Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2026/822 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2026/822
2026/918
27 Nisan 2026
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 27/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/01/2026 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 27/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 28/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ........'na ait ........ plaka sayılı araçta ön yolcu koltuğunda iken 10.03.2024 günü Seydişehir İlçesi ........ Mahallesi ........ Caddesi adresinde seyir halinde iken müvekkilinin bulunduğu aracın ........ Sokak kavşağına gelip U dönüşü yapmak için sola manevra yaptığı esnada, aynı caddede karşı istikamette davalı ........'nun sevk ve idaresindeki ........ plakalı sayılı aracın ön farları kapalı halde ön kısımları ile ........'na ait aracın sağ ön çamurluk kısmına çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, mezkur kazada müvekkilinin bulunduğu araç sürücüsüne atfedilebilecek herhangi bir kusuru bulunmadığını, ........ plakalı aracın sürücüsü ve maliki davalı ........'nun asli ve tam kusurlu hareketleri ile kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, müvekkilinin kaza neticesinde ağır şekilde yaralandığını, evde el işi yaparak geçimini sağladığını, ancak kaza sonrasında 45 yaşında hiçbir şekilde çalışamaz hale geldiğini, mağdur durumda olduğunu, kaza nedeniyle de acı ve ızdırap çektiğini, davalı sigorta şirketinin ........ plakalı aracın sigorta şirketi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin zararlarına ilişkin olarak karar kesinleşinceye kadar davalıya ait tüm araç ve gayrimenkullerine ihtiyati haciz konulmasını, müvekkilinin geçici iş göremezlik zararını, sürekli iş göremezlik zararını, tedavi giderleri zararını, bakıcı giderleri zararını davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, manevi zararlarını ise davalı ........'dan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davalı ........'ya ait ........ plakalı aracın müvekkili nezdinde ........ no.lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacının kaza sebebi ile geçici ve kalıcı bir arazlarının ve özürlülük durumunun mevcut olmadığını, davacının oluşan sakatlığın gerçekleşen trafik kazası ile illiyet bağının bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının dava konusu kazada araçta yolcu konumunda olduğunu, koruyucu ekipmanlarını kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, somut olayda mütefarik kusur ve hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle davacının davasının esastan reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........'ya dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliği edildiği, davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur ve maluliyet bilirkişi raporları ile birlikte davacı vekilinin 17/12/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi de nazara alınarak; Davacının taleple bağlı kalınarak; davacının geçici iş göremezlik dönemine ilişkin oluşan zararlarına dair 51.006,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 4.000,00 TL ve bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 20.002,50 TL'nin davalı ........'den kaza tarihi olan 10.03.2024, sigorta şirketinden 23.03.2024 temerrüt tarihinden itibaren (sigorta firması yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56. maddesi; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmünü amirdir. TBK 56. madesine göre bir olaydan zarar gören kişinin çektiği acıları bir nebze olsun azaltmak veya bozulan ruhsal dengesi yeniden düzelmesi için zarar veren kişiden bir miktar ücreti talep edebileceğini düzenlenmiş olup; kanun koyucu manevi tazminatın miktarını tayin etme hakkını hakimin takdirine bırakmıştır. Hükmedilecek miktar uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifleticek nitelikte olmalıdır. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusurları da gözetilmesi gerekmektedir. Davacının manevi tazminat taleplerinin ispatına yönelik olarak mahkememizce yargılamaya esas alınan maluliyet raporları ve kusur raporuna göre, davacı manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 80.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........'den kaza tarihi olan 10.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı Kanunun "Yargılama Giderlerinden Sorumluluk" başlıklı 326/2 maddesinde yer alan düzenleme 14/03/2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan T.C. Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı ilamı ile "manevi tazminat davaları yönünden" Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmiş lakin yasal düzenleme için iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği anlaşılmıştır. T.C. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi 6100 Sayılı Kanunun 326/2 maddesinde yer alan hükmün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığa dayanmaktadır. Bu aşamada karar tarihi de nazara alındığında kanun koyucunun henüz bu hususta düzenleme yapmamış olması, mevcut düzenlemenin normlar hiyerarşisinin en üstünde bulunan Anayasa'ya aykırılığının T.C. Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibi ve hukuk devleti ilkesine de nazara alındığında takdiri Mahkeme hakimine bırakılan bir hususta reddedilen kısım yönüyle davacı aleyhine yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücreti hükmedilmesinin davacıya hak ihlali olduğu sabit olan bir hususta "Bireysel Başvuru" yoluyla Anayasa Mahkemesine müracaat etmek durumunda bırakılmasına yol açacağı, bu durumun 6100 Sayılı Kanunun 27/1 maddesinde yer alan "Hukuki Dinlenilme" ile adı geçen kanunun 30/1 maddesinde yer alan "Usul Ekonomisi İlkesine" aykırı olacağına kanaat edilmekle manevi tazminatın reddolunan kısmı açısından davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir.(Emsal için bkz. T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 21/03/2025 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı, T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 18/11/2025 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı, T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 30/10/2025 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı)" şeklinde Davacının taleple bağlı kalınarak; davacının geçici iş göremezlik dönemine ilişkin oluşan zararlarına dair 51.006,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 4.000,00 TL ve bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 20.002,50 TL'nin davalı ........'den kaza tarihi olan 10.03.2024, sigorta şirketinden 23.03.2024 temerrüt tarihinden itibaren (sigorta firması yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlikten kaynaklı zararlara ilişkin taleplerin reddine, davacı manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 80.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........'den kaza tarihi olan 10.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin, davacıya ödenmesi talep edilen tazminat miktarından sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik ile tedavi ve bakıcı giderlerinin sağlık gideri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ZMSS Genel Şartları gereğince bu kalemlerden SGK’nın sorumlu bulunduğunu, iyileşme süresinin raporda belirtildiği şekilde 3 ay değil en fazla 2 ay olması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin sigorta şirketi sorumluluğunun bulunmadığını, kusur yönünden sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur verilmesinin hatalı olduğunu ve karşı araç sürücüsünün de en az %60 asli kusurlu bulunduğunu, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, aktüer hesapta hastanede geçen günlerin bakım süresinden düşülmesi gerekirken bunun yapılmadığını, bakıcı tutulduğunun belgelenmemesi sebebiyle hesaplamada asgari net ücretin esas alınması gerektiğini, brüt ücret üzerinden yapılan hesabın hatalı olduğunu, davacının emniyet kemeri ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanmasının zorunlu bulunduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve istinaf incelemesi sonucunda talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Kusura itiraz Kusur tespiti için mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup, 02/09/2025 tarihli raporda neticeten; ........ plakalı araç sürücüsü davalı ........'nun kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsü dava dışı ........'nun kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ile uyumlu Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir kusur bilirkişi raporu mahkemece yargılamaya esas alınması doğrudur Davalı sigorta vekilinin kabul edilen Geçici iş göremezliğin,tedavi ve bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR Bu halde davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bakıcı giderlerinin istenemeyeceğine ve hesaplamanın yanlış olduğuna ilişkin istinaf itirazları yönünden; Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen BK'nın 46. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Davalı vekili bakıcı giderine hükmedilebilmesi için maluliyetin gerektiğini belirtmiş ise de bu durumun hakkaniyet kurallarına aykırı niteliktedir. Şöyle ki kaza sonucu davacıda alınan raporda iyileşme sürecinin 1 ay ve bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşması açıktır. İDM tarafından maluliyetin belirlenmesi için rapor alınmış olup,sunulan 3 aylık geçici iş göremezlik süresinde %100 malul kabul edilerek bakıcı giderine hükmedilmesinde bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşmasının açık olmasına ve raporunun dosya kapsamına uygun olunmasına göre Davalı sigorta vekilinin buna ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir. Öte yandan yargıtay uygulamasına göre, bu tür hesaplamalarda, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerektiğine yönelik içtihatlarının kökleşmiş olduğu, Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamasına göre, davacının gerçek zararından, varsayıma dayalı hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmasına göre buna yönelen itirazlar da yersizdir BU HALDE Maluliyet tespiti için dosya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp ABD Başkanlığına gönderilmiş ve düzenlenen 25/09/2025 tarihli raporda neticeten; davacı ........'un 1979 doğumlu olup, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre; kişide meydana gelen arızanın kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) mahiyetinde olmadığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre; kişide meydana gelen arızanın tüm vücut fonksiyon kaybına( sürekli iş göremezlik, kalıcı maluliyet, raporun geçerlilik süresi=süresiz) neden olmadığı, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceği, SGK kapsamı dışında kalan 4.000,00 TL tedavi gideri olduğu, 1 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağı tespit edilmiştir. Kaza tarihinde brüt asgari ücretin 20.002,50 TL, net asgari ücretin ise 17.002,12 TL olması hususu dikkate alındığında; davacı için geçici iş göremezlik süresinin bilirkişi raporunda 3 ay olduğu tespit edilmekle (17.002,12x3=)51.006,36 TL, bakıcıya ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu tespit edilmekle (20.002,50x1=)20.002,50 TL, tedavi giderlerinin ise 4.000,00 TL olduğu tespit edilmekle davacı vekilinin bu miktarlar çerçevesinde tazminat talep edilebileceği tespit edilmesi yerindedir Davalı vekilinin olayda müterafik kusur bulunduğu kemer kullanmama nedeniyle indirim yapılması gerektiği istinafı 6098 sayılı Borçlar Kanun’un, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kemerin takılı olup olmadığı belirsiz işaretlenmiştir. Davacının kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından,aslolan kemerin takılması olup ,bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davalı ........ AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 1-Davalı tarafından alınması gereken 5.123,83 TL harçtan peşin alınan 1.280,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.842,87 TL harcın davalı ........ AŞ.den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 2-Davalı ........ AŞ tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.28/04/2026 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.