Danıştay danistay 2021/1776 E. 2025/3288 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/1776
2025/3288
26 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1776
Karar No : 2025/3288
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Finlandiya'da işçi olarak çalışmakta iken yıllık iznini geçirmek üzere yurda giriş yaptığı sırada 08/10/2016 tarihinde pasaportuna el konulan davacının bu işlem nedeniyle yurt dışına çıkamayarak Finlandiya'daki işine gidememesi ve bu nedenle işinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı maaşlarının karşılığı olarak 473.220,89 TL, Finlandiya'da kiraladığı ancak kullanamadığı evinin 11 aylık kira bedeli karşılığı olarak 65.612,11 TL ve yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri karşılığı olarak 100.000,00 TL ek tazminat olmak üzere toplam 638.833,00 TL tutarındaki maddi zararın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı karar ile; dava dosyasının incelenmesinden, davacının, işçi olarak çalıştığı Finlandiya ülkesinden yurda giriş yaptığı sırada 08/10/2016 tarihinde pasaportuna el konularak sisteme ''iptal'' kaydı düşüldüğü, davacının pasaportunun iadesi ve iptal şerhinin kaldırılması istemiyle 08/01/2018 tarihinde idareye başvurduğu, başvurusu reddedilen davacı tarafından başvurusunun reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "davacının ... yönetim kurulu üyesi olduğuna ilişkin ... web sitesinden sadece adı ve soyadı bilgisinin elde edilmesinden başka somut ve hukuki hiçbir bilgi ve belgenin sunulamaması karşısında, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davacının pasaportuna el konularak 'iptal' kaydı düşülmesi nedeniyle davacının pasaportunun iadesi istemiyle yaptığı 08.01.2018 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği, kararın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile Yozgat Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı nezdinde yapılan ara karar sonucunda, davacı hakkında terör örgütü üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle herhangi bir idari işlem tesis edilmediği gibi aynı gerekçelerle yürütülen adli veya idari soruşturma ya da kovuşturma da bulunmadığı gerekçesi de eklenmek suretiyle onandığı, onama kararının 17/06/2019 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine davacı tarafından pasaportuna el konulmasından kaynaklı zararlarının kendisine ödenmesi istemiyle 25/07/2019 tarihinde idareye başvurulduğu ve 15/08/2019 tarihinde davacının, hukuka aykırı işlem nedeniyle yurt dışına çıkamayarak Finlandiya ülkesindeki işine gidememesi ve bu sebeple işinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı maaşlarının karşılığı olarak 473.220,89 TL; Finlandiya ülkesinde kiraladığı ancak kullanamadığı evinin 11 aylık kira bedeli karşılığı olarak 65.612,11 TL olmak üzere toplam 538.833,00 TL tutarındaki maddi zararın idareye başvuru tarihi olan 29/07/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı; davacı tarafından 27/11/2019 tarihli dilekçe ile yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri karşılığı olarak 100.000,00 TL tutarındaki maddi zararın tazminini talep ettiği için davacının tazminat taleplerinin üç farklı gerekçeye dayandığı nazara alınarak uyuşmazlığın her bir tazminat kalemi açısından ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, davacının Finlandiya ülkesindeki işine gidememesi ve bu sebeple işinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı maaşlarının karşılığı olarak 473.220,89 TL tutarındaki maddi zararın tazmini istemi yönünden, dava dosyası içerisinde bulunan "..." isimli şirkete ait 30/08/2019 tarihli yazının noter onaylı tercümesinin incelenmesinden, davacının adı geçen şirkette çalıştığı, aylık maaşının 160 çalışma saati karşılığı olarak 2240 Euro olduğu, davacının firmadaki işini 08/10/2016 tarihinde firmaya haber vermeden bıraktığı, davacıya 2016 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait ödemelerin ayrı ayrı yapıldığı, Ekim 2016 dönemine ilişkin olarak 80 çalışma saati karşılığı 1220 Euro ödendiği; yine dosya içerisinde bulunan davacıya ait maaş bordrolarının incelenmesinden davacının çalıştığı şirketin bahsedilen yazısında geçen 2240 Euronun davacının brüt maaşı olduğu, kesintilerden sonra davacının eline aylık net geçen maaşın 1758,62 Euro olduğu, olayda, davacının pasaportuna 08/10/2016 tarihinde el konularak kayıtlara iptal şerhi girilmesi nedeniyle davacının yasal yollardan yurt dışına çıkmasının mümkün oladığı, davalı idarenin hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile belirlenen bu işlemi nedeniyle yurt dışına çıkma imkanı bulunmayan davacının Finlandiya ülkesine dönemediği ve işine devam edemediğinin açık olduğu, bu durumda, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilmesi gerektiği, davacının işini kaybetmesinden kaynaklı zararının ne kadar olduğuna gelince; Mahkemelerinin 17/03/2020 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta davacının pasaportunun 28/01/2019 tarihinde aktif hâle getirildiğinin bildirildiği, bu durumda, davacının yurt dışına çıkışının önünde 28/01/2019 tarihi itibarıyla herhangi bir engel kalmadığı, davacının pasaportuna el konulduğu Ekim 2016 ve pasaportunun aktif hâle getirildiği Ocak 2019 ayları arasındaki dönemlerdeki maaşlarının toplam net tutarı kadar maddi zararının olduğunun kabulü gerektiği,; ancak davacıya Ekim 2016 maaşının yarısının çalıştığı iş yeri tarafından tarafından ödendiği, davacının toplam alamadığı maaş adedinin, 2016 yılından Ekim ayının yarısı, Kasım ve Aralık ayları olmak üzere 2,5 ay; 2017 yılının tamamı 12 ay; 2018 yılının tamamı 12 ay ve 2019 yılı Ocak ayı olmak üzere toplamda 27,5 ay olduğu, bu durumda davacının alamadığı 27,5 aylık maaşlarından kaynaklı zararının; 27,5 ay x 1758,62 Euro (davacının bir aylık net maaşı) = 48362,05 Euro olduğu; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının gösterge niteliğindeki döviz kurlarına göre dava tarihi olan 05/08/2019 tarihinde 1 Euronun efektif satış fiyatı 6,2152 TL olduğundan davacının gerçek zararının da Türk lirası cinsinden 48362,05 Euro x 6,2152TL = 300.579,82 TL olduğu, bu durumda, davacının Finlandiya ülkesine gidememesi nedeniyle işini kaybetmesinden kaynaklı olarak uğradığı ve tazminini talep ettiği 473.220,89 TL tutarındaki tazminat isteminin 300.579,82 TL tutarındaki kısmının kabulüne, kalan kısmının reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan, davacı faiz de talep etmekte olup faizin başlangıç tarihinin idarenin temerrüde düştüğü tarih olduğu hususu nazara alındığında, hesaplanan tazminat tutarına davacının zararının ödenmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu 29/07/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği; davacının Finlandiya ülkesinde kiraladığı ancak kullanamadığı evinin 11 aylık kira bedeli karşılığı olarak 65.612,11TL tutarındaki maddi zararın tazmini istemi yönünden, dava dosyası içerisinde bulunan ve altında "..." isimli kiralama şirketinin yetkilisinin imzası bulunan "1.10.2016 - 31.8.2019 Tarihleri Arası Kira Sözleşmesine Ait Ödeme Kanıtı" başlıklı belgenin noter onaylı tercümesinin incelenmesinden, davacı ve eşi ...'ın "..." adresinde bulunan daireyi kiraladıkları, dairenin Ekim ve Kasım 2016 aylarına ait kirasının davacı tarafından diğer kiralarının ise davacının eşi ... tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından dava dilekçesinde kiraladığı bu evi kira bedelini ödediği hâlde kullanamamasından kaynaklı olarak 9973 Euro karşılığı olarak 65.612,11 TL tazminat talep edilmekte olduğunun anlaşılması üzerine Mahkemelerinin 25/02/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden davacının eşi ...-...'ın 08/10/2016 tarihinden sonra yurda giriş çıkış kayıtlarının Mahkemelerine gönderilmesinin istenildiği; davacıdan ise kiralanan evin davacının eşi ve çocukları tarafından kullanılıp kullanılmadığının sorulduğu; ara kararına davacı vekilince verilen cevapta davacının eşinin kiralananı yurt dışında bulunduğu sürede kullanmadığının ifade edildiği; ara kararı gereğince davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının eşinin 2016 Ekim - 2019 Ocak dönemleri arasında Finlandiya ülkesinden Atatürk Hava Limanı aracılığıyla 16 adet giriş çıkış kaydının bulunduğunun anlaşıldığı, olayda, davacı tarafından her ne kadar kiralamış olduğu daireyi kullanamadığı ifade edilerek tazminat talep edilmekte ise de bahse konu dairenin davacı ve eşi tarafından birlikte kiralandığı, davacının Finlandiya ülkesine gitmediği dönemlerde eşinin ve refakatindeki küçük çocuklarının eşi ile birlikte Finlandiya ülkesine gidip geldikleri, davacının ailesinin ve dolayısıyla davacının bu şekilde kiraladıkları evi kullandıklarının anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafça davacının eşi ve çocuklarının Finlandiya'da olduğu dönemde davacının eşinin annesine ait evde kaldıkları ifade edilmekte ise de ara kararı gereğince davacı tarafça sunulan Sakarya 5. Noterliğince... tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdik olunan tercümenin incelenmesinden, davacının eşi ...'ın adresinin ... olarak belirtildiği hâlde tercümede ismi geçen diğer iki şahsın adreslerinin farklı birimler (Vantaa, Kuopio) olduğu görülmekte, bu belgenin içeriği ile davacının ara kararına verdiği cevabın içeriğinin birbiri ile örtüşmediğinin görüldüğü, öte yandan, davacının Finlandiya ülkesine gidememesi kendisi açısından bir mücbir sebebe dayandığından, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde davacının borçlar ve tüketici hukukuna ilişkin konulardan kaynaklı haklarını bir vekil aracılığıyla kullanarak mücbir sebebe dayalı olarak kira sözleşmesini feshetme yoluna başvurma olanağının bulunduğunun da açık olduğu, bu durumda, davacı ve eşi tarafından kiralanmış olan dairenin davacı tarafından kullanılamamış olmasının tek başına tazmin talebine dayanak olamayacağı, davacının eşi ve çocuklarının tazminat talep edilen dönemde kiralanan daireyi kullanma imkanlarının bulunduğu ve anılan dönemde daireyi kullanmalarının önünde herhangi bir engel bulunmadığı; ayrıca dairenin davacının eşi ve çocukları tarafından kullanılamadığının ispatına yönelik inandırıcı bir belge de sunulamamış olması karşısında davacının kiraladığı daireyi kullanamamasından kaynaklı olarak herhangi bir maddi zararının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı; davacının 27/11/2019 tarihinde harcını ödemek suretiyle Mahkemelerine sunduğu yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri karşılığı olarak 100.000,00 TL tutarındaki maddi zararın (ek tazminat) tazmini istemi yönünden, davacı tarafça ... İdare Mahkemesi kanalıyla 21/11/2019 tarihlinde verilen aynı tarihli savunmaya cevap dilekçesinde, davacının, dava dilekçesindeki taleplerine ilave olarak eşya gideri, otomobil zararı ve yeniden yerleşim giderleri karşılığında 100.000,00 TL daha tazminat talep ettiği; ancak bu miktarın harcının o tarih itibarıyla ödenmediği, 27/11/2019 tarihli dilekçe ile de dava dilekçesinde talep edilen tazminata 100.000,00 TL ilave tazminat talep ettiğini yinelenerek bu miktara ilişkin harcın 27/11/2019 tarihinde ödediğinin anlaşılması üzerine Mahkemelerinin 25/02/2020 tarihli ara kararı ile davacıya "bu talebin 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi gereğince davanın ıslahı kapsamında mı yoksa yeni bir talep olarak mı sunulduğunun" açıklanmasının istenildiği, davacı tarafından ara kararına verilen 09/03/2020 tarihli cevapta bu talebin 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi kapsamında sunulduğu ve buna ilişkin harcın da ödendiğinin ifade edildiği, İdari Yargılama Hukukunda miktar artırımı müessesesini düzenleyen 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesinde, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın süre veya diğer usûl kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir sefere mahsus olmak üzere harcı ödenmek kaydıyla artırılabilmesine olanak sağlandığı, davacının 21/11/2019 ve 27/11/2019 tarihli dilekçelerinde talep edilen ek tazminatın dava dilekçesinde tazminata dayanak olarak gösterdiği sebeplerden farklı sebeplere (yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri) dayandırıldığı, bu sebeple anılan dilekçelerdeki talebin yeni bir talep olması nedeniyle miktar artırımı talebi olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşıldığı, davacının, harcı ikinci dilekçesinin verilmesinden sonra ödenmek suretiyle ileri sürdüğü bu yeni istemi iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığından bu istem yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 300.579,82 TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/07/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin tazminat istemi yönünden davanın kısmen reddine; davacının yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri karşılığı olarak talep ettiği 100.000,00 TL'lik tazminat istemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, olağanüstü hâl dönemi içerisinde olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olarak ve yasal düzenlemede yer verilen koşulların bir bütün olarak değerlendirmesi üzerine davacı hakkında olağanüstü hâlin şartları içerisinde genel güvenlik bakımından mahsurlu bulunduğu değerlendirilmesi yapılarak yurt dışına çıkışını engelleme amacı taşıyan tedbir mahiyetinde pasaportuna şerh konulduğu ve bu hususun olağanüstü hâl dönemiyle sınırlı olarak uygulandığı göz önüne alındığında, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı, yine somut olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğuna da gidilemeyeceği anlaşıldığından, davacının tazminat taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile anılan ilk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın kesinleşmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, Finlandiya'da 3-4 kişilik işçisi bulunan bir ayakkabı tamircisi dışında başka bir işte çalışmadığı, hiçbir zaman işveren olmadığı, Finlandiya Türk İş Adamları listesinde kaydının bulunmadığı, bu durumun idari makamlardan alınan yazılarda ve İdare Mahkemesi kararında da ortaya konulduğu, pasaportuna el konulmasından kaynaklanan zararlarının idarece karşılanması gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davanın tümüyle reddedildiği; ancak maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bu nedenle Bölge İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücretine yönelik kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN
SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından ise davalı idarenin temyiz dilekçesine karşı bir cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Finlandiya'da bulunan "..." adlı şirkette işçi olarak çalışan davacı tarafından, Türkiye'ye Atatürk Hava Limanından giriş yaptığı sırada alınan ve "iptal" kaydı düşülen pasaportunun iadesine ilişkin yapılan 08/01/2018 tarihli başvurusunun reddine ilişkin Yozgat Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün bila tarih ve ...sayılı işleminin iptali istemi ile açılan dava sonucunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında;
"Uyuşmazlıkta, dava konusu işleme dayanak teşkil eden Dışişleri Bakanlığının... tarih ve... sayılı yazısında, davacıya ilişkin 'FİTİAD Yürütme Kurulu üyeliği yapmıştır.' bilgisinin bulunduğu, 10.05.2018 tarihli davacının cevaba cevap dilekçesi (Replik) ekinde yer alan ve FİTİAD üyelerine ilişkin belgelerde davacının adının yer almadığı, davacı hakkında 'Tutuklama' ve 'Yurt dışı yasağı' şerhleri ile soruşturma veya kovuşturma aşamasında (Terör örgütü üyeliği suçu dahil) herhangi bir kaydın UYAP sisteminde bulunmadığı, ayrıca isim soyisim benzerliği yönünden karışıklık olabileceğinden hareketle nüfus kaydı incelendiğinde davacının 27.03.1992 tarihli mahkeme kararı ile babası tarafından soyadları '...' iken '...' olarak değiştirildiği görülmektedir.
Mahkememizin 04.10.2018 ve 25.10.2018 tarihli ara kararlarıyla davacının FİTİAD üyeliğine ilişkin bilgilerin kaynağı ile bunun dışında başkaca bir bilgi veya belgenin bulunup bulunmadığının sorulması üzerine gelen cevabi yazılar ve eklerinin birlikte incelenmesinden, ... tarih ve ... sayılı Dışişleri Bakanlığı yazısında, davacının Helsinki Büyükelçiliğince şahsen tanınmadığı ve isminin FİTİAD'ın web sayfasından elde edildiğinin bildirildiği; ... tarih ve ...sayılı Dışişleri Bakanlığı yazısında ise Mahkememiz dosyasına daha önce sunulan bilgi ve belgeler dışında başkaca bir belge olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının FİTİAD yönetim kurulu üyesi olduğuna ilişkin FİTİAD web sitesinden sadece adı ve soyadı bilgisinin elde edilmesinden başka somut ve hukuki hiçbir bilgi ve belgenin sunulamaması karşısında, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davacının pasaportuna el konularak ''iptal'' kaydı düşülmesi nedeniyle davacının pasaportunun iadesi istemiyle yaptığı 08.01.2018 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır."
gerekçesine yer verilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bu kararın davalı idare tarafından istinaf başvurusuna konu edilmesi üzerine ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "Dairemizin 27/03/2019 günlü ara kararı ile FİTİAD (Finlandiya Türk İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi olduğu iddiasıyla, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22.maddesi gereğince pasaportu iptal edilerek 'FETÖ/PDY Terör Örgütü Şüphelisi/Yozgat' şerhi girilen davacı hakkında Terör Örgütüne üyelik suçlaması nedeniyle soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığı, soruşturma ve kovuşturma var ise ilgili belge ve bilgilerin onaylı suretlerinin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, Yozgat Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü'nün 17/04/2019 tarihli cevabi yazısında davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma dosyanın bulunmadığının bildirilmesi üzerine, dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Yozgat Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı nezdinde yapılan ara karar sonucunda, davacı hakkında terör örgütüne üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle herhangi bir idari işlem tesis edilmediği gibi, aynı gerekçelerle yürütülen adli veya idari soruşturma ya da kovuşturma da bulunmadığı anlaşıldığından, davacının pasaportuna el konulması ve pasaportunun iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verilmek suretiyle davalı idarenin istinaf başvurusu yukarıda belirtilen gerekçe de eklenmek suretiyle kesin olarak reddedilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının kesinleşmesinin ardından davacı tarafından, pasaportunun iptal edilmesinden önceki son 4 aya ait bordroları ve Finlandiya'ya zorunlu olarak geri dönemediği için ödemek zorunda kaldığı kira tutarlarına ilişkin bilgi ve belgelerin ekte sunulduğu belirtilmek suretiyle mahrum kaldığı ve alamadığı aylıkları ile zorunlu olarak ödemek zorunda kaldığı kira ödemelerinin tarafında ödenmesi istemiyle 25/07/2019 tarihli (29/07/2019 tarihinde idarenin kaydına giren) dilekçe ile Yozgat Valiliğine başvurulmuştur.
Bu başvuru Yozgat Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, 08/10/2016 tarihinde pasaportuna el konulan davacının bu işlem nedeniyle yurt dışına çıkamayarak Finlandiya'daki işine gidememesi ve bu nedenle işinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı maaşlarının karşılığı olarak 473.220,89 TL ve Finlandiya'da kiraladığı ancak kullanamadığı evinin 11 aylık kira bedeli karşılığı olarak 65.612,11 TL'nin davalı idareye başvurulan 25/07/2019 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 15/08/2019 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
Davacı tarafından, 21/11/2019 tarihlinde verilen aynı tarihli savunmaya cevap dilekçesinde, dava dilekçesindeki taleplerine ilave olarak eşya gideri, otomobil zararı ve yeniden yerleşim giderleri karşılığında 100.000,00 TL daha tazminat talep edilmiş; ancak bu miktarın harcı o tarih itibarıyla ödenmemiş, 27/11/2019 tarihli dilekçe ile de dava dilekçesinde talep edilen tazminata 100.000,00 TL ilave tazminat talep edildiği yinelenerek bu miktara ilişkin harç 27/11/2019 tarihinde ödenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin “hukuk devleti” olduğu vurgulanmış; 125. maddesinde, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden dolayı kişilere verdikleri zararları ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hizmet kusuru yönünden uyuşmazlığın incelenmesi:
Davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna veya bu örgüt ile irtibatının veya iltisakının bulunduğuna yönelik herhangi bir bilgiye ve belgeyi rastlanılamadığı, bunun üzerine de pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin İdare Mahkemesince iptaline karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de yeniden ara kararı yapılması sonucunda, davacı hakkında olumsuz bir bilgi veya belge bulunmadığı göz önüne alınarak davalı idarenin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin mahkeme kararı ile hukuka aykırı olduğunun ortaya konulduğu dikkate alındığında, yaşanan bu olayda idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davacının pasaportuna 08/10/2016 tarihinde el konulduğu, 21/07/2016 tarihinde ilan edilen olağanüstü hâlin 19/07/2018 tarihinde sona erdiği, pasaporta el koyma işleminin İdare Mahkemesince 29/11/2018 tarihinde iptal edildiği ve bu kararın ardından davacının pasaportunun 28/01/2019 tarihinde aktif hâle getirildiği, yani, davacının pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin olağanüstü hâlin sonlandırılmasının ardından da devam ettiği; ancak Mahkeme kararı üzerine davacının pasaportunun aktif hâle getirildiği, bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin olağanüstü hâlin gerekliliği olarak bu dönemle sınırlı olarak uygulandığı gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının Finlandiya'daki işine gidememesi ve bu sebeple işinden çıkarılması nedeniyle mahrum kaldığı maaşlarının karşılığı olarak 473.220,89 TL tutarındaki maddi zararın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden uyuşmazlığın incelenmesi:
Dava dosyası içerisinde bulunan "..." isimli şirkete ait 30/08/2019 tarihli yazının noter onaylı tercümesinin incelenmesinden, davacının adı geçen şirkette çalıştığı, aylık maaşının 160 çalışma saati karşılığı olarak 2240 Euro olduğu, davacının firmadaki işini 08/10/2016 tarihinde firmaya haber vermeden bıraktığı, davacıya 2016 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait ödemelerin ayrı ayrı yapıldığı, Ekim 2016 dönemine ilişkin olarak 80 çalışma saati karşılığı 1220 Euro ödendiği; yine dosya içerisinde bulunan davacıya ait maaş bordrolarının incelenmesinden davacının çalıştığı şirketin bahsedilen yazısında geçen 2240 Euronun davacının brüt maaşı olduğu, kesintilerden sonra davacının eline aylık net geçen maaşın 1758,62 Euro olduğu, olayda, davacının pasaportuna 08/10/2016 tarihinde el konularak kayıtlara iptal şerhi girilmesi nedeniyle davacının yasal yollardan yurt dışına çıkmasının mümkün olmadığı, davalı idarenin hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile belirlenen bu işlemi nedeniyle yurt dışına çıkma imkanı bulunmayan davacının Finlandiya ülkesine dönemediği ve işine devam edemediğinin açık olduğu, bu durumda, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilmesi gerekmektedir.
İdare Mahkemesinin 17/03/2020 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta davacının pasaportunun 28/01/2019 tarihinde aktif hâle getirildiğinin bildirildiği, bu durumda, davacının yurt dışına çıkışının önünde 28/01/2019 tarihi itibarıyla herhangi bir engel kalmadığı, davacının pasaportuna el konulduğu Ekim 2016 ve pasaportunun aktif hâle getirildiği Ocak 2019 ayları arasındaki dönemlerdeki maaşlarının toplam net tutarı kadar maddi zararının olduğunun kabulü gerektiği; ancak davacıya Ekim 2016 maaşının yarısının çalıştığı iş yeri tarafından tarafından ödendiği, davacının toplam alamadığı maaş adedinin, 2016 yılından Ekim ayının yarısı, Kasım ve Aralık ayları olmak üzere 2,5 ay; 2017 yılının tamamı 12 ay; 2018 yılının tamamı 12 ay ve 2019 yılı Ocak ayı olmak üzere toplamda 27,5 ay olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının belirtilen aylara karşılık gelen zararının idarece karşılanması gerekmektedir.
Davacının Finlandiya'da kiraladığı; ancak kullanamadığını belirttiği evinin 11 aylık kira bedeli karşılığı olarak 65.612,11TL tutarındaki maddi zararın ödenmesi istemi yönünden uyuşmazlığın incelenmesi:
Dava dosyası içerisinde bulunan ve altında "..." adlı kiralama şirketinin yetkilisinin imzası bulunan "1.10.2016 - 31.8.2019 Tarihleri Arası Kira Sözleşmesine Ait Ödeme Kanıtı" başlıklı belgenin noter onaylı tercümesinin incelenmesinden, davacı ve eşi ...'ın "..." adresinde bulunan daireyi kiraladıkları, dairenin Ekim ve Kasım 2016 aylarına ait kirasının davacı tarafından diğer kiralarının ise davacının eşi ... tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından dava dilekçesinde kiraladığı bu evi, kira bedelini ödediği hâlde kullanamamasından kaynaklı olarak 9973 Euro karşılığı olarak 65.612,11 TL tazminat talep edilmekte olduğunun anlaşılması üzerine İdare Mahkemesinin 25/02/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden davacının eşi ...-...'ın 08/10/2016 tarihinden sonra yurda giriş çıkış kayıtlarının Mahkemelerine gönderilmesinin istenildiği; davacıdan ise kiralanan evin davacının eşi ve çocukları tarafından kullanılıp kullanılmadığının sorulduğu; ara kararına davacı vekilince verilen cevapta davacının eşinin kiralananı yurt dışında bulunduğu sürede kullanmadığının ifade edildiği; ara kararı gereğince davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının eşinin 2016 Ekim - 2019 Ocak dönemleri arasında Finlandiya'dan Atatürk Hava Limanı aracılığıyla 16 adet giriş çıkış kaydının bulunduğunun anlaşıldığı, olayda, davacı tarafından her ne kadar kiralamış olduğu daireyi kullanamadığı ifade edilerek tazminat talep edilmekte ise de bahse konu dairenin davacı ve eşi tarafından birlikte kiralandığı, davacının Finlandiya'ya gidemediği dönemlerde eşinin ve refakatindeki küçük çocuklarının eşi ile birlikte Finlandiya'ya gidip geldikleri, davacının ailesinin ve dolayısıyla davacının bu şekilde kiraladıkları evi kullandıklarının veya kullanabilmelerine bir engel olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafından, eşi ve çocuklarının Finlandiya'da olduğu dönemde eşinin annesine ait evde kaldıkları ifade edilmekte ise de ara kararı gereğince davacı tarafından sunulan Sakarya 5. Noterliğince ...tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdik olunan tercümenin incelenmesinden, davacının eşi ...'ın adresinin Hyvinkaa olarak belirtildiği hâlde tercümede ismi geçen diğer iki şahsın adreslerinin farklı birimler (Vantaa, Kuopio) olduğunun, bu belgenin içeriği ile davacının ara kararına verdiği cevabın içeriğinin birbiri ile örtüşmediğinin görüldüğü, öte yandan, davacının Finlandiya ülkesine gidememesi kendisi açısından bir mücbir sebebe dayandığından, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde davacının borçlar ve tüketici hukukuna ilişkin konulardan kaynaklı haklarını bir vekil aracılığıyla kullanarak mücbir sebebe dayalı olarak kira sözleşmesini feshetme yoluna başvurma olanağının bulunduğunun da açık olduğu, bu durumda, davacı ve eşi tarafından kiralanmış olan dairenin davacı tarafından kullanılamamış olmasının tek başına tazmin talebine dayanak olamayacağı, davacının eşi ve çocuklarının tazminat talep edilen dönemde kiralanan daireyi kullanma imkanlarının bulunduğu ve anılan dönemde daireyi kullanmalarının önünde herhangi bir engel bulunmadığı, ayrıca dairenin davacının eşi ve çocukları tarafından kullanılamadığının ispatına yönelik inandırıcı bir belge de sunulamamış olması karşısında davacının kiraladığı daireyi kullanamamasından kaynaklı olarak herhangi bir maddi zararının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacının 27/11/2019 tarihinde harcını ödemek suretiyle İdare Mahkemesine sunduğu dilekçede yer alan yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri karşılığı olarak 100.000,00 TL tutarındaki maddi zararın ödenmesi istemi yönünden uyuşmazlığın incelenmesi:
Davacı tarafından ... İdare Mahkemesi aracılığıyla 21/11/2019 tarihlinde verilen aynı tarihli savunmaya cevap dilekçesinde, dava dilekçesindeki taleplerine ilave olarak eşya gideri, otomobil zararı ve yeniden yerleşim giderleri karşılığında 100.000,00 TL daha tazminat talep edildiği; ancak bu miktarın harcının o tarih itibarıyla ödenmediği, 27/11/2019 tarihli dilekçe ile de dava dilekçesinde talep edilen tazminata 100.000,00 TL ilave tazminat talep ettiğini yineleyerek bu miktara ilişkin harcın 27/11/2019 tarihinde ödendiğinin anlaşılması üzerine İdare Mahkemesinin 25/02/2020 tarihli ara kararı ile davacıdan "bu talebin 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi gereğince davanın ıslahı kapsamında mı yoksa yeni bir talep olarak mı sunulduğunun" açıklanmasının istenildiği, davacı tarafından ara kararına verilen 09/03/2020 tarihli cevapta bu talebin 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında sunulduğu ve buna ilişkin harcın da ödendiğinin ifade edildiği görülmektedir.
İdari yargıda miktar artırımı müessesesini düzenleyen 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın süre veya diğer usûl kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir sefere mahsus olmak üzere harcı ödenmek kaydıyla artırılabilmesine olanak sağlandığı, davacının 21/11/2019 ve 27/11/2019 tarihli dilekçelerinde talep edilen ek tazminatın dava dilekçesinde tazminata dayanak olarak gösterdiği sebeplerden farklı sebeplere (yeniden yerleşim, eşya ve otomobil gideri) dayandırıldığı, bu nedenle anılan dilekçelerdeki talebin yeni bir talep olması nedeniyle miktar artırımı talebi olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, davacının, harcı ikinci dilekçesinin verilmesinden sonra ödenmek suretiyle ileri sürdüğü bu yeni istemi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığından bu istem yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücretine yönelik kısmının incelenmesi:
İşbu karar üzerine Bölge İdare Mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden, davalı idarenin vekâlet ücretine yönelik temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın kısmen kabulü kısmen reddi kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/06/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usûl ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile anılan kararın bozulmasına ilişkin Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.