Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/945 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2025/945
2026/551
14 Nisan 2026
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .... (...)
ÜYE : .... (...)
ÜYE : .... (...)
KATİP : .... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2024
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : (İflas Nedeniyle) .......
VEKİLLERİ : Av.... Av....
DAVALI : .......
DAVA : Kesin Tescil
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 02/04/2026
YAZIM TARİHİ : 03/04/2026
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı şirketi temsilen iflas idaresi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müflis .......'nin bir kısım ortakları tarafından 18.05.2022 tarihli Genel Kurul'dan önce sahip oldukları hisselerin ....... A.Ş.'ne devir edilmesinde kanuna ve usule aykırılık bulunmadığını, hisse devirlerinin noter huzurunda yapıldığını, genel kurul toplantısı ile ilgili hazırlık ve davet faaliyetlerinin usul ve yasaya uygun yapıldığını ve iki adet Ticaret Bakanlığı temsilcisi gözetiminde 18.05.2022 tarihli genel kurul toplantısının kanuna uygun şekilde gerçekleştirildiğini, genel kurul toplantısına ilişkin olan tüm bilgi ve belgelerin .......'ne sunulduğunu, ....... tarafından 18.05.2022 tarihli genel kurul kararlarının neden TTK'nın 32. madde gereğince geçici tescil yapıldığı yönünde bir açıklamada bulunulmadığını zira, 22.02.2022 tarihli genel kurul kararlarının tescili ile ilgili olarak aynı şekilde geçici tescil kararı verildiğini ancak, 22.02.2022 tarihli genel kurul kararının tescili ile ilgili karar vermeden önce yaşanan tereddüt üzerine Ticaret Bakanlığına görüş sorulduğunu, Bakanlık tarafından yapılan uzun görüşme ve araştırmalar sonucu TTK'nın 32. maddesi gereğince geçici tescil yapılması yönünde görüş bildirildiğini, bunun üzerine ....... tarafından geçici tescil kararı verildiğini ve bu karara karşı ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile kesin tescil talepli dava açıldığını ileri sürerek, İflas Nedeni ile .......'nin 18.05.2022 tarihli genel kurulunda alınan ve geçici tesciline karar verilen kararların kesin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davanın, davacı Tasfiye Halinde ....... temsilcisi tarafından açılması gerekirken iflas idaresi tarafından açıldığını, İİK hükümleri çerçevesinde iflas idaresinin görev ve yetkilerinin belirlendiğini, buna göre, iflas idaresinin, müflisin haczi kabil tüm mallarından oluşan masayı yönetmek, masanın menfaatini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğunu, bunun dışındaki konularda iflas idaresinin herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, TTK'nın 534.maddesine istinaden şirket organlarının temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar hükmünün amir olduğunu, bu nedenle nasıl ki geçici tescil talebini şirket müdürü yaptı ise, geçici tescilin kesin tescile dönüşmesi ile ilgili davayı yine geçici tescil talebinde bulunan şirket müdürü/vekilinin yapması gerektiği için iflas idaresinin açmış olduğu davanın taraf ehliyetsizliği nedeniyle reddine ve her türlü masrafın kendileri üzerinde bırakılmasını talep ettiklerini, bunun kabul görmemesi halinde ise; 22.02.2022 tarihinde yapılan genel kurul için, 24.02.2022 tarihinde müdürlüklerinden tescil talebinde bulunulduğunu ancak yaşanan tereddütler nedeniyle Bakanlığa görüş sorulduğunu, yazışmaların yapıldığını ve bunların sonucunda 10.06.2022 tarihinde geçici tescil yapıldığını, davaya konu genel kurulun ise 18.05.2022 tarihinde yapıldığını ancak, müdürlüklerinden 27.06.2022 tarihli dilekçe ile geçici tescil talebinde bulunulduğunu, 22.02.2022 tarihli genel kurul hakkındaki tescil talepleri henüz sonuçlanmadan eski ortaklık yapısı ile genel kurula çağrı yapıldığını ve eski ortaklar tarafından genel kurul kararlarının alındığını, nitekim bu genel kurulun geçici tescili sonrasında ortaklık yapısı değişmiş olduğu için, eski ortaklık yapısı ile yapılmış olan 18.05.2022 tarihli genel kurulun tescilinde de tereddüt yaşandığını ve bu nedenle bu genel kurulda geçici tescil edildiğini, kaldı ki bu geçici tescilin, davacı şirketin müdürünün talebi üzerine yapıldığını, kendi talepleri üzerine yapılan geçici tescil işlemine karşı TTK'nın 32/4 gereği açılması gereken davada, mahkeme masraflarının ve vekâlet ücretinin müdürlüklerinden tahsil edilmesini istemelerine bir anlam verilemediğini, 22.02.2022 tarihli genel kurulun geçici tesciline dair mahkemenin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müdürlüklerinin tescil konusunda kesin olarak duraksadığını ve ilgililerin talebi üzerine geçici tescile karar verdiğini, Kanun'un 32/4 hükmü gereği kendi talepleri doğrultusunda verilen geçici tescil kararına karşı dava açma şartı nedeniyle açılan bu davada yasal hasım olduklarını, bu nedenle mahkeme masraflarından ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, "...Mahkememizce ayrıntılı ve denetime elverişli hükme esas alınan 20.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm delillerin incelenmesi neticesinde ; limited şirketlerde pay devrinin 6102 sayılı TTK'nun 595. Maddesi gereğince yazılı şekilde yapılarak tarafların imzalarının noterde onaylanması üzerine genel kurulun onayıyla gerçekleşeceği, pay defterine kaydın kurucu değil bildirici nitelikte olduğu, yine TTK'nun 595/7. maddesi gereğince pay devrinin onaylanması için genel kurulun başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul tarafından reddedilmediği takdirde pay devrine onay verilmiş sayılacağı, geçici tescili yapılan ve kesin tescili talep edilen 18.05.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karara konu devirleri yapılan şirket paylarının daha öncede devre konu olduğu, ancak önceki pay devirlerinin genel kurul onayı için onay başvurusunda bulunulup bulunulmadığının tespit edilemediği, 24.05.2016 tarihli davacı müflis şirketin genel kurul toplantısında önceki devirlerin onaylanması, yapılması muhtemeler bazı devirlerin ise devrine muvafakat verilmesi yönünde karar alındığı, daha sonra yapılan devirler yönünden genel kurullarda devirlerin onayına ilişkin herhangi bir kararın alınmadığı, bununla birlikte 17.11.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağının içeriğinden önceki devirlere ilişkin olarak devralan konumunda bulunan ......., ......., ......., ....... Aş., ....... Aş. Temsilcilerinin şirket ortağı sıfatıyla toplantıya katılma talebinde bulundukları, ....... Müdürlüğünden gelen kayıtlardan önceki devralan konumunda olan kimselerin şirkete vermiş olduğu 12.11.2021 tarihli dilekçelerin yer aldığı, şirketin haberdar olduğu devirler hakkında uzun yıllar herhangi bir karar alınmamasına karşılık daha sonra bu devirlerin onaylanmayıp yeni yapılan devirlere onay verilmesinin gerek ortaklar gerekse şirket bakımından TMK'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, önceki devirlerin TTK'nun 597/7.maddesi çerçevesinde örtülü şekilde onaylanmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafın 24.05.2016 tarihli genel kurul toplantısının sahte toplantı olduğu yönündeki itirazının genel kurul toplantısının sahte olması nedeniyle geçersiz bile olsa sonuca bir etkisinin olmadığı, kesin tescili talep edilen 18.05.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının hazır bulunanlar listesinin usulüne uygun oluşturulmadığı, ....... Müdürlüğünce geçici tescili yapılan 18.05.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nun 32. Ve ....... Yönetmeliğinin 34/1-ç maddelerindeki düzenlemeler kapsamında kesin tesciline engel teşkil edeceği anlaşılmakla ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirketi temsilen iflas idaresi vekili, müflis şirket ortaklarının katıldığı 25.06.2016 tarihinde yapılan bir genel kurul toplantısının bulunmadığını, müflis şirket ortakları tarafından gerçekleştirilen 30.04.2016 tarihli genel kurul toplantısında, .......'nin ortağı olan ve şirketin iflasını isteyen .......'in teklifi ile İbrahim ....... şirketi ve dolayısı ile bu şirketin müdürü .......'in şirket müdürü olarak seçildiğini, müflis şirketin 2015 yılına kadar yıllık 100.000 tonun üzerinde üretim yapmakta iken 2016 yılından sonra sürekli borçlandırıldığını ve sonunda ....... ve şirketleri tarafından başlatılan iflas takiplerine dayalı olarak Konya ... ATM'de açılan ... Esas sayılı dosyasından 14.07.2021 tarihinde iflasının açılmasına karar verildiğini, 2015 yılından 2021 yılına kadar şirketin ortaklarının katıldığı hiçbir bir genel kurul ya da ortaklar toplantısı yapılmadığını, ....... kayıtlarında da bir genel kurul müracaatı ve tescilinin bulunmadığını, şirketin yasal süresi geçmiş olmasına rağmen genel kurul toplantısının yapılmaması ve yönetim organının düşmesi nedeni ile şirket ortaklarından ....... şirketine, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesine müracaatla ... E sayılı dosyasından genel kurulu toplama yetkisi verildiğini, bu yetkiye dayanılarak 13.12.2021 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, bu toplantıda ....... ve ....... tarafından şirket devir sözleşmesi ibraz edilmediğini ve sadece ortak oldukları ileri sürülerek toplantıya katılma istekleri yazılı olarak bildirildiğini ancak taleplerinin reddedildiğini, 14.07.2021 tarihide alınan şirketin iflasının açılması kararından sonra iflas masası tarafından, eski şirket müdürü .......'den defalarca şirkete ait defter ve belgeleri teslim etmesinin istenildiğini, ancak son şirket müdürü .......'in şirkete ait defter ve belgelerin ....... de olduğu gerekçesi ile teslim etmediğini, .......'in yazılı olarak bu durumu iflas masasına bildirdiğini, iflas idaresi tarafından gönderilen ihtarlı tebligatın yapılması üzerine ancak 2022 yılı ocak ayında şirket defterlerinin iflas idaresine teslim edildiğini, bu zaman zarfında tüm defter ve kayıtların .......'in uhdesinde kaldığını, .......'in hisse devirlerinin yapıldığı 2015 yılından itibaren, devir almış olduğu hisselerin şirket genel kurulu tarafından tasdikine yönelik bir çaba sarf etmediğini ancak, iflas sonrası yeni genel kurul yapılması ihtimali üzerine bu hisse devirlerinin tasdiki yönünde telaşe düştüğünü, ....... şirketine genel kurul toplama yetkisi verilmesi üzerine ....... tarafından, yapılmadığı halde 24.05.2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağı tanzim edilerek şirket karar defterine yapıştırıldığını, normalde şirket karar defterine şirket müdürü ya da şirket müdürleri tarafından yapılan toplantıda alınan kararların yazılması gerektiğini ancak, bu kural ihlal edilerek olmayan toplantıya ilişkin kararlar yazılarak yapıştırıldıktan sonra toplantıya katıldığı iddia olunan ortaklara ait sahte imzaların fotokopi yolu ile tanzim edilip deftere yapıştırıldığını, .......'inde bu karara gerçek görüntüsünü vermek ve zayi olmasını önlemek için Konya ... Noterliğinde 01.11.2021 tarih ve ... yevmiye ile örnek aldığını, bu kararın öncesinde bulunan 17 ve sonrasında yer alan 19 numaralı kararın 24.05.2016 tarihli olduğunu, sahte olan 18 numaralı kararın da 24.05.2016 tarihli olduğunu, ancak 17 ve 19 numaralı kararların 23 Mart 2017 tarihinde notere ibraz olunarak suret alındığını, sahte olan 18 numaralı kararın ise iflasın açılmasından sonra 01.11.2021 tarihinde notere ibraz olunarak suret alındığını, iflasın açılmasından ve Konya .... ATM'nin 20.09.2021 tarih ve ... Esas sayılı genel kurul yapılmasına izin verilmesine ilişkin karardan aylar sonra bu kararın Notere ibrazı ve suret alınması dahi tek başına 18 numaralı hisselerin onayına ilişkin kararın sahteliğine işaret ettiğini, bu toplantı tutanağına ait olduğu ileri sürülen imzaların fotokopi yolu yerleştirildiği bilirkişi raporu ile sabit iken mahkemece olmayan toplantının varmış gibi değerlendirildiğini, bilirkişi raporunda TTK'nın 595/7 maddesinde belirtilen başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurulda reddedilmediği takdirde onay verilmiş sayılır hükmü gereğince bu maddede TTK 56 maddesi aksine üç aylık sürenin başlangıcının öğrenme değil başvuru tarihinin esas alındığını ayrıca, bilirkişi tarafından rapor içinde yer alan Yargıtay 11. HD nin 25.01.2022 tarih ve 2020/6723-607 sayılı kararında hisse devir talebinin tebliğinin şart koşulduğunun açıklandığını, bilirkişi tarafından bu tespitlerin yapılmasından sonra dosyada ....... ve şirketleri tarafından noter sözleşmesi ile devir alınan hisselerin tesciline ilişkin şirkete iletilen bir talep olmadığı da tespit olunarak, sahte olduğu bilirkişi raporu ile sabit olan toplantıda devirlerin öğrenilmiş sayılacağı, bu nedenle öğrenme tarihi nazara alınarak uzun süre tescilin onanması ya da reddi kararı verilmemesinin MK 2 gereğince iyiniyet ile bağdaşmayacağı savunularak, ....... ve ortağı olduğu şirketlere yapılan hisse devirlerinin TTK 595/7 madde gereğince onaylanmış sayılacağı kanaatine varılmasının kanunun emredici hükmüne açık şeklide aykırı olduğunu, kaldı ki bilirkişinin böyle bir hukuki değerlendirme yapma hakkının bulunmadığını, kesin tescili istenen 18.05.2022 tarihli genel kurul toplantısına ....... ve ortağı olduğu hisse devri alan şirket temsilcilerinin katıldığını, genel kurul toplantısının yapılmasından uzun süre geçmiş olmasına rağmen genel kurul toplantısı ve alınan kararların iptaline yönelik dava açılmadığından bu toplantı ve alınan kararların kesinleştiğini, 18.05.2022 tarihli toplantının geçerliliğine itirazı olsaydı hisse devri alan ancak hisse devrine onay verilmeyen kişi ve kişilerin dava açmaları gerektiğini, böyle bir durum olmadığı halde mahkemenin kanuna aykırı bir yorumla gerçekleştiğinden itibaren yasal süre içinde iptal davası açılmadığı için kesinleşen genel kurul toplantısının kesin tesciline ilişkin davayı reddetmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, hisse devir taleplerinin reddedildiği 13.12.2021 tarihli genel kurulun iptaline yönelik dava ve taleplerin reddedildiğini, Konya .... ATM tarafından verilen yetki ile toplanan 13.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında da ....... ve sahibi olduğu şirketler tarafından devirleri ibraz olunarak devirlerin onaylanmasının talep edilmediğini, bu toplantının ....... müdürlüğünde kayıtlı bulunan ortaklar kaydının esas alınarak yapıldığını, bu toplantının iptali için ....... ve hisse devri alan şirketler tarafından Konya ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın reddedildiğini, mahkemece 12.11.2021 tarihinde yapılan ve tescili yapılmayan Genel Kurul Toplantısında ....... ve ....... şirketi tarafından alındığı ileri sürülen hisse devirlerinin öğrenildiğinin kabul edildiğini, ancak 12.11.2021 tarihli Genel kurulda ....... ve ....... şirketi tarafından var olduğu ileri sürülen hisse devir sözleşmeleri genel kurula ibraz edilerek tescil talebinde bulunulmadığını, genel kurula sunulan dilekçede daha önceden hisseleri devir aldıkları ile ortak olarak oy kullanmak istediklerine ilişkin dilekçeler sunulduğunu, dilekçeler ekinde hisse devir sözleşmeleri değil bir kısım vekaletnameler sunulduğunu, mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin doğru olmadığını, 18.05.2021 tarihli genel kurul katılanlar listesi ....... kayıtları esas alınarak oluşturulduğunu, şirketin iflastan önceki müdürü tarafından şirket ortakları kayıt defteri ibraz edilmediği için yeni şirket ortakları kayıt defteri oluşturulamadığını, genel kurulun yapıldığı tarihte ....... Müdürlüğünde tescilli bulunan ortaklar esas alınarak genel kurul katılım listesi oluşturulduğunu, 22.02.2021 tarihli genel kurul kararının geçici tescilinin ise 10.06.2021 tarihinde yapıldığını, bu nedenle 22.02.2021 tarihli genel kurul kararının kesin tescili ile ilgili davanın sonucunun 18.05.2021 tarihli genel kurulunun etkilemeyeceğini, zira 22.02.2021 tarihli genel kurul kararının kesin olarak tescil talebi edildiğinde dahi genel kurul ortaklar listesinin 10.06.2021 tarihi itibarı ile kesin olarak tescil edileceğini, bu nedenle de 18.05.2021 tarihli genel kurul katılanlar listesini etkilemeyeceğinden, bu genel kurul toplantısını da etkilemeyeceğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, TTK'nın 32. maddesine dayalı kesin tescil istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin 2023/272 E-2023/836 K. sayılı ilamı ile ''...2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229. maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. Müflisin iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi, dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/10428 Esas, 2021/9127 Karar sayılı kararı) İcra ve İflas Kanunu'nun 226. maddesi gereğince iflas idaresi tasfiyeyi yapmakla mükellef olduğundan ve şirket ortaklarının şirkete karşı mali yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususunun tespiti tasfiyeyi etkileyecek nitelikte olduğundan pay devrine ilişkin davaların şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmeyeceği bir husus olduğunun kabulü mümkün değildir. Mahkemece işin esasına girilerek davacı tarafça gösterilen deliller toplanarak kesin tescil şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına....'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK 'nın 27/1 maddesinde '' Ticaret siciline tescil, kural olarak istem üzerine yapılır. Resen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır. Harca tabi işlerde, tescil anının saptanmasında harç makbuzunun tarihi belirleyicidir. 34 üncü madde hükümleri saklıdır.'' hükmü düzenlenmiştir. TTK'nın 28. maddesinde '' (1)Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. (2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır.'' düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 32. maddesinde '' (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. (2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. (3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. (4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.'' hükmü yer almaktadır. TTK'nın 34. maddesinde de '' (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; geçici tescil talebinde şirketi temsilen ....... tarafından bulunulduğu ve ....... Müdürlüğünce de bu talep doğrultusunda geçici tescil işlemi yapıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay 11 HD'nin 2021/2123 E-2022/6066 K. sayılı ilamında ''.... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticaret siciline tescil ile ilgili 34. maddesi; “(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.” şeklindedir. İlgililerin ticaret siciline kaydedilecek hususlar ile ilgili başvuruda bulunabilecekleri, başvurunun reddi halinde ise kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemelerine dilekçe ile itiraz edebileceği hususu düzenlenmiştir. Eldeki davada davacı 6100 sayılı TTK. 34. maddesi 1. bentte öngörülen bu süreci işletmeden doğrudan dava açtığından mahkemece davacının hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. ....'' hususu belirtilmiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/7003 E- 2025/1974 K. sayılı ilamı da benzer mahiyettedir. Uyuşmazlıkta, geçici tescil talebinde bizzat şirketin kendisi tarafından bulunulduğu, talep üzerine geçici tescil işlemi yapıldığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, genel kurul toplantısı öncesinde 18.02.2022 tarihinde iflas idaresi memurları tarafından ''şirket hisselerinin değerinin olası bir tasfiye sonucunda eksi bakiyede olacağı bu sebeple şirkete ait bir kısım payların ....... A.Ş.'ne ancak sıfır bedelle devrinin iflas masası yönünden bir sakıncasının bulunmadığına oy birliği ile karar alındığı'' tespitinin yapıldığı, davacı tarafın genel kurul kararının kesin tescili talebinde bulunma imkanın da olduğu zira, bu genel kurul yönünden .......'ne kesin tescil talebinde bulunulup reddedilerek geçici tescil yapılması gibi bir durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/19-1827 E- 2013/802 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; Aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, Önsöz VII). Öte yandan, bu yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması da gerekir (Hanağası, a.g.e., s.135). Uygulamada, dava açarken menfaatin (hukuki yararın) bulunması gerekmesini dava şartı olarak kabul etmiştir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle, menfaate; davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (Hanağası, a.g.e., s.19-21). Aynı görüş, Hukuk Genel Kurulu'nun 24.11.1982 gün ve 1982/7-1874 E.-914 K.; 05.06.1996 gün ve 1996/18-337 E.-542 K.; 05.02.1997 gün ve 1997/18-797 E.-53 K.; 11.03.1998 gün ve 1998/8-176 E.-217 K.; 20.10.1999 gün ve 1999/14-840 E.-859 K.; 10.11.1999 gün ve 1999/1-937 E.-946 K.; 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E.-458 K.; 29.05.2002 gün ve 2002/2-401 E.-451 K.; 17.03.2010 gün ve 2010/3-119 E.- 159 K.; 31.03.2010 gün ve 2010/11-143 E.-196 K.; 10.10.2012 gün ve 2012/19-477 E sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Bir davada, menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle, bir davada hukuki menfaatin bulunup bulunmadığı konusu mahkemece; tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sayede, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır. Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafça işbu davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 114/ 1-h maddesi uyarınca davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden, mahkemece davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken anılan husus göz önünde bulundurulmaksızın işin esasının incelenmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca re'sen kaldırılmasına ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıda yazılı şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile yapılan 10,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.179,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gider avansını yatıran tarafa iadesine, C)İlk derece mahkemesince yazılan 10/12/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin istenmesine, iade işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına, D)Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, E)Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır
....
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.