Danıştay 5. D 2023/18507 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 5. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/18507
7 Aralık 2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/615 E. , 2023/18507 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/615
Karar No : 2023/18507
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Dışişleri Bakanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararında; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı ve söz konusu KHK’nın Kamu Görevlilerine İlişkin Tedbirler başlıklı 4. maddesi ile getirilen düzenlemeler ile birlikte değerlendirildiğinde ve dava konusu işlem bu çerçevede incelendiğinde, davacı hakkında tespit edilen istihbari bilgilerin davacının Dışişleri Bakanlığı personelinde aranan ve olması gereken en önemli vasıflardan olan “güvenirlik” vasfını yitirdiği, bu nedenle de söz konusu görevine devam edemeyeceği sonucuna varılması nedeniyle, anılan KHK’nın 4. maddesi 1/f bendi uyarınca ve idarenin genel taktir yetkisi çerçevesinde tesis etmiş olduğu dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; ihtilafın çözümü için Mahkemece ve Dairelerince yapılan ara kararlarıyla, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'ndan, davalı idareden, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'ndan; davacının 667 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin dayanaklarının neler olduğuna, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile üyeliği, mensubiyeti, iltisak veya irtibatı olup olmadığına dair bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, davalı idare dışında diğer kurumlar tarafından verilen ara kararı cevaplarında, davacının sözü edilen terör örgütü ile herhangi bir irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair bir kaydın mevcut olmadığının bildirildiği, davalı idare tarafından verilen ara kararı cevabında ise, davacının "FETÖ/PDY mensubu olduğu iddia edilen bazı şahıslarla mahiyeti bilinmeyen irtibatının olduğu" bilgisinin gönderildiği, bu durumda; dosyada bulunan ara kararları cevapları da dahil, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı idarece işleme esas alındığı belirtilen "FETÖ/PDY mensubu olduğu iddia edilen bazı şahıslarla mahiyeti bilinmeyen irtibatının olduğu" şeklindeki gerekçeler ile diğer iddiaların ise soyut olup, bu haliyle davacının anılan terör örgütüyle irtibat ve iltisakının bulunduğunun kabulüne dair yeterli derecede delil olarak kabul edilemeyeceği, FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde yapılan ara kararlarına rağmen somut olarak açıkça ortaya konulamayan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-f maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-(f) maddesinde, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın sübut derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı, idarece yapılacak değerlendirmenin yeterli görüldüğü, idareye değerlendirmesini yaparken tam bir takdir yetkisi tanındığı, davacının 2006-2007 yıllarında FETÖ/PDY kontrolünde yer alan bir dershanede eğitim gördüğü ve Çin Halk Cumhuriyetinde almış olduğu lisans eğitiminin FETÖ/PDY tarafından desteklendiğine dair bilgiler temelinde dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği, 23/01/2023 tarihli ek beyan dilekçesi ile de davacı ve eşi hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduklarına ilişkin adli mercilere sunulan beyanlardan özetle bahsedilerek davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatını ortaya koyan önemli veri olduğunun değerlendirildiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz başvurusuna yönelik yasal savunma verme süresi içerisinde savunma verilmemiş olmakla birlikte, davacı tarafından sunulan farklı tarihli dilekçeler ile dava konusu işlemin iptali yönünde verilen karar neticesinde fiilen davalı idare bünyesinde çalışmaya başladığı, FETÖ/PDY irtibatının ve iltisakının bulunmadığı, davalı idare tarafından sunulan ek beyan dilekçesinde yer alan ifadelerin dava konusu işleme gerekçe olarak alınamayacağı, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Dışişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca 25/07/2016 tarih ve 2016/3 sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı,
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli soruşturmalar sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli, Soruşturma No:…, Karar No:…. sayılı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun … tarihli, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararları ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararların kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında; FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut olarak açıkça ortaya konulamadığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve savunmaların incelenmesinden; kişinin terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın sübut derecesinde ortaya konulmasının hukuken aranmadığı, irtibat ve iltisakın yeterli olduğu, davacının 2006-2007 yıllarında FETÖ/PDY kontrolünde yer alan bir dershanede eğitim gördüğü ve Çin Halk Cumhuriyetinde almış olduğu lisans eğitiminin FETÖ/PDY tarafından desteklendiğine dair bilgiler temelinde dava konusu işlemin tesis edildiği;
UYAP kayıtları ve dava dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza soruşturması neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı yolunda verilen … tarihli, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararda;
"...C.M.'nin etkin pişmanlık kapsamından alınan beyanında şüpheli (Ahmet Doğanay) ile ilgili olarak aynen;
"Çin'de kaldığım süre boyunca Wuhan ilinde farklı FETÖ/PDY'ye ait örgüt evlerinde kalan şahıslar; F.A., A.Ö., A.S., O.A., G...., T.D., ... isimli şahıslardı..." şeklinde beyan ettiği ve şüpheliyi kesin ve net olarak teşhis ettiği,
Ş.B.'nin alınan beyanında şüpheli (...) ile ilgili olarak aynen;
"Bana gösterilen birinci tablodaki fotoğraflar arasında (41) nolu resimde yer alan ve ikinci tablodaki fotoğraflar arasında (20) nolu resimde yer alan şahıs ifademde yoktur ancak 'Çin de FETÖ/PDY evlerinde kalan bir şahıstır' olarak beyan ettiğim ve siz görevlilerden açık kimliğini ... olarak öğrendiğim şahıstır" şeklinde beyan ettiği ve şüpheliyi kesin ve net olarak teşhis ettiği,
… Ağır Ceza Mahkemesinin …. esas sayılı dosyasında … numaralı kararında Sanık O.D.'nin şüpheli (...) ile ilgili aynen;
"2013 yılında Dış İşleri Bakanlığı sınavını kazanan adaylardan T.G., T.Ş.P., G.I. ve ...'ın aynı evde kaldığı kişiler olduğunu, 2018 yılı Ocak ayı gibi S.N.Y.'nin Sultandağı'na kendi yanına gelerek geçerken uğradığını söylediğini, konuşmaları esnasında Y.G.'nin ileride lazım olur eğer devran dönerse FETÖ soruşturmaları kapsamında görev alan savcıların isimlerini topladığını kendisine söylediğini..." ibaresinin yer aldığı..." şeklinde beyanlara yer verildiği görülmüştür.
Bu durumda; söz konusu kararda yer alan; davacının Çin Halk Cumhuriyetinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evlerde kaldığı ve 2013 yılı kurum sınavını kazanan birtakım kişilerle aynı evde kaldığı yönündeki tanık beyanları davalı idarece dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen hususlarla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
- Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 07/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı