Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/637 E. 2024/652 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/637
2024/652
2 Temmuz 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2024/
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI : ... GIDA SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - .../...) .../ ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : SINIRLI SORUMLU ... KARAYOLU YÜK TAŞIMA KOOPERATİFİ -
DAVA : Mülkiyet (Tespit İstemli)
DAVA TARİHİ : 01/07/2024
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın, ... 2. Noterliği'nden gönderdiği ihtarname ile, ... ili, ... ilçesi, ... Mah., ...sayılı parsellerin maliki olduğunu, sınır komşusu müvekkili ... Gıda San. A.Ş.'nin mülkiyetinde bulunan ve konserve fabrikasının yer aldığı ... parsel sayılı taşınmazdaki yapı ile 543,83 m2 sınır tecavüzü yaptıklarını, ... sayılı parselde yaptığı kazı esnasında da yer altında tecavüzde bulunduklarının tespit edildiğinden bahisle neticede 750,36 m2 lik alan tecavüzlerinin olduğunu ifade ederek bu durumun ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/... D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini ileri sürmüş ve kal'i talebinde bulunmuş olduğunu, müvekkili şirketin iyiniyetli olduğunu, davalıya ait parsele kötüniyetle- tecavüz amacıyla sınır ihlali yapılmadığını, ancak bilahare bu durumun anlaşıldığını, davalı firmanın ise bu duruma (taşkın inşaata) itiraz etmediğini, zımnen muvafakat ettiğini, bu muvafakat sonrası haksız isnat ve taleplerde bulunmanın (itiraz etmek) iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, davalı-firmanın maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mah., ...sayılı parsellere taşan müvekkil taşınmazı/yapıları nedeniyle uygun bir bedel karşılığında bu kısımların mülkiyetinin devri (mümkün olmadığı takdirde ise) bu kısımlarda lehimize irtifak hakkı tanınmasına, davalı tarafından telafisi imkânsız-çok zor zararlara sebebiyet verilebileceğinden, ... ili, ... ilçesi, ... Mah.,...sayılı parsellerde yer alan müvekkilime ait yapılara teminatsız/uygun bir teminat mukabilinde davalının el atmasının (müdahahalesinin) tedbiren engellenmesine, yargılama giderinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 30/09/2015 tarihinde açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Eldeki dava da davacı, davalının taşınmazına taşmaya konu arazi parçasının mülkiyetinin mahkemece tespit edilecek uygun bir bedel karşılığında kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar şirket olmasına rağmen, uyuşmazlık konusunun yukarıda açıklandığı üzere, ticari işletmeleri ile ilgili olmadığı gibi ticari nitelikte bir dava olmadığı ve bu yönde iddianın da bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalmadığından asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 2/1 maddesi uyarınca; “dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi" olduğunun yazılı olduğundan, mahkememizin görevsizliğine ,dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.(... BAM 17.HD 2019/ esas-2019/ karar)
Mahkememiz görevsiz olduğundan ihtiyati tedbir talebinin de görevli mahkemece değerlendirilmesi kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenler dikkate alınarak,
-
Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna,
-
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
-
HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
-
HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/07/2024
Başkan
¸e-imzalıdır.
Üye
¸e-imzalıdır.
Üye
¸e-imzalıdır.
Katip
¸e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09