Danıştay 10. D 2023/7507 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/7507
27 Kasım 2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5073 E. , 2023/7507 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5073
Karar No : 2023/7507
DAVACI : ... Sağlık Eğitim Turizm Petrol İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : ...
2. ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin, 09/10/2019 tarih ve 30913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesi ile değişik 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Özel göz dal merkezi sahibi olan davacı şirket tarafından, dava konusu düzenleme ile getirilen aylık muayene sınırının hukuka aykırı olduğu, önceki Tebliğ’de böyle kısıtlayıcı hükümlerin yer almadığı, ameliyat sayısına bağlı olarak aylık kotadan düşürülmesinin diğer branşlarda bulunmazken sadece göz hastalıklarında uygulandığı, Sağlık Uygulama Tebliğinde davalı idarenin herhangi bir cerrahi disiplinde ameliyat için harcanan süreyi muayene süresi için parametre olarak kullanmazken göz branşında hangi ilmi ve tıbbi gerekçelerle kullandığının anlaşılamadığı, bu konuda yetkili olan Sağlık Bakanlığının cerrahi branşlarda ameliyat süreleri ile ilgili usul ve esasları belirlemediği, bu açıdan bakıldığında dava konusu düzenlemenin göz branşı bakımından haksızlığa ve eşitsizliğe sebebiyet verdiği, aynı zamanda önceki Tebliğ hükümlerinde kadrolu ve kadro dışı hekimler için hasta sayısı belirlenirken, yeni düzenleme ile kadro dışı ve geçici çalışan hekimler için hasta sayısının tanımlanmadığı, kadro dışı ve geçici çalışan hekimlerin kadrolu hekimler için tanımlanan 1050 sayısına dahil edildiği, yani kadro dışı ve geçici çalışan hekimler için hasta kotasının belirlenmediği, bu düzenlemenin de yalnızca göz hastalıkları branşı için geçerli olduğu, kotası sınırlandırılmış olan göz tıp merkezlerinin bu uygulama ile hasta kotalarının daha da aşağı çekildiği, bu durumun kabul edilemez ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Sağlık Bakanlığı tarafından; 5510 sayılı Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ait ücretler ile tedavi yardımlarının verilmesine ilişkin usul ve esasların Sağlık Uygulama Tebliğ ile yayımlandığı, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından Kurumca ödenecek bedellerin belirlendiği, bahse konu Komisyonun sekretaryasının diğer davalı Sosyal Güvenlik Kurumunca yürütüldüğü, söz konusu düzenlemeye ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan incelemeler neticesinde göz hastalıkları branşında yapılan bazı işlemlerin sağlık hizmeti sunucuları tarafından çok sık fatura edildiğinin tespit edildiği belirtilerek suistimallerin önüne geçebilmek amacıyla belirtilen işlemler için bilimsel veriler ışığında bir göz hastalıkları uzmanı tarafından bir günde hangi ameliyat ve operasyondan en fazla ne kadar yapılabileceğine dair kıstaslar getirilerek sayı sınırlamasına gidilmesine yönelik yapılacak değişikliklere esas görüşlerinin talep edildiği, buna istinaden bilimsel komisyon oluşturularak gerekli belirlemelerin yapılıp Sosyal Güvenlik Kurumuna iletildiği, anılan düzenleme ile tıp biliminin genel ilkeleri, hastaya ayrılması gereken süre ve hekimin çalışma zamanı göz önünde bulundurularak bir hekim tarafından ayda bakılabilecek hasta sayısı ile günlük yapılabilecek bazı işlemlerin sayılarının belirlendiği, böylece yersiz muayene işlemlerinin önlenmesinin ve hastaya gerekli zamanın ayrılmasının sağlanmasının amaçlandığı, serbest meslek icrasında bulunanların Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmeli merkezlerde, Sosyal Güvenlik Kurumuna tedavi bedellerini fatura etmemek koşulu ile çalışabilmelerinin mümkün olduğu, dava konusu Tebliğ hükümlerinin Sosyal Güvenlik Kurumunca Anayasanın 65. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’da öngörülen kriterler esas alındıktan sonra gerekli çalışmalar yapılarak hazırlanmış olduğu, işlemlerin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından; usul yönünden, öncelikle davacının iptal davasını açmakta meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin olup olmadığının resen tetkiki ile yoksa davanın menfaat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, yine davanın süresinde açılıp açılmadığının re'sen tetkiki ile süresinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; esas yönünden, 5510 sayılı Kanun çerçevesinde finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Sağlık Bakanlığının da görüşünü alarak belirlemeye yetkili oldukları, sağlık yardımları karşılanan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin ödenecek bedelleri 5510 sayılı Kanun'un 63. ve 72. maddesi hükümleri doğrultusunda kurulan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun belirlemeye yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandıracağı, Komisyonun 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesini dikkate almak suretiyle ve konusunda uzman ilgili branş hekimlerinin görüşlerini de alarak değerlendirmekte olduğu, alınan kararların Sağlık Uygulama Tebliği ile yayımlandığı, bahse konu Tebliğ'in Kurumlarının tek taraflı yaptığı bir düzenleme olmadığı, ilgili tüm tarafların uzlaşısıyla hazırlanan bir tebliğ olduğu, dava konusu düzenlemeler ile göz hastalıkları branşında bazı işlemlerin bir hekim tarafından günde kaç adet yapılabileceğinin tespiti amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan çalışma doğrultusunda tespit edilen işlem süreleri baz alınarak bazı göz işlemleri için günlük sınırlamalar getirildiği, dava konusu olan göz hastalıkları branşında yapılan düzenlemelerin 30/09/2019 tarih ve 2019/5 sayılı Fiyatlandırma Komisyonunda alınan kararlar doğrultusunda yayımlandığı, düzenlemenin usul ve mevzuata aykırı olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın konusu düzenlemenin kısmen iptaline, kısmen de davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Çorum ilinde faaliyet gösteren Özel ... Göz Merkezi sahibi olan davacı Şirket tarafından 9.10.2019 gün ve 30913 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 1'inci maddesinin 1'inci fıkrasının a bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen iddialar, yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usûl ve esaslara yer verilmiş, ikinci fıkrasında, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu; ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınmasının (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı, Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, Komisyonların çalışma usûl ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 107'nci maddesinde ise, Kuruma yönetmelik ile düzenleme yapmak için genel bir yetki verildiği görülmektedir.
Anılan Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış ve Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin (kk) bendinde; "Tebliğ, Kanun'un genel sağlık sigortasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasını içeren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği," olarak tanımlanmış, 45'inci maddesinde de, bu Tebliğde yer alacak hususlar gösterilmiştir.
Aynı Kanunun 72'nci maddesinde ise, 65'inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği, 63'üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine göre, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun; finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen ödenecek bedelleri göstermek amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğini yayımlamaya yetkili bulunmaktadır.
Bu doğrultuda finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, mâliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi gibi kriterlerin dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu Tebliğin 1'inci maddesi ile Sağlık Uygulama Tebliğinin 2.4.4.I maddesinde düzenlemeler yapılarak dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve anılan maddeye 5 ve 6'ncı fıkralar eklenmiş olup, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 1'inci maddesiyle değişik 2.4.4.I maddesinin dava tarihinde yürürlükte bulunan 4'üncü fıkrasında; "Özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında kadrolu ve Kurumumuz ile sözleşme kapsamında çalışan her bir hekimin aylık muayene sayı sınırı (acil servis/polikliniğe başvurular hariç olmak üzere) 1050 olup göz hastalıkları branşına ayaktan başvurularda özel sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene kota sınırı ise, sağlık hizmeti sunucusunda kadrolu ve Kurumumuz ile yapılan sözleşme kapsamında çalışan hekim sayısının 1050 ile çarpılması sonucu bulunur. SUT eki EK-2/B Listesindeki 617340, 617341, 617342 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P617340, P617341, P617342 kodlu işlemlerin yapılması halinde her bir işlem için sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene sınırından 7 (yedi) muayene düşülerek yeni aylık muayene sayısı hesaplanır. SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerin yapılması halinde ise her bir işlem için sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene sınırından 14 (on dört) muayene düşülerek yeni aylık muayene sayısı hesaplanır. SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerden bir göz hastalıkları uzman hekimi günlük en fazla toplam 8 adet, bir sağlık hizmeti sunucusu ise en fazla toplam 16 adet Kuruma fatura edebilir." kuralı getirilmiştir.
Davacı Şirket tarafından, kuruluşlarının, göz sağlığı alanında faaliyette bulunan özel sağlık merkezi niteliğinde olduğu, dava konusu değişiklik ile davalı idarenin haksız bir şekilde şirketin ana çalışma konusu üzerinde değişiklik yoluna giderek sınırlamalar yaptığı, uygulamanın diğer branşlara getirilmezken sadece göz hekimlerine getirilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali istemiyle dava açılmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin 2019/11863 esasına kayıtlı dosyada verilen 9.7.2020 tarihli ara kararı ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığından, dava konusu düzenlemelere ilişkin Sağlık Bakanlığının görüşünün alınıp alınmadığının ve anılan değişiklikler yapılırken Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun 30/09/2019 tarihli ve 2019/5 sayılı komisyon kararında hangi ölçütlerin göz önünde bulundurulduğu ile kararın bilimsel ve tıbbi dayanaklarının sorulması üzerine, Sağlık Bakanlığı tarafından 5.10.2020 tarihli cevaben gönderilen yazıyla, dava konusu düzenlemelere ilişkin olarak göz hastalıkları branşından bazı işlemlerin bir hekim tarafından günde kaç adet yapılabileceğinin tespiti amacıyla bir çalışma yapılarak davalı Sosyal Güvenlik Kurumuna iletildiği, tespit edilen bu işlem süreleri baz alınarak göz işlemleri için günlük sınırlama getirilebileceği bildirilmiştir.
Bu itibarla, bilimsel veriler dikkate alınarak ve bir göz hastalıkları uzmanı tarafından bir günde yapılabilecek işlemlere dair sayı sınırlamasına gidilerek, özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında yapılan işlemler bakımından aylık muayene kota sınırı getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan Yine, Dairenin 18/12/2019 tarihli ara kararı gereği dosyaya sunulan hekim çalışma belgelerinde, "geçici olarak" Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasına istinaden çalışmanın uygun görüldüğü, böylece "geçici olarak" şeklinde bir çalışma şekline yer verildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışma şekillerini de düzenleyen (Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik vb.) mevzuatta, bu yerlerde çalışan hekimlerin çalışma şekillerinin kural olarak kadrolu çalışma şeklinde olduğu, bununla birlikte anılan mevzuatta kadrolu çalışma şekli dışında kadro dışı geçici çalışma, istisnai çalışma gibi çalışma şekillerine de yer verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlığa konu 4. Fıkra da yer alan düzenleme ile; aylık muayene kota sınırının, özel sağlık kuruluşunda kadrolu çalışmakta olan hekim sayılarının baz alınarak belirlendiği, özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında kadro dışı geçici statüde çalışan hekimlerin yapılan hesaplamaya dahil edilmediği görülmektedir.
Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerden, dava konusu düzenlemelerden önce Sağlık Bakanlığından; bir göz hastalıkları uzmanı tarafından bir günde hangi ameliyat ya da operasyondan en fazla kaç adet yapılabileceğine dair kıstaslar getirilerek sayı sınırlamasına gidilip gidilmeyeceği ve Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen göz ameliyatı faturalarında sıklıkla sorun tespit edilen hastaneler için Kurum zararının oluşmasını engellenmesi amacıyla hakem hastanelerin devreye sokulup sokulamayacağı ve bu yönde mevzuatta değişiklik yapılması hususlarında görüşlerinin sorulduğu, ancak "kadrolu" hekim bakımından Sağlık Bakanlığından alınmış herhangi bir görüş bulunmadığı ve davalı idare tarafından, muayene kota sınırının neden sadece kadrolu hekimler baz alınmak suretiyle belirlendiğine ilişkin bilimsel bir açıklama veya somut bir neden de sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bir göz hastalıkları uzmanı tarafından bir günde yapılabilecek işlemlere dair sayı sınırlamasına gidilerek özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında yapılan işlemler bakımından aylık muayene kota sınırı getirilmesine yönelik bir işleyişin kabulünde hukuki isabetsizlik bulunmamakta ise de, özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında çalışan her bir hekimin aylık muayene sayı sınırının ve göz hastalıkları branşına ayaktan başvurularda özel sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene kota sınırının, sağlık hizmeti sunucusunda sadece "kadrolu" çalışan hekimlerin dikkate alınması suretiyle belirlenmesinde, Sağlık Bakanlığının görüşünün alınmaması ve bu sınırlamanın hukuki gerekçelerinin davalı idarelerce açıklanamaması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Kaldı ki; 28.4.2021 gün ve 31468(Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 3'üncü maddesiyle yapılan değişiklikle, "kadrolu" ibaresi madde hükmünden çıkarılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 9.10.2019 gün ve 30913 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 1'inci maddesinin 1'inci fıkrasının a bendinde yer verilen "kadrolu" ibaresi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davanın diğer kısımların ise, reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nde, 09/10/2019 tarih ve 30913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesi ile yapılan değişiklikler çerçevesinde, Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş, yapılan değişikliğin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, davacının davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin, özel sağlık kuruluşlarında kadro şartı aranmaksızın geçici çalışma hakkı tanınan göz hastalıkları uzmanı hekimlere mahsus kota tanımlanmaması ve hasta bakma kotasından yalnızca özel sağlık sunucusunun kadrolu hekimlerinin yararlanabilecek duruma getirilmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu, ayrıca aylık muayene kotasının kısıtlanmasında esas alınan muayene süresi kriterinin bilimsel bir dayanağının olmadığı, anılan değişikliğin özel sağlık sunucularına yönelik sınırlamalar içermesi nedeniyle sağlık hakkına erişimi engellediği gibi çalışma hakkına müdahale niteliği de taşıdığı ileri sürülmüştür.
Bu çerçevede, göz hastalıkları uzman hekimine yönelik kadro koşulunun, kadro dışı geçici statüde hekim çalıştıran özel sağlık kuruluşlarında bu hekimlerce yapılan muayene ve tedavilerin Kurumca finanse edilmemesi sonucunu doğurması, ayrıca özel sağlık hizmeti sunucusuna yönelik muayene ve fatura kotaları ile faturalandırılacak işlemlerin sayı ve oranlarına ilişkin sınırlandırılmaların Kurumca finanse edilecek sağlık hizmetlerini kısıtlaması nedeniyle özel sağlık hizmet sunucularını doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu, dolayısıyla davacının işbu davayı açmakta hukuken menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun aksi yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Yine davalı idare tarafından davanın süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Tebliğ'in 09/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, 60 günlük dava açma süresinin son günü olan (08/12/2019 tarihinin Pazar gününe rastlaması nedeniyle) 09/12/2019 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmekte olup, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usûl ve esaslara yer verilmiş; ikinci fıkrasında, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu; ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınmasının (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı; Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, Komisyonların çalışma usûl ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmış; 72. maddesinde, 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği, 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamağı, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonları, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmamasını, kanıta dayalı tıp uygulamalarını, maliyet-etkililik ölçütlerini ve genel sağlık sigortası bütçesini dikkate almak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş; 107. maddesinde ise, Kuruma yönetmelik ile düzenleme yapmak için genel bir yetki verilmiştir.
Anılan Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (kk) bendinde, "Tebliğ, Kanun'un genel sağlık sigortasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasını içeren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği" olarak tanımlanmış; 45. maddesinin 1. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin, Kanunun 63. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerine göre Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin neler olduğunu, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile ödeme usul ve esaslarını, Kanunun 63. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre sağlanacak sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, Kurumca finansmanının sağlanmasına ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslarını, Kanunun 65. maddesi gereği ödenecek yol gideri, gündelik ve refakatçi giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esaslarını, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu kararlarını, Kurumca uygun görülen diğer hususları kapsayacağı kuralına yer verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun; finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen ödenecek bedelleri göstermek amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğini yayımlamaya yetkili olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finansmanı sağlanacak sağlık hizmetinin teşhis ve tedavi yöntemleri, türleri, miktarları ve ödeme usul ve esasları belirlenirken Sağlık Bakanlığının görüşünün alınması; ayrıca Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde sayılan, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, mâliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi gibi kriterlerin dikkate alınması suretiyle karar verilmesi yasal bir zorunluluktur.
09/10/2019 tarih ve 30913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesi ile; 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrası, "Özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında kadrolu ve Kurumumuz ile sözleşme kapsamında çalışan her bir hekimin aylık muayene sayı sınırı (acil servis/polikliniğe başvurular hariç olmak üzere) 1050 olup göz hastalıkları branşına ayaktan başvurularda özel sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene kota sınırı ise, sağlık hizmeti sunucusunda kadrolu ve Kurumumuz ile yapılan sözleşme kapsamında çalışan hekim sayısının 1050 ile çarpılması sonucu bulunur. SUT eki EK-2/B Listesindeki 617340, 617341, 617342 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P617340, P617341, P617342 kodlu işlemlerin yapılması halinde her bir işlem için sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene sınırından 7 (yedi) muayene düşülerek yeni aylık muayene sayısı hesaplanır. SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerin yapılması halinde ise her bir işlem için sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene sınırından 14 (on dört) muayene düşülerek yeni aylık muayene sayısı hesaplanır. SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerden bir göz hastalıkları uzman hekimi günlük en fazla toplam 8 adet, bir sağlık hizmeti sunucusu ise en fazla toplam 16 adet Kuruma fatura edebilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu düzenlemelerin, Kurum tarafından yapılan incelemeler kapsamında göz hastalıkları branşındaki bazı işlemlerin sağlık hizmeti sunucuları tarafından çok sık fatura edildiğinin tespit edilmesi üzerine, olası bir kötüye kullanımı engellemek ve Kurum bütçesini en etkin, verimli şekilde kullanmak amacıyla getirildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu 4. fıkrada, Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edilebilecek işlemleri yapan göz hastalıkları uzmanı hekimler bakımından "kadrolu" olma şartının koşulduğu, Kurum ile sözleşmeli özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında yapılan işlemler bakımından hem kadrolu uzman hekim hem de özel sağlık hizmeti sunucuları için aylık muayene kotası (sayı sınırı) getirildiği ve bazı işlemlerin bu kotada eksilmeye neden olacağının öngördüldüğü, ayrıca hem kadrolu uzman hekimler hem de özel sağlık hizmeti sunucuları için belirli işlemler yönünden fatura sayısı sınırı konulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirket tarafından, dava konusu düzenleme ile getirilen aylık muayene sınırının hukuka aykırı olduğu, ameliyat sayısına bağlı olarak aylık kotadan düşürülmesinin diğer branşlarda bulunmazken sadece göz hastalıklarında uygulandığı, Sağlık Uygulama Tebliğinde davalı idarenin herhangi bir cerrahi disiplinde ameliyat için harcanan süreyi muayene süresi için parametre olarak kullanmazken göz branşında hangi ilmi ve tıbbi gerekçelerle kullandığının anlaşılamadığı, bu konuda yetkili olan Sağlık Bakanlığının cerrahi branşlarda ameliyat süreleri ile ilgili usul ve esasları belirlemediği, bu açıdan bakıldığında dava konusu düzenlemenin göz branşı bakımından haksızlığa ve eşitsizliğe sebebiyet verdiği, aynı zamanda önceki Tebliğ hükümlerinde kadrolu ve kadro dışı hekimler için hasta sayısı belirlenirken, yeni düzenleme ile kadro dışı ve geçici çalışan hekimler için hasta sayısının tanımlanmadığı, kadro dışı ve geçici çalışan hekimlerin kadrolu hekimler için tanımlanan 1050 sayısına dahil edildiği, yani kadro dışı ve geçici çalışan hekimler için hasta kotasının belirlenmediği, bu düzenlemenin de yalnızca göz hastalıkları branşı için geçerli olduğu, kotası sınırlandırılmış olan göz tıp merkezlerinin bu uygulama ile hasta kotalarının daha da aşağı çekildiği ileri sürülmüştür.
Dava dosyasının incelenmesinden, Sağlık Bakanlığınca dava konusu düzenlemelere ilişkin olarak göz hastalıkları branşından bazı işlemlerin bir hekim tarafından günde kaç adet yapılabileceğinin tespiti amacıyla bir komisyon kurulmak suretiyle çalışma yapılarak diğer davalı Sosyal Güvenlik Kurumuna iletildiği, bu kapsamda tespit edilen işlem süreleri baz alınarak göz işlemleri için günlük sınırlama getirilebileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, Sağlık Bakanlığı tarafından göz hastalıkları uzmanlarından oluşturulan komisyonca bilimsel veriler ışığında bir göz hastalıkları uzmanının bir günde yapabileceği işlem sayısının tespiti üzerine davalı Kurumca bu veriler doğrultusunda gerek hekim gerekse sağlık kuruluşu yönünden sayı sınırlamasına gidilerek özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında yapılan işlemler bakımından aylık muayene kotası (sayı sınırı) getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim, bahse konu (hekim ve özel sağlık kuruluşuna yönelik) muayene kotaları, dava konusu düzenlemeyle aynı Resmi Gazete nüshasında yayımlanan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun 30/09/2019 tarihli ve 2019/5 sayılı kararıyla da aynen benimsenmiştir.
Ayrıca, aynı fıkrada SUT eki EK-2/B Listesindeki 617340, 617341, 617342 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P617340, P617341, P617342 kodlu işlemlerin yapılması halinde her bir işlem için sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene sınırından 7 (yedi) muayene düşülerek yeni aylık muayene sayısı hesaplanacağı; SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerin yapılması halinde ise her bir işlem için sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene sınırından 14 (on dört) muayene düşülerek yeni aylık muayene sayısı hesaplanacağı; SUT eki EK-2/B Listesindeki 602200, 616510, 616520, 616550, 616780, 616790, 616800, 616810 kodlu işlemler ile EK-2/C Listesindeki P602200, P616510, P616520, P616550, P616780, P616790, P616800, P616810 kodlu işlemlerden bir göz hastalıkları uzman hekiminin günlük en fazla toplam 8 adet, bir sağlık hizmeti sunucusunun ise en fazla toplam 16 adet Kuruma fatura edebileceği de düzenlenmiş; Sağlık Bakanlığınca, göz hastalıkları uzmanlarından oluşturulan komisyon çalışmasında, yukarıda sayma suretiyle sayılan SUT kodlu işlemlerin cerrahi müdahale (ameliyat) işlemi olduğundan uygulama sürelerinin, göz hastalıkları branşında yer alan diğer işlemlerin olağan uygulama sürelerinden daha uzun süreceği belirtilmiş olup, anılan SUT kodlu işlemlerin hastaya uygulanması halinde muayene kotasının yukarıda belirtilen şekilde hesaplanarak yeni aylık muayene sayısının hesaplanmasının sağlık ve tedavi hizmetinin gereği gibi sunulmasının sağlanmasına yönelik olduğu ve bu haliyle hukuka uygun bulunduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışma şekillerini de düzenleyen (Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik vb.) mevzuatta, bu yerlerde çalışan hekimlerin çalışma şekillerinin kural olarak "kadrolu çalışma" şeklinde olduğu, bununla birlikte anılan mevzuatta kadrolu çalışma şekli dışında "kadro dışı geçici çalışma", "istisnai çalışma" gibi çalışma şekillerine de yer verildiği görülmektedir.
Davacının hukuka aykırılık iddiaları da göz önünde bulundurularak, Dairemizin 2019/11863 esasına kayıtlı dosyasında yapılan 09/07/2020 tarihli ara kararıyla, dava konusu düzenlemede yer alan "kadrolu" ibareleriyle özel sağlık kurum ve kuruluşlarında kadrolu çalışma şekli dışında mevzuatın müsaade ettiği kadro dışı geçici çalışma, istisnai çalışma gibi diğer çalışma şekilleri ile çalışan hekimlerin yaptığı muayene ve diğer işlemlerin geri ödeme kapsamından çıkarılıp çıkarılmadığı sorulmuş; davalı Kurumca ara kararına cevaben gönderilen ve 18/09/2020 tarihinde kayda giren yazının incelenmesinden, dava konusu düzenlemeler ile getirilen aylık muayene kotasının özel sağlık kuruluşunda kadrolu çalışmakta olan hekim sayılarının baz alınması suretiyle belirlendiği, özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında kadro dışı geçici statüde çalışan hekimlerin yapılan hesaplamaya dahil edilmediği anlaşılmıştır.
Öncelikle, dava konusu düzenlemelerden önce Sağlık Bakanlığından; bir göz hastalıkları uzmanı tarafından bir günde hangi ameliyat ya da operasyondan en fazla kaç adet yapılabileceğine dair kıstaslar getirilerek sayı sınırlamasına gidilip gidilmeyeceği ve Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen göz ameliyatı faturalarında sıklıkla sorun tespit edilen hastaneler için Kurum zararının oluşmasını engellenmesi amacıyla hakem hastanelerin devreye sokulup sokulamayacağı ve bu yönde mevzuatta değişiklik yapılması hususlarında görüşlerinin sorulduğu, ancak "kadrolu" hekim bakımından Sağlık Bakanlığından alınmış herhangi bir görüş bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Aynı zamanda, davalı idare tarafından, muayene kotasının neden sadece kadrolu hekimler baz alınmak suretiyle belirlendiğine ilişkin bilimsel bir açıklama veya somut bir neden de sunulamamıştır.
Kaldı ki, Dairemizin E:2019/11863 sayılı dosyasına davalı Sağlık Bakanlığınca sunulan 05/10/2020 havale tarihli cevabında, mevzuata göre hekimlerin, özel sağlık kuruluşlarında kadrolu ya da kadro dışı geçici çalışmakta olduğu, ayrıca yaş haddi, kadrosuzluktan emeklilik gibi istisnai hallerde kadroluya eş değer geçici çalışabildikleri, kadrolu çalışma ile kadro dışı geçici çalışma arasında çalışma süreleri açısından farklılık bulunmadığı, hekimlerin kadrolu ya da kadro dışı geçici çalıştığı kuruluşlarla yaptıkları iş sözleşmeleri kapsamında çalışma saatlerinin belirlendiği belirtilmiş olup, kadrolu ve kadro dışı geçici çalışan hekimler arasında çalışma bakımından bir farklılık bulunmadığı bu konuda yetkili otorite olan Sağlık Bakanlığı tarafından da ortaya konulmuştur.
Bu durumda, özel sağlık hizmeti sunucusunda göz hastalıkları branşında çalışan her bir hekimin aylık muayene sayı sınırının ve göz hastalıkları branşına ayakta başvurularda özel sağlık hizmeti sunucusunun aylık muayene kotasının, sağlık hizmeti sunucusunda sadece "kadrolu" çalışan hekimlerin dikkate alınması suretiyle belirlenmesinde, Sağlık Bakanlığının görüşünün alınmaması ve bu sınırlamanın sebeplerinin davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından objektif, net ve anlaşılır şekilde ortaya konulamaması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.4.I maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "kadrolu" ibarelerinin iptali, fıkranın diğer kısımları yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından, sadece göz hastalıkları branşı için muayene kotası getirilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, dava konusu düzenleme ile uygulamada göz hastalıkları branşında yapılan işlemlerin faturalandırma aşamasında gerçekleşen suistimallerin önüne geçilerek kamu kurumunun zarara uğratılmasının önlenmesinin amaçlandığı, bu nedenle muayene kotasının diğer branşlar için yapılmamış olması, söz konusu düzenlemeyi hukuka aykırı hale getirmeyeceğinden iptali istenen düzenlemede eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
-
24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin, 09/10/2019 tarih ve 30913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 1. maddesi ile değişik 2. 4. 4. I maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "kadrolu" ibarelerinin İPTALİNE,
-
Dava konusu Tebliğin diğer kısımları yönünden DAVANIN REDDİNE,
-
Dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam . . . TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 2/3'ü olan . . . TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, . . . TL'sinin ise davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen . . . TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, . . . TL vekâlet ücretinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
-
Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine,
-
Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı