SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/2064 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/2064

Karar No

2026/731

Karar Tarihi

17 Nisan 2026

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2064
KARAR NO : 2026/731

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2024 NUMARASI : 2022/352 Esas - 2024/442 Karar DAVACI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/06/2022 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 11/05/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle, taraflar arasında mal alım satımı konusunda anlaşıldığını, ürünlerin Mart ayında teslim edileceği konusunda davalı şirket tarafından taahhütte bulunulduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği davacı şirket tarafından, davalı tarafından teslim edileceği ifade edilen ürünlere karşılık Türkiye İş Bankası Alemdar-İzmit/KOCAELİ Şubesi, ... Seri No’lu, 30/06/2022 tarihli, 160.000,00-TL bedelli çek keşide edilmiş-başkaca çeklerde vardır-ve davalıya çek teslim edildiğini, ileri tarihli olarak keşide edilen dava konusu çeke karşılık, davalı şirket ürünleri, 04/03/2022 tarihinde teslim etmesi gerekirken mallar zamanında teslim edilmediğini, davalı şirket, taraflar arasındaki sözleşme gereği edimini yerine getirmediğini, davacı şirket davalı şirket yetkilisiyle görüşmüş davalı çekleri iade edeceği söylemişsede iadesi yapılmadığını, davacı şirketin de satın aldığı mallar davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edilmediğinden davacının de satış yapamadığını ve davacının anlaşmalı olduğu firmalarla olan anlaşmaları bozulduğunu boşu boşuna dükkan kirası ve eleman gideri ödemek zorunda kaldığını, gelinen noktada çekin tarihi 30/06/2022 olup davalı tarafça da malların zamanında teslim edilmemiş olduğundan davacının mağdur olmaması ve çekin ibrazı halinde davalı veya 3. kişilere ödenmemesi için davanın kabulüne, müvekkilin mağdur olmaması ve çekin ibrazı halinde davalı veya 3. kişilere ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilerek İlgili bankaya çekin ödenmemesi için müzekkere yazılmasına karar verilmesini, teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında, davaya konu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, borçlu olmadıklarının tespiti ile çekin iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 20/02/2022 tarihinde anlaşma yapıldığını, davacı şirketin 30.04.2022 vade ve 160.000,00 TL bedelli, 31.05.2022 vade ve 160.000,00 TL bedelli, 30.06.2022 vade ve 160.000,00 TL bedelli, 30.04.2022 vade ve 160.000,00 TL bedelli, 31.07.2022 vade ve 160.000,00 TL bedelli, 31.08.2022 vade ve 160.000,00 TL bedelli çekleri davalıya teslim ettiğini, davalının, davacı şirkete her çekin vadesinde o çek bedeli kadar ürün teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davalı şirketin üretim planlamasına uyarak davacı şirkete dava konusu çek de dahil olmak üzere 30.06.2022 tarihine kadar davacı tarafça verilen çekin bedellerine karşılık tutarda mal teslimatını yaptığını, müvekkili şirketçe teslimi taahhüt edilen ürünlerin davalı şirkete verilen çeklerin vadelerine uygun bir şekilde teslim edilmesinin taraflar arasında kararlaştırıldığını belirterek, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davacının açmış olduğu davanın KABULÜNE 2- 30/06/2022 tarihli, 3139507 nolu çek bedeli 160.000,00-TL’lik çekin dava devam ederken ödenmiş olması sebebiyle 160.000,00 TL’nin davalıdan istirdatına ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından süresinde teslim edilmeyen bir ürün bulunmadığının dosyadaki bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, davacı defter ve belgeleri dahi davacının iddialarını ispatlamaktan uzak olduğunu, dosyada davacı taraf lehine hukuken değer verilebilecek bir tane bile delil bulunmazken, kök ve ek bilirkişi raporları davalı şirket lehine olmasına rağmen ve dahi davacı taraf, defter ve belgelerinde davalıdan alacaklı değil 311.820,20-TL borçlu görünüyorken ilk derece mahkemesi davacının davasının kabulüne karar verdiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının 04/03/2022 tarihinde teslim etmesi gereken malları teslim etmediği sabit olup davalı iddiasını ispatlayamadığını beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2024 Tarih - 2022/352 Esas - 2024/442 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki kapsamında mal alım satımı konusunda anlaşma sağlandığı, davalı şirketin davacıya ürünleri Mart 2022 içerisinde teslim etmeyi taahhüt ettiği, bu kapsamda davacı tarafından davalıya ürün bedeline karşılık olmak üzere Türkiye İş Bankası Alemdar/ İzmit şubesine ait 30/06/2022 vadeli ve 160.000,00 TL bedelli çek başta olmak üzere bir kısım çeklerin teslim edildiği, davalı şirket tarafından taahhüt edilen malların süresinde teslim edilmediği, sözleşmenin davalı tarafından ihlal edildiği, buna rağmen çeklerin iade edilmediği belirtilerek çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve çekin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde; taraflar arasında 20/02/2022 tarihinde ticari anlaşma yapıldığını, bu kapsamda davacı tarafından farklı vadelerde ve her biri 160.000,00 TL bedelli birden fazla çekin teslim edildiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya göre, her çekin vadesine uygun şekilde mal teslimi yapılmasının kararlaştırıldığını ve kendisi tarafından üretim planlamasına uygun olarak davacıya çek bedellerine karşılık gelen malların teslim edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Ancak takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur. Eldeki dava, zorunlu unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfındaki çekten kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıdadır. Dosya arasına alınan 10.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında mal alım satımına dayalı ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı şirket tarafından mal teslimi karşılığında ileri tarihli Türkiye İş Bankasına ait keşide edilen (5) adet toplam 800.000,00 TL bedelli çeklerin çek bordrosu ile davalı şirkete teslim edildiği, bu çeklerden ... seri numaralı, 30.06.2022 tarihli, 160.000,00 TL bedelli çekin, 04.03.2022 tarihinde teslim edilmesi gereken malların zamanında teslim edilmediği gerekçesiyle davacı tarafından huzurda ki davanın ikame edildiği, davalı şirket tarafından Mart/2020- Haziran/2022 ayları arasında davacı şirkete (5) adet KDV dahil toplam 678.000,20 TL bedelli banyo takımı, keçe taban süngersiz malların satışına ait fatura düzenlediği, fatura muhteviyatı malların davalı şirket tarafından yurt dışına taşınmak üzere kargo şirketine M-6050- KAZAKİSTAN ... adına, teslim fişleri ile MEGA Kazakistan Rusya Kargo uçak ve tır teslim belgelerinden teslim edildiğinin görüldüğü, davacı şirketin incelenen defter kayıtlarından; davalı şirket tarafından düzenlenen 678.000,00 TL bedelli faturaların, davacı şirketin defterinde kayıtlı olduğu, davalı şirkete teslim edilen çeklerin ise davacının defterinde kayıtlı olmadığı, kasa hesabından yapılan 186.660,00 TL ödeme ve 179.520,00 TL bedelli iade faturası mahsup kaydı sonucunda, 24.06.2022 tarihi itibariyle davalı şirkete 311.820,20 TL borçlu olarak göründüğü, sonuç itibariyle, dosyada mevcut kargo teslim belgelerinden, fatura konusu malların davalı şirket tarafından davacı şirket adına yurt dışına gönderilmek üzere kargo uçağına teslim edildiğinin anlaşıldığı, süresinde teslim edilmediği iddia edilen malların hangi mallar olduğunun belli olmadığı ve iade faturası düzenlenen malların davalı şirkete iade edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belgeye rastlanmadığı şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür. Dosya arasına alınan 17/08/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket tarafından mal alım karşılığı davalı şirket adına keşide edilen (5) adet toplam 800.000,00TL bedelli çeklerin, takas aracılığıyla ve ciro yoluyla aynı yıl içinde ödendiği ve davacı şirketin davalı şirkete çekten dolayı borcu kalmadığı, ayrıca banka havalesi ile yaptığı 62.960,00 TL ödeme ile birlikte davalı şirkete ödenen miktarın toplam 862.960,00 TL olarak gerçekleştiği, ancak yapılan ödeme ve keşide edilen çeklerin davacı şirketin defterinde ödeme olarak yer almadığından, davacı şirketin defterinde davalı şirkete borçlu olarak göründüğü, davalı şirketin ticari defterleri bilirkişi incelemesine sunulmadığından ve davalı şirketin defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı ve tarafların defter kayıtları ve cari hesap durumlarının karşılaştırma imkanı olmadığı, davacı şirket, dava konusu 30.06.2022 vadeli, 160.000,00-TL bedelli çeke ait, (80*120) 1.250 adet ve (60.100) 4.000 adet banyo takımının teslim edilmediğini beyan ettiği, davalı şirketin düzenlemiş olduğu 24.06.2022 tarih ve 179.520,00 TL bedelli, banyo takım, keçe taban süngersiz, 4.000 adet açıklamalı faturaya karşılık, aynı tarihli iade faturası düzenlemiş olup, banka kayıtlarından söz konusu çekin Aksal Tekstil ve Elyaf San. Tic. A.Ş.'ye ciro yoluyla ödendiğinin görüldüğü, tarafların whatsap yazışmalarında, 30.06.2022 vadeli 160.000,00 TL bedelli çeke ait malların teslimi ile ilgili davacı şirketin süresinden sonra malları kabul edemeyeceği yönünde beyanların olduğu, ancak dava konusu çek ve faturaya ait malların teslim konusunda açık beyanların görülemediği, kök raporda açıklandığı üzere, dosyada mevcut kargo uçak ve tır teslim belgelerine göre, dava konusu 24.06.2022 tarih ve 179.520,00 TL bedelli, banyo takım, keçe taban süngersiz, 4.000 adet açıklamalı fatura karşılığı malların, 23.06.2022 tarihinde davalı şirket tarafından teslim edildiği görülmekle beraber, teslimin süresinde ve anlaşmaya uygun olarak yapılıp yapılmadığı belli olmadığından, bu konuda bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı dava konusu çek ve fatura konusu malların teslimi ve bu kapsamda davacı şirketin kambiyo senedinden kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, yazılan talimatta; davalı şirketin 2022 yılına ait ticari defter ve belgelerinin incelenmesi hususunda dosyanın SMMM bilirkişisine tevdi edilmesinin istenildiği, talimat mahkemesince de, talimat doğrultusunda dosyanın ilgili bilirkişiye tevdi edildiği, ancak davalı şirket yetkilileri tarafından bilirkişiye ticari defter ve belgelerinin incelemeye sunulamayacağının beyan edildiği bunun üzerine de bu yönde bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 219 ve devamı maddelerinde, tarafların dayandıkları vakıaların ispatı bakımından ellerinde bulunan belgeleri ibraz etmekle yükümlü oldukları açıkça düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 220, maddesi uyarınca, mahkemece ibrazı istenen belgelerin, belirlenen süre içinde ve eksiksiz olarak sunulması zorunludur. Yine, HMK'nın 222. maddesinde, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin delil niteliği taşıdığı ve usulüne uygun tutulmuş olmaları halinde sahibi lehine delil teşkil edebileceği hüküm altına alınmıştır. Yine, HMK'nın 220-(3) maddesi uyarınca, mahkemece ibrazı emredilen belgenin içeriği hakkında karşı tarafın beyanının doğru kabul edilebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, ispat yükünün gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak ve yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önlemek amacı taşımaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici nitelikte olduğu açıktır. Zira çeklerin hangi ticari ilişkiye dayandığı, bu çeklere karşılık gelen mal teslimlerinin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kapsamı ve miktarı ancak bu defter ve kayıtların incelenmesi ile ortaya konulabilecektir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, davalı tarafa, ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi için 6100 sayılı HMK'nın 219. ve 220. maddeleri uyarınca açık ve kesin süre verilmesi, bu süre içinde ibraz edilmemesi halinde doğacak hukuki sonuçların ihtar edilmesi, buna rağmen ibrazdan kaçınılması durumunda ise 6100 sayılı HMK'nın 220-(3) maddesi gereğince karşı tarafın iddialarının bu husus bakımından doğru kabul edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken bunun yapılmayış olması doğru olmamıştır. Eldeki davada, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın temelini, dava konusu çekin hangi hukuki ilişkiye dayandığı, bu çek karşılığında davacıya mal teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise bu malların iade edilip edilmediği hususlarının oluşturduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, dava konusu edilen çeke dayanak faturaya süresi içinde itiraz edildiği, bu nedenle fatura içeriğinin kesinleşmediği ve çek karşılığında herhangi bir mal tesliminin gerçeklemediği ileri sürülmüş olduğu görüldüğünden, davacının bu itirazının fatura içeriğinin bağlayıcılığını ortadan kaldırabilecek nitelikte olduğu düşünüldüğünden, ilk derece mahkemesince bu hususun ayrıca ve özellikle değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık, davalı tarafından da dava konusu çek karşılığında mal tesliminin yapıldığı savunulmuş; ancak bu savunmayı destekler nitelikte, teslimin gerçekleştiğini açık ve tereddütsüz biçimde ortaya koyan sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya benzeri somut delillerin dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Öte yandan, somut davada; dava konusu çek karşılığında davacının gerçekten mal alıp almadığı, almış ise bu malların iade edilip edilmediği hususları, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici niteliktedir. Ancak ilk derece mahkemesince bu hususlarda yeterli araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yine, davacıya ait ticari defterlerde dava konusu işleme ilişkin kayıtların ne şekilde yer aldığı, davalı tarafından düzenlenen faturaya konu malların fiilen teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise bu malların davacı tarafından kabul edilip edilmediği veya iade edilip edilmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkisi çerçevesinde dava konusu çekin hangi borca mahsup edildiği hususlarının açık, net ve denetime elverişli şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, davacı tarafın faturaya itiraz etmiş olması karşısında, yalnızca fatura düzenlenmiş olmasının mal tesliminin gerçekleştiği anlamına gelmeyeceği, bu nedenle, fatura içeriğinin doğruluğu ve mal tesliminin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğinin de ayrıca ispat edilmesi gerektiği, bunun yanında, tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi, banka kayıtları, çek hareketleri, sevk irsaliyeleri ve varsa iade belgeleriyle birlikte değerlendirilerek maddi gerçeğe ulaşılması gerekirken, mahkemece bu yönde kapsamlı bir inceleme yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru olmamıştır. Bu itibarla, gelinen bu aşamada, tüm dosya kapsamının yapılan inceleme ve değerlendirmesi sonrasında, taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde sonuçlandırılması amacıyla ilk derece mahkemesince yapılması gereken işin; öncelikle, davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin incelenebilmesi amacıyla, 6100 sayılı HMK'nın 219. ve 220. maddeleri uyarınca usulüne uygun olacak şekilde açık ve kesin süre verilerek ihtar yapılması, yapılacak bu ihtarda defter ve belgelerin ibraz edilmemiş halinde doğacak hukuki sonuçların (HMK'nın 220/3 kapsamında aleyhe değerlendirme yapılabileceği) açıkça bildirilmesi, sonrasında, davacı tarafın faturaya yönelik itirazı dikkate alınarak fatura içeriğinin kesinleşip kesinleşmediğinin değerlendirilmesi, dava konusu çek karşılığında mal tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin, sevk irsaliyeleri, teslim belgeleri, banka kayıtları ve çek hareketleri birlikte incelenerek araştırılması, yine, davalı tarafından mal teslim edilmiş ise bu malların davacı tarafından iade edilip edilmediğinin tespit edilmesi, akabinde, az yukarıda sayılan tüm bu hususlar gözetilerek tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırılmalı şekilde incelenmesi ve denetime elverişli ayrıntılı bir bilirkişi raporu alınması sonrasında oluşacak kanaat doğrultusunda somut uyuşmazlık hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermekten ibaret olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2024 Tarih - 2022/352 Esas - 2024/442 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.