Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/962 E. 2023/1272 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/962
2023/1272
26 Ekim 2023
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/962 Esas - 2023/1272
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/962
KARAR NO : 2023/1272
HAKİM : ......
KATİP : .....
DAVACI : ... İNŞAAT VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... MAHMUTBEY MAH. TAŞOCAĞI YOLU CAD. A BLOK Kapı No: 33 /1 Daire No: 218 Bağcılar/İSTANBUL
VEKİLİ : Av. ... - [15163-61184-..] UETS
DAVALI : 1- ... METAL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ..... [25999-98309-....] UETS
VEKİLİ : Av. ...... - [16651-56285-.....] UETS
DAVALI : 2- ... SANAYİ VE TİCARET - Üçevler Mah. 22(220) Sk. K. Sanayi Sitesi 33. Blok No:37 Nilüfer/BURSA
VEKİLİ : Av. .... - [16308-03183-....] UETS
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2021
KARAR TARİHİ : 26/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalıların elinde bulunan çeklerin muvazaalı olarak ele geçirilmiş olup tamamen müvekkilden haksız ve sebepsiz yere kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... adında şahsa karşı 2021/400 esas sayılı menfi tespit davası açıldığını, davada yer alan davalı ..., müvekkil ile yaptığı çatı imalatı sözleşmesine uymayıp edimini ifa etmediği halde müvekkile ait dört adet çeki alıp gittiğinden davalıya karşı borçlu olmadığımızın tespitine yönelik dava açıldığını, mahkemece çeklere değil davalının şahsısına ödeme yasağı koyduğundan dolayı Bursa 3 Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davamıza konu çekler davalının muvazaalı işlemiyle üçüncü şahıslara teslim edildiğinden bu şahısların ibrazının önüne geçilemediğini, Bursa 3. ATM'de her ne kadar menfi tespit davası açılmış ve çeklere ilişkin ödeme yasağı talep edilmişse de mahkemece çeklere değil davalının şahsına ibraz yasağı kararı tesis edildiğinden gelinen noktada çekler bizzat davalı tarafından işbu davanın davalılarına tahsil edilmesi için ciro edildiğini, mevcut durumda işbu davalıların çeki ibraz etmelerini engeller hiçbir karar söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin, yine borçlu olmadığı halde ibraz edilen çekleri ödemekle karşı karşıya kalacağını, Bursa 3. ATM'de görülen davamızın davalısı, müvekkili zarar uğratmak ve haksız kazanç sağlamak adına çeki muvazaalı bir şekilde davalılarına teslim ettiğini, 28/09/2021 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli seri numarası: 2180993 olan çek, 28/10/2021 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli seri numarası: 2180994 olan çeklere ilişkin bir ödeme yasağı olmadığından banka tarafından hataya düşülmüştür dolayısıyla da ikinci bir ibraz halinde çeklerin ödenmesi söz konusu olacağını, sayılan nedenlerden ve müvekkilin alacak hakkının üçüncü kişilerin alacak hakkından daha üstün olması sebebiyle davalılara değil çeklere ivedilikle ödeme yasağı konulmasını ve müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin, inşaat işiyle uğraşan bir şirket olup bu inşaat işinin çatı imzaladıklarını, ilgili işin kaç gün içerisinde yapılacağı, ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceği, ödemenin nasıl ve hangi koşullarda geçerli olacağı, mücbir sebep halinde hangi prosedürün uygulanacağı ve benzeri hemen hemen her ihtimale ilişkin kapsamlı bir sözleşme hazırlanmış olup her iki tarafın da karşılıklı irade beyanlarıyla 09/04/2021 tarihinde imza altına alındığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte müvekkil tarafından davalıya 20.000,00 TL peşin ödemenin yanında 150.000,00 TL değerinde dört adet çek teslim edildiğini, ancak işbu ödeme bir hizmetin karşılığı olarak verileceğinden hizmetin sözleşmede yazan şartlara uygun olarak yerine getirilmesi esas olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde ödemenin ancak ve ancak edimin tam, eksiksiz, ayıpsız ve süresinde yerine getirilmesi halinde yapılacağı açıkça belirtildiğini, yine sözleşmenin beşinci maddesinde işin süresi 45 gün olarak kabul edilip herhalde 65 günü geçmeyecek şekilde bitirilmesi kararlaştırıldığını, işin bu sürede yerine getirilmemesi halinde, edimin ‘tam ve eksiksiz yerine getirilmesi’ şartı sağlanamadığından ödeme yapılmayacağı taraflarca kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, aynı sözleşmenin on beşinci maddesinde yapımcıdan (davalıdan) kaynaklanmayan ve yapımcının ortadan kaldırmaya gücü yetmediği mücbir durumların varlığı halinde işin süresinin makul bir müddet boyunca uzatılabileceği ancak işbu sebebin mutlaka işverene beş gün içerisinde yazılı olarak bildirilmesi halinde geçerli olacağı mutabık kılınan bir başka husus olduğunu, sözleşmenin dokuzuncu maddesinde ise genel itibariyle yapımcının (davalının) hak ve yükümlülükleri sıralanırken a, b ve c maddelerinde işin eksiksiz, tam, ayıpsız ve süresinde tamamlanması gerektiğinin önemine tekrardan dikkat çekildiğini, sözleşmenin hemen hemen her maddesinde yapımcıya (davalıya) yükümlülükleri hatırlatıldığını, ancak davalı tarafından peşin ücret ve senetler teslim alındığı halde işin yalnızca %5’lik kısmı yapılabildiğini, işin teslim süresi dolmuş, iş ‘tam, eksiksiz, ayıpsız ve süresinde’ kriterlerinin hiçbirini sağlamadığı halde müvekkil borçlu görünme ihtimaliyle karşı karşıya kaldığını, öte yandan sözleşmede bazında müvekkilin, iş sahibi olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği de açıkça görüldüğünü, henüz sözleşme imzalandığı gün davalıya güvenmiş ve 20.000,00 TL nakit ödeme ile 150.000,00 tl değerinde 4 adet senet aslını davalıya teslim ettiğini, müvekkili tarafından davalıya sözleşmenin imzalandığı tarihte 150.000,00 TL bedelli dört adet çek (28/07/2021 keşide tarihli 35.000,00 TL bedelli seri numarası: 2180991 olan birinci çek, 28/08/2021 keşide tarihli 35.000,00 TL bedelli Seri Numarası: 2180992 olan ikinci çek, 28/09/2021 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli seri numarası: 2180993 olan üçüncü çek, 28/10/2021 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli seri numarası: 2180994 olan dördüncü çek) teslim edildiğini, işbu çeklerin ancak ve ancak işin sözleşmede kararlaştırılan şekilde yerine getirilmesi halinde ödeneceği aksi halde edimin yerine getirilmemesi sebebiyle ödeme yapılamayacağı sözleşmenin 4.c maddesinde kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, buna rağmen davalı tarafından 28/07/2020 ve 28/08/2020 tarihli çekler Huzur Faktöring adında bir faktöring şirketine götürüp bozdurulduğunu, davalı tarafından kötü niyetli olarak sözleşme anında teslim alınan 20.000,00 tl nakip paranın dışında 35.000,00 tl bedelli iki adet çek bedeli daha tahsil edilerek edim ifa edilmediği halde 70.000,00 TL daha tahsil edildiğini, işbu hususa ilişkin savcılık şikayetlerinin mevcut olduğunu, gelinen noktada müvekkil şirket, alamadığı hizmetin karşılığını ödemek durumuyla karşı karşıya bırakıldığını, davalıların ileriki tarihlerde, kanunun takipte kambiyo senetlerine sağladığı kolaylıktan faydalanarak müvekkili ilgili çekleri ödeme yükümlülüğü altına sokması kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı, sözleşmede tanınan süre dolmuş olmasına vaat ettiği hizmeti sağlayamadığını, işin şu ana dek yalnızca % 5’lik kısmı yapıldığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu, buna rağmen müvekkilden aldığı 4 adet senedi ve nakit parayı geri iade etmediğini, davalının sebepsiz yere elinde bulundurduğu çeklerin tahsilinin önüne geçmek amacıyla Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası açılmışsa da işbu davada ilk iki çekin huzur faktöring şirketinde olması sebebiyle yani üçüncü kişinin elinde olması sebebiyle ödeme yasağı konulmadığını, diğer iki çekin ise yalnızca davalının ibrazı halinde ödeme yasağı uygulanmasına karar verdiğini, bu hususun müvekkilin alacak hakkını koruyamadığını, davalı tarafça çeklerin son ikisi bir başka şahsa ciro edildiğini, şahıs üçüncü kişi olması sebebiyle çeki rahatlıkla ibraz etme hakkına sahip olduğunu, her ne kadar çeklere ödeme yasağı konulmuşsa da bu karar haksız cirolamanın önüne geçemediğini, davalı istediği gibi çeki bir başkasına ciro etmiş bu kişiler de dilediği gibi çeki tahsil edebilme hakkı elde ettiklerini, müvekkilinin herkese karşı menfi tespit davası açması hayatın olağan akışına ve menfaatlerine aykırı olacağını, müvekkilinin her dava açması masraf ve teminat yatırması da düşünüldüğünde yalnızca davalılara yönelik ibraz yasağı kararı tesis edilmesi hukuka aykırı olacağını, davalıların haksız ve sebepsiz kazanç sağlamasını engellemek ve müvekkilin mağduriyetine sebebiyet vermemesi açısından davalılarının elinde bulunan 2 adet çeke öncelikle teminatsız bir şekilde tedbiren ödeme yasağı konulmasını, çeklerin bir an evvel müvekkile teslim edilmesine dair karar vermesini işbu hususun mümkün olmaması halinde ise çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Metal San. Ve Tic. Ltd Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde; 28.09.2021 keşide tarihli 40.000,00- TL bedelli 2180993 seri numaralı çek ile 28.10.2021 keşide tarihli 40.000,00- TL bedelli 2180994 seri numaralı iki adet çekin dava dışı ...'a aralarındaki sözleşme ile keşide edildiği, lakin dava dışı şahsın sözleşmede belirtilen sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine çeklerin iadesinin talep edildiği, fakat çeklerin iade edilmeden ticari hayata sokulduğu belirtildiğini, bu noktada müvekkil şirket tarafından; davacı ile dava dışı şahıs (ilk lehtar) arasındaki hukuki husumet bilinmemekte olup davalı müvekkil şirketin söz konusu hukuki vakıa sebebiyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı açık olduğunu, öte yandan davaya konu çekler müvekkil şirkete, diğer davalı şahıs ile aralarında yer alan ticari ilişki neticesiyle ciro edilmiş olup bu hususun ticari hayatın doğal bir sonucu olduğu ortada olduğunu, lakin daha sonrasında diğer davalı ... tarafından anılı çeklerin iade edilmesi talep edildiğini, bu iade talebi üzerine söz konusu iki çek müvekkil şirketten bir önce ciro silsilesinde yer alan diğer davalı ...'e iade edilmiş olup bu husus müvekkil şirketin ticari defterlerine usulüne uygun şekilde işlendiğini, müvekkili şirketin davaya konu çekleri, önceki cirantaya usulüne uygun şekilde iade etmiş olup davacının talep ettiği şekilde uhdesinde iade edebileceği herhangi bir çek bulunmaması sebebiyle davanın öncelikle usulden sonrasında da esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... - ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin iyi niyetli hamil durumunda olup, muhatap borçlu ve lehdar arasındaki ticari ilişki ile ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin kendisine yapılan ciro ile çekin yetkili hamili olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından ileri sürülen iddiaları ve iki taraf arasındaki ticari ilişkiyi bilmesi beklenemeyeceğini, çek bir kambiyo senedidir ve kural olarak kambiyo senetlerinde müceretlik ilkesi gereğince senette yazılı miktar sebebe bağlı olmadığını, dolayısıyla çeke duyulan güven ile hareket eden müvekkilimizin senetlerin tahsil edilip edilemeyeceğini bilmesi beklenemeyeceğini, davacı iddia ettiği şekilde çeklerin bedelsiz kladığını iddia ediyorsa söz konusu çekleri keşide ettiği hamilden geri almalı/bu çeklerin bedeli ödediği ise çeklerin ödendiği şerhininde düşmesi gerekeceğini, davacı tarafın borçlu olmadığını iddia etse de çek üzerinde geçerli bir ciro varken cirantanın borçtan kurtulamayacağını, müvekkilinin muhatap borçlu ile lehtar arasındaki ticari ilişkiyi bilmesinin hayatın olağan akışında beklenemeyeceğini, bu anlamda müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğu ve uyuşmazlık konusu çeklerin ödenmesi noktasında davacı ... İnş. Ve Dış Tic. A.Ş ödemenin yapılmasını talep etmesi hukuken mümkün olacağını, uyuşmazlık konusu çekler üzerinde bulunan çek lehdarı ve keşideci arasındaki ilişkiler Müvekkilimi ilgilendirmediğini, Müvekkilim yetkili hamil olarak senetlerde hak sahibi olduğunu, dolayısıyla alacaklı konumundaki müvekkilimize karşı tamamiyle kötüniyetli olarak açılmış olan dava söz konusudur ve işbu kötüniyetli açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin burada ciranta olup, yaratılan hukuki görünüşe güvenen iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, lehtar ve keşideci arasında hukuki ihtilafın bulunması hamil olan müvekkilimi bağlamayacağını, müvekkilinin bu durumu bilmesi beklenemeyeceğini, davacının söz konusu çeklere ilişkin hukuki ihtilafın olduğunu ve lehtar ile aralarında borcunun olmadığına yönelik iddiaları kişisel bir defi olduğunu, şöyle ki; TTK madde 687 " (1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." maddesi uyarınca senet metninden anlaşılamayan defiler mutlak değil, kişisel bir defi olup, bu itirazlar müvekkilime karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı iddia ettiği husus, lehtar ile arasındaki ticari uyuşmazlık olup, müvekkilime ciro edilen uyuşmazlık konusu durumu müvekkilimin bilmesi de mümkün olmadığını, müvekkilinin taraflar arasında hukuki ihtilafları bilmesi beklenemeyeceğini, davacı taraf dava dilekçesinde ödenmiş çeklerin istirdatını istediğini, Ancak davacı borçlu tarafından, icra dosyasına veyahut tarafımıza herhangi bir ödeme yapılmadığından tarafımızdan istirdat istenemeyeceğini, davacı tarafın keşideci durumda olduğunu, açılmış dava bir menfi tespit davası olup, işbu davada sadece davacının borçlu olup olmadığının tespiti yapılabileceğini, bunun dışında çekin istirdadını bu davada istemesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, sözleşme metni, senet fotokopileri, iade edilen çek fotokopileri, ticari defter ve hesap döküm ekstreleri, çatı imalat sözleşmeleri, tanık beyanları, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Dava, hukuki niteliği itibariyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilerek, taraf teşkili sağlanmıştır.
Davanın konusu, davacının 40.000,00'er TL bedelli 2 adet çekten davalılara borçlu olmadığının tespiti talepli menfi tespit davasıdır.
Davaya konu olan her iki çekte de davacı keşiceci, dava dışı üçüncü kişi olan ... lehdar, davalı ... 1.Ciranta, davalı ... Metal 2.ciranta konumundadır.
Davacı ile davalılar arasında doğrudan bir sözleşme veya borç ilişkisi bulunmamaktadır.
Davacı beyanında özetle; Davacı ile dava dışı üçüncü kişi olan ... arasında çatı imalatı nedeniyle eser sözleşmesi yapıldığını, sözleşme sebebiyle dava dışı üçüncü kişi olan ...'a davaya konu çekleri verdiğini, ancak dava dışı üçüncü kişi olan ...'ın edemini ifa etmediği iddiasıyla davacıdan alınan çeklere ilişkin Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/400 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, açılan davada sadece dava dışı üçüncü kişi olan ... bakımından ödeme yasağı tedbirine karar verildiğini, bunu aşmak için dava dışı üçüncü kişi olan ...'ın çekleri davalılara ciro ettirdiğini ve muvazaalı olarak davalıların çekleri elinde bulundurduklarını, bu nedenle davalılara borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Davalılar ise beyanlarında; davacının iddialarını kabul etmediklerini, davalı ... Metal'in bahse konu çekleri diğer davalı olan ... ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ... teslim aldığını, davacı ile dava dışı üçüncü kişi olan ... arasındaki ilişkiyi bilmediğini, diğer davalı olan ...'in talebi üzerine bahse konu çeklerden kendi kaşesi çizilerek ve ciro silsilesinden çıkartılarak ...'e iade ettiğini beyan etmiş; diğer davalı ... de bahse konu çekleri dava dışı üçüncü kişi olan ... ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle dava dışı üçüncü kişi olan ...dan teslim aldığını, davacı ile dava dışı üçüncü kişi olan ... arasındaki ilişkiyi bilmediğini ve bilmesinin beklenemeyeceğini beyan etmiş olup ayrıca celse arasında dava dışı üçüncü kişi olan ... ile aralarındaki malzeme alım-satımına ilişkin sipariş fişleri ve Cari Hesap Ekstrelerini dosyaya sunmuştur.
Bilindiği üzere kambiyo senetleri illetten mücerret borç ikrarı içeren senetlerden olup TTK 687/1 maddesinde; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü ve
TTK 818/1 maddesinde; "Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da uygulanır:
...
e) Poliçeye ait def’ilere ilişkin 687 nci madde
..." hükmü mevcuttur.
Bu kapsamda tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davaya konu çeklerin illetten mücerret senetlerden olduğu, davacının dava dışı üçüncü kişi olan ...'ın edimlerini ifa etmemesi sebebiyle borçlu olmadığı iddiasının şahsi def'i niteliğinde olduğu ve davalılara karşı ileri sürülemeyeceği, davaya konu çeklerin dava dışı üçüncü kişi olan ... hakkında Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen tedbir kararını aşmak için davalılara muvazaalı olarak verildiği iddiasının ise ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının davalılara karşı açtığı davasının ayrı ayrı reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
-
DAVACININ DAVALILARA KARŞI AÇTIĞI DAVASININ AYRI AYRI REDDİNE, İİK'nun 72/4 maddesi gereğince ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,
-
İİK'nun 72/4 maddesi gereğince dava konusu alacağın %20'si olan 16.0000 TL tazminatın davacıdan alınarak, davalı ... San ve Tic. Şirketine verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 1.366,20 TL'den mahsubu ile bakiye 1.096,35 TL nispi karar ve ilam harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davalılar vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ayrı ayr verilmesine,
-
HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, davacı tarafın yokluğuna gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/10/2023
Katip ....
¸e-imzalıdır.
Hakim .....
¸e-imzalıdır.
Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır.
Aslının aynı olduğu tasdik olunur.
Katip ......
¸E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10