Danıştay 10. D 2023/6972 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/6972
16 Kasım 2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/9893 E. , 2023/6972 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9893
Karar No : 2023/6972
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 9. maddesinin 5. fıkrasında "süreli hapis cezasına hükümlü" ibaresine yer verildiği ve bu ibarenin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlendiği, dava konusu Yönetmelik hükmünün ise anılan Kanun hükmüne aykırı olarak terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların yasal haklarını kısıtlayan nitelikte düzenleme içerdiği belirtilerek hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinde hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına ilişkin usûl ve esasların Yönetmelik ile düzenlenebileceğinin belirtildiği, anılan Kanun hükmüne uygun olarak dava konusu Yönetmelik hükmüyle terör suçlarından hükümlü olanların açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilmeleri için mensup oldukları örgütten ayrılmalarının tespit edilmesinin gerektiği düzenlemesine yer verildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Çorum … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacı tarafından, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının (ç) bendinin değiştirilmesine ilişkin 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle açılmıştır.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında, "Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un Geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrasıyla; "Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere; a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların, b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların, c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 3l/l2/2017 tarihine kadar uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Ayrıca, 5275 sayılı Kanunun 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrası 14/04/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanunun 18'inci maddesi ile değiştirilmiş, anılan fıkra" aşağıdaki hâllerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir: a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar. c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler. d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar." şeklinde düzenlenmiş; 02/07/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrası 14/04/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanunun 67'nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
5275 sayılı Kanunun 107'nci maddesinde; "(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir."; 107'nci maddesinin 2'nci fıkrasında; "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.) Ancak, Türk Ceza Kanununun;(...), cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 01/01/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır."; 4'üncü fıkrasında; "Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler." hükmü getirilmiştir.
Yasakoyucu tarafından yukarıda yer verilen hükümle, koşullu salıverilmede, suçun niteliğine ve ceza süresine göre bir ayrıma gidilerek, cezaevindeki iyi hal dikkate alınmıştır.
Yasa koyucunun tanıdığı yetkiye istinaden hazırlanarak yürürlüğe konulan dava konusu Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde; "Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir." kuralı, aynı maddenin 2'nci fıkrasında; "Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca; a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması, b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanlar ile adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,”, c) 29/07/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/07/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması, ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır." kuralı, "Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" başlıklı 8'inci maddesinin 1'inci fıkrasının ç) bendinde; Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6'ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar, açık kurumlara ayrılamaz." kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, hükümlülerin; ceza ve güvenlik tedbirleri idarece alınmış kurumlarda, suçun niteliğine göre idarece belirlenen yer ve sürelerde cezalarının infaz edileceği açıktır. Bu kapsamda; kısa süreli ceza alan suçluların toplumdan çok fazla kopmadan cezasını çekmesi ve kapalı cezaevi şartlarının zorluğu, basit suçlardan ceza alan kişilerin kapalı cezaevi şartlarına maruz kalmasının engellenmesi gibi sebeblerle oluşturulan açık cezaevi infaz kurumlarında, iyi hali görülen ve cezasının infazının bitmesine belli bir süre kalan hükümlülerin iyileştirilmesi kapsamında çalıştırılmasına ve meslek edindirilmesine öncelik verilmektedir.
Bu durumda yasayla yapılan düzenlemede, suçun niteliği ve ceza süresi esas alınarak açık ceza kurumlarına ayrılma ve koşullu salıverilme düzenlenmiştir. Yalnızca ceza süresi üzerinden bir düzenlemenin dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Yasada bulunmadığı dikkate alındığında, Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrası ç bendinde idarenin takdir yetkisine, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve cezanın infazı için davacı Çorum … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir.
Koşullu salıverilme tarihi 09/05/2021 olan davacı tarafından, açık ceza infaz kurumuna ayrılma istemiyle yapılan başvuru Çorum … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca reddedilmiştir.
Davacı tarafından, idare ve gözlem kurulu kararına karşı yapılan itiraz … İnfaz Hâkimliğinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.
İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz ise ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … değişik iş sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacı tarafından, itirazın Ağır Ceza Mahkemesinde görüldüğü süreçte, 18/07/2019 tarihinde kayda giren dilekçe ile Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava konusu Yönetmelik maddesinde, kapalı kurumdan açık kuruma ayrılabilmek için terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların mensup oldukları örgütten ayrıldıklarının idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilmesi ve koşullu salıverilme tarihlerine bir yıldan az süre kalması şartlarına yer verildiği görülmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, "infazın temel ilkesi", ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerinin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması; 3. maddesinde, "infazın temel amacı", öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olarak açıklanmıştır.
Anılan Kanun'un, "Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 9. maddesinde, "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmış; dava konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği ve davacının başvurusunun reddedildiği tarihteki haliyle "Açık ceza infaz kurumları" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;
a) Kadın açık ceza infaz kurumları,
b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,
Şeklinde kurulabilir.
(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir... " hükmü; 14. maddesinin, 15/05/2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7242 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle yapılan değişiklikle eklenen 6. fıkrasında, "Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir." hükmü; "Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması" başlıklı 89. maddesinde, "(1) Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir." hükmü; "Koşullu salıverilme" başlıklı 107. maddesinde ise, "(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz,
Yıldır.
(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki,
Yıldır. Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz..." hükmü yer almaktadır.
05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un, dava konusu Yönetmelik'in Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında, "...(2) Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere;
a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların,
b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,
c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların,
cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 31/12/2017 tarihine kadar uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrası ile 6352 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 02/09/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin "Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) Hükümlülerden;
a) Toplam cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve yukarı olanlar ise onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,
b) Müebbet hapis cezasına mahkûm olup, koşullu salıverilme tarihine beş yıl veya daha az süre kalanlar,
c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar,
açık kurumlara ayrılabilir.
(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca;
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması,
b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,
c) 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/7/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması,
ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması,
şartı aranır.
(3) Birden fazla cezanın toplanarak infazı hâlinde, açık kuruma ayrılmada esas alınacak suç, koşullu salıverilme tarihine en az sürenin arandığı suçtur.
(4) Açık kuruma ayrılma süresini dolduranlar hakkında altı aylık deneme süresinin tamamlanması beklenmeden açık kuruma ayrılma kararı alınabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yönetmeliğin Dava Konusu 6. Maddesinin 2. Fıkrasının (ç) Bendinin İncelenmesi:
Dava konusu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihteki hâliyle Anayasa'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Kanun koyucunun, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle gösterileceği yolunda kural sevk etmek suretiyle davalı Adalet Bakanlığına açık ceza infaz kurumuna ayrılma kriterlerini tespit noktasında takdir yetkisi tanıdığı açıktır. Bununla birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, takdir yetkisinin kullanımı sınırsız olmayıp hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunmak zorundadır.
Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasında, genel kural belirlenerek hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılması; iyi halli olmaları, hapis cezalarının belirli bir süresini kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olmaları ve koşullu salıverilme tarihlerine belirli bir süre kalmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlanmış; kapalı ceza infaz kurumunda geçirilecek hapis cezasının süresi ile koşullu salıverilme tarihine kalan sürenin tayini ise, hükümlülerin işledikleri suçun niteliğine ve mahkum oldukları hapis cezasının süresine göre yapılmıştır. Maddenin 2. fıkrasında, ilk fıkrada düzenlenen genel kural dışında belirli suç türleri yönünden ek koşullar getirilmiş; bu kapsamda, fıkranın dava konusu (ç) bendinde, terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilen hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılması için koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalmış olması şartı getirilmiş, böylece bent kapsamında olan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılışları, gerek idare ve gözlem kurulunun tespit kararının aranması gerekse açık ceza infaz kurumuna geçiş tarihinin ileri bir tarihe alınması suretiyle genel kural kapsamındaki hükümlülere nazaran zorlaştırılmıştır.
5275 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinin incelenmesinden görüleceği üzere; “açık ceza infaz kurumları”, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar olarak; “kapalı ceza infaz kurumları”, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" ise, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmıştır. Buna göre, açık ceza infaz kurumları, çağdaş ceza infaz sistemlerine uygun olarak, hapis cezasının infazı bakımından, hükümlünün suçluluk nedeni, suç sicili, fizik ve ruhsal yeteneği ve sınırları, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâli ve hapis cezasının süresi de dikkate alınarak, iş ve çalışma esasına dayalı olarak kurulmuş olup, bu kurumlarda, hükümlülerin çalışmaları suretiyle iyileştirilmeleri ve meslek edinmeleri sağlanarak topluma yeniden kazandırılmaları amaçlanmıştır. Dolayısıyla, anılan ceza infaz kurumlarında kalacak hükümlülerin durumunun, bu kurumların niteliğiyle bağdaşır şekilde olması, hizmetin doğal sonucu ve gereğidir.
Ayrıca, koşullu salıverilme şartlarını düzenleyen kanun koyucu (5275 sayılı Kanun madde 107), hükümlülerin anılan haktan yararlanabilmeleri için iyi halli olmalarının yanı sıra işlenen suçun niteliğine ve mahkum olunan hapis cezasının süresine göre belirlenen asgari sürelerin kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmesi şartlarını birlikte aramış; böylece, genel olarak, hükümlülerin toplumsal hayata katılım sağlamaları anlamına gelen koşullu salıverilmelerini, 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen infazın temel amacı doğrultusunda, hükümlünün yeniden suç işlemeyeceği, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı bulunduğu, özetle ıslah olduğu kanaatinin oluşması koşuluna bağlamıştır.
Buna göre, cezalarını açık ceza infaz kurumunda çekebilecek hükümlülerin tespiti aşamasında, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarının nitelik ve koşullarının yanı sıra hükümlülerin işledikleri suçun niteliğinin, mahkum oldukları hapis cezasının süresinin ve ceza infaz kurumundaki tutumlarının (ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyup uymadıkları, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadıkları ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmedikleri, özetle suç işleme psikolojisinden uzaklaşarak kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılılık, toplumsal hayata uyumluluk yönleriyle iyileşme ve iyi hal gösterip göstermedikleri hususlarının) da göz önünde bulundurulması, 5275 sayılı Kanun'un lafzına ve amacına uygun olduğu gibi, açık ceza infaz kurumlarında firara karşı engellerin ve dış güvenlik görevlisinin bulunmadığı dikkate alındığında, kamu yararı ve hizmetin de gereğidir.
Başka bir ifadeyle, mevcut hak ve şartlarının iyileşmesi (açık görüş hakkı vb.) sonucunu doğurması sebebiyle hükümlüler yönünden ek bir hak olarak kabul edilen açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın, koşullu salıverilerek toplumsal hayata katılım sağlanmadan önceki aşamalardan biri olduğu da gözetildiğinde, açık ceza infaz kurumuna ayrılma kriterlerinin tespitinde, 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesine paralel olarak, iyi halli olma, kapalı ceza infaz kurumunda geçirilen süre ve koşullu salıverilme tarihine kalan süre ölçütlerinin esas alınmasında; bunlara ilaveten terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların, işledikleri suçun niteliği de gözetilerek ıslah için daha uzun süreye ihtiyaç duyacakları, toplum, devlet ve anayasal düzen bakımından tehdit/tehlike arz etmediklerinin tespit edilmesinin infazın temel amacına uygun olacağı kabul edilerek mensup oldukları örgütten ayrıldıklarının tespit edilmesi ve koşullu salıverilme tarihine 1 yıldan az süre kalması şartlarının aranmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu bentte, hükümlülerin mensup oldukları örgütten ayrıldıklarının "idare ve gözlem kurulu kararıyla" tespit edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; esasen bu tespitin kolluk ve istihbarat birimlerince sunulacak veriler ile soruşturma ve kovuşturma makamlarından alınacak bilgiler ışığında yapılacağı açık olup; idare ve gözlem kurulunun, hükümlülerin yalnızca infaz kurumundaki tutumlarına istinaden karar vermeyeceği gibi, söz konusu tespitin soruşturma ve kovuşturma makamlarının bu konudaki yetkisine müdahale olarak da değerlendirilemeyeceği, davaya konu düzenleme kapsamında idare ve gözlem kurulunca yapılacak tespitin sadece kendi görev alanıyla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Nitekim, dava konusu Yönetmelik'in yayımı tarihinden sonra 14/4/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinde yapılan değişiklikle, bu husus kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş ve terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet başsavcısının belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği hükme bağlanmak suretiyle idare ve gözlem kuruluna aynı konuda yetki verilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından, dava konusu kuralın, 5275 sayılı Kanun'un "Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 9. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir." hükmüne aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; anılan hükümde, süreli hapis cezasına hükümlülerin, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda veya kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde iyi halli olarak geçirmeleri gereken süre, toplam cezalarının üçte biri olarak belirlendikten sonra, bu koşulu yerine getirenlerin doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrılabileceğine yönelik bir hükme yer verilmediği, aksine açık ya da kapalı ceza infaz kurumu ayrımı yapılmaksızın "tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına" gönderilmelerine karar verilebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu Yönetmelik kuralının, dayanağı kanunla verilen takdir yetkisi kapsamında düzenleme getirdiği sonucuna varıldığından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, 5275 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında davalı idareye verilen yetkiye istinaden, işlenen suçun niteliği dikkate alınmak suretiyle açık ceza kurumlarına ayrılmaya ilişkin getirilen düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
-
02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
-
Adli yardım talebi kabul edilen davada, davanın reddine karar verildiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra adli yardım kararından dolayı davacıdan tahsili ertelenmiş olan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
-
Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı