Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/2101 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/2101
2026/719
16 Nisan 2026
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2101
KARAR NO : 2026/719
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/09/2024
NUMARASI : 2023/582 Esas - 2024/497 Karar DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2018
KARAR TARİHİ : 16/04/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 08/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketin Sakarya'da kurulu işyerinde 05.02.1996 tarihinde imzalamış olduğu iş sözleşmesi ve ekleri uyarınca “Ar-Ge Proje Mühendisi” pozisyonunda işe başladığını, bilahare sırasıyla; 1996-1997 yıllarında ARGE mühendisi, 2003-2004 yıllarında Şasi Mühendisi, 2004 yılında Proje Mühendisi, 2004-2007 yıllarında ARGE proje sorumlusu, 2007-2008 yıllarında Askeri Araçlar Müdürü, 2008-2009 yıllarında Tank Mekanik Sistemler Müdürü, 2009-2016 yıllarında Tank Sistem Mühendisli, 2016-1018 yıllarında Zırhlı araçlar sistem mühendisliği direktörü, 2018 -işten ayrılışına kadar Askeri Araçlar Sistem Mühendisliği Direktörü olarak görev yaptığını; 09.11.2009 tarihindeki görev tanımında davacı şirket tarafından Altay projesi ve OTOKAR bünyesinde geliştirilmesi hedeflenen diğer paletli araçlara ilişkin teknik, taktik ve operasyonel işlerin tasarıma dönüştürülmesi ve tüm alt sistemlerin geliştirilmesi hedeflenmiş ana muharebe tankı, hafif tank ve hafif paletli araç sistemine uyum içinde tasarımının yöneltilmesi ile birlikte teknik performans parametrelerini ve sistem konfigürasyonunu belirlemek, bilimsel metodlar ve mühendislik araçları kullanarak teknik performans hedeflerine ulaşılması için tam analiz, tasarım, entegrasyon, test ve doğrulama süreçlerini yönetmek üzere görevlendirildiğini, 11.12.2017 tarihinde davalının görev tanımı güncellenmiş, davalı Askeri Araçlar Sistem Mühendisi Direktörü olduğu, Görev tanımında Davalı Altay Projesi dahil otokar bünyesindeki tüm askeri araçların teknik, taktik ve operasyonel isteklerinin sistem tasarımına dönüştürülmesi ve tüm alt sistemlerin geliştirilen ilgili askeri araç sistemine uyum içinde tasarımın yönetilmesi ile birlikte teknik performans parametrelerini ve sistem konfigürasyonunu belirlemek bilimsel metotlar ve mühendislik araçları kullanarak teknik performans hedeflerine ulaşılması için tüm analiz tasarım entegrasyon, test ve doğrulama süreçlerini yönetmek üzere görevlendirildiğini; davalının istifa mektubu ile kendi arzusu doğrultusunda 15 yıl 3600 gün koşulu ile kıdem tazminatı, alacaklarını alarak işyerinden ayrıldığını, davalı müvekkili şirketten ayrıldıktan hemen sonra BMC firmasında çalışmaya başladığını, SGK' ya müzekkere yazılarak işe giriş bildirgesi celbedildiği takdirde çok kısa sürede BMC firmasında işe başladığının görüldüğünü, söz konusu şirketin davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davacı şirkete rakip kuruluş olduğunu; davacı şirket ile davalı tarafın çalışmaya başladığı BMC firmasının aynı iş kollarında faaliyet gösteren ve genellikle aynı proje ve ihaleler için yarışan, rakip iki firma olduğunu; davalının davacı şirkette Askeri Araçlar Sistem Mühendisliği Direktörü olması nedeniyle son görev tanımı dahilinde davacı şirketin mevcut askeri araç ürün gamına ve yeni araç gamına ait araçların ticari sır niteliğindeki teknik bilgilerine hakim olduğunu, bu kapsamda bu askeri araçların (COBRA, COBRA2, ARMA6X6, ARMASX8, ARMA WIDE, TULPAR, TULPAR-S) tüm isterlerini belirlediğini, yapılıp-yapılmadığını kontrol ettiğini, ve görevi gereği araçlarla ilgili tüm detay bilgiye vakıf olduğunu, davalının ayrıca hem piyasada rakipler tarafından bilinen ve henüz kamuya mal olmamış davacı şirkete ait projelerin her türlü teknik bilgi, birikim ve ticari sırlarına hakim olduğunu, davalı davacı şirketin gerek yurt içerisinde gerekse de yurt dışında yer aldığı ihalelerdeki firma stratejilerine de sahip olduğunu; davalı tarafın şirket içinde üst düzey yönetici pozisyonunda olması, önemli projelerde görev alması ve davacı şirkete ait tüm sırları bilmesi sebebiyle rakip firmaya geçmesini davacı şirketin ticari sırlarını zedeleyeceği düşüncesinde olduklarını; Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. Personel Yönetmeliğinin “Gizlilik ve Güvenliğin Sağlanması Hakkında Taahhütname” söz konusu Taahhütnamenin 6. Maddesi, 10. Maddesi, 11. Maddesi, 13. Maddeleri olduğunu, 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren personel yönetmeliği kitapçığını, Davalı imza karşılığı teslim alındığını, 24.09.2010 tarihli ek sayfa ile “Koç Topluluğu Etik Davranış Kuralları ve Uygulama Prensiplerinin” tüm maddelerini okuduğunu, anladığını, içeriğine uyacağını kabul ettiğini beyan ve taahhüt ettiğini ve bunu 07.12.2010 tarihli imzasıyla kabul ettiğini, davalının davacı şirkette uzun süre görev yapmış olması ve özellikle son görevi hasebiyle davacı şirketin teknik, ticari iş sırlarına, müşteri çevresine nüfuz etmesi nedeniyle davacı şirkete dair elde ettiği bilgi, ticari sır ve teknik verileri yeni işyeri ile paylaşmasının davacı şirketi zarara uğratacağının açık olduğunu, Borçlar Kanunu m.444 ilgili zararı ve düzenlemeyi şu şekilde ifade edildiğini, iş akdinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcu olduğunu, rekabet etmeme borcu ise, iş akdinin sonuçlarından olan işçinin işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade et rekabet etmeme sözleşmesi eski işverenin korunmasını amaçladığından işverenin korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerektiğini, bu nedenle rekabet etmeme taahhüdü ancak işçinin işverenin müşteri çevresine veya iş ve üretim sırlarına ait bilgileri kullanarak işverene önemli bir zarar verebilme ihtimalinin bulunduğu hallerde geçerli olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/9-517E, 2008/566 K, 22.09.2008 kararı), davalı tarafın davacı şirketin liderlik potansiyeli gerektiren, farklı yönetim rollerine gelebilecek potansiyele sahip olduğuna inandıklarını, davacı şirketin davalıyı Koç Üniversitesi Executive MBA programına kayıt yaptırmasını sağladığını, davalının tüm bunlara rağmen davacı şirketin rakibi olan bir şirket ile anlaştığını, davacı şirketten ayrılır ayrılmaz orada iş başı yaptığını belirterek; taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 411.840,00 TL cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle davacı şirketin davalıdan cezai şart olarak tazminine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin rekabet yasağına aykırılık iddialarının kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacı şirket ile davalının çalıştığı şirketlerin aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmalar olmadığını, davalının davacı şirkete 05.02.1996 tarihinde “ARGE Mühendisi'' olarak ile girdiğini, 2018 yılında işten ayrıldığı döneme kadar “Askeri Araçlar Sistem Mühendisliği Direktörü” görevlerinde bulunduğunu, kendi arzusu doğrultusunda kıdem tazminatını ve alacaklarını alarak işten ayrıldığını, taraflar arasında düzenlenen personel yönetmeliği kapsamında iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir yıl süre ile benzer bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene cezai şart ödeyeceğine dair hüküm bulunduğunu ancak davalının davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren BMC firmasında çalışmaya başladığının ifade edilerek bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ve rekabet yasağına aykırılık nedeniyle 411.840,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan tazmininin talep edildiğini, davacı şirketin bu iddialarının yersiz olduğunu, davalının 09.08.2018 de davacı şirketten ayrılma talebini ilettiğini, bu talebe binaen davacı şirketteki çalışmalarının sona erdirildiğini, akabinde davalının 27.08.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile dava dışı “BMC Otomotiv San. ve Tic. AŞ.” de işe başladığını, davacı şirketin ticari sicil kaydında yer alan faaliyet alanına dair kayıtlarda davacı şirketin “ minibüs, midibüs ve otobüs tipi araçlar ile savunma sanayi hizmetine yönelik arzı tipi araçlar, taktik tekerlekli- paletli araçlar, tank ve türevleri, farklı marka isimleri ile lojistik sektör treylerler ve hafif kamyonlar” imal ettiğinin görüldüğünü, dava dışı BMC firmasının ticaret sicil kaydına göre “ her türlü paletli, tekerlekli, ve benzeri araçlar ile kara, hava ve deniz savunma araçları, zırhlı güvenlik araçları, tüm bu araçlarda kullanılan yedek parça, gövde, karoser, motor, şasi gibi mekanik ve elektronik aksamlar v.s.” imalatı yaptığını, ticaret sicil kayıtlarında belirtilen iş kollarında her iki şirketin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olup, rekabet edildiğini ve davalının iddia edilen rekabet yasağına aykırı nedeniyle talep edilen cezai şart bedelinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin çalışmalarının rekabet yasağı kapsamında olmadığını, davacı şirketteki çalışmaları içerisinde 01.08.2008 itibariyle görev tanımı “ALTAY Türk Ana Muhabere Tankı” nın geliştirilmesi, tankın prototiplerinin yapılması ve kalifiye edilmesi işleri olarak belirlendiğini, Altay tankının tüm tasarım ve doğrulama süreçlerinin Savunma Bakanlığının onayına tabi olduğunu, tüm haklarının Savunma Bakanlığına ait olduğunu; dava dilekçesinde dava dışı BMC firmasının ürün gamının davacı Otokar firmasının ürün gamı ile benzer nitelikte olduğu belirtilmiş ise de aynı sınıf nitelendirmesi yapılabilecek davacı Otokar firmasındaki tüm araçlar BMC firmasında halihazırda mevcut bulunduğunu, dolayısıyla davacı firmada elde edildiği iddia edilen hiçbir bilginin ticari sır mahiyetinde kabul edilerek dava dışı BMC firmasında kullanılmasının, bu bilgilerin BMC firmasının projelerinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı BMC firmasının geçmiş dönemlerde davacı firma ile girdiği sınırlı sayıdaki ihalede pek çok kez kazanan ürünün sahibi olduğunu, bunlardan birinin de “ALTAY Türk Ana Muhabere Tankı” projesi olduğunu, bu askeri araçların (COBRA, COBRA2, ARMA6X6, ARMA8SX8, ARMA WIDE, TULPAR, TULPAR-S) Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı İDEF” te muhtelif tarihlerde sergilendiğini, COBRA'nın savaşlarda başka grup ve ülkelerin eline geçtiğini, ARMA WİDE Birleşik Arap Emirliklerine satışının yapıldığını ve bu ülkeden gelen taleplerin uygulanmasında müvekkilinin çalıştığı, TULPAR ise Altay tankı projesinde çalışırken geliştirildiğini, tek prototip üretildiğini, kalifiye edilmediğini, TULPAR-S' 'nin ALTAY tankı projesinde Savunma Sanayi Başkanlığı kaynakları ile elde edilen bilgi birikimi kullanılarak, başkanlığın ihale isteklerine uygun geliştirildiğini, davacı otokar firmasının ise ihaleyi kaybettiğini, bu nedenle tek prototip yapıldığını, kalifiye edilmediğini ve seri üretime geçilmediğini, ilk kez Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı İDEF”te 2015 silah taşıyıcı araç olarak sergilendiğini, davalının özellikle son görevi hasebiyle teknik, ticari iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz ettiğinin davacı tarafça iddia edildiğini, halbuki davalının tüm araçların teknik bilgisine nüfuz etmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin ticari sırlarına, satış, pazarlama, hedeflenen ciro, müşteri ilişkileri gibi ticari sırlarını içeren konularda ve rakip firmalar hakkında uzmanlığı bulunmadığını, davalının bu konularda görev yapmadığını, davalının dava dışı BMC firmasında devlete ait proje olan Altay Tankı üretim projesinde görevlendirilmiş olduğunu, davalının görev konusunun kamu yararı amacı taşıdığını belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE; 2-Toplam 293.436,00-TL tutarındaki tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Fazlaya yönelik talebin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin aleyhe kararının kaldırılması ve istinaf incelemesi ile firmaların rekabet ilişkisinin bulunmadığının, davalının mevcut işindeki çalışmanın rekabet yasağı anlamına gelmeyeceğinin tespiti, altay tankı projesinin kamu menfaati taşıdığının tespiti ve gizlilik ve güvenliğin sağlanması hakkında taahhütnamenin rekabet yasağına süre, yer ve konu bakımından uygun sınırlar içerisinde kararlaştırılmadığının tespiti gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın; ticari sırlara vakıf olmadığı, kamu yararı sebebiyle rekabet yasağının olmadığı, çalışma hürriyetinin ihlal edildiği, davacı şirket ile BMC şirketinin rakip şirketler olmadığı gibi istinaf gerekçelerinin tamamı hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin rekabet yasağının ihlal edildiğine yönelik tespiti yerinde olup davalı tarafin istinaf gerekçelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davalı tarafın istinaf başvurusunun reddini dileme zorunluluğu doğduğunu, beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2024 Tarih - 2023/582 Esas - 2024/497 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalı ...'nun davacı şirketin Sakarya'da kurulu işyerinde 05.02.1996 tarihinde imzalamış olduğu iş sözleşmesi ve ekleri uyarınca “Ar-Ge Proje Mühendisi” pozisyonunda işe başladığı, sonrasında sırasıyla; 1996-1997 yıllarında ARGE mühendisi, 2003-2004 yıllarında Şasi Mühendisi, 2004 yılında Proje Mühendisi, 2004-2007 yıllarında ARGE proje sorumlusu, 2007-2008 yıllarında Askeri Araçlar Müdürü, 2008-2009 yıllarında Tank Mekanik Sistemler Müdürü, 2009-2016 yıllarında Tank Sistem Mühendisi, 2016-1018 yıllarında Zırhlı araçlar sistem mühendisliği direktörü, 2018 -işten ayrılışına kadar Askeri Araçlar Sistem Mühendisliği Direktörü olarak görev yaptığı, 09.11.2009 tarihindeki görev tanımında davacı şirket tarafından Altay projesi ve OTOKAR bünyesinde geliştirilmesi hedeflenen diğer paletli araçlara ilişkin teknik, taktik ve operasyonel işlerin tasarıma dönüştürülmesi ve tüm alt sistemlerin geliştirilmesinin hedeflendiği, davalının, herhangi bir haklı neden olmadan, davacı iş yerinden ayrıldığı ve davacı şirketin rakibi olan bir şirket ile anlaştığının iddia edildiği, bu nedenle 411.840,00 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilmesi amacıyla eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin savunulduğu, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, Dairemizin 31/10/2023 T., 2022/1620 E., 2023/1768 K. Sayılı kararı ile bu kararın kaldırılmasına karar verildiği, Dairemizin kaldırma kararından sonra, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından alınan 02/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; geçerli bir rekabet yasağı anlaşmasının dört temel şartı bulunduğu: Bunlardan rekabet yasağı anlaşmasının yazılı şekilde yapılması ve işçinin fiil ehliyetine sahip olması koşullarının sağlandığı, taraflar arasında doğrudan veya dolaylı bir rekabet ilişkisinin bulunduğu, hizmet ilişkisinin, işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Dava konusu rekabet yasağının, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesiyle veya iş ilişkisi devam ederken ayrı şekilde veya Taahhütname içinde düzenlenmesinin geçerliliğini etkilemeyeceğinin değerlendirildiği, rekabet yasağına dair sınırlandırmaları düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 447. maddesi yönünden somut dava konusu rekabet yasağı incelendiğinde, Altay Türk Ana Muharebe Tankı projesi gibi savunma sanayi projelerinin mahiyeti ve bu alandaki rakip firmaların sınırlı sayıda olması dikkate alındığında, rekabet alanının Türkiye olarak belirlenmesinin işin niteliğine uygun olduğu, süre bakımından (2) yıllık sınırın aşılmadığı, kararlaştırılan cezai şartın işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek boyutta olmadığının değerlendirildiği, cezai şartın borçlusu olarak davalının tacir sıfatı taşımaması ve 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesine göre cezai şartın indirilmesini isteyemeyecek şahıslardan olmaması gözetilerek, 6098 sayılı TBK'nın 182-(3) maddesi gereğince bir indirim yapılıp yapılmayacağının mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Eldeki davada; davalı ile davacı şirket arasında 05/02/1996 tarihinde iş akdi imzalandığı, sözleşme kapsamına göre davalının arge proje mühendisi olarak görevlendirildiği, daha sonra farklı tarihlerde aynı işyerinde başka bölümlerde yönetici olarak görev yaptığı, davalının 11/12/2017 tarihindeki görev tanımının, askeri araçlar sistem mühendisi direktörü olduğu, 2018 yılında işten ayrılışına kadar bu görevine devam ettiği, 09/11/2009 tarihindeki görev tanımında Altay Projesi ve Otokar bünyesinde geliştirilmesi hedeflenen diğer paletli araçlara ilişkin teknik, taktik ve operasyonel işlerin tasarıma dönüştürülmesi gibi entegrasyon ve test ve doğrulama süreçlerini yönetmek üzere görevlendirildiği, 11/12/2012 tarihinde görev tanımının güncellendiği ve asgari araçlar sistem mühendisi direktörü olduğu, davalının kendi arzusu ile işyerinde istifa mektubu vermek suretiyle kıdem tazminatı ve diğer alacaklarını alarak işyerinden ayrıldığı, daha sonra dava dışı BMC firmasında çalışmaya başladığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağına aykırı olarak aynı iş kolunda bir başka işyerinde çalışmaya başlaması nedeniyle rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği hususlarında olduğu, ilk derece mahkemesince; davalının, istifa dilekçesi ile birlikte davacının 01/01/2005 tarihinde yürürlüğe giren personel yönetmeliği kitapçığını teslim aldığı, gizlilik ve güvenliğin sağlanmasına ilişkin taahhütnamenin 07/12/2010 tarihinde davalı tarafından imzalandığı, kitapçığın 6. maddesinde rekabet yasağı ile ilgili maddenin düzenlendiği, işçinin iş akdinin kendisi tarafından sonlandırılmasından itibaren (1) yıl süresince rakip bir şirkette ücretli ya da ücretsiz çalışmayacağı, bu kısıtlamanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları ile sınırlı olduğuna dair taahhüt belgesinin de kitapçık içerisinde yer aldığı görülmektedir. Somut olayda, yukarıda ayrıntılı olarak değinildiği üzere; taraflar arasında 05.02.1996 tarihinde iş sözleşmesi imzalandığı ve davalının davacı şirkette “Ar-Ge Proje Mühendisi” pozisyonunda işe başladığı, sonrasında davalının davacı şirket bünyesinde farklı tarihlerde farklı unvanlar altında farklı pozisyonlarında görev yaptığı, sonrasında ise davalının 01.07.2018 tarihinde tek taraflı istifa müessesiyle davacı iş yerinden ayrıldığı ve davacı şirketle hemen hemen aynı konularda faaliyet gösteren BMC A.Ş. isimli şirkette göreve başladığı, davanın tarafları arasında gerek iş sözleşmesi gerekse de davacı şirketin çalışma esaslarını düzenleyen birtakım sözleşme niteliğinde belgelerin bulunduğu ve iş sözleşmesi ve diğer bu belgelerin davanın taraflarına bir takım hak ve yükümlülükler yüklediği hususu çekişmesizdir. Yapılan yargılamada dosya arasına alınan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu rekabet yasağının, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesiyle veya iş ilişkisi devam ederken ayrı şekilde veya taahhütname içinde düzenlenmesinin geçerliliğini etkilemeyeceğinin değerlendirildiği, rekabet yasağına dair sınırlandırmaları düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 447. maddesi yönünden somut dava konusu rekabet yasağı incelendiğinde, Altay Türk Ana Muharebe Tankı projesi gibi savunma sanayi projelerinin mahiyeti ve bu alandaki rakip firmaların sınırlı sayıda olması dikkate alındığında, rekabet alanının Türkiye olarak belirlenmesinin işin niteliğine uygun olduğu, süre bakımından 2 yıllık sınırın aşılmadığı, kararlaştırılan cezai şartın işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek boyutta olmadığının değerlendirildiği, cezai şartın indirilmesi : Cezai şartın borçlusu olarak davalının tacir sıfatı taşımaması ve 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesine göre cezai şartın indirilmesini isteyemeyecek şahıslardan olmaması gözetilerek, 6098 sayılı TBK'nın 182-(3) gereğince bir indirim yapılıp yapılmayacağının mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Bu durumda yapılan tüm bu açıklamalar neticesinde; taraflar arasındaki sözleşmeler ve bu sözleşmelerdeki hükümler mucibince davalının davacı şirketten tek taraflı istifa beyanı ile ayrılması ve sonrasında aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka şirkette göreve başlaması sonrasında, davacı şirketin, davalının rekabet yasağın ihlal etmesi nedeniyle, somut davada cezai şart talep etme koşullarının gerçekleştiği düşünülerek İlk Derece Mahkemesinin kararı, dosya arasında bulunmayan davalı tarafın ekonomik ve sosyal durum araştırma raporunun dosyaya kazandırılması ve bu eksikliğin giderilmesi sonrasında tespit ve hükmedilecek cezai şartta bir indirim yapılıp yapılmayacağının tartışılması ve sonrasında bir karar verilmek üzere Dairemizin 31/10/2023 T., 2022/1620 E., 2023/1768 K. Sayılı kararı ile kaldırılmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından bu eksiklik giderilerek davalının son aylık brüt maaşı üzerinden hesaplama yapılarak 308.880,00 TL - 12 aylık brüt maaşı bulunmuş, bu bedele %5 indirim uygulanarak 293.436,00 TL tazminatın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. İndirim hususunda davacı tarafından bir istinaf bulunmamasına ve bulunan bedele de davalı tarafından açık bir istinaf bulunmamasına göre kararın yerinde olduğu değerlendirilmiş ve davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 20.044,61 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 5.011,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.033,46 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.