Danıştay 10. D 2023/8123 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/8123
12 Aralık 2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6316 E. , 2023/8123 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6316
Karar No : 2023/8123
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten, çocukları
… ve … adlarına velayeten …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diyarbakır … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmakta iken, 13/02/2016 tarihinde cezaevinde intihara teşebbüs eden ve akabinde kaldırıldığı hastanede 02/03/2016 tarihinde hayatını kaybeden ...'ın eşi ve çocukları olan davacılar tarafından, söz konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla kendilerine maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun Adalet Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiğinden bahisle müteveffanın eşi ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 422.121,81 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, kızı ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 90.432,29 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, oğlu ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 61.144,93 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 573.699,03 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta; müteveffanın söylem ve davranışlarına yönelik dosyada bulunan tanık ifade tutanakları, kullandığı psikiyatri ilaçları, ayrıca cezaevi doktoru tarafından düzenlenen çeşitli tarihlerdeki hasta sevk kağıtlarında belirtilen ifadeler dikkate alındığında, davacılar yakınının psikolojik açıdan birtakım sorunlar yaşadığı açık olup; bu durumun cezaevi yönetiminin bilgisi dahilinde olduğu, bu durumda, psikolojik sorunları olduğu açık olan müteveffa ...'ın, konulmuş olduğu koğuşunda yeterli gözetim ve denetim altında tutulmaması nedeniyle intihar etmesinde davalı Adalet Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğu ve davacıların destekten yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları maddi zararların tespiti için alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olduğu gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin kabulüne, toplam 573.699,03 TL maddi tazminatın 30.000,00-TL'lik kısmına idareye başvurunun yapıldığı 19/06/2018 tarihinden, kalan kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/10/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvurunun yapıldığı 19/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; müteveffanın ... Sulh Ceza Hakimliği tarafından 13/06/2015 tarihinde tutuklanarak Diyarbakır … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği, idareye bağlı cezaevlerinde bulunan kişilerin sağlıklarından ve can güvenliklerinden idare sorumlu olmakla birlikte, somut olayda, cezaevi idaresince müteveffa ...'ın 17/09/2015 tarihinde psikiyatri polikliniğine sevk edildiği ve ilaç tedavisi verilerek kontrol muayenesi günü verildiği, devamında 01/10/2015, 19/11/2015 tarihlerinde gerekli muayene işlemlerinin gerçekleştiği ve 10/12/2015 tarihinde müteveffanın psikiyatri servisine çıkmak istememesi üzerine tedavisinin sonlandırıldığı, ...'ın tutukluyken 13/02/2016 tarihinde saat 06.50 sıralarında infaz kurumunun D Blok havalandırma bahçesine açılan kapı koluna kaşkol bağlayarak merdivenden kendisini aşağı bırakmak suretiyle intihara teşebbüs ettiği, ardından sevk edildiği Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 02/03/2016 tarihinde vefat ettiği, bu durumda, davacılar yakınının intihar ederek ölümü olayında, ...'ın üzerinde bakım ve koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucuna varılan davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, idare mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın intihara meyilli olduğunun hem daha önce intihara teşebbüs etmesinden hem de doktor raporlarından anlaşıldığı, İdarenin önleyici tedbirleri almadığı, infaz koruma memurları hakkında yürütülen ceza soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapıldığı, Anayasa Mahkemesince yaşam hakkı ve etkili soruşturma yapma yükümlülüğü yönünden ihlal kararı verildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın Diyarbakır ili Bağlar Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalışmakta iken, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … numaralı soruşturma dosyası kapsamında PKK silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun şüphelisi olarak 11/06/2015 tarihinde gözaltına alındığı, üç gün gözaltında kaldıktan sonra çıkarıldığı ... Sulh Ceza Hakimliği tarafından 13/06/2015 tarihinde tutuklanarak Diyarbakır … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği, ...'ın tutukluyken 13/02/2016 tarihinde saat 06.50 sıralarında infaz kurumunun D blok havalandırma bahçesine açılan kapı koluna kaşkol bağlayarak merdivenden kendisini aşağı bırakmak suretiyle intihara teşebbüs ettiği, ardından sevk edildiği Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 02/03/2016 tarihinde vefat ettiği, müteveffanın ölüm olayında hizmet kusuru bulunduğundan bahisle eşi ve iki çocuğu tarafından 19/06/2018 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren dilekçe ile 300.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, anılan talebin reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, meydana gelen ölüm olayında infaz koruma memurlarının ihmallerinin bulunmadığı tespit edilerek … Cumhuriyet Başsavcılığının .. tarih … sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ayrıca Diyarbakır … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan şüpheliler A. Ç., K. Ç., S. Y., T. Ç. ve Z. A. hakkında Diyarbakır … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Amirliğinin … ve … sayılı kararları ile disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulması, maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.
Diğer bir ifadeyle, idarece hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların, taraflarca ibraz edilen bilgi ve belgelerin yanı sıra idari yargı yerince re'sen araştırma ilkesi uyarınca temin edilen bilgi ve belgeler ile ortaya konulması zorunlu bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; … Cumhuriyet Başsavcılığınca PKK silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hakkında soruşturma başlatılan müteveffanın, yürütülen bu soruşturma kapsamında ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/06/2015 tarihli kararı ile tutuklanarak Ceza İnfaz Kurumuna konulduğu, müteveffanın 17/09/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda psikiyatri doktoru ile görüşme yaptığı, bu görüşme sonrasında uyum bozukluğu ve depresif bozukluk teşhisi konulduğu, tedaviye başlanarak bir ay sonrasında kontrol önerildiği, 01/10/2015 ve 19/11/2015 tarihlerinde psikiyatri doktoru tarafından yeniden muayene edilerek tedavisinin düzenlendiği, bir ay sonrasında yeniden kontrol önerildiği, yapılan muayeneler sonucunda Ceza İnfaz Kurumu psikiyatri doktoru, müteveffanın suisidal (intihar) düşüncelerinin bulunduğunu belirterek psikiyatri polikliniğine sevkini uygun gördüğü, buna ilişkin hasta sevk kâğıdı düzenlediği, 10/12/2015 tarihinde müteveffanın Ceza İnfaz Kurumu idaresine bir dilekçe sunarak psikiyatri doktoru tarafından yapılacak kontrol muayenesini yaptırmak istemediğini belirttiği; bu nedenle tedavinin sonlandırıldığı, 13/02/2016 tarihinde saat 06.50 sıralarında Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından yapılan genel kontrol sırasında müteveffanın kaldığı çoklu koğuşun havalandırmasına açılan kapı koluna kaşkolunu bağlayarak kendisini merdivenlerden aşağı bırakarak asması sonucu vefat ettiği görülmüştür
Dava konusu olayda, davacılar tarafından müteveffanın öngörülebilir intiharının önlenememesi sonucu yaşamını yitirmesi ve olayla ilgili ceza soruşturmasının ayrımcılık saikiyle etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ve yaşam hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 2018/32651 Başvuru Numaralı ve 06/10/2021 tarihli kararda; "...54. Somut olayda yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde öncelikle Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin A.B.nin kendini öldürme riskini bilip bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konması, riski bildikleri veya bilmeleri gerektiği sonucuna varılması hâlinde ise A.B.nin hayatının korunması ve kendisine zarar vermemesi açısından gerekli önleyici tedbirleri alıp almadıklarının tespiti gerekmektedir.
....
-
Ceza İnfaz Kurumu psikiyatri doktorunun A.B.nin suisidal düşüncelerinin bulunduğunu, psikiyatri polikliniğine sevkinin uygun olduğunu çeşitli tarihlerde düzenlediği sevk kağıtlarında belirtilmesi ve A.B.ye uyum bozukluğu ve depresif bozukluk teşhisi koyması karşısında yetkililerin A.B.nin kendini öldürme riski olduğunu bilmedikleri söylenemez. Daha önce de bir kere intihara teşebbüs ettiğinin koğuş arkadaşlarınca ifade edildiği dikkate alındığında A.B.nin kendisine zarar vermemesi için yetkililerin önleyici tedbirler alması gerektiği ortadadır.
-
Bu durumda Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin A.B.nin sağlık durumunu takip ederek kontrol altında tutmaya çalışmaları ve bir hastanenin psikiyatri polikliniğine sevkini uygun görüldüğü şekilde gecikmeksizin sağlamaları, A.B.yi kendi iradesine bırakmadan kendisine zarar vermesini önlemek amacıyla koğuş ve havalandırma bölümünün belirli aralıklarla infaz ve koruma memurlarınca kontrol edilmesi, A.B.nin tutum ve davranışlarının takip edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
-
Dolayısıyla kendisine zarar verme ihtimalini en aza indirecek tedbirlerin alınması gerektiği halde A.B.nin yaşamının korunması için gerekli olan tüm makul tedbirlerin alınmadığı sonucuna varılmıştır.
......
-
Başvurucular, A.B.nin hastaneye kaç kere sevk edildiğinin, A.B.ye ne tür tedaviler uygulandığının Başsavcılık tarafından araştırılmadığını, beyanlarının alınmadığını yakınlarının ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüşlerdir.
-
Somut olayda Başsavcılık ölüm sebebinin ası yolu ile intihar olduğunu, şüphelilerin ihmallerinin bulunmadığını belirterek intiharın öngörülebilir olup olmadığı ile tedbir alınıp alınmadığı hususlarında hiçbir araştırma, değerlendirme, gerekçelendirme yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
...
-
Başsavcılıkça Ceza İnfaz Kurumu idarecilerinin bu ve benzeri nitelikte ağır sonuçlar doğurabilecek olaylara karşı ilgili personele eğitim verip vermediği, personelin görev ve talimatları tam olarak yerine getirebilmesi için ilgili mevzuatı ve sonuçlarını personele tebliğ edip etmediği hususlarının araştırılmadığı, A.B. ile görüşen sağlık görevlilerinin beyanlarının alınmadığı, ölüm olayındaki etki ve kusur durumlarının tartışılmadığı, A.B.nin hastane psikiyatri polikliniğine sevkinin uygun olduğunun çeşitli tarihlerde yapılan muayeneler sonrasında açıkça belirtilerek bu konuda sevk kâğıdı düzenlendiği hâlde sevk işleminin gerçekleştirilmemesinin sebebinin araştırılmadığı anlaşılmıştır.
-
Dolayısıyla Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmada ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konulamadığı, etkili bir soruşturma yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
.....
-
İncelenen başvuruda başvuruya konu Başsavcılık soruşturmasında ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konulamadığı, yürütülen soruşturmanın teoride olduğu gibi fiilen de hesap verilebilirliği sağlayamadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yaşamı koruma yükümlülüğünün ve yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Buna göre ihlalin soruşturma makamlarının ve idarenin eylemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
-
Bu durumda yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
-
Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden soruşturma yapılması suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara müştereken net 50.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir..." gerekçesiyle yaşamı koruma yükümlülüğünün ve yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilerek yeniden soruşturma yapılmak üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına karar örneğinin gönderildiği ve davacılara 50.000,00 TL manevi tazminat verildiği görülmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta Bölge İdare Mahkemesince her ne kadar davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar tarafından Anayasa Mahkemesine olayla ilgili yapılan bireysel başvurusu sonucu yaşamı koruma yükümlülüğünün ve yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiği yolunda karar verildiği görülmüş olup, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine yeniden yapılacak soruşturmanın sonucu ve davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı dikkate alınarak yeniden bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki temyize konu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
-
Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
-
… Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı