SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay 6. D 2023/6711 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 6. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/6711

Karar Tarihi

20 Eylül 2023

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/7820 E. , 2023/6711 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2022/7820

Karar No : 2023/6711

DAVACI : … Odası …Şubesi

VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- …-ANKARA

  2.  … Bakanlığı …Başkanlığı .  ANKARA  

VEKİLLERİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Bursa ili, Osmangazi ilçesi, …Mahallesi, …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 03.08.2022 tarihli, 5921 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanarak 04.08.2022 tarihli 31913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu imar planlarının Danıştay Altıncı Dairesinin 01.07.2015 tarih ve E:2012/4341, K:2015/4806 sayılı kararı üzerine tesis edildiği, ancak anılan kararda yer alan iptal gerekçesindeki aykırılıkların devam ettiği ve önceki plandakine benzer düzenlemeler yapıldığı, planlama alanının Bursa Ovasında yer aldığı ve mutlak tarım arazisi niteliğinde olduğu, buradaki toprak yapısının gevşek ve alüvyal nitelikte olduğu, jeolojik olarak yapılaşmaya uygun olmadığı, bu nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMALARIN ÖZETİ : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, esasa ilişkin ise, dava konusu imar planlarının, önceki planların iptal edilmesi üzerine plansız kalan alanda bölgenin ihtiyaçları da dikkate alınarak kamu elinde bulunan atıl kaynakların etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesi, kamu yararının arttırılması ve bu kaynaklara ekonomik anlamda değer katılması amacıyla ilgili kurumlardan görüş alınarak planlama ilkelerine uygun olarak yapıldığı, davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Danıştay Altıncı Dairesinin E:2012/4341 sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar mevzuatına uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava Bursa ili, Osmangazi İlçesi, …Mahallesi, …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 03.08.2022 tarih ve 5921 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanarak 04.08.2022 tarih ve 31913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.

Davalı idarelerin usule yönelik iddialarına itibar edilmemiştir.

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;

a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,

b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,

c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,

d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,

e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,

f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanunun 5. maddesinde nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir." hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden ,mülkiyeti …Holding A.Ş. ve Tekel İşletmeleri Genel Müdürlüğü adına kayıtlı Bursa ili, Osmangazi İlçesi, …Mahallesi, …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel sayılı (eski …parsel) taşınmazların, Özelleştirme Yüksek Kurulunun …tarih ve … sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığı, söz konusu taşınmazlara ilişkin 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Yüksek Kurulunun …tarih ve …sayılı kararıyla onaylandığı, anılan taşınmazların 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı ile orta yoğunlukta (200 kişi/ha) gelişme konut alanı, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile kısmen gelişme konut alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen özel sağlık tesisleri alanı, kısmen park alanı ve kısmen yol alanı olarak belirlendiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 01.07.2015 tarih ve E:2012/4341, K:2015/4806 sayılı kararıyla anılan planların iptaline karar verildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04.11.2015 tarih ve E:2015/3798, K:2015/3871 sayılı kararı ile de anılan karara yönelik temyiz talebinin reddine karar verildiği, bunun üzerine, söz konusu taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı, 03.08.2022 tarih ve 5921 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanarak 04.08.2022 tarih ve 31913 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı , anılan planların iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.

Anılan ölçütlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilir. Yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılır. Bu irdelemeden sonra, planlanan alanın özel niteliklerinin yanısıra plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak planlanan yörenin tümünün çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkileri kapsamlı bir biçimde ele alınarak, plan değişikliğinde kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.

Dava konusu imar planlarında, iptaline karar verilen 06.02.2012 onay tarihli planlar ile benzer fonksiyonlar belirlendiği, farklı olarak önceki plandaki özel sağlık tesisleri alanı fonksiyonunun kaldırılarak yerine eğitim tesisleri alanı (ilkokul alanı) fonksiyonunun getirildiği anlaşılmaktadır.

Danıştay Altıncı Dairesinin 01.07.2015 tarih ve E:2012/4341, K:2015/4806 sayılı kararında; "Uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın ülkemizin önemli deprem kuşaklarından birinin içerisinde yer aldığı, taşınmazın bulunduğu bölgede yakın gelecekte büyük bir depremin olma olasılığının oldukça yüksek olduğu, parselin zemin koşulları olası bir depremde sıvılaşma riskinin fazla olduğunu ortaya koyarken, kuyu verilerinin bu alan içinde olası fay(lar)ın varlığına da işaret ettiği; bu koşullar dikkate alındığında ilgili alanın mevcut veriler ışığında yerleşime uygun olmadığı, ayrıntılı paleosismoloji çalışmalarının yapılarak deprem riskinin daha ayrıntılı olarak belirlenmesi gerektiği, 2368 sayılı parselin bulunduğu alanın “Mutlak Tarım Arazisi” niteliğinde olduğu, buradaki mevcut prefabrik depo binaları ve yer döşemeleri dikkatli olarak kaldırıldığı takdirde, toprağın tarımsal üretim için kullanılabileceği, 2368 sayılı parsel ile bu parselin cephe aldığı yolun doğusunun, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanan 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı ile 1/5000 ölçekli Demirtaş Nazım İmar Planında Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olarak belirlenmiş olduğu, dava konusu planlarla bu parselin Tarımsal Niteliği Korunacak Alandan çıkarıldığı, yolun doğusunda tarım dışı yapılaşmaya izin verilmesi emsal teşkil edeceği için bu kesimde, ruhsatsız yapılaşmış olanlar başta olmak üzere diğer parseller için de benzer yapılaşma taleplerinin gelmesiyle mevcut nazım planların Tarımsal Niteliği Korunacak Alan kararlarının uygulanamaz duruma gelebileceği, taşınmazın üzerinde inşa edilecek konutlarda yaşaması öngörülen yaklaşık 985 kişi için ilköğretim okulu inşa edilemeyeceğinden buradaki çocukların ilköğretim okuluna gitmek için 25 metre genişliğinde bir trafik arterini geçmek zorunda kalacak olmalarının şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenlerle dava konusu imar planlarıyla yapılan değişikliklerin, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olmadığı" yönünde gerekçelere yer verilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Dava konusu planlama alanı ülkemizin önemli deprem kuşaklarından birinde yer aldığından yerleşime uygun bulunmamaktadır. Mutlak tarım arazisi niteliğinde ve tarımsal üretim için kullanılabilecek bir alan söz konusudur. Danıştay Altıncı Dairesinin 06.02.2012 onay tarihli imar planı değişiklilerinin iptaline ilişkin gerekçeler dikkate alındığında, kararda yer alan iptal gerekçelerinin gereğinin yerine getirilmediği ve hukuka aykırılıkların devam ettiği anlaşılmakla dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkeleri ,planlama esasları ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 20.09.2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'in ve davalı idare vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY : Mülkiyeti …Holding A.Ş. ve Tekel İşletmeleri Genel Müdürlüğü adına kayıtlı Bursa ili, Osmangazi İlçesi, …Mahallesi, …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel sayılı (eski …parsel) taşınmazlar, Özelleştirme Yüksek Kurulunun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.

Söz konusu taşınmazlara ilişkin 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Yüksek Kurulunun …tarih ve …sayılı kararıyla onaylanmış; anılan taşınmazlar 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı ile orta yoğunlukta (200 kişi/ha) gelişme konut alanı, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile kısmen gelişme konut alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen özel sağlık tesisleri alanı, kısmen park alanı ve kısmen yol alanı olarak belirlenmiştir.

Danıştay Altıncı Dairesinin 01.07.2015 tarih ve E:2012/4341, K:2015/4806 sayılı kararıyla anılan planların iptaline karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04.11.2015 tarih ve E:2015/3798, K:2015/3871 sayılı kararı ile de anılan karara yönelik temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Bunun üzerine, söz konusu taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 03.08.2022 tarihli, 5921 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanarak 04.08.2022 tarihli, 31913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ile, anılan taşınmazlara düşük yoğunlukta gelişme konut alanı kullanımı getirildiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda ise söz konusu taşınmazların 33.181,05 m2'sinin (parsel alanının %40.24'ü) düşük yoğunlukta (51/120 kişi/ha) gelişme konut alanı, 11.671,63 m2'sinin (parsel alanının %14.15'i) ticaret-konut alanı, 5.175,14 m2'sinin (parsel alanının %6.28'i) ilkokul alanı, 16.061,65 m2'sinin (parsel alanının %19.48'i) park alanı, 16.069,51 m2'sinin (parsel alanının %19.48'i) yol alanı, 306,97 m2'sinin (parsel alanının %0,37'si) trafo alanı olarak belirlendiği, konut ve ticaret alanları için E:1.20, Hmax:12 kat, ilkokul alanı için E:1.50, Yençok=2 kat olacak şekilde yapılaşma şartları belirlenmesi üzerine anılan planların iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;

a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,

b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,

c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,

d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,

e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,

f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanunun 5. maddesinde nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Usul Yönünden;

Davalı idarelerin süre aşımı itirazına ilişkin olarak, Cumhurbaşkanlığının 03.08.2022 tarih ve 5921 sayılı kararı ile onaylanan dava konusu uygulama imar planının 19.08.2022-19.09.2022 tarihleri arasında Osmangazi Belediye Başkanlığı tarafından; nazım imar planlarının ise 24.08.2022-22.09.2022 tarihleri arasında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından askıya çıkarılması üzerine son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 11.10.2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.

Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.

Söz konusu menfaat ihlalinin ise kişisel, meşru ve güncel olması gerekmekte olup her uyuşmazlıkta idari işlem ve davacı özelinde bu ölçütler ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarih ve E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunununda da yer almıştır.

Bu durumda, "ilgililer" kavramından imar faaliyetlerinden etkilenen belde sakinlerinin de anlaşılması gerektiği, ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen odaların da doğrudan dava açabileceği değerlendirildiğinden davacı Oda'nın görülmekte olan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

Esas Yönünden;

İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.

Anılan ölçütlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilir. Yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılır. Bu irdelemeden sonra, planlanan alanın özel niteliklerinin yanısıra plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak planlanan yörenin tümünün çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkileri kapsamlı bir biçimde ele alınarak, plan değişikliğinde kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel sayılı (eski …parsel) taşınmazların, 1984 yılında TEKEL idaresine tahsis edildiği, bu dönemde eski depoların, 22.05.1996 tarihli inşaat ruhsatıyla da toplam 10.000 m² alanı olan 3 adet yeni deponun inşa edildiği, Bursa ili için hazırlanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 19.01.1998 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylandığı, söz konusu planda 7 planlama bölgesinin tanımlandığı, anılan taşınmazların Merkez Planlama Bölgesi sınırları içerisinde, tarım alanında kaldığı, Çevre Düzeni Planının koruma ilkeleri arasında “Tarımsal ürünlerin niteliği açısından önemli olan Bursa Ovası, Bursa ilindeki sulanan ve sulama projesi olan alanlar korunacaktır...” ilkesinin yer aldığı, dolayısıyla Bursa Ovası’nın korunmasının önemine vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, Merkez Planlama Bölgesi için hazırlanan 1/25.000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planının 12.08.2008 tarihinde Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından kabul edildiği, bu planda dava konusu taşınmazların "Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlar" içinde gösterildiği, "Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlar" ile ilgili plan hükümlerinde: “Bu alanda yer alan ve imar mevzuatına uygun yapılar faaliyet ve konumunun gerektirdiği önlemleri almak koşulu ile ekonomik ömrü tamamlanıncaya kadar faaliyetine devam edecektir. Bu alanlardaki imar uygulaması yapılmış da olsa boş parsellere yeni yapı yapılamaz.” hükmünün yer aldığı; yine Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 05.06.2008 tarihinde kabul edilen 1/5000 ölçekli Demirtaş Nazım İmar Planında 'Tarımsal Niteliği Korunacak Alan" olarak belirlendiği, anılan planın "Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlar" ile ilgili plan hükümlerinde yukarıda belirtilen plan hükmünün aynen korunduğu, ek olarak “...Bu alan içerisinde imar mevzuatına aykırı yapılar tasfiye edilecektir.” hükmünün getirildiği görülmektedir.

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Yüksek Kurulunun …ve …sayılı kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı Değişikliği ile …parsel (yeni …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel) sayılı taşınmaz, orta yoğunlukta (200 kişi/ha) gelişme konut alanı, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile kısmen gelişme konut alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen özel sağlık tesisleri alanı, kısmen park alanı ve kısmen yol alanı olarak belirlenmiş, anılan değişikliğin iptali istemiyle … Odası (…Şubesi) tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 01.07.2015 tarih ve E:2012/4341, K:2015/4806 sayılı kararıyla planların iptaline karar verilmiştir.

Bunun üzerine, uyuşmazlık konusu Bursa ili, Osmangazi İlçesi, …Mahallesi, …ada, …, …, …, …, …, …, …ve …parsel sayılı (eski …parsel) taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan dava konusu 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı, 03.08.2022 tarih ve 5921 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanarak 04.08.2022 tarih ve 31913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Söz konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ile anılan taşınmazların arazi kullanımının düşük yoğunlukta gelişme konut alanı olarak belirlendiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda ise söz konusu taşınmazların 33.181,05 m2'sinin (parsel alanının %40.24'ü) düşük yoğunlukta (51/120 kişi/ha) gelişme konut alanı, 11.671,63 m2'sinin (parsel alanının %14.15'i) ticaret-konut alanı, 5.175,14 m2'sinin (parsel alanının %6.28'i) ilkokul alanı, 16.061,65 m2'sinin (parsel alanının %19.48'i) park alanı, 16.069,51 m2'sinin (parsel alanının %19.48'i) yol alanı, 306,97 m2'sinin (parsel alanının %0,37'si) trafo alanı olarak belirlendiği, konut ve ticaret alanları için E:1.20, Hmax:12 kat, ilkokul alanı için E:1.50, Yençok=2 kat olacak şekilde yapılaşma şartları belirlendiği görülmektedir.

Şu halde dava konusu imar planlarında, iptaline karar verilen 06.02.2012 onay tarihli planlar ile benzer fonksiyonlar belirlendiği, farklı olarak önceki plandaki yapılaşma yoğunluğunun düşürüldüğü ve özel sağlık tesisleri alanı fonksiyonunun kaldırılarak yerine eğitim tesisleri alanı (ilkokul alanı) fonksiyonunun getirildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu imar planı değişikliklerinin aynı taşınmazlara ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda açıklanan E:2012/4341 sayılı dosyasındaki dava konusu işlem ile benzer nitelikte olduğu ve anılan dosyada imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının incelenmesi amacıyla, 1 Şehir ve Bölge Plancısı, 1 Jeoloji Mühendisi ve 1 Ziraat Mühendisinden (Bölge Plancısı) oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulunca yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun bakılan davada da hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşıldığından, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir. Söz konusu bilirkişi raporunda özetle;

"Eski Yalova Yolu olarak tanımlanan …sayılı parselin cephe aldığı yolun doğusu Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olarak belirlenmiştir. Çok nitelikli bir tarım toprağı olan Bursa Ovasının 1980’li yıllarda imzalanan protokollerle korunmasına karar verilmiş olmasına rağmen bugüne kadar önemli bir bölümü üzerinde ruhsatsız ve ruhsatlı yapılaşmalar gerçekleşmiştir. Eski Yalova Yolunun doğusunda, …sayılı parselin güneyine rastlayan kesimde ruhsatsız parselasyon ve inşaatla ortaya çıktığı anlaşılan bir yerleşme görülmektedir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 05.06.2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Demirtaş Nazım Planının Plan Hükümleri’nde Tarımsal Niteliği Korunacak Alan içerisinde bu tür imar mevzuatına aykırı yapıların tasfiye edilmesi öngörülmüştür.

Dava konusu plan değişiklikleri uyarınca …sayılı parsel üzerinde yapılaşmanın gerçekleşmesi halinde yukarıda sözü edilen 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli planların Tarımsal Niteliği Korunacak Alan kararlarına karşı emsal teşkil edecek bir uygulama olacaktır. Eski Yalova Yolunun doğusundaki arazilerden, özellikle …sayılı parselin kuzey ve güneyindeki parseller için yapılaşma taleplerinin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bu süreçte …sayılı parselin güneyindeki ruhsatsız yapılaşmış yerleşmenin ruhsatlı bir konut projesiyle yenilenmesi talep edilebilecek, bu talebin kabul edilmesi halinde …sayılı parselle bu yerleşme arasındaki arazilerin sahipleri de yapılaşma izni talep edebileceklerdir.

Yapılaşma izni baskılarının Eski Yalova Yolu’nun doğu bölümü boyunca devam etmesi bekleneceğinden, nazım imar planlarının Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olarak kalması kararının uygulanamaz duruma gelmesi sonucu ortaya çıkabilecektir.

Dava konusu plan değişikliklerinin; çevresinde mevcut taşınmazların kullanım kararlarıyla uyumlu olup olmadığı hususu değerlendirildiğinde; …sayılı parselin batı yönünde karşısına rastlayan kesimde çok katlı konut sitesinin bulunduğu, ancak Eski Yalova Yolu’nun batısına rastlayan bu alanların Bursa Büyükşehir Belediyesi Merkez Planlama Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında ve 1/5000 ölçekli Demirtaş Nazım İmar Planında Tarımsal Niteliği Korunan Alan’da kalmadıkları görülmektedir. Eski Yalova Yolu’nun batısına rastlayan bu kesimde toprak yapısı ve jeolojik özelliklerin doğusuna göre farklılık göstermesi beklenmemektedir. Ancak nasıl bir planlama süreciyle oluştuğu bilinmeyen buradaki yapılaşma sözü edilen nazım imar planlarında emsal olarak alınarak Eski Yalova Yolunun doğusu için de aynı yapılaşma hakları tanınmamış, doğusundaki araziler Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olarak belirlenmiştir. Eski Yalova Yolunun batısına ve …sayılı parselin batı yönünde karşısına rastlayan parseller üzerindeki yapılaşmalar dava konusu planlar için örnek teşkil etmeyecektir.

Diğer taraftan, dava konusu plan değişikliklerinde öngörülen kullanım kararları ve yapı yoğunluğu dikkate alındığında, …sayılı parselin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca korunması gereken tarım arazisi niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda yapılan inceleme sonucunda;

Bursa İli, Osmangazi İlçesi, …Mahallesi, …mevkiinde bulunan …nolu parsel, 07.08.1984 tarihinde Tekel İşletmeleri Genel Müdürlüğü adına 81350 m2 genişliğinde tarla olarak tescil görmüştür. Dava konusu …nolu parsel üzerinde tarım dışı kullanımı öngören bir karar alınmış bulunmamaktadır.

Dava dosyasında …sayılı parselin tarımsal niteliğinin saptanması konusunda Bursa Valiliği Tarım İl Müdürlüğü, tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanımına ilişkin ilk mevzuat düzenlenmesinin 11.03.1989 tarihinde olması ve …sayılı parselde tarım dışı kullanımın bu tarihten önce yapılmış olması nedeniyle, tarım dışı kullanım izni alınmasına gerek olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Dolayısıyla, arazinin niteliği hakkında bir değerlendirme bildirilmemiştir.

Ülkemizde tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılmasına ilişkin kararlar yıllarca yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Ancak bu gayretlerin yeterli olmaması nedeniyle, sonunda 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” 03.07.2005 tarihinde kabul edilmiş ve 19.07.2005 tarih ve 25880 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

81350 m² alanı olan uyuşmazlığa konu …sayılı parsel, 07.08.1984 tarihinde tarla olarak tescil edilmiştir. Halihazırda parselin üzerinde tek katlı depo binalarının olduğu görülmüştür. Davaya konu parselin bitişiğinde ve yakınında bulunan arazilerin de niteliği incelenmiştir. Bitişik ve civar arazilerin bazılarında çok iyi durumda olan meyve bahçelerinin varlığı görülmüştür. …sayılı parselde meyvesiz ağaç kümelerinin vejatatif gelişmesinin çok iyi olduğu saptanmıştır. Gerek …sayılı parselin bizzat kendisinin ve gerekse civar parsellerin durumundan hareketle, …sayılı parselin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesindeki “mutlak tarım arazisi” sınıflamasına uyduğu sonucuna varılmıştır. 5403 sayılı Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (e) bendinde “Mutlak tarım arazisi: Bitkisel üretimde; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu yöre ortalamasında ürün alınabilmesi için sınırlayıcı olmayan, topografik sınırlamaları yok veya çok az olan; bölgesel ve yerel önemi bulunan, halihazır tarımsal üretimde kullanılan veya bu amaçla kullanıma elverişli olan araziler” olarak tanımlanmıştır. Sözü edilen …sayılı parsel, bu tarifin “halihazır tarımsal üretimde kullanılan” kısmı hariç- ki kanun bu özelliği tek başına önkoşul olarak öngörmüyor- diğer özellikleri bünyesinde barındırdığından, “mutlak tarım arazisi” niteliğindedir. Bu nedenle halihazırda …sayılı parselde bulunan inşaatın kaldırılması sonucunda, 81350 m² alanı olan mutlak tarım arazisi niteliğinde bir tarla -arazi- elde edilebilecektir.

Uyuşmazlığa konu olan taşınmazın bulunduğu alanın “Mutlak Tarım Arazisi” niteliğinde olduğu, buradaki mevcut prefabrik depo binaları ve yer döşemeleri dikkatli olarak kaldırıldığı taktirde, uygun kültür bitkileri de yetiştirilerek toprağın tarımsal üretim için kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

Dava konusu imar planı değişikliklerinin alanın jeolojik özelliği yönünden incelenmesi sonucunda; Bursa ili ve yakın civarı, diri (aktif) fayların etkin oldukları, bu faylardan kaynaklanan farklı büyüklükteki depremlerin sürekli oluştukları (ki bu olgu Jeolojik-Jeoteknik Etüd Raporunda da açıkça ifade edilmiştir.) 1. Derece Deprem Bölgesinde yer almaktadır; bu olgu T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem Araştırma Dairesi tarafından hazırlanan Türkiye Deprem Bölgeleri haritasında da ifade bulmuştur. Bursa Türkiye’nin dördüncü büyük kenti olup, gerek nüfus yoğunluğu gerekse endüstri merkezi olması nedeniyle ülkemizin önemli yerleşim alanlarından birini oluşturmaktadır. Buna karşın, Bursa ve yakın civarı ülkemizin en önemli deprem kuşaklarından birinin içinde yer alırken hem sıkışma hem de genişleme türü aktif tektonik etkinliğin ve yüzey kırığı oluşturabilecek doğrultu atımlı ve normal fayların tehdidi altındadır. Bu olgu tarih boyunca bir çok depremle kendisini kanıtlamıştır.

Aletsel dönemde oluşan bir çok depremin yanı sıra Bursa ve yakın civarını etkileyen çok sayıda tarihi deprem de meydana gelmiştir.

Jeoloji-Jeoteknik Etüt Raporunun ‘Doğal Afet Tehlikelerinin Değerlendirilmesi’ bölümünde Bursa ve yakın çevresinde M 6,0, 6,5; 7,0 ve 7,5 büyüklüğündeki deprem(ler)in Poission Olasılık Dağılımı ve Gumbel Uç Değerler yöntemine göre olma olasılığı yüzde 100 olarak hesaplanmıştır. Gerek tarihi depremler, gerek aletsel dönemde oluşan depremler ile deprem olasılık değerlendirmeleri ve gerekse bölgedeki aktif fayların varlığı Bursa ve yakın civarının yakın gelecekte büyük bir depremle karşı karşıya kalacağını gösterirken, her türlü yapılaşma ve yatırımlar planlanırken bu olgunun önemle dikkate alınması gereğini de ortaya koymaktadır. Her türlü üst yapı çalışmalarında fay parametrelerini içeren eksiksiz bir Aktif Fay Haritasının kullanılması bir zorunluluk olmalıdır.

Diri (aktif) fayların bulunduğu ve kuvaterner alüvyonlarla örtülü zeminlerde sıvılaşma önemli bir olay olup, bu tür ortamlarda/zeminlerde sıvılaşma riskinin bulunup-bulunmadığının mutlaka test edilmesi gereklidir. Sıvılaşma, suya doygun ince taneli kum ve silt gibi tabakaların, deprem titreşimleri sırasında boşluk suyu basıncının artmasına bağlı olarak bir sıvı gibi hareket etmesi ve üzerindeki yükü taşıyamaz konuma gelmesi olarak ifade edilebilir. Nitekim ülkemizin yakın tarihinde gerçekleşen birçok deprem sırasında Kuvaterner zemin üzerindeki yerleşkelerde can ve mal kaybına neden olan bina yıkılmalarının önemli bir bölümü sıvılaşmaya bağlı olarak gelişmiştir. Deprem sırasında zemin içerisindeki boşluk basıncının artması ve buna bağlı olarak sıvılaşmanın oluşması için iki önemli parametrenin birlikte bulunması gereklidir: (i) Zeminin, ince kum ve silt boyutundaki tanelerden oluşması ve (ii) Zemini oluşturan malzemenin suya doygun olması, yani yeraltı suyu seviyesinin yüzeye yakın bulunması. Bu bağlamda suya doygun ince kum, siltli kum veya killi kum tabakalarında sıvılaşma beklenebilir.

İnceleme alanı Kuvaterner alüvyonlar ile kaplı olup, genelde ince taneli kum, siltli kum ve killi kum gibi birimlerden oluşmaktadır. Yine sondaj verilerine göre inceleme alanındaki yapılan toplam onaltı sondajda yeraltı suyuna 1,50 m (bir kuyu), 3,00 m (onbir kuyu) ve 4,00 m (dört kuyu) derinliklerde rastlanmıştır. Yeraltı suyunun yüzeye çok yakın olması bölgedeki kuvaterner alüvyonlarının suya doygun olduklarını gösterirken, sıvılaşma riskinin de varlığına işaret eder. Nitekim sondaj verilerinin yanı sıra yapılan laboratuar deneyleri de, inceleme alanını oluşturan zeminin sıvılaşma riski taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bölgede planlanan tüm üst yapılarda zemindeki sıvılaşma riskinin dikkate alınması ve gerekli mühendislik önlemlerin alınması bir zorunluluktur.

Herhangi bir bölgenin yerleşime uygunluğunun araştırılmasında ‘güvenilir bir deprem tehlike haritasına’ ihtiyaç vardır; bu harita(lar)da yüzey kırığı oluşturan deprem kaynaklarının çok iyi bir şekilde saptanması bir zorunluluktur. Bu nedenle, deprem tehlike haritalarının hazırlanmasında atılacak ilk adım, fay parametrelerini içeren eksiksiz bir Aktif Fay Haritasının hazırlanması olacaktır. Bu aşamayı, deprem episantır dağılımını ve onların aktif faylarla olan kökensel ve geometrik ilişkilerini gösteren bir Sismotektonik Haritanın hazırlanması izlemelidir. Nüfus yoğunluğu çok fazla olan ve ülkemizin önemli endüstri merkezlerinden biri olan Bursa ili ve yakın civarı için de benzer nitelikli haritaların hazırlanması, tüm plan ve programların bu haritalar baz alınarak yapılması bir zorunluluktur; bu konuda yerel yönetimlere önemli görevler düşerken bu çalışmaların biran önce tamamlanması gelecek kuşaklar için gereklidir. Benzer nitelikli çalışmanın daha küçük ölçekli yatırımlarda ve hatta parsel bazındaki çalışmalarda da yapılması bir zorunluluktur.

Bursa ili ile bu ile bağlı İnegöl, Yenişehir, Demirtaş, Gürsu, Çalı, Görükle, Soğukpınar, Mustafakemalpaşa, Karacabey ilçeleri ile çok sayıda yerleşim yeri Bursa Ovası (Bursa grabeni) olarak bilinen çöküntü alanı içerisinde yer alırlar. Bu çöküntü alanını güneyden sınırlayan ve literatürde Bursa Fayı olarak tanımlanan yapı doğuda İnegöl-Yenişehir, batıda ise Gönen arasında uzanan yaklaşık yaklaşık 150 km kadar takip edilen genelde doğu-batı gidişli diri bir verev atımlı normal faydır. Bursa ili ile bu ile bağlı iri ufaklı yerleşim alanlarının önemli bir bölümünü içeren Bursa Ovası Bursa Fayının aşağıya düşmüş tavan bloğu üzerinde yer alırken, Uludağ bu fayın taban bloğunda yükselmiştir. Yerleşkelerin fayın düşen bloğunda yer alması ve bölgenin (Bursa Ovası) alüvyon ile kaplı olması bu yerleşkelerin olası bir depremde tehlikeyle karşılaşacaklarının en önemli belgesi niteliğindedir. Bursa Ovasını güneyden sınırlayan ve oluşumunu denetleyen Bursa Fayının yanı sıra ovanın kuzeyi de çok sayıda fay ile sınırlanır.

Güney ve kuzey kenarlarından diri faylar ile sınırlanıp-denetlenen Bursa Ovası (Bursa havzası/grabeni) genelde kuvaterner alüvyon ile örtülür; alüvyonlar içerisindeki değişik litolojilerin çökelip-birikmesini kontrol eden, onları kesip-öteleyen çok sayıda diri (olası) fay(lar)ın varlığı da bilinmektedir. İnceleme alanının özellikle Bursa Fayının düşen bloğunda yer alması, bu tür faylarda düşün blokta yoğun ve etkin deformasyonun (ki değişik büyüklüklerde gelişen çok sayıdaki fay ile ifade bulur) gelişiyor olması ve bölgenin depremselliği birlikte değerlendirildiğinde, inceleme alanında ve/veya yakın civarında alüvyon içinde fayların varlığının test edilmesi önemli aşamalardan birini oluşturmakla birlikte, bu konuda maalesef ‘Jeoloji-Jeoteknik Etüt Raporunda bir çalışmaya rastlanılmamıştır.

Bu olguyu test edebilmek için (ki bir gerekliliktir) inceleme alanı içinde sondaj kuyu verileri ile hendek çalışmalarının (bu çalışma yapılmamıştır) verileri kullanılabilir. Ruhsat alanı içinde sadece sondaj verileri mevcut olduğu için bu verileri kullanılarak hazırlanan enine kesitler faydalı olacaktır: Nitekim, kuyu verilerinin birlikte değerlendirildiği iki adet jeolojik enine kesit Jeoloji-Jeoteknik Etüt Raporu eklerinde bulunmakta, söz konusu verilerin yeterli olmadığı görülmektedir.

Bölgenin genel jeolojik yapısı dikkate alındığında, olası diri (aktif) fayların doğu-batı veya bu yönelime yakın uzantıları olacağı görülecektir. Bu nedenle, kuvaterner alüvyonlar içinde tanımlanmış değişik litolojiler ile yeraltı suyu seviyesinin jeolojik yapı ile olan olası ilişkisini irdelemek için yaklaşık kuzey-güney (olası faylara dik olabilecek bir yön) yönünde iki adet enine kesit ilgili kuyu verileri kullanılarak hazırlanmıştır Bu kesitler hazırlanırken Jeoloji-Jeoteknik Etüt Raporundaki sondaj verileri (litolojik tanımlamalar ve kuyu logları) esas alınmış ve değerlendirilmiştir. Hazırlanan enine kesitlerde kuyu loglarında tanımlanan üç litolojinin sınırlarının karşılaştırması yapılmıştır.

Enine kesitlerde yer alan kuyularda üst sınırın hemen hemen aynı yüksekliklerde kesilmesi, fakat alt sınırdaki ani değişimler/düşmeler kuvaterner alüvyonları kesip öteleyen fay(lar)ın varlığına işaret ediyor olabilir. Olası fayların varlığı ve yeri ile fay parameterlerinin belirlenmesi için bu alanda hendek çalışmalarının yapılması bir gerekliliktir; paleosismoloji çalışması ile bu konu açıklığa kavuşturulmadan atılacak bir adım, yapılaşmaya gitmek tehlikeli olacağı gibi ileride telafisi mümkün olmayan sonuçları da beraberinde getirebilir. Bugün diri fayların olduğu alanlarda paleosismoloji çalışmaları yapılmadan karar verilmiyor. Benzer risk ve sorun incelemeye konu olan alanın hemen batısında yükselen çok katlı binalar için de geçerlidir; bu bağlamda ilgili konunun acil olarak açıklığa kavuşturulması bir zorunluluktur. Ancak, bu kadar önemli bir konunun daha teknik ve bilimsel bir yöntem olan hendek çalışması ile açıklığa kavuşturulması gereklidir.

Sonuç olarak, inceleme alanı ülkemizin önemli deprem kuşaklarından birinin içerisinde yer almaktadır ve yakın gelecekte büyük bir depremin olma olasılığı oldukça yüksektir. Ayrıca, zemin koşulları olası bir depremde sıvılaşma riskinin fazla olduğunu ortaya koyarken, kuyu verileri bu alan içinde olası fay(lar)ın varlığına da işaret etmektedir. Bu koşullar dikkate alındığında ilgili alanın mevcut veriler ışığında yerleşime uygun olmadığı kanaati oluşurken, atılacak bir adımın daha sağlıklı olabilmesi için ayrıntılı paleosismoloji çalışmaların yapılarak kimi konuların açıklığa kavuşturulması gerektiği vurgulanmıştır." yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.

Anılan rapor da hükme esas alınarak Danıştay Altıncı Dairesinin 01.07.2015 tarih ve E:2012/4341, K:2015/4806 sayılı kararında; "Uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın ülkemizin önemli deprem kuşaklarından birinin içerisinde yer aldığı, taşınmazın bulunduğu bölgede yakın gelecekte büyük bir depremin olma olasılığının oldukça yüksek olduğu, parselin zemin koşulları olası bir depremde sıvılaşma riskinin fazla olduğunu ortaya koyarken, kuyu verilerinin bu alan içinde olası fay(lar)ın varlığına da işaret ettiği; bu koşullar dikkate alındığında ilgili alanın mevcut veriler ışığında yerleşime uygun olmadığı, ayrıntılı paleosismoloji çalışmalarının yapılarak deprem riskinin daha ayrıntılı olarak belirlenmesi gerektiği, …sayılı parselin bulunduğu alanın “Mutlak Tarım Arazisi” niteliğinde olduğu, buradaki mevcut prefabrik depo binaları ve yer döşemeleri dikkatli olarak kaldırıldığı takdirde, toprağın tarımsal üretim için kullanılabileceği, …sayılı parsel ile bu parselin cephe aldığı yolun doğusunun, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanan 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı ile 1/5000 ölçekli Demirtaş Nazım İmar Planında Tarımsal Niteliği Korunacak Alan olarak belirlenmiş olduğu, dava konusu planlarla bu parselin Tarımsal Niteliği Korunacak Alandan çıkarıldığı, yolun doğusunda tarım dışı yapılaşmaya izin verilmesi emsal teşkil edeceği için bu kesimde, ruhsatsız yapılaşmış olanlar başta olmak üzere diğer parseller için de benzer yapılaşma taleplerinin gelmesiyle mevcut nazım planların Tarımsal Niteliği Korunacak Alan kararlarının uygulanamaz duruma gelebileceği, taşınmazın üzerinde inşa edilecek konutlarda yaşaması öngörülen yaklaşık 985 kişi için ilköğretim okulu inşa edilemeyeceğinden buradaki çocukların ilköğretim okuluna gitmek için 25 metre genişliğinde bir trafik arterini geçmek zorunda kalacak olmalarının şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenlerle dava konusu imar planlarıyla yapılan değişikliklerin, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olmadığı" yönünde gerekçelere yer verilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bu itibarla, yukarıda aktarılan E:2012/4341 sayılı dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda yer alan tespitler ve 06.02.2012 onay tarihli imar planı değişiklilerinin iptaline ilişkin gerekçeler dikkate alındığında, planlama alanının ülkemizin önemli deprem kuşaklarından birinin içerisinde yer aldığı, taşınmazların zemin koşullarında sıvılaşma riskinin fazla olduğu, kuyu verilerinin bu alan içinde olası fay(lar)ın varlığına da işaret ettiği, bu bakımdan mevcut veriler ışığında yerleşime uygun olmadığı, ayrıca alanın mutlak tarım arazisi niteliğinde olduğu ve tarımsal üretim için kullanılabileceği anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu imar planlarında Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda aktarılan kararında belirtilen hukuka aykırılıkların devam ettiği ve kararda belirtilen gerekçelerin gereği gibi yerine getirilmediği belirlenmiş olup, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olmadğı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. Dava konusu işlemin İPTALİNE,

  2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

  3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

  4. Müdahale talep edenin istemi reddedildiğinden, posta masrafının üzerinde bırakılmasına, artan tutarın iadesine,

  5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

  6. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. Fıkrasının (g) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/09/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim