Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/958 E. 2024/194 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/958
2024/194
26 Şubat 2024
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/958 Esas
KARAR NO : 2024/194
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - T.C.N. ...
2- ... - T.C.N. ...
3- ... - T.C.N. ...
VEKİLİ : Av. ... - [16071-70932-..] UETS
DAVALI : ... - T.C.N. ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [16147-41564-...] UETS
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/09/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davcı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ticari ortak olduğunu, makina ve dekorasyon imalatı ile iştigal etmekte olup, 2021 yılında tarihte davalının ticari kiracısı olduğunu, (ek:kira kontratı)kiracılık dönemi boyunca davalıya ödenmemiş herhangi bir kira borçları da olmadığını, aralarında borçlandırıcı bir işlem vuku bulmadığı gibi, bir para alışverişi de olmadığını, kiracı oldukları süreçte,müvekkillerinin kusuru olmadan bir gün iş yerini sel bastığını, müvekkillerinin bu olayda herhangi bir kusurları olmadığı halde,davalı, sel basması nedeniyle mecurda oluşan zararı karşılamalarını;aksi takdirde mecurdan tahliye ettirecğinden bahisle iradelerini fesada uğratmış ve zararı karşılamalarını talep ettiğini, müvekkillerin de kendilerinin kusuru olmadığını;davalının oluşan zararı, sigorta şirketinden tazmin etmesi gerektiğini; sigortadan tazminat alınıncaya kadar ise, mezkur icra takibine konu seneti teminat olarak verebileceklerini söylemiş ve icra takibin konu senet tanzim olunduğunu,davalının kendi emrine yazılı olmak üzere 30.000,00 TL miktarlı 05/01/2021 tanzim tarihli,05/02/2021 vade tarihli senet teminat senedi verdiğini, müvekkillerinin davalının kiracılığından vazgeçilmesi nedeniyle mecuru tahliye etmişler ve teminat senedini iadesini talep ettiklerini,davalı daha sonra iade edeceğinden bahisle müvekkilllerini sürekli oyaladığını, sonrasında mezkur teminat senedini icraya koyduğunu,senedin müvekkilleri mecuru tahliye ettiğinden bedelsiz kaldığını, her 3 müvekkili de bedelsiz teminat senedi nedeniyle esasen teminat senedi vasfında olan 30.000 TL meblağlı senet ile alakalı olarak icra takibine maruz kaldığını, iş bu dava müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ayrıca mezkur 22 Mayıs 2020 vadeli ve 30.000 TL bedelli senetten dolayı başlatılan icra takibi nedeniyle haciz yapmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında bir ticari ilişki veya para alışverişi hiç olmadığını, aşamalarda davalı tarafın usulüne uygun olarak kötü niyetli olduğunu başta tanık beyanları olmak üzere tüm delilleri ile ispatlayacağını,davalı yanın amacı soyut ve dayanaksız iddialar ile müvekkillerinden haksız kazanç elde etmek olduğunu,bu nedenlerle davalının haksız, mesnetsiz, haksız kazanç elde etmek için açılan kötüniyetli icra takibi nedeniyle mağdur olmalarını önlemek için tercihen teminatsız;aksi kanaat oluşması halinde, uygun görülecek teminat mukabilinde Bursa 20. İcra 2023/12169 E. Sayılı dosyasından yapılan durdurulması için ihtiyati tedbir talep etiklerini, fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydıyla, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ayrıca mezkur 30.000,00 TL Miktarlı 05/01/2021 Tanzim Tarihli,05/02/2021 Vade Tarihli Senet dayanak yapılarak, Bursa 20. İcra 2023/12169 E. Sayılı dosyasından yapılan takip nedeniyle haklı müvekkillerinin daha fazla mağdur olmaması için ( Bursa 20. İcra 2023/12169 E. Sayılı dosyasından yapılan takip hakkında) tercihen teminatsız, aksi halde uygun görülecek teminat mukabilinde İhtiyati Tedbir kararı verilmesine, alacağın likit olduğu değerlendirilmekle dava konusu asıl alacak miktarı olan 30.000 TL’nin % 20 sinden az olmamak üzere hesaplanacak kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraflar ticari ortak olduklarını beyan ederek müvekkilinin taşınmazını iş yeri için kiraladıklarını, taraflar arasında borçlandırıcı bir işlem bulunmadığını, iş yerini kendilerinin kusuru olmadan sel bastığını ve kiralayan müvekkil tarafından zararı karşılamalarının istendiğini akabinde davalı müvekkil sigorta şirketinden tazminat alıncaya kadar teminat olarak kendilerince teminat senedi verildiğini ancak işbu senedin takibe haksız olarak konulduğunu ve senedin bedelsiz olması nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı yanlar ile müvekkili arasında borçlandırıcı işlem bulunduğundan, senet teminat olarak verilmediğinden,senedin teminat senedinin de geçerlilik şartlarını taşımadığından davacı yanların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davalarının reddi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan 17/07/2020 tarihli kira sözleşmesi gereğince taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu, davacılar ödenmemiş kira borçları olmadığını ve taraflar arasında başka herhangi bir borçlandırıcı işlem de bulunmadığını,borçlu olmadıklarını iddia ettiklerini, Bursa 20. İcra Müdürlüğü'nün 2023/12169 esas sayılı icra takip dosyasında takibe dayanak olan senedin teminat olarak verilmediğini, zaten senedin üzerinde de teminat olarak verildiğine ilişkin herhangi bir ibare yer almadığını, verilen borca karşılık olmak üzere düzenlendiğini, bu sebeple de borçlandırıcı işlemin bulunduğunu beyan etiklerini, davacı yanlar kiralanan mecuru su bastığından müvekkilinin zararlarının karşılanmasını istediğini ve karşılanmazsa tahliye tehdidi altında bıraktığını, sigorta şirketinden meydana gelen olayla ilgili tazminat alınıncaya kadar işbu icra takibine konu senedi teminat senedi olarak verdiklerini, taşınmazı da tahliye ettiklerini ancak senedi geri alamadıklarını, senedin takibe konulmasının haksız olduğunu, senedin bedelsiz olduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini, %20 oranında kötü niyet tazminatını talep ettiklerini, ancak icra takibinin dayanağı olan senet vadesi geldiğinde ödenmek üzere müvekkili tarafından karşı tarafa verilmiş olan borcun karşılığı olarak düzenlendiğini, işbu bonoda senedin teminat olarak verildiğine ilişkin hiçbir ibare yer almadığını, üstelik işbu senede ilişkin yapılan icra takibinin taraflar arasındaki kira ilişkisiyle de hiçbir ilgisi bulunmadığını, taşınmazın tahliye edilmesiyle senedin geri istendiği ancak verilmediği, müvekkilinin davacıları bu hususta sürekli oyaladığı iddiası yersiz olduğunu, teminat senedinin geçerlilik koşulları Yargıtay içtihatlarıyla şekillendiğini,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1140 Esas, 2018/563 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya senedin önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerektiğini, davacıların senette hiçbir ibare yer almamasına rağmen senedin teminat senedi olduğunu iddia etmeleri kendilerini haklı çıkarma çabasından başka bir şey olmadığını, işbu senet bedelsiz olmayıp kambiyo senetlerinden bono vasfına haiz olduğunu, müvekkili tarafından verilen borca istinaden düzenlenen senetteki bedel vadesi gelmesine rağmen ödenmediğinden hukuka uygun bir şekilde kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığını,davacıların haksız olarak açtıkları işbu menfi tespit davasının reddiyle birlikte borçlu olduklarının tespitine, haklarında %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, taraflar arasında borçlandırıcı bir işlem bulunmadığı, taşınmazın tahliye edildiği ancak teminat senedi niteliğindeki senedin geri verilmediği ve haksız bir şekilde icra takibine konu edildiği vb. iddiaları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan, senet müvekkili tarafından verilmiş bir borcun karşılığı olarak düzenlendiğinden işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığından öncelikle usulden, esasa girilmesi halindeyse esastan reddine, davacıların borçlu olduğunun tespitine, haklarında %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, Bursa 20. İcra Müdürlüğü'nün 223/12169 sayılı icra takip dosyası ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, dava dilekçesinde gösterilen ve ilgili icra takibine konu senede dayalı olarak davalı tarafa borçlu olunmadığının tespitine kararı verilmesi talebine ilişkindir.
TTK' nın 776/1. maddesinin (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin "kayıtsız ve şartsız" belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Yargıtay HGK'nın 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı kararı ile 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK' nın 169/a maddesi uyarınca sözkonusu yazılı belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
-Takibe konu senet örneği incelendiğinde; borçlu/keşidecinin davacı ... , kefillerin ise diğer davacılar İshak ve Furkan olduğu, alacaklının davalı olduğu, davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile Bursa 20. İcra Dairesi'nin 2023/12169 Esas sayılı icra dosyasında takibe konu edildiği, 30.000,00 TL asıl alacak ve 11.816,25 TL işlemiş faiz üzerinden takip yapıldığı,senet incelendiğinde "nakten" bedel kaydı olduğu görülmektedir.
-Davacılar tarafından kira sözleşmesi sureti incelendiğinde , davaya-icra takibine konu senede atıf yapılmadığı tespit edilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ifadesine yer verilmiştir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya dair ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i ( savunma ) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 290. maddedeki meblağdan az bir miktara dair olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet ( kesin delil ) ile ispat edilebilir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki "kambiyo ilişkisi" ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Senet, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu savlayan tarafa aittir.
Davaya konu senet nakden kaydını içermekte olup;bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçlulardadır. Davalı tarafça senedin talili yapılmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyecektir.
Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir.Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme(ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Senette yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. HMK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-821 Esas ve 2019/58 Karar sayılı kararında benzer bir hadiseye ilişkin olarak içtihat edildiği üzere;".....Davacı, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, malen kayıtlı senedin bedelsiz olduğunu, dava dilekçesinde açıklandığı üzere nakit borç karşılığı düzenlendiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise 28.11.2011 tarihinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ifadesinde senedin dava dışı üçüncü kişinin kendisine olan nakit borcunun davacı tarafından üstlenilmesi nedeniyle düzenlendiğini savunmuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK'nın 6. ve HMK'nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir. .." denilmiştir.
Davacılar tarafından senedin nakden kaydı" teminat" olarak talil edilmiştir.Bu nedenle eldeki davada bedelsizlik iddiasını ispat külfeti davacılardadır.
O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden;Emsal mahiyette Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiğinin belirtilmelisi gerektiği ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olmasının sağlanması gerektiği, senet üzerine yazılacak olan "teminattır" ibaresinin tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmayacağı, "teminat senedidir," "devredilemez", "ciro edilemez", ibarelerinin tek başına geçersiz olduğu ve hiç yazılmamış kabul edileceği,davaya-icra takibine konu senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu ispat külfetinin davacılar üzerinde olduğu,senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığı, taraflarca akdedilen kira sözleşmesinde senede atıf yapılmadığı, senetle ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığı, davacıların iddiasını ispatlar nitelikte yazılı delil sunulmadığı, davacılar tarafından yemin deliline dayanılmadığı, her ne kadar davacılar tarafından isticvap talebinde bulunulmuş ise de davanın mahiyeti gereği senedin teminat senedi olduğu iddiası ancak yazılı delille ispatlanabileceğinden davacıların isticvap talebi mahkememizce kabul görmemiş, bu nedenle davanın reddine, İİK nın 72. Maddesi gereğince kötüniyet tazminatı koşulları oluştuğundan(ihtiyati tedbir ara kararı uygulandığından) icra takibine konu senedin bedeli olan 30.000,00 TL nin %20 si olan 6.000,00 TL nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça tanık dinletme talebinde bulunulmuş ise de dava değeri, davanın mahiyeti, davalı vekilinin muvafakatinin olmadığı hususu dikkate alınarak ayrıca güncel tarihli mahkememizin bağlı olduğu Bursa BAM 5. HD' sinin 2020/1667 esas 2023/1066 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere " davacıların dava konusu bonoda yer alan imzaların inkar edilmediği, senedin illetten mücerret olmakla, davacıların anlaşmaya aykırılık ve senedin teminat amaçlı olduğuna yönelik iddialarını HMK 201. Maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senet ile ispatı gerektiğinden yazılı delil ile ispat yükü altında oldukları, senet tanzim tarihi itibariyle taraflar arasında HMK 203/1-a bendinde sayılan derecede yakınlık bulunmadığı, yakınlık bulunsa dahi hukuki ilişki senede bağlandığından tanık ile ispat kuralı uygulanamayacağı gibi delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığından mahkemece tanık deliline başvurulmaması isabetli görülmüştür" ilamı da göz önünde bulundurularak davacılar vekilinin tanık dinletme talebi reddedilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
-
Davanın REDDİNE,
-
İİK nın 72. Maddesi gereğince kötüniyet tazminatı koşulları oluştuğundan(ihtiyati tedbir ara kararı uygulandığından) icra takibine konu senedin bedeli olan 30.000,00 TL nin %20 si olan 6.000,00 TL nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 512,33 TL harçtan mahsubu ile artan 84,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
-
Arabuluculuk Ücret Tarifesi kapsamında Maliye Hazinesinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye ÖDENMESİNE,
-
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-
HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/02/2024
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12