Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/540 E. 2024/878 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/540
2024/878
2 Eylül 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2024/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/05/2024
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, gereği düşünüldü:Davacı taraf, eser sözleşmesi kapsamında yüklendiği işe karşılık hak ettiğini iddia ettiği ücretin tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.Mahkememizce tensip zaptının düzenlenmesinden önce usul ekonomisi gereğince davalının tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmış ve bir çok müzekkere yazılmıştır. Ticari davaların hangi davalar olduğu TTK m.4'te tanımlanmış ve belirlenmiştir. Bu maddeye göre ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK.nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK.nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Bir kişinin işlettiği işletmenin esnaf işletmesi mi yoksa ticari işletme mi olduğunun belirlenmesi bu kişinin aynı zamanda tacir olup olmadığını belirlemek için ayrıca önem arz eder. TTK m.11/2'de aynen,"Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ... kararıyla belirlenir." hükmü öngörülmüştür. TTK m.15/1'de aynen, "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır." hükmü öngörülmüştür. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10/1 maddesinde aynen, "Türk Ticaret Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ... Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanır." hükmü öngörülmüştür. Bu düzenlemeler gereğince TTK m.11/2'ye göre esnaf ve tacir ayırımı sınırlarını belirleyen ... Kararı henüz yayımlanmadığından 6103 sayılı Kanunun 10/1 maddesinin atfı ile mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde çıkarılan ve 21/07/2007 Resmi Gazete tarihli 2007/ sayılı ... Kurulu kararında öngörülen şartlara göre esnaf - tacir ayırımı yapılmalıdır. Bu kararname ilgili Kanun maddeleri gereğince halen yürürlüktedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kanyaklandığı ve eser sözleşmelerinin TTK'da düzenlenmemesi sebebiyle davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır.
Davanın nisbi ticari dava olabilmesi için her iki tarafın tacir ve işin ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir, bu iki şartın kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacı sermaye şirketi olduğu için Kanunen tacirdir, ancak davalı gerçek kişinin tacir olabilmesi için öncelikle bir ticari işletme işletmesi lazımdır. Davalın bir işletmesi vardır, ancak bu işletme esnaf işletmesi düzeyindedir. Zira, davalı işletme hesabı usulüne göre defter tutmaktadır ve gayri safi iş hasılatı VUK m.177/2'de öngörülen hadlerin altında kalmaktadır. Ayrıca, davalı ... Pazarcılık mesleğinde dolayı ... esnaf odasına kayıtlıdır. Bu bağlamda davalın tacir olmadığı ve davanın nisbi ticari dava olmadığı anlaşılmakla; görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi izah edildiği üzere;
-
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1. c maddesi gereğince, davanın görevli mahkemede açılmadığı ve mahkemelerin görevinin dava şartı olduğu anlaşılmakla; dava şartı noksanlığı nedeniyle, HMK m.115 uyarınca, DAVANIN USULDEN REDDİNE,
-
... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğunun tespitine,
-
HMK m.20 gereğince; taraflardan birinin, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde, mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde; dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde, dava dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin taraflara ihtarına, (ihtar edildi)
-
Harç ve yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi gereğince yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
-
Davanın yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesi ihtimali gözetilerek; mahkememizce usul ekonomisi gereğince tensiben görev dava şartı gözetildiğinden dilekçeler teatisinin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince tamamlatılmasına,
-
Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair; kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/09/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:55