Danıştay 8. D 2023/5138 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/5138
25 Ekim 2023
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2225 E. , 2023/5138 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2225
Karar No : 2023/5138
Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalı) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...
2. (Davacı) …
Vekili : Av. …
İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Taraflarca savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, 30.11.2008 tarihinde, davacının, yapım çalışması devam eden kavşakta yürümekte iken 6 metre yükseklikten düşerek yaralanması olayıyla ilgili olarak uğramış olduğu 100.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olay sonrası ...Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan Değişik İş No:… sayılı tespit davasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle, kavşak düzenlemesi ve geçit inşaatı çalışmalarında, kaza mahallinde ve çevresinde aydınlatma ve ışıklandırmanın olmadığı, yerin inşaat alanı olduğu ve yaya geçişinin tehlike arzettiğini belirten uyarı levhalarının bulunmadığı, alt geçidin üst bölümünde beton üzerinde korkulukların bulunmadığı, yolun araç trafiğine açılmış olduğu hususlarının belirtildiği, bilirkişi raporunda yapılan tespitler yeterli görülmekle, yaya ve yol güvenliğini sağlama konusunda mevzuat uyarınca görevi ve sorumluluğu bulunan davalı idare tarafından bu konuda gerekli önlemlerin alınmadığı ve böylece zararın meydana geldiği, öte yandan davalı idarece mevcut yol yapımının ihale sonucu bir şirket tarafından üstlenildiği, asıl sorumluluğun bu şirkete ait olduğu ileri sürülmüş ise de, yapılan işin kamu hizmeti niteliğinde olduğu ve asıl sorumluluğun bu hizmeti yürütmekle görevli idareye ait olduğu açık olduğundan, olayın meydana gelmesinde davalı idarenin tam kusurlu olduğu sonucuna varıldığının tespit edildiği, davacının işgücü kaybı oranının tespit edilmesi amacıyla Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve dava dosyasının Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, nihai olarak, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 18.11.2013 havale tarihli raporda özet ve sonuç olarak; davacının 6,00-m yükseklikten aşağı düşerek yaralanması sonucu %7,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu, kişinin 7,2 oranındaki maluliyet oranının sürekli olduğu, iyileşme süresinin 30.11.2008 tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, yapılan tüm bu tespitler uyarınca davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre oluşan maddi zararının belirlenmesi amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporuna göre; 226,01-TL'si tedavi gideri olmak üzere davacının toplam maddi zararının 139.101,01-TL olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine davacının ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 139.101,01-TL'ye çıkardığı, yaralanma olayının davacının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, tedavi süreci, duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak, ancak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde davacı lehine 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 139.101,01-TL maddi tazminat ile 10.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 149.101,00-TL tutarın adli yargıda dava açma tarihi olan 20.01.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bu kararın, Danıştay 15. Dairesi'nin 10/01/2019 tarih ve E:2018/1755, K:2019/76 sayılı kararıyla, ıslahla arttırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, arttırılan 39.101,01-TL tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece kabul edilen toplam 139.101,01-TL maddi tazminat miktarının tamamına adli yargıda dava açma tarihi olan 20.01.2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması ve nispi harç dahil tüm yargılama giderlerine haklılık oranı uygulanmasına ilişkin İdare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak temyize konu … gün ve E:…, K:... sayılı kararıyla; hüküm altına alınan 10.000,00-TL manevi tazminat ile maddi tazminatın 100.000,00-TL'lik kısmının adli yargıda dava açma tarihi olan 20.01.2009 tarihinden itibaren olmakla birlikte, maddi tazminatın 39.101,01-TL kısmının ıslah dilekçesinin davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na tebliğ tarihi olan 24.09.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, nispi karar harcı dışındaki yargılama giderlerini haklılık oranına göre, hükmedilen tutar üzerinden hesaplanan nisbi karar harcını ise davacı tarafından dava açılırken peşin yatırılan harcın mahsubu sonucu kalan harcın davacıya tamamlattırılmasına, hükmedilen tutar üzerinden hesaplanan toplam nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, … gün ve E:…, K:… sayılı kararda hükmedilen tazminat tutarına dair işin esası kısmı onandığından … gün ve E:…, K:… sayılı kararındaki vekalet ücretine dair geçerli onanan hüküm dışında taraflara ayrıca ve yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, ıslah edilen miktar için faiz başlangıç tarihinin diğer kısım gibi adli yargıda dava açma tarihi olması gerektiği, artık Danıştay'ın yerleşik içtihadının böyle olduğu ve dosya hakkında yeni bir hüküm kurulmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; davalı idare tarafından, çalışmayı yapanın özel şirket olduğu, kusurun onlara ait olduğu, yeni bir hüküm kurulmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Mahkeme kararının, … gün ve E:…, K:… sayılı kararda hükmedilen tazminat tutarına dair işin esası kısmı onandığından anılan karardaki vekalet ücretine dair geçerli onanan hüküm dışında taraflara ayrıca ve yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmın incelenmesinden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın bu kısmı ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın bu kısım yönünden onanması gerekmektedir.
Mahkeme kararının ıslah dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmın incelenmesinden;
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' cümlesi eklenmiştir.
İdarenin işlem, eylem ve faaliyetleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalarda; eksilen ya da yoksun kalınan maddi değerin zaman içinde gecikmesi, bu gecikmeden doğan zararın telafisi için hükmedilecek maddi tazminata 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır.
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09.06.2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda; Mahkeme kararında ''hüküm altına alınan 10.000,00-TL manevi tazminat ile maddi tazminatın 100.000,00-TL'lik kısmının adli yargıda dava açma tarihi olan 20.01.2009 tarihinden itibaren olmakla birlikte, maddi tazminatın 39.101,01-TL kısmının ıslah dilekçesinin davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na tebliğ tarihi olan 24.09.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine'' ibaresinin "10.000,00-TL manevi tazminat ile 139.101,01-TL maddi tazminat olmak üzere toplam 149.101,00-TL tutarın adli yargıda dava açma tarihi olan 20.01.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın kısmen onanmasına, kısmen belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı