SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay 10. D 2023/7548 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/7548

Karar Tarihi

27 Kasım 2023

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/9596 E. , 2023/7548 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2019/9596

Karar No : 2023/7548

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten; …,

…, …, … ve … adına velayeten …

VEKİLLERİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- …

VEKİLİ : Av. …

	               2.  … 

VEKİLİ : Av. …

	                3.  … 

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idare tarafından kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …'nın 26/06/2013 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle Gaziantep Nizip Devlet Hastanesinde ve Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uygulanan eksik ve yanlış tedaviler sonrası 29/06/2013 tarihinde vefat ettiği ileri sürülerek eşi … için 10.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, her bir çocuğu için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi -istinaf aşamasında maddi tazminata ilişkin miktar artırımı dilekçesi de verilmiştir- olmak üzere toplam 15.000,00 TL maddi, 350.000,00 TL manevi tazminatın 26/06/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporunda, ölüm olayı ile müteveffanın Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi arasında illiyet bağı bulunmadığı ve Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği hususunun ortaya konulduğu, bununla birlikte anılan raporda müteveffaya uygulanan tedavide eksiklik bulunduğunun da belirtildiği, dolayısıyla davacıların yakını için sunulan yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle duyulan sıkıntı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile eş ... için 40.000,00 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 165.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda da belirtildiği gibi davacılar murisinde tespit edilen pelvis kırığının ağırlığı ve özellikleri dikkate alındığında, Dr. … tarafından taburcu edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, hastanın yakınları tarafından Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi sonrası kendi araçlarıyla hemen Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüş olmasının davalı idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırmayacağı, nitekim davacılar murisinin Şanlıurfa iline ulaştığında derhal yoğun bakıma alındığı ve 3 günlük tedavi süreci sonrası ölümün gerçekleştiği, bu durumun davacılar murisinin Nizip-Şanlıurfa arası kendi imkanlarıyla yaptığı yolculuk sırasında sağlık durumunun bozulduğunu gösterdiği, davacılar murisinin taburcu edilmesi ya da ambulans ile nakil edilmemesi şeklinde idari hizmetin kötü işletildiğinin açık olduğu, ölüm olayının gerçekleşmesinde %100 kusurlu olan idarece davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin karşılanması gerektiği; İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davacıların maddi tazminata ilişkin istinaf başvurularının kabulüne, hesap raporu alınmasının ardından verilen miktar artırımı dilekçesi doğrultusunda toplam 55.946,98 TL maddi tazminatın davacılara ödenmesine, manevi tazminata ilişkin tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, meydana gelen zarar ile idari eylem arasında illiyet bağı bulunmamasına rağmen tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda da idareye atfı kabil herhangi bir kusur tespit edilmediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; müteveffa …'nın 26/06/2013 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrası sabah saatlerinde Nizip Devlet Hastanesine getirildiği, parmakta açık kırık nedeniyle ortopedi uzmanı -müdahil- ... tarafından ameliyat edildiği, ayrıca tomografi incelemelerine göre lomber vertebra ve pelvis kırıklarının mevcut olduğu, beyin cerrahisi ve üroloji bölümlerinden konsültasyon istendiği, öneri üzerine korse ile takip edildiği, saat 15.30 civarında yakınları tarafından Hastaneden çıkarıldığı, yaklaşık 2 saat sonra Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine giriş yaptığı, acil röntgen ve biyokimya tetkiki istendiği, ilgili uzmanlarca yapılan muayeneden sonra acil cerrahi girişim planlanmadığı, yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için Özel OSM Ortadoğu Hastanesine sevk edildiği, 3 gün sonra takibi esnasında solunum yetmezliği gelişmesinin ardından vefat ettiği, olayda hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun ardından uzlaşma teklifinin reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda; "kişide tespit edilen pelvis kırığının ağırlığı ve özellikleri dikkate alındığında; Dr. ... tarafından taburcu edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, ancak hastanın yakınları tarafından Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesi sonrası hemen Şanlıurfa Eğitim Araştırma Hastanesine götürüldüğü, burada yapılan tetkiklerle kişinin uygun takip ve tedavisine rağmen 3 gün sonra hastanede 29/06/2013 günü öldüğü cihetle; kişinin ölüm olayında 26/06/2013 tarihinde Nizip Devlet Hastanesinden taburcu edilmesinin etkisinin ve katkısının olduğunun tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin taburcu edildikten sonra ailesi tarafından götürüldüğü Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait ayrıntılı tıbbi belge düzenlenmemiş olduğu, sadece laboratuvar tetkik raporları bulunduğu, hemogram takibi yapıldığı ve yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle hastanın Özel OSM Ortadoğu Hastanesine sevk edildiği anlaşıldığından, Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan tıbbi muayene ve takip işlemlerinde görev alan doktor ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği" yönünde görüş bildirilmiştir.

İdare Mahkemesince anılan rapor doğrultusunda olayda meydana gelen netice yönünden illiyet bağı ve hizmet kusurunun bulunmadığı yönündeki yukarıda aktarılan gerekçeyle maddi tazminat istemlerinin reddine; sunulan yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle duyulan sıkıntı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla uğranılan manevi zararın tazmin edilmesi gerektiği yönündeki gerekçeyle ise manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Taraflarca karşılıklı olarak istinaf yoluna başvurulması üzerine, aynı raporun Bölge İdare Mahkemesince farklı şekilde değerlendirilmesi neticesinde davacıların maddi tazminat istemlerinin de kabulüne karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda aktarılan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporun değerlendirilmesi suretiyle karar verilmiş ise de; temyiz başvurusunda bulunulmasının ardından davalı idare tarafından verilen 24/05/2022 tarihinde kayda giren dilekçeyle Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen rücu davası (E:…) kapsamında düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporun dosyaya sunulduğu, söz konusu raporda; "kişinin 26/06/2013 tarihinde Nizip Devlet Hastanesine başvurusunda el kemik kırıkları ve pelvis kırığı nedeniyle ortopedi servisine yatırıldığı, kişinin yatışı sırasında el parmaklarında mevcut açık kırık nedeniyle opere edilmesinin uygun olduğu ve operasyonun endikasyonu bulunduğu, mevcut lomber kırıklara yönelik ve idrar şikayetlerine yönelik hastanın ilgili branş hekimlerine konsülte edilmesinin ve onların önerileri doğrultusunda serviste korse ile takibine devam edilmesinin uygun olduğu, her ne kadar müşteki ifadelerinde aynı gün davalı hekimce kişinin taburcu edildiği ifade edilse de; hastanın yakınları tarafından Hastaneden izinsiz olarak götürüldüğüne dair 26/06/2013 tarihli tutanak tutulmuş olduğu dikkate alındığında, hastanın izinsiz olarak Hastaneden götürülerek davalı hekimin kontrolünden çıkmış olduğu dikkate alındığında, Ortopedi Uzmanı Dr. ...'un uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası tespit edilmediği" yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.

Ayrıca, UYAP'ta yapılan araştırmadan, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "...-sanığın- hasta yakınlarının hastalarını ısrarla hastaneden götürmek istemeleri üzerine hasta yakınlarını uyardığı ancak hasta yakınlarının daha sonra taburcu evraklarının düzenlenmesini dahi beklemeden sedye ile kendi imkanları ile hastayı hastaneden doktorların izni ve bilgisi olmadan götürdükleri, bu hususun olay tarihinde tutulan 26/06/2013 tarihli Nizip Devlet Hastanesi ortopedi servisi başlıklı tutanak ile tutanak altına alındığı ve hemşireler ve doktor tarafından imzalandığı, bu tutanak altında imzası bulunan H. K. ile M. E. S.'nin tanık sıfatıyla dinlendiği, tanıkların beyanlarında tutanağı kendilerinin düzenlediklerini, hasta yakınlarının herhangi bir evrak düzenlemelerine dahi fırsat vermeden hastalarını apar topar hastaneden götürdükleri, daha sonra hasta ayrıldıktan sonra hasta yakınlarından birisi tarafından e-reçete sistemine göre başka bir hastaneye yatışın yapılabilmesi için bu hastaneden taburcu işlemlerinin yapılması gerektiğinden bahisle başvurunun yapıldığı, bu başvuruya istinaden de zaten hastaneden ayrılmış olan hastanın taburcu işleminin yapıldığı, bu durumun da tutanak altına alındığını ifade ettikleri, tanık beyanları ve tutanaktan da anlaşılacağı üzere sanığa taburcu işleminin yapılmasına ve akabinde hastanın vefatı nedeniyle herhangi bir atfedilecek durumun olmadığı, tamamen sistem üzerinden zorunlu olarak taburcu işleminin yapıldığı, sanığın taburcu evrakında imzasının bulunmadığı, bu suretle de müteveffanın zarara uğramasına sanığın eyleminin sebep olduğuna dair herhangi bir delilin olmadığı, tamamen e-reçete sisteminden kaynaklı zorunlu bir taburcu işleminin olduğu, sanık tarafından fiili olarak bir taburcu işleminin yapılmadığı, müteveffanın ölümü nedeniyle meydana gelen zararın sanık tarafından yapıldığına dair dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği" yönündeki gerekçeyle müdahil ...'un görevi kötüye kullanmak suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor ve söz konusu beraat kararının gerekçesinde yer alan tespitler çerçevesinde dava konusu olay bir bütün halinde değerlendirildiğinde, gerek sürecin başladığı Nizip Devlet Hastanesinde yapılan tıbbi uygulamalar gerekse sonrasında yaşanan süreçte davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, anılan Kurul raporunda "genel beden travmasına bağlı pelvis, sakrum, lomber vertebra, el parmak kemik kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasına bağlı iç kanama, yaygın yumuşak doku içi kanama ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar" sonucu vefat ettiği belirtilen müteveffanın tedavisi sürerken yakınları tarafından izinsiz bir şekilde Nizip Devlet Hastanesinden götürülmesinden sonra uygulanan tedavilerin ardından gerçekleşen ölümü ile idarenin eylemi arasında illiyet bağının da mevcut olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılarak verilen kararın temyize konu kabule ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,

  2. … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim