SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay 8. D 2024/144 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2024/144

Karar Tarihi

23 Ocak 2024

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5488 E. , 2024/144 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/5488

Karar No : 2024/144

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu Başkanlığı

VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Aksaray Üniversitesi Eskil Meslek Yüksekokulu'nda öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından; 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 53/b-(6-c) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; dosyada mevcut soruşturma raporu, tüm bilgi ve belgeler ile CD görüntülerinin birlikte değerlendirmesinden, Aksaray Üniversitesi Eskil Meslek Yüksekokulu'nda öğretim üyesi olan davacının, ... , ... ve ... adlı öğrenciler ile homoseksüel ilişki içerisinde olduğu, her ne kadar eylemi tehdit ve zor kullanmaya maruz kalarak işlediğini iddia etse de CD görüntülerinden tehdit ve zor kullanma altında fiili işlemediğinin anlaşıldığı, tehdit ve şantaj suçundan disiplin cezasına konu eylemden daha sonra gerçekleştiği iddia edilen görüntüleri kullanarak menfaat temin etme fiilleriyle ilgili Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma yapılarak öğrenciler ... ve ... 'nın tutuklandıkları, bu nedenle davacının iddiasına itibar edilemeyeceği, isnat edilen eylemi işlediğinin sabit olduğu, davacının öğrencileri ile homoseksüel ilişki içerisinde olmasının öğretim üyeliği sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç verici mahiyette olduğu, hal böyle iken usulüne uygun olarak yapılan soruşturma sonucunda davacının 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 53/b-(6-c) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, Türk Ceza Kanunu'nun 28. maddesinde cebir, şiddet, korkutma ve tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, müvekkilinin maruz kaldığı baskı, tehdit ve korkutma sonucunda istemediği ve dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen davranışlarda bulunmak mecburiyetinde kaldığı, adı geçen öğrencilerin müvekkilinden menfaat temin elde etmek amacıyla komplo kurdukları ve önceden hazırladıkları senaryo çerçevesinde müvekkilini evlerine davet ettikleri, evde müvekkilini baskı altına alıp tehdit etmek, korkutmak ve darp etmek suretiyle istemediği hareketleri yapmaya zorlayarak bunu hukuka aykırı bir şekilde kayıt altına aldıkları, hukuka aykırı elde ettikleri video kaydı ile müvekkilinden para aldıkları, yağma suçundan üç öğrencinin de adli ceza mahkemesinde mahkumiyet cezası aldıkları, yaşanan olaylarda müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığı tam tersi baskı ve tehdit sonucu hukuka aykırı bir şekilde elde edilen görüntülerle müvekkilinin mağdur edildiği, müvekkilinin mağdur edildiğinin ceza mahkemesi kararıyla da açıkça ortaya konulmuşken mağdur edildiği bir olay nedeniyle davalı idarenin soruşturma açtığı, hukuka aykırı bir şekilde elde edilen beş dakikadan ibaret olan CD kaydı analiz edilmeden olay ile ilgili diğer öğrencilerin ifade ve beyanlarına başvurulmadan müvekkilinin kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, şayet müvekkili adı geçen kötü niyetli öğrencilerin tehdit ve şantajlarına boğun eğse ve para isteklerini kabul etse idi kamu görevinden çıkarılmayacaktı ancak buna rağmen söz konusu öğrencilerin tehdit ve baskılarına boyun eğmeyerek müvekkilinin hukuki yollardan hakkını aramaya çalıştığı, söz konusu olay sebebiyle mağdur konumunda olan müvekkilinin hukuki yollardan hakkını aramaya başlamasıyla davalı idarece suçlu ilan edildiği, dolayısıyla ağır ve yoğun psikolojik ve fiziksel baskı, tehdit, zorlama ve şiddete maruz bırakılan müvekkilinin bir de suçlu ilan edilerek kamu görevinden çıkarılmasının kanun ve hukukla bağdaşmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin bir an için disiplin suçu işlediği varsayılsa bile daha önce herhangi bir disiplin cezası almamış olması nedeniyle hakkında tesis edilecek disiplin cezasının bir alt cezasının uygulanması gerektiği belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, soruşturma raporunda mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve yapılan görüşmeler sonucunda, davacının adı geçen öğrenciler ile homoseksüel ilişki içerisinde olduğu ve bu öğrencilerin de notlarının şaibeli olduğu, notlarının değiştirildiğinin davacı tarafından da kabul edildiği, davacı savunmasında her ne kadar tehdit ve zor kullanmaya maruz kaldığını iddia etse de ceza mahkemesince çözümü yapılan CD'ye ilişkin bilirkişi raporuna göre soruşturmaya konu olan eylemlerin herhangi bir tehdit ve baskı olmaksızın gerçekleştiği, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka uygun olarak verildiği belirtilerek istinaf kararının onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ :

2709 sayılı T.C. Anayasası'nın ''Suç ve cezalara ilişkin esaslar'' başlıklı 38/6. maddesinde; ''Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.'' hükmü ile, 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin ikinci fıkrasında, yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, 206/2-a maddesinde, delil kanuna aykırı elde edilmişse reddolunacağı, 289/1-i maddesinde, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasının hukuka kesin aykırılık sebebi olduğu, 140. maddesinde, madde kapsamında sayılan suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebileceği, ses veya görüntü kaydı alınabileceği, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, teknik araçlarla izleme sırasında elde edilen delillerin, aynı Kanun'un 140. maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamayacağı hükümleri yer almıştır.

Kamu görevlilerine disiplin cezası verilmesindeki amaç, kamu hizmetinin yerine getirilmesinde, mevzuat ile belirlenen kuralları eksiksiz bir şekilde yerine getirmekle yükümlü ve yine mevzuat ile getirilen yasaklı davranışları yapmakla yasaklı kamu görevlilerinin hizmeti aksatan veya disiplin düzenini bozan davranışlarının cezalandırılarak, bozulan kamu hizmeti düzeni sağlanması ve kamu personelini disiplini bozacak davranışlardan caydırmaktır.

Bu şekilde verilecek cezalarda, mevzuatta belirlenen usule göre görevlendirilen soruşturmacı tarafından, soruşturma onayında belirlenen konularla ilgili yapılacak soruşturma sonucunda, kamu görevlisi hakkında lehe ve aleyhe deliller toplanarak, hangi fiille hangi kuralı ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması, ceza teklif edilen fiillerin, her türlü şüpheden uzak kesin, somut ve inandırıcı delillerle açık bir şekilde ortaya konulması zorunludur. Bu husus, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin hukuki güvenliğinin korunmasına ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi'nin 14/10/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza hukukunun temel ilkelerinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.

Dava konusu edilen disiplin cezasının tek ispat aracının öğrenciler tarafından çekilen ve Savcılık tarafından Üniversiteye gönderilen yaklaşık 5(beş) dakika süreli ve son 10 saniyesi görüntülü olan video kaydının olduğu görüldüğünden, öncelikle bu görüntülerin davacıya verilen kamu görevinden çıkarma cezası açısından delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2001 tarih ve E:1999/2, K:2001/2 sayılı kararında; CMUK'nın 254/2. maddesinde yasaklanan deliller hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerdir. Hukuka aykırılıktan kasıt ise, tüm pozitif hukuk kuralları ile birlikte hukukun kabul edilmiş evrensel ilkelerine aykırılıktır. Bu anlamıyla yasadışılıktan daha geniş bir içeriğe sahiptir. ... Anayasal haklara ağır bir müdahale söz konusu ise, özel kişiler tarafından hukuka aykırı bir şekilde elde edilen delillerin de delil yasakları kapsamına girmesi gerekir. Çünkü delil yasaklarının asıl amacı, temel insan hak ve özgürlüklerini korumaktır. ...Buna aksi bir görüşü savunmak, özel kişilere bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal etme imkanı verir ki, bu bir hukuk devletinde kabul edilemez. ...İnsan hakları çiğnenerek elde edilen delillerin mahkemeler tarafından dikkate alınması CMUK 254/2 hükmü nedeniyle mümkün değildir.

Özel konuşmaları kaydedilen kişilerin en temel hakları ihlal edilmiştir. Çünkü Anayasanın 20. maddesinde özel hayatın gizliliğine dokunulamaz, 22. maddesinde ise haberleşmenin gizliliği esastır kuralı yer almaktadır. Bu yol bir kez açılacak olursa, hukuk devletinin temel kurallarından birisi olan ve varlığını Anayasanın 2. maddesindeki ‘hukuk devleti ilkesinden alan delil yasaklarına ilişkin kanun maddesi tüm etkisini yitirecektir. Usul hukukumuzdaki ilkelerden olan "dürüst işlem ilkesi" de bu şekilde elde edilen bir delilin kullanılmasına olanak vermez. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil/dürüst yargılanma hakkı, kişilerin hukuk devletinin kuralları çerçevesinde yargılanmalarını öngörür. Bu kurala aykırılık, işlemin adil olmasını ve dürüst işlem ilkesini ihlal edecektir.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kararlarında istikrarlı bir biçimde; dürüst ve adil bir yargılanmadan söz edilebilmesi için, delillerin elde edilme yol ve yöntemi dahil olmak üzere yargılamanın bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. (11/07/2006 tarihli ve 54810/00 Başvuru No'lu Jalloh/Almanya kararı, 05/02/2008 tarihli ve 74420/01 Başvuru No'lu Ramanauskas/Litvanya kararı, 25/07/2013 tarihli ve 11082/06 Başvuru No'lu Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya kararı)

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ise, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiği, aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacağı, hukuka uygun böyle bir eylemin, bir başkasının özel hayatına müdahale niteliğinde sayılamayacağı, çünkü asıl amacın, bir suçla ilgili kaybolma olasılığı bulunan kanıtları, yetkili makamlara sunmak için kaybolmasının önüne geçmek olduğu, konuşmaya ve görüntüye dahil kişiyi kışkırtarak, tuzağa düşürerek, iradesini sakatlayarak önceden planlanmış yöntemler, kurgulanmış seneryolar ve kurulmuş düzeneklerle elde edilen kanıtların hukuka uygun olduğunun ileri sürülemeyeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21/05/2013 tarih ve E:2012/5 K:2013/248 sayılı kararı)

Açıklanan kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde, dava dosyasında yer alan görüntülerin, sonradan davacıya şantaj yaparak para alma eylemine katılan ve yağma suçundan mahkumiyet cezası alan öğrenci B.Ş' nin ifadesinde belirtildiği üzere, davacıyı evdeki diğer iki öğrencinin baskı ve tehditleri nedeniyle eve davet ettiğini, davacıyı tuzağa düşürmek ve elde edilen görüntüler ile şantaj yaparak davacının zor olan derslerinden geçme amacıyla kullanılacağının önceden planlandığı ve tasarlanan bu plan doğrultusunda davacıyı evlerine çağırarak öğrencilerden birinin atletinin altına gizlice sakladığı telefon kamerası ile davacının söz konusu görüntülerinin elde edildiğinin açıkça ifade edildiği ve davacıdan sonra da bu görüntüler ile para aldıklarının ceza mahkemesi kararıyla açıkça ortaya konulduğu görüldüğünden, yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatlarında da açıkça ifade edildiği gibi "konuşmaya ve görüntüye dahil kişiyi kışkırtarak, tuzağa düşürerek, iradesini sakatlayarak önceden planlanmış yöntemler, kurgulanmış seneryolar ve kurulmuş düzeneklerle elde edilen kanıtların hukuka uygun olduğunun ileri sürülemeyeceği" hususu göz önüne alındığında bu görüntülerin hukuka aykırı elde edilmiş delil niteliğinde olduğu, elde ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu tespit edilen bu delilin de disiplin soruşturmasında belirleyici delil olarak kullanıldığı görülmektedir.

Disiplin cezalarını, sadece iş hayatına ilişkin yaptırım olarak görerek bunu hafife almak ve aslolanın kamu düzenini sağlamak olduğu gerekçesiyle hukuka aykırı delillerin disiplin hukukunda geçerli olduğunu savunmak ve cezayı bu delillere dayandırmak devlete duyulan saygınlığı ve güveni zedeleyecektir. Dolayısıyla yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararında da açıkça ifade edildiği üzere ceza hukukunun tüm ilkeleri disiplin ceza hukukunda da geçerlidir. Aksi bir düşünce kişinin hayatında tabiri caizse herhangi bir etki doğurmayacak olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilecek olan yargılamada ceza hukukunun tüm ilkeleri uygulanabilecekken, kişinin belki de etkisi ömür boyu devam edecek olan kamu görevinden çıkarılma cezası gibi önemli bir disiplin cezasında uygulanmaması vicdanen ve hukuken kabul edilemeyecek bir durumdur.

Bu durumda, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi, AİHM ve Yargıtay görüşleri doğrultusunda hukuka aykırı delil olduğu hususu açık olan görüntülere dayanarak tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı düşüncesiyle temyize konu Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle,

  1. Temyiz isteminin reddine,

  2. . . . Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin . . . tarih ve E:. . . , K:. . . sayılı kararının ONANMASINA,

  3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,

  4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,

  5. Kesin olarak, 23/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim