik Paylaşımı Sistemi aracılığıyla Mavi Kartlılar Kütüğünden alınacak kayıt örneği ve uyruğunda bulunulan devlet makamlarınca verilmiş kimlik bilgilerini gösteren belge ile işlem yapılır. Bu kişilerin kimlik bilgilerinde değişiklik olması durumunda uyruğunda bulunduğu devlet makamından alınmış eski ve yeni kimlik bilgilerini gösteren belgenin usulüne göre tasdik edilmiş Türkçe tercümesi ile birlikte ibrazı zorunludur. ...
(9) Mavi Kartın düzenlenmesi ve dağıtılması ile Mavi Kartlılar Kütüğünün elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(10) Kamu kurum ve kuruluşları, bu madde hükümlerinin uygulanması amacıyla her türlü tedbiri alır ve gerekli düzenlemeleri yapar.
" düzenlemesi yer almıştır.
5490 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11. maddenin uygulamasında göz önünde bulundurulacak hususları içeren İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 08/01/2020 tarihli, 2020/2 sayılı ve "Ad ve Soyadı Değişikliği" konulu Genelgesinin dava konusu 14. maddesinde, ''Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin Mavi Kartlılar Kütüğündeki ad ve soyadlarının düzeltilmesine ilişkin talepleri bu Kanunun kapsamı dışındadır. Bu yoldaki talepler il ve ilçe idare kurullarınca reddedilecektir.'' düzenlemesi yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava Konusu Düzenleyici İşlem Yönünden:
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri ile Anayasa'nın bulunduğu bilinci olan devlettir.
Anayasa'nın 90. maddesinin beşinci fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası Andlaşma hükümlerinin esas alınacağı emredici bir kural olarak yer almış olup 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu itibarla, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Uyuşmazlık; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin, vatandaş olduğu ülkede ad ve soyadında bir değişiklik olmaksızın, Türkiye'de bulunan nüfus kayıtlarında yer alan ad ve soyadlarının düzeltilmesinin mümkün olup olmadığı, bu bakımdan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun geçici 11. maddesi kapsamında bulunup bulunmadıkları noktasındadır.
5490 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddesiyle, 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3. maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan, toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadlarının, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirileceği düzenlenmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 258. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde de; nüfus hizmetlerini düzenlemek, yürütmek, takip etmek, denetlemek ve değerlendirmek, usulüne göre tesis edilmemiş kayıtların silinmesini karara bağlamak, maddi hataları düzeltmek, aile kayıtlarını birleştirmek, mükerrer kayıtları birbirine göre tamamlamak ve diğerlerini silmek, İçişleri Bakanlığının hizmet birimlerinden olan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayılmıştır.
Yine, 5490 sayılı Kanun'un 69. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesinde, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün, nüfus hizmetlerini düzenlemek, yürütmek, takip etmek, denetlemek ve değerlendirmek, nüfus olaylarının aile kütüklerine tescili esnasında yapılan hatalı veya eksik kayıtları dayanak belgesine göre düzeltmek, değiştirmek, birleştirmek, tamamlamak, mükerrer kayıtları silmek, usulüne göre düzenlenmemiş kayıtlara ilişkin gerekli işlemleri yapmak ve diğer işlemleri tesis etmek, nüfus hizmetleri ile ilgili olarak kurumlar ve diğer yetkili kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamakla görevli olduğu; 6. maddesinde de, aynı Genel Müdürlüğün, nüfus hizmetlerinin yürütülmesi, soybağının kurulması, maddi hataların düzeltilmesi, aile kayıtlarının birleştirilmesi, mükerrer kayıtların birbirine göre tamamlanması ve diğerlerinin silinmesi, kayıtların taşınması, açılması/kapatılması, tamamlanması, nüfus olaylarının aile kütüklerine tescili esnasında yapılan hatalı veya eksik kayıtların dayanak belgesine uygun olarak düzeltilmesi ve usulüne göre tesis edilmemiş kayıtlara ilişkin gerekli işlemlerin yapılması ile saklı nüfus ve aile kütüklerine yapılacak tescil işlemlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususlarında yetkili olduğu; 74. maddesinde ise, bu Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin talimatların, Genel Müdürlük tarafından belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Buna göre, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün nüfus kayıtlarında yer alan ve 5490 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesine konu olan ad ve soyadlarına yönelik düzeltme taleplerine ilişkin usul ve esasları belirlemekle görevli ve yetkili olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu itibarla, 5490 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi kapsamındaki ad ve soyadların düzeltilmesi husunda ikincil düzenleme niteliğindeki dava konusu Genelgede, yetki unsuru yönüyle hukuka aykırılık görülmemektedir.
Genelgenin diğer unsurlar yönünden incelenmesine gelince;
Ülkemizin taraf olduğu ve Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonunca imzaya açılan Ad ve Soyadlarının Değişikliğine İlişkin Sözleşme'nin 2. maddesiyle, her Âkit (sözleşmeci) Devletin, diğer bir Âkit Devlet vatandaşlarının ad ve soyadlarının değişmesine, bu kişilerin aynı zamanda kendi vatandaşı olduğu haller hariç, izin vermeyeceği konusunda taahhütte bulunmuş; 6. maddesinde, bir Âkit Devletin, diğer bir Âkit Devlette, aksi yöndeki taahhütlere rağmen her nasılsa kendi vatandaşlarını da ilgilendiren kararlar alındığı takdirde, kendi ülkesinde bu kararı itiraz hakkına tabi tutabileceği kabul edilmiş; yine ülkemizin taraf olduğu ve aynı Komisyon tarafından imzaya açılan Ad ve Soyadlarının Nüfus Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme’nin 1. ve 6. maddesi uyarınca, sözleşmeye taraf ülkelerden ikisinin nüfus kütüklerinde, uyruğu ne olursa olsun aynı kişinin ad veya soyadında farklılık bulunması halinde, sözleşme tarafı her ülkenin yetkili makamlarının bu farklılığın giderilmesi için tedbir alabileceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, yukarıda hükümleri özetlenen uluslararası sözleşmeler uyarınca; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Ad ve Soyadlarının Değişikliğine İlişkin Sözleşme'ye taraf diğer bir Devletin vatandaşının ad ve soyadında değişiklik yapabilme yetkisi, o kişinin aynı zamanda kendi vatandaşı da olması, yani çifte uyruklu bulunması haline münhasırdır. Yani kendi vatandaşı ya da çifte uyruklu olmayıp yalnızca Âkit Devlet vatandaşı olanların ad ve soyadında değişiklik yapabilme yetkisi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Ad ve Soyadlarının Nüfus Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti nüfus kayıtları ile bu sözleşmeye taraf diğer bir Devletin nüfus kütüğünde, uyruğu ne olursa olsun aynı kişinin ad veya soyadının farklı kaydedilmiş olması halinde, Türkiye Cumhuriyeti, Türk vatandaşı olmasa dahi bir kişinin ad ve soyadında değişiklik yapma yetkisini haiz bulunmaktadır.
Ayrıca, ülkemizin taraf olduğu ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan "Ad ve Soyadlarının Değişikliğine İlişkin Sözleşme" ile "Ad ve Soyadlarının Nüfus Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme"nin, Anayasamızın 17. ve 20. maddelerinde yer alan temel hak ve özgürlüklere ilişkin bulunduğu, bu haliyle Anayasamızın 90. maddesi uyarınca kanun vasfında olup ulusal mevzuata dahil bir kanun ile çatışması halinde üstün norm olarak kabulü gerektiği de açıktır.
Bu çerçevede, 5490 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesiyle tanınan hakların; yukarıda isimleri zikredilen uluslararası sözleşmelerle çatışan hükümlerinin, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca yabancı statüsünde bulunan mavi kartlılar yönünden uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varıldığından; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin Mavi Kartlılar Kütüğündeki ad ve soyadlarının düzeltilmesine ilişkin taleplerinin 5490 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği yolundaki Genelge kuralında, ulusal ve uluslararası mevzuat ile hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava Konusu Bireysel İşlemin İncelenmesi:
Uyuşmazlık konusu somut olayda; davacıların babası ...'nun soyadında yer alan "O" harfinin kaldırılarak "..." olarak tashih edilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarihinde kesinleşen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacılarının babasının soyadının "..." olarak tashihine karar verildiği, ancak mahkeme kararının gerekçesinde, aile nüfus kayıt tablosunda soyadının "..." olmasına karşın, davacıların babasının ...larak tanındığı, "..." olarak tanınmadığı belirtilerek "..." olarak tashihine karar verildiği, başka bir ifadeyle "..." olarak yazılan soyadının maddi hata bulunduğu gerekçesiyle düzeltilmesine karar verilmediği, bunun yanında mahkeme kararının verildiği 24/12/1996 tarihinde davacıların ergin oldukları (kanun koyucu, ad ve soyadının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması nedeniyle mahkeme kararıyla yapılan değişikliklerin yalnızca hakkında karar verilen kişinin ergin olmayan çocuklarına sirayet etmesini öngörmüştür) ve çıkma belgesini teslim almak suretiyle, karar tarihinden önce 19/07/1996 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlığını kaybettikleri, davacılar tarafından 5490 sayılı Nüfus Kanunu’nun geçici 11. maddesi uyarınca kendi soyadlarında bulunan “O” harfinin de kaldırılarak düzeltilmesi talebiyle Bayraklı Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğüne yapılan başvurunun, Bayraklı Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile İçişleri Bakanlığının 08/01/2020 tarihli ve 2020/2 sayılı Genelgesinin 14. maddesi gereğince reddedildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacıların soyadlarının düzeltilmesi talepli başvuru sırasında, soyadlarının vatandaşı oldukları Federal Almanya Cumhuriyeti'nde "..." şeklinde kaydedildiğine ya da bu şekilde düzeltilip değiştirildiğine dair bilgi ve belge de sunulmadığı görülmektedir.
Buna göre, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla ergin bulunan ve mahkeme ilamında haklarında hüküm bulunmayan davacıların babalarına ilişkin mahkeme kararından yararlanamayacağı gibi, Türk uyruklu ya da biri Türk olmak üzere çifte uyruklu olmadıklarından, soyadlarının düzeltilmesi taleplerinin Ad ve Soyadlarının Değişikliğine İlişkin Sözleşme gereğince karşılanmasına olanak bulunmadığı, yine Ad ve Soyadlarının Nüfus Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme'nin tarafı olan vatandaşı oldukları Federal Almanya Cumhuriyeti nüfus kayıtlarında soyadlarının "..." şeklinde kaydedildiği veya düzeltildiği yönünde yetkili makam tarafından verilmiş bir karar da sunulmadığı görüldüğünden, Mavi Kartlılar Kütüğündeki ad ve soyadlarının düzeltilmesine ilişkin taleplerinin 5490 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu haliyle, yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen Genelge kuralına ve uluslararası sözleşme hükümlerine istinaden tesis edilen dava konusu bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davacılar tarafından vatandaşı oldukları Federal Almanya Cumhuriyeti'nde, yetkili makam kararı ile soyadlarının değiştirilmesine karar verilmesi halinde, Türkiye'de de soyadlarının düzeltilmesi talebiyle yeniden başvuru yapabilecekleri açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak vekille temsil edilen ve duruşmada hazır bulunan davalı İçişleri Bakanlığına verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.