Danıştay 8. D 2023/5039 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/5039
20 Ekim 2023
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/2094 E. , 2023/5039 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2094
Karar No : 2023/5039
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2. (DAVACILAR) … adına velayeten kendi adlarına asaleten … ve …
VEKİLİ : Av. ….
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların çocuğu olan ...'nın 24.02.2016 tarihinde eğitim ve öğretim görmekte olduğu İstanbul İli, ... Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi olmamasına rağmen okula girişine izin verilen şahıs tarafından kasten itilmesi sonucu ağır yaralanması ve halen iyileşememesi olayın gerçekleşmesinde idarenin tedbirsiz davranması nedeniyle hizmet kusuruna bağlı olarak oluşan zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ... için ıslah dilekçesiyle 125.305,66 TL maddi, 100.000,00-TL manevi, anne ... için ıslah dilekçesiyle 2.128,00TL maddi, 50.000,00-TL manevi, baba ... için ıslah dilekçesiyle 8.665,00TL maddi, 50.000,00-TL manevi olmak üzere toplam da 336.098,66-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacılardan ...'nın yeterli tedbir alınmamasına bağlı olarak okula giren şahısça itilmesine bağlı olarak gerçekleşen %10 oranında meslekte kazanma gücünün kaybolması nedeniyle oluşan 125.305,66-TL maddi zararın, yine anne ... ve baba ... tarafından yapılmış olan tedavi masraflarına ilişkin zararın her biri için 1.000,00-TL olmak üzere, toplamda 3.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihinden itibaren, ... için 124.305,66-TL anne ... İçin 1.128,00-TL ve baba ... için 7.665,00-TL olmak üzere toplam da 133.098,66-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edilerek idarenin temerrüte düştüğü tarih olan 14.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Davanın manevi tazminat istemi yönünden ise; genç yaşta geçirdiği yaralanma sonucu bir kolunun kısmen kullanma yeteneğini kaybetmesi, olayın yarattığı travmatik etki, ilerleyen yaşlarda hissedilecek acı ve üzüntü nazara alındığında, takdiren ... için 30.000,00-TL, çocuklarının yaşadığı acı ve üzüntü nedeniyle manevi açıdan keder ve ıstırap yaşayan anne ve babanın her biri için 15.000,00-TL olmak üzere toplamda 60.000,00-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu ve anılan tutarın da davalı idarece tazmin edilmesi, fazlaya dair manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiğine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacıların İddiaları:
Manevi tazminat miktarının, idarenin hizmet kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerektiği, dolayısıyla olayın oluş şekli ve zararın niteliğine göre Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının duyulan elem ve üzüntüyü giderecek ve idarenin olaydaki kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı ileri sürülerek davanın manevi tazminatın kısmen reddine dair kısmı yönünden bozulması istenilmiştir.
Davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın İddiaları:
Meydana gelen üzücü olayın failinin okulun öğrencisi olmadığı, dışarıdan okul idaresince alınmış tüm güvenlik önlemlerini aşarak okula girdiği ve söz konusu fiili gerçekleştirdiği, dolayısıyla olayın okul idaresince alınan tüm güvenlik önlemlerine rağmen gerçekleştiği açık olduğundan hizmet kusuru bulunmadığı belirtilerek davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne dair kararın bozulması ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunun açık olduğu, davalı idarece gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle olayın gerçekleştiği belirtilerek davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, tazminat ödenmesi kararını kabul etmemekle birlikte, reddedilen kısım açısından davacı tarafından ileri sürülen temyiz iddialarının reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir.
6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu istinaf kararı taraflarca temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta, talep edilen tazminatın miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır.
Yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda; idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih, zararın ödenmesi istemiyle davacılar tarafından yapılan 02.01.2018 tarihli başvuru olduğundan, İdare Mahkemesince verilen ve istinaf tarafından istinaf isteminin reddine dair verilen kararın hüküm fıkrasının; "133.098,66-TL maddi tazminata ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14.02.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine," kısmının, "133.098,66 TL maddi tazminatın idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih olan 02.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Temyize konu kararın diğer kısımları yönünden ise; karar hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
-
Temyiz istemlerinin reddine,
-
… Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
-
Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
-
2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
Kesin olarak, 20/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı