Danıştay 6. D 2023/7792 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/7792
1 Kasım 2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/10118 E. , 2023/7792 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10118
Karar No : 2023/7792
DAVACI : …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR : 1- … - ANKARA
2. … Genel Müdürlüğü . …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : İzmir İli, Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı 1. Kısım işinin yapılması amacıyla, karar eki harita ve listede bulundukları yerler ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 03/07/2021 tarihli, 31530 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının İzmir İli, Bergama İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Acele kamulaştırma usulünün istisnai bir yöntem olduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasını gerektirecek olağanüstü bir koşulun mevcut olmadığı, Antik Selinos Kanalı restorasyonu ve ıslahı için acelelik durumunun söz konusu olmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Proje alanının 1. ve 3. derece arkeolojik sit ve 3. derece kentsel sit alanında kaldığı, kamulaştırma çalışmalarının 10/08/2020 tarihli, 274670 sayılı kamu yararı kararına istinaden yürütüldüğü, taşınmazın 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında yol ve dere alanında kaldığı, aynı zamanda kamulaştırma sınırı genel vaziyet planı içinde bulunduğu, işin yürütülmesi aşamasında kamulaştırma problemlerinin çözümü, sürecin uzamaması ve taşınmaz maliklerinin mağdur edilmemesi için, ayrıca; projenin bazı parsellerindeki kamulaştırmaların gecikmesinden dolayı mevsimsel iklim değişikliğinden kaynaklı yaşanılabilecek taşkın hallerinde, araştırma kazılarından çıkabilecek özgün nitelikteki buluntuların kaybolma ihtimalinden dolayı acele kamulaştırmanın gerekli olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Acele kamulaştırmanın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. maddesinde, ancak anılan maddede belirtilen koşulların varlığı halinde başvurulabilecek istisnai bir yöntem olarak düzenlendiği ve dava konusu işlemin, bu koşullardan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edildiği göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarelerce, bu yönteme başvurulmasının gerekçeleri olarak gösterilen, Selinos Deresinin ıslahının, arkeolojik ve kentsel sit olarak belirlenen sahada öncelikle araştırma kazıları yapılmasının ve bu kazılardan çıkan kalıntıların rölövelerinin alınmasının gerekmesi gibi nedenlerle, normal bir dere ıslahı projesinden daha uzun sürede tamamlanabilecek olması, mevsimsel iklim değişikliklerinden kaynaklanabilecek taşkın hallerinin, kazılardan çıkarılması beklenen buluntuların kaybına sebebiyet verebileceği ve projenin bir an evvel tamamlanarak ülke ekonomisine kazandırılmasının hedeflenmesi şeklindeki gerekçelerin hiçbirinin, somut olayda acelelik halinin mevcut olduğunun kabul edilebilmesi açısından yeterli olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, davacıya ait parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir İli, Bergama İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, İzmir İli, Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı 1. Kısım işinin yapılması amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 03.07.2021 tarihli, 31530 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebileceğinden, "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair 2942 sayılı Yasada aranan özel ve istisnai şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.
3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesinde, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.
" hükmüne yer verilmiş, 8. maddesinde ise arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulacağı, hükme bağlanmıştır.
Kamulaştırma Kanunu uyarınca idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırma yetkisi bulunmakla birlikte İmar Kanununda herhangi bir sahanın imar planına aykırı amaçlar için kullanılamayacağı hükme bağlandığından, imar planı olan yerlerde, idareler ancak bu planda ayrılan kullanım kararına uygun olarak kamulaştırma işlemi tesis edebilirler.
Davaya konu Bergama İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, 3. derece arkeolojik sit sınırları içerisinde ve 04/07/2012 tarihli 1/1000 ölçekli Bergama Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında yol ve dere alanında kaldığı, Danıştay 6. Dairesinin E:2022/3924 sayılı dosyasında UYAP üzerinden yapılan incelemede; alanda 05/07/2018 tarihli ilçe belediye meclisi kararıyla plan değişikliği yapıldığı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisince de plan değişikliğinin kabul edildiği, bu plan değişikliğinin koruma bölge kurulunca uygun bulunduğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin ise dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; yukarıda anılan plan değişiklikliğine yönelik herhangi bir bilgi bulunmamakla birlikte İmar ve Şehircilik Müdürlüğü onaylı plan örneğinde taşınmazın park alanında gösterildiği görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, sit alanında kalan taşınmaza ilişkin usulüne uygun plan değişikliği yapılıp yapılmadığı anlaşılamamakla birlikte plana/plan değişikliğine aykırı olarak Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı 1. Kısım işinin yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır.
Taşınmazın dere alanında kaldığı belirtilen kısmının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce kamulaştırılması mümkün ise de acele kamulaştırma yoluna gidilmesini gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı, acelelik halinin, kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı anlaşılmakla 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin amacına ve uygulanma koşullarına uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce taşınmazın plana aykırı amaçla kamulaştırılamayacak olması ve acelecilik halinin somut olarak ortaya konulmaması karşısında Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinin uygulanarak anılan taşınmaza ilişkin acele kamulaştırma işleminin tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/04/2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'ın ve davalı idare vekili Av. …'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu, açık duruşmaya başlandığı, taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşmanın tamamlandığı; 27/04/2023 tarihinde verilen E:2021/10118 sayılı ara karara cevap verildiği görülmekle, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İzmir İli, Bergama İlçesi, Selinos Deresinde yapılacak olan Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı İşi çalışmalarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce yürütülmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 10/08/2020 tarihli kamu yararı kararı alınmış; bunun üzerine, 03/07/2021 tarihli, 31530 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, söz konusu projenin 1. kısım işinin yapılması amacıyla, karar eki harita ve listede bulundukları yerler ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, anılan Cumhurbaşkanı Kararının, İzmir İli, Bergama İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı, davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.
Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır.
Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.
Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı)
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır.
Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.
Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; İzmir İli, Bergama İlçesi, Selinos Deresi'nde yapılacak "Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı Projesi" kapsamında, bilimsel kazı ve temizlik, restorasyon, konservasyon, çevre düzenleme çalışmaları ile yeni kargir duvar imalatlarının yapılmasının planlandığı; proje güzergahının, Bergama ilçe merkezinde bulunan I. ve III. derece arkeolojk sit alanlarından ve taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli yapılar arasından geçtiği; bu nedenle İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca, Kurulun … tarihli, … sayılı kararıyla daha önce uygun bulunmuş müdahale paftası ve peyzaj projelerinde öngörülen veriler doğrultusunda Bergama Müze Müdürlüğü, ilgili belediyesi ve proje müellifi sorumluluğunda projenin uygulanmasında sakınca bulunmadığına dair 28/02/2020 tarihli, 12686 sayılı kararın alındığı; davalı idarelerce, Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı işi vasıtasıyla Selinos Deresindeki çeşitli dönemlere ait kültürel miras öğelerinin gün yüzüne çıkarılacağı, Bergama ilçe merkezinin hem fiziksel hem sosyal çevre açısından geliştirileceği, turizm gelirlerinin artırılacağı ve bu suretle ülke ekonomisine katkı sağlanacağı gerekçeleriyle, "İzmir Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı I. Kısım İşi" güzergahında kalan taşınmazların kamulaştırılması için 10/08/2020 tarihli, 274670 sayılı kamu yararı kararının alındığı; sonrasında da 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesine dayanılarak davacıya ait taşınmazın da içinde yer aldığı toplam 132 adet parselin acele kamulaştırılmasına yönelik dava konusu 02/07/2021 tarihli, 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı anlaşılmaktadır.
Davalı idareler tarafından, Bergama ilçe merkezinden geçen Selinos Deresinin 1382 metrelik kısmında ıslah çalışmaları kapsamında bilimsel kazı, temizlik, restorasyon, konservasyon, çevre düzenleme çalışmaları ile kargir duvar imalatı yapılacağı, derenin taşkın debilerinin Q100=205,20 m3/sn, Q500=263,33 m3/sn olduğu, yapılan çalışmalar esnasında dere kenarındaki bazı mülkiyetlerin istinat duvarının yapımını engellediği, derede bulunan kapak tonozların üzerindeki konutların tarihi dokuyu yıprattığı ve oluşacak çökme esnasında derenin tıkanmasına neden olacakları, evsel atıkların vahşi şekilde dereye akıtıldığı, dava konusu projeyle dere yatağındaki sağlıksız kötü görüntünün ortadan kaldırılacağı, proje alanındaki çeşitli dönemlere ait kültürel miras öğelerinin gün yüzüne çıkarılacağı, böylece ilçe merkezinde fiziksel ve sosyal çevre açısından olumlu gelişmeler yaratılmasının, turizm gelirinin artırılması suretiyle de ülke ekonomisine katkı sağlanmasının hedeflendiği belirtilerek; Selinos Deresinin ıslah sürecinin, sahada öncelikle araştırma kazılarının yapılmasının, bu kazılardan çıkan kalıntıların rölövelerinin alınmasının gerekmesi ve ancak bu aşamalardan sonra uygulama çalışmalarına geçilebilecek olması sebepleriyle, normal bir dere ıslahı projesine göre daha uzun zaman alacak unsurlar içermesi, projenin bir an evvel tamamlanarak ülke ekonomisine kazandırılmasının hedeflenmesi, ayrıca, bazı parsellerdeki kamulaştırma gecikmelerinden dolayı mevsimsel iklim değişikliklerinden kaynaklı yaşanabilecek taşkın hallerinin kazılardan çıkacak özgün nitelikteki buluntuların kaybına sebebiyet verebileceği gerekçeleriyle acele kamulaştırma usulünün tercih edildiğinin ifade edildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, dava konusu taşınmazın 04/07/2012 onay tarihli, 1/1000 ölçekli Bergama Koruma Amaçlı İmar Planında yol ve dere alanında kaldığı bildirilmiş; davacı tarafından kamu yararı kararına, uygulama imar planına ve ıslah projesine karşı açılmış bir dava bilgisine de ulaşılamamıştır.
Bu durumda; davacının taşınmazının davaya konu proje güzergahında ve acele kamulaştırma listesinde olduğu; proje kapsamında yapılacak uygulamaların gerek sağlıklı çevre koşullarının sağlanması ve çevrenin güzelleştirilmesi, gerek kültürel mirasın gün yüzüne çıkartılması ve gerekse ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar bakımından kamu yararına olduğu; proje alanının fiziksel koşulları, kamulaştırma sürecinin uzamasının yöre halkının mağduriyetine sebep olacağı, bunun yanı sıra olası taşkınlar nedeniyle bazı kültürel varlıkların kaybının da söz konusu olacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
-
Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmacı işler için belirlenen duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
-
Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve acele kamulaştırma usulünün tercih edilmesindeki kamu yararının, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, bir diğer deyişle aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta, İzmir İli, Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı 1. Kısım İşinin yapılması amacıyla; Selinos Deresinin ıslah sürecinin, arkeolojik ve kentsel sit özellikleri gösteren sahada, öncelikle araştırma kazılarının yapılmasının, bu kazılardan çıkan kalıntıların rölövelerinin alınmasının gerekmesi ve ancak bu aşamalardan sonra uygulama çalışmalarına geçilebilecek olması sebepleriyle, normal bir dere ıslahı projesine göre daha uzun zaman alacak unsurlar içermesi, projenin bir an evvel tamamlanarak ülke ekonomisine kazandırılmasının hedeflenmesi, mevsimsel iklim değişikliklerinden kaynaklanabilecek taşkın hallerinin, kazılardan çıkacak özgün nitelikteki buluntuların kaybına sebebiyet verebileceği gerekçeleriyle proje güzergahındaki taşınmazların kamulaştırılmasında, acele kamulaştırma usulünün tercih edilmesi için yeterli olmadığı; acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı; başka bir anlatımla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, anılan kararın uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı