Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/2170 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/2170
2026/728
16 Nisan 2026
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2170 - 2026/728 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2170
KARAR NO : 2026/728
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2022/270 Esas - 2024/59 Karar DAVACI : ALTU MEDİKAL KOZMETİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ERSAYAN KOZMETİK MEDİKAL GÜZELLİK HİZMETLERİ İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ -... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2022 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/05/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın ''Güzellik salonu cihazları imalatı, ithalatı, ihracatı, alımı, satımını yapma; bunların bakım onarım teknik servis işlerini yapma, bunlarla ilgili satış sonrası destek faaliyetleri yapma'' alanlarında faaliyette bulunan köklü ve uzman bir firma olduğunu, Kocaeli İcra Müdürlüğü'nde 23.09.2021 tarihinde açılan 2021/120703 Esas sayılı icra takip dosyasına davalı yanın usulsüz tebligat yapıldığından bahisle haksız ve mesnetsiz iddialarla itiraz etmiş olup icra takibi, ilgili Merci tarafından ''yapılan tebligatın usulsüz olduğundan'' bahisle iptal ettiğini ve yine esas alınan öğrenme tarihi itibariyle de süresinde borca itiraz edildiğinden bahisle İ.İ.K. hükümleri gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, Usulsüz tebligata ilişkin dava Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/476 Esas numaralı dosyasında karara çıkmış olduğunu, gelinen aşamada ilgili karar istinaf incelemesinden de geçerek taraflarınca temyiz edildiğini, usulsüz tebligata ilişkin kararın bu aşamada henüz kesinleşmemiş olması ve Yargıtay aşamasının da genel olarak uzun sürüyor olmasından dolayı davacının alacağına kavuşması ve usul ekonomisi gereği olarak da dava sürecinin belli bir aşamaya getirilmesi adına iş bu itirazın iptali davasının açılmasının hâsıl olduğunu, davacı şirketin, davalı tarafa 2020 yılı içerisinde üreterek sattığı ve teslim ettiği ürünler olan üzerinde ''Epilas Altu Medikal'' markası bulunan ve davacı şirket tarafından üretilen 3 (üç) adet, lazer epilasyon cihazı davalı yanın talebi üzerine (davalı yan adına kesilen faturalardaki mal karşılığı olarak) Erzurum ilinde davalıya teslim edildiğini, üzerinde ''Epilas Altu Medikal'' markası bulunan ve müvekkili şirket tarafından üretilen 2 (iki) adet, lazer epilasyon cihazının davalı yanın talebi üzerine (davalı yan adına kesilen faturalardaki mal karşılığı olarak) Düzce ilinde davalıya teslim edildiğini, üzerinde ''Epilas Altu Medikal'' markası bulunan ve müvekkili şirket tarafından üretilen 1 (bir) adet, lazer epilasyon cihazının davalı yanın talebi üzerine (davalı yan adına kesilen faturalardaki mal karşılığı olarak) Sakarya ilinde davalıya teslim edildiğini, üzerinde ''Epilas Altu Medikal'' markası bulunan ve müvekkili şirket tarafından üretilen 1 (bir) adet, lazer epilasyon cihazı davalı yanın talebi üzerine (davalı yan adına kesilen faturalardaki mal karşılığı olarak) İzmit ilinde davalıya teslim edildiğini, müvekkili şirketin kendi ürettiği toplamda 7 adet, aynı özellik ve aynı tutarlı, lazer epilasyon cihazlarını fatura ederek davalı yana teslim ettiğini, davalı yana yukarıda listesi verilen cihazlar dışında yine davalı yanın istemi üzerine;''Hydrafacial'' isimli 1 (bir) adet cilt bakım cihazı Samsun iline teslim edildiğini, 'G5'' isimli 1 (bir) adet zayıflama cihazı Erzurum iline teslim edildiğini, 'Dermapen'' isimli 2 (iki) adet cilt bakım cihazı Erzurum iline teslim edildiğini, "(4+1)'' isimli 1 (bir) adet cilt bakım cihazı Erzurum iline teslim edildiğini, tüm bu mallara ilişkin faturaların davalı yan adına faturalandırılmış, usulüne uygun açılış kapanışı yapılmış ticari defterlere işlendiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafın icra takip dosyasındaki alacak miktarı kadar müvekkile borçlu olduğunun her iki tarafın ticari defterleriyle de sabit olduğunu, davanın kabulü ile icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik takibin 30.000,00-TL üzerinden devamını, yapılan haksız itiraz gereği davalı aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirketin cihaz teslimi ile ilgili olarak şifai olarak anlaşma yaptıklarını ve bu anlaşma karşılığında müvekkilinin davacı şirket yetkilisine Akbank İzmit Şubesine ait olan ... seri numaralı 30/12/2020 tarihli 40.000,00 TL bedeli çek yaprağını peşinat olarak verdiğini, tarafların bu konuda sözlü olarak anlaşma yapmış olduklarını, davacı tarafın söz konusu cihazları teslim etmediği gibi davalı şirketten almış olduğu çeki de Şirinoğlu Faktoring şirketine de kırdırdığını, bu çek nedeniyle davalı şirket hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1092 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve akabinde davalı şirket tarafından icra dosyasına 45.320,01 TL ödeme yapılmak suretiyle icra dosyasının kapatıldığını ve ilgili çek yaprağının da davalı şirket yetkilisi tarafından icra dairesin den alınarak ilgili bankaya ibraz edildiğini, davalı şirket yetkilisi ve davacı firma yetkilisi taahhütname başlıklı sözleşmenin yapıldığını, Davacı tarafın söz konusu çeki peşinat olarak aldığını, teslim etmesi gereken 3 adet cihazı süresi içinde teslim etmediğini ve çekin tahsili amacıyla yapılan icra takibi neticesinde davalı şirketin 45.320,01 TL icra dosyasına ödeme yaptığını kabul ederek imza altına aldığını, ancak bugüne kadar halen dava dilekçesinde de belirtmiş oldukları makinaları teslim edilmediğini, dava açılmadan önce davalı şirket tarafından Düzce 3. Noterliği'nin 27 Aralık 2021 tarihli ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı şirkete ihtarnamenin gönderildiğini, ihtarnamenin içeriğinde ise davacı şirkletin davalı şirkete teslim etmesi gereken 3 adet cihazın teslim etmediğini , buna rağmen davacı yanın, davalı şirketten teslim aldığı çek yaprağını davalı şirketten habersiz bir şekilde Şirinoğlu Faktoring AŞ'ye kırdırmış olması sebebi ile davalı hakkında bu nedenle 45.320,01 TL ticari faizi ile birlikte davalı şirkete ödenmesi yönünde ihtar çekilmiş olup davacı yan ise çekilen ihtara karşı soyut beyan ve mesnetsiz iddialar ile cevap verdiğini, davalı firma tarafından davacı şirketçe kesilen ve gönderilen faturalarda itiraz şerhi düşülerek süresi içerisinde iade edildiğini, davacı yanın kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davanın reddi ile davacı aleyhine İcra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, davayı kabul etmemekle birlikte davacının davasının kabulü halinde Takas Mahsup taleplerinin kabulü ile borçlu olmadıklarına karar verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE, 2-Şartlar oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın iddialarının 21/02/2023 tarihli bilirkişi raporuyla da çürütüldüğü, davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne aykırı olacak şekilde tanzim edildiği gözetildiğinde, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere; davacı şirketin, davalı tarafa 2020 yılı içerisinde üreterek sattığı ve teslim ettiği ve yine aşağıda detayı verilen ürünlerin bedeli olan, icra takibine konu miktar açısından itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olduğunu, esasen yemin dışında toplanan delillerle de davanın ispat edildiği, bu manada davalı şirket yetkilisinin yalan yere yemini eda etmiş olmasının mevcut delillere göre bir karar verilmesine engel olmayacağı da gözetilerek haklı davanın kabulünün yerine hatalı değerlendirme ile ispatlanamamış davanın reddine karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2024 Tarih - 2022/270 Esas - 2024/59 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; açık hesaptan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/120703 Esas sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine itirazın iptali için eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde). İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).
İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 21/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ''Davacı tarafın 2020 yılı yasal defter ve belgeleri üzerinden yapılan incelemede davalı şirkete yapılan faturalı emtia satışına bağlı cari hesaptan dolayı 31.12.2020 tarihi itibariyle 123.250,00 TL alacağının bulunduğu, Davalı taraf kayıtlarından yapılan incelemede 2020 yılında 2 ayrı nakit hareketinin kayıttara işlenilmediği, 18.12.2020 tarihinde kesilen GIB2020 ... nolu 103.250,00 TL iade faturası ile davacı ile olan cari hesabın kapatıldığı, davacının kayıtlarında yer atmayan davalının düzenlediği 18.12.2020 tarihli iade faturasında yazılı 4 adet emtianın davalı tarafından davacıya fiilen iade edildiğine dair dosyaya belge sunulmadığından hareketle davalının dava tarihi itibariyle davacıya 123.250,00 TL borçlu olduğu'' tespitine yer verilmiştir. Eldeki davada; davacı taraf, davaya konu fatura konusu malları davalıya gönderdiğini ancak bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf malların teslim edilmediğini ve davacıya borcunun bulunmadığını savunmuştur. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde, tarafların açık hesaba dayalı bir ticari ilişkilerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır.. Davalı şirketin uyuşmazlık konusu faturayı 31/10/2020 tarihinde kayıtlarına aldığı ancak yasal süresi geçtikten sonra 18/12/2020 tarihinde iade ettiği, bu durumda yasal karineden davalının bu ürünleri teslim aldığı anlaşılmaktadır. Davalının bu ürünleri teslim almadığını kanıtlaması gerekmektedir. Davalının dayandığı yazılı taahhüt metni incelendiğinde davacı şirketin cihaz alım satımına ilişkin 01/12/2020 keşide tarihli çeki peşinat olarak aldığını kabul ettiği, yine çeke binaen teslim etmesi gereken cihazların süresi içerisinde teslim edemediği, çek bedelinin ödendiği, cihazları 08/03/2021 tarihinde Düzce şubesine ve 01/04/2021 tarihinde Erzurum şubesine teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiği görülmektedir. Bu durumda davacının iade faturasından sonra ıslak imzalı olarak ürünleri teslim etmediğini kabul ettiği görülmektedir. Davalı temsilcisi tarafın da imzanın kendisine ait olduğu kabul edilmiştir. Ancak davacı tarafından bu ürünlerin teslim edildiğine ilişkin fotoğraf ve Whatsapp yazışmalarına dayanılmıştır. Davacının, davalıyla aralarındaki yazışmalara ve bir kısım cihaz fotoğraflarına dayandığı görülmektedir. Taraflar arasındaki yazışmalar delil başlangıcı olabilme ihtimalleri açısından irdelendiğinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199 uncu maddesinde belge kavramı; ''Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunu'nun 202. maddesinde de; "(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere; mesajlaşma içeriklerinde davacının mesajlaştığı karşı tarafın, davalının temsilcisinin olduğunun tespit edilmesi halinde anılan mesajların yazılı delil başlangıcı kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilmelidir. O halde; mahkemece, tarafların telefonu rızası dahilinde alınarak, anılan mesajlaşma içeriklerinin bilirkişi tarafından dökümünün yapılması, mesajlaşma yapan numaraların taraflara veya temsilcilerine ait olup olmadığının, UYAP'tan sorgulanması, aksi takdirde GSM operatörlerine sorularak tespit edilmesi, mesajların tarafların telefonundan gönderildiğinin tespit edilmesi halinde delil başlangıcı olup olmayacaklarının değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca davacı tarafından fotoğraflara da dayanılmıştır. Bu fotoğraflarda belge niteliğindedir, bu fotoğrafların bilirkişi marifetiyle incelenmesi, uyuşmazlık konusu faturaya ilişkin davalıya teslim edilen ürünler olup olmadığının, sektör bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında bu makinelerden başka makine teslimatı yapılıp yapılmadığı, bu fotoğrafların başka teslim edilmiş fatura konusu mallara ilişkin olup olmadığı da incelenmelidir. Mahkemece bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan sırası gelmeyen yemin delilinin hatırlatılması hatalı bulunmuştur. O halde Mahkemece, tarafların telefonu rızası dahilinde alınarak, anılan mesajlaşma içeriklerinin bilirkişi tarafından dökümünün yapılması sağlanmalı, mesajlaşma yapan numaraların taraflara veya temsilcilerine ait olup olmadığı UYAP'tan sorgulanmalı, sonuç alınamaması halinde GSM operatörlerine sorularak tespit edilmeli, mesajların tarafların telefonundan gönderildiğinin tespit edilmesi halinde delil başlangıcı olduğu gözetilmeli, davacının teslim olgusuna dair dayandığı fotoğraflar sektör bilirkişi marifetiyle incelenmeli, bu makinelerin uyuşmazlık konusu makineler olup olmadığı raporlanmalı, taraflar arasında daha önce fotoğraflardaki ürünlerden davalının alıp almadığı rapora eklenmeli, fotoğraflardaki ürünlerin daha önce alınan ürünlerden olup olmadığı tespit edilmeli, oluşacak sonuca göre davacının yemin deliline dayandığı da gözetilerek bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2024 Tarih - 2022/270 Esas - 2024/59 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.