Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/887 E. 2024/267 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/887
2024/267
28 Şubat 2024
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
BAŞKANLIĞI GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/887 Esas
KARAR NO : 2024/267
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... TC
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - ... TC
Çamlıca Mah. Ahmet Taner Kışlalı(190) Cad. No:58 İç Kapı No:4 Nilüfer/ BURSA
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 29/09/2021
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde : Davacının ... Teknoloji A.Ş 'nin ortağı olduğunu, diğer davalının da yönetim kurulu başkanı olduğunu, davacının da yönetim kurulu üyesi bulunduğunu, davalının yönetim kurulu başkanı sıfatıyla yaptığı iş ve işlemlerle şirketi zarara uğrattığını, bir takım banka hesaplarında paraların çekildiğini, bu paraların davalının şahsi işlerinde kullanıldığını, ... plakalı aracın da satışı yapılarak şirketin zarara uğratıldığını, bu sebeple şimdilik 172.213,72 TL tazminatın davalıdan alınarak davacının ortağı olduğu ... Teknoloji A.Ş ' ye ödenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerektiğini, 22/03/2020 tarihine kadar davalının yönetici olduğunu, bu tarihten sonra davalının yönetici sıfatının kalmadığını, bu nedenle sorumluluğunun olmayacağını, şirketin zarar etmesine davacının kendisinin sebebiyet verdiğini, ... plakalı aracın davacı ve davalının müşterek imzalanan Araç Satış sözleşmesi ile devredildiğini, bu nedenle davanın reddini talep etmişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davasıdır.
Davacı ve davalı ortak ... Teknoloji Yazılım Danışmanlık San. Ve Tic. A.Ş.'nin %50'şer hissedarı ortaktır. Ortaklık yapısı incelendiğinde davacı ve davalı ortağın %50'şer hisseye sahip olduğu ve her iki ortağın da yönetimde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirket işleyişinde idari ve mali işlerin davalıda, teknik işlerin ise kendisinde olduğunu yönetim yetkisinin bu şekilde ayrıştırıldığını ileri sürmüşse de yönetimin paylaşılmasına ilişkin ortaklar ve şirketçe alınmış herhangi bir karar bulunmadığı görülmüştür.
Şirketin 2014 yılında tescil edildiği, 31/03/2017 tarihinden 22/03/2020 tarihine kadar her iki ortağın da müştereken temsile yetkili oldukları anlaşılmaktadır.
Eldeki davayı şirket değil diğer ortak açmıştır. Kural olarak şirketin açtığı davada davanın açılması için genel kurul kararı gerekir ise de; yerleşik uygulama gereği ortağın şirkete ödenmesi istemli açtığı tazminat davasında genel kurul kararı aranmayacaktır.
Davacı şirketin son 3 yılda genel kurul yapmadığını, kendisinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen şirketin organsız kaldığını, şirketin işleyişi ile ilgili olarak davalı yönetici tarafından kendisine bilgilendirme yapılmadığını, bu hususun davalıya ihtarla bildirildiğini, şirketin banka hesaplarında ve şirket kayıtlarında bir kısım iş ve işlemlerle ve araç satışı ile şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülmüşse de her iki ortağın da müştereken temsil yetkisine sahip olduğu gözden kaçmamalıdır. Yine araç satışı için davacının araç satışı konusunda satılabileceğine dair yazılı belge imzaladığı da duruşmadaki kendi beyanları ile sabittir.
TTK'nun 553. Maddesi kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenlemiştir. Buna göre; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.
Birden çok yönetici bulunması ve yönetim organının kurul olarak faaliyette bulunması durumunda kanun koyucu TTK'nun 557. Maddesinde teselsülü düzenlemiştir.
Yönetim kurulu üyeleri şirketi yönetirken bir takım yükümlülüklere tabidir. Bunlar; özen yükümlülüğü, sadakat yükümlülüğü ve eşit işlem yükümlülüğüdür.
Her iki ortakta yönetimde yer alan ve müşterek temsil yetkisine sahiptir. TTK'nun 365. Maddesine göre anonim şirket yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü bir kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler. Bunun için gerekli olan görevleri tanımlar, yerlerini gösterir. Özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim bu şekilde devredilmediği takdirde yönetim kurulunun tüm üyelerinde yönetim yetkisi bulunmaktadır. (Madde 367)
Davacı ve davalı ortak müştereken temsil yetkisine sahip yönetici ortak oldukları halde davacı taraf her ne kadar yönetimin idari ve mali işlerin davalıda teknik işlerin kendisinde olduğu şeklinde paylaşıldığını ileri sürmüşse de TTK'nun 367. Maddesi kapsamında böyle bir belirleme tarafların ortağı olduğu şirket bakımından bulunmamaktadır. O halde TTK'nun 367/son maddesi uyarınca yönetim yetkisi yönetim kurulu üyelerinin tamamındadır. Yani davacı ve davalıdadır. Yönetim yetkisi ticari defter ve belgelerin usulüne uygun ve doğru tutulması, saklanmasını, yapılacak iş ve işlemlerde basiretli davranılmasını, birlikte hareket edilmesini gerektirmektedir. Nitekim tarafların ortağı olduğu şirkette de işlemlerin müştereken temsille gerçekleşeceği sabittir. Ortak olunan şirkete ait ticari defterlerin tutulması ve saklanmasından da her iki ortakta sorumludur. Bu durumda davacının da sorumluluğu vardır.
Her ne kadar şirket taraflarca müşterek temsil yetkisi ile yönetilse de yine de davacının iddialarının değerlendirilebilmesi bakımından şirket kayıtlarında bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiş ancak bir takım yıllara ait ticari defter ve belgelerin bulunmadığı görülmüştür. Ticari defter ve belgeler konusunda her iki tarafta bir diğerine isnatta bulunmuştur. Davacı asil duruşmada yalnızca 1 (bir) yıla ait ticari defter ve belgeleri davalıdan teslim aldığını, 15 dakika sonra da davalıya geri teslim ettiğini ileri sürmüştür. Ancak buna ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmamıştır.
Bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzere ticari defter ve belgelerde ibraz olunmayan yıllar nedeniyle şirketin hangi yönetici eliyle zarara uğratıldığını tespit etmek mümkün olmamıştır.
Temel ispat kuralı olan müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir kuralı gereği ileri sürülen iddiaların ve tespit edilen zararın dosya kapsamı ile sabit olması gerekir. Aksi takdirde bir tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle bu durumun eldeki dava dosyasında tespiti mümkün olmamıştır. Bu hususta da her iki ortağın da yönetim yetkisini sahip olduğu, şirket kayıtlarını usulüne uygun bir şekilde tutmakla yükümlü oldukları, dolayısıyla defter ve belgelerin tutulması ve saklanmasından dolayı sorumluluğun her iki yönetici ortakta da olduğu dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın başlangıçta alınan 2.940,98 TL peşin hartan mahsubu ile artan 2.513,38 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 27.554,20 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
-
Arabuluculuk Ücret Tarifesi kapsamında Maliye Hazinesinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunu, usulen anlatıldı. 28/02/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12