Danıştay 3. D 2023/5303 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 3. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/5303
7 Aralık 2023
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3499 E. , 2023/5303 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3499
Karar No : 2023/5303
TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
2-(DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Mimarlık İnşaat Reklam Bilgisayar Turizm Yayıncılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2011 yılına ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ile ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin dayanağı olan ve asıl borçlu adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin bilinen adresinde bulunamaması üzerine kanuni temsilcisinin ikâmetgâh adresinde 10/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, sözü edilen ödeme emrinin şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediği hususu davalı idare tarafından ispatlanamadığından usulsüz tebliğ ile kesinleştirilen kamu alacağı için davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmediği, dava konusu ... takip numaralı ödeme emri içeriği alacağın, 6111 sayılı Kanun kapsamında şirketin kurumlar vergisi yönünden matrah artırımı talebinde bulunması üzerine taksitlendirilen ancak vadesinde ödenmeyen borçlara ilişkin olduğu, 5 ila 10 ve 13 ila 17. taksitlerin ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 13/11/2015 ve 31/08/2017 tarihlerinde ilânen tebliğ edildiği, ilânen tebliğ öncesinde şirketin adreste bulunamama durumunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde öngörülen biçimde saptanmadığı dolayısıyla ilânen tebliğ için gerekli koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceğinden sözü edilen alacak nedeniyle davacının takibinde hukuka uyarlık bulunmadığı, 11 ve 12. taksitlerin ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 31/08/2017 tarihinde ilânen tebliğ edildiği, ilânen tebliğ öncesinde şirketin bilinen adresinde düzenlenen adres tespit tutanağında ''adreste tanınmadığı''nın komşusunun imzasıyla saptandığı, ancak davalı idarece aynı adrese ikinci kez tebligat gönderilmesi, ikinci kez çıkarılan tebligatın da aynı sebeple iade gelmesi üzerine ilânen tebliğe gidilmesi gerekirken bu duruma uyulmaksızın yapılan ilânen tebliğin usule uygun olduğundan bahsedilemeyeceğinden sözü edilen alacak nedeniyle davacının takibinde hukuka uyarlık bulunmadığı, 18. taksitin ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin bilinen adresinde bulunamaması üzerine kanuni temsilcisinin ikâmetgâh adresinde 10/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, sözü edilen ödeme emrinin şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediği hususu davalı idare tarafından ispatlanamadığından usulsüz tebliğ ile kesinleştirilen kamu alacağı için de davacının takibinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:
Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin 18. taksit haricindeki alacağa ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, sözü edilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin 18. taksitine ait alacak için şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirketin mükellefiyet kaydının 01/08/2012 tarihinde re'sen terk ettirilmesi (işin bırakılmış addolunması hâli) karşısında kanuni temsilcinin ikâmetgâh adresinde 10/12/2018 tarihinde tebliğ edilmesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanunla değiştirilen ve 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 101 ve 102. maddelerine uygun düştüğünden şirketin bilinen adresinde tebliğ yolunun denenmesine gerek bulunmadığı, ancak alacağa ilişkin haciz varakasının, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinden sonra tanzim edildiği, bu haciz varakasından sonra bankalar nezdinde mal varlığı araştırması yapıldığına dair belgelerin davalı idarece dosyaya ibraz edilmemesi karşısında şirket nezdinde tüm takip yollarının tüketildiğinden bahsedilemeyeceğinden sözü edilen alacak için davacının takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ... takip numaralı ödeme emri içeriği alacak için şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirketin mükellefiyet kaydının 01/08/2012 tarihinde re'sen terk ettirilmesi (işin bırakılmış addolunması hâli) karşısında kanuni temsilcinin ikâmetgâh adresinde 10/12/2018 tarihinde tebliğ edilmesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanunla değiştirilen ve 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 101 ve 102. maddelerine uygun düştüğünden şirketin bilinen adresinde tebliğ yolunun denenmesine gerek bulunmadığı, ancak söz konusu alacak için şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin 2013 ve 2015 yıllarında ilânen tebliğ edildiği, ilânen tebliğ öncesinde şirketin adreste bulunamama durumunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde öngörülen biçimde saptanmadığı dolayısıyla ilânen tebliğ için gerekli koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceğinden 2011 yılına ait vergi ve cezaların 31/12/2016 tarihi itibarıyla tarh zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının ... takip numaralı ödeme emri ile ... takip numaralı ödeme emrinin 18. taksite ilişkin hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra değinilen kısımlar yönünden ödeme emirleri iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, yapılan tebligatların usulüne uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, ödeme emirleri içeriğinde yer alan alacakların tarh zaman aşımına uğradığı, ... takip numaralı ödeme emri içeriği 18. taksite ilişkin hüküm fıkrasının Vergi Dava Dairesince kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararda; davacı aleyhine herhangi bir hüküm fıkrası bulunmadığından davacı temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği, davalı temyiz istemine gelince; asıl borçlu şirketin ticaret sicil kaydı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 16/07/2014 tarihinde re'sen silindiğinden ve bu tarihten sonra şirket adına tesis edilen işlemler herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağından dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygunluk denetiminin söz konusu durum muvacehesinde değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu şirketin ticaret sicil kaydının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 07/07/2014 tarihinde silindiği hususunun 16/07/2014 tarih ve 8613 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, şirketten alınamayan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin 14/01/2019 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 113. maddesinde zamanaşımı; süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak ifade edilmiş, 114. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, şu kadar ki vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zamanaşımını durduracağı, duran zamanaşımını mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Tahsil Zamanaşımı" başlıklı 102. maddesinde, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre de şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer. Ticaret sicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden hukuksal koruma istemesi mümkün olmayacaktır.
Kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davalarda, asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin hukuka aykırılıklar incelenebilecek ise de uyuşmazlık konusu olayda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca şirketin 07/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydının silindiği dikkate alındığında, şirket hakkında hukuki varlığı sona ermeden önce tahakkuk etmiş bir borç bulunması şartıyla şirket adına ödeme emri düzenlenmesine gerek olmaksızın kanuni temsilcinin sorumluğuna gidilebileceğinden kamu alacağının şirket yönünden tahakkuk edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri içeriği bir kısım alacağa ilişkin ihbarnamelerin 2015 yılında ilanen tebliği, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 07/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydının silindiği dikkate alındığında, herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağından dolayısıyla söz konusu vergi borcunun tarh zaman aşımı süresi içinde usulüne uygun tahakkuk ettiği davalı idarece ortaya konulamadığından ve yukarıda kuralına yer verilen 213 sayılı Kanun'un 114. maddesi gereğince 2011 yılına ait alacak 31/12/2016 tarihi itibarıyla tarh zaman aşımına; aynı ödeme emrinin 2013 yılında ilanen tebliğ edilen ihbarnamelere konu vergi borcu ise tahsil zaman aşımını kesecek bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında yukarıda kuralına yer verilen 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesi gereğince 31/12/2018 tarihi itibarıyla tahsil zaman aşımına uğradığından; ... takip numaralı ödeme emri içeriği alacağa ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri de şirketin ticaret kaydının silindiği tarihten sonra tebliğ edilmekle herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağından dolayısıyla içerdiği 2011 takvim yılına ait kamu alacağının tahsil zaman aşımına uğradığı görüldüğünden yazılı gerekçeyle verilen Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkralarında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargı yerlerince verilen kararlardan, ancak davanın tarafları aleyhine sonuç doğuran hüküm fıkralarına karşı yasal başvuru yolları kullanılabilecek olup Vergi Dava Dairesince dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği anlaşıldığından değinilen kararın bozulmasının istenilmesinde hukuki yararı bulunmayan davacı temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
-
Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen davalı TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
-
Davacı TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı