Danıştay 10. D 2023/7616 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay Kararı
2023/7616
30 Kasım 2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/11674 E. , 2023/7616 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11674
Karar No : 2023/7616
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflar ve müdahil tarafından, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 26/01/2010 tarihinde, Ergani Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen guatr (tiroidektomi) ameliyatı esnasında ses tellerinin kesilmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle; uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 369.601,24 TL) maddi tazminat ve 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 100.000,00 TL) manevi tazminat olmak üzere toplam 469.601,24 TL tazminatın adli yargıda dava açma tarihi olan 25/11/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, total tiroidektomi ameliyatı sonrası meydana gelen rekürren laringeal sinir yaralanmasının ameliyat tekniği açısından özen eksikliği olarak değerlendirildiğinin belirtildiği ayrıca hastanın tıbbi müdahale öncesi bilgilendirilmesine ilişkin formun ameliyatı gerçekleştirilecek hekimce imzalanmadığı ve hastanın rıza gösterdiğine dair imzasının da alınmadığı bu nedenle olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile, 254.100,85 TL'lik maddi tazminatın 20.000,00 TL'sinin adli yargıda davanın açıldığı 25/11/2011 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 234.100,85 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 06/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın 20.000,00 TL'sinin adli yargıda davanın açıldığı 25/11/2011 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 30.000,00 TL'lik manevi tazminatın ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 06/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, taraflar ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu, reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hükmedilen aleyhe vekalet ücretinin hatalı olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının, aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından; usule ilişkin olarak; davada süre aşımı bulunduğu, esasa ilişkin olarak; olayda hizmet kusuru bulunmadığı, zararın komplikasyon neticesinde meydana geldiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının, aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
Davalı idare ve müdahil tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı ve müdahilin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı …, 26/01/2010 tarihinde, Ergani Devlet Hastanesinde, guatr (tiroidektomi) ameliyatı geçirmiş, operasyon sonrasında kendisinde ses kısıklığı, nefes darlığı ve vücutta kasılma gibi şikayetler ortaya çıkmıştır.
Bunun üzerine, davacı 25/11/2011 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmış, Mahkemece verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine de İdare Mahkemesinde bakılan davayı açmıştır.
İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen, … tarih ve … sayılı Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporunda, gerçekleştirilen guatr (tiroidektomi) ameliyatı sonrası davacıda meydana gelen rekürren laringeal sinir yaralanmasının ameliyat tekniği açısından bir özen eksikliği olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince de tarafların istinaf başvuruları reddedilmiştir.
Davalı idarece olayla ilgili yürütülen soruşturma sonrasında, operasyonu gerçekleştiren doktor hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiş ve bu karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Tam yargı davalarında zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin "bilirkişi" konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüştür. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Kanun'un "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde, "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda resen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince hükme esas alınan … tarih ve … sayılı Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen bilirkişi raporunda, gerçekleştirilen guatr(total tiroidektomi) ameliyatı sonrası davacıda meydana gelen rekürren laringeal sinir yaralanmasının ameliyat tekniği açısından bir özen eksikliği olarak değerlendirildiği belirtilmiş ise de; Dairemizin benzer dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında, gerçekleştirilen guatr (tiroidektomi) ameliyatları neticesinde meydana gelen rekürren laringeal sinir yaralanmalarının ameliyatın bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği görülmektedir. Haliyle, somut olayda, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca bu olgudan neden ayrılındığı anlaşılamamıştır.
Ayrıca, davacının aydınlatılmış onamının alınmadığı bu yönüyle de, zararın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu yönündeki gerekçe de, gerçekleştirilen guatr ameliyatı öncesinde davacının eşinden onamın alındığı görüldüğünden yerinde görülmemiş, ancak aydınlatma metni açıklık ve anlaşılırlık noktasında şüphe uyandırmıştır. Davacıdan veya eşinden yeterli bir onam alınmaması halinde, sırf bu nedenle davacı lehine maddi tazminata hükmedilemeyecek ise de bu durumun davacıda ömür boyu şüphe ve endişeye yol açacağı gerekçesiyle, davacı lehine uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerçekleştirilen guatr (tiroidektomi) ameliyatı neticesinde davacıda meydana gelen rekürren laringeal sinir yaralanmasının (ameliyatın, uygulanan tekniğin) komplikasyon olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği komplikasyon olarak nitelendirilemeyecek ise bu davacının durumunu gerçekleştirilen guatr (tiroidektomi) ameliyatlarından sonra rekürren laringeal sinir yaralanmasıyla karşılaşan diğer zarar görenlerden farklılaştıran durumun (davacının anatomik yapısı vs.) da ne olduğunun detaylı, açık şekilde belirtildiği bir bilirkişi raporu aldırılması ve davacının eşinden veya kendisinden yapılan müdahalenin olasın sonuçlarının ve komplikasyonlarının anlatıldığı ve rızasının alındığına dair aydınlatılmış onam formunun bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra yapılacak değerlendirme neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki … İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, sağlık hizmetinin işletilmesinde kusur bulunup bulunmadığı davanın gelinen aşamasında dahi net olarak ortaya konulamadığından, davacının somut olayda zarar, kusur, illiyet bağı şartlarının birlikte gerçekleştiği tarihi henüz öğrenmiş sayılamayacağı, bu yönüyle de bakılan davada süre aşımı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı yanında müdahilin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Yine, ilk derece mahkemesinde davacının miktar artırım dilekçesiyle, dava dilekçesinde talep ettiği manevi tazminat tutarını 20.000,00 TL'den, 100.000,00 TL'ye arttırdığı görülmüş, ancak dava esnasında davacının manevi zararını artıracak herhangi bir gelişme yaşanmadığı görüldüğünden, davacının manevi tazminata ilişkin miktar artırım talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, (dava esnasında davacının manevi zararını artıracak herhangi bir gelişme de ortaya çıkmadığı takdirde) iş bu bozma kararı üzerine yapılacak yeniden yargılamada bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
-
Davacının temyiz isteminin REDDİNE, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin KABULÜNE,
-
… Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi . . . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı