Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1194 E. 2024/326 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1194
2024/326
15 Mart 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/
KARAR NO : 2024/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : ... ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM AŞ -
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 16/09/2014
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuatına göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan üretim lisansı alındığını ve bu lisans kapsamında müşterilerine elektrik enerjisi tedarik ettiğini, davacının müşterilerine eletrik enerjisi nakletmek üzere bağlantı ve sistem kullanım hakkında tebliğ gereği müşterileri adına davalı ... ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşması yaptığını bu nedenle davalı ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunduğunu, davalı 01/04/2003 ile 01/09/2006 tarihleri arasında Perakende Satış faaliyeti kapsamında tek terimli diğer iller puant sanayi tarifesine göre yapılan elektrik satışlarında onaylanmış sabit dağıtım sistem kullanım bedellerini davacı şirketten her saat diliminde sabit bir şekilde beher kwh başına alırken kendi elektrik satışlarından belirli saat dilimlerinde söz konusu bedeli ya tamamen almayarak veya kısmi alarak davacı şirket açısından piyasa faaliyetlerini zorlaştırdığını, ayrımcılık yaparak zarar doğmasına sebep olduğunu,davalının hakim durumunu kötüye kullanarak hem haksız rekabete neden olduğunu hemde kanunun 13.maddesindeki eşit taraflar arasında ayrım gözetmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davacı tarafından ...'ya ve Rekabet Kurumuna müracaat edildiğini, davalının şikayete konu davranışı hakkında süresinde işlem tesis edilmemesi üzerine ...'da dava açıldığını, ... 13.Dairesinin davalının davranışının hukuka aykırı olduğu ve dolayısıyla davranışının haksız rekabet teşkil ettiğine karar verildiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden davranışı ile haksız şekilde fazladan kar elde ettiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden davranışı nedeniyle haksız kazancının tespiti haksız rekabet tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, TTK 62.maddesinde yer olan hüküm doğrultusunda haksız rekabetten doğan alacak taleplerinin konu olduğu davaların bir yıllık zaman süresi içinde açılması gerektiğini, bu sürenin 01/09/2007 tarihinde dolduğunu, davanın 20/04/2009 tarihinde açılmış olduğunu, bu nedenle davanın zaman aşımına dayalı usulden reddedilmesi gerektiğini, davalının 4628 sayılı kanunun 13.maddesi ile düzenlenen "Eşit taraflar arasında ayırım yapılmaması esası" şekilinde ifade edilen rekabet ilkesini ihlal etmediğini savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller;
SMMM Bilirkişisi, Aktüerya Bilirkişisi ve Elektrik Mühendisi Bilirkişilerin Raporunun Sonuç Kısmı: " Davanın mahkemenizce görülmesi sürecinde tazminat hesaplaması için davalı elektrik şirketinden usulüne uygun olarak talep olunan bilgi ve belgeler verilen süreye rağmen dosyaya ibraz edilmemiştir. Davacı tarafça elinde bulundurulan tüm bilgi ve kayıtları dosyaya sunarak bilirkişi heyeti incelemesine açması nedeniyle izlenen yol yargı kararları doğrultusunda öncelikle davacı şirket
muhasebe kayıtlarından hareketle haksız rekabet sonucu uğranılan zararın mevcut olup olmadığı varsa tutarının tespitine yönelik tespit ve değerlendirmenin yanı sıra Sayın Mahkemenin takdir ve mukayese hakkı gözetilerek “Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında yargıç, TTK'nın 58-e maddesine göre tazminatı belirler, yine 818 Sayılı Borçlar Kanunun 43. maddesi gereğince de hal ve mevkiin icabına ve
hatanın ağırlığına göre tazminatın suretinin ve şümulünün derecesini tayin eyler “ doğrultusunda 818 sayılı BK 42 ve 43. maddeleri gereğince bir değerlendirme yapılabilmesine yönelik görüş ve kanaate de yer verilmiştir.
Dağıtım Sistem Kullanım Bedelini tanımlamak gerekirse; Dağıtım Sistemi İşlemecisi olanKuruluşun ister kamu ister özel sektör girişimi olsun sistem işletmeciliği faaliyetleri sürecinde harcama emek, mesai, iş gücü, mal ve malzemelerin sarf bedellerinin tahakkuk ve tahsili için Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından her yılın sonunda müteakip yıl için geçerli olmak üzere yılda bir defa KWH başına sabit olarak belirlenen işletme gideridir. Dağıtım Sistem kullanım Bedeli nihai
tüketicinin kullandığı her bir KWH için hesaplanarak enerji bedeli üzerine fer’i bir terim olarak eklenmektedir. Davalı elektrik şirketinin tek terimli üç zamanlı sanayi sınıfı “Diğer iller“ statüsündeki müşterilerine 01/04/2003 – 01/09/2006 tarihleri arasında dönemde yürürlükteki mevzuat hükümlerine (kural tüzük ve yönetmeliklere) ve 272 ve 276 sayılı Kurul Kararlarına aykırı olarak kendi lehine hatalı tarife uygulamış olduğu ve bu şekilde rekabeti ihlal fiilini işlemiş olduğu sübuta ermiş olduğu
konusu tartışmasızdır. Zira Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Kurul Kararları ikincil mevzuat hükmündedir ve de tüm enerji sektörü için bağlayıcıdır. Davalı taraf dahil hiç kimsenin söz konusu kurul kararları hilafına hareket etmeye Kurul Kararları ile belirlenmiş olan tarifeleri ve diğer düzenlemeleri tadil tebdil tevil etmeye hakkı yoktur. Bu bağlamda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından alınmış olan aşağıdaki kısımda metni verilmiş olan 31.12.2003 tarihli 272 ve 276 sayılı Kurul Kararları da davalı taraf dahil herkes için bağlayıcı olduğundan uyulması zorunluluk arz etmektedir. Davacı şirket muhasebe kayıtları üzerinden dava konusu yıllar içinde müşteri portfoyü incelendiğinde ;
2003 yılı içinde 9 adet müşteri 2004 yılı içinde 9 adet müşteri ( 1-5 aylar arası ) 2004 yılı içinde 5 adet müşteri ( 6-12 aylar arası) 2005 yılı içinde 5 adet müşteri 2006 yılı içinde 2 adet müşteri bulunduğu tespit olunmuştur.
Yıllara sari şekilde müşteri sayısında azalmada davalı şirketçe yürütüldüğü belirlenen haksız rekabetin etkisi olabileceği değerlendirilmektedir. Davalı tarafın 22/06 saatleri arasında uyguladığı tarifeye iletim ve dağıtım sistem kullanım
ve/veya işletim bedelleri ile diğer fon ve payların eklememesi ancak davacıdan bu tutarları faturalarla tahsil etmesinden kaynaklı haksız ve rekabete aykırı fiili nedeniyle davacının 22/06 saatleri arası üç zamanlı tarifeden kendi müşterilerine satmış olduğu elektrik enerjisi için sistem kullanım bedeli adı altında fazladan yaptığı ödemelere dair ayrıntılı tek bir tablo halinde çıkarılan ve rapor ekinde sunulan denetime açık muhasebe kayıtlarının esas alınmış hali ile dava konusu yıllar için davalıya
fazladan ödenmiş sistem kullanım bedeli tutarı KDV hariç 3.324.652,54 TL’na tekabül ettiği belirlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlığa dair verilen yerel Mahkeme kararının istinafa götürülmesi sonrası TC ... BAM 5.H.D. 2019/ E. 2022/ K. sayılı 29/09/2022 tarihli Kaldırma kararı ile; “Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum,kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir” açıklaması gereğince; 01/04/2003 – 01/09/2006 tarihleri arasında fazladan ödenmiş sistem kullanım bedelleri tutarı
2003- 1.024.086,94 TL
2004- 1.218.504,52 TL
2005- 737.608,53 TL
2006- 344.452,55 TL KDV hariç toplam 3.324.652,54 TL, ilgili yıllarda elde edilecek
hasılata (ciroya) dahil edilmiş olsaydı, ne kadar kar elde edilirdi sorusuna, dava konusu dönemlere ait davacı tarafından beyan edilen yıllara ait gelir tablolarında faaliyet karlılık oranları baz alınarak davacının mahrum kaldığı kar hesaplanarak cevap verilecektir. Faaliyet karı; işletmenin yalnızca alanındaki faaliyetleriyle ilgili elde ettiği kar miktarıdır. Faaliyet karını, “işletmenin gerçek anlamda yarattığı nakit” olarak da tanımlayabiliriz. Bu sebeple işletmenin mahrum kaldığı kar faaliyet karı üzerinden değerlendirilmiştir. Gelir tabloları aşağıda sunulmuş olup, dikey analiz(yüzde yöntemi) yöntemi ile işletmenin Net satışları 100 kabul edilerek faaliyet karı yüzdesel olarak hesaplanacak ve bulunan faaliyet kar oranı ile, 2003-2006 yıllarında ödenmiş sistem kullanım bedelleri net satışlara dahil olsaydı ne kadar faaliyet karı elde edilebileceği çıkarılacaktır. Yapılan hesaplamalara göre;
➢ 2003 yılında, mahrum kalınan faaliyet karının 195.283,02 TL
➢ 2004 yılında, mahrum kalınan faaliyet karının 98.442,28 TL
➢ 2005 yılında, mahrum kalınan faaliyet karının 1.722,73 TL
➢ 2006 yılında zararda azalma söz konusu olduğundan mahrum kalınan kar oluşmamıştır. Sonucuna varılmaktadır. Davacı şirketin 2006 yıllarındaki satışları maliyetin altında olduğu görüldüğünden satış yapmayarak zarar yapmaktan imtina etmiş olup bu nedenle de mahrum kalınan karın 2006 yılları için oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Ekte yer verilen maliyet tabloları ve yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemleri neticesinde davacı şirketin toplam (195.283,02 TL +
98.442,28 TL + 1.722,73 TL) 295.498,03 TL mahrum kalınan karı olduğu hesaplanmıştır." şeklindedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, HUKUKİ KABUL VE GEREKÇE
Dava, haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği, teşkil ediyorsa tazminata hükmedilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf, davalının 01/04/2003-01/09/2006 tarihleri arasındaki dönemde perakende satış faaliyeti kapsamında tek terimli üç zamanlı sanayi sınıfı diğer iller statüsündeki müşterilerine yapılan elektrik satışlarında kanuna ve ... kararlarına aykırı olarak ... tarafından onaylanmış sabit dağıtım sistem kullanım bedellerini davacı şirketten her saat diliminde sabit bir şekilde beher kwh başına alırken davalı şirketin kendi yaptığı elektik satışlarında söz konusu bedeli tamamen veya kısmen almadığı ve bu şekilde piyasada haksız rekabet ortamı yarattığını ileri sürmekte ve davalının kendi dağıtım bölgesinde elde ettiği haksız kazancın şimdilik 10.000,00 TL'sini maddi tazminat olarak talep etmektedir.
Mahkememizce davanın reddine karar verilmesi akabinde mahkememiz kararı istinaf mahkemesince kaldırılmıştır. İstinaf ilamında aynen, "... davalı tarafın, tek terimli üç zamanlı sanayi sınıfı diğer iller statüsündeki müşterilerinden ...'nın 272 ve 276 sayılı kararlarına aykırı olarak dağıtım sistem kullanım bedellerini tahsil etmediği ancak davacı taraftan söz konusu kullanım bedelinin tahsil edildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 18/01/2007 tarih ve 1067/9 sayılı kararında da belirtildiği üzere 22/06 saatleri arasında uygulanan tarifeye iletim ve dağıtım sistem kullanım ve/veya işletim bedelleri ile diğer fon ve payların eklenmemesinin 4628 sayılı Kanunun 13.maddesi ve Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği 15.maddesi hükümlerine aykırı olduğu, 01/04/2003 -01/09/2006 tarihleri arasındaki dönemde mevzuata ve 272 ve 276 sayılı Kurul Kararlarına aykırı olarak kendi lehine tarife uygulayan davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmaktadır." şeklinde gerekçe ile davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilmiştir. Mahkememizce istinaf ilamındaki bu tespit ve istinaf ilamı doğrultusunda; davacının söz konusu haksız rekabetten kaynaklı zararının tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında yargıç, TTK'nın 58-e maddesine göre tazminatı belirler, yine 818 Sayılı Borçlar Kanunun 43. maddesi gereğince de hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretinin ve şümulünün derecesini tayin eyler ( 11. HD.nin 2020/ Esas, 2022/ Karar sayılı, 2015/ Esas, 2016/ Karar sayılı ilamları).
Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda işlemler yapılmış ve taraf şirketlerin 2003, 2004, 2005 ve 2006 yılı vergi beyannameleri kayıtlı oldukları vergi dairelerinden ayrı ayrı getirtilmiş, akabinde; taraf şirketlerin 2003-2006 yılları arasındaki ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle, her iki şirketin 2003-2006 yıllarındaki kar - zarar durumunun ve davacı şirketin söz konusu yıllarda mahrum kaldığı karının istinaf kaldırma ilamındaki hususlar gözetilerek hesaplanması için dosya bir SMMM, bir elektrik mühendisi ve bir hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir. İstinaf ilamında belirtildiği üzere; hükmedilecek tazminat davalının elde ettiği kar olmayıp, davacının haksız rekabet sebebiyle elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bilirkişi heyetince davacı şirketin 2003, 2004 ve 2005 yıllarında kar kaybı olduğu, 2006 yılında ise davacı şirketin zararında azalma söz konusu olduğundan bu yıl itibariyle kar kaybının olmadığı tespit edilmiştir. Raporda söz konusu 3 yılda davacı şirketin toplam 295.498,03 TL kar kaybı olduğu hesaplanmıştır. Söz konusu bilirkişi raporu, davacı şirketin defterleri ve vergi beyannameleri ile belge delilleri dikkate alınarak hazırlandığından mahkememizce ayrıntılı ve denetime elverişli kabul edilmiş ve hükme esas alınabilecek nitelikte kabul edilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itirazları reddedildikten sonra, davacı taraf, bedel artırım dilekçesi adı altında talebini bilirkişi raporunda hesaplanan bedele yükseltmiş ve bu dilekçe davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davalı taraf bu dilekçeye karşı ıslah zamanaşımı defini dermeyan etmiştir. Mahkememizce tartışılması gereken husus, eldeki davanın kısmi dava mı olduğu belirsiz alacak davası mı olduğu, bu minvalde talep sonucunun artırılmasının bir ıslah mı yoksa bedel artırım niteliğinde mi olduğu hususlarıdır. Davanın açıldığı tarih, 20/04/2009'dur. Bu tarihte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükte değildir ve dava 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açılmıştır. Bu durumda, davanın belirsiz alacak davası olarak mı yoksa kısmi dava olarak mı nitelenmesine ilişkin bir tartışma yapmak gerekmektedir. 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde belirsiz alacak davası şeklinde bir dava yoktur. Bu dava türü 6100 sayılı HMK ile hukukmuzda yerini almıştır. 6100 sayılı HMK m.448 aynen, "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünü amirdir. Bu hüküm gereğince, davanın açıldığı tarihte belirsiz alacak davası kurumu olmadığından ve davanın türü davanın açıldığı tarihte tamamlandığından davanın kısmi dava olarak kabulü gerekmektedir. Bu bağlamda tamamlanmış bir davanın nitelenmesi işlemi söz konusudur.
Ayrıca 3. Hukuk Dairesinin 02/10/2018 tarih, 2018/ Esas ve 2018/ Karar sayılı ilamında konu ile ilgili aynen "...Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın çözümünde, somut olay yönünden; dava dilekçesinin mahkemeye verilmesi ve gerekli harçların yatırılması ile tamamlanan dava açılması işleminde, diğer bir ifade ile davanın açıldığı 22.02.2010 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Buna göre, 6100 sayılı HMK ile hukukumuza giren belirsiz alacak davasına ilişkin hükümlerin, somut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı bulunmamaktadır. ( HGK 2013/-436 E.-2013/ K.) Yukarıdaki açıklamaların ışığında ıslah suretiyle kısmi davanın belirsiz alacak davasına dönüşmeyeceği ortadadır." şeklinde 1086 sayılı mülga HUMK döneminde açılan davalarda belirsiz alacak davası kurumunun ıslahla dahi uygulanma kabiliyeti olmadığı belirtilmiştir.
Bu bağlamda eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı ve davacının talep sonucunu artırmasının kısmi ıslah niteliğinde olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve ıslah zamanaşımı defiinin şartlarının oluşup oluşmadığı, başka bir deyişle ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi cihetine gidilmiştir. Davalının işlediği haksız rekabet fiilinin 01/09/2006 tarihinde kadar devam ettiği ve temadi ettiği anlaşılmakla bu tarihte, haksız rekabet fiilinin son bulduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bu tarih itibariyle yürürlükte olan Kanun 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunudur ve istinaf mahkemesinin de belirttiği üzere bu Kanun hükümlerinin olaya uygulanması gerekmektedir. 6762 sayılı mülga TTK'nın 62. Maddesinde 1 yıllık ve 3 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Söz konusu bu maddenin başlığı Müruruzaman'dır ve açıkça zamanaşımı ibaresinin eski dildeki karşılığı madde metninde ve başlığında kullanılmıştır. Ayrıca, eylemin suç teşkil etmesi halinde uzayan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Davalının eyleminin suç teşkil etmediği ve bu şekilde bir eylemin gerek Türk Ceza Kanunu ve gerekse sair ceza içeren yasalarda düzenlenmediği anlaşılmaktadır. 6762 sayılı Kanunun 62 maddesine göre haksız rekabet teşkil eden fiilin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde fiilden itibaren 3 yıl içinde tazminat davasının açılması gerekmektedir. Mahkememizce haksız rekabet eyleminin bittiği 01/09/2006 tarihinden itibaren 3 yıl içinde davacı davasını ikame etmiş, ancak 10.000,00 TL'lik tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının fiili öğrendiği tarih olarak da davacının dayandığı ... Kararının verildiği tarihin kabul edilmesi gerekmektedir. Bu tarih de 04/11/2008 tarihidir ve davacı bu tarihten itibaren 1 yıl içinde ve 3 yıllık süre dolmadan 10.000,00 TL'lik davasını ikame ettiğinden bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 10.000,00 TL'lik maddi tazminat isteminin, haksız rekabetin başladığı tarih olan 01/04/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacının 285.498,03 TL'lik ıslah ile talep ettiği maddi tazminat talebi; ıslahın fiilden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde yapılmamış olması, davanın açıldığı tarih itibariyle kısmi dava niteliğinde olması ve kendiliğinden belirsiz alacak davasına dönüşmemesi, davalının da süresinde ıslah zamanaşımı definde bulunması sebebiyle reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi izah edildiği üzere;
-
Davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL maddi tazminatın, 01/04/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımına uğramış olması sebebiyle reddine,
-
Hüküm tarihi itibariyle alınması gereken 683,10 TL karar ve ilam harcı, 135,00 TL peşin harç ve 5.200,00 TL ıslah harcı ile alınmış olduğundan fazla alınan 4.381,90 TL karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından peşin harç ve ıslah harcı sonucunda yatırılan 683,10 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 135,00 TL başvurma harcı, 129,20 TL keşif harcı, 9.350,00 TL bilirkişi ücreti ve 375,73 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 9.989,93 TL yargılama giderinden; davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 337,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m.13 ve m.13/2 hükümlerine göre hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m.13 hükümlerine göre hesaplanan 44.824,70 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
-
HMK m.333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair; kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/03/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57