Danıştay 9. D 2023/4720 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 9. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/4720
20 Kasım 2023
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/3382 E. , 2023/4720 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3382
Karar No : 2023/4720
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı … İşletmesi Merkez Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. … Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı belediye tarafından, davalı idarece Pamukkale (Hierapolis) Örenyeri girişinde 01/04/2014 tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar tahsil olunan müze giriş ücretlerindeki belediye payının işlemiş ve işleyecek gecikme zammıyla birlikte taraflarına ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, 5.383.745,11.-TL belediye payını aşan kısmı bakımından reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile ödenmiş ve ödenecek belediye paylarının gecikme zammı ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, her ne kadar davalı idare ile … Acentaları Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşme nedeniyle katma değer vergisi hariç ciro ikiye bölünerek davalı idareye düşen %50'lik pay üzerinden belediye payı hesaplanmışsa da, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun mükerrer 97/a. maddesinde, müzelerin giriş ücretlerinin %5'inin belediye payı olarak ayrılacağı düzenlendiğinden, davacı belediye başkanlığına, davalı ile ... Acentaları Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşme ile bağlı olmaksızın, müze giriş ücretlerinin tamamı üzerinden belirlenecek %5'lik kısmın belediye payı olarak ayrılması gerektiğinden, 2014 yılı ilgili dönemleri ile 2015 ve 2016 yılı için hesaplanan belediye paylarının katma değer vergisi hariç toplam cirolar üzerinden yeniden hesaplanması sonucunda toplam belediye payının 7.202.110,06-TL olduğu, davalı idare tarafından ödenen miktarların da bu miktardan düşülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, davacının talebi ile bağlı kalınarak davacıya ödenmeyen payın 1.818.365,02-TL'lik bölümünün ödenmesi gereken her ay bazında işletilecek gecikme zammı oranındaki faiziyle birlikte davalı idarece davacı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece, 2014 yılı ilgili dönemleri ile 2015 ve 2016 yılı için hesaplanan belediye paylarının katma değer vergisi hariç toplam cirolar üzerinden yeniden hesaplanması sonucunda toplam belediye payının 7.202.110,06-TL olduğu, davalı idare tarafından ödenen miktarların da bu miktardan düşülmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, ödenmediği saptanan 1.818.365,02-TL'lik kısım için faiz istemi yönünden hüküm kurulurken, ödemesi yapılan 5.383.745,11.-TL belediye payına ilişkin faiz istemi yönünden hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, davacının talebi doğrultusunda idarece ödemesi yapılan 5.383.745,11-TL için, Mahkeme kararında yer alan gerekçe doğrultusunda, 01/04/2014-31/12/2018 tarihleri arasında bulunan her ay için gecikme zammı oranında hesaplanacak faizin davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerektiği, davalı idarenin istinaf isteminin, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar anılan kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından reddine, davacının istinaf isteminin ise kabulü ile davacıya ödemesi yapılan 5.383.745,11-TL'ye ilişkin olarak 01/04/2014-31/12/2018 tarihleri arası için gecikme zammı oranında hesaplanacak faizinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı idare gibi taraflarının da kamu kurumu olduğu, özel hukuk tüzel kişisi gibi değerlendirilip adlarına gecikme zammı veya faizi tahakkuk ettirilemeyeceğinin açık olduğu, öncelikli olarak kamu yararını gözeterek hareket ettikleri, tüm taahhütlerin eksiksiz yerine getirildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının faiz istemine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı belediye tarafından, davalı idarece Pamukkale (Hierapolis) Örenyeri girişinde 01/04/2014 tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar tahsil olunan müze giriş ücretlerindeki belediye payının işlemiş ve işleyecek gecikme zammıyla birlikte taraflarına ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, 5.383.745,11.-TL belediye payını aşan kısmı bakımından reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile ödenmiş ve ödenecek belediye paylarının gecikme zammı ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin 2. fıkrasında, kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakimin, örf ve adet hukuka göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vereceği öngörülmüş; 4. maddesinde de hakimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Buna göre, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
Anayasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesinin, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımında uygunluğunu denetleyeceği ve bireysel başvuruları karara bağlayacağı düzenlenmiş; 152. maddesinde de bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı öngörülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında: "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 10/2/2011 tarihli ve E:2008/58, K: 2011/37 sayılı iptal kararı üzerine, 15/06/2012 tarihli, 28324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la yeniden düzenlenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrasında "fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın, mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, söz konusu 120. maddede ise; vergi hatalarının düzeltme fişine dayanılarak düzeltileceği, hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla verginin, aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunacağı, düzeltme fişinin bir nüshasının, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Kanun'un yine aynı Kanunla eklenen geçici 29. maddesinde ise bu Kanunun 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı öngörülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, faiz dışında kalan hususlara ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, faize ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
Yukarıda yer verilen düzenlemelerde görüleceği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde hakime hukuk yaratma yetkisi tanınmış ve bu yetkinin kullanılacağı koşullar ve sınırlar belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre, bu yetkinin kanunda ve örf ve adet hukukunda kural olmaması durumda kullanılması öngörülmüş ve hakimin kanun koyucu gibi hareket etmesi gereği vurgulanmıştır. Bu kapsamda, keyfilikten ve o anın koşullarının etkisinden uzak bir şekilde, eşitlik ve hukuk güvenliği çerçevesinde, hukuk devletinin gerekleri ile sonradan diğer olaylar için de temel olabilecek şekilde kullanılması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde ise, hakimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Hakimin takdir yetkisi, hukuk yaratma yetkisinden farklıdır. Burada, hakimin önündeki somut olaya uygulayacağı bir kural bulunmakta olup, olayın önceden bilinmeyen özellikleri dolayısıyla hakime bir değerlendirme, tercih yapma yetkisi tanınmış bulunmaktadır.
Hakimin takdir yetkisi de sınırsız değildir. Hakim bu yetkisini, ancak kendisine kanunen açık yahut zımni olarak bu hakkın tanınmış olduğu durumlarda, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde, hakkaniyet ve nefaset kurallarına göre kullanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar kapsamında, somut olaya ilişkin bir kanun hükmünün bulunması ve kanun hükmünde hakime açık ya da zımni olarak takdir yetkisi tanınmamış olduğu durumlarda, hakimin hukuk yaratma ya da takdir yetkisini kullanması mümkün değildir. Başka bir anlatımla, bu durumda hakimin, ilgili kanun hükmünü ihmal etme yetkisi bulunmamaktadır. Aksi bir tutum, keyfiliğe, ayrımcılığa, hukuk düzeninin bozulmasına yol açacaktır.
Ancak böyle bir durumda, söz konusu kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu kanısına varılması halinde, hakime, Anayasanın 152. maddesinde, ilgili kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kanunların Anayasaya aykırılığını denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurma imkanı tanınmıştır.
Mükelleflerden fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesi durumunda, iade edilen tutarlara hangi oranda faiz ödeneceği konusunda açık bir düzenleme bulunmadığından, hukuk yaratma yetkisi kapsamında yerleşik Danıştay içtihatları ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranının uygulanması öngörülmüş bulunmaktaydı. Ancak, 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesi yeniden düzenlenmiş ve fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faiziyle iade edileceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı öngörülmüştür.
Diğer bir ifadeyle, vergi idaresince, mükelleflerden, 15/06/2012 tarihinden sonra fazla ve yersiz olarak tahsil edilen tutarların 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faiziyle iade edileceği açıkça hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı belediye tarafından, davalı idarece Pamukkale (Hierapolis) Örenyeri girişinde 01/04/2014 tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar tahsil olunan müze giriş ücretlerindeki belediye payının işlemiş ve işleyecek gecikme zammıyla birlikte taraflarına ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, 5.383.745,11.-TL belediye payını aşan kısmı bakımından reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenmiş ve ödenecek belediye paylarının gecikme zammı ile birlikte iadesinin istenildiği, Vergi Mahkemesince davacının talebinin göz önünde bulundurulduğu belirtilerek, davacıya ödenmeyen payın 1.818.365,02-TL'lik bölümünün ödenmesi gereken her ay bazında işletilecek gecikme zammı oranındaki faiziyle birlikte davacı belediyeye ödenmesine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de, Vergi Mahkemesince hüküm kurulmayan ve davacıya ödemesi yapılan 5.383.745,11-TL belediye payına ilişkin olarak 01/04/2014-31/12/2018 tarihleri arası için gecikme zammı oranında hesaplanacak faizin davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu belediye payının ödenmesi gerektiği tarih itibarıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesinin yürürlükte olmasına ve tecil faiziyle davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, gecikme zammı oranında faizin uygulanması gerektiği yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının faiz istemine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının faize ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı