Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1014 E. 2024/182 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1014
2024/182
15 Şubat 2024
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/1014
KARAR NO : 2024/182
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ :Av. ... - [16172-71855-..] UETS
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :Av. ... - [16695-96985-....] UETS
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 25/10/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile davalı şirketin ticari ilişki içerisinde olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin müşterisi olduğunu, mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olan bir kısım makine ve ekipmanın karşılıklı imza edilen protokollerle, bir kısım makine ve ekipmanın ise protokol harici olarak sabit kıymet envanter kaydı listesinde görülecek şekilde müvekkilinin ürünlerini kullanma kaydı ile davalıya teslim edildiğini, davalının protokol ve teslimden sonra ve protokole aykırı olacak şekilde 01.07.2022 tarihinden itibaren müvekkilinin ürünlerini kullanmadığını ve protokol gereği iadesi talep edilen makine ve ekipmanların iadesini sağlamadığını, bu nedenlerle huzurdaki davayı ikame zorunluluğu doğduğunu, işbu uyuşmazlığın çözülmesinde görevli mahkemenin T.T.K Md. 5/1 kapsamında Bursa Asliye Ticaret mahkemelerinin ve Bursa İcra Müdürlükleri olduğunu, davalı ve dava dışı İtimat Peynircilik Süt ve Süt Ürünleri İmalat Paz. San. Ve Tic. A.Ş. ile yaşanan işbu uyuşmazlığın çözümü maksadı ile önce müvekkili şirket tarafından mail yolu ile konu makine ve ekipmanların iadesi talep edildiğini, bu talebin sonuçsuz kalması üzerine taraflarınca Bursa 10. Noterliği'nin 24.04.2023 tarih ve 13917 yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, gelen cevabi ihtarnamede sunmuş oldukları taleplerin kabulünün mümkün olmadığının belirtildiğini devamında ise müvekkili şirketle ticari ilişki içerisinde olan, aynı nedenle husumetli bulunan ve davalı şirket ile irtibatlı dava dışı İtimat Peynircilik Süt ve Süt Ürünleri İmalat Paz. San. Ve Tic. A.Ş.' nin yönlendirmesi ile davalı ile müvekkili şirketin iş ilişkisinin sonlandırıldığını, bu konuda müvekkili tarafından ilgili şirkete de dava açılmış olduğunu, akabinde Bursa 10. Noterliği'nin 17.05.2023 tarih ve 17503 yevmiye nolu ihtarnamesi ile tüm iş ilişkisinin sonlandığını beyanla teslimin gerçeklememesi halinde 9.688 Euro + KDV miktarla teslimi gereken makine ve ekipmanların davalıya fatura edileceğini bildirdikleri ihtarnameye yine taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı yönünde cevabi ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine taraflarınca Bursa Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu ve 2023/69843 numaralı arabuluculuk dosyası ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak davalı şirket ile anlaşmanın mümkün olmadığını, her ne kadar müvekkili şirket tarafından uyuşmazlığın çözümü için her türlü imkan değerlendirilmişse ve alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile mülkiyet hakkına sahip olduğu makine ve ekipmanların iadesi, iadesinin mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesi maksadı ile davalı aleyhine ihtar ve başvurular yapıldı ise de tüm bu çabaların sonuç vermemesi nedeniyle makine ve ekipmanların iadesinin davacı şirket tarafından yapılmayacağı da anlaşıldığından, 22.09.2023 tarihinde 11.625,60 Euro (9.688 Euro + 1.937,60 Euro KDV tutarı) miktarlı fatura kesildiğini ve davalı şirkete 03.10.2023 tarihinde iletildiğini, devamında davalı şirket tarafından keşide edilen 03.10.2023 tarih ve 15490 yevmiye numaralı ihtarname ile faturaların kabul edilmediğini ve faturaların ticari defterlerine işlenmediğine ilişkin ihtar ve ihbarda bulunulduğunu, gelinen aşamada müvekkilinin mülkiyet hakkına sahip bulunduğu ve protokol kapsamında davalı şirketin kullanımına sunmuş olduğu makine ve ekipmanların, ticari ilişkinin sona ermesine rağmen iade edilmediğini ve / veya bedellerinin ödenmediğini, bu aşamada müvekkili şirket yönünden huzurdaki davayı ikame dışında herhangi bir seçenek kalmadığını, davalı ile müvekkili arasında şarta bağlı bir ariyet (kullanım ödüncü) sözleşmesinin mevcut olduğunu,
bilindiği üzere kullanım ödüncü sözleşmesinde ödünç verenin ivazsız olarak bir şeyi ödünç alana verdiğini ve ödünç alanın da kullandıktan sonra malı iade ettiğini, kullanım ödüncü sözleşmelerinin şarta bağlı olarak yapılmasının mümkün olduğunu, somut olayda dava konusu menkullerin, müvekkilinin ürünlerinin kullanımı şartına bağlı olarak davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından açıkça şarta aykırı davranıldığından sözleşmenin, TBK md. 383 uyarınca sona ermiş olduğundan malların iadesi ya da bedelin ödenmesi gerektiğini, davalının, gerek mail gerekse ihtarname cevaplarında hukuki ilişkiyi, bedeli ve somut olayı inkar etmediğini, sadece müvekkilinin taleplerinin kabul edilmeyeceğini ifade etmekle yetindiğini, müvekkilinin, basiretli bir tacir olarak ticari ilişkinin devamını arzu ettiğini defalarca davalıya bildirdiğini, davalının ise müvekkilinin bu iyiniyetli yaklaşıma, ticari ilişkisini bitirerek cevap verdiğini, müvekkilinin bunun üzerine ihtarnamelerde de ticari ilişkisini devam arzusu içinde olduğunu beyan etmişse de davalıdan olumlu ya da ılımlı bir yaklaşım olmadığını, hal böyle iken ve tüm bu açıklamaları bir arada değerlendirildiğinde, kullanım ödüncü sözleşmesi gereği malları kullanmakta iken sözleşmeye aykırı davranışı nedeni ile sözleşmenin sona ermesinde neden olan ve malları iadeden imtina eden davalı şirketin fatura edilen bedeli ödemesi gerekliliğinin izahtan vareste olduğunu, tüm bu nedenlerle ve işbu dilekçe ile fatura ibraz tarihinde muaccel hale gelen borcun, muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber müvekkiline ödenmesi istemiyle huzurdaki davayı ikame zorunluluğu hasıl olduğunu, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı tarafından ödenmesi gereken 11.625,60 Euro'nun (9.688 Euro + 1.937,60 Euro KDV tutarı) fatura tarihi olan 22.09.2023 tarihinden itibaren itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte müvekkile ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça sunulan protokolün şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığını, bahse konu protokol incelendiğinde protokolün tıpkı bir ürün teslim formu gibi hazırlandığını ve müvekkili şirkette çalışan alelade bir işçiye imzalatıldığını, basiretli bir tacir gibi davranma zorunluluğu bulunan davacı şirketin taraflara yükümlülük getiren bir protokolün şirket yetkilileri tarafından imzalanması gerektiğini çok iyi bilmesine rağmen davaya dayanak teşkil eden protokolü o sırada depoda çalışan alelade bir işçiye imzalatmakla yetindiğini, işçinin de rutin bir teslim tesellüm tutanağı imzaladığı düşüncesiyle imza atmaktan çekinmediğini, şirkette çalışan işçilerin gelen tebligatları alma, depoya getirilen ürünleri teslim alma gibi durumlarda pasif temsil yetkisi olduğu yani sadece şirketi borç ve yükümlülük altına sokmayacak durumlarda "teslim alma" yetkilerinin bulunduğunun ancak şirketi bağlayıcı herhangi bir sözleşme metnine imza yetkisinin bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, işbu sebeple davaya konu protokolün hukuki anlamda hiçbir geçerliliği olmadığını, sadece bir teslim-tesellüm tutanağı niteliğinde olduğunu, bu sebeple de içerisinde yetkili mahkemeye ilişkin hükmün bir anlam ifade etmediğini, bu sebeple yetkili mahkemenin HMK m.6 gereğince müvekkilin yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğundan yetki itirazlarının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından 24.04.2023 ve 17.05.2023 tarihli ihtarnameler ile davaya konu protokolün varlığı ve protokole aykırı davrandıkları ileri sürülmüşse de, 02.05.2023 ve 18.05.2023 tarihli ihtarnameler ile taraflarından itirazlarının sunulmak suretiyle cevap verildiğini, böyle bir protokolün düzenlenmediğinin defaatle belirtildiğini, müvekkili şirketin söz konusu protokollere ilişkin bilgisinin yahut onayının bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, davacı tarafın sonrasında; taraflarına 22.09.2023 tarihli faturayı düzenleyerek gönderdiğini, 03.10.2023 tarihli ihtarname ile yine taraflarından itiraz edildiğini ve işbu faturanın davacı tarafa iade edildiğini, tüm bu hususlara rağmen, şirket yetkililerinin veya şirketi aktif temsile yetkili kimsenin imzasının bulunmadığını, müvekkili firmada çalışan fabrika işçisine imzalatılan teslim-tesellüm tutanaklarının sözleşme niteliğinde olduğunun öne sürülmesinin kötü niyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu, protokolün geçersiz olduğunu, kullanım ödüncü sözleşmesi bulunmadığını, anonim şirketlerde dış ilişkilerde temsil yetkisi karine olarak yönetim kuruluna ait olduğunu, bu kişiler dışında imza yetkisi verilecek ticari vekil veya tacir yardımcılarının ise ticaret sicilinde ilan edildiğini, Anonim şirketin imzasının temsilcinin imzası olduğunu, nitekim Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları incelendiğinde görüleceği üzere protokollerde teslim alan ve imzası bulunan Ali Kahya'nnın müvekkili firmada çalışan bir fabrika işçisi olduğunu, imzaya ilişki herhangi bir yetkisinin bulunmadığının ortada olduğunu, fabrikada çalışan alelade bir işçinin şirketi temsile yetkisi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi basiretli bir tacirin bu durumu gözetmesinin gerektiğinin de ortada olduğunu, bu sebeple davaya konu protokole bir sözleşme değeri atfetmenin hukuken mümkün olmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte ortada olsa olsa bir teslim-tesellüm tutanağının varlığının iddia edilebildiğini, şirkete ait ticaret sicil kayıtları ve imza sirküleri incelendiğinde, protokol üzerindeki imzası bulunan personelin müvekkili şirket yetkilisi olmadığının anlaşılacağını, müvekkilinin davaya konu makine ve ekipmanları Diversey firmasından satın aldığını, davacı Kersia'ya ait ürünler beklenen standardın altında kaldığından taraflarına ait makine ve ekipmanların kullanılamaz hale geldiğini, bu hususun davacı tarafından da kabul edildiğini, 27.10.2022 tarihli mail yazışmasında davalı müvekkiline "mevcut durumun kontrolleri ve kullanılan kimyasal maddelerin özellikleri neticesinde sorun tespit edilen noktalar için çözüm önerilerimiz bu özet raporda bilginize sunulmuştur... Hedefimiz özellikle acil aksiyon alarak son ürün hatlarındaki kalıntı ve yapışmaların giderilmesi için aksiyon almak önerimizdir." demek suretiyle kendilerinden temin edilen kimyasal maddelerinde sorun tespit edildiğini ikrar ettiğini ve müvekkilinin ekipmanlarının zarar gördüğünü kabul ettiklerini, işbu sebeple müvekkiline ait makine ve ekipmanların değiştirildiğini, davacı tarafın ilk başta kendisine ait kimyasal ürünlerdeki sorunlar nedeniyle müvekkiline ait makine ve ekipmanları kullanılmaz hale getirdiğini, sonrasında da kendi insiyatifiyle bir zararı gidermek ve bir çözüm bulmak maksadı ile makine ve ekipmanları değiştirdiğini, değişim sırasında şirkette bulunan (imza yetkisinin bulunmayan) alelade bir depo görevlisine teslim-tesellüm tutanağı imzalattığını, bu tutanağın içine çeşitli maddeler koymak suretiyle müvekkili şirketi sorumluluk altında bırakmaya çalıştığını, davacı tarafın kendi kusuru nedeniyle ortaya çıkan zararı kendince bir fırsata çevirmeye çalışsa da ortada bir kullanım ödüncü sözleşmesinin bulunmadığını, iadesini talep ettiği makine ve ekipmanların müvekkili şirkete ait makine ve ekipmanlar olduğunun ortada olduğundan haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi gerektiğini, arz ve izah olunan ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle öncelikle usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE;
Dava; taraflar arasındaki kullanım ödüncü sözleşmesi gereğince davalıya teslim edildiği iddia edilen bir kısım makine ekipmanlara ilişkin hizmet bedeline yönelik kesilen faturadan kaynaklı alacak davasıdır.
Davalı tarafça süresi içerisinde usulüne uygun yapılan yetki itirazı ile yetkili Mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu belirtmiştir.
HMK'un 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
Davacı tarafça, dosyaya sunulan protokol gereği, uyuşmazlıkların çözümünde Bursa Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığını belirterek iş bu davayı yetkili olduğunu kabul ettiği yer mahkemesinde açmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. maddesinde, tacirler veya kamu tüzel kişilerinin , aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırmadıkça davayı sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açacaklarına yer verilmiştir. Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları ise 18.maddede düzenlenmiştir. Yetki sözleşmesi, ayrı bir sözleşme olarak veya somut olayda olduğu gibi, protokole bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar için belli bir yer Mahkemesinin yetkili olacağına dair bir hüküm konularak gerçekleştirilebilir.Ancak böyle bir durumda her iki tarafında sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmesi gerekir ki, o sözleşmeye konulan yetki şartı geçerlilik kazanabilsin. Böyle bir durumda, yetki ilk itirazını inceleyen Mahkemenin sözleşmenin geçerli olup olmadığını incelemesi ve bu konuda karar vermesi işin esasını inceleme anlamına gelecek ki bu husus usul Kanununa uygun düşmeyecektir.
Somut olayda, davalı tarafça yetki kaydının bulunduğu protokoldeki imzanın davalı şirketi temsile yetkili kişi tarafından imzalanmadığı belirtilerek kabul edilmediği, davalı tarafça dosyaya sunulan imza sirkülerinde de söz konusu protokolde adı yazılı bulunan Ali Kahya'nın davalı şirketi temsile yetkili kişilerden olmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davalı şirket adresinin bulunduğu İstanbul Anadolu mahkemelerin HMK 6.maddesi gereğince genel yetkili mahkeme ve davalının yetki ilk İtirazın yerinde olduğu gözetilerek, davalı tarafın yetki ilk itirazının kabulü ile İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olması nedeniyle Mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
- Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE
Davanın YETKİSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
Davaya bakmaya yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
- Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının yetkili mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple yetkili mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/02/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12