Danıştay 10. D 2023/4435 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/4435
13 Eylül 2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12425 E. , 2023/4435 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12425
Karar No : 2023/4435
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR):
- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: 1. Hukuk Müş. Yrd. V. …
- … Valiliği / …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, Şanlıurfa ili, Ceylanpınar ilçesi, … Mahallesi, ... Cadde üzerinde bulunan "…" isimli işyerinin 07/10/2014 tarihinde meydana gelen eylemler sırasında yakılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 549.786,55 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 559.786,55 TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/02/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden; 07/10/2014 günü Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerinde yaşanması muhtemel yasa dışı eylem ve etkinliklere yönelik istihbari bilgi alındığı, bu kapsamda Şanlıurfa Valiliği'nin emriyle en üst seviyede gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığı, söz konusu güvenlik tedbirlerine ilaveten diğer İlçe Emniyet Müdürlüklerinden Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerine görevlendirmelerin yapıldığı, tüm bu güvenlik önlemlerine rağmen yasa dışı eylem ve etkinliklerin gerçekleştiği, dolayısıyla zararı doğuran eylemin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalı idarenin, toplumsal ve kitlesel olayların bir sonucu olarak ortaya çıkan zarardan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi hükümlerine istinaden, illiyet bağı aranmadan idari eylemlere özgü bir kusursuz sorumluluk hali olan sosyal risk ilkesi gereğince sorumlu olduğu değerlendirildiğinden uyuşmazlıkta maddi tazminat isteminin 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında sosyal risk ilkesine göre değerlendirilmesi gerektiği, saldırının yaşandığı yıla kadar davacının en fazla 67.628,87 TL ile 2011 yılında emtia alımı gerçekleştirdiği, kâr tutarının süreklilik arz edecek şekilde aynı olduğu, saldırının yaşandığı yılda ise davacının 449.919,28 TL'lik emtia alımı yapmasının ve satış belgelerini sunamamasının tacir olan bir kişi açısından düşünüldüğünde hayatın olağan akışı içerisinde izah edilemediği, her ne kadar 2014 yılı içerisindeki emtia alımlarına yönelik faturalar ibraz edilmiş olsa da 01/05/2004 tarihli ve 332 sıra numaralı V.U.K. Genel Tebliği uyarınca almış olduğu emtiaların 8.000,00 TL'nin üzerinde olan kısımlarının tahsilat ve ödemelerini özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla yapması gerektiği ve davacı tarafından iddia ettiği emtia alımı tutarında bilgi ve belge sunulamadığı, davacıdan satış faturaları ve işletme hesabı defterinin gelire ilişkin kayıtlarının gönderilmesinin istenilmesine rağmen sunulmaması sebebiyle davacının işyerinde gerçekte ne kadar emtianın kaldığının tespitinin imkan dahilinde olmadığı, mevcut katma değer vergisi beyannamelerinden ve alış faturalarından hareketle de tespit edilecek kar oranından yararlanmak suretiyle tespit edilecek zararın olayın gerçek mahiyetini ortaya koyamayacağı, dolayısıyla bu durumda gerçekleşen zararın ancak davacı tarafından ispatlanması gerektiği, bu kapsamda satış faturalarının ve işletme hesabı defterinin gelire ilişkin kayıtlarının ibraz edilmediğinin görülmesinden dolayı, öncesinde dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair alınan karardan sarf-ı nazar edilmiş olup bu haliyle davacının tam olarak ne kadar zararının bulunduğuna ilişkin bir değerlendirmenin yapılamayacağı, ayrıca davacı tarafından gerçek zararının ortaya konulmasına yönelik adli yargıda bir tespit davasının da açılmadığı, keza davalı idare tarafından tespit edilen zarar tutarının da davacı tarafından ibraz edilen katma değer beyannamesi, banka satış üye bilgileri, yıllık gelir vergisi beyannamesi, işletme hesabına ilişkin bilgi ve belgeler dikkate alınarak belirlendiği, dolayısıyla mağazada bulunan emtiaların yanması sebebiyle söz konusu 100.000,00 TL 'yi aşan tutarda bir zararının olduğu iddiasının somut bir şekilde ortaya konulamadığı, öte yandan, davalı idare tarafından, davacının saldırı nedeniyle meydana gelen zarar ve ziyanının hesaplanması aşamasında dükkan tadilat ve demirbaş giderlerinin hesaplanıp hesaplanmadığı hususunda açıklama getirilemediğinden, davacı tarafından Mahkememize ibraz olunan faturalardan hesaplanarak tespit olunan tadilat ve demirbaş giderlerinden müteşekkil 33.654,60 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 20/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, diğer taraftan terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği, olay sebebiyle geçimini sağladığı işletmesinin yakılmasından dolayı elem ve ızdırap çeken davacının manevi tazminat isteminin de 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi hükümleri gereğince karşılanması gerekmekle birlikte olayın oluş şekli, davacının duyduğu elem ve ızdıraba karşılık takdiren 5.000,00 TL manevi zararın davacının başvuru tarihi olan 20/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini, fazlaya dair istemin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 33.654,60 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın başvurunun yapıldığı 20/02/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine, maddi ve manevi tazminat isteminin geri kalan yönüyle reddine, davanın kabul edilen maddi tazminat kısmı yönünden 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.038,55 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davanın kabul edilen manevi tazminat kısmı yönünden 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, reddedilen manevi tazminat yönünden, aynı Tarife uyarınca belirlenen 1090,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, reddedilen maddi tazminat yönünden, aynı Tarife uyarınca belirlenen 34.595,28 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın maddi tazminatın kabul ve reddedilen kısımlarının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın manevi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde; sözü edilen eylemler nedeniyle zarara uğrayan, terör olaylarına herhangi bir şekilde katılmamış olan kişilerin kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplum içinde ortaya çıkan bu olaylardan zarar gördüğü, başka bir deyişle toplumun birer parçası olmak sıfatıyla zarar gören kişilerin belirtilen şekilde ortaya çıkan zararlarının özel ve olağan dışı nitelikleri dikkate alınıp nedensellik bağı aranmadan, terör olaylarının önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece sosyal risk ilkesine göre tazmini gerektiği, esasen terör olayları sonucu ortaya çıkan zararların idarece tazmininin, böylece topluma pay edilmesinin hakkaniyet gereği olduğu gibi sosyal devlet ilkesine de uygun düşeceği, ancak işyerinde maddi hasar oluşmasından ibaret olay nedeniyle davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirecek düzeyde bir elem, üzüntü veya manevi sarsıntı yaşanmadığı sonucuna varılmakla, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü yönünde verilen İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusu ile davalı idarenin maddi tazminatın kabule ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine, davalı idarenin manevi tazminatın kabule ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına davacının manevi tazminat talebinin reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesi uyarınca hesaplanan 4.038,55 TL avukatlık ücretinin tek olmak üzere davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca belirlenen 33.654,60 TL ve reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 1.362,00 TL olmak üzere toplam 35.016,60 TL avukatlık ücretinin tek olmak üzere davacıdan alınarak yarı yarıya davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ara kararla istenilen mal alımlarına ilişkin fatura ve belgelerin mahkemeye sunulduğu, bunun yanında yine ara kararı ile sorulan işletme defteri ve mal alışlarına ait ödemeleri içeren banka hesap ekstresi sunulmasına rağmen ara kararlara cevap verilmemiş gibi talebin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, 9. ve 10. aylarda diğer aylara nazaran daha fazla mal alımı yapılmasının sebebinin yaz tatilinden çıkış ile birlikte normal kıyafetlerin yanı sıra okul kıyafetlerinin de satışı olduğu iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, her türlü önlemin alındığı, kusurlu ya da kusursuz sorumluluk ilkelerine gidilemeyeceği, olay nedeniyle davacıya 100.000,00 TL ödendiği, ödeme yapılırken uzmanlarca ayrıntılı hesaplama yapıldığı, davacının işletmenin olağan akışına aykırı olarak olaylardan önce 9. ve 10. aylarda çok fazla mal alış faturası sunmasının düşündürücü olduğu, yıllık gelirinin çok üzerine bir zarar iddia olunduğunun faturalardan ortaya çıktığı, olayın terör eylemi kapsamında değerlendirilemeyeceği yönünde görüşler olduğundan sosyal risk ilkesi kapsamında da tazminata hükmedilemeyeceği iddialarıyla, davalı Şanlıurfa Valiliği tarafından ise, olayın Ceylanpınar ilçesinde meydana geldiği için husumetin Kaymakamlığa yöneltilmesi gerektiği, kaldı ki ödemelere ilişkin onayın da kendilerince yapılmadığı, 100.000,00 TL ödeme yapılarak talebin kısmen kabul edildiği, buna rağmen kısmen ret tarihinden itibaren 60 günlük süre içerisinde açılmayan davanın süresinde olmadığı, idarelerinin olay nedeniyle kusurlu yada kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, faturaların piyasa fiyatı ile çelişkili olduğu, 9. ve 10. aylarda fahiş şekilde fazla mal alım faturası bulunduğu, yıllık gelirinin çok üzerinde bir zarar beyan edildiği, bu hususların düşündürücü olduğu, olayın terör eylemi kapsamında değerlendirilemeyeceği yönünde görüşler olduğundan sosyal risk ilkesi kapsamında da tazminata hükmedilemeyeceği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafın dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Terör olayları nedeniyle meydana gelen zararların tazminini öngören 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olaylarından doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında idari yargı yerlerince 5233 sayılı Kanun dışında sosyal risk ilkesinin uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır. Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarına ilişkin olarak 5233 sayılı Kanunla kanunlaşması karşısında, sosyal risk ilkesine dayalı tazmin istemlerinin anılan Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması zorunludur. Ancak, 5233 sayılı Kanun, sosyal risk ilkesi dışında, nedensellik bağına dayalı, hizmet kusuru sorumluluk sebepleri nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre tam yargı davası açılmasına engel oluşturmamaktadır.
Bu halde öncelikle terör olayı olduğu kabul edilen dava konusu olayda, idarenin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının araştırılıp bu haller yok ise sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında olayın değerlendirmesi gerekmektedir.
Buna göre yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi sonucu olayda idarenin hizmet kusuru bulunmadığına yönelik kanaat isabetli olmakla birlikte yaşanan terör olayları nedeniyle oluşan maddi zararın anlatılanlar ışığında sosyal riskin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun çerçevesinde karşılanması gerekirken, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında sosyal risk ilkesine göre maddi tazminata hükmedilmesinde ve bu kısma yönelik istinaf başvurularının reddedilmesinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
C) Temyize Konu Kararın Reddedilen Maddi Tazminat İçin Hükmedilen Vekalet Ücretine Yönelik Kısmının İncelenmesi
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
02/01/2019 tarih ve 30643 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde; "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise, "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava, davacı tarafından, Şanlıurfa ili, Ceylanpınar ilçesi, … Mahallesi, ... Cadde üzerinde bulunan "…" isimli işyerinin 07/10/2014 tarihinde meydana gelen eylemler sırasında yakılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 549.786,55 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 559.786,55 TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/02/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine, davanın kabul edilen maddi tazminat yönünden 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.038,55 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, reddedilen maddi tazminat yönünden aynı Tarife uyarınca belirlenen 34.595,28 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine karar verilmiş, tarafların istinaf başvuruları üzerine Bölge İdare Mahkemesince maddi tazminata yönelik istinaf başvurularının reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca hesaplanan 4.038,55 TL avukatlık ücretinin tek olmak üzere davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca belirlenen 33.654,60 TL avukatlık ücretinin tek olmak üzere davacıdan alınarak yarı yarıya davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda davanın tümden ret veya kısmen kabul kısmen retle sonuçlandığı durumlarda kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda karar tarihinde yürürlükte olan Tarifenin 10. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminata ilişkin vekalet ücretinin Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer verilen açıklama uyarınca, reddedilen maddi tazminat yönünden davalı idareler lehine hükmedilecek vekalet ücreti tutarı davacılar lehine hükmedilen 4.038,55 TL'yi geçemeyeceğinden; İdare Mahkemesince davalı idareler lehine 34.595,28 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde ve Bölge İdare Mahkemesince de vekalet ücretinin bu kısmı düzeltilmeyerek 33.654,60 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda Bölge İdare Mahkemesinin hüküm fıkrasında bulunan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca hesaplanan 4.038,55 TL avukatlık ücretinin tek olmak üzere davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca belirlenen 33.654,60 TL ve reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 1.362,00 TL olmak üzere toplam 35.016,60 TL avukatlık ücretinin" ibaresinin "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca hesaplanan 4.038,55 TL avukatlık ücretinin tek olmak üzere davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı taraf lehine hükmedilecek vekalet ücreti davacı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden Mahkeme kararının hüküm fıkrasında bulunan 'aynı Tarife uyarınca belirlenen 34.595,28 TL vekalet ücretinin' ibaresinin 'aynı Tarife uyarınca belirlenen 4.038,55 TL' şeklinde düzeltilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 1.362,00 TL olmak üzere toplam 5.400,55 TL avukatlık ücretinin" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
-
Tarafların temyiz istemlerinin esas yönünden REDDİNE, davacının vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,
-
Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ve yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
-
Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın . . . İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/09/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı