Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/852 E. 2023/1006 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/852
2023/1006
8 Kasım 2023
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/852
KARAR NO : 2023/1006
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...-TC Kimlik no- ...
VEKİLİ : Av. ... - [16678-76958-...] UETS
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - Rumelı Caddesı,Nüzhet Han,No:51 K:5 D:11 Nışantaşı Şişli/ İSTANBUL
DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/09/2017
KARAR TARİHİ : 08/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2023
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/806 Esas sayılı dosyasından verilen kararın istinaf edilmesi üzerin İstanbul BAM 13.HD'nin 08/12/2022 tarih 2020/1152 esas 2022/1824 karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dosyanın mahkememize gönderilmesine karar verildiği, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/09/2023 tarihli gönderme yazısı ile mahkememize gelen dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20/07/2012 yılına kadar davalı şirketin % 25 oranında hissedarı ve kurucu ortağı olduğunu, davalının borçlarını ödemekte zorlandığı zamanlarda müvekkilinin kendi şahsi bütçesinden 3.308.734,06 TL borç para verdiğini, yine hisselerini şirketin diğer ortağı ...'e devrettiğini, bu hususların karşılığı olarak davalı şirket tarafından alacağın tamamının karşılamamakla beraber keşide yeri İstanbul olan Finansbank Bursa Şubesine ait 12/02/2013 keşide tarihli, 5.000.000,00 TL bedelli çekin şirket tarafından müvekkiline verildiğini, vadesi geldiğinde çek bedelinin ödenmediğini, bankanı Kartal /İstanbul şubesine ibraz edildiğinde çekin karşılıksız olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketle telefon görüşmelerinde davalı şirketin süre talep ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli davranarak çeki icraya koymadığını, davalı şirketin 15/02/2013 tarihinde Bursa 2.Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul 25.İcra Müdürlüğünün 2013/... esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, ancak Bursa 2.Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyasında % 15 teminatla icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin başlatılan icra takibine karşılık İstanbul 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/271 esas sayılı dosyasında dava açarak imzaya itiraz ettiğini, yapılan yargılama sonucunda itirazın kabulüne ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini ve kararın Yargıtayca onandığını, Bursa 2.Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyasında dava konusu çekin imza incelemesi için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verildiğini ancak davalı şirketçe çek teminatının yatırılmadığını, davalı şirketin müvekkili hakkında İstabul Cumhuriyet Başsavcılığına Resmi Evrakta Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık konulu suç duyurusunda bulunduğunu, bunun üzerine müvekkili hakkında İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/81 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, ceza mahkemesinde çekin imza incelemesi için Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan keşideci ...'e ait olduğunun tespit edilmesi ile müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, davalı tarafın Bursa 2.Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyasında çekle ilgili açtığı menfi tespit davasından feragat ettiğini, bunun üzerine mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin İstanbul 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/271 esas sayılı dosyasına Yargılamanın İadesi talebinde bulunduğunu, mahkemece genel yetkili mahkemelerde alacak davası açılacağına karar verildiğini beyanla, çek bedeli olan 5.000.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan çekin icraya konduğu 18/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyati haczine karar verilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; elde ki davaya bakma yetkisinin davalının adresinin Gemlik/Bursa olması nedeniyle Gemlik Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, dava konusu çek için öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının bu davada dava konusu ettiği alacağı da kapsar şekilde Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/518 esas sayılı dava dosyasında dava açtığını, bu davanın iş bu dava yönünden derdest dava niteliğinde olup davanın bu nedenle de reddinin gerektiğini, davacının müvekkili şirkette % 0.05'lik hissesinin bulunduğunu, bu hisse için 5.000.000,00 TL'lik çek verildiğini iddia edilmesinin hayatı olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirkete hisse devrinden ya da şirkete şahsi bütçesinden vermiş olduğu borçtan dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava konusu çekin müvekkili şirket tarafından verilmediğini, davalının davacıya çek nedeniyle yada başka bir nedenle borcunun bulunmadığını beyanla, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; Finansbank Bursa Şubesine ait 12/02/2013 keşide tarihli 5.000.000 TL bedelli çeke dayanan alacağın tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli 2017/806 Esas sayılı 2020/233 sayılı gerekçeli kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının öncesi itibariyle davalı şirketin hissedarı olduğu, davalının zamanaşımına uğramadığı ve unsurları itibariyle kambiyo senedi vasfında olduğu anlaşılan Finansbank Bursa Şubesine ait 12/02/2013 keşide tarihli 5.000.000 TL bedelli çeki davacıya verdiği, verilen çek ile birlikte davacı ile davalı arasında kambiyo hukukuna ilişkin yeni bir ilişki doğduğu, çek ilişkisinin bizzat sözleşme olmadığı, çek ilişkisinin temelinde her zaman bir sözleşmenin bulunmasının zorunlu olmadığı gibi temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise çekte bu ilişkiden bağımsız ve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo tahhüdünün doğduğu, bu suretle davacının doğrudan doğruya çekten doğan hakkı iktisap etmek suretiyle çek bedeli kadar davacının alacaklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça çek bedeli kadar davalının davacıya borçlu olmadığı iddiasında bulunulmuş ve davacı tarafça da çek bedelinin davacının davalıya verdiği borçlardan ve hisse devrinden kaynaklandığı iddiasında bulunulmuş ise de, niteliği itibariyle kambiyo evraklarının sebepten mücerret olduğu, kaldı ki az yukarıda özetlenen İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/81 esas sayılı dava dosyası ve içeriği ile, davalının davaya konu çek ile ilgili açtığı ve feragat ettiği Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyası ve içeriği itibariyle de davalının davacıya çek bedeli kadar borçlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sonucuna ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiği, gerekçeli kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği, davalı vekili istinaf dilekçesi ile; dava konusu çekin zaman aşımına uğradığını, çekin keşide tarihinin 12.02.2013 olduğunu, Mahkemenin çekin icra takibine konu edilmesi nedeniyle zamanaşımının kesildiğini belirterek talebi reddettiğini, davacı tarafından İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün 2013/... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takip, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/271 Esas sayılı dosyasıyla iptal edildiğinden 3 yıl olan zamanaşımı süresinin geçtiğini, çek zamanaşımına uğramış olduğundan huzurdaki davanın sebepsiz zenginleşme ya da alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini, davacının adresinin Bursa, şirket merkezinin Gemlik olması nedeniyle İstanbul Mahkemeleri yetkili olmayıp Gemlik Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/58 Esas sayılı dosyasıyla açmış olduğu 1.000 TL'lik kısmi davada müvekkili şirket nezdinde bulunan % 0,05 hissesini şirketin diğer ortağı ...'e devretmesi karşılığında kendisine 5.000.000 TL'lik çek verildiğini, bu çekin karşılıksız çıkması ve alacağın tamamını karşılamaması nedeniyle işbu davanın açıldığını beyan ettiğini ve Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen dava devam ederken davacının eldeki davayı açtığını, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yapılan inceleme sonunda bilirkişinin, davacının %25 hissesi olduğu kabul edilirse hisse değerinin 5.831.632,98 TL olacağını, hissenin % 0,05 olarak kabulü halinde ise hisse değerinin 11.663,27 TL olacağını tespit ettiğini, davacı vekilinin bu rapor üzerine davacının hisselerinin değerinin 5.831.632,98 TL olduğundan bahisle davasını ıslah ettiğini, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile her iki davanın konusu olan alacağın aynı olduğunu açıkca kabul ettiğini ve bu alacağın bir kısmının Bursa bir kısmının da İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmekte bulunan davalarda talep ettiklerini beyan ettiğini, HMK'nın 114-1 maddesi aynı davanın daha önceden açılmış ve görülmekte olmamasını emretmekte olup bu hususun dava şartı olarak kabul edildiğini, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/518 Esas sayılı dosyası daha önce açılmış olduğundan huzurdaki davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, Mahkemenin kıymetli evrakların sebepten mücerret olduğu gerekçesiyle, İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/81 Esas sayılı dosya içeriği ve Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/768 Esas sayılı dosyası içeriği itibariyle müvekkilinin davacıya çek bedeli kadar borçlu olduğuna karar verdiğini, Mahkemenin kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu gerekçesinin genel kural olarak doğru olduğunu, davacının dava dilekçesinde, davaya konu 5.000.000 TL'lik çekin, davacının şirkete vermiş olduğu borç ve dava dışı ...'e devretmiş olduğu şirket hisseleri karşılığında müvekkili tarafından verildiğini iddia ettiğini, ...'in davalı şirketin %100 hissesine sahip tek ortak olduğunu, 08.05.2018 tarihinde yapılan 2. celsede Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın belirlendiğini, bu hususun taraf vekillerince imza edilerek kabul edildiğini, uyuşmazlık konusunu diğer bir ifadeyle dava konusu çekin hangi nedenle düzenlenmiş olduğunu açıkça kabul ve beyan etmiş olduğunu, bu beyanların gözönünde tutularak, müvekkilinin temel ilişkiye göre borçlu olup olmadığının araştırılması, taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede davacıya borçlu olmadığının aksine 103.154.41 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirkette herhangi bir hissesinin bulunmadığını, dosyaya sundukları 12.07.2012 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacının müvekkili şirkette %25 hissesinin bulunmadığının görüldüğünü, davacının % 0,05 olan hissesinin bedelini alarak ...'e devrettiğini, hisse devirlerinde devir bedelini şirketin hissesini devralan kişinin ödediğini, davacının hisse devir bedelinin tahsili için ... aleyhine açmış olduğu davanın Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/518 Esas sayılı dosyasıyla görüldüğünü ve hisse devir bedelinin ödenmiş olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, Mahkemenin yapmış olduğu bilirkişi incelemesinde müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/518 Esas sayılı dosyasında hisse devri nedeniyle borçlu olunmadığı yönünde karar verildiğini, buna rağmen davanın reddi yerine çekin sebepten mücerret olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin davacının dava konusu çeki bankaya ibraz ederek karşılıksız kaşesi vurdurması üzerine Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/768 Esas sayılı dosyasıyla menfi tespit davası açtığını, davacının açtığı icra takibi üzerine müvekkili tarafından açılan ve İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/271 Esas sayılı dosyası ile görülen davada alınan bilirkişi raporunda imzanın ...'e ait olmadığının tespit edildiğini ve davanın kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiğini, davanın kabul edilip takibin iptal edilmesi nedeniyle müvekkilinin hukuki yararı kalmadığından Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki davadan feragat ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu şikayet üzerine davacı ve eşinin sanık olarak yargılandığı İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/81 Esas sayılı dosyasında dava konusu çek Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek imza incelemesi yaptırıldığını, bu raporda imzanın ...'e ait olduğuna ilişkin tespit yapıldığını ve sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, Mahkemenin, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/271 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunu yok sayarak İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/81 Esas sayılı dosyasında mevcut Adli Tıp Kurumu raporunu esas alarak davanın kabulüne karar verdiğini, aynı hususta farklı iki rapor bulunması nedeniyle imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olup olmadığının tespiti amacıyla yeni bir inceleme yapılması yönündeki taleplerinin Mahkemece dikkate alınmadığını beyanla İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 13. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2022 tarihli 2020/1152 Esas 2022/1824 Karar sayılı ilamı ile 6100 sayılı HMK'nın 14/2. maddesi hükmü uyarınca; özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki ilişkilere dayalı uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa ya da devir alan kişiye karşı dava açması durumunda da aynı kural geçerlidir. (Bkz. Yargıtay 11. HD; 2021/9104 Esas, 2022/2412 Karar, 25.03.2022 Tarih) HMK'nın 114/1-ç maddesi uyarınca kesin yetki bir dava şartı olduğundan, yetkisizlik iddiası taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de yetkili olup olmadığının her aşamada re'sen incelenmesi ve araştırılması gerektiğini, somut davanın, limited şirket ortağı tarafından şirkete karşı verilen borç ve yapılan hisse devri bedelinin tahsili temeline dayalı olarak açılmış olup, Mahkemece de ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde belirlendiği, davalı şirketin merkez adresinin Gemlik/Bursa olduğu anlaşıldığından Mahkemece, davaya bakmakla Bursa Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esasına yönelik karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunun anlaşılması üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dairece yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2020 tarih ve 2017/806 Esas - 2020/233 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın yetkisizlik kararı ile mahkememize geldiği ve mahkememizin 2023/852 esasına kaydının yapıldığı ve duruşma günü verildiği, mahkememizin 08/11/2023 tarihli oturumunda davacı vekilinin celse öncesinde sundukları dilekçesindeki beyanlarını tekrar ettiğini, delillerin toplandığını , davayı ispat ettiklerini düşündüklerini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Yine aynı oturumda davalı vekilinin öncelikle kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, sonrasında da davanın esasına ilişkin tüm beyanlarını tekrarla davanın esası yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, imza incelemesi yapılması konusundaki taleplerini de tekrar ettiğini, dosya içerisine aldırılan raporların çelişkili olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davalının İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/806 esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sırasında da derdestlik itirazında bulunduğu, ancak mahkeme tarafından itirazın; "davacının dava dışı ... aleyhine davalı şirkette ki hisselerinin değerinin tespiti hususunda dava açtığı, davanın yapılan yargılaması neticesinde reddine karar verildiği, söz konusu davanın taraflarının ve konusunun elde ki dava ile aynı mahiyette olmaması nedeniyle söz konusu davanın eldeki dava için Hukuk Muhakemeleri Yasasının 114/1-ı maddesi kapsamında derdest dava mahiyetinde olmadığı, bu suretle davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır."gerekçesiyle reddedildiği, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/518 Esas sayılı dosyanın davalısı Süleyman Demir iken, huzurdaki davanın davalısı ... Orman Ürünleri Dış Tic. Ltd. Şti olduğu, dolayısıyla her iki davanın taraflarının aynı olmadığı, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/518 Esas sayılı dosyadan verilen kararın gerekçesinde; "Derdest dava şirketteki paylarını devrederek ayrılmış olan eski ortağın açtığı sermaye artırımının iptali ve alacak davasıdır. Kural olarak şirket ortaklığından ayrılmış bir kişinin daha önceki sermaye artırımlarının iptaline ilişkin dava açması mümkün değildir. Davacı da temelde bu artışların iptalini istememiş ancak sermaye artışlarıyla pay oranının düşürüldüğünü ve şirketin gerçek değeri hakkında bilgi verilmediğini bu sebeple payını gerçek değerden daha az bir bedele devretmek zorunda kaldığını belirtmiştir." tespiti ile, davanın konusunun huzurdaki dava ile aynı olmadığı anlaşılmış, nitekim İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/806 E. Sayılı dosyadan verilen kararda da; "söz konusu davanın taraflarının ve konusunun elde ki dava ile aynı mahiyette olmaması nedeniyle söz konusu davanın eldeki dava için Hukuk Muhakemeleri Yasasının 114/1-ı maddesi kapsamında derdest dava mahiyetinde olmadığı, bu suretle davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır." hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/806 E. Sayılı dosyadan verilen kararın sonuç kısmında; "....unsurları itibariyle kambiyo senedi vasfında olduğu anlaşılan Finansbank Bursa Şubesine ait 12/02/2013 keşide tarihli 5.000.000 TL bedelli çeki davacıya verdiği, verilen çek ile birlikte davacı ile davalı arasında kambiyo hukukuna ilişkin yeni bir ilişki doğduğu, çek ilişkisinin bizzat sözleşme olmadığı, çek ilişkisinin temelinde her zaman bir sözleşmenin bulunmasının zorunlu olmadığı gibi temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise çekte bu ilişkiden bağımsız ve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo tahhüdünün doğduğu, bu suretle davacının doğrudan doğruya çekten doğan hakkı iktisap etmek suretiyle çek bedeli kadar davacının alacaklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça çek bedeli kadar davalının davacıya borçlu olmadığı iddiasında bulunulmuş ve davacı tarafça da çek bedelinin davacının davalıya verdiği borçlardan ve hisse devrinden kaynaklandığı iddiasında bulunulmuş ise de, niteliği itibariyle kambiyo evraklarının sebepten mücerret olduğu, kaldı ki az yukarıda özetlenen İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/81 esas sayılı dava dosyası ve içeriği ile, davalının davaya konu çek ile ilgili açtığı ve feragat ettiği Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyası ve içeriği itibariyle de davalının davacıya çek bedeli kadar borçlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sonucuna ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulü yönünde "karar verildiği anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada, davacının kambiyo senedine bağlı bir alacağının mevcut olduğu ve bu alacaktaki temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmaksızın, sadece senede dayanarak ifa talep edebileceği ve temel ilişkinin geçerli olmadığını ispat yükünün borçluda olduğu, belirli bir meblağın kayıtsız ve şartsız havalesi poliçe ve çekin, belirli bir meblağı kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi bononun zorunlu unsurudur (TTK 671/1-b, 776/1-b, 780/1-b). Alacaklı temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmaksızın sadece senede dayanarak ifa talep edebilir. Temel ilişkinin geçerli olmadığını borçlunun açacağı Menfi tespit davasıyla ispat edebilir."hükmüne karşılık huzurdaki davanın davalısının da Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/768 Esas sayılı dosyası ile Menfi Tespit davası açtığı, ancak daha sonra açmış olduğu Menfi Tespit davasından "Feragat" ettiği ve davanın reddedildığı, davadan feragatin kesin hükmün bütün sonuçlarını doğuracağının izahtan vareste olduğu, davalının borçlu olmadığının tespiti için açmış olduğu davasından feragat ettiği dolayısıyla borçlu olduğunu zımnen kabul ettiği, bu nedenle, davalının Menfi Tespit davasının reddedilmesiyle borçlu olduğunun kesinleştiği, davalı tarafın borca itiraz etmesinin hukuken bir önemi olmadığı, davalının Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/768 esas sayılı dosyasında görülen Menfi Tespit davasından feragatini, davacı tarafın İstanbul 25.İcra Müdürlüğü'nün 2013/... esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu icra takip dosyasına, borçlu şirketin İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/271 esas sayılı dosyası ile yaptığı itirazın kabul edilmesini ve çekteki imzanın borçluya ait olmadığının tespit edilmesi ile davacının hukuki yararının kalmadığını gerekçe göstermekte olduğu, ancak Menfi Tespit dava dosyasının, imzaya itirazın görüldüğü İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/271 esas sayılı dosyası incelendiğinde davalının; "Davanın kabul edilip takibin iptal edilmesi nedeniyle davacının hukuki yararı kalmadığı için Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davadan feragat etmiştir." beyanı ile ima ettiği gibi, davalının menfi tespit davasından feragatinin, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/271 esas sayılı dosyasından imzaya itirazın kabulünün hemen akabinde olmadığı, İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/271 esas sayılı dosyasından verilen kararın tarihinin 04.12.2013 olmasına rağmen, davalının Menfi Tespit davasından feragat ettiği tarihin 21.02.2017 olduğu anlaşılmış, davalının İcra Hukuk mahkemesinden verilen imzaya itirazın kabulü kararından hemen sonra değil, karardan 3.5 yıl sonra menfi tespit davasından feragat ettiği anlaşılmıştır.
Davalının İstanbul 2.İcra Hukuk Mahkemesinin imzaya itirazı kabul etmesinden sonra, Menfi Tespit davası dosyasına dilekçe vererek, işbu karara dayanarak davanın kabulü talebinde bulunduğu, ancak Mahkemece, İcra Mahkemelerinin yetkili mahkemeler olduğundan bahisle, davalının talebi reddedilerek, çekin Adli Tıp Kurumuna imza incelemesine gönderilmesine ve masraf olarak, 25.000 TL. Gider avansının dosyaya yatırılması için 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiş, Menfi Tespit davasının davacısı olan borçlu şirket ... Orman Ürünleri şirketi, ödenmesine karar verilen masrafları yatırmadığı gibi, duruşmalara katılmayarak davayı takip etmediği, davacının davayı takip etmesi ile karar verildiği anlaşılmış, davalı şirketin yetkilisi ...'in, davacı ... hakkında dava konusu çek nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık isnadıyla bulunduğu şikayet sonucunda açılan, İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/81 esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında, çekteki imzanın incelenmesi için dosyanın gönderildiği Adli Tıp Kurumundan gelecek raporun ve verilecek kararın beklenmesi hususunda davacının Menfi Tespit dosyasına talepte bulunduğu, davacı ile eşinin sanık sıfatı ile yargılandığı İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/81 E. Sayılı dosyasına 28.06.2016 tarihinde gelen Adli Tıp Raporu ile, davaya konu çekteki imzanın davalı şirketin yetkilisi ...'in el ürünü olması nedeniyle 23.09.2016 tarihinde davacının beraatine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden de geçerek 01.11.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İstanbul 16. Ağır Ceza dosyasının Menfi Tespit davası dosyasına gelmesinin hemen akabinde, davalı şirketin tek ortağı ve temsilcisi Süleyman Demir'in 21.02.2017 tarihinde davadan feragat dilekçesini sunulduğu, işbu feragat ile, 05.04.2017 tarihinde Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/768 Esas sayılı dosyasında görülen Menfi Tespit davasının reddine karar verildiği, davacı tarafça icra inkar tazminatına hükmedilmemesi sebebiyle istinaf talebinde bulunmaları sonucunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/3333 Esas ve 2019/2616 Karar sayılı kararı ile; davalı yanın istinaf basvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/b-2 maddesi geregince kaldırılmasına, Ilk derece mahkemesine açılan dava hakkında açılan menfi tespit davasının HMK 307 ve devamı maddeli geregince vakı feragat nedenı ıle reddıne, ihtiyati tedbir kararının davacı lehine uygulanmıs olusu nazara alınarak IIK 72/4. madde uyarınca takdiren % 20 nispetinde hesaplanan 1.000.000,00.-TL icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya ödenmesine" karar verildiği ve Yargıtayca onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Netice itibariyle yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının öncesi itibariyle davalı şirketin hissedarı olduğu, davalının zamanaşımına uğramadığı ve unsurları itibariyle kambiyo senedi vasfında olduğu anlaşılan Finansbank Bursa Şubesine ait 12/02/2013 keşide tarihli 5.000.000,00.-TL bedelli çeki davacıya verdiği, verilen çek ile birlikte davacı ile davalı arasında kambiyo hukukuna ilişkin yeni bir ilişki doğduğu, çek ilişkisinin bizzat sözleşme olmadığı, çek ilişkisinin temelinde herzaman bir sözleşmenin bulunmasının zorunlu olmadığı gibi temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise çekte bu ilişkiden bağımsız ve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo tahhüdünün doğduğu, bu suretle davacının doğrudan doğruya çekten doğan hakkı iktisap etmek suretiyle çek bedeli kadar davacının alacaklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça çek bedeli kadar davalının davacıya borçlu olmadığı iddiasında bulunulmuş ve davacı tarafça da çek bedelinin davacının davalıya verdiği borçlardan ve hisse devrinden kaynaklandığı iddiasında bulunulmuş ise de, niteliği itibariyle kambiyo evraklarının sebepten mücerret olduğu, kaldı ki İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/81 esas sayılı dava dosyası ve içeriği ile, davalının davaya konu çek ile ilgili açtığı ve feragat ettiği Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/768 esas sayılı dosyası ve içeriği itibariyle de davalının davacıya çek bedeli kadar borçlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek çeke dayalı 5.000.000,00.-TL alacağın 18/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın KABULÜ ile, çeke dayalı 5.000.000,00.. TL alacağın 18/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE,
-
Alınması gereken 341.550,00.. TL harçtan peşin alınan 57.784,30.. TL harçtan mahsubu ile bakiye 283.765,70.. TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 346.000,00.. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafça yapılan aşağıda dökümü yazılı toplam 58.731,00.. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2023
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
DAVACI TARAFÇA YAPILAN
YARGILAMA
GİDERLERİ DÖKÜMÜ
31,40.-TL BH
57.784,30.-TL PH
935,30.-TL TEB. VE POSTA GİD
TOPLAM :58.751,00.-TL
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:38