Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/897 E. 2024/494 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/897
2024/494
13 Mayıs 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/ Esas
KARAR NO : 2024/ Karar
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : ... TAŞIMACILIK TURİZM TEKSTİL GIDA MEDYA İLETİŞİM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... TELEKOMÜNİKASYON ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av. .../ ...
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/09/2023
KARAR TARİHİ : 13/05/2024
KARAR YAZIM T. : 24/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/11/2020 tarih 2020/... karar ve 2018/... esas sayılı ilamı ile karşı taraf olan ... Bilgi ve İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi'nin müvekkili şirkete 29.308,61 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminat ödemesine hükmettiğini, Mahkeme kararına istinaden ... İcra Dairesi'nde 2021/... esas numarası ile icra takibi başlatıldığını, davalı taraf Tehiri İcra talebi ve icra dairesine teminat mektubu sunmak suretiyle istinaf başvurusunda bulunmuş ve 18.03.2021 tarihinde tehiri icra kararı aldığını, Mahkeme hükmüne istinaden başvurulan istinaf mahkemesi aşaması yaklaşık 2 yıl sürmüş ve 18.05.2023 tarihinde ... Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi kararı onadığını, onama kararını icra dairesine sunmalarının akabinde 27 Haziran 2023 tarihinde müvekkili şirket için yapılan ödeme hesabına aktarıldığını, davalı şirketin ödemesi gereken borcu zamanında ödememiş olması nedeni ile müvekkiline yaklaşık 2 yıllık faiz ödemesi yaptğını, ödenen faiz, geç ödemeden kaynaklı müvekkilinin zararını karşılar mahiyette olmadığını, bu aşamada davalı şirketten faiz ile karşılanmayan zararın tazminini yani müvekkili şirketin munzam zararını talep etme zarureti hasıl olduğunu, müvekkiline zamanında ödenmesi gereken tazminatı ödenmediğini, müvekkilinin alacaklarına işleyen temerrüt faizi ile müvekkilinin giderilemeyen zararı aşkın zarar olup davalı tarafça bu zarar müvekkiline ödenmek zorunda olduğunu,müvekkilinin tüm alacaklarının müvekkiline geç ödenmesinde davalının hiçbir kusurunun olmadığını ispat etmedikçe bu zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, davalı açıkça hukuka aykırı davranarak ödemesi gereken ücretleri ve tazminatları ödemediğini, dolayısıyla alacakların tahsili için dava açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin alacağına geç ulaşması nedeni ile müvekkilinin alacağının faiz ile karşılanmayan enflasyon farkının munzam zarar kaspamında müvekkili şirkete ödenmesi, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Munzam zarara ilişkin olarak para borçlarında öncelikle zararın talep edilebilmesi için borçlunun asıl borcu ödemede temerrüde düşmüş olması ön koşul olduğunu, temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zarar olması, borçlunun kusurlu olması, nedensellik bağının bulunması, alacaklının bu zararı talep etmesi gerektiğini, şartların bulunması halinde munzam zarardan bahsedileceğini ancak davacı talebine bakıldığında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/E.-2020/K. sayılı kararının ... İcra Müdürlüğünün 2021/E. sayılı dosya ile icra takibine konulduğu; istinaf sürecinde faizi hesap edilerek teminat mektubunun sunulduğu ve de Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesinleşir kesinleşmez davacı tarafa ödemesinin tamamının yapıldığı görüldüğünü, icra dosyası ile işlemeye devam eden bir faiz zaten mevcut olduğu gibi müvekkili şirketin bütün bu yaşananlarda bir kusuru da bulunmadığını, davacının hattının sistemsel olarak kapatılmasına dair 2018/E.-2020/K. sayılı dosya ile davacıya tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğu için müvekkili şirket tarafından “Anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğü” çerçevesinde istinafa başvuru hakkını kullanılmış ve de kararın kesinleşmesi ile de dava dilekçesinde “…müvekkile yaklaşık 2 yıllık faiz ödemesi yapmıştır” ifadesi ile ikrar ettikleri üzere davaya konu rakamları faizi ile birlikte ödeyerek davacı şirketin mağduriyeti giderildiğini, “geç ödemeden kaynaklı” olduğu iddiası ile munzam zararın tazmini talebi varsa icra dosyası incelendiğinde anlaşılacağı üzere ortada herhangi bir geç ödeme bulunmadığını,yargılama kesin karara bağlanır bağlanmaz müvekkili şirketçe ödeme yapıldığını ancak davacı tarafın yargılama süreci ile alakalı bir şikayeti varsa bu durumda davasını müvekkil şirkete değil ... Bakanlığına açması gerektiğini, keza ülke ekonomisinden, yaşanan enflasyondan, yargılama sürecinden müvekkili sorumlu olmadığı gibi müvekkili şirket yargılamanın gecikmesine mahal verecek bir tutum da hiçbir zaman sergilemediğini, kabul etmemekle birlikte bir an için davacının munzam zararının olduğunu düşünülse dahi davacı söz konusu zararını ispatlamakla mükellef olduğunu, taraflarınca ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/E.-2020/K. sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ve hesaplamaya “yanlış yapıldığı” ve de “tanık beyanlarının zararı ispat edemeyeceğine” dair itirazda bulunulmuşken davacı tamamen soyut iddialardan yola çıkarak munzam zarar iddiasını nasıl ispat edeceğini,davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyan/itiraz dilekçeleri, ... İcra Dairesi'ne, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne, TÜİK müzekkere cevapları,bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava;davacının alacağına geç ulaştığı iddiasına dayalı davacının alacağının faiz ile karşılanmayan enflasyon farkının munzam zarar kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesine ilişkindir.Davacının munzam zarara hak kazanıp kazanmadığı, munzam zarara hak kazandıysa munzam zararının tespiti amacıyla davacının ticari defter ve bağlı kayıtları incelenmiş ve dosya bilirkişilere tevdi edilmiş, SMMM bilirkişi ve nitelikli hesap uzmanı tarafından tanzim edilen 04/03/2024 tarihli seçenekli raporda özetle; raporuda yer verilen detaylı açıklamalar ve hesaplamalar kapsamında Mahkemenin nihai takdir yetkisine imkan tanımak için seçenekli hesaplamalar uyarınca davacının alacağına konu mahkeme karar tarihinden icra dosyası ile tahsil tarihine kadar işleyen faiz ile karşılanamayan zararı toplamı;(A Seçeneği) davacının talebi üzerine enflasyon farkına göre zararı toplamı 53.038,99 TL olduğu,(B Seçeneği) ... uygulamalarına göre munzam zararı toplamı 28.998,15 TL olduğu, (C Seçeneği)davacının faaliyet karına göre yapılan hesaplamaya göre davacının munzam zararının bulunmadığı bildirilmiştir.Davacı vekili 01/04/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerinin 28.998,15 TL olarak artırmakla birlikte, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesini talep etmiştir.Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dava dosyasında hükmedilen maddi-manevi tazminatın geç olarak ödendiği-alacağa geç olarak kavuşulduğu, davacının munzam zararı oluştuğu iddiasına dayalı olarak munzam zarar talebine ilişkindir.Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın (munzam) zarara ilişkin olarak 6098 sayılı TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir. Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (..., ...: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup, esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (..., ...: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt , 2012, s. ).
Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise, artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, belirli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır (... 29/03/2022 tarih 2021/- Esas, 2022/ Karar sayılı ilamı )Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalıya , davacı şirketin hatlarının sebepsiz yere kapatıldığı , bir hatta numara olmadığı belirtildiği ve davalı tarafça bu hususlarda davacıya bilgi verilmediği iddiasına dayalı maddi-manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 29.308,61 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğine yönelik karar verildiği, davacı tarafça ... İcra Dairesi'nin 2021/... Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığı, gerekçeli kararın davalı tarafça istinaf edildiği, ... BAM 7. HD'nin 2021/ Esas 2023/ Karar sayılı ilamı ile kararın kesinleştiği, ilgili icra dosyasından 27/06/2023 tarihinde davacı tarafa ödeme yapılmıştır.Davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır.Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.Davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin somut olarak uğradığı zarardır.Davacı, iddialarını somutlaştıramadığından ve davalı tarafça, istinaf kanun yoluna başvurulması Anayasal hak olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.(Emsal mahiyette ... BAM 14. HD'nin 2022/ Esas 2023/ Karar sayılı ilamı,... BAM 5. HD'nin 2021/ Esas 2023/ Karar sayılı ilamı , ... BAM 7. HD'nin 2020/ Esas 2022/ Karar sayılı ilamı dikkate alınarak)
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davanın REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 269,85 TL ve 490,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 759,85 TL'den mahsubu ile artan 332,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3. Arabuluculuk Ücret Tarifesi kapsamında Maliye Hazinesinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye ÖDENMESİNE,
4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5. Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK’nın 341. ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/05/2024
Katip
¸¸
Hakim
¸¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32