Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/216 E. 2024/257 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/216
2024/257
5 Mart 2024
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/216 Esas - 2024/257
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
ESAS NO :2024/216
KARAR NO :2024/257
BAŞKAN : .....
ÜYE : ....
ÜYE : ...
KATİP : ......
DAVACI : ... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İNEGÖL ŞUBESİ - ....
VEKİLİ :Av. ..... - [16914-19755-.....] UETS
DAVALI : İNEGÖL ORGANİZE SAN.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ -
[25999-45321-.....] UETS
VEKİLİ :Av......- [16604-06580-.......] UETS
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 05/05/2021
KARAR TARİHİ : 05/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete tebliğ edilen davalı İnegöl OSB 'nin 08.04.2020 Tarihli Atıksu Deşarj Yönetmeliği Konulu 500-201 Sayılı Genel Yazısı ile : '' 02.04.2020/110 No'lu Yönetim Kurulu Kararı ile Atıksu Deşarj Yönetmeliği ' ne , Atık su Debi Payı Kullanımı ve Atık su Debi Payı Devir İşlemleri ile İlgili Usul ve Esaslar başlıklı dokuzuncu maddesi eklenmiştir.'' denildiğini, dava konusu Yönetim Kurulu kararına karşı taraflarınca Bursa 2. İdare Mahkemesinin 2020/572 Esaslı dosyası ile 14.07.2020 tarihinde iptal talepli dava ikame edildiğini, ancak Bursa 2. İdare Mahkemesinin 06/10/2020 tarihli, 2020/720 numaralı kararı ile, '' 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca davanın GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, '' denilmek sureti ile görevsizlik kararı verildiğini, işbu İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflarınca itiraz edildiğini, iş bu itirazlarına binaen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi 2021/148 Esaslı dosyasının 2021/371 numaralı kararı ile, '' 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, .., kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, '' denilmek sureti ret kararı verildiğini ve bu kararın taraflarına 22.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, TBK Madde 158 'e göre dava veya def’inin esastan değil ancak usulden reddi halinde ret kararının verilmesine kadar geçen süre içinde zamanaşımıve hak düşürücü sürenin dolması halinde tarafın yaşayacağı bu mağduriyetin giderilmesi bakımından altmış günlük bir ek süre içerisinde bu haklarını kullanabileceği öngörülmekte olduğunu, bir diğer anlatımla söz konusu madde dava veya def’inin, mahkemenin görevli veya yetkili olmaması ya da düzeltilmesi mümkün bir hata yapılması veya vaktinden önce açılması sebebiyle reddedilmiş olması ile davacının davasını açtığı veya def’ini ileri sürdüğü tarih ile mahkemece usulen ret kararının verilmesine kadar geçen sürede zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması hallerinde uygulama alanı bulmakta olduğunu, dolayısıyla İnegöl Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu tarafından alınmış 02.04.2020 tarihli kararına karşı taraflarınca ikame edilen davanın Bursa 2.İdare Mahkemesi'nce görev yönünden reddi üzerine taraflarınca süresi içerisinde İnegöl Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu tarafından alınmış 02.04.2020 tarihli kararın iptalini talep etmek zarureti hasıl olduğunu, somut olayda, anonim şirketlere ilişkin TTK ve sair mevzuat hükümleri uygulama alanı bulacağından emredici Kanun maddesi doğrultusunda anonim şirket paydaşları, Kanunda öngörülen istisnalar dışında esas sözleşmeyle pay sahiplerine, pay bedelinin ödenmesi veya öngörülmüş olması hâlinde payın itibari değerini aşan primin ifası dışında borç yükletilemeyeceğinin açık olduğunu, ayrıca sadece esas sözleşme ile pay sahiplancak belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu para olmayan edimleri yerine getirmek yükümlülüğü de yüklenebileceğini, diğer bir anlatımla paydaşın anonim şirkete karşı tek borcu, taahhüt ettiği sermaye payından ibaret olduğunu, anonim şirketlerin kanuni yapısından kaynaklanan özelliği gereği, paydaşın şirkete ödemeyi taahhüt ettiği sermaye payı dışında bir borç altına sokulması, bu konudaki kuralın emrediciliği nedeni ile mümkün olmadığını, bir diğer yandan tek borç ilkesinin istisnalarından biri olan tali (ek) yükümlülüklerin ancak pay sahiplerine sermaye taahhüdünden doğan borçları yanında, belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu para olmayan edimleri yerine getirmek yükümlülüğü yüklenmesi şeklinde olabileceği açık olduğunu, aksi yöndeki uygulamaların Kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden iptali gerekeceğini, bu kapsamda müvekkil şirketin faaliyet alanında bulunduğu Bursa İnegöl Organize Sanayi Bölgesi tarafından , müvekkil şirketin de katılım bedeli olarak 525.000,00 $ ödeme yapması ile 2000 yılında 105.000 m³/gün kapasiteli arıtma tesisi işletmeye alınmış akabinde yine davalı tarafından kapasite artışı yapılarak mevcut arıtma tesisi kapasitesine 105.000 m³ daha ekleme yapıldığını, ancak davalı tarafından söz konusu kapasite miktarının artışında esas alınan kriter ve ölçümler hakkında müvekkil şirkete herhangi bir bilgilendirmede bulunulmadığı gibi müvekkil şirketin onayının da alınmadığını, bir diğer yandan müvekkil şirketin gerek arıtma tesisinin kurulması gerekse işletilmesi aşamasında payına düşen katılım bedeli olan 525.000,00 $ ödeme yaparak ve kullanım bedelini ödemeye devam ederek payına düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davalı tarafça herhangi bir ön bilgilendirme yapılmaksızın ve müvekkilin rızası alınmaksızın uygulamaya alınan debi paylarının kısıtlanması ve kısıtlı kullanımın aşılması halinde ek ödeme yapılacağına dair kararın, Kanun'un emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının bu kararlarının konusunu karşılığı para olan bedellerin ödenmesi oluşturmakta olduğunu, ek yükümlülüklerin karşılıksız olması mümkün olmamakla birlikte kuruluşun konusunu oluşturan faaliyet alanında yine kuruluşun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tedbirler arasında olmasının esas olduğu, ancak söz konusu yükümlülüklerin organize sanayi bölgesi ve işbu bölgede faaliyet gösteren firmaların menfaatlerini hiçe saymakta olduğunu, bu sebeple davacı tarafın hukuka aykırı işbu hukuka aykırı ve keyfi uygulamalarının iptali gerekmekte olduğunu, dava konusu karara dayanak yönetmelik hükümlerinden de anlaşılacağı üzere gerekçesi ve sınırları kesin bir şekilde belirlenmeden öngörülemeyen, sınırı ve sonu belli olmayan tek yanlı kararlar, her gün bir yenisi icat edilebilecek düzenlemelerle mülkiyet hakkına ağır şekilde müdahale meydana getirmekte olduğunu, bu anlamda müvekkil şirketin mülkiyet hakkına önemli derecede etki eden ve ek ödeme yükümlülüğü getiren söz konusu mali nitelikteki karar hukuka aykırı olup iptali gerekmekte olduğunu, müvekkil şirketin İnegöl Organize Sanayi Bölgesi’nin kuruluşundan itibaren katılımcısı olduğunu, ayrıca müvekkil şirketin, İnegöl OSB’nin kuruluş sürecinde aktif olarak faaliyet gösterdiğini, kaldı ki müvekkil tarafından İnegöl OSB ‘nin kurulma sürecinde arsa payı bedeli ödenmiş olup, akabinde bir de sanayi bölgesinin sorumluluğu dahilinde yapılan arıtma tesisinin kurulması aşamasında tesise katılım bedeli olarak 525.000,00 $ ödeme yapılarak ortak olunduğunu ve müvekkil şirketin temsilcisi müteşebbis heyette yerini aldığını, davalı yan tarafından müvekkilin rızası dışında tek taraflı olarak verilen Yönetim Kurulu kararı ile, müvekkil şirketin atıksu kullanım kotasının ; söz konusu yatırımlara destek vererek üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine ve sanayi bölgesinde faaliyet gösteren işletme sayılarında ve yatırımlarında herhangi bir azalma olmamasına rağmen, orantısız bir şekilde azaltılması hakkaniyete uygun düşmemekte ve bu kapsamda davalı Müdürlük tarafından icra edilen tek yanlı ve hukuka aykırı işlemler müvekkilin müktesep hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, katılımcıların yatırımları ile kurulmuş olan atık su arıtma tesisinden inegöl belediyesi'nin haksız yararlanması hukuka aykırı olduğunu, belediyeler atıksu arıtma tesisi kurmakla yükümlü olup, İnegöl Belediyesi tarafından işbu yükümlülük yerine getirilmemekle birlikte bir de söz konusu belediyenin, müvekkil şirket ve diğer katılımcıların yatırımlarıyla kurulan İnegöl Sanayi Bölgesinin arıtma tesisinden faydalanmakta olduğunu, bu hususun açıkça yasaya aykırı olup, müvekkil şirketin hakkının zayi olmasına sebebiyet verdiğini, kaldı ki belediyelerce kurulması ve işletilmesi gereken evsel atıklara ilişkin arıtma tesislerinin kullanımı sonucunda Kirleten Öder İlkesi gereğince çeşitli Yönetmeliklerle tarifelendirilmiş olup, bu konuda evsel atık üreticilerinden belirli bedeller alınmakta olduğunu, ancak İnegöl OSB 'ye ait arıtma tesisinin İnegöl Belediyesince kullanılması neticesinde evsel atıkların işbu arıtma tesisine aktarımı neticesinde evsel atık üreticilerinden ilgili mevzuatlarda belirlenen usul ve esaslara uygun bedellerin alınmaması ve müvekkil şirket ve diğer katılımcıların ortak arıtma tesisinin kapasitesinden söz konusu üreticilerin faydalanması adına yüksek bedeller ödemesi ağır bir hak kaybına yol açmakta olduğunu, davalı kuruluş tarafından müvekkil şirketin yatırım ve hakları gözetilmeksizin belediyenin haksız kullanımının arttırılmasına yönelik alınmış olan dava konusu kararın, kuruluşun çıkarlarını gözetmediği aşikar olup İnegöl Belediyesi'ne menfaat sağlamaya yönelik olduğu açık olduğunu, davalı yan tarafından inegöl organize sanayi bölgesinin temel yapısına uymayan kararlar alınmış ve dolayısıyla mevzuat kapsamında belirlenmiş olan kuruluş amacına aykırı hareket edildiğini, organize Sanayi Bölgelerinin kurulmasındaki amacın sınai üretimini arttırmak, sanayi yatırımlarını özendirmek , ulusal düzeyde rekabeti uluslararası (küresel) rekabete dönüştürmek olup, davalı yan tarafından söz konusu amaçlar doğrultusunda hareket edilmesi gerekmektedir. Ancak davalı tarafından dava konusu kararlar, sanayinin geliştirilmesi ve sanayicilerin faaliyetlerinin desteklenmesi amacı ile alınmamakta, aksine belediyenin ayrı bir arıtma tesisi ile ayrıştırması gereken evsel atıksuları kapsamakta olduğunu, zira iş bu hususta müvekkil şirketin muvafakati bulunmamakta olup davalı yan tarafından muvafakatinin alınması gibi bir durum da söz konusu olmadığını, zira davalı yan tarafından bahsi geçen işlemler yapılırken İnegöl Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ortak ve mülk sahiplerinden herhangi bir muvafakat alınmamış olup işbu durum ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırılık meydana getirdiğini, bir diğer yandan müvekkil şirketin kapasite raporlarından da anlaşılacağı üzere, müvekkil şirket yüzlerce çalışanı olan, İnegöl ve Bursa çevresinde istihdam sağlayan köklü ve büyük bir firma olduğunu, bu doğrultuda alınan karardan önce davalı müdürlük tarafından müvekkil şirkete tahsis edilen debi kullanım kotası; müvekkil şirketin İnegöl çevresinde sağlamış olduğu istihdam, bünyesinde çalıştırdığı işçi sayısı, şirket ve üretim kapasitesi de göz önünde bulundurulduğunda ancak işbu oranları karşılar nitelikte olduğunu, ancak yine bahse konu kapasite raporlarından anlaşılacağı üzere davalı Müdürlük tarafından icra edilen işbu tek yanlı yönetim kurulu kararları ile müvekkil şirketin atıksu debi kullanım kotası oldukça fazla miktarda düşürülmüş olup, istihdamın sağlanması bakımından önemi yadsınamayacak kadar büyük olan müvekkil şirketin faaliyet ve üretim kapasitesini karşılayamayacak hale geldiği aşikar olduğunu, davalı Müdürlük tarafından belirlenen oldukça düşük miktardaki debi kullanım kotası, işbu uygulamaya devam edilmesi durumunda müvekkil şirketin işletmesinde işçi çıkarılmasına ve üretim faaliyetinin azalmasına sebebiyet vereceğini, halbuki organize sanayi bölgeleri, kamu tüzel kişilikleri ile akdetmiş oldukları sözleşmeler doğrultusunda kamu yararına hareket etmekle yükümlü olup kuruluş amaçları da bu yönde olduğunu, ancak davalı idarece gerçekleştirilen iş ve işlemler açıkça esas sözleşmeye ve mevzuata aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu doğrultuda müvekkil şirket katılım payı ödeme ve diğer yatırımlarda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmiştir. Ancak getirilen yeni kararlarla oluşumu toplumun menfaati için öngörülmüş olan İnegöl Organize Sanayi Bölgesinin kuruluş sürecinde ortaya çıkan işlemlerle tüm sanayicilerin arsalarının alınması gibi tüm külfetlere katlanan müvekkil şirketin müktesep ve vazgeçilmez hakları ihlal edildiğini, bu ihlallerin müvekkil şirketin üretim faaliyetinin düşmesi sebiyle zarara ve hak kaybına uğramasına yol açmakta olduğunu, İnegöl Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisi kuruluş sürecinde müvekkil şirketten katılım payı bedeli adı altında alınmış olan 525.000,00 $ karlığında davalı müdürlük tarafından müvekkil şirkete tahsis edilen 11.000 m³ atıksu debi kullanım kotasının, herhangi bir dayanak olmaksızın haksız ve hukuka aykırı olarak ve yine davalı yan tarafından orantısız bir şekilde düşürülmüş olması, müvekkil şirketin kazanılmış olan haklarını ihlal ettiğini, davalı müdürlük tarafından herhangi bir süreye tabi olmaksızın müvekkil şirkete tahsis edilen 11.000 m³ debi atıksu kullanım kotası; müktesep hak ilkesi gereğince müvekkil şirkete iade edilmesi gerektiğini belirterek İnegöl Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu tarafından alınmış 02.04.2020 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararın iptali ile müvekkil şirketin atıksu debi kullanım kotasının düşürülmesine itirazlarımızı ve müktesep hakkımız doğrultusunda müdahalenin men'i ile kota kullanımının eski hale getirilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkil davalı kurumun idare merkezi ve müdürlüğü İnegölde olduğunu, mahkememizin davaya bakmaya yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin İnegöl Asliye (Ticaret ) Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle Sayın Mahkeme'nin yetkisine itiraz ettiklerini, davacının ticari şirket olduğunu, müvekkil kurumun ise özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olup TTK'nın A.Ş. hakkındaki hükümlere tabi olduğunu, bu nedenle davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, dolayısıyla arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu, davacı tarafından söz konusu dava şartı yerine getirilmeksizin iş bu dava ikame edilmesi sebebiyle davanın usülden reddi gerektiğini, davalı kurumun Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 4562 sayılı OSB Kanunu çerçevesinde 187 sicil numarası verilerek kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişiliği olduğunu, bir taraftan bazı konularda TTK'nın A.Ş. hakkındaki hükümlere diğer taraftan da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın mevzuatları doğrultusunda denetlenmekte olduğunu, bu nedenle TTK'ca belirlenen salt ticari şirket niteliğinde olmadığını, dolayısıyla Kuruluş Protokolünde de belirtildiği üzere İnegöl Belediyesi, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası'nın katılımıyla oluşan müteşebbis heyet tarafından temsil edildiğini, bilahare 2005 yılında müteşebbis heyet görevini tamamlayarak davalı kurum, Ana Sözleşme dönemine geçtiğini, kuruluş protokolünden de anlaşılacağı üzere pay sahipleri olarak İnegöl Belediyesi, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odasının gösterildiğini, ana sözleşmede de Yönetim Kurulu ve diğer organların belirlendiğini, dolayısıyla davacı şirketin, TTK'nın tanımladığı anlamda pay ve sermaye sahibi olmadığını, sadece sanayici olarak katılımcı sıfatına haiz olduğunu, bu nedenle davacı şirketin işbu davayı açmakta aktif husumeti bulunmamakta olduğunu, iptali talep edilen dava konusu Yönetim Kurulu kararının 02.04.2020 tarihli olduğunu, söz konusu kararın davacı yana Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 2020 / 572 E. sayılı dosyasına sunmuş oldukları 14.07.2020 tarihli dava dilekçesinin açıklamalar bölümünün 1 numaralı paragrafında da belirtildiği üzere 08.04.2020 tarihinde bildirildiğini, anılan kararın iptali için Bursa 2.İdare Mahkemesi'nde açılan görevsizliğe konu dava tarihi 14.07.2020 olduğunu, yeni TTK'nın 460 / 5 maddesi gereğince Yönetim Kurulu kararları aleyhine karşı (davacının dava açma hakkını asla kabul etmemekle birlikte ) 1 ay içerisinde iptal davası açılabileceği hükme bağlandığını, bu nedenle söz konusu dava yasal süre olan 1 ay içerisinde açılmadığını, dolayısıyla davada TBK 158. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığını, söz konusu madde yasal sürede açılan ve yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilen davanın devamı olan davanın görevli mahkemede hangi sürede açılacağına ilişkin düzenlemeyi içerdiğini, oysa eldeki davanın esasını teşkil eden Bursa 2.İdare Mahkemesi'nin 2020/572 E. sayılı davası yasal süre olan( TTK m.460 ) 1 aylık süre içerisinde açılmadığını, dolayısıyla işbu davanın da yasal sürede açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı def'inde bulunduklarını ve davanın reddi gerektiğini, Yeni TTK'nın 460.maddesinde Yönetim Kurulu'nun hangi kararları aleyhine iptal davası açılabileceği hükme bağlandığını, davacının dayandığı nedenlerin söz konusu madde kapsamına girmediğini, kaldı ki yeni TTK 'nın 391. maddesinde Yönetim Kurulu kararlarının hangi hallerde hükümsüz olacağını ve tespit davasına konu olabileceğinin düzenlendiğini, davacının davaya konu ettiği kararın bu madde kapsamında olmadığını, müvekkil kurumun 2.000.000.000,00 USD'lik dış ticaret hacmi, 15000 çalışanı, çevreye duyarlılığı bakımından ülkemizin en büyük ve örnek sanayi bölgelerinden biri olan sanayi bölgesinde Türkiye'deki 300'den fazla organize sanayi bölgesi gibi 1562 sayılı Kanun ve 30674 sayılı Resmi Gazete'de güncellenmiş yönetmelikle sevk ve idare edilmekte olup, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından denetlenmekte olduğunu, davalı kurumun İnegöl Organize Sanayi Bölgesi'nde sözü edilen kanun ve yönetmeliklere göre bölgedeki toplam 71 sanayi şirketimizden oluşan genel kurulunu her yıl Bakanlık temsilcisi gözetiminde toplanarak sanayicilerden oluşan organlarını seçmekte, yapılan icraatlar, mali tablolar, bütçeler denetlenmekte, sanayicilerin görüşü paylaşılmakta ve genel kurulun ibrasına sunularak ibra edilmekte olduğunu, dava konusu arıtma tesisinin İnegöl OSB tüzel kişiliği ve İnegöl Belediyesi'nin ortak ödedikleri bedeller ile 2001 yılında devreye alınmış ve 2008 yılında yine belirtilen kurumlarca ortak ödenen bedellerle kapasitesi 130.000 m3'e çıkarıldığını, İnegöl OSB tüzel kişiliğinin arıtma için ödediği bedelin OSB Yönetmeliği'nin 66. Maddesinin 6. Fıkrasına göre katılımcıların tamamının %25'ini, parsel büyüklüğüne göre %75'inin de yönetim kurullarınca belirlenecek debi ve kirlilik yüküne göre katılımcılardan tahsil edileceğini, davacı şirketin İnegöl OSB Yönetimi tarafından kendilerine önceden yapıldığını iddia ettiği 11000 m3/günlük debi/kota tahsisi tamamen gerçek dışı ve hayali olduğunu, davalının kuruluşundan beri görev yapan yönetim kurulları dava dilekçesinde adı geçen 2019/79 ve 2020/110 nolu kararlarından önce görevleri boyunca böyle bir karar almadığı gibi sadece davacı şirket ile değil 71 katılımcıdan hiçbiri ile debi tahsisi kullanım kotası, kullanım sözleşmesi yapılmadığını, davacı şirket tarafından bu iddia ile ilgili hiçbir belge sunulmadığını, bu nedenle olmayan bir kotanın iade edilerek eski hale getirilmesinin talebi her türlü dayanaktan yoksun olduğunu, İnegöl Organize Sanayi Bölgesi'nin Bakanlık gözetiminde her yıl yapılan genel kurullarda faaliyetler ile ilgili tüm bilgiler verilmekte ve onaylanmakta olup en son 29\11\2020 tarihli Genel Kurul da Genel Kurul toplantı tutanağının 4.maddesinde divan başkanı genel kurulda tüm sanayiciler adına arıtma tesisimizdeki bu tesis ve çözümler ile ilgili davalı kurum Yönetim Kurulu'na başarılı çalışmalar için teşekkürlerini sunduğunu ayrıca Aynı Genel Kurul'da tutanağın 12.maddesinde de davacı şirket A.Ş.'nin yetkilisi olan Sidar Karakoç kendilerine 22/11/2019 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile kendilerine tahsis edilen 5050 m3\Günlük tahsise herhangi bir itirazlarının olmadığını belirttiğini, talep olunan 02/04/2020 tarihli kararda davacıya tahsis edilen 11.000 m3 debi payının düşürülmesine dair bir karar bulunmadığını, zira hiçbir zaman davacı kuruma 11.000 m3 günlük debi payı tahsisi yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; davalı Bursa İnegöl Organize Sanayi Bölgesinin 02.04.2020 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce davacı tarafa 11.000 m³'lük debi kotası tahsis edildiği bilahare iddia edilen tahsisin 5.050m³ e indirildiğine dair bir tespite rastlanmadığı, 24/01/2019 tarihli yönetim kurulu toplantısı 79 nolu karar metninde (ek-1) "Atık su tesisini 2000 yılında devriye alınan bölümünde kullandıkları debi bedeli olarak ödeme yapan 16 sanayicimize yaptıkları katkı payları karşılığında ......" debi tahsisi yapıldığı, karardan da anlaşılacağı üzere debi kota tahsisleri katılımcıların katkı payı karşılığında oluşturulduğu, yapılan ilk ve son debi kota tahsisinin raporda ve 24/01/2019/79 nolu yönetim kurulu toplantısında yapılan tahsis olduğu, başka bir deyişle gerek davacıya gerekse diğer katılımcılara 24/01/2019/79 nolu karardan önce veya sonra yapılmış debi kotası tahsisi bulunmadığı, davacı yana ve tüm sanayicilere (katılımcılara) yapılan debi kotası tahsisleri 24/01/2019/79 nolu kararın 1.maddesinde de belirtildiği üzere sanayicilerin yaptıkları "KATKI PAYLARI" karşılığında oluşturulduğu, davalı kurumun tüm işlemlerini bağlı olduğu Sanayi Bakanlığı 4562 sayılı OSB'lere kanun ve yönetmeliklerine uygun olarak gerçekleştirildiği, bu hususun 19/11/2021 tarihli komiser nezdinde yapılan genel kurulda da imza altına alındığı, davalı kurumun 19/11/2021 tarihli olağan genel kurul tutanağının da aynı konuyu içermekte olup anılan toplantıya katılan davacı şirket yönetim kurulu üyesi Sidar Karakoç'un firmalarına yapılan 5050 debi kota tahsisine bir itirazlarının bulunmadığını özellikle beyan ettiği de anlaşıldığından yerinde görülmeyen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememize ait 19/10/2022 tarihli 2021/338 esas 2022/1083 sayılı gerekçeli kararının davacı vekilince istinaf edildiği, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirkete 11.000 m³'lük debi kotası tahsis edildiğine ilişkin (evrak bazında ve fiili kullanımın tespitine yönelik) inceleme taleplerinin hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın reddedilerek hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, OSB evrakları sunmadığı için her iki raporda müvekkil şirkete tahsis edilen ilk debinin belirsiz olduğu yönünde görüş bildirildiğini, HMK 220 ve 222. maddeleri mucibinde evrakların celbinin sağlanması gerektiğini, "uzun süreden beri çekişmesiz ve ihtilafsız kullanım şeklinin var olup olmadığının tespiti" bakımından "müvekkilin 2018 tarihi öncesinde kullanımlarının ve buna ilişkin ödemelerinin tespitine yönelik heyete mali müşavir bilirkişi eklenerek rapor düzenlenmesi taleplerinin ret gerekçesinin açıklanmadığını, davalının verdiği cevaplarda debi kullanım kotasının düşürüldüğünü ikrar ettiğini, 19 Kasım 2020 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına müvekkil şirket yetkilisi Sidar Karakoç'un beyanlarının yanlış geçirildiğini, davalının, İnegöl Belediyesini, müvekkil şirket ve diğer katılımcıların yatırımlarıyla kurulan İnegöl sanayi bölgesinin arıtma tesisinden faydalandırabilmek için, müvekkil şirketin debi kullanım kotasını düşürdüğünü, ortaklık hakkının sonucu olarak müvekkiline 11.000 m³ debi atıksu kullanım hakkı tesis edilmesinin müktesep hak niteliğinde olduğu için bu hakların üzerinde hak sahibinin rızası olmaksızın tek yanlı olarak tasarrufta bulunulamayacağını beyanla kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 08/02/2024 tarihli 2023/311 esas 2024/243 sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2022/4599 Esas, 2023/3797 Karar sayılı ilamı ile, '...4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği' gerekçesi ile OSB'lerin tacir olmadığına, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar vermiş, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesine göre; mahkemelerin görevleri ancak kanunla düzenlenir, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiştir. Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da her aşamada ileri sürebileceği, 137 ve 138. maddelerinde ise dava şartlarının (ve ilk itirazların) öncelikle inceleneceği düzenlenmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı çözen ve bağlayıcı olan karar doğrultusunda davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verildiğinden mahkememizce 2024/216 esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Davada, mahkemenin görevli olup olmadığının incelenmesi HMK.nun 114/c bendi gereğince dava şartlarından olup; mahkemece re'sen incelenmesi gerekir.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK.nun 4. ve 5.maddelerinde gösterilmiş olup, bu maddelerde belirtilen dava ve işlere bakmaya görevlidir.
4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu 5. maddesinde Organize Sanayi Bölgesinin özel hukuk tüzel kişiliği olduğu açıkça düzenlenmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Yasa ve Yönetmelik'te OSB girişimci kurulu kararı aleyhine başvuru süresi açıkça düzenlenmemiştir.Bir aylık sürenin yer aldığı Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 151.maddesinde; “Aşağıda yazılı kişiler, kanun yönetmelik ve kuruluş protokolünde belirlenen hususlar ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine, toplantıyı izleyen günden başlamak üzere bir ay içinde, OSB’nin bulunduğu yerdeki ilgili mahkemeye başvurabilir.” biçimindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Ayrıca şu anda yürürlükte olmayan davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 4562 Sayılı Yasa'nın 25/5. maddesinde de “genel kurulun teşkilini müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, OSB’lerin organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlerin organları ile ilgili hükümleri”nin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2022/4599 Esas, 2023/3797 Karar sayılı ilamı ile, '...4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/4599 esas 2023/3797sayılı kararı) aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
-
MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması nedeniyle; davanın HMK'nun 114/1. c maddesi delaleti ile 115/2.maddesi gereğince davanın usulden (görev yönünden) REDDİNE,
-
Karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20. Maddesinde öngörülen iki haftalık kesin süre içerisinde müracaat edilmesi halinde dosyanın görevli BURSA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
-
Yasal süresi içerisinde gönderme talebinde bulunulmadığında dosya üzerinden davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA KARAR VERİLECEĞİNE,
-
Yargılama harç ve giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nun 331/2. Maddesi uyarınca görevli mahkemece dikkate ALINMASINA,
-
Kararın birer örneğinin davacı gider avansından karşılanmak üzere taraflara TEBLİĞİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca davacı tarafa İADESİNE,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 05/03/2024
Başkan ......
e-imza
Üye .....
e-imza
Üye ......
e-imza
Katip ......
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57