SoorglaÜcretsiz Dene

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2024/1813 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1813

Karar No

2026/541

Karar Tarihi

9 Nisan 2026

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar ASIL DAVA DOSYASINDA İSTİNAF EDEN DAVACI: ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI : ........ VEKİLİ : Av...... ASIL DAVA : Alacak BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... BİRLEŞEN DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 09/04/2026 YAZIM TARİHİ : 10/04/2026 Davacı - birleşen davada davalı tarafından davalı- birleşen davada davacı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak ve davalı- birleşen davada davacı tarafından davacı - birleşen davada davalı aleyhine birleşen davada açılan itirazın iptali davasında 02/10/2024 tarihinde tesis edilen asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin belirtilen adreste zirai ilaç üretimi yapmakta olduğunu, bu ilaçların satışı ve dağıtımını sağlamak için müvekkili ile görüştüğünü, 17/07/2018 tarihinde müvekkili ile davalı şirket arasında distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 2. maddesinde sözleşmesinin konusunun belirtildiğini, sözleşmede davalının üretimini yaptığı ilaçların dökümünün yapıldığını, bu ilaçların müvekkili tarafından belirlenen il ve ilçelerinde satışının yapılması konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 9. maddesinde ise distribütörlük verilen illerin dökümünün yapılarak bu illerde davalının satış yapamayacağını, satıcının ürettiği ürünlerin satışının sadece müvekkili tarafından yapılabileceğinin açıkça belirtildiğini, sözleşmenin 10. Maddesinde ise satıcı firmanın sözleşmenin 9. maddesini ihlal etmesi durumunda 500.000,00 TL bedeli cezai şart olarak ödeyeceğinin hüküm altına alındığını, sözleşme sonrasında tarafların çalışmaya başladığını ve bir çok ticaretlerinin olduğunu, müvekkilinin satış bölgesinde davalı tarafın pek çok satış yaptığının müvekkilince öğrenildiğini, davalı taraf müvekkilinin bölgesinde satış yaparak sözleşmenin hükümlerini ihlal ettiğini, davalı tarafın ticari defterleri incelendiğinde bu durumun açıklığa kavuşacağını, davalı tarafın özellikle Antalya ilinde faaliyet gösteren Mega Veterinerlik Kliniği' ne çok miktarda ürün sattığını, Sağlık Bakanlığı tarafından satılan ürünlere ilişkin olarak cezalar kesildiğini, davalı tarafından 12/11/2018 tarihlinde Mustafakemalpaşa ... Noterliğinden müvekkiline karşı ihbarname keşide ederek taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından da davalıya Konya ... Noterliğinin 19/11/2018 tarihli cevabi ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafın sözleşme hükümleri açıkça ihlal etmesinden dolayı sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen cezai şartın ödenmesi gerektiğinden bahisle davalının 500.000,00 TL cezai şartı dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; fesih nedeniyle taraflar arasında yürürlükte bulunan bir sözleşme ilişkisi kalmadığını, talep edilen cezai şartın ancak sözleşme yürürlükteyken talep edilebilecek bir cezai şart çeşidi olduğunu, sözleşmenin davacının haksız eylemleri nedeniyle feshedildiğini, fatura bedellerinin ödenmediğinden davacının temerrüde düştüğünü, davacının kendi eylemleri nedeniyle sözleşme ilişkisinin devamının imkansız hale geldiğini, hal böyleyken davacının cezai şart talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının sözleşme hükümleri gereğince ödemesi gereken bedeli fatura tebliğine rağmen ödemediğini, davacı edimini yerine getirmediği için karşı taraftan da sözleşme edimini yerine getirmesini bekleyemeyeceğini, taraflar arasında her hangi bir sözleşme ilişkisi kalmadığını, müvekkilinin fatura bedeli altında piyasada ürün satışı yapmasının söz konusu olmadığını, davacının cezai şartı alabilmek için müvekkilini ilgili kuruma şikayet ettiğini, kurumca gerçekleştirilen işlemler nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin müvekkili açısından ifasının imkansız hale geldiğini, borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hale gelen edimden dolayı cezanın ifasının istenemeyeceğini, cezai şartı kabul etmemekle birlikte mahva sebep olabilecek ve fahiş olan cezai şartın indirilebileceği Yargıtayca öngörüldüğünü, sözleşmedeki cezai şartın amacının taraflar arasındaki sözleşme yürürlükteyken davacının uğrayacağı zararların önüne geçilmesi olduğunu, aksi halde davacının hiç bir çaba göstermeden zengin olmasının hedeflenmediğini, cezai şartın yerine getirilebilmesi için davacıya kesilen fatura bedeli altında satış yapılması ve bu satışlar nedeniyle davacının zarara uğraması gerektiğini, müvekkilinin alacağı nedeniyle davacı aleyhine Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davacının icra dosyasına itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının açılacağını ve bu dosya numarasının da mahkememize bildirileceğinden bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tarımsal ilaçlama ve haşereleri öldüren ilaçların üretimi ve ticaretiyle uğraştığını, taraflar arasında 17/07/2018 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu satış sözleşmesi uyarınca müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ... Ruhsat no'lu ........ isimli ..., bit pire kene solüsyonu, ........, ........, ........ granülü ürünlerinin satışı kararlaştırıldığını, sözleşme şartlarının ve kendisine gönderilen ürünlerinin bedelinin ödenmemesi yani davalı tarafından yerine getirilmemesi üzerine müvekkil şirket tarafından Mustafakemalpaşa .... Noterliğinin 12.11.2018 tarih, ... yevmiyeli ihtarı ile fesih edildiğini, bu fesih ile taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi ortadan kalktığını, sözleşmenin feshi sonrasında başka firmalara satışına ilişkin yasağın da ortadan kalktığını, sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından ihtarname gönderildiğini ve ihtarnameye Ankara .... Noterliğinin 03.12.2018 tarih, ... yevmiyeli ihtarı ile cevap verildiğini, bu ihtarnamede yine sözleşmenin haklı sebeplerle fesih edilmek zorunda kalındığını, sözleşme uyarınca distribütör olarak alınan mallara ilişkin bedellerin en kısa zaman içinde ödenmesinin şart olduğunu; ancak şu ana kadar bakiye 45.429,55 TL tutarlı bakiye borcun kapatılmadığının bildirildiğini, ancak buna rağmen bakiyelerin ödenmediğini, ayrıca davalı taraf cezai şartı talep ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla müvekkil şirkete haksız bir dava açıldığını, bu dosya ile açılan davanın birleştirilmesine karar verilmesini ve neticeten Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine yapılan itirazının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL yönünden iptaline, bu miktar yönünden takibin devamına, takip tarihinden itibaren ticari avans faizinin uygulanmasına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, dava dilekçesinde sözü geçen faturaların müvekkili tarafından alınmadığını, bu faturalarda belirtilen ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini, bu durumun taraf ticari defterleri incelendiğinde de ortaya çıkacağını, fatura konusu malların teslimine ilişkin kargo ve başka kayıtları kabul etmediklerini, bu malların müvekkiline hiçbir zaman teslim edilmediklerini, müvekkilinin davacı şirkete bir borcunun olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeyi fesih gerekçelerinin aralarındaki alacak meselesi olmadığını, müvekkilinin davacı şirketin yasak olduğu illerde satış yaptığını öğrenmesi üzerine davacı şirketin sözleşmenin feshi için yollar aradığından bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 01/07/2022 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...davacı vekilince davalı aleyhine açılan ana davada taraflar arasında düzenlenen 17/07/2018 tarihli distribütörlük sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız yere feshedildiği ileri sürülerek, sözleşmenin 9. ve 10. maddeleri gereğince 500.000,00 TL lik cezai şartın davalıdan tahsili talep edilmiş olup; esasen taraflar arasında davalı şirketin ürettiği tarım ilaçları ve solüsyonlarının satış ve dağıtımı hususunda tek bayilik (distribütörlük) sözleşmesi düzenlediği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf davalı şirketin sözleşmeyi haksız olarak feshedip feshetmediği, davalının sözleşmenin 9. maddesini ihlal edip etmediği ve davacının varsa sözleşmenin 10. maddesi gereğince talep edebileceği tazminat miktarından BK 182/son maddesi gereğince indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Dosyamızla birleşen mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında ise; davacı vekilince davalı borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 40.000,00 TL üzerinden iptali, takibin devamı ve %20 tazminat talep edilmiş olup; birleşen dosyadaki uyuşmazlık ise; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle faturadan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı varsa miktarı ile, takibe konu malların davalı savunmaları doğrultusunda davalıya teslim edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesine göre; ana dosya davacısı ........ (........)' in Konya, Ankara, Çorum, Samsun, Ordu, Antalya, Bolu, düzce, Karaman, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Afyon, Kırıkkale, Burdur, Isparta, Hatay, Gaziantep, Adana, Mersin, Sivas, Erzurum, Van, Amasya, Uşak, Aksaray, Kırşehir illerinden sorumlu olup; bu illerde gelen siparişler distribütör firma üzerinden yapılması ve yine sözleşmenin 10. Maddesinde de bahsi geçen illerde sözleşmede adı geçen tüm ürünlerin satışının davacı ........ (........) tarafından yapılacağı, üretici firmanın bu illere satış yapamayacağı, ........ haricinde belirlenen illerde yapılan satışlar tespit edildiği durumda, üretici firmanın distribütöre 500.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Ana davada ve birleşen davada ispat yükü MK 6 ve HMK 190. maddeleri gereğince davaların davacılarındadır. Bu nedenle birleşen dosya davasının açtığı itirazın iptali davasında takibe ve davaya konu faturalardaki malların (zirai ilaçların) davalıya teslim ettiğini, borcun davalı tarafça ödenmediğini ve takip miktarınca muaccel bir alacağın bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Mahkememizce toplanan deliller ........ Şirketlerinden gönderilen yazı cevapları ile takibe konu faturaların birleşen dosya alacaklısı ........' e teslim edildiği anlaşıyor ise de; faturalardaki malların teslimine ilişkin irsaliye faturası veya davalının imzasını taşıyan her hangi bir teslim belgesinin davacı tarafça ibraz edilmediği, davaya konu faturalardaki malların maddi olarak davalıya teslimine ilişkin davacının teslim iddiaları ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki birleşen dosya davalısı ........' in usulüne uygun tutulan defterlerinde de söz konusu faturalar kayıtlı değildir. Açıklanan nedenlerle birleşen dava yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ana dosya yönünden yapılan değerlendirmede ise; taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesinin 9. ve 10. maddelerinde tek satıcı olan davacının satış bölgesinde davalı üretici firmanın davacıyı dışarıda bırakarak satış yapması halinde 500.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış olup; davalı üretici şirket vekili tarafından bu hükmün sözleşme ayakta iken geçerli olduğu, sözleşmenin davacının eylem ve borçlarını zamanında ödememesi nedeniyle müvekkili tarafından haklı nedenlerle dayanılarak feshedildiği ileri sürülmüş ise de, cezai şartın istenmesi için sözleşmede her hangi bir süre ön görülmediği gibi sözleşmenin 9. ve 10. maddelerinde belirtilen hal dışında herhangi bir şarta da bağlanmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket TTK hükümleri gereğince tacir olup TTK 18. maddesi gereğince işlem ve eylemlerinde basiretli davranmak zorundadır. Hukuk sistemimizde "sözleşmenin tarafların kanunu ilkesi" geçerli olduğundan açıklanan nedenlerle davalı tarafın bu itirazlarına mahkememizce nazara alınmamıştır. Davalı ve dava dışı 3. kişi ........' ın (Mega Veterinerlik) defter ve kayıtlarından ise sözleşme süresi içinde davalı üretici firmanın sözleşmenin 9 ve 10. Maddelerine aykırı olarak davacıyı dışarıda bırakmak suretiyle satış yapıldığı ispatlanmış bulunmaktadır. Ayrıca davalı tarafça davacı firmanın fatura borçlarını ödemediği için sözleşmenin haklı olarak feshedildiğine ilişkin iddiaları da mahkememizin birleşen ... Esas sayılı dosyasında ispatlanamamıştır. Davalı vekilince sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının davalı şirketin ticari faaliyetlerini sekteye düşüreceği ve davalı şirketin mahvına neden olacağı ileri sürülerek indirim yapılması talep edilmiştir. Mahkememizce toplanan deliller özellikle davalı üretici firmanın defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi rapor ve ek raporlara göre sözleşmede kararlaştırılan 500.000,00 TL'lik cezai şartın miktar olarak sözleşmenin düzenlendiği tarih nazara alındığında davalı şirketin ekonomik durumunu zor durumda bırakacağı kanaatine varılmıştır. Borçlar Kanunu 182/son maddesi ve Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarına göre; cezai şart miktarı değerlendirilirken tacirin toplam sermaye miktarı, ekonomik durumu, tarafların kusurları, alacaklının borcun ifası halinde elde edeceği menfaat ile borcun ifa edilmemesi sonucu oluşacak zararın nazara alınması gerekmekte olup; TTK 18/2. maddesi, davalı tarafın sözleşmenin feshindeki haklılık durumunu ispatlamayamamış olması nedenleriyle fahiş cezadan hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilerek, davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL cezai şartın talep gibi dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 19. HD 05/06/2013 Tarih 2013/7637 E, 2013/10470 K., Yargıtay 3. HD 05/02/2013 Tarih ve 2012/18720 E, 2013/1653 K, Yargıtay HGK 02/10/2002 tarih 2002/9-596 E, 2002/662 K. sayılı ilamları)" gerekçesiyle mahkemenin işbu ... Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak; ana davanın TBK 182/SON maddesi nazara alınarak kısmen kabulü ile; 100.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, mahkememiz işbu dosyası ile birleşen yine mahkemenin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 02/02/2024 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 01/07/2022 tarihli kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 02/02/2024 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Davalı- birleşen davada davacının birleşen davaya yönelik istinaf talebi incelendiğinde; Birleşen dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, birleşen dava davalısı takibe konu edilen 23/10/2018 tarihli faturadaki malların kendisine teslim edilmediğini savunmaktadır. İlk derece mahkemesince davaya konu faturadaki malların maddi olarak birleşen dava davalısına teslimine ilişkin birleşen dava davacısının teslim iddialarını ispatlayamadığı kabul edilerek birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de ........ Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen 12/11/2019 havale tarihli cevabi yazıda birleşen dava davalısının işyerinde yapılan denetim neticesine ilişkin belgeler gönderilmiş olup, gönderilen belgeler arasında birleşen davaya konu fatura suretinin de bulunduğu, bu fatura suretinin birleşen dava davalısı tarafından denetim esnasında sağlık müdürlüğü yetkililerine verildiği, ayrıca bu faturada bulunan 5lt. ........ ürününden de sağlık müdürlüğü yetkilileri tarafından birleşen dava davalısının işyerinden numune alındığı, numune alma tutanağının da gönderildiği görülmüştür. ........ tarafından mahkemeye gönderilen belgeler dikkate alındığında birleşen dava davacısı birleşen davaya konu faturadaki mallarının birleşen dava davalısına teslim edildiğini ispatlamıştır. Ancak birleşen dava davacısının birleşen dava davalısına Ankara ....Noterliği kanalı gönderdiği 22/01/2019 tarihli ihtarname ile ihtarnamede belirtilen ürünlerin Sağlık Bakanlığı talimatı nedeniyle iade alınacağını ve bu ürünlerin iade edilmesini bildirdiğinden birleşen davaya konu faturadaki malların birleşen dava davacısına iade edilip edilmediği, bir kısmı iade edilmiş ise ne kadar kısmının iade edildiği konularında deliller değerlendirilerek birleşen davayla ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile birleşen davayla ilgili yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından birleşen dava davacısının birleşen davaya yönelik istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre tarafların asıl davaya yönelik istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 02/10/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalı aleyhine açılan ana davada taraflar arasında düzenlenen 17/07/2018 tarihli distribütörlük sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız yere feshedildiği ileri sürülerek, sözleşmenin 9. ve 10. maddeleri gereğince 500.000,00 TL lik cezai şartın davalıdan tahsili talep edilmiş olup; esasen taraflar arasında davalı şirketin ürettiği tarım ilaçları ve solüsyonlarının satış ve dağıtımı hususunda tek bayilik (distribütörlük) sözleşmesi düzenlediği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf davalı şirketin sözleşmeyi haksız olarak feshedip feshetmediği, davalının sözleşmenin 9. maddesini ihlal edip etmediği ve davacının varsa sözleşmenin 10. maddesi gereğince talep edebileceği tazminat miktarından BK 182/son maddesi gereğince indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Dosyamızla birleşen mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında ise; davacı vekilince davalı borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 40.000,00 TL üzerinden iptali, takibin devamı ve %20 tazminat talep edilmiş olup; birleşen dosyadaki uyuşmazlık ise; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle faturadan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı varsa miktarı ile, takibe konu malların davalı savunmaları doğrultusunda davalıya teslim edilip edilmediği ve bu malların davacıya tekrar iade edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesine göre; ana dosya davacısı ........ (........)' in Konya, Ankara, Çorum, Samsun, Ordu, Antalya, Bolu, düzce, Karaman, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Afyon, Kırıkkale, Burdur, Isparta, Hatay, Gaziantep, Adana, Mersin, Sivas, Erzurum, Van, Amasya, Uşak, Aksaray, Kırşehir illerinden sorumlu olup; bu illerde gelen siparişler distribütör firma üzerinden yapılması ve yine sözleşmenin 10. Maddesinde de bahsi geçen illerde sözleşmede adı geçen tüm ürünlerin satışının davacı ........ (........) tarafından yapılacağı, üretici firmanın bu illere satış yapamayacağı, ........ haricinde belirlenen illerde yapılan satışlar tespit edildiği durumda, üretici firmanın distribütöre 500.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Ana davada ve birleşen davada ispat yükü MK 6 ve HMK 190. maddeleri gereğince davaların davacılarındadır. Bu nedenle birleşen dosya davacısının açtığı itirazın iptali davasında takibe ve davaya konu faturalardaki malların (zirai ilaçların) davalıya teslim ettiğini, borcun davalı tarafça ödenmediğini ve takip miktarınca muaccel bir alacağın bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Mahkememizce toplanan deliller ........ Şirketlerinden gönderilen yazı cevapları ile ........ Müdürlüğünden gelen müzekkere cevapları ile takibe konu faturaların birleşen dosya alacaklısı ........' e teslim edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Konya Bölge Adliyesi 6. Hukuk Dairesinin kesin kararında tespit edildiği ve ........ Müdürlüğünce Mahkememize gönderilen belgeler dikkate alındığında birleşen davaya konu faturadaki malların birleşen dosya davalısına teslim edildiği, bu mallara ilişkin olarak ........ Müdürlüğü elamanlarınca birleşen dosya davalısının iş yerinde yapılan denetim sırasında numune alındığı anlaşılmakla, gelinen aşamada malların teslimine ilişkin dosyada herhangi bir ispat sorununun kalmadığının kabulü gerekmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı sonrasında birleşen dosya davalısı vekilince 13.03.2024 tarihli duruşmadaki sözlü beyanları ve dosyaya ibraz edilen 21.03.2024 tarihli yazılı beyanlarla faturadaki malların ruhsatsız olması ve il sağlık müdürlüğünce satışına izin verilmemesi nedeniyle birleşen dosya davacısına iade edildiği bildirildiğinden; birleşen dosya davalı vekiline savunmaları doğrultusunda iade faturalarını sunmak üzere kesin mehil verilmiş , ibraz edilen belgelerle birlikte dosyamız yeniden SMMM bilirkişisine teslim edilerek tekrar bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile birleşen dosya davalısı vekilince ibraz edilen 26.12.2019 tarihli iki adet iade faturasındaki ürünlerin davamıza konu 23.10.2018 tarihli ... numaralı faturadaki ürünler olmayıp,23.10.2019 tarihli ... numaralı faturadaki bir kısım ürünler olduğu ve iade faturalarına konu ürünlerin teslimine ilişkin karşı tarafın imzasının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamıyla birleşen dosya davalısı tarafından iade iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olup; birleşen dosya davalısı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığından birleşen dosya davacısının davasının dava dilekçesindeki 40.000,00 TL lik talebiyle bağlı kalınarak kabulüne ve hükmedilen alacak üzerinden % 20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Ana dosya yönünden yapılan değerlendirmede ise; taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesinin 9. ve 10. maddelerinde tek satıcı olan davacının satış bölgesinde davalı üretici firmanın davacıyı dışarıda bırakarak satış yapması halinde 500.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış olup; davalı üretici şirket vekili tarafından bu hükmün sözleşme ayakta iken geçerli olduğu, sözleşmenin davacının eylem ve borçlarını zamanında ödememesi nedeniyle müvekkili tarafından haklı nedenlerle dayanılarak feshedildiği ileri sürülmüş ise de, cezai şartın istenmesi için sözleşmede her hangi bir süre ön görülmediği gibi sözleşmenin 9. ve 10. maddelerinde belirtilen hal dışında herhangi bir şarta da bağlanmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket TTK hükümleri gereğince tacir olup TTK 18. maddesi gereğince işlem ve eylemlerinde basiretli davranmak zorundadır. Hukuk sistemimizde "sözleşmenin tarafların kanunu ilkesi" geçerli olduğundan açıklanan nedenlerle davalı tarafın bu itirazlarına mahkememizce nazara alınmamıştır. Davalı ve dava dışı 3. kişi ........' ın (Mega Veterinerlik) defter ve kayıtlarından ise sözleşme süresi içinde davalı üretici firmanın sözleşmenin 9 ve 10. Maddelerine aykırı olarak davacıyı dışarıda bırakmak suretiyle satış yapıldığı ispatlanmış bulunmaktadır. Ayrıca davalı tarafça davacı firmanın fatura borçlarını ödemediği için sözleşmenin haklı olarak feshedildiğine ilişkin iddiaları da mahkememizin birleşen ... Esas sayılı dosyasında ispatlanamamıştır. Davalı vekilince sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının davalı şirketin ticari faaliyetlerini sekteye düşüreceği ve davalı şirketin mahvına neden olacağı ileri sürülerek indirim yapılması talep edilmiştir. Mahkememizce toplanan deliller özellikle davalı üretici firmanın defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi rapor ve ek raporlara göre sözleşmede kararlaştırılan 500.000,00 TL'lik cezai şartın miktar olarak sözleşmenin düzenlendiği tarih nazara alındığında davalı şirketin ekonomik durumunu zor durumda bırakacağı kanaatine varılmıştır. Borçlar Kanunu 182/son maddesi ve Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarına göre; cezai şart miktarı değerlendirilirken tacirin toplam sermaye miktarı, ekonomik durumu, tarafların kusurları, alacaklının borcun ifası halinde elde edeceği menfaat ile borcun ifa edilmemesi sonucu oluşacak zararın nazara alınması gerekmekte olup; TTK 18/2. maddesi, davalı tarafın sözleşmenin feshindeki haklılık durumunu ispatlamayamamış olması nedenleriyle fahiş cezadan hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilerek, davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL cezai şartın talep gibi dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 19. HD 05/06/2013 Tarih 2013/7637 E, 2013/10470 K., Yargıtay 3. HD 05/02/2013 Tarih ve 2012/18720 E, 2013/1653 K, Yargıtay HGK 02/10/2002 tarih 2002/9-596 E, 2002/662 K. sayılı ilamları)..." gerekçesiyle, ana davanın TBK 182/son maddesi nazara alınarak kısmen kabulü ile; 100.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, takdiri indirim nedeniyle red edilen kısım yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne, davalı borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın dava dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınarak 40.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip tarihi itibari ile yıllık işleyecek %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, kabul edilen 40.0000,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 8.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı - birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında distribütörlük anlaşmasından kaynaklanan alacak davası bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan distribütörlük anlaşmasının varlığının tartışmasız olduğunu, bu sözleşmenin 9. maddesi sözleşmenin uygulandığı ve kapsadığı bölgeleri tanımladığını, 10. madde ise ihlal durumunda ihlal edenin ödeyeceği cezai şart miktarını belirlediğini, sözleşme yürürlükte iken, sözleşmenin davalı şirket tarafından ihlal edildiğini, şirket bu ihlalin taraflarınca öğrendiği anda noter ihtarnameleri ile sözleşmeyi fesh ettiğini beyan ettiğini, oysa sözleşmede fesih gerekçeleri yazılmamış ve şirketin hiç bir haklı sebebi yokken sözleşmeyi fesh ettiğinin anlaşıldığını, şirketin sözleşmeyi ihlal ettiği ve sözleşmede belirlenen cezai şartı ödemesi gerektiğinin kanıtlandığını ancak şirket belirlenen cezai şartın ödenmesi halinde mağdur olacağından bahisle cezai şart miktarında indirim yapılmasını talep ettiğini, bu taleplerinde haklı olmadıklarını, çünkü öncelikle bu sözleşme yapılırken güçlü olan tarafın davalı şirket olduğunu, sözleşme hükümlerinin ve cezai şart miktarlarını şirket belirlediğini, şirket kayıtlarında yapılan incelemelerde şirketin tüm Türkiye çapında ticaret yaptığı, haşere ilaçlama ürünleri imalatçısı olduğunun görüldüğünü, 2020 yılı aktif toplamının 4.397.874,06 olduğunun anlaşıldığını, bu kapasitede çalışan şirketin belirlenen cezai şartı ödeyebileceğinin açık olduğunu, şirketin kendi kusuruna dayanarak hak ve indirim talep etmesinin doğru olmadığını, mahkemece davalı şirketin indirim taleplerinin reddine karar vermesi gerekirken çok yüksek oranda indirim yapmasının isabetli olmadığını, karşı dava yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığını, davacının 23.10.2018 tarih ve ... numaralı fatura ile bir kısım ürünlerin satışının yapıldığı ve fatura miktarının davalı tarafından ödenmediği iddia etmişse de incelenen taraf defter ve belgelerde iddia olunan faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının anlaşıldığını, gönderildiği iddia olunan ürünlerin müvekkili veya çalışanına teslim edildiğine ilişkin hiç bir kayıt veya belge bulunmadığını, ... numaralı fatura ile satışı yapıldığı iddia edilen antipaulum ... isimli ilacın müvekkiline teslim edilmediğini, davacı şirket yetkilileri faturada belirtilen ürünlerden birer koli numuneyi yanlarında getirerek müvekkiline teslim ettiklerini ve ürün tanıtımı yaptıklarını, ........ Müdürlüğü ekiplerinin tespit ettiği ürünlerin bu numune ürünler olup, faturaya konu ürünler olmadığını, sağlık müdürlüğü ekiplerinin tespit ettiği ürünler ile faturaya konu ürünlerin miktar olarak örtüşmediğini, müvekkilinin incelenen ticari defterlerinde de faturaya konu ürünlerin satışının olmadığının tespit edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı - birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme şartlarının ve kendisine gönderilen ürünlerinin bedelinin ödenmemesi yani davacı/karşı davalı tarafından yerine getirilmediğini, şartlarını yerine getirmediği gibi, satın aldığı faturası kesilmiş ürünlerin bedelini de ödemediğini, bunun üzerine, müvekkili şirket tarafından Mustafakemalpaşa .... Noterliğinin 12.11.2018 tarih, ... yevmiyeli ihtarı ile haklı sebeple sözleşmenin feshedildiğini, bu haklı fesih ile taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin ortadan kalktığını, müvekkili firma tarafından sözleşme feshedilene kadar sözleşmenin feshine ilişkin hiçbir irade ve beyanı bulunmayan davalı/karşı davacı firma ne olduysa sözleşmenin feshinden sonra hiçbir hukuki içeriği ve gerçekliği bulunmayan bir ihtarname gönderdiğini, davacı/karşı davalı firma tarafından sözleşme gereği üstlendiği yükümlülüklerin açıkça çiğnenmesi, edimlerini yerine getirmemesi, müvekkili firmadan alınan ürünlere ilişkin bedellerin ödenmemesi, 45.429,55 TL tutarlı bakiye borcun kapatılmaması gibi birçok hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı davranışları nedeniyle müvekkili firma tarafından sözleşme haklı sebeple feshedilene kadar hiçbir fesih girişimi ve iradesi göstermediğini, müvekkili haklı nedenlerle sözleşmeyi feshettiğinde bir anda müvekkili firmaya hiçbir hukuki gerçeklerle bağdaşmayan ihtarname gönderdiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, istinaf bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda davanın kabulüne karar verilmesine rağmen karşı taraf lehine müvekkili firmayı cezai şart ödemeye mahkum edildiğini, bu hususun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin gönderdiği ürünlerin ücretini alamayarak zaten zarara uğradığını, üstelik ücretini dahi almadığı ürünlerden dolayı cezai şart ödemeye mahkum edildiğini, bu hususun hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde bir kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece müvekkili aleyhine talepten daha düşük cezai şarta hükmolunmasına rağmen, reddedilen kısım yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmolunmadığını, bu hususun açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi, mahkemenin gerekçesinin de hukuki mesnetten açıkça yoksun olduğunu, aynı gerekçeyle o halde hiçbir davada reddedilen kısım yönünden vekalet ücretine hükmolunamaması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden ve müvekkili aleyhine hükmedilen cezai şart yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava; sözleşmeden kaynaklanan cezai şart istemine, birleşen dava ise faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Birleşen dava davalısının birleşen davaya yönelik istinaf talebi incelendiğinde; Dairemiz kaldırma kararında belirtildiği üzere birleşen dava davacısının birleşen davaya konu faturadaki malların birleşen dava davalısına teslim edildiğini ispatladığı, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada birleşen dava davalısının, birleşen davaya konu faturadaki malları birleşen dava davacısına iade ettiğini ispatlayamadığı, bu sebeple birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından birleşen dava davalısının birleşen davaya yönelik istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Tarafların asıl davaya yönelik istinaf talepleri incelendiğinde ise; taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesinin 9. ve 10. maddelerinde tek satıcı olan davacının satış bölgesinde davalı üretici firmanın davacıyı dışarıda bırakarak satış yapması halinde 500.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış olup, davalının sözleşmenin geçerli olduğu dönemde 29/10/2018 tarihli 774,08 TL bedelli fatura ile sözleşmede yazılı iller arasında olan Antalya İlinde bulunan dava dışı ........'a davacıyı dışarıda bırakarak doğrudan sözleşmede belirtilen ürünlerden satış yaptığı, bu durumda davacının cezai şarta hak kazandığı, somut olayda cezai şarta hak kazanabilmek için sözleşmenin daha sonradan davalı tarafından feshedilmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının önem arz etmediği bu sebeple davacı lehine cezai şarta hükmedilmesinin yerinde olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu fahiş olduğu iddiasıyla sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez ise de, sözleşmeyle kararlaştırılan cezai şartın borçlunun ekonomik yönden mahvına sebep olabilecek miktarda yüksek olduğunun belirlenmesi halinde mahkemenin uygun bir indirime karar verebileceği, alınan bilirkişi kurulu raporuna göre 500.000,00 TL cezai şartın davalı şirketin iktisaden mahvına sebep olacağının anlaşıldığı, buna göre mahkemece cezai şartta indirim yapılmasında ve yapılan indirim miktarında bir isabetsizlik olmadığı, cezai şarttan mahkemece takdiri indirim yapılması nedeniyle red edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde davalı tarafın sözleşmenin feshindeki haklılık durumunu ispatlayamadığına yer verilmesinin sonuca etkili olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından tarafların asıl davaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin de HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, sonuçta tarafların istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl davada alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının asıl dava davacısından tahsili ile hazineye irad kaydına, 3- Asıl davada alınması gereken 6.831,00 TL harçtan, peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL karar ve ilam harcının asıl dava davalısından tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Birleşen davada alınması gereken 2.732,40 TL harçtan, peşin alınan 683,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30 TL karar ve ilam harcının birleşen dava davalısından tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, 8-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

.....

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.