SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay 10. D 2023/5840 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/5840

Karar Tarihi

23 Ekim 2023

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/10745 E. , 2023/5840 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2019/10745

Karar No : 2023/5840

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- …

                  2.  …

                  3.  …

                  4.  …

VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı / ….

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi .. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …'un Ankara 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmakta iken rahatsızlanması üzerine 02/07/2011 tarihinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla miktar artırım dilekçesi ile birlikte artırılarak … için 208.502,34 TL, … İçin 30.639,42 TL, … için 43.636,68 TL, … için ise dava dilekçesinde belirtilen 25.000,00 TL olmak üzere toplam 307.778,44 TL maddi ve … için 50.000,00 TL, …, … ve … için her birine ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacılar yakını tutuklu …'un otopsi raporunda, ölümün mevcut atherosklerotik kalp damar hastalığına bağlı olduğunun, akut myokard infarktüsü sonucu ölümün meydana geldiğinin belirtildiği, ilk rahatsızlığı üzerine cezaevi revirine götürülse de revirde hekimin bulunmadığı, ikinci kez rahatsızlandığında da ambulans şoförü bulunmaması nedeniyle hastaneye sevkinin yapılamadığı, mevcut binada hekimin bulunmaması nedeniyle yerleşke doktorunun çağrıldığı, aynı zamanda 112 acil servisin arandığı, idarece 11/04/2017 tarihinde kayda giren ara kararı cevabında olay tarihinin hafta sonuna denk gelmesi ve sağlık personeli yetersizliği sebebiyle bu tarihte kurumda görevli sağlık personeli bulunmadığının belirtildiği, cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülere yönelik sağlık hizmetinin sağlanmasının idarenin sorumluluğunda bulunduğu, tutuklu bulunan davacılar murisinin ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporu doğrultusunda davacıların toplam 294.674,66 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, 13.103,78 TL maddi tazminat isteminin reddine, 125.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen 111.896,22 TL maddi, 125.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden (12/09/2014) itibaren, 182.778,44 TL maddi tazminatın ise miktar artırım tarihinden (12/10/2017) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle tazminata hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu, bununla birlikte, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, destekten yoksun kalma tazminat hesabının başlangıcına davacılar yakınının ölüm tarihinin esas alınması nedeniyle yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacıların yakınının yaşamış olsaydı alacağı muhtemel hapis cezası sonrasında cezaevinden bihakkın tahliye edileceği tarih esas alınarak yeniden düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen rapor ve ek raporda, müteveffanın eşi … için 154.027,00 TL, kızı … için 7.956,00 TL, oğlu … için ise 34.914,00 TL maddi zararın hesaplandığı, oğlu …'un maddi zararının bulunmadığı tespitlerine yer verildiği, öte yandan davacılar için İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiği ve miktar artırım dilekçesi ile artırılan miktar yönünden maddi tazminata işletilecek yasal faizin miktar artırım dilekçesinin davalı idare tebliğ tarihten itibaren başlaması gerektiği gerekçeleriyle davalı idarenin istinaf isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, … İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, …'un maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 154.027,00 TL maddi tazminatın 50.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden itibaren, 104.057,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, …'un maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 34.914,00 TL maddi tazminatın 25.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden itibaren, 9.914,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, …'un maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 7.956,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine, … için talep edilen maddi tazminat isteminin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile her birine ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminata ilişkin hesabın hatalı olduğu, manevi tazminat istemlerinin tamamının kabul edilmesi gerektiği, davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, tazminata hükmedilebilmesi için gerekli şartların haiz olmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre;

Olay günü olan 02/07/2011 tarihinde saat 12.30'da, Ankara 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan davacılar yakını …'un kaldığı odanın çağrı butonuna basılmış ve rahatsız olduğu belirtilerek tansiyonunun ölçülmesi istenilmiş, bunun üzerine … kurum revirine getirilmiş, ancak hafta sonu olması nedeniyle görevli hekim bulunmadığından revirde yaklaşık 4 yıldır çalışan bir hükümlü revire çağrılarak davacılar yakınının tansiyonunu ölçmüş, tansiyonunun normal çıkması üzerine davacılar yakını tekrar koğuşuna götürülmüş, aynı gün saat 14.00'da tekrar çağrı butonuna basılması üzerine hastaneye sevki için mahkum kabul bölümüne alınmış, ancak kurumdaki ambulansın memur şoförü olmaması ve bir mahkum tarafından kullanılması nedeniyle davacılar yakınının ambulansla hastaneye sevki uygun görülmemiş, bu sebeple ceza infaz kurumu binası dışında, ancak kampüs içinde yer alan semt polikliniğindeki yerleşke doktoru ile 112 acil servisi aranmış, yerleşke doktorunun saat 14.16'da cezaevine intikaliyle gerçekleştirdiği muayene sonucu kalbinin ve solunumunun durduğu tespit edilen davacılar yakınına doktor ve görevliler tarafından kalp masajı ve suni solunum şeklinde uzun müdahaleler yapılmış, ancak tüm müdahalelere rağmen … kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Olay sonrası düzenlenen otopsi raporunda, davacılar yakınının ölümünün, kendisinde mevcut kalp damar hastalığına bağlı geçirilmiş akut miyokard infarktüsü (kalp krizi) sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir.

Bunun üzerine davacılar tarafından bakılan dava açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminatın Esasına İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın, maddi tazminatın esasına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Temyiz konusu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla dava konusu olay nedeniyle davacıların toplam 125.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olayın davacılar üzerinde yarattığı etki ve hayatları süresince yaşayacakları sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Bölge İdare Mahkemesince davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu olayın, oluşan zararın ve idarenin kusurunun ağırlığı dikkate alınarak davacıların manevi tazminat istemlerinin makul bir kısmının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Miktar Artırım Dilekçesi ile Artırılan Maddi Tazminat Miktarına Miktar Artırım Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Tarihi Olan 01/11/2017 Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.

Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.

Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.

Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen maddi tazminatın tümü yönünden idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

  2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:. . , K:… sayılı kararının; manevi tazminata ilişkin kısmı ile miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarına, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, maddi tazminatın esasına ilişkin kısmının ONANMASINA,

  3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim