SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay 6. D 2023/8021 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 6. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/8021

Karar Tarihi

8 Kasım 2023

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/4902 E. , 2023/8021 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2020/4902

Karar No : 2023/8021

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:Davacının murisine ait İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar sonucu verilen yargı kararlarının uygulanarak yapılaşmaya uygun imar parselinden tahsis yapılması talebiyle yapılan 26.12.2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu yaklaşık 75 ha'lık alanı kapsayan alanda mevcut şehir yapılaşmasının tamamlandığı, ayrıca ifraz neticesi oluşan taşınmazların çoğunun üçüncü şahıslara satıldığı ve yapılan parselasyon işlemine göre mevcut yolların, altyapıların da oluşması nedeniyle geri dönüşüm yapılarak eski parsel sınırlarına dönülmesinin mümkün olmadığı, eski hale dönülmesi durumunda hem teknik hem de tasarruf anlamında problemlerin yaşanacağı, yürürlükte bulunan imar planına göre taşınmazın bulunduğu alanın kısmen konut alanı, kısmen çocuk bahçesi, kısmen de yolda kaldığı, 26.12.1986 tarihli ıslah imar planı kararına karşı açılan davada ... İdare Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, son yapılan 30.12.2011 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı açılan davada ... İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, davacının 26.12.2017 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdari Yargılama Usul Kanununun 28.maddesi uyarınca tüm idarelerin yargı kararlarını uygulamak zorunda olmaları kuralı gereği, davalı İdarenin Mahkemece iptal edilen parselasyon neticesinde geri dönüşüm ve yeni imar uygulamasını birlikte yapması gerekirken, davalı idarenin bu usule uymadığı, Mahkeme kararını yerine getirmediği, bu hususun tek başına dava konusu işlemin iptalini gerektirdiği ilk derece Mahkemesi ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesinin bu hususları göz önüne almamasının hatalı olduğu, ilk derece mahkemesince alanda geri dönüşüm yapılıp yapılamayacağının mümkün olup olmadığına ilişkin olarak bilimsel ve teknik yönden hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, keşif yapılmadan, uzman bilirkişilerden rapor almadan geri dönüşümün yapılamayacağına ilişkin görüş bildirilerek karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, davalı idarenin kesinleşen Mahkeme kararları gereğini yerine getirmeyen, kadastral parselin iadesini, mülkiyet-tasarruf-kullanım hakkını kısıtlamayacak şekilde 14500 m2’lik taşınmazın davacı ve diğer mirasçılara tahsisini yapmayan, bu yöndeki talepleri haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak reddeden işleminin iptaline karar verilmesi bu nedenle idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usul ve yasaya uygun idari dava dairesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :Davacının murisine ait İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı 14.500 m² büyüklüğündeki taşınmaza yönelik olarak 30.04.1987 tarihli ve 391 sayılı belediye encümeni kararıyla kabul edilen 2981 sayılı Kanunun 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapılan parselasyon sonucu %40,94 oranında 5.937 m² düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisi yapıldıktan sonra ... ada, ... parsel sayılı 3.888 m² konut imarlı taşınmaz ile imar durumunda çocuk bahçesi alanı olarak kayıtlı 2498 ada, ... parsel sayılı 4.675 m² taşınmazın davacının murisi adına tescil edildiği, anılan parselasyon işleminin iptali için açılan davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, Gaziosmanpaşa Belediye Encümeninin … tarih ve …-… sayılı kararıyla kabul edilen parselasyon işlemi ile davacının murisine cami ve dini tesis alanı olarak ayrılmış olan … ada, … parsel sayılı, 12.028 m² taşınmazın 1104/12028 oranında hissesinin verildiği, … tarihli …-… sayılı belediye encümeni kararının yargı kararının uygulanması niteliği taşımadığı iddiasıyla açılan davada ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan belediye encümeni kararının iptaline karar verildiği, davacı tarafından, yargı kararlarının uygulanarak yapılaşmaya uygun imar parselinden tahsis yapılması talebiyle yapılan 26.12.2017 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME

T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve soysal bir hukuk devleti olduğu temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13. maddesinde de, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiş, Mülkiyet Hakkı başlıklı 35. maddesinde, "Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükümleri yer almıştır.

Hukuk devleti insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Herkes, yasal şekilde elde ettiği mülkü üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Karşılığında zamanında adil bir tazminat ödenmeksizin ve yasada öngörülen koşullar çerçevesinde kamu menfaati taşımaksızın hiç kimsenin elinden mülkü alınamaz. Mülkün kullanımı, kamu menfaati için gerekli olduğu ölçüde yasa ile düzenlenebilir.

Öte yandan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek Protokol’ün 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138. maddesinin 4. fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. " hükmüne yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında da, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü yer almıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

İşlem tarihinden sonra yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in "Geri Dönüşüm İşlemleri" üst başlıklı, "Mahkeme kararıyla iptal edilen parselasyon planları" başlıklı 37. maddesinin 1.fıkrasında; "Mahkeme kararında parsel bazlı iptal kararı varsa; mevcut imar parselleri üzerinden yapılabiliyorsa sadece o parsel ya da parsellere yönelik düzeltme yapılır. İptal kararına konu parselde, uygulama alanındaki diğer parsellerde etkilendiğinden düzeltme yapılamıyorsa; etkilenen diğer parseller de dikkate alınarak veya uygulama alanının tamamında yeni bir parselasyon planı yapılır.", 2.fıkrasında; "Mahkeme kararıyla parselasyon planının, parselasyon planını onaylayan encümen kararının ya da ilgili kurum onayının iptal edilmesi halinde; geri dönüşüm işlemlerinin yapılarak parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi gerekmektedir. Ancak uygulama sahasında iptal edilen parselasyon planı sonucunda oluşan imar parselleri üzerinde; ihdasen oluşan taşınmazların satışı, yapı ruhsatı, kat irtifakı, kat mülkiyeti gibi tasarruflarda bulunulması halinde, bu tasarruflar ve mahkemenin iptal gerekçeleri de dikkate alınarak geri dönüşüm işlemleri ile birlikte aynı anda yeni bir parselasyon planının yapılması zorunludur.", 3.fıkrasında; "Mahkeme kararında sadece eksik ya da hatalı görülen parselasyon planının düzeltilmesi isteniyorsa ve mevcut tescilli imar parselleri üzerinden yapılacak yeni bir uygulama ile mahkeme kararı gerekçeleri yerine getirilebiliyorsa, tescilli imar parselleri üzerinden yeni bir parselasyon planı yapılabilir." düzenlemeleri yer almaktadır.

Yukarıdaki yasal düzenleme karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Anayasamızda yer alan hükümlere göre yargı kararlarının yerine getirilmesi zorunlu olup, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen hallerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceğine ilişkin kural da bu zorunluluğa dayanmaktadır.

İdare Hukukunda "iptal" kararı, bir işlemin hukuka uygun olup olmadığını denetleyen yargı organının işlemin geçerliliğini etkileyen bir sakatlık saptaması halinde, işlemin geriye yürür biçimde ortadan kalkmasını sağlayan bir yargı hükmüdür.

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre parselasyon yapılmış bir alanda tekrar parselasyon yapılabilmesi için; söz konusu parselasyon işleminin yargı kararıyla iptaline karar verilmesi, alanda yeni bir plan yapılması ya da mevcut parselasyon planında maddi hatanın bulunması gerekmektedir.

Yeni bir imar planı yapıldığı gerekçesi ile yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını koruduğundan, tescilli imar parselleri üzerinden tekrar düzenleme ortaklık payı (DOP) alınmaksızın dağıtıma tabi tutulması gerekli iken, mahkeme kararı sonucu "iptal" hükmü esas alınarak yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını yitirdiğinden, öncelikle tescilli imar parsellerinin DOP ve kamu ortaklık payı (KOP) paylarının iadesi suretiyle parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi ve böylelikle parselasyon öncesi hukuki duruma yeniden gelinmesinin sağlanması, sonrasında mer'i uygulama imar planı hüküm ve kararları da esas alınarak tespit edilecek düzenleme sınırı içerisinde hesaplanan DOP ve KOP oranları çerçevesinde parselasyon işleminin tesis edilmesi zorunludur. Nitekim Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2016 tarihli, E:2014/1698, K:2016/7402 sayılı kararı da bu yöndedir. Yine, işlem tarihinden sonra yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerinde de konuya ilişkin düzenlemelerin yukarıda açıklanan Danıştay içtihatlarına uygun şekilde ele alındığı görülmektedir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden davacıların murisine ait olan kadasatral parsel ile ilgili 30.04.1987 tarihli ve 391 sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen ilk parselasyon işleminin iptal edilmesi üzerine anılan iptal kararının uygulanması için yapılan ... tarihli ... sayılı belediye encümeni kararıyla yapılan ikinci parselasyon işleminin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile " dosyanın ve ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyasının birlikte incelenmesinden, her ne kadar davalı idarece mahkeme kararı doğrultusunda %35 den fazla alınan ve %5,94 'e karşılık gelen 861 m2 lik taşınmaz yerine davacı taraf lehine tesis edilmiş ipotek bedeli de kaldırılarak 1104 m2 ye karşılık gelen hissenin dava konusu kararla tahsisi yapılarak mahkeme kararının gereğinin yerine getirildiği iddia olunmuş ise de; Danıştay Altıncı Dairesinin 26.5.1999 günlü, E:1998/2946,K:1999/2963 sayılı kararıyla onanan ve karar düzeltme istemi de reddedilerek kesinleşen ...İdare Mahkemesinin … günlü, E:…,K:… sayılı kararında ; öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazın 2981 sayılı Yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki koşulu taşımıyor olması nedeniyle bu tür bir uygulama işlemine konu edilemeyeceğinin dolayısıyla düzenleme ortaklık payı alınamayacağının belirtildiği, bu nedenle dava konusu edilmiş kararın iptal edildiği, ayrıca davacının murisine yasaya aykırı olarak yapılan imar uygulaması sonucu 14.500 m² lik taşınmazına karşılık 8563 m² yer tahsis edildiği gibi tahsis edilen yerin sadece 3888 m² lik bir kısmının konut alanına ayrıldığı, öncesinde davacının murisine ait olup konut alanına ayrılmış bir kısım taşınmazın ise 3.kişilere devredildiğinin de belirtildiği görülmekte olup, 2981 sayılı Yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirtildiği şekilde üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa veya arazi olma koşulunu taşımayan uyuşmazlık konusu taşınmazın bu madde uyarınca uygulamaya tabi tutularak düzenleme ortaklık payı (DOP) alınması mümkün değil iken düzenleme ortaklık payı (DOP) oranı %35 olacak şekilde parselasyonun sürdürülmesine ve davacının murisi adına dini tesis alanından tahsis yapılmasına ilişkin dava konusu kararın anılan yargı kararını uygulama niteliği taşımadığı davacının mağduriyetinin devam ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş anılan karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

Uyuşmazlıkta 30.04.1987 tarihli ilk parselasyon işleminin iptali üzerine yapılan 14.12.2000 tarihli ikinci parselasyon işleminin yargı kararına uygun olarak geri dönüşüm işlemlerinin yapılmadığı, nitekim ikinci yapılan 14.12.2000 tarihli parselasyon işleminin ilk parselasyonun iptaline dair yargı kararını uygulama niteliği taşımadığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin … tarih E:…, K:… sayılı kararı ile iptaline karar verildiği anlaşılmış olup, yargı kararlarının gereği yerine getirilmediğinden davacıya yapılaşmaya uygun imar parselinden tahsis yapılması talebiyle yapılan 26.12.2017 tarihli başvurusunun zımnen reddine dair işlemde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan uyuşmazlık konusu taşınmazın Gaziosmanpaşa ilçesi sınırları içerisinde olduğu, taşınmaz ile ilgili yargı kararı ile iptaline karar verilen parselasyon işlemlerinin Gaziosmanpaşa Belediye Encümeni tarafından yapıldığı, davacı tarafından Sultangazi Belediye Başkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmış ise de, gelinen aşamada uyuşmazlık konusu taşınmazın bağlı olduğu ilçe belediyesi parselasyon işlemini tesis etmeye yetkili olduğundan uyuşmazlıkta dava konusu taşınmazın bağlı olduğu ve işlemi tesis etmeye yetkili idare belirlenip hasım mevkiine alınarak karar verilmesi gerektiği açıktır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

  2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/11/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim