SoorglaÜcretsiz Dene

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2026/702 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2026/702

Karar No

2026/948

Karar Tarihi

28 Nisan 2026

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 28/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALILAR : 1- ...... VEKİLİ : Av... 2- ...... VEKİLİ : Av... 3- ...... VEKİLLERİ : Av...Av... Av... Av... DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 28/12/2023 tarihli dilekçesiyle; davalılardan ......'a ait olup, kaza sırasında davalı ......'un sevk ve idaresindeki, ZMMS poliçesi de davalılardan ...... A.Ş. tarafından düzenlenen ...... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın, 12/07/2023 tarihinde trafik kazası yapması sonucu, davacının yaralandığını, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına ve bakıcı gideri zararına uğradığını, ayrıca bu olay nedeniyle büyük bir acı ve üzüntü de yaşadığını, kusurun davalı tarafta olduğunu beyan ederek, davacının geçici iş göremezlik zararından dolayı 500 TL., sürekli iş görememezlik zararından dolayı 500 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 500 TL. ve bakıcı gideri zararından dolayı 500 TL. olmak üzere toplam 2.000 TL. maddi tazminatın, kaza tarihinden (sigorta şirketi yönünden 11/08/2023 müracaat tarihinden) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ayrıca, 200.000 TL. manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ...... ve ......'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılardan ...... A.Ş., öncelikle 2918 s. KTK.'nin 97. maddesi gereğince dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş, davalılardan ......, öncelikle yetki, görev ve zamanaşımı itirazında bulunmuş ayrıca, davalıların tamamı davanın esastan da reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Konya BAM 3. HD.'nin 13/05/2025 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal kararına göre, "haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir." Ancak, Yargıtay 4. HD'nin (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair) 30/05/2024 gün ve 2024/3323 E. 2024/5474 K. sayılı kararında, "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE" karar verilmiştir. Yargıtay 4. HD'nin yukarıda yazılı emsal ve istikrar kazanmış içtihadı gereğince, ihtilaflara kazanın meydana geldiği tarihteki ilgili maluliyet yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle Konya BAM 3. HD'nin uygulaması benimsenmemiştir. Davaya konu trafik kazası 12/07/2023 tarihinde meydana gelmiş olduğundan, yukarıda yazılı Yargıtay 4. HD'nin kararı gereğince dava konusu ihtilafa Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Terditli hazırlanan ve dosya kapsamına uygun görülerek Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan kısmı hükme esas alınan Meram Tıp Fakültesi bilirkişi heyetinin 01/07/2024 tarihli raporuna göre; davacının geçici işgöremezlik süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacının 4 ay, sürekli işgücü kaybı oranının %37 olduğu ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin de 18.000 TL. olduğu kabul edilmiştir. Tazminat hesabı yönünden yapılan değerlendirmede ise; Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda da 2918 s. KTK'da ve 6098 s. TBK'da açık bir düzenleme bulunmadığından, bu kapsamda yapılacak hesaplama yönteminin de yüksek yargı kararlarıyla yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Konya BAM 3. HD.'nin 27/03/2025 gün ve 2025/425 E. 2025/508 K. sayılı emsal kararına göre, "Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi gerekir." Ancak Yargıtay HGK’nun 06.12.2022 gün ve 2021/3-575 E. 2022/1660 K. sayılı emsal içtihadına göre ise, "Ülkemizde uzun yıllar 1931 tarihli PMF (Population Mesculine et Fèminine) adı verilen Fransa nüfus verisinden oluşturulan ve cinsiyet ayrımı olmayan Fransız Yaşam Tablosu kullanılmışken daha sonra Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” kadın ve erkekler için ayrı ayrı hazırlanmıştır. Yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki; PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir. TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02 erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Hukuk Genel Kurulunda da hangi yaşam tablosunun esas alınması gerektiği yönündeki uyuşmazlık tartışılmış ve gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, 2017/(21)10-1179 E., 2021/1563 K. ve 21.12.2021 tarihli 2018/10-1027 E., 2021/1708 K. sayılı kararları)" Bu nedenle uygulama birliğinin sağlanması ve adalete olan güvenin korunması, farklı yerlerdeki zarar gören kişilerin farklı yaşam tablosu uygulamalarına maruz kalmalarının önlenmesi gibi sebepler ve hakkaniyet düşüncesiyle, daha güncel de olan TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının daha uygun olacağı sonucuna varılmış, Konya BAM 3. HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanmasına yönelik görüşü benimsenmemiştir. Tazminat bilirkişisinin (terditli hazırlanmakla birlikte) güncel asgari ücret oranları ile TRH 2010 yaşam tablosu ve Mahkememizce kabul edilen maluliyet ve kusur oranlarına göre hazırlanan kısmı hükme esas alınan 11/06/2025 tarihli raporuna göre de; davacının geçici işgöremezlik zararının 91.245,15 TL., sürekli iş göremezlik zararının 1.641.132,16 TL., sürekli bakıcı gideri zararının 40.243,50 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının ise 13.500 TL. olduğu belirlenmiştir. Davacı vekili 18/06/2025 tarihli talep artırım dilekçesiyle, maddi tazminata ilişkin taleplerini; geçici iş göremezlik yönünden 91.245 TL., sürekli iş göremezlik yönünden 2.168.733 TL. bakıcı gideri yönünden 40.243 TL. ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri yönünden 13.500 TL. olmak üzere toplam 2.313.721 TL.'ye yükseltmiştir. (Toplam 2.313.721 TL. istenilmesi karşısında geçici, sürekli ve bakıcı giderlerindeki kuruşlar hesaba dahil edilmemiştir.) Davacı tarafından talep artırım dilekçesiyle istenilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri tazminatları yönünden; istenilen tazminatlar hükme esas alınan rapora uygun olduğundan bu zararlar yönünden tazminat talebi kabul edilmiş, davalı sigorta şirketinin de tedavi giderleri teminatını aşmayan bu tazminat kalemlerinin tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafından talep artırım dilekçesiyle istenilen sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ise; istenilen tazminat, TRH 2010 yaşam tablosu ve Erişkinler Hakkındaki Yönetmeliğe Göre Belirlenen ve hükme esas alınan tazminattan (1.641.132,16 TL.) fazla olduğundan, istenilen tazminatın 1.641.132,16 TL.'lik kısmı kabul edilmiş, fazlaya ilişkin kısmı reddedilmiş, sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle geçerli olan ölüm ve sakatlık teminatına göre bu tazminatın 1.200.000 TL.'lik kısmından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise ; Kazanın meydana geldiği tarih, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur durumu, istenilen manevi tazminatın miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile manevi tazminatın amacı birlikte değerlendirilerek davacının manevi tazminat davasının tamamen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde maddi ve manevi tazminat taleplerine kaza tarihinden itibaren, sigorta şirket yönünden ise başvuru dilekçesi tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini istemiş ise de; davalılardan sürücü ve işletenin sorumluluğu haksız fiile dayandığından, davalılardan sürücü ve işleten yönünden talep gibi kaza tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği, davacının sigorta şirketine 11/08/2023 tarihinde başvurması, dilekçenin sigorta şirketine 14/08/2023 tarihinde tebliğ edilmesi, 2918 s. KTK.'nin 99/1. maddesi gereğince sigorta şirketinin 8 iş günü sonra 25/08/2023 tarihinde temerrüte düşmesi nedeniyle, sigorta şirketi yönünden ise 25/08/2023 tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği kabul edilmiştir. Davalı tarafa ait aracın hususi araç olması nedeniyle faize de avans faizi olarak değil, yasal faiz olarak hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmış, fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz talepleri reddedilmiştir. 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." Yargıtay 4. HD’nin 29/09/2021 gün ve 2021/14429 E. 2021/5729 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." Davalılardan sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince, davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketleri yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen, gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu arabuluculuk giderlerinden davacının sorumlu olduğu düşünülmüş ise de; sigorta şirketleri yönünden dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının gerekip gerekmediği konusunda, uygulamada farklılıklar bulunduğundan ve bu nedenle davacının hem davalı sigorta şirketine ve hem de arabulucuya başvurması makul görüldüğünden, Mahkememizce ihtiyari sayılan ve kural olarak davacıya yükletilmesi gereken arabuluculuk giderlerinin, hakkaniyet ve adalet gereğince tacir olmayan davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında davanın kabul ve ret oranına göre dağıtılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafın talep artırım dilekçesinde sigorta şirketini poliçe limitleriyle sorumlu tutması, sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı sorumluluğa karar verilmesi ve sigorta şirketi yönünden reddedilen bir talep bulunmaması nedeniyle, ihtiyari sayılan arabulucuk giderlerinin tamamından sigorta şirketinin adalet ve hakkaniyet prensipleri gereğince sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile 12/07/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ......'nın yaralanması nedeniyle; geçici iş göremezlik zararı olarak 91.245 TL., bakıcı gideri zararı olarak 40.243 TL. SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararı olarak 13.500 TL. ve Sürekli iş göremezlik zararı olarak 1.641.132,16 TL. olmak üzere toplam 1.786.120,16 TL. maddi tazminatın, kaza tarihi olan 12/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan sigorta şirketinin maddi tazminat yönünden sorumluluğunun, sürekli iş göremezlik zararı yönünden 1.200.000 TL. ölüm ve sakatlık teminatı, diğer maddi tazminat kalemleri yönünden ise 144.988 TL. sağlık giderleri teminatı olmak üzere toplam 1.344.988 TL.'lik teminatla sınırlı olması, faiz yönünden de temerrüt tarihi olan 25/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olması kaydıyla) davalılar ...... A.Ş., ...... ve ......'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat talepleri yönünden 200.000 TL. manevi tazminatın, kaza tarihi olan 12/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...... ve ......'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...... AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet raporuna itirazlarının değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, teminat limitini aşan hesaplamanın hatalı olduğunu, müterafik kusur durumunun dikkate alınarak tazminat hesaplamasının yapılması gerektiğini, davacının sürücü olduğunu ve emniyet kemeri takmadığının anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş göremezlik taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, hükmedilen geçici bakıcı tutarına da itirazlarının bulunduğunu, SGK tarafından başvurana yapılan ödemelerin araştırılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, poliçe tanzim tarihi itibariyle tedavi giderleri taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, faizin hatalı talep edildiğini, müvekkilinin temerrüte düşmediğini beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin maluliyet tespiti ve tazminat hesaplamasına ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyet oranlarının tespitinde trafik kazası tarihi olan 12/07/2023 itibarıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğini, mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davacının geçici işgöremezlik süresi, bakıcı ihtiyacı ve sürekli işgücü kaybı oranları ile tedavi giderlerinin belirlendiğini, tazminat hesaplamasında ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun emsal içtihadı gereğince güncel ve ülkemize özgü verileri içeren TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun esas alınması gerektiğini, mahkemece bu tabloya göre yapılan hesaplamalar sonucu belirlenen tazminat miktarları üzerinden, davacı vekilinin talep artırım dilekçesiyle yükselttiği taleplerden sürekli iş göremezlik tazminatının bir kısmının kabul edilip fazlasının reddedilmesinin ve sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesinin doğru olmadığını, verilen kararın Konya 3. Hukuk Dairesi kararlarıyla uyuşmadığını, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları ile uygulanma imkanının kalmadığını belirterek kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemenin avans faizi yerine yasal faize hükmetmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza yapan aracın "kamyonet" cinsi olup sürücünün beyanıyla ticari faaliyet kapsamında kullanıldığının anlaşıldığını ve bu nedenle avans faizinin uygulanması gerektiğini, Konya BAM 3. İstinaf Mahkemesi'nin kararıyla davalı araç sürücüsünün kusur durumunun değiştiğini, sürücünün "bilinçli taksir" ile kazaya neden olduğunun tespit edildiğini, bu durumun davacı müvekkilinin kazada kusursuz olma ihtimalini yükselttiğini, bu nedenle mevcut kusur raporuna itiraz ederek kararın bu yönden de kaldırılmasını talep ettiklerini, ayrıca reddedilen maddi tazminat kısmı için takdir edilen vekalet ücretinin de yersiz olduğunu ve kaldırılmasını istediklerini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Maluliyete ve hesaplama yöntemine yönelik istinafların değerlendirilmesinde; Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE: % 58 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA :2.168.733,23-TL OLARAK HESAPLANDIĞINI, MAHKEMECE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞE GÖRE: % 37 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA : 1.641.132.16-TL OLARAK HESAPLANIP HÜKÜM ALTINA ALINDIĞINDAN BAHİSLE BU MALULİYET ORANINA VE HESAPLAMAYA İSTİNAF ETMİŞTİR. ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK , Dairemizin 2024/1471 ve 2024/1331 esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli 2025/488 esas 2026/223 karar ve 2025/489 esas ve 2026/224 sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen ,bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle , BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”, - 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”, - 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir. Somut olayda İDM ce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği hükümlerine göreyönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. Bu kapsamda hükme esas alınan maluliyet raporunun HAKSIZ FİİL TARİHİNDE GEÇERLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE düzenlenmelidir. İtiraz edenin TRH 2010 1.8 Teknik Faiz Uygulamasına yönelik itirazı ile ilgili olarak; 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir. TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır. Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir. Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin 2019/3292 E. 2021/1848 K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ile Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15277 esas, 2022/4707 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir. BU HALE GÖRE Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan kısmı hükme esas alınan Meram Tıp Fakültesi bilirkişi heyetinin 01/07/2024 tarihli raporuna göre; davacının geçici işgöremezlik süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacının 4 ay, sürekli işgücü kaybı oranının %37 olduğu ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin de 18.000 TL. olduğu Tazminat bilirkişisinin (terditli hazırlanmakla birlikte) güncel asgari ücret oranları ile TRH 2010 yaşam tablosu ve Mahkemece kabul edilen maluliyet ve kusur oranlarına göre hazırlanan kısmı hükme esas alınan 11/06/2025 tarihli raporuna göre de; davacının geçici işgöremezlik zararının 91.245,15 TL., sürekli iş göremezlik zararının 1.641.132,16 TL., sürekli bakıcı gideri zararının 40.243,50 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının ise 13.500 TL. olduğu belirlenmesi yerindedir.itiraz yersizdir. Davalı sigorta vekilinin kabul edilen, kaçınılmaz tedavi gideri ve geçici iş göremezliğin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR Bu halde davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Davalı vekilinin faiz başlangıcının yanlış belirlendiği istinaf itirazları yönünden, Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Somut olayda davalı sigortaya davadan önce başvuru yapıldığı ve temerrüde düştüğü anlaşılmakla itiraz yersizdir. Hakkaniyet indirimi itirazı İDM tarafından maluliyetin belirlenmesi için rapor alınmış olup,sunulan raporda davacının kaza nedeniyle 9 aylık geçici iş göremezlik süresinde %100 malul kabul edilerek bakıcı giderine hükmedilmesinde bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşmasının açık olmasına ve raporunun dosya kapsamına uygun olunmasına göre Davalı vekilinin buna ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir. Öte yandan Yargıtay uygulamasına göre, bu tür hesaplamalarda, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerektiğine yönelik içtihatlarının kökleşmiş olduğu, Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamasına göre, davacının gerçek zararından, varsayıma dayalı hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmasına göre buna yönelen itirazlar da yersizdir. Kusura itiraz Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan trafik bilirkişisinin 17/03/2025 tarihli raporuna göre; meydana gelen kazada davalı sürücü ......'un %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu, aynı kazaya ilişkin Konya .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28/01/2025 tarihli kusur raporunda da davalı sürücünün asli kusurlu, davacının tali kusurlu olduğu belirlenmiş, raporların birbirini teyit ettiği görülmüş, mahkemece rapor esas alınarak davalı sürücünün %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesi yerindedir.itiraz yersizdir Uygulanan faiz türüne itiraz Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde maddi ve manevi tazminat taleplerine kaza tarihinden itibaren, sigorta şirket yönünden ise başvuru dilekçesi tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini istemiş ise de;Davalı tarafa ait aracın hususi araç olması nedeniyle faize de avans faizi olarak değil, yasal faiz olarak hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılması yerindedir Davalı vekilinin olayda müterafik kusur bulunduğu kemer kullanmama nedeniyle indirim yapılması gerektiği istinafı 6098 sayılı Borçlar Kanun’un, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kemerin takılı olup olmadığı belirsiz işaretlenmiştir. Davacının kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından,aslolan kemerin takılması olup ,bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir. Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davacı vekili ve davalı ...... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekili ile davalı ...... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 1-Davacı tarafından alınan harçlar yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 2-Davalı ...... AŞ tarafından alınması gereken 91.876,13 TL harçtan peşin alınan 22.969,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 68.906,73 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 30/04/2026 ... ... ... ... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.