Danıştay 6. D 2023/6716 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/6716
20 Eylül 2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/1648 E. , 2023/6716 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/1648
Karar No : 2023/6716
DAVACI: … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 16/11/2015 tarihli işlemiyle onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konu planın aşağıda her bir başlıkta ayrıntılı olarak yer verilen iddialar doğrultusunda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Davaya konu planın aşağıda ayrıntılı olarak yer verilen savunmalar kapsamında mevzuata uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 16/11/2015 tarihli işlemiyle onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2016/1831, K:2021/6641 sayılı kararıyla; ".Dava konusu işlemin;
İtiraz 33- Çiğli Egekent mahallesinin kuzeyinde öngörülen kentsel gelişim alanı kullanım kararı,
İtiraz 34- Balçova Uzundere Toplu Konut alanının doğusundaki kentsel gelişim alanının genişletilmesine ilişkin kullanım kararı,
İtiraz 35- Harmandalı Mahallesinin Çiğli İlçesine dahil edilmesine ilişkin plan kararı,
İtiraz 39- Gaziemir merkezinin batısındaki yaklaşık 200 hektar büyüklüğündeki kentsel gelişme alanı kararı,
İtiraz 41-Kemalpaşa OSB alanının batısının kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesi kararı,
İtiraz 42-Kemalpaşa Yukarı Kızılca'da önerilen kentsel ve bölgesel spor alanı kararı,
İtiraz 59-Plan hükümlerinin 8.2.3.7. sayılı maddesinde depolama alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları yönünden konusu kalmayan dava hakkında, karar verilmesine yer olmadığına
Dava konusu işlemin;
İtiraz 32- Bornova Karaçam Köyü'ndeki kentsel yerleşim alanı kararı,
İtiraz 47- Subaşı sanayi-depolama kullanım kararının,
İtiraz 47- Kula OSB kullanım kararının,
İtiraz 60- Lojistik merkezlere ilişkin plan notunda yer alan "bu planda değişikliğe gerek olmaksızın" ibaresinin,
İtiraz 61-Plan Uygulama Hükümlerinin tarım ve hayvancılık geliştirme alanlarına ilişkin 8.2.11.3 plan notunda yer alan "bu planda değişikliğe gerek olmaksızın" ibaresinin,
İtiraz 54-Plan Hükümlerinin 7.26 ve 7.28 sayılı maddelerinin iptaline
Diğer kısımlar yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.
Yukarıda anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 8.12.2022 tarihli, E:2022/2505, K:2022/3554 sayılı kararı ile," Danıştay Altıncı Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2016/1831, K:2021/6641 sayılı kararının,
-
(İtiraz 15) başlığı altında incelenen, 9 sayılı plan hükmünün ikinci paragrafında yer alan ve ikinci konut ve/veya tercihli kullanım alanlarından yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanları, nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalar dışında tutan düzenlemelere,
-
(İtiraz 38) başlığı altında incelenen, Çeşme İlçesi, Musalla ve Reisdere Mahalleleri ile Alaçatı Batısında önerilen kentsel gelişme alanlarına,
-
(İtiraz 40) başlığı altında incelenen Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki kentsel gelişme alanına, ilişkin kısımları yönünden davanın reddine ilişkin kararının bozulmasına,
-
(İtiraz 16) başlığı altında incelenen hususlara ilişkin kısmının gerekçeli onamasına, diğer kısımlarının ise aynen onanmasına" karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı, dava dairelerine ısrar etme olanağı tanınmadığından bozulan kısımlar yönünden yukarıda anılan İdari Dava Daireleri Kurulu kararına uyularak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında yer alan gerekçelerle, uyuşmazlığa konu 16.11.2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının (İtiraz 15) başlığı altında incelenen, 9 sayılı plan hükmünün ikinci paragrafında yer alan ve ikinci konut ve/veya tercihli kullanım alanlarından yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanları, nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalar dışında tutan düzenlemelere, (İtiraz 38) başlığı altında incelenen, Çeşme İlçesi, Musalla ve Reisdere Mahalleleri ile Alaçatı Batısında önerilen kentsel gelişme alanlarına, (İtiraz 40) başlığı altında incelenen Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki kentsel gelişme alanına, ilişkin kısımları yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: 16.11.2015 tarihinde onaylanan İzmir - Manisa Planlama Bölgesi 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, İdari Dava Daireleri Kurulunca Danıştay Altıncı Dairesi kararının bozulmasına karar verilen kısımlarına ilişkin olarak işin esası incelendi.
Dava konusu planın 9 sayılı plan notunun "Yerleşmelerin bir bölümünde var olan ve turizm tesisleri ile ikinci konut kullanımlarının bir arada yer alabildiği tercihli kullanım alanları ile bu amaçla planlanmış alanlar ve bu alanlardan yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanlar aşağıdaki tablolarda verilmiş olan sınırlamalar dışında tutulmuştur. Bu alanlara ilişkin yapılaşma kararları ve sınırlamalar alt ölçekli planlarda belirlenecektir." şeklindeki kısmı yönünden:
Çevre düzeni planları, kalkınma planları ve varsa bölge planlarını temel alarak rasyonel doğal kaynak kullanımının sağlanmasını, kirliliğin oluşmadan önce önlenmesini, sağlıklı çevrenin ve kentleşmenin oluşmasını hedefleyen, buna ilişkin arazi kullanım kararları ile ilke, strateji ve politikaları belirleyen, ayrıca sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere korunması gereken alanlara ilişkin ilke ve stratejilerin yer aldığı planlardır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, ilgili kurum ve kuruluşlardan elde edilecek veriler arasında, demografik yapıya ilişkin verilerin yer alacağı belirtilmiş ve çevre düzeni planları hazırlanırken, imar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanmasının esas olduğu, düzenlenmiştir.
Üst ölçekli plan olan çevre düzeni planında, kentlerin büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemeler yapılarak, planlamada öngörülen hedef yıla ilişkin nüfus kabulünde doğru verilerin esas alınması suretiyle, alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikaların belirlenmesi ve koruma ve gelişmenin aynı anda sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda ikinci konut ve/veya tercihli kullanım alanlarından yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanlarda, nüfus tespitinin mümkün olması karşısında bu alanları nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalar dışında tutan dava konusu plan notunda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Çeşme İlçesi Reisdere ve Musalla Mahallelerinde öngörülen kentsel gelişme alanları yönünden:
Dava konusu çevre düzeni planının Açıklama Raporunda, "Değerlendirme ve Gelişme Alanı Kararları" başlığı altında, tüm yıl yerleşik insan sayısının her geçen yıl arttığı Çeşme'de 2025 yılında yazlık nüfus hariç olmak üzere 70.000 kişilik nüfus kabulünün yapıldığı, kıyı bölgelerinde yer alan ve tamamına yakını ikinci konut niteliğinde yapılaşmış olan alanların planda tercihli kullanım alanları olarak gösterildiği, merkezde ve iç kesimlerde yer alan, tüm yıl yerleşen sayısının daha fazla olduğu bölümlerdeki alanların kentsel yerleşik ve kentsel gelişme alanları olarak gösterildiği (sayfa 35) belirtilerek, Çeşme yerleşmesinde kentsel yerleşik alan 607 hektar, planlanan kentsel gelişme alanı ise 646 hektar (sayfa 33) olarak öngörülmüştür.
Açıklama raporunda, İzmir İli, Çeşme İlçesinin gelişme projeksiyonuna yönelik herhangi bir bilgi ya da değerlendirmeye yer verilmediği, diğer bir deyişle, bu bölgede nüfusun arttığı yaz döneminde turizme yönelik bir gelişmenin mi, yoksa yerleşik nüfusun artacağı kentsel bir gelişmenin mi öngörüldüğü hususuna yönelik dava konusu planda herhangi bir açıklama bulunmadığı görülmektedir.
Bu bağlamda mevcut kentsel yerleşik alanın iki katına çıkarılması sonucunu doğurabilecek olan İzmir İli, Çeşme İlçesi, Reisdere ve Musalla Mahalleleri kentsel gelişme alanlarının yer seçimi kararına yönelik olarak da plan açıklama raporunda herhangi bir gerekçe ya da tespite yer verilmediği gibi bu kullanım kararlarının getirilme amacına ya da bu bölgede bu yönde bir ihtiyacın var olup olmadığına ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, dolayısıyla planlama kararlarının kapsamlı bir inceleme ve analiz yapılmadan tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bir çevre düzeni planında olması beklenen alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmeden, yerleşmeleri çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilkeler ortaya konulmadan öngörülen ve kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmayan Reisdere ve Musalla kentsel gelişme alanları kararlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır.
Alaçatı Mahallesi batısında kalan kentsel gelişme alanı planlaması yönünden:
23/06/2014 tarihinde onanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tarım alanı olarak gösterilen Alaçatı yerleşiminin batısının 30/12/2014 tarihinde onaylanan planda, kentsel gelişme alanı kullanımına dahil edildiği, dava konusu plan ile de bu durumun devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu çevre düzeni planının Açıklama Raporu'nda, "Alaçatı: Alaçatı'da, onaylı planlarda bulunan kentsel gelişme alanları yeterlidir. Alaçatı'da, yerleşik alanların yanı sıra, turizm alanları ve tercihli kullanım alanlarında da alt ölçekli planlarda var olan yapılaşma koşullarının korunması kararlaştırılmıştır." açıklamasına yer verilmiştir.
Açıklama Raporunda, Alaçatıda, onaylı planlarda bulunan kentsel gelişme alanlarının yeterli olduğu ifade edilmesine rağmen 23/06/2014 tarihli planda tarım alanı olan alanın dava konusu planla, kentsel gelişme alanı içine alınmasının ve kentsel gelişme alanının genişletilmesinin gerekçesi bulunmamaktadır. Ayrıca daha önce planlanan tarım alanının kaldırılmasının gerekliliğine ilişkin hususlar da ortaya konulmamıştır.
Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki kentsel gelişme alanı yönünden:
Bilirkişi raporundaki, uyuşmazlığa konu planda taşkın alanlarının doğal eşik olarak kabul edildiği, ancak Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki alanın, bu husus dikkate alınmaksızın kentsel gelişme alanı olarak belirlendiği tespiti karşısında taşkın alanını kapsayacak şekilde kentsel gelişme alanı belirlenmesinde şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan Açıklama Raporunda, Menemen çevresinde, yapılaşmamış planlı alanların varlığına değinildiği halde, Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasında kalan alanın, hangi sebebe ve ihtiyaca dayalı olarak kentsel gelişme alanı olarak belirlendiği belirtilmemiş olup plan açıklama raporu ile plan paftası arasında çelişki oluştuğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, çevre düzeni planının yukarıda belirtilen kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığından iptalinin gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten, ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Çevre ve Şehircilik" ibaresinin "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği" şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi ile, Dairemizin 24/05/2021 tarih ve E:2016/1831, K:2021/6641 sayılı davanın kısmen reddi, kısmen kabulü ve kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair kararının "İtiraz 15" başlığı altında incelenen, 9 sayılı plan hükmünün ikinci paragrafında yer alan ve ikinci konut ve/veya tercihli kullanım alanlarından yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanları, nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalar dışında tutan düzenlemelere, "İtiraz 38" başlığı altında incelenen, Çeşme İlçesi, Musalla ve Reisdere Mahalleleri ile Alaçatı Batısında önerilen kentsel gelişme alanlarına, "İtiraz 40" başlığı altında incelenen Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki kentsel gelişme alanına, ilişkin kısımları yönünden davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulmasına, "İtiraz 16" başlığı altında incelenen hususlara ilişkin kısmının gerekçeli onamasına, diğer kısımların onanmasına" dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 8.12.2022 tarihli, E:2022/2505 K:2022/3554 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmına uyularak anılan kısma yönelik olarak dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:19/07/2007 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2009 tarih ve E:2007/10509, K:2009/11751 sayılı kararıyla "2872 sayılı Yasa'nın 9. maddesinde bölge ve havza bazında hazırlanacak planların yapılmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak bir Yönetmelik ile belirleneceğinin kurala bağlanmasına karşın, işlem tarihinde böyle bir Yönetmelik çıkarılıp, planın hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmeden tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle tümünün iptaline karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Bu iptal kararı üzerine hazırlanan 14/08/2009 tarihli 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa-Kütahya Çevre Düzeni Planının da, Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2012 tarih ve E:2010/786, K:2012/8225 sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/11/2013 tarih ve E:2013/2208, K:2013/3419 sayılı kararıyla onanmıştır.
Söz konusu karar üzerine İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP), 23/06/2014 tarih ve 9948 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oluru ile onaylanmış, bu plana askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonrasında ÇDP 30/12/2014 tarih ve 21137 sayılı Bakanlık oluru ile yeniden onaylanmıştır.
Anılan plana yönelik askı süreci içerisindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (…, …, …, …, …, …, …, …, …, … paftaları ve plan hükümleri) 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi uyarınca 16/11/2015 tarihinde onaylanması üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak; (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı... ifade eder." tanımı yer almaktadır.
Aynı Yönetmeliğin;
"Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, "Ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin mekânsal strateji planı veya çevre düzeni planında değerlendirilmesi esastır.",
"Planlama alanı" başlıklı 18. maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.",
"Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin,
-
fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır. ",
-
fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar. ",
-
fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25. 000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır. ",
-
fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir. ",
-
fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur. ",
kurallarına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin;
"Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında:" Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına,c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır."
Öte yandan, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Yerleşme Alanı, imar planı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü; Yerleşik (Meskûn) Alan, varsa üst ölçek plan kararlarına uygun olarak, imar planı ile belirlenmiş ve iskân edilmiş alan; Gelişme (İnkişaf) Alanı, varsa üst ölçek plan kararlarına uygun olarak, imar planında kentin gelişmesine ayrılmış olan alan, olarak tanımlanmışlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari Dava Daireleri Kurulunca Danıştay Altıncı Dairesi kararının bozulmasına karar verilen kısımlarına ilişkin olarak işin esası yeniden incelendi.
Dava konusu edilen "İtiraz 15" başlığı altında incelenen 9 sayılı plan hükmünün ikinci paragrafında yer alan "Yerleşmelerin bir bölümünde var olan ve turizm tesisleri ile ikinci konut kullanımlarının bir arada yer alabildiği tercihli kullanım alanları ile bu amaçla planlanmış alanlar ve bu alanlardan yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanlar aşağıdaki tablolarda verilmiş olan sınırlamalar dışında tutulmuştur. Bu alanlara ilişkin yapılaşma kararları ve sınırlamalar alt ölçekli planlarda belirlenecektir." şeklindeki düzenleme yönünden;
Dava Dilekçesinde;
Dava konusu planın 5.2.6 sayılı plan hükmündeki, nüfusun belirli kentsel alanlarda yoğunlaşmasının önlenmesi amacıyla yerleşmeler arası kademelenmenin sağlanması ve farklı sektörlerde uzmanlaşacak alt merkezler oluşturulması ilkesi ile; 5.3.1 sayılı plan hükmünde yer alan kentsel ve kırsal gelişme yönlerinin ve alanlarının, hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ve gelişme potansiyelleri doğrultusunda belirlenmesi ve etaplar halinde yapılaşmaya açılması ilkesinin plan açıklama raporu ve plan hükümlerinde karşılığını bulamadığı, "Nüfus kabulleri İzmir Planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı uyarınca gerçekleştirilecek alt ölçekli her tür planlama çalışmasında, bu bölümde yer verilen planın hedef yılına yönelik nüfus kabullerine uyulacaktır. Yerleşmelerin bir bölümünde var olan ve turizm tesisleri ile ikinci konut kullanımlarının bir arada yer alabildiği tercihli kullanım alanları ile bu amaçla planlanmış alanlar ve bu alanlardan yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanlar aşağıdaki tablolarda verilmiş olan sınırlamalar dışında tutulmuştur. Bu alanlara ilişkin yapılaşma kararları ve sınırlamalar alt ölçekli planlarda belirlenecektir." şeklindeki zaten belirsiz olan nüfus konusunu daha da belirsiz öngörülere bırakan plan hükümleri getirilmesinin, plan ilke ve esasları ile çeliştiği ileri sürülmüştür.
Savunmada;
İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 5.2.6 sayılı plan hükmünde yer alan ilkeye dayanan plan kararlarının üretildiği; İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hükümlerinin nüfus kabullerine ilişkin bölümünde yer alan ifade ile davacı tarafından iddia edildiğinin aksine nüfus konusunda belirsizliğe yol açılmadığı, hedef yılı olan 2025 yılında planlama alanı nüfusunun yerleşik (daimi) nüfusu esas alınarak nüfus değerlerinin netleştirilmesinin amaçlandığı savunulmuştur.
Bilirkişi Kurulunca;
-
- 6 sayılı plan hükmünde yer alan nüfusun belirli kentsel alanlarda yoğunlaşmasının önlenmesi amacıyla yerleşmeler arası kademelenmenin sağlanması ve farklı sektörlerde uzmanlaşacak alt merkezler oluşturulması ilkesinin davalının da belirttiği üzere plan açıklama raporu sayfa 24'de yer alan “Planlama kararları üretilirken, jeotermal kaynakların turizm açısından kullanımı olanaklı olanların bulunduğu bölgelerde, daha geniş kapsamlı termal turizm alanlarının oluşturulması, tesis niteliğinin arttırılması amaçlanmıştır. ” ifadesi ile plan açıklama raporunda karşılığını bulduğu,
-
- 1 sayılı plan hükmünde, kentsel ve kırsal gelişme yönlerinin ve alanlarının, hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ve gelişme potansiyelleri doğrultusunda belirlenmesi ve etaplar halinde yapılaşmaya açılması ilkesinin ise sayfa 9'da yer alan "Planlama kararlarının oluşturulması aşamasında, merkez kentten kaynaklanan nüfus yükünün öncelikle onaylı imar planı bulunan, yerleşik alan içinde ve çevresindeki henüz yapılaşmamış alanlarda eritilmesi, bu alanların yeterli olmaması durumunda, eşik sınırlarına dayanmış merkez kenti zorlayacak yeni gelişme alanları önermek yerine, merkez kente yakın konumlanmış çevre yerleşmelerde, bu yerleşmelerin kendi gereksinmelerinin üzerinde planlanmış olan alanlardan, koruma kararlarıyla çelişmeyen bölümlerin kullanılması ilkesel olarak benimsenmiştir. " ifadesi ile plan açıklama raporunda kısmen karşılığını bulduğu,
Nüfus konusundaki hesaplamalara ilişkin görüşlerinin ise 10., 13. ve 14. sayılı itiraz maddelerine sunulan açıklamalarda belirtildiği, ancak, Kurulun, davacının yukarıdaki alıntıladığı ifadenin açık olduğunu düşündüğü, davalının savunmasında da yazdığı üzere nüfus kabulleri hesaplanırken ikinci konut ve turizm alanlarının nüfusları hesaba katılmadığı ve bu da ilgili hüküm maddesinde bir bilgi notu olarak açıklanmak istendiği, tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
İmar mevzuatında, çevre düzeni planları, kalkınma planları ve varsa bölge planlarını temel alarak rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlayan, kirliliğin oluşmadan önce önlenebilmesi, sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları ve bunu sağlayacak arazi kullanım kararlarını belirleyen sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere, korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen planlar olarak tanımlanmıştır.
Çevre düzeni planlarının bu niteliği uyarınca, plan çerçevesindeki yerleşmeleri, sürdürülebilir kalkınma da göz önünde bulundurularak, çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilke ve stratejilerin geliştirilmesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının temel hedeflerinden birisi olması gerekmektedir.
Bu doğrultuda, üst ölçekli plan olan çevre düzeni planında, kentlerin büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemeler yapılmalı ve bu incelemeler doğrultusunda alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmelidir.
Belirtilen inceleme ve çalışmalar kapsamında çevre düzeni planı ile ortaya konulacak strateji ve politikaların, uygulamada bir karşılığının bulunabilmesinin ön şartını ise, hedef yıla ilişkin nüfus kabulünün, doğru veriler esas alınmak suretiyle yapılması oluşturmaktadır.
Nitekim, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde; çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, ilgili kurum ve kuruluşlardan elde edilecek veriler arasında, demografik yapıya ilişkin verilerin yer alacağı belirtilmiş ve çevre düzeni planları hazırlanırken, imar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanmasının esas olduğu düzenlenmiştir.
Bu çerçevede, koruma ve gelişmenin aynı anda sağlanabilmesi için, yerleşmesini tamamlamış ve yerleşik hale gelmiş bütün alanların, çevre düzeni planı ile belirlenen, nüfus kabulüne ilişkin bütün sınırlamalara tabi olması gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu çevre düzeni planının 9 sayılı plan hükmünün ikinci paragrafında yer alan ve fiiliyatta belirlenebilir yerleşik bir nüfus tespitine olanak vermeyen ikinci konut ve tercihli kullanım alanı kullanımlarını nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalardan hariç tutan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; aynı paragrafta yer alan ve ikinci konut ve/veya tercihli kullanım alanlarından yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanları, nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalar dışında tutan düzenlemelerde, bu alanlarda yerleşik nüfus tespiti mümkün olduğundan, hukuka uyarlık görülmemiştir.
"İtiraz 38" başlığı altında incelenen Çeşme İlçesi, Musalla ve Reisdere Mahalleleri ile Alaçatı Batısında önerilen kentsel gelişme alanları yönünden;
Dava dilekçesinde;
1/25.000 ölçekli Çeşme Çevre Düzeni Planında, Musalla Mahallesinde ağaçlandırılacak alan kullanım kararı, Reisdere Mahallesinde kentsel ve bölgesel yeşil alan kullanım kararı ve Ilıca Mahallesinde makilik-fundalık alan kullanım kararı getirilen, yaklaşık 43+10+40 ha alan ve de Alaçatı Mahallesi batısında kalan yaklaşık 75 ha, toplamda 168 ha ilave alanın hiçbir gerekçe gösterilmeden, yapılaşmaya açılarak, kentsel gelişme alanı olarak belirlendiği ve nüfus projeksiyonuna aykırı hareket edildiği ileri sürülmüştür.
Savunmada;
Dava konusu çevre düzeni planının 2025 planlama yılı hedef alınarak hazırlandığı ve mevcut imar planları dışında planlama hedef ve stratejileri dikkate alınarak yeni planlama kararlarını da içerdiği, en üst ölçekli fiziki plan niteliğinde olan çevre düzeni planlarının yalnızca mevcut imar planı kararlarından oluşmadığı, yerleşmelere yön verecek yeni plan kararlarını da içerdiği, bununla birlikte çevre düzeni planının 8.1.1.3 sayılı plan hükmü uyarınca, planda kentsel gelişme alanı olarak düzenlenen alanların alt ölçekli planlarda pasif yeşil alan (ağaçlandırılacak alan) veya kentsel yeşil alan olarak düzenlenmesinin mümkün olduğu, planda gösterimi yapılan kentsel gelişme alanlarının kazanılmış bir hak oluşturulmayacağı ve söz konusu kullanım kararlarının herhangi bir alanın mutlaka yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediği savunulmuştur.
Bilirkişi Kurulunca;
1/25.000 ölçekli çevre düzeni planının getirdiği her kararın davaya konu bu plana işlenmesinin zorunlu olmadığı gibi farklı bir karar alındığı takdirde de 1/100.000 çevre düzeni planının neden 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planının getirdiği kararları uygulamadığının açıklamasını yapması gibi bir zorunluluğunun olmadığı,
-
- sayılı plan hükmünde, “Bu plan ile belirlenen kentsel gelişme alanları, bu alanların tamamının yerleşime açılacağını göstermez. ” denilerek, belirtilen alanların alt ölçekli plan kararlarında ağaçlandırılacak alanlar, yeşil alanlar vb. yer alabileceğini karara bağladığı,
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir noktanın 1/100.000 ölçekli planda getirilen plan kararlarının daha önceki onaylanmış diğer üst ölçek plan kararları ile bölgede yaratılması arzu edilen ekolojinin, doğal değerlerin korunmasına yönelik bölge bazında stratejik olarak önemli olabilecek kararları yok sayıp saymadığı olduğu,
Sağlıklı, sürdürülebilir çevrelerin yaratılmasının koşullarından birinin, alınan üst ölçek plan kararlarının devamlılığının sağlanması olduğu, bir üst ölçek çevre düzeni planının bir yeşil alan koridoru veya tarım arazisi koridoru yaratma eğilimi var ise, bir sonraki üst ölçek plan kararları ile bu eğilimleri yıpratan kararlar alınmasının (bu koridorların kentsel gelişime açılması gibi), güncel üst ölçek planın korumaya ilişkin tutumunu sorgulatacağı, itiraza konu alan kararlarını da bu bağlamda değerlendirmenin yerinde olacağı,
Bu bölgenin, doğal sit alanları ile, ormanlarıyla, tarım arazileriyle Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olduğu kadar son yıllarda adını hızla “betonlaşan” bir bölge kimliğine büründürdüğü, bölgenin bu yeni kimliğinin ne yazık ki doğal değerler üzerinde inşa olunarak bir zamanlar doğal değerleri ile ön plana çıkan Çeşme’nin eski kimliğinden kopmasına neden olduğu, davaya konu planın bilimsel tekniklere dayanan nüfus projeksiyonları ve nüfus kabullerinin sorunlu olduğu, bu sorunların daha önceki bir çok itiraz maddesinde nedenleri ile açıklandığı, planlama alanı sınırları içindeki yerleşim yerlerine herhangi bir bilimsel gerekçeye dayanmadan yapılan nüfus kabullerinin, plan sınırları içinde geniş alanları kapsayan kentsel gelişme alanlarının gözükmesine neden olduğu, böylesine doğal değerleri olan bir bölgede mevcut yerleşim alanlarından daha geniş alanların kentsel gelişime açılmasının planlama ilke ve esaslarına aykırı bulunduğu, bu bağlamda planda önerilen tüm kentsel gelişme alanı büyüklüklerinin bilimsel/istatistiksel yöntemlere dayalı yaklaşımlarla tekrar değerlendirilmesi gerektiği, tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Reisdere ve Musalla Mahallelerinde öngörülen kentsel gelişme alanları yönünden;
İmar mevzuatında, çevre düzeni planları, kalkınma planları ve varsa bölge planlarını temel alarak rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlayan, kirliliğin oluşmadan önce önlenebilmesi, sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları ve bunu sağlayacak arazi kullanım kararlarını belirleyen sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere, korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen planlar olarak tanımlanmıştır.
Çevre düzeni planlarının bu niteliği uyarınca, plan çerçevesindeki yerleşmeleri, sürdürülebilir kalkınma da göz önünde bulundurularak, çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilke ve stratejilerin geliştirilmesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının temel hedeflerinden birisi olması gerekmektedir.
Bu doğrultuda, üst ölçekli plan olan çevre düzeni planında, kentlerin büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemeler yapılmalı ve bu incelemeler doğrultusunda alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmelidir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu çevre düzeni planının açıklama raporunda, "Değerlendirme ve Gelişme Alanı Kararları" başlığı altında, tüm yıl yerleşik insan sayısının her geçen yıl arttığı Çeşme'de 2025 yılında yazlık nüfus hariç olmak üzere 70.000 kişilik nüfus kabulünün yapıldığı, kıyı bölgelerinde yer alan ve tamamına yakını ikinci konut niteliğinde yapılaşmış olan alanların planda tercihli kullanım alanları olarak gösterildiği, merkezde ve iç kesimlerde yer alan, tüm yıl yerleşen sayısının daha fazla olduğu bölümlerdeki alanların kentsel yerleşik ve kentsel gelişme alanları olarak gösterildiği (sayfa 35) belirtilerek, Çeşme yerleşmesinde kentsel yerleşik alan 607 hektar, planlanan kentsel gelişme alanı 646 hektar (sayfa 33) olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, İzmir İli, Çeşme İlçesi, Reisdere ve Musalla Mahallelerinde dava konusu kentsel gelişme alanlarının önerildiği anlaşılmaktadır.
Mevcut kentsel yerleşik alanın iki katına çıkarılması sonucunu doğurabilecek bu yer seçimi kararına yönelik, plan açıklama raporunda herhangi bir gerekçe ya da tespite yer verilmediği gibi, bu kullanım kararlarının getirilme amacına ya da bu bölgede bu yönde bir ihtiyacın var olup olmadığına ilişkin herhangi bir açıklamanın da bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu planlama kararlarının kapsamlı bir inceleme ve analiz yapılmadan tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan, alt ölçekli planları yönlendiren dava konusu çevre düzeni planının açıklama raporunda, İzmir İli, Çeşme İlçesinin gelişme projeksiyonuna yönelik herhangi bir bilgi ya da değerlendirmeye yer verilmediği, diğer bir deyişle, bu bölgede, nüfusun arttığı yaz döneminde turizme yönelik bir gelişmenin mi, yoksa yerleşik nüfusun artacağı kentsel bir gelişmenin mi öngörüldüğü hususuna yönelik dava konusu planda herhangi bir açıklama bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, bir çevre düzeni planında olması beklenen alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmeden, yerleşmeleri çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilkeler ortaya konulmadan öngörülen ve kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmayan Reisdere ve Musalla kentsel gelişme alanları kararlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmemiştir.
Alaçatı batısında öngörülen kentsel gelişme alanı yönünden;
Uyuşmazlıkta, Alaçatı yerleşiminin batısı, 23/06/2014 tarihinde onanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "tarım alanı" olarak gösterilmiş iken, 30/12/2014 tarihinde onaylanan planda, söz konusu alanın "kentsel gelişme alanı" kullanımına dahil edilerek, bu lekenin doğal sit alanını kapsayacak şekilde büyütüldüğü, dava konusu plan ile de bu durumun devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu çevre düzeni planının açıklama raporunda (sayfa 34); "Alaçatı: Alaçatı'da, onaylı planlarda bulunan kentsel gelişme alanları yeterlidir. Alaçatı'da, yerleşik alanların yanı sıra, turizm alanları ve tercihli kullanım alanlarında da alt ölçekli planlarda var olan yapılaşma koşullarının korunması kararlaştırılmıştır." açıklamasına yer verilmiştir.
Buna göre, dava konusu çevre düzeni planının açıklama raporunda, Alaçatı'da, onaylı planlarda bulunan kentsel gelişme alanlarının yeterli olduğu ifade edilmekte olup, 23/06/2014 tarihli planla yeterli olduğu değerlendirilip bu şekilde planlanan "kentsel gelişme alanı"nın, hangi gerekçeyle büyütüldüğünün ortaya konulamadığı görülmektedir.
Dolayısıyla, açıklama raporunda, Alaçatı yerleşiminin ihtiyacına yönelik kentsel gelişme alanına ilişkin ortaya konulan öngörü ile daha sonradan getirilen kentsel gelişme alanı lekesi arasında çelişki bulunduğu açık olup, bu haliyle dava konusu plan kararında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
"İtiraz 40" başlığı altında incelenen Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki kentsel gelişme alanı yönünden;
Dava dilekçesinde;
Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasında alt ölçekli planlarda tarım arazisi olarak planlanmış alanın taşkın alanı olduğu ve bu alanda kentsel gelişme alanı olarak düzenleme yapılmasının doğru bir plan kararı olmadığı ileri sürülmüştür.
Savunmada;
Çevre düzeni planında kentsel gelişme alanı olarak düzenlenmiş her plan kararının bu alanların mutlak surette yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediği, bu durumun çevre düzeni planının 7.2 sayılı genel hükmünde açıkça ifade edildiği, dava konusu alanlarda taşkın risklerinin ve yapılaşma kararlarının ilgili kurum ve kuruşlardan alınacak görüşler doğrultusunda alt ölçekli planlarda belirlenmesinin halihazırda imar mevzuatı açısından elzem bir durum olduğu, dolayısıyla alt ölçekli planların konusu olabilecek hususların, bu davaya konu edilmesinin doğru bir yaklaşım olarak değerlendirilmediği savunulmuştur.
Bilirkişi Kurulunca;
İtiraz maddesinde, (1) Tarım alanı olan bir yerin yapılaşmaya açıldığı, (2) Taşkın alanında kalan bir bölgenin yapılaşmaya açıldığı, şeklindeki iki konunun gündeme geldiği,
Tarım alanlarının hiçbir şekilde yapılaşmaya açılmaması gerektiğinin 5403 sayılı Kanun ile güvence altına alındığı, taşkın alanında kalan bir bölgenin yapılaşmaya açılması konusunda, 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Mekansal Planlar Yönetmeliği’nin “Mekansal Plan Kademelenmesi ve Genel Esaslar” başlıklı 3. bölümünün “Genel planlama esasları” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planların, aynı maddede belirtilen planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılacağı, planlarda afet, jeolojik ve doğal veriler esas alınacağı hususlarının hüküm altına alındığı,
Taşkın alanı olan bir bölgenin davaya konu çevre düzeni planında kentsel gelişme alanı olarak önerilmesinin Mekansal Planlar Yönetmeliği’ne aykırı olduğu,
Ayrıca, 14/01/1943 tarihinde kabul edilen 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun: 1. maddesinde, "Yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasiyle su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırları Cumhurbaşkanı kararı ile tesbit ve ilan edilir."; 3. maddesinde ise, "Birinci madde hükümleri dairesinde tesbit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan veya ağaç dikmek yasaktır. Müsaade verilmesi, Su İşleri Müdürünün, bulunmıyan yerlerde Nafıa Müdürünün fenni mahzur olmadığı hakkında rapor vermiş olmasına bağlıdır. Birinci fıkra hükmüne muhalif olarak izin istihsal edilmeden yapılan ve suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri olan tesisat, inşaat veya tadilat, dikilen fidan veya ağaçlar mahalli Su İşleri Müdürünün, yoksa Nafıa Müdürünün teklifi üzerine valinin karariyle yıktırılır veya kaldırılır ve bu hususta yapılan masraflar sahiplerinden alınır.", hükümlerinin bulunduğu,
7269 sayılı Kanun’un 3. maddesinin, su baskınına uğramış veya uğrayabilecek bölgelerde “...yeniden yapılacak … resmi ve özel bütün yapıların tabi olacağı teknik şartlar … Bayındırlık Bakanlığının mütalaası da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunur.” hükmünü içerdiği, aynı maddede, “Yer kayması, kaya düşmesi, çığ gibi afetlere uğrıyabilecek meskün yerlerde alınacak önleyici tedbirler İmar ve İskan Bakanlığınca, su baskınına uğrıyabilecek yerlerde ise, Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu bakanlıkça alınır.” denilerek, su taşkını alanlarının kesinlikle yapılaşmaya açılamayacağı ifadesini ortadan kaldırdığı, ancak aynı Kanun, taşkın alanı içinde kalan herhangi bir yerleşim yerinin başka bir bölgeye nakledilebileceğini belirterek, bu alanların yapılaşma için sakıncalı yerler olduğunu belirttiği,
09/09/2006 tarih ve 26284 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2006/27 sayılı Dere Yatakları ve Taşkınlar ile ilgili Başbakanlık Genelgesi'nin, 4373 sayılı “Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu” içinde lüzumlu görülen tedbirler alınacağı ve yasaklanan faaliyetlerin önlenmesinin takip edileceği, kuralını getirdiği,
20/02/2010 tarih ve 27499 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2010/5 sayılı Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı ile ilgili Başbakanlık Genelgesi'nin, yaşanması muhtemel taşkınlarla mücadele edebilmek amacıyla akarsu ve dere yataklarının ıslah edilmesi gerekliliğini elzem gördüğü,
Davalının yapmış olduğu “taşkın alanların yapılaşmaya açılması alt ölçekli planların konusudur” savunmasının yönetmeliklere uymadığı, nitekim plan açıklama raporunun 32. sayfasındaki “4.2 Yasay, Yapay ve Doğal Eşikler” başlıklı bölümde, taşkın alanlarının birer eşik olarak kabul edildiği ve planlama kararlarını yönlendirdiği vurgusunun yapıldığı,
İtiraz konusu sorundan, davaya konu planın her taşkın alanını bir eşik olarak almadığını, bazı taşkın alanlarının gözden kaçtığının anlaşıldığı,
Çevre düzeni planlarının, alt ölçekli plan kararlarını yönlendiren planlar olmaları nedeniyle çevre düzeni planlarının yapım aşamasında afet ve jeolojik verileri esas almalarının yönetmelikler gereği zorunlu olduğu, afet riski taşıyan alanlara yapılaşma kararı getirmenin yönetmeliklere aykırı bulunduğu, taşkın alanı olarak belirlenen bir bölgenin çevre düzeni planı ile kentsel gelişme alanı ilan edilmesinin, bu alanlarda yapılaşma baskısını tetikleme riskini doğurduğu, böylelikle olası bir taşkında can ve mal kaybına neden olma ihtimaline zemin hazırladığı, bu yüzden planın bu noktasının düzeltilmesi gerektiği,
Ayrıca, plan paftasında, Emiralem’in kuzeyinde önerilen, Gediz Nehri'ne yakın bulunan kentsel gelişme alanlarının tamamının, henüz yapılaşmanın başlamadığı dikili tarım arazilerin üzerinde olduğu, bu bölgede nitelikli tarım arazileri olduğunun açıkça gözüktüğü, özellikle yolun (9 Eylül Kurtuluş Cad.) kuzeyinde bulunan alanlarda önerilen kentsel gelişme alanlarının, koruma-kullanma dengesi bağlamında, tarım arazilerinin korunması çerçevesince planlama ilke ve esaslarına aykırı bulunduğu,
10/10/2018 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde Menemen Göktepe Mahallesinin doğusundaki, Google Earth uydu görüntülerinde olmadığı gözüken fakat davaya konu planda bulunan Göktepe Barajının plan paftasından silindiği, tarım arazileri üzerinde önerilen kentsel gelişme alanlarında ise bir daraltma olmadığı, tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, taşkın alanında kentsel gelişme alanı önerildiği ileri sürülmüş ve bilirkişi raporunda da planda taşkın alanları doğal eşik olarak kabul edilmesine rağmen, bu husus dikkate alınmaksızın Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki alanın kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı ifade edilmiş ise de, dava konusu bu alanın, taşkın alanı olarak ilan edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, dava konusu çevre düzeni planında, Menemen İlçesi, İzmir Merkez Kent içinde değerlendirilmiştir.
Plan açıklama raporunda (sayfa 30) İzmir Merkez Kentteki kentsel gelişme alanlarıyla ilgili, 2025 yılı için gereksinim duyulan gelişme alanının 5.670 hektarlık bölümünün, İzmir Merkez Kente bitişik boş, planlı/planlanabilir alanlardan karşılanabilirken, ilave alan gereksiniminin ise merkez kentin dışındaki yeni sanayi alanları ile konut alanlarının bulunduğu saçaklanmış yerleşme merkezleri çevresinde düzenlenmiş kentsel gelişme alanlarından ve bu planda önerilen yatırım kararlarının çevresindeki yerleşim alanlarından karşılanmasının hedeflendiği, imar planlarında konut alanı olarak ayrılmış ancak günümüze kadar yapılaşmasını tamamlamamış alanların dağılımına bakıldığında ise, Menemen çevresinde, yapılaşmamış planlı alanların varlığının dikkat çekici olduğu ifade edilmiştir. Anılan raporda, Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasında önerilen kentsel gelişme alanına yönelik ise özel bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Üst ölçekli plan olan çevre düzeni planında, kentlerin büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemelerin yapılması ve bu incelemeler doğrultusunda alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikaların belirlenmesi gerekmektedir.
Plan açıklama raporunda, Menemen çevresinde, yapılaşmamış planlı alanların varlığına değinildiği halde, hangi sebebe ve ihtiyaca dayalı olarak getirildiğine yönelik bir açıklama yapılmaksızın, Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasında kalan alanın, kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesinin, plan açıklama raporu ile plan paftası arasında çelişki oluşturduğu açıktır.
Bu durumda, dava konusu çevre düzeni planının Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasında kalan alanın, kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesine yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
-
-
- 2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100. 000 ölçekli Çevre Düzeni Planının (İtiraz 15) başlığı altında incelenen, 9 sayılı plan hükmünün ikinci paragrafında yer alan ve ikinci konut ve/veya tercihli kullanım alanlarından yapılaşarak kentsel yerleşik alana dönüşmüş alanları, nüfus kabulüne ilişkin sınırlamalar dışında tutan düzenlemelere, (İtiraz 38) başlığı altında incelenen, Çeşme İlçesi, Musalla ve Reisdere Mahalleleri ile Alaçatı Batısında önerilen kentsel gelişme alanlarına, (İtiraz 40) başlığı altında incelenen Menemen-Emiralem-Göktepe Mahalleleri arasındaki kentsel gelişme alanına, ilişkin kısımları yönünden İPTALİNE,
-
-
Sonuç olarak, dava kısmen ret, kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı ile sonuçlandığından ve bozma üzerine verilen kararla da bu sonuç değişmediğinden, Dairemizin bozulan ilk kararıyla hükmedilen yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine yeniden hükmedilmemesine,
-
Davacının temyiz istemi kısmen kabul edildiğinden, davacı tarafça yapılan temyiz yargılama gideri olan …-TL'nin yarısı olan …-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, davalının temyiz istemi reddedildiğinden davalı tarafından yapılan temyiz yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
-
Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
-
Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/09/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı