Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/950 E. 2024/599 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/950
2024/599
23 Mayıs 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/
KARAR NO : 2024/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ :Av. ...
Av. ...
DAVALI : ....
VEKİLİ :Av. ....
DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, ... .../... adresinde bulunan "..." isimli işletmesini 10.04.2019 tarihinde kurduğunu ve gerçek kişi tacir olarak mobilya koltuk üretimiyle iştigal ettiğini, davalının, müvekkilinin eski eşi olduğunu, ... 1. Aile Mahkemesi 2022/... Esas 2022/... Karar sayılı dosyasıyla tarafların anlaşmalı olarak 18.02.2022 tarihinde boşandığını, hükmün 21.02.2022 tarihinde kesinleştiğini, işbu boşanmadan sonra müvekkilinin kendi sevk ve yönetiminde bulunan işletmeyi eski eşine bedeli mukabilinde devretmeye karar verdiğini, tarafların bu hususta anlaştıklarını, bu karar sonrası müvekkilinin müşterek çocuklarının babası olan davalıya duyduğu güven neticesinde müvekkilinin resmi muhasebe işlemlerini yürüten ... isimli şahsın ve davalının telkinleriyle işyeri kapanış işlemlerini başlattığını ve 09.03.2022 tarihinde işyeri terk olarak ticari faaliyetini neticelendirdiğini, 09.03.2022 tarihli ... Vergi Dairesi'nin kapanış yoklamasının da bizzat davalı tarafından gerçekleştirildiğini, ancak davalı ile müvekkili arasında işletmenin devrine ilişkin anlaşma yapılmasına rağmen müvekkilinin ticari faaliyetlerini sonlandırmadan önce davalı tarafından işletmede bulunan tüm envanter ve malzemelerin, müvekkilinin şahsına satış gösterildiğini, diğer bir deyişle davalının, işbu faturalar aracılığı ile müvekkilinin sanki işyeri kapanışıyla tüm envanteri teslim almış gibi gösterdiğini, fakat müvekkili şirkete ait demirbaşları, malzemeleri ve envanterleri kesinlikle almadığını, ... .../... adresinde kaldığını, işbu faturaların müvekkilinin iradesi dışında keşide edildiğini, zira müvekkilinin iradesi olmaksızın düzenlenen 09.03.2022 tarihli no'lu ve 09.03.2022 tarihli no'lu iki adet e-arşiv fatura müvekkilinin kendisi tarafından kendi adına keşide olunmuş gözüktüğünü, ticari faaliyetlerini sonlandıracak birisi için mükellefiyet doğuracak bu eylemin, hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, diğer taraftan müvekkilinin ticari faaliyetleri yürütmesi esnasında faturaların keşidesine ilişkin ... Başkanlığı'nın e-arşiv fatura sms bilgilendirme hizmeti tarafından gönderilen ve onay şifresi içeren mesajlar, bizzat şahsi cep telefonu olan ... no'lu gsm hattına gelmekteyken söz konusu faturalara ilişkin bilgilendirme mesajları, müvekkiline ait numaraya gelmediğini, bu faturaların; içeriğinde müvekkilinin şirketine ait tüm envanteri ve malzemeleri kapsadığını, davalının, müvekkilinin ticari faaliyetlerini sonlandırdıktan bir gün sonra, 10.03.2022 tarihinde müvekkiline ait işletmenin adresi olan ... .../... adresinde ... Vergi Dairesi'ne kayıtlı gerçek kişi tacir olarak ... Vergi Kimlik numarasıyla ticari faaliyetine başladığını, açmış olduğu işletmenin, müvekkiline ait işletme adı olan "..." olduğunu, aynı alanda faaliyet gösterdiğini, diğer bir ifade ile işletmenin devri kapsamında müvekkiline ait edimlerin yerine getirildiğini, nitekim işletmenin açılış yoklamasında zikrettikleri ve müvekkiline ait olan tüm eşyaların ve envanterin bulunduğunun açıkça görüleceğini, Mayıs 2022 başında müvekkilinin, işletmenin devri kapsamında edimini ifa ettikten sonra ödemeyi davalıdan talep etse de davalı bedeli ödemeyeceğini, müvekkilinin dilerse hukuki yollara başvurabileceğini belirttiğini, müvekkilinin ise bunun sonucu olarak derhal Vergi Dairesi'ne giderek kendine ait muhasebe kayıtlarını incelediğini ve bir nevi dolandırıldığını gördüğünü, davalıdan sözlü olarak bugüne kadar işletmenin devrinden doğan alacak talep edilmişse de davalının ödemeye yanaşmaması nedeniyle işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin Türk Ticaret Kanunu m.11 uyarınca ticari işletmesini devir kastıyla hareket ettiğini ve bu sözleşmeden doğan edimlerini ifa ettiğini, nitekim müvekkilinin malik olduğu tüm eşyaların davalının yedine geçtiği iş yeri yoklama kayıtlarında bariz olduğunu, ancak davacı ile davalı arasındaki önceden süre gelen ilişki nedeniyle taraflar devir sözleşmesini yazılı hale getirmediğini, bu bağlamda ticari işletmenin devrinden kaynaklanan alacak talebinin kabul görmemesi halinde davalının işbu devir niyetiyle yapılan edimlerden dolayı davalının sebepsiz zenginleştiğinin de gerçek olduğunu, bu nedenle ticari işletme devrinden kaynaklanan alacak talebinin kabul görmemesi halinde TBK md. 77 ve devam hükümleri kapsamında sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tazmini bilvekale talep olunduğunu, zikredilen ve sunulan faturalarda müvekkiline ait demirbaş, ürün ve malzemelerin düşük fiyattan belirtildiği veçhile işbu eşyanın yekunun hesaplanması amacıyla mobilya-finans konularında uzman bilirkişiye dosyanın devriyle gerekli hesaplamaların yapılmasını talep ettiklerini, arz ve izah olunan nedenler ışığında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; ticari işletmenin devrinden kaynaklanan ve 6100 sayılı HMK m. 107 uyarınca tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere harca esas değer olarak 10.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ticari işletmenin devrinden kaynaklanan alacak talebinin hukuken mümkün olmaması halinde ise davalının sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanan zararın tazminine matuf olarak 6100 sayılı HMK m. 107 uyarınca tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere harca esas değer olarak 10.000 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davayı asla kabul anlamına gelmemesi kaydıyla; görev itirazında bulunduklarını, İş bu davada ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafın, işbu davayı HMK madde 107 hükmüne dayanarak belirsiz alacak davası olarak açtığını, davacının işbu davayı açarken miktarı belli olan iki adet e-arşiv faturasına dayandığını, dolayısıyla işbu davaya konu edilmiş alacak miktarının davacı tarafından belirlenebilir nitelikte olduğundan davacı tarafın, işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, her ne kadar karşı tarafın, dava dilekçesinde delil olarak iki adet e-arşiv faturasına dayanmak suretiyle taraflar arasında işletme devrine ilişkin anlaşma yapıldığını ve bu işletme devrinden kaynaklı davacının müvekkilinden alacağının bulunduğunu iddia etmişse de taraflar arasında bir işletme devir ilişkisi bulunmadığını, bir ticari işletme devrinin ne şekilde gerçekleşeceği ve devrin nasıl yapılması gerektiğinin TTK madde 11 ve TBK madde 202 hükümleri ile açıkça belirtildiğini, asla davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, hukuk sistemininde bir devir sözleşmesinin geçerli sayılmasının kanuni şekil şartına uygun olmasına bağlı olduğunu, ticari işletmenin devri sözleşmesinin anılan maddeler ile yazılı geçerlilik şartına tabi tutulduğunu, taraflar arasında yazılı bir ticari işletme devri sözleşmesi bulunmadığını, ayrıca TTK madde 18 hükmü gereği her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmesi gerektiğini, dolayısıyla somut olayda, anılan madde hükümlerine göre bir ticari işletme devrinden ve bu ticari işletme devrinden kaynaklanan bir alacaktan da bahsedilemeyeceğini, bu bakımdan müvekkili aleyhine açılan işbu davanın reddi gerektiğini, davacı ... İnceye ait olduğu ve daha sonra müvekkiline devredildiği iddia edilen '...' isimli işletmenin vergi dairesi kapanış kayıtları incelendiğinde davalının vergi dairesine bizzat gidip iş yeri kapanış beyanında bulunduğunu, anılan kapanış beyanını imzaladığını ve vergi dairesine geri teslim edilmesi gereken evrakları da (fatura, vergi koçanları vs.) kendi imzası karşılığında teslim ettiğinin açıkça ortaya çıkacağını, davalının, aynı şekilde ... Marangozlar ve Mobilyacılar Odasına da bizzat gidip iş yeri kapanış beyanında bulunarak faaliyetini sonlandırdığını, iş yerini kapattığını bildirdiğini, böylelikle davalı tarafından yapılan tüm işlemlerin devir niteliğinde olmadığı aksine ticareti terk etme suretiyle iş yeri kapanış işlemleri olduğunu ve buna bağlı olarak da ortada bir ticari işletme devrinin olmadığının açıkça sabit olduğunu, her ne kadar davacının, davalı müvekkili ile önceden karı koca olmaları sebebiyle devir sözleşmesinin yazılı hale getirilmediğini iddia etmişse de açıkladıkları üzere TTK madde 11, TTK madde 18 ve TBK madde 202 gereği bir ticari işletme devrinin yazılı olmasının şart olduğunu, tarafların eskiden karı koca olmaları resmi şekil şartını ortadan kaldırmayacağını, işlemin yapıldığı iddia edilen tarihte tarafların arasında karı koca ilişkisi bulunmadığını, nitekim tarafların, aralarındaki güven ilişkisi kalkmış olduğundan boşandıklarını, böylelikle her ne kadar HMK madde 203 hükmü gereği altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerin senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılsa da işlemin yapıldığı iddia edilen tarihte taraflar boşanmış olduğundan bu durum istisna olmaktan çıktığını, dolayısıyla dava konusu tüm iddia ve taleplerin ispat edilmesi gerektiğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının tüm iddia ve taleplerini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakati bulunmadığını, davacı tarafından bu uğurda sunulmuş herhangi bir belge ve delil de bulunmadığını, davanın bu yönden de reddi gerektiğini, davacının, davasını anılan iki adet e-arşiv faturasına dayandırmış olduğunu, anılan faturalar incelendiğinde ... tarafından kendi adına fatura keşide edildiğinin görüleceğini, davacının, söz konusu faturalardaki tüm envanteri müvekkiline devrettiğini ve bu faturalardan kaynaklı alacağının olduğunu iddia ettiğini, fakat somut olayda herhangi bir devir olgusu söz konusu olsaydı, anılan faturaların ... tarafından müvekkili ...'e keşide edilmesi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili adına kesilmiş bir fatura bulunmadığını, dolayısıyla davacı tarafın, anılan faturalardan kaynaklı bir alacak iddiasında bulunamayacağını, ... tarafından bizzat düzenlenmiş olan faturaların resmi belge hükmünde olduğunu, faturalardan da açıkça anlaşılacağı üzere davacının devir değil kapanış yaptığının sabit olduğunu, davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve yersiz olduğunu, kısaca açıkladıkları nedenlerle; davacı tarafın herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, izah nedenlerle ve Mahkemenin resen ele alacağı nedenlerle; müvekkili aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:... Vergi Dairesi kayıtları,ticaret sicil kayıtları, ... kayıtları, ... 1. Aile Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas 2022/... Karar sayılı dosyası, ... yazı cevabı, banka kayıtları, ... Mobilyacılar Odası yazı cevabı, fatura, ticari defter kayıtları, keşif, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; işletmenin devrinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Davacı tarafça özetle, eski eşi olan davalı ile, ... .../... adresinde bulunan mobilya koltuk üretimine dair "..." isimli işletmesinin devri konusunda anlaştıklarını,davalıya duyduğu güven neticesinde 09.03.2022 tarihinde işyeri terk olarak ticari faaliyetini neticelendirdiğini ve 09.03.2022 tarihli kapanış yoklamasının da bizzat davalı tarafından gerçekleştirildiğini, ancak işletmenin devrine ilişkin anlaşma yapılmasına rağmen ticari faaliyetlerini sonlandırmadan önce davalı tarafından iradesi olmaksızın düzenlenen 09.03.2022 tarihli no'lu ve 09.03.2022 tarihli no'lu iki adet e-arşiv fatura aracılığı ile işyeri kapanışıyla tüm envanterin tarafınca teslim almış gibi gösterildiğini, fakat şirketine ait demirbaşları, malzemeleri ve envanterleri kesinlikle almadığını ve işletme adresinde kaldığını, söz konusu faturalara ilişkin bilgilendirme mesajları kendisine ait numaraya gelmediğini, ticari faaliyetlerini sonlandırdıktan bir gün sonra, 10.03.2022 tarihinde davalının kendisine ait işletmenin adresinde "..." işletme adı ile kendisi ile aynı alanda ticari faaliyetine başladığını, nitekim işletmenin açılış yoklamasında kendisine ait olan tüm eşyaların ve envanterin bulunduğunu, davalının işletmenin devrinden doğan alacağı yerine getirmediğini belirterek ticari işletme devrinden kaynaklanan alacağını, buna yönelik talebin kabul görmemesi halinde TBK md. 77 ve devam hükümleri kapsamında sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tazmini talep etmiştir.
Davalı tarafça özetle; taraflar arasındaTTK madde 11 ve TBK madde 202 hükümleri gereğince bir işletme devir ilişkisi bulunmadığını, davalı tarafından yapılan işlemlerin devir niteliğinde olmadığı aksine ticareti terk etme suretiyle iş yeri kapanış işlemleri olduğunu, davacı tarafından adına kesilmiş bir fatura bulunmadığını, davacı tarafından kendi adına düzenlenen faturalardan kaynaklı alacak iddiasında bulunulamayacağını belirterek davanın reddimi talep etmiştir. Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplandıktan sonra, davaya konu ... .../... adresinde bulunan "..." isimli işletmede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, aynı zamanda taraflara ait defter ve dayanağı kayıtlar incelenmek suretiyle rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bu kapsamda yapılan keşif sonrası bilirkişi heyetinin 09/04/2023 tarihli raporunu dosyaya ibraz ettiği görülmüştür. 09/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından, davalı ...'e düzenlenen a arşiv faturalar; 09.03.2023 tarih, nolu, 23.839,00 TL bedelli ve 09.03.2023 tarih, nolu, 580.830,32 TL bedelli olmak üzere toplam 604.669,32
TL olduğu, davacı tarafından kendine düzenlenen a arşiv faturalar; 09.03.2023 tarih, nolu, 23.839,00 TL bedelli ve 09.03.2023 tarih, nolu, 580.830,32 TL bedelli olmak üzere toplam 604.669,32 TL olduğu, davalı tarafın defterlerinde fatura kayıtları bulunmadığını, davacı tarafın defterlerinde, davacı tarafın kendine düzenlediği faturalar kayıtlı olduğu, davacı tarafından, davalı adına düzenlenen faturalar iptal edilmiş olup, davacı tarafın, kendi adına fatura düzenlediği görüldüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 28.09.2022 tarih cevap yazılarına göre; ve nolu düzenlenen e arşiv faturalar için onay şifrelerinin ... nolu telefona gönderildiğinin belirtildiği, ... A.Ş.'nin cevap yazılarına göre; ... telefonun davalı ...'e kayıtlı olduğunun belirtildiği, davacı ve davalı tarafın mali müşavirlerinin aynı olduğunun (...) anlaşıldığı,
davacı ve davalının aynı adreste faaliyet gösterdiği, keşif anında tespit edilen mevcut makine, tesis, demirbaşların dava tarihindeki bedellerinin 18.500,00 TL olduğu, keşif alanında, faturasının kesildiği belirtilen sünger, kumaş ve koltuk takımlarının mevcut olmadıkları yönünde rapor tanzim edilmiştir. Mahkememizce dosyanın daha önceki bilirkişi heyetine tevdi ile, her ne kadar bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda yoklama tutanağında listelenen tüm ürünlerin keşif mahallinde mevcut olduğu belirtilerek mevcut envantere göre hesaplama yapılmış ise de; kök raporda yoklama tutanağında liste dökümü yapılan ürünler ile keşif mahallinde tespit edilip 18.500,00 TL değer tespit yapılan envanter listesindeki ürünlerde adet ve envanter bazında farklılıklar bulunduğu anlaşılmakla, yoklama tutanağında listelenen tüm ürünlerin keşif mahallinde mevcut olup olmadığına ilişkin çelişkinin giderilerek, açılış ve kapanış yoklama tutanağında listelenen envanterin dava tarihi itibariyle değerinin tespitine yönelik ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bilirkişi heyetinin 01/10/2023 tarihli ek raporunu dosyaya ibraz ettiği görülmüştür. 01/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün yoklama tutanağındaki malzeme ve techizat bedelinin dava tarihindeki KDV dahil toplamının 27.150,00 TL olduğu yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememizce, dosyanın daha önceki bilirkişi heyetine tevdi ile ek raporda mahkememizce geçen celse kurulan ara karar gereğince çelişkinin giderilmediği anlaşılmakla, bu konuda yeniden ek rapor düzenlenmek, ayrıca davacı vekilinin itirazlarını değerlendirir ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bilirkişi heyetinin 13/02/2024 tarihli ek raporunu dosyaya ibraz ettiği görülmüştür. 13/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; yoklama tutanağındaki tüm ürünlerin keşif mahallinde mevcut oldukları, listedeki sadece dikiş makinası olarak 1 adet makinanın keşif mahallinde mevcut olduğu, 2 adet dikiş makinasının mevcut olmadığı, dava tarihi itibari ile yoklama tutanağındaki ürün bedellerinin KDV dahil 27.150,00 TL olduğu, keşif tarihi itibari ile bu rakamın KDV dahil 31.222,50 TL olduğu, keşif anındaki mevcut ürünlerin bedellerinin dava tarihi itibari ile KDV dahil toplam bedellerinin 13.837,00 TL olduğu, mevcut olmayan ürünlerin bedelinin toplamının KDV dahil 590.232,32 TL olduğu, keşif tarihi itibari ile KDV dahil toplam bedellerinin 15.912,55 TL olduğu, mevcut
olmayan ürünlerin bedelinin toplamının KDV dahil 678.767,17 TL olduğu yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Davacı vekili 11/03/2024 tarihli dilekçe ile özetle, müvekkilin işyeri devrinden kaynaklı alacak terditli sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davasında, bilirkişi ek raporunda keşif anındaki mevcut ürünlerin bedellerinin dava tarihi itibari ile KDV dahil toplam bedellerinin 13.837,00 TL olduğu, mevcut olmayan ürünlerin bedelinin toplamının KDV dahil 590.232,32 TL olduğu belirlenmekle, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu miktarı 604.069,32-TL olduğunu talep artırım dilekçesi ile belirlediklerini, toplamda 604.069,32 TL'nin dava tarihi olan 20.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmilini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; Taraflar arsındaki uyuşmazlık, taraflar arasında işletme devri sözleşmesi olup olmadığı ve varsa davalının bu kapsamda alacağı olup olmadığı noktalarındadır. 6102 sayılı TTK'nın 11-(3) maddesinde işletmenin devri; "Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün halinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün halinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK'nın 202-(1) maddesinde ise;"Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün halinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün halinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." hükmü bulunmaktadır.Bu hükümler uyarınca işletmenin devrinin yazılı olması, ticaret siciline kaydedilerek ilan edilmesi gerekmektedir.Somut olayda, işletmenin devrine dair taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı,celp edilen vergi kayıtlarından da davacının iş yerini terk olarak ticari faaliyetini sonlandırdığı görülmüştür. Dosya kapsamına göre, her ne kadar taraflar arasında geçerli bir işletme devri olmadığı anlaşılsa da, davacı ve davalı aynı adreste, aynı işletme adı ile ticari faaliyette bulunmuş olup, 17.03.2022 tarihinde yapılan davalı tarafın işe başlama tutanağına göre davalı tarafından alış ve satış faturası ibraz edilmediği, yoklama tutanağına göre işe başlama tarihi 10.03.2022 olarak belirtildiği, davacı ... ... ile ilgili işi bırakma yoklama tutanağı davalının yoklama tutanağından sonra yapıldığı, davacının yoklama tutanağı davalı ...'ün nezdinde tanzim edildiği, yoklama tutanağı tarihi 17.03.022 olup yoklama tutanağında işi bırakma tarihi 09.03.2022 olarak
belirtildiği, işi bırakma yoklama tutanağı ile işe başlama yoklama tutanağında belirtilen eşya ve envanterin aynı olup, davalı tarafın işe başlama tutanağına göre davalı tarafından alış ve satış faturası ibraz edilmediği, tarafların mali müşavirlerinin aynı olduğu ve davacı tarafından işyeri kapanışıyla tüm envanterin davacı tarafça teslimine dair faturaların davalı tarafından düzenlendiğinin anlaşılması karşısında davacı tarafın işletmenin devrine ilişkin anlaşma gereğince davalıya duyduğu güven neticesinde 09.03.2022 tarihinde işyeri terk olarak ticari faaliyetini neticelendirdiği ve bu kapsamda yoklama tutanağında mevcut emtiaların davalı tarafa bırakıldığı, bu kapsamda davacının sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak yoklama tutanağındaki ürün bedellerini davalıdan talep edebileceği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ...'e düzenlenen 09.03.2023 tarih, nolu, 23.839,00 TL bedelli ve 09.03.2023 tarih, nolu, 580.830,32 TL bedelli faturalara dayanılarak alacak talebinde bulunulmuşsa da, düzenlenmiş 2 adet fatura üzerinden yapılan değerlendirmede, ilk faturadaki ürünlerin yoklama tutanağı ile uyumlu olduğu, faturadaki bilgisayar ve yazıcının keşif mahallinde mevcut olmadığı, dikiş makinasının 1 adet olarak mevcut olduğu, döşeme tabancasının 4 adet olarak mevcut oldukları, ikinci faturadaki tüm mamul ve yarı mamul ürünlerin (koltuk takımı, sünger ve kumaş) keşif alanında mevcut olmadıkları tespit edilmiş olup, söz konusu faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafça yoklama tutanağında ve keşif mahallinde mevcut olmayan faturadaki bir kısım ürünlerin davalı tarafa tesliminin ispat edilemediği, bu nedenle Mahkememizce davacının dava tarihi itibari ile KDV dahil 27.150,00 TL olduğu tespit edilen yoklama tutanağındaki ürün bedellerini davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, Mahkememizce davanın kısmen kabulü ile, 27.150,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın KISMEN KABULÜ ile, 27.150,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
-
Harçlar yasası gereğince alınması gereken 1.854,61. TL karar ve ilam harcının peşin alınan 10.316,00. TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.461,39. TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yapılan 3.282,51. TL harç, 4.000,00. TL bilirkişi ücreti, 1.275,00. TL keşif araç gideri ve 248,50. TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 8.806,01. TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 395,78. TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
-
6325 Sayılı Kanun 18/A. 13 maddesi uyarınca 1.560,00. TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin kabul ret oranına göre 70,11. TL'sinin davalıdan; 1.489,89. TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 86.768,70. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/05/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27