SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/2139 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/2139

Karar No

2026/679

Karar Tarihi

9 Nisan 2026

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2139 - 2026/679 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2139
KARAR NO : 2026/679

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :04/04/2024 NUMARASI :2020/90 Esas - 2024/226 Karar DAVACI :PETRO YAĞ KİMYASALLAR SAN. VE TİC. A.Ş. - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALILAR :1-PARKİM PARFÜM PLASTİK VE KİMYA SAN. LTD. ŞTİ. - ... VEKİLİ :Av. ... :2-... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Haksız rekabetin meni ve haksız rekabetten kaynaklanan tazminat DAVA TARİHİ :05/02/2020 KARAR TARİHİ :09/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ :07/05/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın davacı şirketin çalışanı olduğunu, 08.09.2014 tarihinde davacı şirkette çalışmaya başladığını, işe başlarken 08.09.2014 tarihinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi ve belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanarak davalının şirketten ayrılması durumunda davacının kendini korumaya aldığını, davalının 26.11.2018 tarihinde istifa ederek davacı firmadan ayrıldığını, davalının davacı şirkette 08.09.2014 ile 26.11.2018 tarihleri arasında kimyager kimliği ile kalite kontrol uzmanı olarak çalıştığını, davacı şirket bünyesinde bulunan ticari ve mesleki sır niteliğindeki projelerde yer aldığını, tüm ürünlerin formülasyonuna erişim sağlayabildiğini, şirket bünyesinde yürütülen davacı şirket yetkilisi tarafından geliştirilmiş ve patent başvurusu yapılan “şap aşılarında bağışıklığı arttırmak için yeni ve yerli adjuvant geliştirilmesi” konulu çalışmanın araştırma ekibinde yer aldığını, davalının davacı şirketten 26.11.2018 tarihinde istifa ederek ayrılmasını takiben kendi şirketi olan ve tamamen davacı şirketle aynı konuda çalışan Reakim Endüstriyel Performans Katkıları Kimyevi Maddeler San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi 10.12.2018 tarihinde kurduğunu, hemen hemen aynı tarihte de diğer davalı olan Parkim isimli şirkette çalışmaya başladığını, davalının kendi şirketi ve diğer davalı şirket üzerinden davacı şirket üzerinden davacı aleyhine devam ettirdiği hukuka aykırı, haksız fiil ve rekabet yasağının ihlali niteliğindeki eylemler nedeniyle davacının zarar gördüğünü, diğer davalı Parkim'in davacı şirket ile tamamen aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının eylemleri taraflar arasında akdedilen rekebet yasağı sözleşmesinin açıkça ihlal edildiğini, konu ile ilgili ihtarname gönderildiğini ve herhangi bir cevap alınamadığını, davanın kabulüne, davalı ... ve Parkim'in haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespitine, haksız rekabetin men'ine, davacı şirketin, davalı şirket ile diğer davalı ...'ın haksız rekabet teşkil eden fiilleri neticesinde uğradığı zararın tespiti ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Parkim Parfüm Plastik ve Kimya San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde sıralamakta olduğu tüm yazılı sözleşmeler eski davacı çalışanı olan ... ile davacı arasında imzalanmış olup söz konusu sözleşmelerin hiç birine Parkim Parfüm'ün taraf olmadığını, Parkim Parfüm'ün araştırma ve geliştirme projelerinin istisnasız hepsinin kozmetik, kişisel bakım, temizlik gibi alanlarda kullanılan esanslara ve esansiyel uçucu koku verici yağlara ilişkin oldukları ve dolasıyla davacının iştigal konusuyla bütünüyle ilgisiz olduğunu, davacının asıl amacının Parkim Parfüm'den herhangi bir talepte bulunmak olmadığı, esas amacının pek çok geçmiş uyuşmazlığının bulunduğu eski çalışanı ...'ı yeni işinde rahatsız ve taciz etmek olduğu, farklı sektörde faaliyet gösterdiği açıkça ortada olan Parkim Parfüm bünyesinde dahi çalışılmasına engel olunmaya çalışıldığı iddiasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği iddialarının tamamının gerçek dışı olduğunu, bu iddiaların hiçbirisi kabul etmediklerini, davacı şirket 2017 ... sayılı patent başvurusu için büyük miktarda masraf yaptığını, canlı hayvanlar üzerinde deney yapılması için izinler aldığını belirtmişse de, söz konusu yetkinlik sertifikalarının, davalı tarafından uzun yıllar önce talep edilmiş olduğunu, bütün deneylerin canlı hayvanlar üzerinde yapılmasını sağlamak adına tüm izinlerin Şap Enstitüsü tarafından alındığı ve bu deneylere uzmanlığı ve yetkinliği olduğundan sadece davalının dahil edildiğini, davalının öğrencilik dönemlerinden itibaren Rebaudioside A maddesi ile akademik ve bilimsel olarak ilgilendiğini ve maddenin şap aşısı olarak kullanılması noktasında çalışmalar yaptığını, söz konusu madde üzerinde akademik literatürde katkı sağladığını, davalının davacıya yönelik iyiniyetli tutumundan ve Tagem projesinin yerli ve milli bir aşı geliştirme projesi olması sebebiyle 2017/05010 sayılı patent başvurusunda yalnızca buluş yapan olarak adının yer almasını yeterli gördüğünü, 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanununun 115/6 maddesinde belirtilen "işveren hizmet buluşu üzerinde tam hak talep ederse, çalışan makul bir bedelin kendisine ödenmesini işverenden isteyebilir." şeklinde düzenlenen kendisine makul bedel ödenmesini isteme hakkını dahi kullanma gereği duymadığını, davacı şirketin, adından da anlaşılacağı üzere makine yağı üreticisi olup makine yağları ve benzerlerinin üretiminde uzmanlaştığını, hayvanlar üzerinde deney yapılarak şap aşısı adjuvantı geliştirmesi gibi bir işin, davacı şirketin değil, davalının yetkinlik alanı içinde olduğunun son derece aşikar olduğunu, davalının istifa sebebinin 2018 yılı başında gelişen patent olayları ve Tagem projesi sürecinin olmadığını, mobbing, hakların karşılanmaması ve davacı şirketin davalının şahsına yönelik rencide edici hareketleri olduğunu, davalının kendi şirketi adına öğrencilik yıllarında buluşunu gerçekleştirmiş olduğu A ürün için 27.12.2018 tarihinde ulusal patent başvurusunu gerçekleştirdiğini, söz konusu ulusal patent başvurusunun, 2018/20780 başvuru numarasıyla, 21.03.2019 tarihinde yayımladığını, bu patentte yer alan istemler ve formülasyonların 2017/05010 numaralı patent başvurusunda yer alan istemlerden ve formülasyonlardan tamamen farklı olduğunu, davalının Şap Enstitüsü'ne göndermiş olduğu numunelerdeki maddelerin davacı şirkete ait 2017/05010 sayılı patent başvurusu kapsamındaki ürünler (B ürün) olmadığını, davalının 2018/20780 sayılı patent başvurusu kapsamındaki ürünler (A ürünü) olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirket ile ilgili aynı faaliyet konularında çalışan bir şirket kurmasının bile rekabet yasağına aykırı davranıldığının göstergesi olduğunu, bilirkişi raporlarında ve yerel mahkemenin gerekçesinde yer verdiği bir diğer hususun ise mezkur patent başvurularının halen sonuçlanmadığı ve iki tarafa da patent verilmediği tespitine yer verildiğini, ancak somut olayda rekabet yasağının ihlalinin tespiti için patent başvurularının bir önemi bulunmadığını, Yargıtay'ın rekabet yasağının ihlalinde "ihtimal" olasılığının varlığına dayandığını, davalı ...'ın istifasından sonra hemen Şap Enstitüsüne bir dilekçe yazdığını ve yıllardır davacı şirket ile devam etmekte olan projenin artık Reakim ile devam edeceğini bildirdiğini, bu eylemin dahi tek başına rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğunu, çünkü rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken önemli olanın işten ayrılan davalının eylemleri olduğunu, dosyaya sunulan deliller detaylı şekilde incelendiğinde 26.06.2019 tarihli dilekçeyle, davalının "17.12.2018 tarihinden itibaren müvekkil şirketin yürütmekte olduğu TAGEM Projesinin Reakim ile yürütülmeye başlandığına ilişkin bir beyan ve düzeltme talebinin" Tarım Bakanlığı Şap Enstitüsüne bildirmesinden ibaret olduğunu, davacı şirketin haberi olmadan yapılan bu işlemin dahi tek başına rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğunu, eylemin planlı ve organize olduğunu, davacı şirketin haberi olmadan yapılan bu işlemin rekabet yasağının ihlali olduğunu, bilirkişi heyetinin eksik incelemede bulunduğunu, ticari defterler incelendiğinde aynı sektörde hizmet veren Parkim ve Petro Yağ şirketlerinin aynı ürünleri sattığının görüleceğini, dolayısıyla, davacı şirketin faaliyet alanına giren işlerde doğrudan ve dolaylı olarak faaliyette bulunmayacağını, davacının faaliyet alanında çalışan şirket, kişi ve kuruluşlarla davacının aleyhine ilişki kurmayacağını taahhüt eden davalı bu kurala uymadığını ve sözleşmeyi açıkça ihlal ettiğini, ayrıca dosyada alınan bilirkişi raporunda da davalı Parkim şirketi ile davacı Petro Yağ şirketinin müşteri portföylerinde ortak müşteri tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporunun hükme esas alınabilmesi için itirazlarını karşılar nitelikte kapsamlı ve eksiksiz bir raporun dosyaya sunulması gerektiğini, eksik inceleme sonucu oluşturulan mezkur raporların hükme esas alınmayacağını, mezkur kararın da bu anılan raporlara dayanılarak tesis edildiğinden dolayı kararın hukuki bir gerekçeye dayandırılmadan kurulmuş olup kaldırılması gerektiğini, diğer davalı Parkim'in ise davalı Muhammet'i işe alarak davacı şirket ile arasındaki rekabeti yukarı taşıdığını, şirketin web sayfası üzerinden ve kimyasal ve endüstriyel yağ sektöründe yapılmış olan araştırmadan anlaşılacağı üzere, ana üretimi parfüm ve ilgili kimyasallar olan davalının, ...'ın kendi bünyesine katılması ile birlikte davacı şirketin hizmet verdiği diğer yağ piyasalarına da nüfus etmeye ve davacı şirket ile daha geniş bir rekabeti planlamaya başladığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı Parkim Parfüm Plastik ve Kimya San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Parkim Parfüm ile davacı şirketin farklı sektörlerde ve iş alanlarında faaliyet gösterdiğini, tarafların faaliyet alanları arasında bir örtüşmenin söz konusu olmadığını, işbu hususun bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, davacı ile Parkim Parfüm arasında herhangi bir sözleşme akdedilmemiş olup bahsedilen sözleşmelerin hiçbirine Parkim Parfüm'ün taraf olmadığını, davacının iş yerinin Parkim Parfüm'ün Dilovası fabrikasına yakın olmasının herhangi bir anlam ifade etmediğini, ...'ın farklı sektörde ama yakın bir işyerinde çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, dosya kapsamında incelenen deliller, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporları ve yerel mahkemenin gerekçesinde açıkladığı nedenler ışığında yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvurusuna konu gerekçeli kararın yerinde olup, davacının istinaf itirazlarının hukuki dayanağının bulunmadığını, taraflar arasında derdest olan Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/159 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporlarının da davacının davasının haksız, asılsız ve mesnetsiz olduğunu ispatladığını, davacının istinaf başvurusunda bulunmasının esas sebebinin, taraflar arasında derdest olan ve tekemmül etmiş olan Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/159 Esas sayılı dosyasındaki süreci uzatmak olduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/04/2024 tarih, 2020/90 Esas - 2024/226 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağının ve gizlilik sözlemesinin ihlalinden doğan davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, haksız rekabetin men'i ve davacının haksız rekabetten kaynaklanan zararının tespiti ve davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesi ile davalılardan ...'ın 08.09.2014 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle davacı şirkette kimyager kimliği ile kalite kontrol uzmanı olarak çalışmaya başladığını, işe başlarken taraflarca aynı tarihli rekabet yasağı sözleşmesi ve daha sonra 24.06.2016 tarihli gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının 2015 yılında davacı şirket bünyesinde AR-GE kısmına geçtiğini, şirketin icatlarında ve patentlerinde çalıştığını, davalınında dahil olduğu 7 kişilik ekibin "şap aşısı adjuvantı" projesi kapsamında çalışmalarının olduğunu, 26.11.2018 tarihinde davalının istifa ederek 10.12.2018 tarihide davacı şirket ile aynı konuda çalışan dava dışı Reakim Endüstriyel Performans Katkıları ... Ltd Şti'yi kurduğunu, davalının davacı şirkette çalıştığı esnada araştırma ekibi içerisinde yer aldığı yerli adjuvant geliştirmesi projesini kendi şirketi tarafından devam ettirileceğini ima ederek Şap Enstitüsü Müdürlüğüne 26.06.2019 tarihli dilekçe ile başvuru yaptığını, davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren diğer davalı Parkim Parfüm ... Ltd Şti'de çalışmaya başladığını, davalı ...'in gizlilik sözleşmesini ve rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini, eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu belirterek davalı ...'ın haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine, haksız rekabetin menine, haksız rekabet nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın tespit edilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı ... vekili cevap dilekçesi ile gizlilik yükümlülüğünü ihlal etmediğini, davalının öğrencilik döneminden itibaren uzun yıllar şap aşısı konusunda çalışmalarının olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, davalı Parkim Parfüm ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesi ile davalı şirket ile davacı şirketin farklı sektörlerde ve farklı iş alanlarında faaliyet gösterdiğini, "şap aşısı projesinin" davalı şirket ile bir ilgisinin olmadığını, davalı şirketin her hangi bir haksız rekabet teşkil eden eyleminin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; davalı işçinin rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığı hususundadır. Eldeki davada davacı vekili, davalının 08.09.2014 tarihli sözleşme ile davacıya ait işyerinde kimyager kimliği ile “Kalite Kontrol Uzmanı” görevi ile çalışmaya başladığını, 24.06.2016 tarihinde “3. Taraf Gizlilik Sözleşmesi” imzaladığını, 26.11.2018 tarihli istifa dilekçesiyle ile işten ayrılıp, 09.12.2018 tarihli ibraname ile ilişiğini kestiğini ve ancak davacı şirketle aynı konuda çalışan Reakim Endüstriyel Performans Katkıları Kimyevi Maddeler San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi 10.12.2018 tarihinde kurduğunu, hemen hemen aynı tarihte de diğer davalı olan Parkim isimli şirkette çalışmaya başlamak suretiyle taahhüdünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Mahkemece alınan 05/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; 'Patent Kurumuna, davacı Petro Yağ Kimyasallar San.ve Tic. A.Ş. tarafından 04.04.2017 tarihinde 2017/05010, davalı ... tarafından 27.12.2018 tarihinde 2018/20780 başvuru numaralarıyla yapılan her iki başvuruya da henüz patent verilmediği, davacı ve davalı ... taratından Patent Kurumuna yapılan her iki başvurunun da süreçlerinin devam ettiği, her iki ürünün kimyasal analizleri yapılmaksızın orijinal veya taklit olup olmadıkları konusunda karar verilemeyeceği, davalı ...'ın rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranmadığı, Davalı Parkim Parfüm Plastik ve Kimya Sanayi Ltd. Şti.'nin davacı ile haksız rekabetinin söz konusu olmadığı, '' kanaatine varılmıştır. 11/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak; ''Davalı ...'ın rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranmadığı, davalı Parkim Parfüm Plastik ve Kimya Sanayi Ltd. Şti.'nin davacı ile haksız rekabetinin söz konusu olmadığı'' kanaatine varılmıştır. 12/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "dava dosyası kapsamındaki belgelerin incelenmesinden her iki başvurunun da incelemelerinin devam etmesi nedeniyle patent başvurusunda kullanılan iki aşı örneğinin de içerikleri belli olmadığından bunların birbirleri ile benzerlikleri veya farklılıkları konusunda dosyada bilimsel analiz sonucu mevcut olmadığı, davacı Petrolyağ ve davalı şirketlerinin defter kayıtları ve BA/BS bildirimleri üzerinden yapılan incelemelerinde Petrolyağ şirketine ait 2018 yılı 848 adet, 2019 yılı 989 adet, 2020 yılı 1118 adet müşteri portföyünden davalı Parkim şirketlerinin müşteri portföyleri için de ortak 2018 yılı 24 adedi, 2019 yılı 19 adedi, 2020 yılı 23 adedi ortak müşteri olduğu, bu müşteri portföylerine satılan ürün listesi incelememizde aynı ürünlerin satılmadığı, davacı Petrolyağ ve davalı şirketlerinin defter kayıtları ve BA/BS bildirimleri üzerinden yapılan incelemelerinde Petrolyağ şirketine ait 2018 yılı 848 adet, 2019 yılı 989 adet, 2020 yılı 1118 adet müşteri portföyünden davalı ...'ın şirketi REAKİM defter kayıtlarında ortak müşteri portföyü tespit edilmediği, davacı şirketin, davalı ... tarafından kurulan Reakim şirketinin ve davalı Parkim şirketinin ticaret sicil gazetesi üzerinden amaç konularının incelenmesinde Rekabet Sözleşmesine aykırı bir durum olmadığı,'' kanaatine varılmıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.). Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte esasen fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2024/11-568 esas ve 2025/526 karar sayılı ilamı) Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı da yeterli olmaktadır. Geçerliliğin ikinci şartı ise, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu hususta 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesinde “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenme mevcuttur. Söz konusu yasal düzenlemeye aksi nitelikte bir durumun mevcudiyeti rekabet yasağı sözleşmesini geçersiz kılacaktır. Öte yandan 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesindeki “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklinde düzenleme ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 06/03/2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı, 10/05/2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları) Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 sayılı TBK'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır. Anılan düzenlemeler ile işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıdığı hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesi ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceği düzenlenmiş olup, rekabet yasağı kaydının geçerlilik ve sınırlandırılmasına ilişkin koşullar da ayrıca belirtilmiştir. Bu halde, somut olayda öncelikle davalının işyerindeki görevinin davacının müşteri çevresine, üretim sırlarına ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığı, sağlamakta ise bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olup olmadığının incelenerek rekabet yasağına ilişkin kaydın geçerli olup olmadığının belirlenmesi, geçerli olduğu sonucuna varılması halinde ise devam eden 445. madde koşulları dikkate alınarak inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. (Benzer şekilde Yargıtay 11. HD'nin 2020/1921 Esas ve 2021/3468 Karar) Mahkemece yapılacak iş; son bilirkişi heyetinden davalının işyerindeki görevinin davacının müşteri çevresine, üretim sırlarına ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığı, sağlamakta ise bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olup olmadığının incelenerek rekabet yasağına ilişkin kaydın geçerli olup olmadığının belirlenmesi hususunda ek rapor alınarak, geçerli olduğu sonucuna varılması halinde ise devam eden 445. madde koşulları dikkate alınarak inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/04/2024 tarih, 2020/90 Esas ve 2024/226 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.