SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/1983 E. 2025/3711 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/1983

Karar No

2025/3711

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1983 E. , 2025/3711 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1983
Karar No : 2025/3711

DAVACI : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Av. ...

DAVANIN_KONUSU: 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliğinin;
1) Kanuni dayanağı olmadığından ve sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olduğundan bahisle tamamının,
2) Bu talep uygun görülmediği takdirde;
a) 1. maddesinin,
b) 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin,
c) 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin,
ç) 6. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç) ve (d) bentlerinin,
d) 7. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c), ve (g) bentlerinin,
e) 8. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinin, 2. ve 6. fıkralarının,
f) 9. maddesinin 2. fıkrasının,
g) 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile 2., 3. ve 4. fıkralarının
ğ) 11. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (d), (e) bentleri ile 2. fıkrasının,
h) 13. maddesinin,
ı) 14. maddesinin 1. Fıkrasının, iptali ile
3) Yönetmeliğin dayanağı olan 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesinin ve 18. maddesinin 4. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına, karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından;
\- Anayasa'ya aykırılık iddiası yönünden, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin kanuni dayanağının olması gerekirken dava konusu Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nin dayanağı olan 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin herhangi bir kanuni dayanağının olmadığı, diğer kanuni dayanak olan 7221 sayılı Kanun'un 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nden daha sonra yürürlüğe girdiği, ayrıca somut düzenlemeler içermediği, sadece ekonomik bakımdan yükümlendirici bir hüküm getirildiği ve bazı işlemlerin Bakanlık iznine tabi olacağını gösterdiği, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen konuların kanun ile düzenlenmesi gerektiği belirtilerek 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi ile 18. maddesinin 4. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği,
\- Yönetmeliğin tamamının iptali istemi yönünden, yasal dayanağı bulunmaksızın davalı idare tarafından yönetmelik düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, yönetmeliklerin sebep unsurunu bir Kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin oluşturacağı, daha önce hiçbir şekilde düzenlenmeyen bir alanda yönetmelik çıkarılmasının mümkün olamayacağı, 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ise somut düzenlemeler içermediği, sadece ekonomik bakımdan yükümlendirici bir hüküm getirildiği ve bazı işlemlerin Bakanlık iznine tabi olacağını gösterdiği, konu ile ilgili kanuni düzenlemenin sadece 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesi olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yalnızca konuyla ilgili kurul ve kurumların düzenlendiği, uygulamaya yönelik hiçbir hüküm içermediği, kanun ile düzenlenmesi gereken konuların Cumhurbaşkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kullanılması sonucu fonksiyon gasbı meydana geldiği; öte yandan, dava konusu Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği ile özel sektörün ürettiği veriyi paylaşmaya zorlanmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, dava konusu Yönetmelikle aynı tarihte yürürlüğe giren “Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği” ile dava konusu Yönetmelik arasında nasıl bir fark olduğunun ve hangisinin hangi durumlarda uygulanacağının tam olarak anlaşılamadığı ve buna ilişkin de bir düzenlemenin yer almadığı, kapsamına ilişkin bu hukuki belirsizliğin de dava konusu Yönetmeliği bütünüyle hukuka aykırı hale getirdiği,
\- Yönetmeliğin 1. maddesi yönünden, Resmi Gazete'de yayımlanacak standartlara uygunluktan bahsedildiği, ancak standartların neler olduğunun belli olmadığı, hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiği,
\- Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden, gerçek kişilerin coğrafi veri lisans belgesi almasına engel teşkil ettiği, gerçek kişi harita ve kadastro mühendislik müşavirlik bürolarının yanı sıra lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının da dava konusu Yönetmelik kapsamında yer alamadığı, bu ayrımın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, haksız rekabet ortamı yarattığı,
\- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden, gerçek kişi veya tüzel kişi arasında çalışma alanları açısından hiçbir farklılık olmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan, gerçek kişi serbest harita ve kadastro müşavirlik bürolarının dava konusu Yönetmelik kapsamında yer almamasının veri madenciliği yapmalarına ve yeni veri üretmelerine engel olduğu, tüzel kişiler ile aralarında haksız rekabet oluşturduğu ve eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, veri madenciliği alanının ekonomik açıdan güçlü şirketlere bırakıldığı, öte yandan, veri madenciliği ile büyük ölçekli veriler arasından ihtiyaç duyulan bilginin alınarak işlendiği, sıfırdan veri üretimi olmaksızın mevcut verilerle yapılan analiz için ayrı lisans ücreti ödenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu,
\- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç) ve (d) bentleri yönünden, (a) bendinde lisans sözleşmesinden bahsedilmekle birlikte Yönetmeliğin ekinde lisans sözleşmesi örneğinin yer almadığı, Yönetmeliğin herhangi bir yerinde lisans sözleşmesinin içeriğine dair bir bilgiye de yer verilmediği, sözleşmenin hangi şartlarda yapılacağı hususunun belirsiz kaldığı, bu durumun da her kuruluşla ayrı bir sözleşme mi yapılacağı sorusunu gündeme getirdiği, farklı uygulamaların gündeme gelmesinin söz konusu olabileceği, ayrıca içeriği yalnızca idarece belirlenen bir sözleşmenin tarafların ortak iradelerinin aynı yönde oluşmasıyla meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği, (b) bendinde raporun içeriğinin belirsiz olduğu, (ç) bendinde gizlilik kavramının soyut ve belirsiz olduğu, (d) bendinde standartların henüz belli olmadığı,
\- Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) ve (g) bentleri yönünden, (a) bendinin, 4. maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki tanım ile çeliştiği, (c) bendinin, meslek odalarının, mensuplarının mesleki faaliyetlerinin denetimini engellediği, (g) bendinde Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanı çalıştırmanın hukuki ve bilimsel dayanağı olmadığı, Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olanların değil harita kadastro mühendisinin istihdam edilmesi gerektiği, ayrıca belirlenen personel sayısının da bilimsel ve teknik bir dayanağının bulunmadığı,
\- Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentleri ile 2. ve 6. fıkraları yönünden, maddenin 1. fıkrasının dava konusu bentlerinin "kriter" olmadığı, idarece yapılacak "işlemler"in dökümü olduğu, (b) bendinde değerlendirmenin nasıl yapılacağının belirsiz olduğu, (c) bendinde "gerekli görülen durumlarda" ibaresinin belirsiz olduğu, (ç) bendinde coğrafi veri paylaşım matrisinin hangi Resmi Gazete'de yayımlandığının belli olmadığı, ayrıca "gizlilik" ve "yetki durumu"ndan neyin kastedildiğinin anlaşılamadığı, (d) bendinde belirtilen CBS Uzmanlığına yönelik Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte bir sertifika eğitimi bulunmadığı, lisans eğitiminin yeterli olacağı, Mesleki Yeterlilik Kurumundan belge alınmasının hukuka aykırı olduğu, (e) bendinde anılan suçlardan mahkum olanların özel bir kısıtlamaya tabi tutulmaması, ceza mevzuatı uyarınca tabi olacağı yoksunluklar ile hukuki sonuçların uygulanması gerektiği, maddenin 2. fıkrasında "gerek görülmesi durumunda ek belge" istenilebileceğinin belirtilmekle yetinilmesinin hukuki belirlilik ilkesine aykırılık oluşturduğu, maddenin 6. fıkrasında lisans belge ücretinin ne olduğunun ya da nasıl hesaplanacağının belirtilmediği,
-Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası yönünden, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile çeliştiği, firmaların ticari sırlarını paylaşmalarına yol açacağı, "kapsamda oluşan değişiklikler"in ne olduğunun belirsiz olduğu,
\- Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile 2., 3. ve 4. fıkraları yönünden, 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen lisans sözleşmesinin Yönetmelik ekinde yer almadığı, (ç) bendinde "kamuya yanlış yansıtılma" ibaresinin belirsiz olduğu, 2. fıkrasında askıya alma işleminin kim tarafından yapılacağı, ilgili tarafından nasıl talep edileceği, ne şekilde uygulanacağı hususlarının belli olmadığı, 3. fıkrasında lisans süresi geçtikten sonra başvuru yapanlar hakkında lisansın devam ettirilip ettirilemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı, yenileme süresi geçtikten sonra yeniden lisans başvurusu, ücreti alınmasının hakkaniyete aykırı olacağı, 3. ve 4. fıkralarında askıya alınan süreye ilişkin bilgi bulunmadığı, askı süresinde lisans sahibinin yapabileceği ve yapamayacağı faaliyetlerin belirsiz olduğu,
\- Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (d), (e) bentleri ile 2. fıkrası yönünden, Yönetmeliğin 11. maddesinde soyut kavramlara yer verildiği, bu nedenle yorum yapılması veya hükmün içinin doldurulmasının keyfi uygulamalara sebep olacağı, (a) bendi yönünden, Yönetmelik ekinde sözleşme örneği olmadığı, (b) bendinde eksikliklerin giderilmesi için belirlenen "sürelerde" ifadesinin anlaşılamadığı, 10. maddesinin 2. fıkrası ile çeliştiği, (ç) bendindeki kavramların soyut ve keyfi uygulamalara yol açacak mahiyette bulunduğu, (d) bendinde "yanlış beyanda bulunma" tanımının olmadığı, (e) bendinde "mevzuatta belirtilen yükümlülükler"den kastın hangi mevzuat olduğunun belli olmadığı, "ilgili dökümanların ve teçhizat, tesis ve basılı materyal"in ne olduğunun anlaşılmadığı, 2. fıkrada lisanslı kuruluşun lisansının iptali halinde, yeniden lisans başvurusunda bulunup değerlendirilmeye alınabilmesi için 1 yıl bekletilmesinin çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olduğu,
\- Yönetmeliğin 13. maddesi yönünden, şikayetlere ilişkin düzenlemede nereye, ne kadar sürede şikayet edileceğinin belirsiz olduğu,
\- Yönetmeliğin 14. maddesi yönünden, lisans belgesinin ilk kez alınması ile yenilenmesine yönelik bedellerin ne olduğunu, nasıl tespit edileceğinin belirsiz olduğu,
iddia edilmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı tarafından; usule ilişkin olarak davanın ehliyet ve süre yönünden reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak;
\- Anayasaya aykırılık iddiası yönünden, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 7221 sayılı Kanun ve 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı,
\- Yönetmeliğin tamamının iptali istemi yönünden, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 7221 sayılı Kanun yayımlanmadan önce bu hususta önemli bir boşluk olduğu, başta navigasyon firmaları olmak üzere yerli veya yabancı firmaların, milli güvenliği ilgilendiren veya içerisinde hassas kişisel veriler de olabilen coğrafi verileri, hiçbir devlet kurumunun iznini almadan ya da haberdar etmeden serbestçe toplayabildikleri, önceki yıllarda il valiliklerinin, coğrafi veri toplayan çeşitli firma ve kişilerin yollarda navigasyon verisi topladıklarını, yüksek çözünürlüklü 360 derece sokak fotoğrafları çektiklerini, bununla ilgili bir mevzuat olup olmadığını ve bu konuyla ilgili nasıl bir işlem gerçekleştirilmesi gerektiğini Bakanlığa sordukları, bunun üzerine 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 108. maddesi gereği bu ve benzeri yasal boşlukları dolduracak kapsamlı bir mevzuat çalışmasına başlandığı, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 7221 sayılı Kanun'un yayımlanmasıyla yasal boşluğun ortadan kalktığı ve Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması veya satılmasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının iznine tabi olduğu hükmünün getirildiği, ülkemizde depremler, seller, büyük orman yangınları, heyelanlar ve çevre felaketleri gibi afetlerin çok sık aralıklarla yaşandığı, bunun gibi afet ve acil durumların yaşandığı zamanlarda, hızlı ve etkin müdahale için son derece hayati kararlar alınmak durumunda kalındığı, bu kararların isabetli ve doğru olabilmesi için de sadece kamu kurumlarının değil özel sektörün de topladığı hassas coğrafi verilere ihtiyaç duyulduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi uyarınca gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin veriyi paylaşma yükümlülüklerinin bulunduğu, 14. maddesinin 4. ve 5. fıkraları uyarınca da coğrafi veriyi üretme, toplama, paylaşma veya satma hususlarında Bakanlıktan izin alınması gerektiği, verilen izinlerin asıl maksadının kamu menfaati kapsamında verinin kayıt altına alınabilmesi olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, tanımlama dokümanının, “coğrafi veri temalarına ilişkin uygulama kurallarını, teknik esasları ve standartları belirleyen doküman” olarak tanımlandığı, yani tanımlama dokümanının yalnızca veriyi değil tüm detayları tanımlandığı, tanımlama dökümanlarının Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu kararı ile Resmi Gazete'de yayımlandığı, söz konusu Yönetmeliğin Avrupa Coğrafi Veri Altyapısını şekillendiren INSPIRE Direktifi ile uyumlu bir şekilde düzenlendiği,
\- Yönetmeliğin 1. maddesi yönünden, standartların belirlendiği, Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu tarafından onaylandıktan sonra 20 tanımlama dökümanının, 09/07/2020 tarihli ve 31180 (1. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de, 12 tanımlama dökümanının da 18/09/2020 tarihli ve 31248 (1. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı,
\- Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden, dava konusu Yönetmelik ile Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliğinin amaç ve kapsamının bütünüyle birbirinden farklı olduğu, lisans ile Bakanlığın işbirliği içerisinde çalışacağı, bazı yeterlilikleri sağlaması, şirket olarak yapılanması, organlarının olması, pafta bazında değil asgari olarak il bazında çalışma yapması, Mesleki Yeterlilik Kurumunun belirlediği kriterler çerçevesinde belge sahibi olan yeterli personel (CBS uzmanı veya CBS operatörü) istihdam etmesi beklenen özel hukuk tüzel kişilerinin akredite edilmesinin söz konusu olduğu, büyük ölçekli coğrafi veri madenciliği ve yeni veri üretimi gibi konuların bütün vatandaşları etkileyen olumsuz sonuçlarının olabileceği, bu nedenle belirtilen niteliklerin gerçek kişilerce sağlanmasının mümkün olamayacağı, dolayısıyla kamu yararı gözetilerek yalnızca özel hukuk tüzel kişilerine lisans verildiği, öte yandan şirketleşmeyen Serbest Harita ve Kadastro Mühendislik Müşavirlik Bürolarının dava konusu Yönetmelik kapsamında olmadığından veri madenciliği ve veriden yeni veri üretimi yapamadığı iddiasının gerçek dışı olduğu, zira Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği uyarınca izin almaları halinde her iki konuda da faaliyette bulunabilecekleri, Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının ise özel bir kanuna tabi oldukları, 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun uyarınca kendi nam ve hesaplarına değil Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce verilen iş ve işlemlerle sınırlı iş yapabilecekleri, bu nedenle ne dava konusu Yönetmelik ne de Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği kapsamında izin yapabilecekleri, buna bağlı olarak eşitlik ilkesinin ihlali ile haksız rekabetten de söz edilemeyeceği, davacı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu,
\- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden, lisans uygulamasının özel hukuk tüzel kişileri ile sınırlandırılmasının kamu yararının gereği olduğu, dava konusu Yönetmelik uyarınca başvuruların il, büyükşehir ve ülke düzeyinde yapılması nedeniyle hesaplamaların da buna göre yapıldığı, pafta başı ücretin dava konusu Yönetmelikte değil Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliğinde olduğu,
\- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç) ve (d) bentleri yönünden, (a) bendinde lisans sözleşmesinin içeriğine ya da Yönetmeliğin ekinde sözleşme örneğine yer verilmemekle birlikte sözleşmenin sistemde kayıtlı olduğu, ilgilinin lisans başvurusunda bulunduğu anda sistem tarafından adına sözleşme düzenlendiğinden başvuru sırasında sözleşme içeriği hakkında bilgi sahibi olduğu, başvurusunun İzleme ve Değerlendirme Komisyonunca uygun bulunması halinde lisans sözleşmesini imzalayabileceğinin kendisine bildirildiği, ilgilinin sistem üzerinden inceleyerek özgür iradesi doğrultusunda imzalama ya da imzalamama kararı verebileceği, ayrıca sistemde yer alan lisans sözleşmesinin tek tip olduğu, firmalara özel hazırlanmadığı, dava konusu Yönetmelik öncesinde verilerin bulunduğu ile göre yapılan başvurularda her valilik tarafından ayrı uygulama yürütüldüğünün görüldüğü, ülke çapında yeknesaklığın sağlanması amacıyla tek tip bir sözleşmenin hazırlandığı, ancak Yönetmeliğe ilişkin ufak değişikliklerin dahi Yönetmelik hazırlama usulü ile Resmi Gazete'de yayım koşuluna ihtiyaç duymasının neden olacağı gecikme ve sakıncalar dolayısıyla güncellemeye ve değişikliğe ihtiyaç duyulabilecek konuların Yönetmeliğe dercedilmesi yerine Nisan 2021 tarihli Uygulama Rehberi ile düzenlenmesi yoluna gidildiği; (b) bendinde yer almasa da Bakanlığa sunulacak raporun mahiyeti, içeriği gibi konuların Bakanlık/Genel Müdürlük web sayfasında yayınlanan "Uygulama Rehberi"nde bulunduğu, lisans sahibi şirketin Bakanlığı faaliyetlerinden haberdar edip rapor sunmasının sistemin doğal ve zorunlu sonucu olduğu, (ç) bendinde geçen "gizlilik" kavramı ile üretilen coğrafi verilerin güvenliğinin veri üreticisi tarafından sağlanması gerektiğinin kastedildiği, doğrudan olmasa da dolaylı olarak kişisel veriler ile ilintili olabileceğinden kişinin mahremiyet hakkının korunması gerektiği, (d) bendinde belirtilen standartların Yönetmelikten önce yayımlandığı, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ekindeki coğrafi veri temalarının Avrupa Coğrafi Veri Altyapısını şekillendiren INSPIRE Direktifi ile uyumlu bir şekilde düzenlendiği, buna paralel olarak 09/07/2020 tarihli ve 31180 (1. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de ilk 20 temanın, 18/09/2020 tarihli ve 31248 (1. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de 14 temanın yayımlanarak yürürlüğe girdiği,
\- Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) ve (g) bentleri yönünden, (a) bendi ile Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi arasında çelişki bulunmadığı, dayanak Kararname ve Kanun'da belirtildiği üzere, lisansa tabi olabilecek coğrafi verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki verilerle sınırlı olduğu, kapsamın net olduğu, (g) bendinde belirtilen Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Uzmanı ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Operatörü Mesleki Yeterlilik Belgesinin, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından yetkilendirilen Yetkilendirilmiş Belge Kuruluşları tarafından yapılan sınavları hak kazananlara verilen belgeler olduğu, ulusal meslek standartları ve yeterliliklerine göre tüm dünyada tanınan bir kalite güvence sistemi eşliğinde uluslararası akreditasyona sahip kuruluşlarca yapılan ölçme ve değerlendirme faaliyetleri sonucu başarılı olanlara verildiğinden uluslararası tanınma ve geçerlilik noktasında tercihe şayan olduğu, sektörün insan gücünün nitelikli hale getirilmesi bakımından elzem olduğu gibi genç nüfusun istihdamı yönünden de önem arz ettiği, Bakanlık tarafından hazırlanan CBS Uzmanı (Seviye 6) ve CBS Operatörü (Seviye 4) Ulusal Yeterliliklerinin MYK tarafından kabul edilerek 06/06/2014 tarih ve 29022 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı,
\- Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentleri ile 2. ve 6. fıkraları yönünden, değerlendirme kriterlerinin objektif olduğu, kişiden kişiye farklı uygulanmasının söz konusu olmadığı, (b) bendindeki düzenlemenin, lisans uygulaması, ilgilinin faaliyette bulunduğu alanda elde ettiği verileri Bakanlıkla paylaşması anlamına geldiğinden ve sistemde mükerrer verilere izin verilmemesi gerektiğinden yürürlüğe konulduğu, (c) bendinde, lisans başvurusuna konu temaların ve verilerin yer aldığı bölgenin, askeri yasak bölge gibi ayrıksı ve özel bir durumu olması halinin kastedildiği, bu durumda Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisine göre hangi kurumun sorumluluğunda ise ondan görüş alınacağı, (ç) bendi yönünden, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinin Resmi Gazete'de yayımlanmaya hazır olduğu, dolayısıyla bu verilerin belirsizliğinden bahsedilemeyeceği, (d) bendinde belirtilen CBS Uzmanı Mesleki Yeterlilik Belgesinin eğitim ya da sınavının bulunmadığı iddiasının yersiz olduğu, davacı tarafından Danıştay Onuncu Dairesinin E:2016/11960 sayılı esasına kayden dava açılması nedeniyle sınavların yapılamadığı, bunun dışında sistemin hazır olduğu, (e) bendindeki özel düzenlemenin, milli güvenliğin ön planda olduğu bir alanda riskli kişilerle veri paylaşılmamasını teminen getirildiği; 2. fıkrada geçen "gerek görülmesi durumunda ek belge" istenebileceği yolundaki kural ile güncelliğini yitirmiş belgelerin yerine yenilerinin sunulması veya faaliyet alanının yasak bölgeye denk gelmesi halinde ilgili kurumdan alınması gereken izin belgesinin sunulması gibi konularda ek belge istenileceği, gerekçe belirtilmeksizin bunlardan farklı bir belge istenilmesinin söz konusu olamayacağı, 6. fıkra yönünden, lisans belgesi ücretinin objektif kriterler esas alınarak illerin büyüklüğü ve nüfusuna göre belirlenerek Bakanlık web sitesinde ilan edildiği, yabancı firmalar bakımından daha yüksek bedel öngörülmesinin nedeninin, yabancı firmaların Türkiye'de temsilcilik açmasına, böylelikle ülkemiz ekonomisi ve istihdamına katkıda bulunmasına teşvik olduğu,
\- Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası yönünden, bu fıkra ile Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi arasında çelişki bulunmadığı, dayanak Kararname ve Kanun'da belirtildiği üzere, lisansa tabi olabilecek coğrafi verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki verilerle sınırlı olduğu, kapsamın net olduğu, dava konusu Yönetmeliğin asgari il düzeyindeki lisans taleplerini içermesi nedeniyle "il, büyükşehir, ülke düzeyinde ibarelerine yer veridliği; öte yandan lisans sahiplerinin faaliyetleri sırasında kullanacakları araç, gereç, plaka bilgisinin valiliklerle paylaşıldığı, sahada problem yaşamamaları için değişikliklerin Bakanlığa bildirilmesi gerektiği,
\- Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile 2., 3. ve 4. fıkraları yönünden, (c) bendine yönelik iddiaların daha önce aktarıldığı gibi yersiz olduğu, sözleşmenin Yönetmeliğe uygun düzenlendiği, (ç) bendinde yer alan "kamuoyuna yanlış yansıtılması" ibaresine, Yönetmeliğe konu faaliyetin hassasiyet ve gizlilik içermesi, ülke menfaatini ilgilendirmesi nedeniyle yer verilmesi gereği duyulduğu; 2. fıkra yönünden, "askıya alma" uygulamasının, hem idarenin yapacağı denetimler sonucu sözleşmeye ve mevzuata aykırı bir durumla karşılaşılması halinde idarece resen başvurulabilecek bir idari tedbir hem de lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin talebi üzerine tesis edilecek bir işlem olarak düzenlendiği, COVID-19 salgını gibi hallerde Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen 1 yıl süreyle başvuru engeline takılmaması için lisans sahipleri yönünden esneklik sağlanmak istenildiği, 3. fıkra yönünden, maddenin bir bütün olarak okunması halinde anlaşılacağı üzere, lisans süresi içinde başvuru yapılmaması halinde yeniden lisans başvurusu yapılması gerektiğinin açık olduğu, eksik düzenleme ya da hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı, 4. fıkra yönünden, "askıya alma" uygulamasının, firmanın faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması anlamına geldiği, dolayısıyla askı süresi boyunca lisans konusu faaliyette bulunulamayacağının açık olduğu, hukuki belirsizliğin bulunmadığı,
Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (d) ve (e) bentleri ile 2. fıkrası yönünden, (a) bendine yönelik iddiaların daha önce aktarıldığı gibi yersiz olduğu, sözleşmenin Yönetmeliğe uygun düzenlendiği, (b) bendinde her ne kadar "belirlenen sürelerde" ifadesine yer verilmiş ise de burada kastedilenin Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen "altmış gün"lük süre olduğu, başka bir sürenin söz konusu olmadığı, bu haliyle çelişkiden bahsedilemeyeceği, (ç) bendinde geçen ifadelerin Anayasa'nın Başlangıç bölümü ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda da geçtiği, hukuken uygulanabilecek kavramlar olarak kabulü gerektiği, (d) bendinde geçen "yanlış beyan" ifadesi ile gerçeği yansıtmayan ifade ve söylemlerin kastedildiği, (e) bendinde yer alan "ilgili dokümanlar ve teçhizat, tesis ve basılı materyal" ile ilgili detayların Uygulama Rehberinde yer aldığı, Yönetmeliğe ilişkin ufak değişikliklerin dahi Yönetmelik hazırlama usulü ile Resmi Gazete'de yayım koşuluna ihtiyaç duymasının neden olacağı gecikme ve sakıncalar dolayısıyla güncellemeye ve değişikliğe ihtiyaç duyulabilecek konuların Yönetmeliğe dercedilmesi yerine Uygulama Rehberi ile düzenlenmesi yoluna gidildiği, 2. fıkranın, lisans için başvuranların daha özenli ve dikkatli olmaları amacıyla düzenlendiği,
\- Yönetmeliğin 13. maddesi yönünden, itiraz ve şikayete ilişkin detaylı hususların Uygulama Rehberi ile düzenlendiği, Bakanlık Makamı Oluru ile kurulan İtiraz ve İnceleme Komisyonu tarafından hak arama hürriyeti kapsamında itiraz ve şikayetlerin makul sürelerde sonuçlandırıldığı,
-Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrası yönünden, Coğrafi veri lisans bedellerinin Bakanlığın Döner Sermaye Yönetmeliği ekinde düzenlenerek yürürlüğe konulduğu,
savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliğinin iptali ile Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nin dayanağı olan 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi ve 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi ve 18. maddesinin 4. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu nedeniyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir.
Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmamıştır.
07.11.2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3. maddesi birinci fıkrası e) bendinde; Coğrafi veri: Konum bilgisi içeren her türlü veriyi, f) bendinde; Coğrafi veri hizmeti: Coğrafi veri ve veri bilgisinin standartlara uygun olarak paylaşımına yönelik iş ve işlemleri, n) bendinde; Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisi: Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin; coğrafi veriye erişim, paylaşım ve kullanım yetkilerini tanımlayan matrisi, o) bendinde; Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi: Coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren matrisi, ö) bendinde; Veri bilgisi: Coğrafi veri hakkındaki tanımlayıcı ve açıklayıcı bilgileri, metaveriyi, ifade edeceği belirtilmiştir. "Bakanlığın görev ve yetkileri" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrası f) bendinde; Özel kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile veri paylaşımı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularında, işbirliğine konu veriyi üreten kurumların da katılımıyla çalışmalar yapmak, görevine yer verilmiş, "Gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde; (1) 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre izin almakla yükümlü olanların topladıkları, ürettikleri, paylaştıkları ya da sattıkları coğrafi verilere ilişkin veri bilgilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kaydetmekle ve güncellemekle yükümlü olduğu, (2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yürütülecek iş ve işlemlere ilişkin faaliyetlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken usul ve esasların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği, 11. maddesinde; (1) Bakanlıklar ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların merkez teşkilatlarında bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamındaki görevleri yürütmek üzere, personel istihdam yapısına uygun olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 41 inci maddesine ya da 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 23 üncü maddesine göre Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanı ve Coğrafi Bilgi Sistemi Uzman Yardımcısı istihdam edilebileceği, (2) Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanı ve Coğrafi Bilgi Sistemi Uzman Yardımcıları mali ve sosyal hak ve yardımlar ile diğer özlük hakları bakımından 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 30 uncu maddesi uyarınca Adalet Uzmanı ve Adalet Uzman Yardımcısına denk olduğu, 12. maddesinde; (1) Coğrafi veri temalarının, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin ihtiyaçları doğrultusunda, ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak belirleneceği ve güncelleneceği, (2) Ekli (1) sayılı listede gösterilen coğrafi veri temalarının güncellenmesi ve yeni coğrafi veri temalarının tanımlanması gerektiğinde, yeni listenin Yürütme Kurulu tarafından Kurula sunulacağı, (3) Coğrafi veri temalarına ait tanımlama dokümanlarının Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe gireceği, (4) Tanımlama dokümanlarının yürürlüğe girmesini müteakiben sorumlu kurum, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki aynı temada coğrafi veri üreten diğer kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyonu sağlayacağı ve coğrafi verinin üretilmesi, güncellenmesi ve paylaşılması için gerekli faaliyetleri yürüteceği, 5) Coğrafi veri, coğrafi veri temaları ve Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi ile ilgili faaliyetlerin, Bakanlık tarafından belirlenen birlikte çalışabilirlik esasları ve tanımlama dokümanlarına uygun olarak yapılacağı, 14. maddesinin 4. fıkrasında; gerçek ve tüzel kişilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; Bakanlıkça gerek görülmesi halinde güvenlik soruşturmasının ve/veya arşiv araştırmasının tamamlanması ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Bakanlık iznine tabi olduğu, 5. fıkrasında; bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından düzenleneceği,18. maddesinin 4. fıkrasında; Özel kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile yapılacak veri paylaşımı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki işbirlikleri kapsamında yapılan iş ve işlemler neticesinde elde edilen verinin, üçüncü şahıslar ile Bakanlık tarafından belirlenen bedel karşılığında paylaşılacağı, hükme bağlanmıştır.
20/02/2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; (1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin; a) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisine göre kamu kurum ve kuruluşları arasında paylaşımı, erişimi ve kullanımının bedelsiz olduğu, b) Ulusal güvenliğe ilişkin hükümler ile fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki hükümler saklı kalmak ve veri üretmekle sorumlu kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımının bedelsiz olarak yapılabileceği, (2) Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satmasının; fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının iznine tabi olduğu, izne tabi olacaklar ile izin süresi ve verilere ilişkin usul, esas ve içeriklerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirleneceği, (...) hükmü getirilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' nin Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerinin belirlendiği 108. maddesinin 1. fıkrası c) bendinde; Coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde üretimine, kalitesine ve paylaşımına yönelik standartlar ile bunlara ilişkin temel politika ve stratejilerin belirlenmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmak ve gerekli mevzuatı hazırlamak, h) bendinde; Coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili sertifikasyon ve akreditasyon çalışmalarının yapılmasını sağlamak, ı) bendinde; Coğrafi bilgi sistemleri uygulamalarını bütünleyen navigasyon, yönetim, otomasyon ve dokümantasyon sistemleri ile uzaktan algılama tekniği konularında uygulama, düzenleme, geliştirme ve izleme faaliyetlerini yürütmek, görevlerine yer verilmiştir.
7221 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 7 nci maddesi, 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (c), (h) ve (ı) bentlerine dayanılarak, Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği hazırlanmış, coğrafi bilgi sistemi konularında faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişilerinin; Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan coğrafi verilere ilişkin verileri, Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak toplaması, üretmesi, paylaşması, satması, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yayımlanmıştır. 2. maddesinde; Bu Yönetmelik; a) 7/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (1) sayılı listede yer alan coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki tüm coğrafi verileri, b) 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 7 nci maddesinde belirtilen yerli veya yabancı özel hukuk tüzel kişilerini, kapsayacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinin ç) bendinde; Coğrafi veri lisans belgesi (Lisans): Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki verilerin standartlarına uygun şekilde coğrafi veri toplama, üretme, paylaşma, satmaya, veri madenciliği yapma ve yeni veri üretmeye ilişkin, Bakanlık tarafından belirlenen şartları sağlayan özel hukuk tüzel kişilerine verilen uygunluk belgesini, d) bendinde; Coğrafi veri teması: Belirli bir konuya ilişkin olarak ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri topluluğu, e) bendinde; Coğrafi veri alt teması: Coğrafi veri temasının düzey, ölçek veya konu başlığına göre sınıflandırılmış alt grubu, g) bendinde; Lisanslı kuruluş: Coğrafi veri toplama, üretme, paylaşma, satmaya, veri madenciliği yapma ve yeni veri üretmeye ilişkin coğrafi veri lisans belgesine sahip yerli veya yabancı özel hukuk tüzel kişisini, ğ) bendinde; Lisansa tabi coğrafi veri: Birden fazla konum bilgisi içeren veri olarak tanımlanmıştır. 6. maddesinde; (1) Özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri; a) Bakanlık tarafından hazırlanan lisans sözleşmesini imzalamak. b) Lisans sözleşmesinde belirtilen faaliyetlere ilişkin altı ayda bir Bakanlığa rapor sunmak. c) Lisans belgesi ile ilgili; özel hukuk tüzel kişisi ve/veya sorumlu kişi iletişim bilgileri, çalıştırılacak araç ve personel değişikliklerini on beş gün içerisinde ilgili Valiliğe ve Bakanlığa bildirmek. ç) Verilerin güvenliği ve gizliliğini sağlamak. d) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan ve çalışma yaptığı her türlü coğrafi verileri Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak UCBP’ye sunmak, olarak düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 7. ve 8. maddelerinde; başvuru ve başvurunun değerlendirilmesi ve sözleşme yapılması konularında, 9., 10. ve 11. maddelerinde; Lisansın Yenilenmesi, Kapsamı, Askıya Alınması ve İptali başlığıyla, 12. maddesinde; denetim, 13. maddesinde; İtiraz ve Şikayet, 14. maddesinde ise; Belge Bedeli, başlığında düzenlemeler yapılmış, yine 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmî Gazete'de Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği yayımlanmış, bu Yönetmeliğin amacı; gerçek kişilerin, özel hukuk tüzel kişileri ve kamu tüzel kişilerinin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplamasına, üretmesine, paylaşmasına ve satmasına ilişkin faaliyetleri kapsamında Bakanlık tarafından verilecek izinlere dair usul ve esasları belirlemek olarak saptanmıştır.
Coğrafi bilgi sistemleri ile Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ve altyapısına ilişkin; kamu kurum ve kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanması, hedef ve stratejilerin oluşturulması, coğrafi veri temaları içinde yer alan coğrafi veri ve bilginin üretilmesi ve güncelliğinin sağlanması, yönetilmesi, kullanılması, erişimi, güvenliğinin sağlanması, paylaşılması ve dağıtımına yönelik usul, esas ve standartlar ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında oluşturulan kurulların, kamu kurum ve kuruluşların, gerçek ve tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla yayımlanmış olan 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yürütülecek iş ve işlemlere ilişkin faaliyetlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken usul ve esasların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmış ve bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla sınırlı olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişileri ve bunların faaliyetlerini kapsamak üzere yayımlanmış, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer almayan coğrafi veriler, Kararnamenin kapsamı dışında tutulmuş, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi ise Coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren matris olarak açıklanmıştır.
Bu Kararname ve 7221 sayılı Kanun ile gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satmasının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının iznine tabi olduğu, izne tabi olacaklar ile izin süresi ve verilere ilişkin usul, esas ve içeriklerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirleneceği hükmü ile davalı idareye düzenleme yapma konusunda yetki tanınmıştır.
Yasa ve Kararname hükümlerine istinaden davalı idare tarafından izin konusu faaliyetler, gerçek kişiler ve tüzel kişiler yönünden ayrı ayrı düzenlenmiştir. Hem gerçek kişiler hem de tüzel kişilerin, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplamasına, üretmesine, paylaşmasına ve satmasına ilişkin faaliyetleri izinle yapmasına olanak sağlanmış ancak tüzel kişiler yönünden bu faaliyetin yapılması için gerçek kişilerin gerçekleştireceği faaliyetten farklı olarak mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi ile ilgili faaliyetlere de yer verilmiş ve izin, lisans alınması gerekliliği olarak düzenlenmiştir. Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliğinde tüzel kişilerin, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan coğrafi verilere ilişkin verileri, toplaması, üretmesi, paylaşması, satması, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi hususunda Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olmaya yönelik bir ön koşul belirlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin çıkarılma amacının gerçekleştirilebilmesi için coğrafi verilerin standartlara uygun olması zorunluluğu bulunmakta ve bu standartların Resmi Gazete'de yayımlanmış olması gerekmektedir. Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını kapsayan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile taslakların madde metinleri kısa ve anlaşılır biçimde düzenlenmesi, zorunluluk bulunmadıkça ayraç içinde açıklayıcı hükümlere yer verilmemesi esası benimsenmiştir. Bu halde lisanslandırılan tüzel kişilerce, coğrafi verilere ilişkin verilerin, toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması, mevcut verilerin kullanılarak veri madenciliği yapılması, yeni veri üretilmesi hususunda objektifliğin sağlanması ve belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi gereği, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, yönetmelikte öngörülen standartların belirlenmiş olması gerekmekte, Coğrafi Bilgi Sistemi; her türlü coğrafi verinin, depolanması, işlenmesi, yönetilmesi, analiz edilmesi, paylaşılması, sunulması ve güncel tutulması için gerekli olan donanım, yazılım, insan kaynağı, yöntemler bütünü ile birlikte standartı da kapsadığına göre standartların, yönetmeliğin amacına uygun olarak işlerlik kazanabilmesi için yayımlanmış olması gerekmektedir.
49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde; gerçek ve tüzel kişilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; Bakanlıkça gerek görülmesi halinde güvenlik soruşturmasının ve/veya arşiv araştırmasının tamamlanması ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olunması şartı ile Bakanlık iznine tabi kılınmış, coğrafi veri hizmetinin; coğrafi veri ve veri bilgisinin standartlara uygun olarak paylaşımına yönelik iş ve işlemler olarak tanımlanarak, topladıkları, ürettikleri, paylaştıkları ya da sattıkları coğrafi verilere ilişkin; coğrafi veri hakkındaki tanımlayıcı ve açıklayıcı bilgileri, metaveriyi ifade eden veri bilgilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kaydetmek ve güncellemekle ilgili yükümlülük getirilerek, paylaşmaya engel bir kurala yer verilmemiştir.
Yönetmeliğin kapsamının belirlendiği 2. maddesinde yer alan ve 49 sayılı Kararname ekinde yayımlanmış olan coğrafi veri temalarının tanımlama dökümanlarının, Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Yürütme Kurulu kararı ile 20 adedinin 20/09/2020 tarihli mükerrer Resmi Gazete'de, 14 başlık altındaki veri tanımlama dökümanlarının da 18/09/2020 tarihli mükerrer Resmi Gazete'de yayımlandığı görülmektedir.
Yönetmeliğin 5. maddesinde Bakanlığın yükümlülükleri düzenlenmiş, (c) bendinde; itiraz ve şikayetlerin belirlenen süreler içinde, gizlilik ilkelerine göre, tarafsız ve objektif bir biçimde değerlendirilmesini sağlamak, yükümlülüğü getirilmiş olmakla birlikte, belirlenen sürenin, kaç günlük bir süre olduğu itiraz ve şikayetin ne kadar sürede sonuçlandırılacağına dair bir düzenleme yapılmamış, eksik düzenleme yapılmıştır.
Yönetmeliğin 6. maddesinde özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri belirlenmiş ve (a) bendinde de; Bakanlık tarafından hazırlanan lisans sözleşmesini imzalamak, yükümlülüğüne yer verilmiş, ancak Bakanlık tarafından hazırlanan objektif ve tarafsız uygulamayı sağlayacak olan lisans sözleşmesinin, kapsamı ya da içeriği konusunda yönetmelikte bir düzenleme yapılmamış, içereceği bilgiler, getireceği yükümlülük ya da sorumluluklar konusunda tarafsız bir uygulamayı sağlayacak bir örneğe düzenleme ya da ekinde yer verilmemiştir. Kaldı ki lisanslı kuruluş personeli tarafından lisans sözleşmesinde yer alan şartlara aykırı hareket edilmesi, lisansın askıya alınmasını doğurmaktadır. Lisansa ilişkin kapsam, usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği yolundaki 7221 sayılı Yasa hükmü de esas alındığında yapılan düzenlemede hukuki isabet bulunmamıştır. Aynı maddenin (b) bendinde; Lisans sözleşmesinde belirtilen faaliyetlere ilişkin altı ayda bir Bakanlığa rapor sunmak, yükümlülüğü getirilmiş, lisanslı kişilerin faaliyetlerine yönelik altı ayda bir hazırlayarak Bakanlığa sunacağı raporun verilmemesi hali lisansın askıya alınmasını doğurmasına, hatta eksikliliklerin belirlenen sürelerde giderilmemesi halinin ise lisansın iptalini getirmesine rağmen, söz konusu raporun yeterliliğini ortaya koymaya yönelik hangi ölçüt ya da kıstasların esas alınarak hazırlanacağına yönelik bir belirlemede bulunulmadığı, içeriği hakkında bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir.
Yönetmeliğin 7/1. maddesinde başvurunun nasıl yapılacağı belirlenirken, (g) bendinde; ülke düzeyinde faaliyet gösterecek olanların Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından verilen CBS Uzmanı ve CBS Operatörü Meslek Belgesine sahip en az birer personel, il ve büyükşehir düzeyinde faaliyet gösterecek olanların CBS Operatörü Meslek Belgesine sahip en az bir personel çalıştırdığına dair belge, istenileceği kurala bağlanmış ve davacı tarafından Coğrafi Bilgi Sistemi Operatörü (seviye 4) ve Coğrafi Bilgi Sitemi Uzmanı (seviye 6) meslek standartlarının, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanarak 06/06/2014 tarih ve 29022 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, Ulusal Yeterlilik Dökümanlarının, MYK Yönetim Kurulunun 25/05/2016 tarih ve 2016/30 sayılı kararı ile onaylandığından ulusal yeterlilik niteliği kazandığı davalı idarece açıklanmış olmakla, özel hukuk tüzel kişiler yönünden personel için yapılan düzenlemede isabetsizlik bulunmamaktadır.
Lisans için yapılan başvuru sırasında özel hukuk tüzel kişilerince, faaliyette bulunulmak istenen veri/verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde karşılık geldiği tema/alt tema bilgilerinin Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden taratılarak sisteme kaydedilmesi suretiyle Bakanlığa başvuruda bulunulması bavuru için bir ön koşul olarak belirlenmiş olup, birden fazla konum bilgisi içeren veri; lisansa tabi coğrafi veri olarak tanımlanmış olmakla başvuru sırasında veri üretilecek tema ve alt tema bilgileri belirlendiğinden, lisans sonrasında yapılan faaliyette bu tema veya alt temaya ilişkin birden fazla konum bilgisi içeren verinin kullanımı mümkün olacaktır.
Yönetmeliğin 11/1. maddesi (e) bendiyle, lisans sözleşme süresince tüzel kişilere uyma yükümlülüğü getirilen döküman, teçhizat ve basılı materyalin, Nisan 2021 tarihinde düzenlenmiş olan Yönetmelik Uygulama Rehberinde yer aldığı davalı idarece belirtilmiş olmasına karşın, Uygulama Rehberi, başvuru sahibinin Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden kayıt oluştururken izin süreci ile ilgili idari, mali ve teknik detayları açıklayıcı döküman olarak ifade edildiğine göre, dosyada mevcut olan Rehberde ise, 49 sayılı Karaname eki 1 sayılı liste ile 32 başlıkta belirlenmiş olan Coğrafi Veri Temalarına ilişkin açıklamaların yapıldığı, coğrafi veri lisans başvurusu için Bakanlık altyapısında kullanılacak tabloların; başvuru sahibi bilgileri, firma/kurum bilgileri, proje bilgileri, lisans bilgileri, personel bilgileri ve araç-gereç bilgilerine yönelik olarak düzenlendiği dikkate alındığında, uyma yükümlülüğü getirilen döküman, teçhizat ve basılı materyalin açıklanmadığı anlaşılmakta, uygulamayı kolaylaştırmak ve üst hukuk normunu uygulanır kılmak için yayımlanması gereken yönetmeliğin bu hususta eksik düzenlendiği sonucuna varılmaktadır.
Davacı tarafından Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği gerçek kişileri de kapsamakta iken lisans yönetmeliğinin yalnızca tüzel kişileri kapsadığı dolayısıyla odaya kayıtlı olarak serbest harita ve kadastro mühendislik hizmeti üreten gerçek kişilerin çalışma alanı olarak tüzel kişilerin çalışma alanlarından hiçbir farkları olmadığı halde gerek serbest harita ve kadastro mühendislik, müşavirlik büro sahibi gerçek kişilerin gerekse lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının da tüzel kişiliği olmaması nedeniyle lisans Yönetmeliği kapsamında lisans için başvuruda bulunamadıkları dolayısıyla veri madenciliği yapmalarının ve yeni veri üretmelerinin engellendiği, bu durumun haksız rekabete yol açtığı ileri sürülmekte ise de, dava konusu düzenleme ile önceki işleyişten farklı olarak sistemin gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri yönünden yetki ve sorumlulukların kapsamı da yeniden belirlenerek düzenlendiğinden, yönetmeliğin yürürlüğünden önce özel hukuk tüzel kişisi olma niteliği taşımayan büro aracılığıyla yapılan işlemlerin aynı şekilde devamına yönelik düzenleme yapılmamıştır. Kaldı ki 15/06/2022 tarih ve 31867 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi 7. fıkrasının; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yapacakları iş birlikleri kapsamında gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine; Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması, veri madenciliği yapması ve yeni veri üretmesi konularında; fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Bakanlık tarafından lisans verileceği, lisans kapsamında Bakanlıkla paylaşılan verilerin üçüncü şahıslara bedeli karşılığında Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden verilmesi durumunda elde edilecek gelirlerin Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri hizmetlerinde kullanılmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılacağı, lisans bedellerinin, Bakanlıkça belirleneceği ve Döner Sermaye İşletmesi Birim Fiyat Listesinde her yıl yayımlanacağı, lisansa ilişkin kapsam, usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği yönündeki hüküm ile gerçek kişilere de lisans verilmesi hakkı getirilmiştir.
Yönetmeliğin 14. maddesinde belge bedeli düzenlenmiş ve yerli ve yabancı tüzel kişiler için ayrı ayrı belirlenmesi öngörülmüş olup, illerin büyüklüğü, gelişmişlik düzeyi, ulaşım ve nüfusuna göre sektör temsilcileri ile istişare edilerek belirlenen, yerli ve yabancı tüzel kişilerin farklı ücrete tabi tutularak, yabancı tüzel kişinin ülkemizde temsilcilik açması halinde yerli tüzel kişi ile aynı ücrete tabi olmasının kabul edilerek, TÜİK 2020 nüfus verilerinin esas alınarak Lisans belge ücretlerinin oluşturulmasında ve Bakanlığın Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü web sayfasında yayımlanmasında, 7221 sayılı Kanunun; lisans bedellerinin, Bakanlıkça belirleneceği ve Döner Sermaye İşletmesi Birim Fiyat Listesinde her yıl yayımlanacağına yönelik hükmü de esas alındığında ve lisans bedellerinin Coğrafi Veri Lisans Bedelleri Döner Sermaye Yönetmeliği ekinde düzenlenerek Resmi Gazete'de yayımlandığı dikkate alındığında mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, kısmen dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin (c) bendi, 6. maddesinin (a), (b) bentleri, 11/1. maddesinin (e) bendinin iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, satılması ve paylaşılması hususunda herhangi bir düzenleme olmaması, herhangi bir Kurumun bilgisi olmadan bu verilerin serbestçe toplanabilmesi, bu durumun çeşitli sakıncaları beraberinde getirmesi, ayrıca coğrafi veri üretim ve satımı alanında faaliyette bulunan kişi ya da firmalar tarafından ülke çapında veya birden çok şehirde her bir il valiliğine ayrı ayrı müracaatlar yapıldığının, bazı valilikler tarafından izin verildiğinin, bazı valiliklerin izin vermediğinin, dolayısıyla uygulama birliği olmadığının ve bu hususta boşluk bulunduğunun tespiti üzerine yasal boşlukları dolduracak kapsamlı bir mevzuat çalışmasına başlanılmış ve ilk etapta 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, akabinde de 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur.
Ardından, 1 ve 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile 7221 sayılı Kanun dayanak alınarak hazırlanan dava konusu Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği, 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
1- Davalı idarenin ehliyet itirazının incelenmesi:
Davalı tarafından, davacının görülmekte olan davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Davacı Oda'nın, mensupları olan serbest veya lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin ortak mesleki, ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, dava konusu Yönetmelikte de, haritalandırmada kullanılan coğrafi verilere, yani Oda'ya üye mühendislerin meslekleri gereği sürekli ihtiyaç duyacakları konum bilgisi içeren her türlü verilerin özel hukuk tüzel kişileri tarafından toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması, veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı, gerçek kişilerin Yönetmelik kapsamına alınmadığı (ancak dava tarihinden sonra yapılan değişiklikle dahil edildiği) dikkate alındığında, davacı Oda'nın bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varılmış olup, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
2 - Davalı idarenin süre itirazının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmeliğin 10/02/2021 tarihinde yayımlandığı, davacı tarafından 60 günlük yasal dava açma süresinin son günü olan 11/04/2021 tarihi pazar gününe denk geldiğinden 12/04/2021 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
20/02/2020 tarihli ve 31045 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle;
"Coğrafi verilerin toplanması, üretimi, paylaşımı ile mali ve cezai hükümler" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin;
a) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisine göre kamu kurum ve kuruluşları arasında paylaşımı, erişimi ve kullanımı bedelsizdir.
b) Ulusal güvenliğe ilişkin hükümler ile fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri saklı kalmak ve veri üretmekle sorumlu kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilir.
(2) Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının iznine tabidir. İzne tabi olacaklar ile izin süresi ve verilere ilişkin usul, esas ve içerikler Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir. İzin bedeli 1/1000’lik pafta başına, yabancı gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için 50 TL, yerli gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için 25 TL’dir. Bu tutarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Alınan izin bedeli Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri hizmetlerinde kullanılmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılır. İzin alınmaması durumunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca izin bedelinin 10 katı tutarında idari para cezası uygulanır. İdari para cezası kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre kararı veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir." hükmü mevcut iken;
Anılan Kanun'da, önce 10/06/2022 tarihli ve 7410 sayılı Kanun, ardından Anayasa Mahkemesinin 18/05/2023 tarih ve E:2020/42, K:2023/99 sayılı kararı üzerine 05/12/2024 tarihli ve 7534 sayılı Kanun ile değişiklikler yapılmış ve Kanun aşağıdaki nihai halini almıştır.
"(1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin;
a) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisine göre kamu kurum ve kuruluşları arasında paylaşımı, erişimi ve kullanımı bedelsizdir.
b) Ulusal güvenliğe ilişkin hükümler ile fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki hükümler saklı kalmak ve veri üretmekle sorumlu kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilir.
(2) Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının iznine tabidir. İzin belgesinin geçerlilik süresi bir yıldan az beş yıldan fazla olmayacak şekilde izin isteklisinin talebi üzerine yıl bazında Bakanlığın onayı ile belirlenir. İznin başlangıç tarihi başvurunun Bakanlıkça onaylandığı tarihtir. İzin bedeli Türk vatandaşı gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri için; coğrafi veri tema sayısı, çalışma alanı, izin süresi ve talep sahibinin başvuru tarihi itibarıyla en son hesap dönemine ait gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan gelir tablosundaki net satış tutarı veya işletme hesabı özetindeki satış hasılat tutarı esas alınarak bu Kanunun ekinde yer alan cetvellerde belirtilen ilgili dilimlere ait katsayıların izin katsayısı bedeli ile çarpımıyla hesaplanır. İzin bedeli yabancı gerçek veya tüzel kişiler için bir izin katsayısı bedelinin 1.250 (bin iki yüz elli) katının süre katsayısı ile çarpımıyla hesaplanır. Bir izin katsayısı bedeli 1.750 (bin yedi yüz elli) Türk lirasıdır. İzin bedelinin hesaplanmasında başvuru evraklarının tam ve eksiksiz olması şartıyla başvuru tarihi esas alınır. İzin katsayısı bedeli ile bu Kanunun ekinde yer alan Yıllık Net Satış Tutarı/Satış Hasılat Tutarı Cetvelinde belirtilen en az ve en çok miktarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Başvuru tarihi itibarıyla cari yıl öncesi hesap dönemine ait gelir veya kurumlar vergi beyannamesinin henüz Gelir İdaresi Başkanlığına verilmemiş olması durumunda; izin bedeli hesabında kullanılacak Yıllık Net Satış Tutarı/Satış Hasılat Tutarı Cetveline ait dilim, verilmiş olan en son beyannamedeki miktar üzerinden yeniden değerleme oranında artırılarak cari yıl öncesi değer hesaplanmak suretiyle belirlenir. Cari yıl içerisinde ilk defa ticari faaliyete başlayan Türk vatandaşı gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri cari yıl izin bedelinden muaf tutulur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; bu fıkranın uygulamasına ilişkin ihtiyaç duyacağı bilgi, belge ve verileri, gerçek ve tüzel kişiler ile genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlardan talep edebilir. Alınan izin bedeli Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri hizmetlerinde kullanılmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılır. Başvuru evrakları Bakanlıkça onaylanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri izin bedelini 15 gün içerisinde Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırmakla mükelleftir. 15 gün içinde ödeme yapılmaması halinde başvuru geçersiz sayılır.
(3) (Mülga)
(4) Yerel yönetimler, akıllı şehir uygulamaları kapsamında coğrafi veri toplayan sensörleri Bakanlıkça oluşturulacak elektronik ortama kaydeder.
(5) (Mülga)
(6) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, coğrafi veri izninin alınmadığının tespiti halinde;
a) İzin başvurusu yapmak için faaliyet sahibine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün süre verilir. Verilen süre içinde izin başvurusu yapmayan Türk vatandaşı gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerine bir yıllık en yüksek izin bedeli tutarında, yabancı gerçek ve tüzel kişilere bir yıllık izin bedelinin 2 katı tutarında idari para cezası uygulanır.
b) İdari para cezası uygulanmış olması izin alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayıp, izne tabi gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişileri bedelini ödemek suretiyle izin almakla yükümlüdür.
c) İdari para cezası kararları, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre kararı veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Cezalar, tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyen idari para cezaları 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre vergi dairelerince takip ve tahsil edilir. İdari para cezasına karşı 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtirazlar zaruret olmayan hallerde evrak üzerinden incelenerek karara bağlanır. İtiraz üzerine verilen mahkeme kararları kesindir. Cezaların uygulanmasına yönelik usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.
ç) İdari para cezasının tahakkuk tarihinden itibaren 60 gün içinde izin başvurusunda bulunulmaması halinde, sonrasında yapılacak ilk izin başvurusunda izin bedeli iki katı tutarında uygulanır.
(7) (Mülga)
(8) Bu madde hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il müdürlüklerine devredilir. Denetimler, Bakanlığın belirlediği denetim usul ve esasları çerçevesinde yapılır.
(9) Coğrafi Bilgi Sistemi konularında faaliyet gösteren gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri; Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında ürettikleri coğrafi verilerini, afet ve acil durumlar öncesi ve sonrasında, afet ve acil durum yönetimi kapsamında yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bedelsiz olarak paylaşmakla yükümlüdür.
(10) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu hükümleri kapsamında dağıtım lisansı verilen tüzel kişilerin, dağıtım faaliyetleri kapsamında Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kayıt olmak şartı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının izin yükümlülüğünden muaftır. Dağıtım lisansı verilen tüzel kişilerin coğrafi verileri dağıtım lisansı kapsamı dışında ticari amaçla satışı ve gelir getirici paylaşımı bu muafiyet kapsamında değildir.
(11) Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunun kurulumu, bakımı, idamesi, geliştirilmesi ve işletilmesine ait tüm yazılım, donanım ve danışmanlık giderleri ile Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu, Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Yürütme Kurulu, çalışma heyetleri ve mesleki yeterlilik belgelendirme hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin giderler, uluslararası veri paylaşım ağlarına üyelik aidatı, coğrafi bilgi sistemi ile ilgili ulusal ve uluslararası etkinlikler kapsamındaki giderler Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten ve/veya Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi bütçesinden karşılanır.
(12) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelik ile belirlenir."
7221 sayılı Kanun'dan önce, 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin;
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin amacı coğrafi bilgi sistemleri ile Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ve altyapısına ilişkin; kamu kurum ve kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanması, hedef ve stratejilerin oluşturulması, coğrafi veri temaları içinde yer alan coğrafi veri ve bilginin üretilmesi ve güncelliğinin sağlanması, yönetilmesi, kullanılması, erişimi, güvenliğinin sağlanması, paylaşılması ve dağıtımına yönelik usul, esas ve standartlar ile bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında oluşturulan kurulların, kamu kurum ve kuruluşlarının, gerçek ve tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesidir.";
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla sınırlı olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişileri ve bunların faaliyetlerini kapsar.
(2) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer almayan coğrafi veriler bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin kapsamı dışındadır.";
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasında;

ç) Coğrafi bilgi: Öznitelik bilgisi ve topolojik bilgiyi içeren nitelik kazandırılmış coğrafi veriyi,
d) Coğrafi bilgi sistemi: Her türlü coğrafi verinin; üretilmesi, temini, depolanması, işlenmesi, yönetilmesi, analiz edilmesi, paylaşılması, sunulması ve güncel tutulması için gerekli olan donanım, yazılım, insan kaynağı, standartlar ve yöntemler bütününü,
e) Coğrafi veri: Konum bilgisi içeren her türlü veriyi,
f) Coğrafi veri hizmeti: Coğrafi veri ve veri bilgisinin standartlara uygun olarak paylaşımına yönelik iş ve işlemleri, kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerekli koordinasyonu sağlayan kamu kurum ve kuruluşunu,
g) Coğrafi veri teması: Belirli bir konuya ilişkin olarak ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri topluluğunu,
...
ı) Kamu kurum ve kuruluşları: Coğrafi veri üreten, paylaşan ve kullanan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri, il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurduğu veya üyesi olduğu mahalli idare birlikleri, müessese, işletme ve bunların döner sermayeli kuruluşları ile özel kanunla kurulan kamu şirket ve kuruluşlarını,
...
j) Sorumlu kurum: Coğrafi veri sorumluluk matrisinde yer alan coğrafi veri temasının üretim, uyumlaştırma, güncelleme, güvenlik ve paylaşımından sorumlu olan ve ilgili temaya ait veriyi üreten diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerekli koordinasyonu sağlayan kamu kurum ve kuruluşunu,
k) Tanımlama dokümanı: Coğrafi veri temalarına ilişkin uygulama kurallarını, teknik esasları ve standartları belirleyen dokümanı,
l) Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu: Bakanlık tarafından oluşturulan e-Devlet kapısına entegre elektronik altyapıyı,
m) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi: Coğrafi verilere, veri setlerine ve veri servislerine erişimi ve paylaşımı kolaylaştırmak amacıyla ulusal kaynakların verimli bir şekilde kullanılması, bilgi teknolojilerinden istifade edilmesi ile süreç, koordinasyon ve takip mekanizmalarının işletilmesi için gerekli düzenlemelerin ve planlamanın yapılması ve bunların icra edilmesini sağlayan sistemi,
n) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisi: Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin; coğrafi veriye erişim, paylaşım ve kullanım yetkilerini tanımlayan matrisi,
o) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi: Coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren matrisi,
ö) Veri bilgisi: Coğrafi veri hakkındaki tanımlayıcı ve açıklayıcı bilgileri, metaveriyi,
… ifade eder." kuralı;
"Bakanlığın görev ve yetkileri" başlıklı 5. maddesinde,
"(1) Coğrafi bilgi sistemleri kapsamında Bakanlığın görev ve yetkileri şunlardır:
a) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin e-Devlet kapısına entegrasyonuna ilişkin iş ve işlemleri yürütmek ve sistemin işleyişine yönelik izleme raporlarını hazırlamak.
b) Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak.
c) Coğrafi veri teması listelerinin, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinin, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinin, kararların ve tanımlama dokümanlarının yayımlanmasını sağlamak. ...
e) Gerçek ve tüzel kişilerden gelen Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemine ilişkin faaliyetlerle ilgili talepleri almak.
f) Özel kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile veri paylaşımı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularında, işbirliğine konu veriyi üreten kurumların da katılımıyla çalışmalar yapmak.
g) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili olarak Bakanlığa verilen görevleri yapmak." kuralı;
"Gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde,
"(1) 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre izin almakla yükümlü olanlar topladıkları, ürettikleri, paylaştıkları ya da sattıkları coğrafi verilere ilişkin veri bilgilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kaydetmekle ve güncellemekle yükümlüdür.
(2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yürütülecek iş ve işlemlere ilişkin faaliyetlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı;
"Ulusal coğrafi bilgi platformu, coğrafi veri erişimi, paylaşımı ve kullanımı" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının bu matristeki coğrafi veri ve veri bilgileri, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinde yapılan yetkilendirme çerçevesinde, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden paylaşılır. Kamu kurum ve kuruluşları coğrafi veri ve veri bilgilerini kendi kurumsal veri paylaşım platformlarından da paylaşabilir.
(2) Kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası üyelikleri ve işbirlikleri kapsamında uluslararası ağ sistemleri üzerinden temin ettikleri ya da paylaştıkları coğrafi verileri, milletlerarası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla, veri tanımlama dokümanlarında belirlenecek şartlarda Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden de paylaşmakla yükümlüdür.
(3) Gerçek ve tüzel kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait coğrafi veri ve veri bilgisi taleplerinin Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden karşılanması esastır. Kurumlara yapılan talepler kurumsal platformlardan da karşılanabilir.
(4) Gerçek ve tüzel kişilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Bakanlık iznine tabidir.
(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından düzenlenir." kuralı;
"Mali hükümler" başlıklı 18. maddesinde,
" ... (4) Özel kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile yapılacak veri paylaşımı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki işbirlikleri kapsamında yapılan iş ve işlemler neticesinde elde edilen veri, üçüncü şahıslar ile Bakanlık tarafından belirlenen bedel karşılığında paylaşılır." kuralı;
"Geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinde,
" ... (4) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde öngörülen yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde çıkarılır.
(5) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince hazırlanacak yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar Bakanlık tarafından hazırlanmış olan mevcut mevzuat hükümlerinin bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." kuralı yer almaktadır.
10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkilerinin düzenlendiği Dördüncü Bölümünde yer alan,
"Görev" başlıklı 97. maddesinde,
"(1) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
... i) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak, yaptırmak, mahalli idarelerin planlama, harita, altyapı ve üstyapıya ilişkin faaliyetleri ile ilgili kent bilgi sistemlerinin kurulması, kullanılması ve Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ile entegre olmasını desteklemek, ..." kuralına;
Adı geçen Bakanlığın hizmet birimlerinden olan Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerinin düzenlendiği "Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 108. maddesinde de,
"(1) Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
a) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak,
b) Çağdaş coğrafi bilgi teknolojilerinin ülkede etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek ve eşgüdümü sağlamak,
c) Coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde üretimine, kalitesine ve paylaşımına yönelik standartlar ile bunlara ilişkin temel politika ve stratejilerin belirlenmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmak ve gerekli mevzuatı hazırlamak,
ç) Coğrafi bilgi sistemleri konusunda ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarca gerçekleştirilen çalışmalarda ülkemizi temsil etmek, işbirliği ve uyum çalışmalarını koordine etmek,
d) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi kapsamına giren tüm konularda, resmi ve özel kurum ve kuruluşlarca üretilen verilerin Bakanlık birimlerince kullanılmasını ve değerlendirilmesini sağlamak,
e) Bakanlık hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için Bakanlık mekânsal veri altyapısının oluşturulması ve geliştirilmesi ile Bakanlığın ihtiyaç duyacağı her türlü verinin iletilmesi ve temin edilmesi konularında çalışmalar yürütmek,
f) Kent bilgi sistemlerinin standart ve yaygın bir şekilde oluşturulması için gerekli düzenlemeler yapmak,
g) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi kapsamında resmi ve özel kurum ve kuruluşlarca üretilen mekânsal verilerin sunulduğu portalı kurmak ve işletmek,
ğ) Uluslararası veri paylaşım ağlarına katılmak,
h) Coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili sertifikasyon ve akreditasyon çalışmalarının yapılmasını sağlamak,
ı) Coğrafi bilgi sistemleri uygulamalarını bütünleyen navigasyon, yönetim, otomasyon ve dokümantasyon sistemleri ile uzaktan algılama tekniği konularında uygulama, düzenleme, geliştirme ve izleme faaliyetlerini yürütmek,
i) Bakanlığın bilgi işlem hizmetlerini yürütmek,
j) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nin, yayımlandığı tarihteki ilk haliyle;
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Coğrafi Bilgi Sistemi konularında faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişilerinin; Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan coğrafi verilere ilişkin verileri, Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak toplaması, üretmesi, paylaşması, satması, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirlemektir." kuralı;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik;
a) 7/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (1) sayılı listede yer alan coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki tüm coğrafi verileri,
b) 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 7 nci maddesinde belirtilen yerli veya yabancı özel hukuk tüzel kişilerini,
kapsar." kuralı;
"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...
(ç) Coğrafi veri lisans belgesi (Lisans): Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki verilerin standartlarına uygun şekilde coğrafi veri toplama, üretme, paylaşma, satmaya, veri madenciliği yapma ve yeni veri üretmeye ilişkin, Bakanlık tarafından belirlenen şartları sağlayan özel hukuk tüzel kişilerine verilen uygunluk belgesini, ...
f) Lisans sözleşmesi: Coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşımı, satışı, güvenliği, arşivlenmesi, veri madenciliği ve yeni veri üretim faaliyetlerine ilişkin usul, esas ve düzenlemelerin yer aldığı Bakanlık ile imzalanan sözleşmeyi, ...
ğ) Lisansa tabi coğrafi veri: Birden fazla konum bilgisi içeren veriyi, ...
ifade eder." kuralı;
"Özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) Özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri şunlardır:
a) Bakanlık tarafından hazırlanan lisans sözleşmesini imzalamak.
b) Lisans sözleşmesinde belirtilen faaliyetlere ilişkin altı ayda bir Bakanlığa rapor sunmak.
c) Lisans belgesi ile ilgili; özel hukuk tüzel kişisi ve/veya sorumlu kişi iletişim bilgileri, çalıştırılacak araç ve personel değişikliklerini on beş gün içerisinde ilgili Valiliğe ve Bakanlığa bildirmek.
ç) Verilerin güvenliği ve gizliliğini sağlamak.
d) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan ve çalışma yaptığı her türlü coğrafi verileri Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak UCBP’ ye sunmak." kuralı;
"Başvuru" başlıklı 7. maddesinde,
"(1) Başvurular Bakanlık tarafından hazırlanan elektronik altyapı üzerinden sisteme kayıt olunarak yapılır. ...
(6) Özel hukuk tüzel kişileri, Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden aşağıda belirtilen belgelerin taratılarak sisteme kaydedilmesi suretiyle Bakanlığa başvuruda bulunur.
a) Faaliyette bulunulmak istenen veri/verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde karşılık geldiği tema/alt tema bilgileri. ...
c) Talepte bulunan kuruluşa göre güncel tarihli ve onaylı olarak; ilgili meslek odasından alınmış işyeri tescil belgesi veya faaliyet gösterdiği konuya ilişkin belge ve imza sirküleri. ...
g) Ülke düzeyinde faaliyet gösterecek olanların Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından verilen CBS Uzmanı ve CBS Operatörü Meslek Belgesine sahip en az birer personel, il ve büyükşehir düzeyinde faaliyet gösterecek olanların CBS Operatörü Meslek Belgesine sahip en az bir personel çalıştırdığına dair belge. ...
(8) Başvurular, en az bir il sınırı bütününü kapsayacak şekilde yapılır." kuralı;
"Başvurusunun değerlendirilmesi ve sözleşme yapılması" başlıklı 8. maddesinde,
"(1) Başvuru değerlendirme kriterleri aşağıdadır: ...
b) Beyan edilen faaliyet alanını gösteren belgenin değerlendirilmesi.
c) Gerekli görülen durumlarda sorumlu/ilgili kurumlardan görüş alma.
ç) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinde belirtilen verilerin gizlilik durumları ile yetki durumu.
d) Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından verilen CBS Uzmanı ve CBS Operatörü meslek belgesine sahip en az birer personeli çalıştırıldığına dair belge.
e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa dahi; affa uğramışsa bile Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olanların kuruluşta yönetici olarak yer almaması, kişiler içinse doğrudan bu suçu işlemiş olmaması.
(2) Bakanlık tarafından gerek görülmesi durumunda ek belge istenebilir.
(5) Değerlendirmenin uygun görülmesi hâlinde lisans sözleşmesi imzalanır ve Lisans Belgesi düzenlenir.
(6) Lisans belge ücretinin Bakanlık Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne yatırılmasını takiben elektronik ortamda düzenlenen onaylı coğrafi veri lisans belgesi, başvuru sahibine bildirilir.
(7) Bakanlık tarafından verilen lisans belgesinin süresi bir yıldır." kuralı;
"Lisansın yenileme ve kapsam değişikliği" başlıklı 9. maddesinde,
" ... (2) Çalışma yapacağı coğrafi veri/verilerin neler olduğu, hangi alanları kapsadığı (il, büyükşehir, Ülke düzeyinde), Bakanlık ile coğrafi veri toplama, üretme, paylaşma, satışı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularından hangileri ile ilgili çalışma yapacağına ilişkin kapsamda oluşan değişiklikleri bildirir." kuralı;
"Lisansın askıya alınması" başlıklı 10. maddesinde,
"(1) Lisanslı kuruluşların lisansının askıya alınma nedenleri şunlardır: ...
c) Lisanslı kuruluş personelinin, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara aykırı hareket etmesi.
ç) Lisans sözleşmesinin, kamuoyuna yanlış yansıtılması, mevzuatta belirtilen yükümlülüklere ve kurallara aykırı kullanılması. ...
(2) Askıya alınan lisansı etkin hale getirmek için, ilgiliye altmış gün süre verilir.
(3) Askıya alınma talebinde bulunan lisans sahibinin, lisans süresi içerisinde başvurması durumunda lisansı devam ettirilir.
(4) Askıya alınan süre sözleşme süresinden düşülmez." kuralı;
"Lisansın iptal edilmesi" başlıklı 11. maddesinde,
"(1) Lisanslanan kuruluşların lisansının iptal edilme nedenleri aşağıdadır:
a) Sözleşmeye aykırı hareket edilmesi.
b) Askıya alınan lisanslara dair eksikliklerin, belirlenen sürelerde giderilmemesi. ...
ç) Milli ve manevi değerlerin, kurum ve kuruluşlar ile kişilerin saygınlığını azaltıcı ve itibarını zedeleyici beyan ve davranışta bulunulması.
d) Yazılı basın veya medya iletişiminde yanlış beyanda bulunulması.
e) Lisans sözleşmesi süresince ilgili dokümanların ve teçhizat, tesis ve basılı materyalin mevzuatta belirtilen yükümlülüklere aykırı biçimde kullanılması. ...
(2) Lisansları iptal edilen kuruluşların yeni lisans başvurusu, iptal tarihinden itibaren bir yıl geçmeden değerlendirmeye alınmaz. ..." kuralı;
"Şikâyet ve itirazlar" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Şikâyet ve itirazlar Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden yapılır.
(2) Şikâyet ve itiraza ilişkin nihai karar ilgililerin elektronik posta adreslerine bildirilir." kuralı;
"Belge bedeli" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) Coğrafi veri lisans belgesi verilmesi, yenilenmesi için ödenecek bedel ve tarifeler her yıl yerli ve yabancı tüzel kişiler için ayrı ayrı Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen bedeller Bakanlık elektronik altyapısında yayımlanır. ..." kuralı yer almaktadır.

A) Anayasaya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından; 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi ile 18. maddesinin 4. fıkrasının ve 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin herhangi bir kanuni dayanağının olmadığı, 7221 sayılı Kanun'un 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nden daha sonra yürürlüğe girdiği, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen konuların kanun ile düzenlenmesi gerektiği, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ise somut düzenlemeler içermediği belirtilerek bahse konu maddelerin iptal edilmeleri için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

1- 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ilişkin iddianın incelenmesi:
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle hukuk düzenimize giren Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin en belirgin özelliği, Cumhurbaşkanı’na belirli konularda ilk elden düzenleme yapma yetkisi vermesidir. Kural olarak, Anayasa'nın 104. maddesinde sayılan yasak alanlar (konu bakımından yetki yönünden getirilen sınırlamalar) hariç Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ilk elden, daha açık bir ifadeyle, yasayla henüz düzenlenmemiş bir alanda ve dolayısıyla yasal dayanak olmaksızın düzenleme yapılması mümkündür.
Anayasa'nın 104. maddesine göre ise, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin; yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılması, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler konusunda düzenleme içermemesi, münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda çıkarılmaması, anayasa koyucunun kanunla düzenlenmesini öngördüğü konulara ilişkin kural ihtiva etmemesi gerekmektedir.
Nitekim, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin tümünün konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasında, aktarılan kriterler çerçevesinde değerlendirme yapan Anayasa Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve E:2020/4, K:2022/147 sayılı kararda,
"27. Dava konusu CBK’nın idari usul ve esaslar çerçevesinde bir bilgi sisteminin kurulması ve işletilmesinin hukuksal temelini oluşturmak suretiyle bu alana ilişkin kamu hizmetinin görülmesine yönelik düzenlemeler öngördüğü, bu itibarla yürütme yetkisine ilişkin bir hususu düzenlediği anlaşılmaktadır.
28\. Belirtilen düzenleme alanı itibarıyla CBK, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme içermemektedir.
...
30\. ... bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca CBK ile düzenlenebileceği özel olarak belirtilen konular kapsamında kalmaktadır (AYM, E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, § 25).
31\. Coğrafi bilgi sistemlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti alanıyla ilgili olduğu dikkate alındığında ulusal coğrafi bilgi sistemin kurulmasının hukuksal temelinin oluşturulmasına yönelik dava konusu CBK’nın bakanlıkların görev ve yetkileriyle ilgili bir hususa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrasıyla bağlantılı olarak 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır. ...
34\. Diğer yandan 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da ve söz konusu Kanun’la bazı hükümlerinde değişiklikler yapılan 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da coğrafi bilgisi sistemlerine ilişkin birtakım düzenlemelerin bulunduğu görülmekle birlikte bu yasal düzenlemelerin dava konusu CBK’nın çıkarıldığı 6/11/2019 tarihinden sonra çıkarıldıkları görüldüğünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesi kapsamında yapılacak denetim bakımından değerlendirmeye esas alınması mümkün değildir.
35\. Açıklanan nedenlerle CBK’nın tümü Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
" gerekçesiyle dava konusu alanda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılmasında yetki yönünden Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan, "Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." hükmü gereği, 7221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 7221 sayılı Kanun hükümleri arasında çatışma olması halinde Kanun hükümlerinin uygulanacağı açık olduğundan, itiraza konu Kararnamede bu yönüyle de Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
2- 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesine ilişkin iddianın incelenmesi:
Davacı, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin somut düzenlemeler içermemesi nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Bununla birlikte, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, yasama organı, Anayasa’ya aykırı olmamak koşuluyla, her konuda istediği kadar detaylı düzenlemelerle kanun çıkarma yetkisine sahiptir. Bir diğer ifadeyle, yasama organı, kanunla ana ilke ve esasları belirledikten sonra yönetim ve uzmanlık gerektiren detayları, çerçeve ve sınırlarını çizmek kaydıyla yürütmeye bırakabilir.
7221 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının (b) bendinin "…veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilir." kısmının ve 2. fıkrasının ikinci cümlesi olan "İzne tabi olacaklar ile izin süresi ve verilere ilişkin usul, esas ve içerikler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenir." cümlesinin iptali istemiyle açılan iptal davası sonucunda Anayasa Mahkemesinin 18/05/2023 tarih ve E:2020/42, K:2023/99 sayılı kararıyla; 1. fıkrasının (b) bendinde geçen ibarenin, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlayan bir yönünün bulunmadığı, ayrıca coğrafi veri paylaşımının kapsam ve sınırlarının açıkça belirlenmesi dolayısıyla belirsiz ve öngörülemez olduğundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle Anayasaya uygun olduğuna ve iptal isteminin reddine; 2. fıkrasının ikinci cümlesinin ise, özel teşebbüse açık bir alandaki faaliyetin izne bağlanmasının teşebbüs hürriyetine müdahale teşkil etmesi nedeniyle kanunla düzenlenmesi gerekirken bu alanı düzenleme yetkisinin hiçbir sınır ve çerçeve olmaksızın bütünüyle idarenin takdir yetkisine bırakılmasının Anayasa'nın 7., 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bunun üzerine bahse konu karardaki gerekçeler de gözetilerek yasama organınca 05/12/2024 tarih ve 7534 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile 7221 sayılı Kanun'da yeniden ve detaylı düzenlemeler yapılmıştır.
Bu itibarla, davacının, 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesine yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası da yerinde görülmemiştir.
B) Dava konusu Yönetmeliğin yetki ve şekil yönünden incelenmesi:
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yasal dayanağının bulunmadığı, yönetmeliklerin sebep unsurunu bir Kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin oluşturacağı, daha önce hiçbir şekilde düzenlenmeyen bir alanda yönetmelik çıkarılmasının mümkün olamayacağı, konu ile ilgili kanuni düzenlemenin sadece 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesi olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yalnızca konuyla ilgili kurul ve kurumların düzenlendiği, her iki üst normda da uygulamaya yönelik hiçbir hüküm sevk edilmediği, kanun ile düzenlenmesi gereken konuların Cumhurbaşkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kullanılması sonucu fonksiyon gasbı meydana geldiği iddia edilmiştir.
Öncelikle, davalı Bakanlıkça, dayanak mevzuat olan 7221 sayılı Kanun ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayanılarak, coğrafi veriler ile ilgili olmak üzere, aynı tarihte iki farklı Yönetmelik yayımlandığı görüldüğünden, bu Yönetmeliklerin kapsam bakımından farklılıklarına değinme ihtiyacı doğmuştur.
Buna göre, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği, gerçek kişilerin, özel hukuk tüzel kişileri ve kamu tüzel kişilerinin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan pafta bazındaki coğrafi verileri toplamasına, üretmesine, paylaşmasına ve satmasına ilişkin faaliyetleri kapsamında Bakanlık tarafından verilecek izinlere ilişkin usul ve esasları düzenlemekte iken; dava konusu Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği, özel hukuk tüzel kişilerinin (ve bilahare gerçek kişilerin), Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan il, büyükşehir, ülke düzeyindeki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması, satması, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirlemektedir.
Dolayısıyla, halihazırda her iki Yönetmelik arasındaki temel farkların, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği ile kamu tüzel kişilerinin kayıt prosedürüne tabi tutularak Coğrafi Bilgi Sistemine dahil edilmesi, ayrıca yalnızca pafta bazındaki coğrafi verilerin toplanmasına, üretilmesine, paylaşılmasına ve satılmasına izin verilmesi; buna karşın Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliğinde (coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması faaliyetlerine ek olarak) büyük ölçekli (il, büyükşehir ve ülke düzeyinde) coğrafi veriler kullanılarak veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesi faaliyetlerinin de (istihdam gibi daha ağır koşullarla) lisanslandırılması ve hasılat paylaşımına yönelik kurallara yer verilmesi olduğu görülmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davalı Bakanlığın; Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak, coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde üretimine, kalitesine ve paylaşımına yönelik standartlar ile bunlara ilişkin temel politika ve stratejilerin belirlenmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmak ve gerekli mevzuatı hazırlamak, coğrafi veri teması listelerinin, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinin, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinin, kararların ve tanımlama dokümanlarının yayımlanmasını sağlamak, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması veya satılması için yapılan izin başvurularını sonuçlandırmak, izne ilişkin usul ve esasları, izne tabi faaliyet gösterenlerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken ilke ve kuralları düzenlemek, özetle Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin işleyişini takip edip genel koordinasyonunu, eş güdümünü ve güvenilirliği ile sürdürülebilirliğini sağlamak, bütün sistem ve süreci yönetip düzenlemek konusunda görevli ve yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 7221 sayılı Kanun (05/12/2024 tarihli ve 7534 sayılı Kanunla eklenen geçici 1. madde hariç) ile 49 sayılı Kararnamede "lisans" kavramına yer verilmemiş ve 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesine, Yönetmeliğin yayım tarihinden sonra 10/06/2022 tarihli 7410 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen, lisans düzenleme yetkisi ile ilgili hükümler içeren 7. fıkra hükmü, 05/12/2024 tarihli ve 7534 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ise de, esasen lisans belgesinin, kapsam itibarıyla farklılık içermekle birlikte izin belgesinin özel bir türü olduğu; yine dayanak mevzuatta veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesi faaliyetlerinin izne ya da lisansa tabi olduğuna dair açık bir hükme yer verilmemekte ise de, sonuç itibarıyla anılan faaliyetlerin, "coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması" şeklindeki yasal dayanağı haiz faaliyetlerin, büyük ölçekli verilerin kullanılıp analiz edilmesi suretiyle ve daha nitelikli, belirli bir amaca odaklı olacak şekilde yerine getirilmesinden ibaret olduğu, başka bir anlatımla, veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesi faaliyetlerinin, "coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması" kapsamında kaldığı anlaşıldığından; "lisans" uygulamasının yasal dayanağının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddelerinde, izne tabi olacakların, izin süresi ve verilere ilişkin usul ve esasların, izne tabi faaliyet gösterenlerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken ilke ve kuralların davalı Bakanlık tarafından yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlandığı görülmektedir.
Bu itibarla, Coğrafi Bilgi Sistemi konularında faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişilerinin (ve bilahare gerçek kişilerin); Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan coğrafi verilere ilişkin verileri, Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak toplaması, üretmesi, paylaşması, satması, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirleyen dava konusu Yönetmelikte yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırılık görülmemektedir.
Her ne kadar, 7221 sayılı Kanun'un, Bakanlığa düzenleme yetkisi veren 1. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararı ile iptal edilmiş ise de; gerek anılan karar üzerine 7221 sayılı Kanun'da 7534 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler üzerine davalı Bakanlığa aynı konuda yeniden düzenleme yetkisi verilmesi, gerekse kanuni boşluğun olduğu dönemde 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddelerinin yürürlükte olması karşısında, iptal kararının, Dairemizce varılan sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir.
Öte yandan, yukarıda aktarılan Kanun ve Kararname hükümleriyle idareye düzenleme yetkisi verilmesi ve Kararname'nin geçici 1. maddesinde yönetmelik çıkarması için idareye düzenleyici bir süre verilmesi karşısında, dava konusu Yönetmelikte, bu yönüyle sebep unsuru bakımından da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

C) Dava konusu Yönetmelik kurallarının, davacının iddiaları ile sınırlı olarak incelenmesi:
1- Yönetmeliğin 1. maddesi ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin incelenmesi:
Dava konusu 1. maddede Yönetmeliğin amacı, Coğrafi Bilgi Sistemi konularında faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişilerinin; Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan coğrafi verilere ilişkin verilerin Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması, mevcut veriler kullanılarak veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesi ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasların tespiti olarak belirlenmiştir.
6\. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, "Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan ve çalışma yaptığı her türlü coğrafi verileri Resmî Gazete’de yayımlanan standartlara uygun olarak UCBP’ ye sunmak" özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri arasında sayılmıştır.
Davacı tarafından, anılan kurallarda belirtilen "Resmî Gazete’de yayımlanan standartlar"ın belirsiz olduğu, bahse konu standartlar Resmi Gazete'de yayımlanmış ise ilgili nüshasının tarih ve sayısına yer verilmemesinin, henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamış ise yayımlanmayan bir standarda uygunluğa dair kural ve yükümlülük getirilmesinin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiştir.
Yönetmeliğin 1. maddesinde, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan değişikliğin, iptal isteminin hukuki sebebi olarak gösterilen standartlara ilişkin olmadığı, tümüyle gerçek kişilerin de Yönetmelik kapsamına alınmasına yönelik olduğu görülmektedir. Yine, Yönetmeliğin 6. maddesi, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile başlığı ile birlikte bir bütün olarak yeniden düzenlenmiş ise de, davaya konu kuralın, yeni maddenin (d) bendinde de ufak eklemeler haricinde genel çerçevesi korunarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, her iki düzenleme yönünden de uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak davanın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
Davacı iddiasının aksine, dava konusu kurallarda geçen standartlara dair, 09/07/2020 tarihli ve 31180 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de 20 adet, 18/09/2020 tarihli ve 31248 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de 14 adet olmak üzere, toplam 34 adet coğrafi veri temasına ilişkin veri tanımlama dokümanının, dava konusu Yönetmeliğin yayım tarihinden önce, 10 sayılı Resmî Gazete Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca ülke çapında erişilebilir olan ve internet ortamında yayımlanan, Türkiye Cumhuriyetinin özellikle mevzuatına dair resmi yayın mecrası niteliğindeki Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu anlaşıldığından, kuralda belirsizlik ve öngörülemezlik bulunduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davacı iddiası çerçevesinde yapılan inceleme sonucu dava konusu kurallarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

2- Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin incelenmesi:
Yönetmeliğin kapsamının belirlendiği bendin ilk halinde, dava konusu Yönetmeliğin yalnızca yerli veya yabancı özel hukuk tüzel kişilerini kapsadığı belirtilmiş olup; davacı tarafından, gerçek kişilerin Yönetmeliğin kapsamına dahil edilmemesi nedeniyle hem şirket şeklinde kurulmayan Serbest Harita ve Kadastro Mühendislik Müşavirlik Bürolarının hem de Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının veri madenciliği ve veriden yeni veri üretimi yapamadığı, bu durumun eşitlik ilkesini ihlal ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilmektedir.
Bununla birlikte, dava konusu Yönetmelikte 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan kapsamlı değişiklikler sonucu, dava konusu bentte yer alan "yerli veya yabancı özel hukuk tüzel kişilerini" ibaresinin "kurum, kuruluşlar, üniversiteler, yerli veya yabancı gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerini" şeklinde değiştirilmek suretiyle gerçek kişilerin de Yönetmeliğin kapsamına dahil edildiği, bu suretle davacı iddiasının karşılanmış olduğu anlaşıldığından, bu madde yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

3- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin incelenmesi:
Bentte, coğrafi veri lisans belgesi (lisans), "Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki verilerin standartlarına uygun şekilde coğrafi veri toplama, üretme, paylaşma, satmaya, veri madenciliği yapma ve yeni veri üretmeye ilişkin, Bakanlık tarafından belirlenen şartları sağlayan özel hukuk tüzel kişilerine verilen uygunluk belgesi" olarak tanımlanmış olup, davacı, hem tanımda gerçek kişilere yer verilmemesinin hem de mevcut verilerin analizinden ibaret olan faaliyet nedeniyle ayrıca pafta başına ücret alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Diğer taraftan, bentte geçen tanım, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan değişiklik sonucu, "Bakanlık tarafından belirlenen şartları sağlayan yerli veya yabancı gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki verilerin standartlarına uygun şekilde toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satışı ile veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesi faaliyetleri kapsamında verilen belge" halini almıştır.
Bu itibarla, bende yönelik gerçek kişilerin kapsama alınmadığı (eksik düzenleme) iddiasının esasının incelenmesine olanak kalmamıştır.
Davacının diğer iddiası olan, mevcut verilerin analizinden ibaret olan faaliyet nedeniyle ayrıca pafta başına ücret alınmasının hakkaniyete aykırı olduğu, yerli ve yabancı özel hukuk tüzel kişilerinden farklı ücret alınmasının da eşitliğe aykırı olacağı iddiasına gelince; öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu bentte lisans ücretine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almadığından, bu iddianın anılan bent yönünden dikkate alınması mümkün görülmemektedir. Kaldı ki, dava konusu Yönetmeliğin ilgili maddelerinin (m.7/6-b, 7/8, 8/6, 9/1,2, 14) incelenmesinden, lisans için başvuran ilgiliden başvurduğu il, büyükşehir veya ülke dikkate alınarak bir kereye mahsus lisans ücreti alındığı, pafta başı ücretin Coğrafi Veri İzin Yönetmeliğinde söz konusu olduğu anlaşıldığından, davacının iddiasının hukuki dayanaktan da yoksun bulunduğu görülmektedir.

4- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin incelenmesi:
Dava konusu bentte, lisans sözleşmesinde belirtilen faaliyetlere ilişkin altı ayda bir Bakanlığa rapor sunmak, özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri arasında sayılmış; davacı tarafından raporun içeriğinin belirsiz bulunması nedeniyle düzenlemenin hukuk aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile 6. maddede yapılan değişiklik sonucu, anılan yükümlülük, "Lisans sözleşmesinde belirtilen faaliyetlere ilişkin veriler ile veri bilgisini, sözleşmede belirtilen dönemlerde Bakanlık tarafından belirlenen formatta Bakanlık elektronik alt yapısına kaydetmek." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre, yeni düzenleme ile davacının belirsiz olduğunu ileri sürdüğü rapor uygulamasına son verilerek Bakanlık elektronik alt yapısına kayıt yükümlülüğü getirilmesi ve bu yükümlülüğün kapsam ile içeriğinin açık ve net olarak ortaya konulması karşısında, davanın konusu kalmayan bu kısmının esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

5- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin ve 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin incelenmesi:
Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Bakanlık tarafından hazırlanan lisans sözleşmesini imzalamak, özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri arasında sayılmış; 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, lisanslı kuruluş personelinin, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara aykırı hareket etmesi, lisansın askıya alınması sebeplerinden biri olarak belirlenmiş; 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, sözleşmeye aykırı hareket edilmesi, lisansın iptal edilmesi sebebi olarak öngörülmüştür.
Her ne kadar, Yönetmeliğin 6. maddesi, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle başlığı ile birlikte bir bütün olarak yeniden düzenlenmiş ise de, davaya konu (a) bendindeki kuralın, yeni maddenin 1. fıkrasının (a) ve (e) bentlerinde de genel çerçevesi korunarak yer aldığı, bentteki farklılığın lisans belgesinin kategorize edilerek A, B ve C şeklinde üç grup altında sınıflandırılmasından kaynaklandığı, ancak her üç tür belge için de lisans sözleşmesi imzalanmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak anılan bent yönünden de davanın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
Davacı tarafından, lisans sözleşmesi örneğine Yönetmeliğin ekinde yer verilmediği gibi lisans sözleşmesinin içeriğine dair bir bilginin de dava konusu kurallarda ya da Yönetmeliğin başka herhangi bir kuralında yer almadığı, sözleşmenin hangi şartlarda yapılacağı hususunun belirsiz kaldığı, bu durumun da her kuruluşla ayrı bir sözleşme mi yapılacağı sorusunu gündeme getirdiği, hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir.
Dosyanın ve Coğrafi Bilgi Sistemine ilişkin mevzuatın incelenmesinden; lisans sözleşmesinin Bakanlık tarafından hazırlanan elektronik altyapı ile erişilen sistemde kayıtlı olduğu, ilgilinin lisans başvurusu sırasında sözleşme içeriği hakkında bilgi sahibi olduğu, sözleşmeyi sistem üzerinden inceleyebildiği, ayrıca lisans sözleşmesi örneğine davalı Bakanlığın resmi internet adresi (https://webdosya.csb.gov.tr/db/cbs/icerikler/cografi-veri- lisans-sozlesmesi-20210701145946.PDF) üzerinden de erişilebildiği, dava konusu Yönetmelik öncesinde, coğrafi verilerin bulunduğu ile göre valiliklere yapılan başvurularda her valilik tarafından ayrı uygulama yürütüldüğünün görülmesi üzerine ülke çapında yeknesaklığın sağlanması amacıyla tek tip bir sözleşmenin hazırlandığı, Yönetmeliğin ilgili maddelerinde lisans sözleşmesinin tanım ve kapsamına dair genel çerçevenin çizildiği, (ayrıca 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile bu çerçevenin daha da detaylandırıldığı) anlaşıldığından, Yönetmelik ekinde, sürekli güncellemeye ve değişikliğe ihtiyaç duyulabilecek sözleşme örneğine yer verilmemesinin hukuki belirsizlik ya da eksik düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

6- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin incelenmesi:
Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, verilerin güvenliği ve gizliliğini sağlamak, özel hukuk tüzel kişilerinin yükümlülükleri arasında sayılmış; 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde de, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinde belirtilen verilerin gizlilik durumları ile yetki durumu, lisans başvurusunun değerlendirme kriterlerinden biri olarak belirlenmiştir.
Her ne kadar, Yönetmeliğin 6. maddesi, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle başlığı ile birlikte bir bütün olarak yeniden düzenlenmiş ise de, davaya konu (ç) bendinde yer alan, verilerin güvenlik ve gizliliğinin sağlanması yükümlülüğünün eklemeler yapılmak suretiyle aynen devam ettirildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak bu bent yönünden de davanın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
Davacı tarafından, dava konusu bentlerde yer alan "gizlilik" kavramlarının soyut ve belirsiz kaldığı, hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu (ç) bentlerinde geçen "gizlilik" ibaresinin, toplanan ya da üretilen coğrafi verilerin gerek milli güvenliğe gerekse dolaylı dahi olsa kişisel verilere ilişkin olabileceği dikkate alınarak bu yönden güvenlik ve gizliliğinin lisans sahibi tarafından sağlanması gerekliliğine yönelik bulunduğunun açık olduğu, esasen bu durumun Anayasa'nın 20. maddesi (kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı), 22. maddesi (haberleşme hürriyetinin sınırı) ile 26. maddesinin (düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırı) verdiği yetkiye istinaden 7221 sayılı Kanun (m.1/1-b, m.1/2) ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda öngörülen sınırlamaların da bir gereği olduğu, nitekim davalı idarece de savunma dilekçesinde bu hususun açıkça ifade edildiği anlaşıldığından, lisans sahibi kişilere güvenlik ve gizliliğin sağlanması yükümlülüğü getiren düzenlemelerde hukuki belirsizlik bulunmadığı gibi hukuka aykırılığın da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından, Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisi"nin hangi Resmi Gazete'de yayımlandığının belli olmadığı da ileri sürülmüş ise de; anılan Matrisin, ilk önce, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce 30/06/2020 tarihli ve 31171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, bilahare 05/12/2022 tarihli ve 32034 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete ile 19/02/2025 tarihli ve 32818 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete nüshalarında yayımlanan kararlar ile güncellendiği anlaşıldığından, davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir.

7- Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendi ile 9. maddesinin 2. fıkrasının incelenmesi:
Her ne kadar Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrası, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yeniden düzenlenmiş ise de; dava konusu (a) bendinde yapılan değişikliğin yalnızca birkaç kelime eklenmesinden ibaret olduğu anlaşıldığından, davacının iddialarının karşılandığından ve uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak bu bent yönünden de davanın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
Davacı tarafından, Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde, lisans başvurusu sırasında "tema/alt tema bilgisi"nin talep edilmesi nedeniyle lisansın konusunun bu temalar olduğu anlaşılmasına karşın, aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "lisansa tabi coğrafi veri" tanımından, birden fazla konum bilgisi içeren coğrafi verinin lisansa konu olacağının anlaşıldığı, bu haliyle her iki maddenin birbiriyle çeliştiği, aynı durumun, çalışma yapılacak coğrafi veri/verilerin "il, büyükşehir, ülke düzeyinde" hangi alanları kapsadığının bildirilmesinin öngörülmesi nedeniyle Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında da bulunduğu iddia edilmektedir.
"Lisansa tabi coğrafi veri" kavramı, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Birden fazla konum bilgisi içeren veri" olarak tanımlanmış; 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile bu tanımda değişiklik yapılmış olsa da "Konum bilgisi içeren her türlü veri" tanımı korunmuş; Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının dava konusu (a) bendinde, faaliyette bulunulmak istenen veri/verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde karşılık geldiği tema/alt temalar ile ilgili bilginin lisans başvurusu sırasında Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden taratılarak sisteme kaydedilmesi gerektiği düzenlenmiş; 9. maddesinin 2. fıkrasında ise, lisans sahiplerinin çalışma yapacağı coğrafi veri/verilerin, il, büyükşehir, ülke düzeyinde olmak üzere kapsadığı alanlardaki değişiklikleri Bakanlığa bildirmesi gerektiği öngörülmüştür.
49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "coğrafi veri", konum bilgisi içeren her türlü veri; (g) bendinde, "coğrafi veri teması", belirli bir konuya ilişkin olarak ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri topluluğu; (o) bendinde ise, "Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi", coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren matris şeklinde tanımlanmıştır.
7221 sayılı Kanun'da da, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması, veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmekle lisans belgesinin konusunun "ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri" olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
Dolayısıyla, coğrafi veri temasının, aynı konuya ilişkin bulunan coğrafi verilerin (ulusal veya uluslararası standartlara uygun olmak kaydıyla) bir başlık altında toplanarak sınıflandırılması anlamına geldiği ve bu haliyle coğrafi verileri kapsadığı, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan tanımlar ile 7. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde de yukarıda aktarılan üst norma uygun şekilde düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında ise, lisansın çalışma alanı bakımından kapsamında meydana gelebilecek değişikliklerin bildirilmesi yükümlüğüne yer verilmiş olup, düzenlemeyle lisansın konusunun coğrafi veri olmaktan çıkarılması değil, lisansa konu coğrafi verinin bölgesinin tayin edilerek lisans sahiplerinin faaliyetlerinin yanı sıra sistemin işleyişinin de takip ve kontrolünün sağlanması amacının güdüldüğü anlaşılmıştır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin dava konusu kuralları ile 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi arasında herhangi bir çelişki ya da kurallarda dayanak normlara aykırı bir yön bulunmadığından, davacının aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kapsamda oluşan değişiklikler" ifadesi ile neyin kastedildiğinin belli olmadığı, bu nedenle anılan ibare yönünden de düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte, dava konusu fıkranın incelenmesinden, "kapsamda oluşan değişiklikler" ibaresiyle, ilgilinin lisans başvurusu yaparken talep ettiği ve Bakanlıkça düzenlenen lisans belgesinin ihtiva ettiği (il, büyükşehir, ülke gibi alana yönelik ya da toplama, üretme, paylaşma, satma, veri madenciliği, yeni veri üretimi gibi faaliyet konusuna yönelik) kapsam ile çalışma yapacağı coğrafi veri/verilerin kapsamında meydana gelen değişikliklerin kastedildiğinin fıkra metninden açıkça anlaşıldığı sonucuna varılmakla davacının bu iddiası da yerinde görülmemiştir.

8- Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinin incelenmesi:
Dava konusu bentte, "Talepte bulunan kuruluşa göre güncel tarihli ve onaylı olarak; ilgili meslek odasından alınmış işyeri tescil belgesi veya faaliyet gösterdiği konuya ilişkin belge ve imza sirküleri", yapılacak lisans başvurularında Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden taratılarak sisteme kaydedilmesi gereken belge kapsamında sayılmıştır.
Davacı tarafından, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Serbest Mühendislik Müşavirlik Büroları Tescil Yönetmeliği'ne göre serbest harita ve kadastro mühendisleri ile lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin, mesleki faaliyetlerini icra edebilmeleri için Odalarına kayıt ve tescil zorunluluğu bulunduğu, dava konusu bent ile meslek odasından alınan kayıt ve tescil belgesinin zorunlu olmaktan çıkarıldığı, bu hususun kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşunun görevini ifaya engel olmak suretiyle Anayasa'nın 135. maddesine aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Bununla birlikte, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan değişiklik sonucu, dava konusu bendin, "Başvuru tarihinden önceki ay içerisinde Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden alınmış sicil tasdiknamesi ile meslek odalarına kayıtlı olarak faaliyet gösteren firmalar için ilgili meslek odasından alınmış işyeri tescil belgesini sisteme yüklemeleri" halini aldığı, dolayısıyla davacı iddiasının karşılanmış olduğu anlaşıldığından, bu bent yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

9- Yönetmeliğin 7. maddesinin 6. fıkrasının (g) bendinin incelenmesi:
Dava konusu bentte, "Ülke düzeyinde faaliyet gösterecek olanların Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından verilen CBS Uzmanı ve CBS Operatörü Meslek Belgesine sahip en az birer personel, il ve büyükşehir düzeyinde faaliyet gösterecek olanların CBS Operatörü Meslek Belgesine sahip en az bir personel çalıştırdığına dair belge", yapılacak lisans başvurularında Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden taratılarak sisteme kaydedilmesi gereken belgeler arasında sayılmıştır.
Davacı tarafından, CBS Uzmanı veya CBS Operatörü Mesleki Yeterlilik Belgesi istenilmesinin hukuki ve bilimsel dayanağının bulunmadığı, söz konusu işin harita ve kadastro mühendislerinin istihdamını gerektirdiği, istihdamı zorunlu personel sayısı tespitinin de bilimsel ve teknik bir incelemeye dayanmadığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yapılan değişiklikler ile lisans belgesinin kategorize edilerek A, B ve C şeklinde üç grup altında sınıflandırılmasına ve her bir lisansın kapsam ile niteliğine göre istihdamı zorunlu personelin farklılaşmasına bağlı olarak, dava konusu bendin, yeni fıkranın (f), (g), (ğ) ve (h) bentleri ile baştan düzenlendiği, dolayısıyla işin niteliğine göre personelin eğitim ve belge düzeyinin yeniden belirlendiği anlaşıldığından, bu bent yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

10- Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (b), (d) ve (e) bentlerinin incelenmesi:
Maddenin 1. fıkrasında, lisans başvurularının değerlendirilmesine ilişkin kriterlere bentler halinde yer verilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davalı Bakanlığın, dayanak mevzuat uyarınca, coğrafi veri izin/lisans belgesi düzenlenmesine esas kriterleri belirleyip değerlendirmeye ve koşulları sağlayan (gerçek kişiler ile) özel hukuk tüzel kişilerine bu belgeyi vermeye yetkili olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, anılan maddeye yönelik davacı iddialarının incelenmesi sonucunda, dava konusu,
\- (b) bendi yönünden, lisans uygulaması, ilgilinin faaliyette bulunduğu alanda elde ettiği verileri Bakanlıkla paylaşması anlamına geldiğinden ve sistemde mükerrer verilere (zaman, emek ve maliyet bakımından) izin verilmemesi gerektiğinden, dava konusu düzenlemenin, lisans başvurusu sırasında beyan edilen faaliyet alanının, daha önce aynı alanda faaliyette bulunulup bulunulmadığı ve bulunulmuş ise mükerrerliğe neden olunup olunmayacağı amacıyla başvurunun incelenmesini teminen getirildiği, bu haliyle düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,
\- (d) bendi yönünden, bentte belirtilen CBS Uzmanı ve CBS Operatörü Ulusal Meslek Standardının, 06/06/2014 tarihli ve 29022 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2014/3) ile yürürlüğe konulduğu, davacı tarafından anılan Tebliğin ekinde yer alan "Ek-11 Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Uzmanı (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı" kısmının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 14/01/2020 tarihli ve E:2016/11960, K:2020/7 sayılı kararıyla, Tebliğ ile mühendislik mesleğinin yetkisine giren bir hususun düzenlenmediği gerekçesine de yer verilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/11/2021 tarihli ve E:2020/3041, K:2021/2435 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, davacı iddialarının yersiz olduğu,
\- (e) bendi yönünden, lisans belgesine konu olan, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin bir kısmının doğrudan "milli güvenliğe" ilişkin gizlilik içeren, kritik önemi ve başkalarının eline geçmesi halinde yüksek riski haiz veriler olduğu kuşkusuzdur. Esasen, 7221 sayılı Kanun ile de bu nedenle, söz konusu coğrafi verilerin paylaşımı konusunda "ulusal güvenlik" açık bir sınır olarak belirlenmiştir. Öte yandan, coğrafi verilerin dolaylı da olsa kişisel veriler ile ilintili olabileceği de açıktır. Bu itibarla, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak ile görevli bulunan davalı Bakanlığın; coğrafi verileri toplamak, kullanmak, üretmek, paylaşmak, satmak, veri madenciliği yapmak ve yeni veri üretmek için lisans belgesine başvuran (gerçek kişilerin kendisi ya da) özel hukuk tüzel kişilerinin yöneticileri yönünden belli suçlardan mahkum olmama koşulu aranmasında kamu yararının yanı sıra hizmet gereklerine ve masumiyet karinesine de aykırılık bulunmadığı,
sonucuna varıldığından, dava konusu kurallarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

11- Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile 2. fıkrasının incelenmesi:
Maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Gerekli görülen durumlarda sorumlu/ilgili kurumlardan görüş alma", lisans başvurularının değerlendirilmesine ilişkin kriterler arasında yer almış; 2. fıkrasında da, lisans başvurularının değerlendirilmesi sırasında Bakanlık tarafından gerek görülmesi durumunda ek belge istenebileceği düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, düzenlemelerde yer alan kuralların belirsiz, ucu açık ve öngörülemez olduğu iddia edilmiştir.
Bununla birlikte, davalı idarenin savunma dilekçesinde, (c) bendindeki kuralla, lisans başvurusuna konu temaların ve verilerin yer aldığı bölgenin, askeri yasak bölge gibi ayrıksı ve özel bir durumu olması halinin kastedildiğinin, bu durumda Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisine göre hangi kurumun sorumluluğunda ise ondan görüş alınacağının belirtildiği; 2. fıkradaki kuralla da, güncelliğini yitirmiş belgelerin yerine yenilerinin sunulması veya faaliyet alanının yasak bölgeye denk gelmesi halinde ilgili kurumdan alınması gereken izin belgesinin sunulması gibi konularda ek belge istenileceğinin, gerekçe belirtilmeksizin bunlardan farklı bir belge istenilmesinin söz konusu olamayacağının açıklandığı görüldüğünden ve bahse konu hallerde ek belge ile görüş istenilmesi, 7221 sayılı Kanun'da da saklı tutulan "ulusal güvenlik ile özel kanunlardaki hükümler" kapsamında kaldığından, yani özel kanun (2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu vb.) hükümlerinin icra edilmesi saiki taşıdığından, dava konusu düzenlemelerde meri mevzuata, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gibi, her bir milli güvenlik sakıncası ile özel kanun hükmünün ayrıca ve açıkça zikredilmesi şeklinde kazuistik bir düzenleme yapılmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık görülmemiştir.

12- Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrası ile 14. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi:
Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasında, lisans belge ücretinin Bakanlık Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne yatırılmasını takiben elektronik ortamda düzenlenen onaylı coğrafi veri lisans belgesinin başvuru sahibine bildirileceği düzenlenmiş; 14. maddesinin 1. fıkrasında ise, coğrafi veri lisans belgesi verilmesi ve yenilenmesi için ödenecek bedel ve tarifelerin her yıl yerli ve yabancı tüzel kişiler için ayrı ayrı Bakanlık tarafından belirleneceği, belirlenen bedellerin Bakanlık elektronik altyapısında yayımlanacağı öngörülmüştür.
Davacı tarafından, lisans belgesi düzenlenmesi ile yenilenmesi safhasında tahsil edilecek ücretlerin ne olduğu ya da nasıl hesaplanacağı konusunun müphem bırakıldığı, takdir yetkisinin sınırsız, düzenlemenin öngörülemez ve belirsiz olduğu ileri sürülmüştür.
Her ne kadar 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle, dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrası yeniden düzenlenmiş ise de, yapılan değişikliğin yalnızca bedel ve tarifelerin yayımlanacağı mecraya ilişkin olduğu, bu haliyle davacının iddiasının ortadan kalktığından ve davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak bu fıkra yönünden de davanın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
7221 sayılı Kanun'un 2. fıkrasının, gerek ilk halinde gerekse 05/12/2024 tarihli ve 7534 sayılı Kanunla değişik halinde, izin/lisans bedelinin ne kadar olduğunun ve nasıl hesaplanacağının belirlendiği, Türk vatandaşı ile yabancı kişiler için ayrı hesaplanmasının öngörüldüğü, yabancılar bakımından daha yüksek bedel öngörülmesinin nedeninin, yabancı firmaların Türkiye'de temsilcilik açmasına, böylelikle ülkemiz ekonomisi ve istihdamına katkıda bulunmasına teşvik amacı olduğu, yine bedelin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılacağının hükme bağlandığı, dava konusu kuralların da dayanak norma uygun olarak düzenlendiği, Kanun ile düzenlenen kuralın dava konusu Yönetmelikte tekrarlanmamasının eksik düzenleme veya belirsizlik olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu kurallarda mevzuata, kamu yararına ya da hukuki belirlilik ilkesine aykırılık görülmemiştir.

13- Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile 2., 3. ve 4. fıkralarının incelenmesi:
Maddenin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "lisans sözleşmesinin, kamuoyuna yanlış yansıtılması, mevzuatta belirtilen yükümlülüklere ve kurallara aykırı kullanılması", lisansın askıya alınması sebepleri arasında sayılmış; 2. fıkrasında, askıya alınan lisansı etkin hale getirmek için, ilgiliye altmış gün süre verileceği; 3. fıkrasında, askıya alınma talebinde bulunan lisans sahibinin, lisans süresi içerisinde başvurması durumunda lisansının devam ettirileceği; 4. fıkrasında ise, askıya alınan sürenin sözleşme süresinden düşülmeyeceği düzenlenmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, dayanak mevzuat uyarınca, coğrafi veri izin/lisans belgesi düzenlenmesine esas kriterleri belirleyip değerlendirmeye, koşulları sağlayan (gerçek kişiler ile) özel hukuk tüzel kişilerine bu belgeyi vermeye yetkili olan davalı Bakanlığın; yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca, belirlemiş olduğu koşulların yitirilmesi halinde verdiği belgeyi iptal edebileceği ya da koşulların yeniden kazanılması (eksikliklerin giderilmesi) için bir süre vererek bu süre içinde lisansa konu faaliyeti askıya alıp ilgilinin faaliyetini durdurabileceği açıktır.
Bu çerçevede, anılan maddeye yönelik davacı iddialarının incelenmesi sonucunda, dava konusu,
\- (ç) bendi yönünden, "kamuoyuna yanlış yansıtılması" ibaresine, Yönetmeliğe konu faaliyetin milli güvenlik ve kişisel veriler ile irtibatına bağlı olarak hassasiyet ve gizlilik içermesi, ülke menfaatini ilgilendirmesi nedeniyle yer verildiği, esasen bu durumun Anayasa'nın 20. maddesi (kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı), 22. maddesi (haberleşme hürriyetinin sınırı) ile 26. maddesinin (düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırı) verdiği yetkiye istinaden 7221 sayılı Kanun (m.1/1-b, m.1/2) ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda öngörülen sınırlamaların da bir gereği olduğu anlaşıldığından, kuralda mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,
\- 2., 3. ve 4. fıkraları yönünden, "askıya alma" uygulamasının, hem yapılacak denetimler sonucu sözleşmeye ve mevzuata aykırı bir durumla karşılaşılması halinde idarece resen başvurulabilecek bir idari tedbir hem de lisans sahibi kişilerinin talebi üzerine tesis edilecek bir işlem olarak düzenlendiği, özellikle COVID-19 salgını gibi hallerde Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen 1 yıl süreyle başvuru engeline takılmaması için lisans sahipleri yönünden de esneklik sağlanmasının amaçlandığı; lisans sahibinin talebi üzerine askıya alınan lisansın, yalnızca lisans süresi içerisinde başvuru halinde devam ettirileceği, askı süresi lisans süresine eklenmeyeceğinden lisans süresinin bitiminden sonra yapılan başvuruların yeni başvuru gibi kabul edileceği, lisansın askıya alınmasına, lisans sahibinin talebinin ya da mevzuata aykırı fiilinin neden olduğu da dikkate alındığında, askı süresinin lisans süresine eklenmemesinin ve lisans süresinin bitiminden sonra yapılan başvuruların yeni başvuru gibi kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu, aksi kabulün, askıya alma müessesesinin, lisans süresinin uzatılabilmesi için kötüye kullanılmasına ve sistemin işleyişinin aksamasına da neden olacağı; öte yandan "askıya alma" kurumunun, lisans sahibinin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması anlamına geldiği, dolayısıyla askı süresi boyunca lisans konusu faaliyette bulunulamayacağının açık olduğu, bu haliyle düzenlemelerde hakkaniyete aykırılık bulunmadığı gibi hukuki belirsizliğin de söz konusu olmadığı,
sonucuna varıldığından, dava konusu kurallarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

14- Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç), (d) ve (e) bentleri ile 2. fıkrasının incelenmesi:
Maddenin 1. fıkrasında, lisansın iptal edilmesi sebepleri sayılmış; 2. fıkrasında da, lisansları iptal edilen kuruluşların yeni lisans başvurusunun, iptal tarihinden itibaren bir yıl geçmeden değerlendirmeye alınmayacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, dayanak mevzuat uyarınca, coğrafi veri izin/lisans belgesi düzenlenmesine esas kriterleri belirleyip değerlendirmeye, koşulları sağlayan (gerçek kişiler ile) özel hukuk tüzel kişilerine bu belgeyi vermeye yetkili olan davalı Bakanlığın; yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca, belirlemiş olduğu koşulların yitirilmesi halinde verdiği belgeyi iptal edebileceği de tabiidir.
Bu çerçevede, anılan maddeye yönelik davacı iddialarının incelenmesi sonucunda, dava konusu,
\- (b) bendi yönünden, "belirlenen sürelerde" ifadesine yer verilmiş ise de burada kastedilenin Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen "altmış gün"lük süre olduğu, başka bir sürenin söz konusu olamayacağı, nitekim bu durumun davalı idarece savunma dilekçesinde de açıkça kabul edildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenleme ile Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrası arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği,
\- (ç) bendinde geçen "milli ve manevi değerler", "saygınlığı azaltıcı ve itibarı zedeleyici beyan ve davranış" ifadelerinin genel ve soyut olmakla birlikte, her bir somut olaya özgü hallerin ayrıca ve açıkça zikredilmesi şeklinde kazuistik bir düzenleme yapılmasının mümkün olmadığı,
\- (d) bendinde geçen "yanlış beyan" ifadesi ile kasten veya ağır ihmal sonucu esaslı noktalara veya önemli (gizlilik içeren vb.) konulara ilişkin gerçek dışı ifade ve söylemlerin kastedildiği,
\- (e) bendi yönünden, her ne kadar 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle, dava konusu bent yeniden düzenlenmiş ise de, yapılan değişikliğin dokümanı tanımlamaya yönelik sınırlı bir ilaveden ibaret olduğu, bu haliyle davacının iddiasının ortadan kalktığından ve davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak bu fıkra yönünden de davanın esasının incelenmesi sonucunda, bentte geçen "mevzuat" tabiri ile coğrafi verilere yönelik mevzuatta lisans sahipleri yönünden öngörülen yükümlülüklerin kastedildiği, "ilgili dokümanlar ve teçhizat, tesis ve basılı materyal"in kapsam ve içeriğine dair detayların Uygulama Rehberinde yer aldığı,
bu haliyle dava konusu bentlerde hukuki belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı,
\- 2. fıkra yönünden ise, fıkrayla getirilen bir yıl süreli engelin, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemini ve Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak ile görevli olan davalı Bakanlığın, bu görevi kapsamında, dikkatsizlik, özensizlik veya mevzuata aykırılık hallerinin süreklilik arz etmesinin engellenmesi, faaliyetin belirli bir ciddiyet ve düzen içinde sürdürülmesinin, sistemin düzenli ve güvenli işleyişinin sağlanması için idari tedbir mahiyetinde öngörüldüğü anlaşıldığından, kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,
sonucuna varıldığından, dava konusu kurallarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

15- Yönetmeliğin 13. maddesinin incelenmesi:
Maddede, şikâyet ve itirazların Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden yapılacağı, şikâyet ve itiraza ilişkin nihai kararın ilgililerin elektronik posta adreslerine bildirileceği düzenlenmiş olup; davacı tarafından, şikayet ve itirazın konusunun ne olduğuna, hangi konularda ve sürelerde hangi merciye başvurulabileceğine, başvuruların ne kadar sürede sonuçlandırılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, maddenin eksik düzenleme ve hukuki belirsizlikler içerdiği iddia edilmiştir.
Davalı idare tarafından, itiraz ve şikayete ilişkin detaylı hususların Uygulama Rehberi ile düzenlendiği, Bakanlık Makamı Oluru ile kurulan İtiraz ve İnceleme Komisyonu tarafından hak arama hürriyeti kapsamında itiraz ve şikayetlerin makul sürelerde sonuçlandırıldığı savunulmuştur.
Davalı Bakanlık tarafından hazırlanarak Nisan/2021 tarihinde resmi internet sitesinde (https://webdosya.csb.gov.tr/db/cbs/icerikler/cviy_cvly_uygulamarehber--v9- 20210818153748.pdf) yayımlanan "Coğrafi Veri İzinleri ve Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği Uygulama Rehberi"nde, coğrafi veri izin/lisans sahiplerinin denetimleri, coğrafi veri izin/lisans belgesi ile ilgili tüzel kişi ve/veya sorumlu kişi iletişim bilgileri ile çalıştırılacak araç ve personel değişiklikleri, lisans sahiplerinin faaliyetleri ile ilgili Bakanlığa 6 ayda bir sundukları raporlar, coğrafi veri izin belgesi sahibinin UCBP ile veri paylaşımı yapılamaması durumunda düzenlediği gerekçe raporu ile ilgili konularda değerlendirme, karar verme ve itiraz ile şikayetleri inceleme görevinin Süreç İzleme ve İtiraz Komisyonu tarafından yapılacağının düzenlendiği görülmektedir.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmelikle, lisans sahipleri lehine idari ve hukuki itiraz mekanizmalarının öngörülüp konunun detaylarının düzenlenmesinin Uygulama Rehberine bırakılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliğinin;
a) 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde "gerçek kişilerin eklenmemesi nedeniyle eksik düzenleme bulunduğu iddiası", 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 7. maddesinin 6. fıkrasının (c) ve (g) bentlerinin iptali istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b) 1. maddesinin, "gerçek kişilerin eklenmemesi nedeniyle eksik düzenleme bulunduğu iddiası" hariç olmak üzere 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi, 6. maddesinin 1. fıkrasının (a), (ç) ve (d) bentleri, 7. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendi, 8. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinin, 2. ve 6. fıkralarının, 9. maddesinin 2. fıkrası, 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile 2., 3. ve 4. fıkraları, 11. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (d), (e) bentleri ile 2. fıkrası, 13. maddesi, 14. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...TL yargılama giderinin, haklılık oranına göre 1/2'si olan ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/2'si olan ...TL'sinin ise davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ...TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 11/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim