SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay 10. D 2023/5889 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/5889

Karar Tarihi

25 Ekim 2023

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5698 E. , 2023/5889 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2019/5698

Karar No : 2023/5889

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı

VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN

(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) : ...

VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı tarafından, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesindeki hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle sol böbreğini kaybettiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarına karşılık 5.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf isteminin reddine, İdare Mahkemesi kararının 1.090,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin kısmının onanmasına, davacının istinaf isteminin kısmen reddi ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddi yönünden onanmasına, manevi tazminat isteminin reddi yönünden ise İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden incelenen davada manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunun yanlı olarak hazırlandığı ve hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, meydana gelen zarar davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığından maddi tazminata da hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu; davalı idare tarafından, hizmet kusuru ve illiyet bağı bulunmadığından tazmin şartlarının oluşmadığı, uyuşmazlıkla ilgili olmayan bir gerekçeyle manevi tazminata hükmedilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminat miktarına başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğu; müdahil tarafından, hizmet kusuru ve illiyet bağı bulunmadığından tazmin şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı ve müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idare ve müdahilin temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Dosyanın incelenmesinden;

Davacının, karın ağrısı şikayetiyle Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine başvurduğu, sol üreterinde taş bulunduğu ve uygulanan medikal tedaviye yanıt vermediğinden bahisle ameliyat edildiği, bu ameliyat sırasında üreterinde meydana gelen yaralanma üzerine Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Bölümünden bir ekip konsültasyon ile davet edilerek böbreğinin alınmasına karar verildiği ve eşinden onay alınmak suretiyle böbreğinin alındığı,

Davacı tarafından, meydana gelen zararın hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla davalı idareye tazminat istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,

Olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "Atatürk Devlet Hastanesinde 09/07/2016 tarihinde yapılan tomografide sol böbrek ve sol üreter grade 1 ektazik görünüm, sol üreter 1/3 proksimal kesimde yaklaşık 5 mm çapında üreter taşı izlendiği, 13/07/2016 tarihinde yapılan ultrasonografide; sol böbrek boyutları, kontur, parankim ekosu ve parankim kalınlığı normal olduğu ve sol böbrek toplayıcı sisteminde belirgin dilatasyon olmaksızın sol üreter orta kesimde 12 mm çaplı taş olduğu kayıtlı olduğundan kişide üreter taşı tanısı konduğu, ancak taşa müdahale edilmeden önce kontrastlı inceleme yapılmamış olmasının eksiklik olduğu, bu nedenle taşa yönelik ameliyatın endikasyon uygunluğunun değerlendirilemediği, kontrastlı inceleme yapılarak taşa yönelik yapılan ameliyatın endikasyonunun yerinde olduğu kabulü halinde; bu tip ameliyatlarda üreterin kopma riski olduğu, 18/07/2016 tarihinde yapılan ameliyatta teknik yönden hata tespit edilmediği, oluşan zararın komplikasyon olarak değerlendirildiği, endikasyon açısından değerlendirme yapılamadığı cihetle oluşan komplikasyon ile eksik eylem arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı" yönünde görüş bildirildiği,

İdare Mahkemesince; dosyadaki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınabilecek nitelikteki bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda, 18/07/2016 tarihinde yapılan ameliyatta teknik yönden hata tespit edilmediğinin ve oluşan zararın komplikasyon sonucu oluştuğunun anlaşıldığı, oluşan zarar ile eylem arasında illiyet bağı kurulamadığından dava konusu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,

Bölge İdare Mahkemesince; davacıya yapılan ameliyat türlerinde üreterin kopma riski olduğu, ameliyatta bir kusurun bulunmadığı, davacının ameliyatı sırasında ortaya çıkan komplikasyon nedeniyle meydana gelen neticenin ortaya çıkmasında hastanenin hizmet kusurunun bulunmadığı, öte yandan, davalı Sağlık Bakanlığınca yürütülen kamu hizmeti sırasında meydana gelen özel ve olağandışı zararın, idarenin hizmet kusurundan veya hastanın kişisel kusurundan doğmamış olması nedeniyle, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca idarece tazmin edilmesinin, kamu külfetleri karşısında eşitlik, hakkaniyet ve nesafet ilkeleri gereği olduğu, bu durumda, davalı idarenin bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmetinden yararlanan davacının, yapılan enjeksiyon sonucu meydana gelen hasar nedeniyle manevi olarak zarara uğradığı açık olduğundan, kusursuz sorumluluk ilkesinden hareket edilerek davacının duyduğu elem ve manevi zarara karşılık takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı istinaf isteminin reddine, İdare Mahkemesince verilen kararın, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan avukat asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin kısmının onanmasına, davacı istinaf isteminin kısmen reddi ile anılan kararın maddi tazminat isteminin reddi yönünden onanmasına, manevi tazminat isteminin reddi yönünden ise kararın kaldırılmasına, yeniden incelenen davada manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16/02/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ıstırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlıkta; Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda özetlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı değerlendirilerek davacıya maddi tazminat ödenmesi koşullarının oluşmadığı, ancak, kusursuz sorumluluk ilkesine dayanılarak davacıya manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın verildiği görülmektedir.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde ise, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerektiği açıktır.

Diğer taraftan, davalı idarenin hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ise, uyuşmazlık kapsamında alınmış olan hükme esas alınabilecek nitelikteki bilirkişi raporunun/raporlarının değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda yukarıda özetlenen bilirkişi raporu incelendiğinde; 09/07/2016 tarihinde yapılan tomografide sol üreter 1/3 proksimal kesimde yaklaşık 5 mm çapında üreter taşı izlendiğinden ve 13/07/2016 tarihinde yapılan ultrasonografide sol böbrek toplayıcı sisteminde belirgin dilatasyon olmaksızın sol üreter orta kesimde 12 mm çapında taş olduğu kayıtlı olduğundan davacıya üreter taşı tanısı konulduğunun belirtildiği, ancak, taşa müdahale edilmeden önce kontrastlı inceleme yapılmamış olmasının eksiklik olarak değerlendirildiği ve bu nedenle taşa yönelik ameliyatın endikasyon uygunluğu hakkında yorum yapılamadığı, taşa yönelik yapılan uyuşmazlığa konu ameliyatın endikasyonunun yerinde olduğunun kabulü halinde ise yapılan ameliyatın teknik yönden uygun olduğu ve oluşan zararın komplikasyon olduğu yorumunun yapıldığı ve endikasyon açısından değerlendirme yapılamadığından oluşan komplikasyon ile eksik eylem arasında kesin illiyet bağının kurulamadığı görülmektedir.

Bu haliyle, bilirkişi raporunda, uyuşmazlığa konu ameliyatın tıbbi gereklilik dahilinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin bu ameliyat öncesinde yapılması gereken kontrastlı incelemenin yapılmaması nedeniyle belirlenemediği ve anılan tetkik yapılmadan uyuşmazlığa konu ameliyatın gerçekleştirilmesinin eksiklik olarak değerlendirildiği göz önüne alındığında; uyuşmazlığa konu ameliyatın endikasyonunun yerinde olduğunun kabulü halindeki değerlendirmelere dayanılarak hüküm kurulamayacağı ve davalı idarenin, gerekli olan tetkiki yapmayarak kusurlu davranan ajanı eliyle tıbben gerekli olup olmadığı belli olmayan bir ameliyatı gerçekleştirmek suretiyle, sağlık hizmetini kusurlu işleterek davacının sol böbreğini kaybetmesine sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru neticesinde cismani zarara uğradığı kuşkusuz olan davacının maddi ve manevi tazminat talebinin, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan; davacının maddi zararının, Adli Tıp Kurumundan alınacak maluliyet oranına yönelik rapor uyarınca hesaplattırılması gerekmektedir.

Ayrıca, işbu bozma kararı uyarınca davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılama neticesinde bir karar verilecek olması nedeniyle, Bölge İdare Mahkemesi kararındaki vekalet ücreti ve faize ilişkin hatalı hususlara ilişkin olarak bu aşamada temyizen incelenme yapılmamıştır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin ve müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE,

  2. . . . Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin . . . tarih ve E:. . . , K:. . . sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın . . . Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim