Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1279 E. 2024/189 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1279
2024/189
14 Şubat 2024
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/1279 Esas - 2024/189
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
ESAS NO : 2022/1279
KARAR NO : 2024/189
BAŞKAN : ....
ÜYE : ...
ÜYE : ....
KATİP : .....
DAVACI : ... -TC Kimlik no- .
VEKİLİ : Av..... - [16046-40254-..] UETS
DAVALI : ... ÜR.TİC.SAN.AŞ. - [...-89909-.....] UETS
VEKİLİ : Av. ...... - [16687-..-29286] UETS
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/12/2022
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hisse devrinden önce şirketin nev’i limited iken Elektrik Piyasası Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince nev’i değişikliği yapılması gerektiğini ve şirket nev’inin anonim olarak değiştirildiğini, bu işlemler sonrasında müvekkilinin, ortağı olduğu davalı şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak kendisine bilgi verilmemesi üzerine şirketin faaliyeti ve mali durumu hakkında bilgi verilmesi, 2013, 2014, 2015 yılları için genel kurul toplantısı yapılması hususunda şirket yönetim kurulu üyelerine ve diğer ortaklara ihtarda bulunulduğunu, şirket yönetim kurulu başkanınca gönderilen cevabi ihtarnamede ise 2013 yılı genel kurul toplantısının yapıldığı, 2014-2015 yılları için de toplantı yapılacağının bildirildiğini, cevabi ihtarname sonrasında müvekkilinin haricen yaptığı araştırmada şirket nev’i ve ana sözleşme değişikliğine yönelik işlemlerden olan 07.03.2011 tr ve 2011/3 sayılı şirketler ortaklar kurulu kararı olduğunu, ana sözleşmenin ilk 3 sayfasında müvekkile ait imzalarda usulsüzlükler yapıldığını, keza 2012 yılı olağan genel kurul toplantısının 29.03.2013 tarihinde, 2013 yılı olağan genel kurul toplantısının ise 08.03.2014 tarihinde usulsüz bir şekilde adına sahte imza atılmak suretiyle hukuka aykırı olarak yapılmış olduğunu öğrendiğini, bahsi geçen şirket nev'i değişikliğine yönelik genel kurul kararının hükümsüzlüğünün/ geçersizliğinin / yokluğunun tespiti amacıyla Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/13 E sayılı dosyası ile dava açılmış ilk derece mahkemesince verilen red kararı, Bursa BAM 5.HD'nin 2019/1749 E-2022/276 K sayılı kararı ile ortadan kaldırılmış olup dava Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 202/346 E ve 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/293 E sayılı dosyaları ile görülmeye devam etmekte olduğunu, keza 29.03.2013 ve 08.03.2014 tarihli genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün/ geçersizliğinin / yokluğunun tespiti amacıyla da Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/13 E sayılı dosyası ile dava açıldığını ve ilk derece mahkemesince verilen red kararı, Bursa BAM 5.HD 2019/888 E sayılı kararı ile ortadan kaldırılarak söz konusu genel kurul kararlarının yok olduğunun tespitine karar verildiğini, BAM kararı davalı tarafça temyiz edilmiş olup dosya halen temyiz incelemesi aşamasında olduğunu, söz konusu davalar derdest iken davalı şirket tarafından 2014-2015 yıllarına ait 24.10.2016 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını ve toplantıda alınan kararların iptali amacıyla da dava açıldığını, ilk derece mahkemesince verilen red kararı BAM tarafından ortadan kaldırılarak genel kurul kararının kısmen iptaline karar verildiğini ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, hükümsüzlüğü mahkeme kararı ile tespit edilmiş olan genel kurul kararları bulunmasına ve bu kararların ait oldukları yıllarla ilgili olağan genel kurul toplantıları yapılmamış olmasına rağmen davalı şirket tarafından 22.09.2022 tarihinde şirketin 2019- 2020 ve 2021 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, söz konusu toplantı da önceki toplantılar gibi hukuka aykırı şekilde yapılmış olup toplantıda alınan kararların da hukuka aykırı olduğunu, 22.09.2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar açıkça hukuka aykırı olduğundan iptali gerekmekte olduğunu belirterek davalı şirketin 22.09.2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar Türk Ticaret Kanununun emredici hükümlerine, şirket ana sözleşmesine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan söz konusu genel kurul kararının tümden, olmadığı takdirde kısmen iptali amacıyla mahkemeye müracaat zarureti hâsıl olduğunu belirterek öncelikle TTK md. 449 hükmü uyarınca iptale konu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, yapılacak yargılama sonrasında davalı A.F.E. elektrik üretim ticaret sanayi anonim şirketinin 22.09.2022 tarihli 2019-2020-2021 yılları olağan genel kurul kararlarının tümden, olmadığı takdirde kısmen iptaline, mahkeme masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacının iptalini istediği genel kurul usule uygun olarak gerçekleştirilmiş olup iptali için herhangi bir gerekçe bulunmadığını, davacı taraf iptalini istediği genel kurulun mahkemece yok olduğunun tespitine karar verilmiş olan daha önceki yıllar (2012-2013 yılları) olağan genel kurulları yapılmadan yapıldığını ve bu nedenle mali durum değerlendirmesi yönünden kopukluk oluşmasına sebebiyet verdiğini iddia ettiğini, ancak genel kurul kararlarının ortadan kalkması için yok olduğunun tespitine ilişkin kararların kesinleşmesi gerekmekte olduğunu, davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere mahkeme kararları halen kesinleşmediği gibi bir kısım yargılamalar da devam etmekte olduğunu, kesinleşen tek karar 2014-2015 yıllarına ait 24.10.2016 tarihinde olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulunu ibrasına ilişkin tek bir kararının iptaline ilişkin Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/15 E sayılı dosyasındaki Bursa BAM 5.HD'nin 2018/773 E sayılı kararı olduğunu, bu kararın da davacının iddia ettiği 2012-2013 yıllarına ilişkin olmayıp sadece 2014-2015 yıllarının ibraya ilişkin bir maddesinin iptal edildiğini, sonuç olarak genel kurulların yokluğuna ilişkin mahkeme kararları kesinleşmediğinden bu genel kurullar ve alınan kararlar geçerli olup tekrar aynı yıllara ilişkin genel kurul yapılması imkanı bulunmadığını, mahkeme kararları kesinleşinceye kadar, devam eden yıllardaki Genel Kurulların da askıya alınması imkanı bulunmadığından davacının bu gerekçe ile genel kurulun iptalini talep etmesinin mümkün olmadığını, yine davacının aynı gerekçeyle faaliyet raporunun ve bilanço -kar zarar hesaplarının onaylanmasına yönelik 4 ve 5 nolu kararın iptalini talep etmişse de mahkeme kararlarının kesinleşmemesi nedeni ile önceki yıllara ait genel kurulların geçerliliğinin halen devam ettiğinden bu kararların da usule uygun olup iptalinin mümkün olmadığını, TTK’nın 408/II-d maddesi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr payı dağıtımı konusunda karar alma görev ve yetkisi, anonim şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğunu, buna göre finansal tablolar uyarınca şirketin kârda olması ve kanuni / ihtiyari yedek akçeler ayrıldıktan sonra dağıtılacak bir kâr bulunması halinde anonim şirketin kâr dağıtımı yapması, bu konuda genel kurulun bir karar alması halinde söz konusu olacağını, başka bir deyişle anonim şirket, yönetim kurulu kararıyla veya bu konuda herhangi bir karar almaksızın kâr dağıtımı yapamayacaklarını, bu konuyla ilgili tek yetkili organın genel kurul olduğunu, Genel kurulca alınmış olan kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın mahkemece iptal edilmesi için ise yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olması gerekmekte olduğunu, bu hususta gerekirse şirketin mali kayıtları bilirkişilerce incelendiğinde şirketin mevcut borçları, devam eden kredileri ve sermaye yeterliliğinin sağlanabilmesi için kar payı dağıtımının yapılmamasının isabetli bir karar olduğunun sabit olacağını, açıklandığı üzere usule uygun olarak gerçekleştirilen genel kurulun iptaline ilişkin açılan davanın reddi gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; genel kurul kararının iptali talebinin yerinde olup olmadığı, dava konusu edilen 22/09/2022 tarihli 2019-2020-2021 yılları olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Mahkememizce dosyanın SMMM bilirkişi ...'e 2.200,00 TL ücret ile tevdi ile şirketin mali yapısı ve kar payı dağıtılmaması yönündeki kararın şirketin güncel mali yapısına uygun olup olmadığı konularında iddia ve savunmaları değerlendirir şekilde rapor tanzim edilmesinin istenmesine karar verilmiş, bu itibarla bilirkişinin 16/10/2023 tarihli raporunda; davalı şirket defter kayıtları ve mali tablolara göre
davacının 2022 yılı sonu itibari ile 1.486.000,00.-TL ödenmemiş sermaye borcu
görünmekte olduğu, davacının bu sermayeyi ödediğini belirtiyorsa ödeme makbuzlarını dosyaya ibraz
etmek zorunda olduğu, ayrıca davalı şirket kayıtları incelendiğinde davacı ortak ...'nin şirkete borcunun da
olduğunun tespit edildiği, 2023 yılı haziran sonu itibari ile davacının şirkete 1.228.201,53.-TL borcu bulunduğu, bu borcun 919.123,29.-TL' lik kısmının 2018 senesinden gelmekte olduğu, ortakların şirkete borçlanmasını düzenleyen TTK md 358'de "(1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve
Şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde
olmadıkça şirkete borçlanamaz.
Borçlanma işleminden doğan borcun makul bir süre içerisinde ifa edilmesi gerekir. Aksi
takdirde ortağın yaptığı borçlanma için adat hesaplanması gerekmektedir." hükmünün yer aldığı, nitekim bağlı olunan
vergi dairesi tarafından 2021 yılı ve 2022 yılı için adat hesaplanması ve düzeltme beyannamesi
ile beyan edilmesi gerekliği hakkında ihtarname gelmesi üzerine yapılan hesaplama sonucu
2021 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde düzeltme yapıldığı, sonuç olarak şirketin davacı tarafından iptali istenen genel kurulda karın dağıtılmaması
yönündeki kararında bir tutarsızlık olmadığı, şirket ancak 2021 sonunda geçmiş dönem
zararlarını elde ettiği karlarla mahsup ettiği ve 2022 senesine 2.592,123.-TL gönderdiği, 2022 yılına ait genel kurul henüz yapılmadığı, şirketin 2021 yılından kalan kar ile 2022 yılında elde ettiği karın bir kısmını mali borçları
kapatmak için kullandığı, kalan nakdini dövize çevirip bankada döviz hesabına yatırdığı ve bu şekilde dünyada ve Türkiye'de yıllardır devam eden ekonomik kriz ve döviz riskinden
kendini uzak tuttuğu, aradan geçen iki senede yaklaşık 19.765.310,00.-TL kur geliri elde ettiği, gelecek dönemlerde büyük bir yatırım planı mevcut değilse 2022 yılına ait 2023 senesinde yapacağı genel kurulda kar dağıtımı kararı alabileceği, bunu karşılayacak gücü bulunmadığı, davacının ödenmemiş sermaye borcu nedeniyle ödediği sermayeye oranla kâr payı alabileceği, alacağı bu kâr payından öncelikle şirkete olan borçlarının mahsup edilmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan değerlendirme ile davacı tarafın dava konusu edilen 22/09/2022 tarihli 2019-2020-2021 yılları olağan genel kurul kararlarının iptali gerektiğini iddia etmiş ise de şirketin davacı tarafından iptali istenen genel kurulda karın dağıtılmaması yönündeki kararında bir tutarsızlık olmadığı, davalı şirket defter kayıtları ve mali tablolara göre
davacının 2022 yılı sonu itibari ile 1.486.000,00.-TL ödenmemiş sermaye borcu
görünmekte olduğu, davacının bu sermayeyi ödediğini belirtiyorsa ödeme makbuzlarını dosyaya ibraz
etmek zorunda olduğu, ayrıca davalı şirket kayıtları incelendiğinde davacı ortak ...'nin şirkete borcunun da
olduğunun tespit edildiği, 2023 yılı haziran sonu itibari ile davacının şirkete 1.228.201,53.-TL borcu bulunduğu, bu borcun 919.123,29.-TL' lik kısmının 2018 senesinden gelmekte olduğu, ortakların şirkete borçlanmasını düzenleyen TTK md 358'de "(1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve
Şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde
olmadıkça şirkete borçlanamaz.
Borçlanma işleminden doğan borcun makul bir süre içerisinde ifa edilmesi gerekir. Aksi
takdirde ortağın yaptığı borçlanma için adat hesaplanması gerekmektedir." hükmünün yer aldığı, nitekim bağlı olunan
vergi dairesi tarafından 2021 yılı ve 2022 yılı için adat hesaplanması ve düzeltme beyannamesi
ile beyan edilmesi gerekliği hakkında ihtarname gelmesi üzerine yapılan hesaplama sonucu
2021 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde düzeltme yapıldığı, sonuç olarak şirketin davacı tarafından iptali istenen genel kurulda karın dağıtılmaması
yönündeki kararında bir tutarsızlık olmadığı, şirketin ancak 2021 sonunda geçmiş dönem zararlarını elde ettiği karlarla mahsup ettiği ve 2022 senesine 2.592,123.-TL gönderdiği, 2022 yılına ait genel kurulun henüz yapılmadığı, şirketin 2021 yılından kalan kar ile 2022 yılında elde ettiği karın bir kısmını mali borçları kapatmak için kullandığı, kalan nakdini dövize çevirip bankada döviz hesabına yatırdığı ve bu şekilde dünyada ve Türkiye'de yıllardır devam eden ekonomik kriz ve döviz riskinden kendini uzak tutttuğu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu da nazara alınarak davalı şirketin 22.09.2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin açılan davanın reddine karar verilerek hüküm aşağıdaki şekilde tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Tarifesi gereği alınması gereken 427,60.. TL harçtan peşin yatırılan 80,70.. TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90.. TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00.. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/02/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ..
e-imza
Üye ....
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12