SoorglaÜcretsiz Dene

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1117 E. 2024/371 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1117

Karar No

2024/371

Karar Tarihi

20 Mart 2024

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/

KARAR NO : 2024/

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI :... -...

VEKİLİ :Av. ... -

DAVALI :... MAKİNA TEKSTİL ELEKTRONİK SANAYİ VE

TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... ... / ... .../ ...

VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 14/01/2020

KARAR TARİHİ : 20/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin ... distribütörlük/bayilik sözleşmesi'ne ve sözleşme ile bir bütün halinde olan taksitli satış sözleşmesine dayanmakta olduğunu, bahse konu distribütörlük sözleşmesi ile tarafların davalı yanın ürettiği ... marka ürünlerin müvekkiline ... distribütörlüğünün (MÜNHASIRLIK OLMAKSIZIN) verilmesi ile ilgili olup, Taksitli Satış Sözleşmesi ise yine aradaki hukuki ilişkinin nitelendirildiğini, ancak ayrıca satın alıma konu ürün miktarını, ödeme usulünü, sözleşmeden cayma ve fesih hakkını vb. hususları belirten bir sözleşme olduğunu, müvekkilin ...'da ikamet etmekte olup, davalı ile ilk teması davalı tarafça müvekkile gönderilmiş olan tanıtım maili ile olduğunu, bahse konu mailde müvekkilin bilgilerine ... Birliği üzerinden ulaşıldığını ve ... ülkesindeki distribütörlük anlaşması için müvekkil ile görüşmek istediklerinin belirtildiğini yine aynı mail içerisinde 5 adet youtube'da yer alan tanıtım filmi ve birçok fotoğrafın tanıtım amacıyla müvekkile gönderildiğini, ...'da yaşamakta olan müvekkilinin ilk tanıtım mailini almasından sonra davalı tarafça tanışmak ve görüşmek üzere sözleşmelerin imzalandığı 08/05/2019-09/05/2019 tarihlerinde alacaklının iş yerine geldiğini ve bahse konu sözleşmelerin müvekkilinin ... piyasasını ve yine ... ticari hayatını ve örf ve adetlerini bilmemesinden faydalanılarak imzalatıldığını, iş bu dava ile de iadesi talep edilmiş olan 40.000 Euronun 09/05/2019 tarihinde Taksitli Satış Sözleşmesi'nin 1. Sayfasında da belirtilmiş olan ödeme tablosuna da uygun olarak davalı tarafa peşinen ödendiğini, tarafların sözleşme imzalanmadan evvel telefon ile iletişim kurduklarını, davalı tarafın bahse konu görüşmelerde müvekkiline şirket sırrı denilerek sadece tanıtım videoları kapsamında çok kısıtlı bir bilgi verildiğini, ...'ye gelip yüz yüze görüşme yapıldığında ise daha aydınlatıcı bilgilendirme yapılacağının müvekkiline söylendiğini, yine telefon ile yapılan bilgilendirmelerde alacaklı şirketin 3 ortaklı olduğunu, şirket müdürünün ... olduğunun söylendiğini, müvekkilinin alacaklı şirket merkezinde bulunduğu 09/05/2018 tarihinde kendisine makinaların nasıl takılacağını gösteren kişinin ise ... adlı şahıs olduğunu, şirket tarafından ... adlı şahsın müvekkiline teknik eleman olarak tanıştırıldığını, bu bilgilerin doğruluğu ya da yanlışlığının ilk olarak müvekkilce bilinmediğini, müvekkilinin satıma konu ... marka ürünler ile ilgili sektörde deneyimi olmayan, ... ülkesinde gıda işi ile ilgilenen ve ... piyasasını ve iç hukukunu da bilmeyen bir kişi olduğunu, buna rağmen alacaklı yan ile görüşmeye geldiğini, çok kısa bir süreç (bir iki gün) içerisinde de alacaklı yana güvenerek ilgili sözleşmeleri imzaladığını ve sözleşme gereği ilk taksit olan 40.000 Euro bedeli de ödediğini, müvekkilinin ilk ödemeyi yaptığı tarih ile 2. Taksit arasında alacaklı yandan üretim tesislerini gezmek ve görmek istediğini ve en baştan itibaren karşı tarafın müvekkiline anlattığı diğer ülke distribütörleri ile tanışarak (Zira tanıtım videosunda da dünya üzerinde 500.000 kişinin bu ürünü kullandığı bilgisi verilmektedir.) diğer ülke distribütörlerinin nasıl çalıştığını, piyasada ürünün ne denli ilgi gördüğünü, kendisinin nasıl bir strateji gütmesi gerektiği ve nasıl bir tanıtım ve reklam süreci izlemesi gerektiği gibi temel konuları görüşmek istediğini, ancak bu iki talebin şirket sırrı ya da henüz fabrikamız tadilatta gibi beyanlarla geçiştirildiğini, bu sırada da 2. taksit olan 30.000 Euroluk 15/05/2019 tarihli vadenin geçtiğini ve haklı olarak bu borcun müvekkil tarafından ödenmediğini, bunun üzerine davalının 27/05/2019 tarihinde 2.ödememe protestosu başlıklı ihtarını müvekkiline gönderdiğini ve 29/05/2019 tarihine kadar müvekkile ödeme için süre verildiğini, davalı tarafın 30/05/2019 tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... D. İş sayılı dosyası ile müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı aldırdığını, en sonunda 14/06/2019 tarihinde sözleşmenin fesih edildiğine dair mail davalı yana gönderildiğini ve sözleşmeyi fesih ettiğini, ancak taraflar arasında imzalanmış olan 09/05/2019 tarihli Taksitli Satış Sözleşmesinde cayma hakkı ile ilgili olarak belirlenmiş olan düzenlemelere bakıldığında müvekkilince haklı bir sebep olmaksızın da işbu sözleşmenin malın tesliminden önce yapılabileceğinin taraflar arasında hüküm altına alındığını belirterek davanın kabulü ile taraflarca 09/05/2019 tarihinde imzalanmış olan ... distribütörlük/bayilik sözleşmesi ve sözleşme ile bir bütün halinde olan Taksitli satış sözleşmesi'nin müvekkilince cayma hakkının süresi içerisinde kullanılmış olması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığının ve hata, hile, gabin nedeniyle haklı olarak fesih edildiğinin tespiti, sözleşmenin iptali ve distribütörlük bedeli ve ürün bedeli olarak ödenmiş olan toplam 40.000 Euro bedelin ödeme tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte iadesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, dava dilekçesindeki iddialar gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın, basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, taraflar arasındaki ilişkiye davacı tarafın iddia ettiği üzere Tüketici Kanunu hükümleri uygulanamayacağını, davacı tarafın iddialarının yasal süresi içerisinde ileri sürülmediğini belirterek davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE;

Dava, sözleşmeden kaynaklı cayma hakkının kullanılıp kullanılamayacağı, feshin haklı olup olmadığı, hata, hile, gabin sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, davacı tarafın ödemiş olduğu bedelin iadesini talep edip edemeyeceğine ilişkindir.Mahkememizin 27/10/2021 tarihli 2020/... esas 2021/... sayılı gerekçeli kararı ile taraflarca 09/05/2019 tarihinde imzalanmış olan ... Distribütörlük/Bayilik Sözleşmesi ve sözleşme ile bir bütün halinde olan taksitli satış sözleşmesi'nin cayma hakkının süresi içerisinde kullanılmış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilerek anılan sözleşmenin feshinin tespitine, Distribütörlük bedeli ve ürün bedeli olarak ödenen toplam 40.000 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek (3095 Sayılı kanunun 4A maddesi uyarınca) faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece taraflar arasında akdedilen distribütörlük ve taksitli satış sözleşmesi taahhütnamesinde tarafların bu sözleşme ile tarafların iradeleri yorumlanmadan davacı tüketiciymiş gibi tüm sözleşmelerin bertaraf edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, imzalanan bayilik sözleşmesinin 4 ekten oluştuğunu, bayilik sözleşmesinde cayma maddesinin düzenlenmediği, taksitli satış sözleşme taahhütnamesinin Tüketici Kanunundaki taksitli satış sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin sözleşmeler hukukuna, sözleşme içeriğine ve taraf iradelerine aykırı olduğunu, dosyadaki Distribütörlük-Bayilik Sözleşmesinin 08/05/2019 tarihli, Taksitli Satış Sözleşmesinin 09/05/2021 tarihli olup sözleşmenin 2.maddesinde yer alan sözleşme süresi, 3. maddesinde yer alan amacı, yükümlülükler ve pazarlama faaliyetleri, ceza şart maddeleri ve 17. maddesinde yer alan sözleşmenin sona ermesi başlıklı hükümlerin dikkate alınmadığını, sözleşmede boşluk bulunması halinde TTK 121. maddesi hükümlerinin uygulanarak sonuca gidilmesi gerektiğini, ancak bayilik sözleşmesinden birgün sonra akdedilen Taksitli Satış Sözleşmesi Taahütnamesinin bir parçasıymış gibi karar verilerek sözleşmenin feshinin tespitine denerek bayilik sözleşmesindeki maddelerin, ek sözleşmelerdeki maddelerin ve en önemlisi Türk Ticaret Kanunun yok sayıldığını, asıl olanın bayilik sözleşmesi ve ekleri olduğunu, eğer sözleşmeler bağlı olacaksa bunun bayilik sözleşmesi olup taahhütnamedeki cayma maddesinin hüküm ve sonuç doğurmaması gerektiğini, mahkemenin taksitli satış sözleşme taahhütnamesinin 4.maddesindeki tüketici düzenlemesinin geçerli olduğunu kabul etmesi halinde dahi davacıya verilen bayilik için alınan 30.000 Euro yönünden davanın reddi gerektiğini, bayilik sözleşmesinin ayakta olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin esasen TTK m.121 de asıl fesih şartları düzenlenen distribütörlük sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gereken hukuki bir ilişki olduğunu, yine dava konusu edilen bedelin, ödemenin niteliğine ve neye karşılık ödendiğine bakılmaksızın cayma hakkının kullanıldığından bahisle davanın kabulünün hatalı olduğunu, konunun Tüketici Kanunu yönünden değerlendirilse dahi taraflar arasında cayma hakkının kullanılamayacağını, sözleşmenin Euro üzerinden yapıldığını, mahkemece gerekçeli karar verildikten sonra davacının talebiyle yargılama harçlarının değiştirildiğini, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davadaki talebin 40,000 Euro olup toplam sözleşme bedeli olan 245.885 Euro üzerinden mahkeme harçlarının belirlendiğini, kararın 2. maddesinde alınması gereken 17.786,83TL denmesinde rağmen 4. maddede 27.390,54TL harcın davacıya ödenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 02/10/2023 tarihli 2022/... esas 2023/... sayılı ilamı ile dosya kapsamında bulunan belgeler uyarınca, taraflar arasında 08/05/2019 tarihinde .../distribütörlük/bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının bayilik veren davacının bayilik alan olduğu, ürünün EK-1'de ayrıntılı tanımlaması yapılan ürünler olup sözleşmenin amacının bayilik verenin ürettiği, ürettirdiği, temin ettiği ve/veya pazarlamasını yaptığı ürünlerin perakende satış yoluyla nihai tüketiciye dağıtım ve pazarlamasına ilişkin olmak üzere taraflar arasında geçerli olacak ilkeler yanında bu pazarlama sistemine ilişkin olmak üzere taraflar arasında geçerli olacak ilkelerin belirlenmesi olduğu, sözleşme süresinin 5 yıl olarak öngörüldüğü, sözleşmenin ekleri olarak da ek 1'de bayilik konusu ürün listesi, ek 2'de hijyen ve ürün muhafaza şartlarının, ek-3'te ürün fiyatları ve minimum sipariş adetleri, ek 4'te ilave satış makinesi alımının belirtildiği, 09/05/2019 tarihli taksitli satış sözleşme taahhütnamesinde ise satıcı olarak adlandırılan davalının müşteri olarak adlandırılan davacı ile sözleşmede bedel, cins ve miktarı belirtilen ürünleri müşteri tarafından işyerinde tek tek görülerek ve beğenilerek satıcıdan satın aldığı belirtilmiş olup ödeme tarihleri ve ödenecek miktarın tespit edildiği, buna göre ilk ödeme tarihinin 09/05/2019 olup ödenecek miktarın 40.000 Euro olduğu, sözleşmenin sona ermesi-fesih-cayma başlıklı 4.maddesinde "Bu sözleşmenin konusu 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde cayma ve fesih hakkı kullanılır. Cayma hakkının kullanılması durumunda satıcının uğrayacağı maddi ve manevi tazminatı peşin ödeyeceğini kabul eder" hükmünün yer aldığı, mahkememizce, davacının taksitli satış sözleşmesi hükümleri uyarınca cayma hakkını süresi içerisinde kullanmış olduğu kabul edilerek sözleşmenin feshinin tespiti ile ödenen bedelin iadesine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan sözleşmeler incelendiğinde taraflar arasında akdedilen .../distribütörlük/bayilik sözleşmesi ile taksitli satış sözleşme taahhütnamesi bağlantılı olmakla birlikte, cayma hakkının sadece taksitli satış sözleşmesinde düzenlenmiş olduğu, sözleşmelerin tek sözleşme olarak kabul edilemeyeceği nazara alındığında bayilik sözleşmesinin de cayma hakkına dayalı olarak feshine karar verilmesi yerinde görülmediği, davacı tarafça cayma hakkının kullanılmasının taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği, bu nedenle, .../distribütörlük/bayilik sözleşmesinin haklı nedenlerle feshine ilişkin davacı tarafın iddiaları kapsamında sözleşmenin feshi nedenlerinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olduğu, açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce verilen 27/10/2021 tarih ve 2020/... Esas 2021/... sayılı kararı ... BAM 5. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2023 tarih, 2022/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, davanın 2023/... mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı ve taraflara duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmesine karar verildiği, yargılama sırasında duruşmada davacı vekilinin BAM kararına karşı beyanlarımızı içeren dilekçeyi dosya içerisine sunduklarını, BAM kararına katılmadıklarını, her iki sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, haklı nedenle ilgili olarak ileri sürdükleri iddialarını da ispat ettiklerini düşündüklerini, mahkemece tüm delillerin de toplandığını, yeniden tüm beyanları ve deliller kapsamında davanın kabulüne karar verilmesini istediklerini, bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığını, sözleşmelerin kapsamının açık olduğunu beyan ettiği, davalı vekilinin ise bayilik sözleşmesinin feshi konusunda ileri sürülen haklı nedenlerin gerçekleştiğini ve ispat edilmediğini, BAM kararı içeriğinin de buna değinmekte olduğunu, cayma hakkının bayilik sözleşmesi kapsamında olmadığını, davanın yerinde olmadığını düşündüklerini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığını, sözleşmelerin kapsamının açık olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davanın konusunun her iki sözleşmeyi de kapsadığı, taraflar arasındaki ilişkinin distribütörlük/bayilik sözleşmesi'ne ve sözleşme ile bir bütün halinde olan taksitli satış sözleşmesine dayandığı, 08/05/2019 tarihli distribütörlük sözleşmesinden ve 09/05/2019 tarihli taksitli satış sözleşmesi'nden" bahsedildiği ve her ikisinin de fesih edildiğinin açık olduğu, bahse konu distribütörlük sözleşmesi ile tarafların davalı yanın ürettiği ... marka ürünlerin davacı ile ... distribütörlüğünün verilmesi ile ilgili olup, taksitli satış sözleşmesinin ise yine aradaki hukuki ilişkinin nitelendirildiği, ancak ayrıca satın alıma konu ürün miktarını, ödeme usulünü, sözleşmeden cayma ve fesih hakkını vb. hususları belirten bir sözleşme olduğu, 09/05/2019 tarihli Taksitli Satış Sözleşmesinin basit bir sipariş listesi olmadığı, metin içeriğinde yer alan hükümlerle aradaki hukuki ilişkinin nitelendirildiği, kefalete dair hususların belirlendiği, fesih ve cayma hakkının belirlendiği, temerrüt ve muacceliyet şartlarının açıklandığı, cezai şart konulduğu, delil ve yetki anlaşması yapıldığı, sonuç olarak her iki sözleşmenin de ayrılmaz bir bütün olduğunun açıkça ortada olduğu, ... Tic. Ltd. Şti. ile Meva Güvenlik Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarının aynı kişi olduğu belirtmiş ise de davacı tarafın sözleşmeyi ... firması ile yaptığından sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerin ... firmasında olduğu, davacının ...'dan ...'ya geldiği, görüşme yaptığı ve en nihayetinde de sözleşmeyi imzaladığı, tarafların basit bir alım satım sözleşmesi değil, yıllarca devam etmesi beklenen Distribütörlük Sözleşmesi imzaladıkları, davacı tarafın sözleşmeyi fesih ettiği, ancak taraflar arasında imzalanmış olan 09/05/2019 tarihli Taksitli Satış Sözleşmesinde cayma hakkı ile ilgili olarak belirlenmiş olan düzenlemelere baktığımızda dava konusu sözleşmenin feshinin malın tesliminden önce yapılabileceği taraflar arasında hüküm altına alındığı, taksitli satış sözleşmesinin "SÖZLEŞMENİN SONA ERMESİ - FESİH - CAYMA" başlıklı 4. Maddesinde "Bu sözleşmenin konusu 4822 sayılı kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde cayma ve fesih hakkı kullanılır" maddesinin yer aldığı, yani tarafların sözleşme mahiyeti gereği ticari bir sözleşme olsa dahi satışa konu malların taksitli satış kapsamında değerlendirilmesine ve tüketici kanununda caymaya ilişkin hükümlerin burada da uygulanmasına karar verildiği, kanunun 21. Maddesinde cayma hakkının yönetmelik ile belirlenen hükümlere tabi olduğu anlaşılmış, Taksitle Satış Sözleşmeleri Hakkında Yönetmeliğin 3. Bölümünde cayma hakkının kullanımı ve sonuçlarının işlendiği ve 7. Madde de cayma hakkının nasıl kullanılacağına ilişkin "Cayma hakkı Madde 7; (1) Tüketici, 7 gün içinde her hangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin taksitle satış sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir. (2) Cayma hakkı süresi, hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün; mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar. Ancak tüketici, sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre içinde de cayma hakkını kullanabilir.(3) Mal teslimi ile hizmet ifasının birlikte yapıldığı sözleşmelerde mal teslimine ilişkin cayma hakkı hükümleri uygulanır.(4) Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin cayma hakkı süresi içinde satıcı veya sağlayıcıya yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür." maddelerinin yer aldığı, Taksitli Satış Sözleşmeleri hakkında yönetmeliğin 8. Maddesinde;"Cayma hakkının kullanılmasının sonuçları MADDE 8 – (1) Tüketicinin cayma hakkını kullanması durumunda, satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren yedi gün içinde almış olduğu bedeli ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgeyi, tüketiciye hiçbir masraf yüklemeksizin iade etmekle yükümlüdür." hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca imzalanmış olan sözleşme olan TAKSİTLİ SATIŞ SÖZLEŞMESİ'nin cayma hakkının süresi içerisinde kullanılmış olması nedeniyle bu sözleşme yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İstinaf ilamında da belirtildiği üzere cayma hakkı yalnızca taksitli satış sözleşmeleri yönünden caridir. Bayilik sözleşmesi ani edimli bir sözleşme olmayıp, sürekli edimli bir sözleşme olduğundan zaten cayma'ya konu olabilecek bir sözleşme değildir. Feshe konu olabilecek nitelikte bir sözleşmedir. Davacı ise dava dilekçesinde bu bayilik sözleşmesi yönünden hile iddiasına dayanmıştır. Dolayısıyla bu sözleşmenin feshi açısından geçersizlik sebeplerinden irade sakatlığı halinin incelenmesi gerekmektedir. Hile bir kimsenin sözleşmenin akdedilmesi aşamasında aldatılması olup; TBK 36. Maddede yer alan "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir." şeklindeki düzenleme ile sonuçları vazedilmiştir. Davacıya gönderilen mail içeriği incelendiğinde davalı şirketin bahsettiği şekilde bir şirket olmadığı, SGK yazı cevaplarından ve tanık anlatımlarından anlaşıldığı üzere davacıya söylenildiği şekli ile 56 adet işçilerinin bulunmadığı, davacının NOSAB içerisinde söylenildiği şekilde bir üretim tesisinin bulunmadığı, üretimlerini başkalarına yaptırdığı, markanın dahi başkaca bir firma adına tescilli olduğu dosyaya celbedilen ... Enstitüsü cevabından anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının, bayilik sözleşmesinin kurulması esnasında davacıya kasten yanlış bilgiler verdiği, hilenin tüm unsurları ile mevcut olduğu, davacının davalı ile akdetmiş olduğu bayilik sözleşmesine dayalı olarak "..." markasını kullanması halinde bu markanın tescilli maliki olan dava dışı şirket tarafından başkaca davaların muhattabı olabileceği de gözetildiğinde, hilenin sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi noktasında esaslı bir hile olduğu, bayilik sözleşmesinin hile nedeniyle geçersizliğinin ileri sürülmesinin mümkün olduğu gözetildiğinde davacının hile sebebine dayalı olarak sözleşmeyi feshi mümkündür. Dolayısıyla davaya konu edilen bayilik sözleşmesinin hile sebebine dayalı olarak feshi ve taksitli satım sözleşmesinde de uygulanacak hukukun taraflarca seçilmesi sebebiyle Tüketici Hukukuna dayalı olarak cayma hakkının kullanıldığı ve taksitli satım sözleşmesinden ise cayma hakkı sebebiyle geçmişe yönelik olarak sözleşmeden dönüldüğü gözetilmiş ve davanın kabulüne karar verilerek , distribütörlük bedeli ve ürün bedeli olarak ödenen toplam 40.000 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş hüküm aşağıdaki şekilde tesis olunmuştur.

HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davanın KABULÜ ile, taksitli satış sözleşmesi ve bayilik sözleşmelerinin haklı nedenle feshinin TESPİTİNE, Distribütörlük bedeli ve ürün bedeli olarak ödenen toplam 40.000 EURO'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE,

2. Alınması gereken 109.344,59.. TL nispi harçtan peşin yatırılan 4.446,71.. TL ile 22.889,43.. TL'nin mahsubu ile bakiye 82.008,45.. TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,

3. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 200.056,91.. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 

4. Davacı tarafça yapılan aşağıda dökümü yazılı toplam 32.243,54.. TL yargılama giderinin davalıdan  alınıp davacıya VERİLMESİNE,

5. Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca davacı tarafa  İADESİNE,

Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2024

Başkan ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Katip ...

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevap(Esermadde"sözleşmeninsatışfesiholmaksızınvekilitaksiinosabermesimünhasırlıkSözleşmesindenKaynaklanan)cayma"Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim